Avrupa Günü vesilesiyle, yalnızca tarihsel bir barış projesini değil; aynı zamanda insanlığın ortak refah, demokratik iş birliği ve ekonomik entegrasyon temelinde inşa ettiği en kapsamlı girişimlerden birini anıyoruz.
Bugün Avrupa, kritik bir eşikte bulunmaktadır. Küresel düzen; jeopolitik bölünmeler, teknolojik dönüşüm, yapay zekâdaki hızlı ilerleme, enerji dönüşümü, tedarik zincirlerindeki rekabet ve giderek daha kırılgan hale gelen güvenlik ortamı ile yeniden şekillenmektedir. Bu yeni dönemde Avrupa’nın küresel ağırlığı ve rekabet gücü; daha geniş bir vizyon geliştirmesine, daha hızlı karar alabilmesine ve daha güçlü ortaklıklar kurabilmesine bağlıdır. Türkiye ise bu tablonun ayrılmaz bir parçasıdır.
Türkiye, Avrupa Birliği’ne aday ülke, NATO müttefiki ve Avrupa ile ekonomi ile sanayi alanlarında derin entegrasyona sahip stratejik ortak olarak; üretimden lojistiğe, savunmadan enerjiye, teknolojiden finansa, turizmden insan kaynağına kadar pek çok alanda Avrupa’nın çevresinde değil, doğrudan stratejik ekosisteminin merkezinde yer almaktadır.
DEİK/Türkiye-Avrupa İş Konseyleri olarak bu anlayışla, Türkiye-Avrupa ilişkilerinin daha ileriye taşınması için yeniden yapılandırılmış, stratejik ve uzun vadeli bir yaklaşım çerçevesinde kapsamlı bir özel sektör inisiyatifi başlattık. Yılın başından bu yana Avrupa’nın önde gelen gazetelerinde, Avrupa Birliği kurumlarına ve üye ülke liderlerine yönelik açık mektuplar yayımlıyoruz.
Temel mesajımız nettir: Daha güçlü bir Avrupa, Türkiye ile daha derin bir iş birliğini zorunlu kılar. Bu nedenle Türkiye’nin Avrupa perspektifi ve Avrupa Birliği üyelik hedefi, her iki taraf için de stratejik önem taşımaktadır.
Avrupa’nın rekabet gücü; parçalanma, kurumsal yavaşlık ya da jeopolitik belirsizlik üzerine inşa edilemez. Güçlü bir Avrupa; sanayi dayanıklılığı, teknolojik kapasite, güvenli ticaret hatları, çeşitlendirilmiş enerji ortaklıkları, savunma iş birliği, ileri inovasyon ekosistemleri ve bütünleşmeye yönelik daha geniş bir vizyon ile mümkündür.
AB–Türkiye Gümrük Birliği’nin güncellenmesi de bu sürecin en somut ve kritik fırsatlarından biridir. Hizmetler, dijital ekonomi, kamu alımları, tarım, yeşil dönüşüm ve inovasyon alanlarını kapsayacak şekilde genişletilecek bir iş birliği, her iki taraf için de önemli kazanımlar sağlayacak ve Avrupa’nın küresel ekonomik konumunu güçlendirecektir.
Yapay zekâ, ileri teknoloji, savunma sanayi ve küresel etki alanlarında rekabetin hızla derinleştiği bu dönemde, Avrupa Birliği’nin de kendi üretim kapasitesini, inovasyon gücünü, stratejik koordinasyon yeteneğini ve çekim merkezini daha da güçlendirmesi gerekmektedir.
Avrupa, tarih boyunca korku yerine özgüveni, içe kapanma yerine açıklığı ve kısa vadeli tereddütler yerine vizyoner yaklaşımı tercih ettiği dönemlerde ilerleme kaydetmiştir.
Bugünün küresel koşulları, Avrupa’nın yalnızca teknoloji ve sanayi alanlarında değil; aynı zamanda tarihsel kaygıları, geçmiş ihtilafları ve siyasal refleksleri aşarak daha yenilikçi bir bakış açısı geliştirmesini gerekli kılmaktadır. Avrupa’nın küresel rekabet gücü, stratejik özerkliği ve jeopolitik etkisi; iç bütünlüğünü güçlendirmesine ve yakın çevresiyle daha uyumlu, kapsayıcı ve geleceğe dönük ilişkiler kurmasına bağlı olacaktır.
Avrupa Günü’nde dileğimiz; Avrupa’nın geleceğini Türkiye ile birlikte şekillendiren, ortak vizyon geliştiren ve Avrupa idealini gelecek nesiller adına yeniden güçlendiren bir yaklaşımın hâkim olmasıdır. Daha özgüvenli, daha rekabetçi ve daha stratejik bir Avrupa vizyonu temenni ediyoruz.



