Moskova’da düzenlenen PRODEXPO 2026, Türk gıda firmalarının Rus pazarındaki gücünü bir kez daha ortaya koydu. Bu yıl 33’üncü kez kapılarını açan fuara Türkiye’den 70 firma katılırken, İstanbul Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İHBİR) organizasyonuyla oluşturulan Türkiye Milli Pavilyonu, ziyaretçilerin en yoğun ilgi gösterdiği alanlardan biri oldu.
İHBİR Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Şemsettin Memiş, Rus pazarında kalıcı olmanın yolunun kaliteli üretimden geçtiğini vurgulayarak, Türk gıda sanayisinin tesisleşme ve teknoloji yatırımlarıyla dünya standartlarını yakaladığını ifade etti. Rus tüketicisinin kalite bilincine sahip olduğunu belirten Memiş, “Rus pazarında Türk kalite algısını güçlendirmemiz ve bu kaliteyi tüketiciye doğru şekilde sunmamız gerekiyor. Türk gıda sanayicisi yaptığı yatırımlarla artık dünyaya rahatlıkla ürün satabilecek noktaya geldi” dedi.
9–12 Şubat tarihleri arasında ziyaretçilerini ağırlayan PRODEXPO 2026’da, İHBİR koordinasyonunda 30 firmanın yer aldığı Türkiye Milli Pavilyonu, fuarın en kalabalık ve dikkat çeken holleri arasında yer aldı.

PAZARA HÂKİMİYET VURGUSU
Rusya’nın Türkiye için stratejik öneme sahip pazarlardan biri olduğunu dile getiren Memiş, Rusya-Ukrayna savaşı sonrası birçok ülkenin Rusya pazarından çekildiğini, buna karşın Türk gıda firmalarının pazardaki varlığını sürdürdüğünü söyledi. Artan kalite standartlarının maliyetleri yükselttiğine dikkat çeken Memiş, Avrupa ile çalışan Türk sanayicisinin aynı kaliteyi Rusya pazarına da sunması gerektiğini belirtti.
Memiş, “Kalitemizle öne çıkarken pazarı da çok iyi tanımamız gerekiyor. Raflarda yer almak, yerel marketlerden tüm satış kanallarına kadar süreci yakından takip etmek zorundayız. Bunun için Rusya’ya daha fazla yatırım yapılmalı” ifadelerini kullandı.
LOJİSTİK VE DEPO YATIRIMI ÖNEMLİ
Rusya pazarında büyük Türk markalarının güçlü bir konumda olduğunu belirten Memiş, orta ve küçük ölçekli firmaların da bu pazarda güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Bunun yolunun Rusya’da depo ve lojistik altyapısının geliştirilmesinden geçtiğini vurgulayan Memiş, “Rus alıcılar hızlı tedarik istiyor. Sipariş verilen ürünün 1–2 gün içinde teslim edilebilmesi büyük avantaj sağlar. Türkiye bunu başarabilecek kapasiteye sahip” dedi.
TÜRK SANAYİCİSİ İÇİN YENİ FIRSATLAR
Rusya’nın, yaş meyve-sebze ihracatıyla birlikte Türkiye’nin gıda ihracatında önemli bir paya sahip olduğunu hatırlatan Memiş, ambargolar nedeniyle ihracatın daha da artabileceğini ancak Rusya’nın kendi kendine yeterliliğini artırmaya yöneldiğini söyledi. Tahıl ve sera yatırımlarındaki artışa dikkat çeken Memiş, bu sürecin Türk sanayiciler için yeni iş fırsatları doğurabileceğini ifade etti.
ÖLÇEK ODAKLI BÜYÜME ÇAĞRISI
Gelecekte ambargoların kalkması halinde Türk markalarının pazardaki gücünü koruyabilmesi için tanıtım ve pazarlama faaliyetlerinin artırılması gerektiğini belirten Memiş, en büyük sorunun ölçek yaratamamak olduğunu vurguladı.
“Dünya artık ölçekle rekabet ediyor. Teknoloji ve kalite tarafında eksiğimiz yok. Ölçek oluşturduğumuzda ürünlerimizin kalitesiyle Rusya’daki pazar payımızı daha da artırabiliriz. Türkiye, gıda sektöründe dünyanın sayılı ülkeleri arasında yer alıyor” değerlendirmesinde bulundu.



