Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre; çikolata ve kakaolu ürünler, ayçiçek yağı, bisküvi ve gofret, şekerleme çeşitleri ile makarna ve buğday unu gibi temel gıda ürünlerini kapsayan hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü, 2025 yılında toplam 12,4 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Sektör, değer bazında ihracatını yüzde 3,9 oranında artırdı. Ürün grupları bazında bakıldığında, yaklaşık 1,4 milyar dolarlık ihracat hacmi ve yüzde 47,7’lik artışla çikolata ve kakao bazlı ürünler ilk sırada yer aldı. Ayçiçek yağı ise yüzde 18,9 artış ve 1,1 milyar dolarlık ihracatla ikinci sıraya yükseldi. Buna karşılık makarna ve buğday unu ihracatında sırasıyla yüzde 1,6 ve yüzde 3 oranında düşüş kaydedildi.
2025’te sektörün en fazla ihracat yaptığı ülke olan Irak’a yapılan satışlar 1,7 milyar dolar seviyesinde gerçekleşirken, bu pazarda değer bazında yüzde 18,2’lik bir daralma yaşandı. Buna karşın ABD’ye ihracat yüzde 36,3 artarak 885 milyon doları aşarken, Suriye’ye yapılan ihracat yüzde 35,4’lük yükselişle 700 milyon dolara ulaştı.
“Türkiye kalite ve ürün güvenilirliğinde önemli bir eşiği aştı”
TİM Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı Ahmet Tiryakioğlu, küresel ticareti etkileyen belirsizliklere rağmen sektörün 2025 yılında sergilediği dirençli performansa dikkat çekerek yıl sonu verilerini şu sözlerle değerlendirdi:
“Bitkisel ürünler ihracatının sınırlı daralma yaşadığı bir dönemde hububat sektörünün pozitif ayrışması, sürdürülebilir gelir ve dış ticaret açısından üretim desenindeki dengenin ne denli kritik olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Hububat ve bakliyat gibi temel ürün gruplarının sağladığı süreklilik ve ölçek, gıda sanayinin rekabet gücünü destekleyen önemli bir unsur oldu.
En büyük pazarımız olan Irak’ta yaklaşık 400 milyon dolara karşılık gelen ve yüzde 18,2’ye ulaşan gerilemeye rağmen sektörümüzün yılı yaklaşık yüzde 4’lük ihracat artışıyla kapatması, pazar çeşitlendirme kabiliyetimizin ve dış şoklara uyum yeteneğimizin açık bir göstergesidir. ABD pazarında yakalanan yüzde 36,3’lük artış ise Türkiye’nin kalite standartlarını ve ürün güvenilirliğini daha üst seviyeye taşıdığını net biçimde ortaya koymaktadır. Bu başarıda, yıl boyunca ABD genelinde yürütülen tanıtım faaliyetleri, fuar katılımları ve ticaret heyetleriyle sahada aktif rol alan ihracatçı birliklerimizin katkısı büyüktür. Söz konusu çalışmalar, yalnızca ihracat rakamlarına değil, Türkiye algısına da olumlu yansımıştır.”
“Talep ve fiyatlama davranışlarındaki oynaklık azalıyor”
Gıda sanayinin 2025 yılında yalnızca ihracat performansıyla değil; istihdam yaratma gücü, tedarik zincirine sağladığı katkı ve fiyat istikrarındaki rolüyle de Türkiye ekonomisinin dayanıklılık alanlarından biri olarak öne çıktığını vurgulayan Tiryakioğlu değerlendirmelerini şöyle sürdürdü:
“Dezenflasyon sürecinin güçlenmesiyle birlikte, önceki dönemlerde görülen öne çekilmiş talep eğilimi ve fiyatlama dalgalanmalarının giderek zayıfladığını gözlemliyoruz. Bu dengelenme ortamında ISO PMI verileri, gıda ürünleri sektörünün Aralık ayında iki aylık yavaşlamanın ardından yeniden büyüme sürecine girdiğini ortaya koyuyor. Üretimdeki bu artış, Nisan 2024’ten bu yana kaydedilen en yüksek hızda gerçekleşirken, özellikle yeni ihracat siparişlerindeki toparlanma toplam talebi güçlü biçimde destekledi.
Sanayi genelinde daralmanın sürdüğü bir yılda gıda sanayinin üretim, ihracat ve istihdam açısından en dinamik alanlardan biri olarak öne çıkması, sektörün ekonomimizdeki stratejik önemini bir kez daha teyit etmektedir. Önümüzdeki dönemde üretim kapasitesini artıran, verimliliği güçlendiren ve piyasa mekanizmasına güven sağlayan adımların devam etmesi halinde, gıda sektörünün enflasyonla mücadeledeki yapıcı rolünün 2026 yılında daha da belirginleşeceğine inanıyoruz.”




