Türkiye’de ambalaj atıklarının geri dönüşüme kazandırılmasını amaçlayan Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) sistemi, 1 Temmuz 2026 itibarıyla ülke genelinde uygulanmaya başladı. Sistemle birlikte plastik ve cam şişeler ile alüminyum içecek ambalajlarının yeniden ekonomiye kazandırılması ve döngüsel ekonominin güçlendirilmesi hedefleniyor.
Plastik Sanayicileri Federasyonu (PAGEV), yeni uygulamanın yalnızca çevresel açıdan değil, sanayinin ham madde ihtiyacının karşılanması ve Türkiye’nin sürdürülebilir üretim kapasitesinin artırılması açısından da önemli bir adım olduğunu belirtiyor.
PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, etkin bir depozito sisteminin ambalajları atık olmaktan çıkararak yeniden üretimin girdisine dönüştüreceğini ifade etti. Eroğlu, sistemin yaygınlaştırılması ve geliştirilmesi konusunda sanayi kuruluşlarının sürece katkı sunmaya hazır olduğunu kaydetti.
81 il ve 973 ilçeyi kapsıyor
DOA sistemi kapsamında plastik ve cam şişeler ile alüminyum içecek ambalajlarının iadesinde ambalaj başına 1 TL teşvik uygulanıyor. Sistem, 81 il ve 973 ilçeyi kapsayacak şekilde ulusal entegrasyon sürecine girerken, ilk etapta 2 binin üzerinde iade makinesi hizmete alındı. Önümüzdeki dönemde iade noktalarının mahalle, semt ve köylere kadar yaygınlaştırılması planlanıyor. Böylece tüketicilerin ambalajlarını sisteme dahil etmesi kolaylaştırılırken, geri dönüşüm zincirinde toplanan ambalaj miktarının da artırılması amaçlanıyor.
Yıllık 25 milyar ambalaj ekonomiye dönecek
Bakanlık projeksiyonlarına göre DOA sisteminin tam kapasiteyle çalışması halinde her yıl yaklaşık 25 milyar içecek ambalajının geri dönüşüme kazandırılması bekleniyor. Bu süreçten Türkiye ekonomisine yıllık yaklaşık 30 milyar TL doğrudan katkı sağlanması öngörülüyor.
Sistem aynı zamanda belediyelerin atık yönetimi için yaptığı harcamaların azaltılması, düzenli depolama sahalarının daha verimli kullanılması ve geri dönüşüm sektörünün daha yüksek kaliteli yerli ham maddeye ulaşması açısından da önem taşıyor. Ambalajların kaynağında toplanarak geri dönüşüm sürecine yönlendirilmesiyle enerji tüketiminin ve karbon emisyonlarının azaltılması, atık yönetiminde verimliliğin artırılması ve kayıt dışı faaliyetlerin önüne geçilmesi de hedefler arasında bulunuyor.
Avrupa Birliği düzenlemelerine uyumu destekleyecek
DOA sistemi, Türkiye’nin Avrupa Birliği’nin çevre, sürdürülebilirlik ve ambalaj alanındaki yeni düzenlemelerine uyumunda da önemli bir araç olarak değerlendiriliyor. AB, tek kullanımlık plastik içecek şişelerinde 2029 yılına kadar yüzde 90 ayrı toplama oranına ulaşmayı hedefliyor. Avrupa Komisyonu da depozito uygulamalarını yüksek toplama oranlarına ulaşılması, daha kaliteli geri dönüştürülmüş ham madde elde edilmesi ve çevreye bırakılan ambalaj miktarının azaltılması açısından etkili yöntemlerden biri olarak değerlendiriyor. Türkiye’de uygulamaya alınan DOA sistemi, bu hedeflerle uyumlu bir altyapı oluştururken, özellikle Avrupa pazarına ihracat yapan sanayi kuruluşlarının sürdürülebilirlik kriterlerine uyumunu da kolaylaştırabilecek.
Sanayi için yeni bir ham madde kaynağı
PAGEV’e göre depozito sistemiyle birlikte geri dönüştürülebilir ambalajların düzenli ve kontrollü biçimde ekonomiye kazandırılması, Türkiye’de geri dönüşüm sanayisinin ihtiyaç duyduğu yerli ham madde arzının güçlenmesine katkı sağlayacak. Sistemin etkin şekilde işlemesi halinde ambalaj atıklarının yalnızca bertaraf edilmesi gereken bir atık olarak değil, üretim süreçlerinde yeniden kullanılabilecek ekonomik bir kaynak olarak değerlendirilmesi mümkün olacak. Böylece çevresel kazanımların yanı sıra sanayinin ham madde güvenliği ve döngüsel ekonomi hedefleri açısından da önemli bir dönüşüm yaşanması bekleniyor.
“Sorun plastik değil, atığın yönetilememesi”
PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, depozito sisteminin çevre politikaları ile sanayi hedeflerini ortak bir zeminde buluşturması gerektiğini belirtti. Eroğlu’na göre Türkiye’nin önceliği plastik kullanımını yasaklamak yerine, ambalajların tüketim sonrasında etkin biçimde toplanmasını ve geri dönüşüm sistemine kazandırılmasını sağlayacak güçlü bir altyapı oluşturmak olmalı.
Depozito Yönetim Sistemi’nin çevre ve sanayiyi karşı karşıya getiren bir uygulama olarak değil, iki alanı aynı hedef doğrultusunda buluşturan stratejik bir dönüşüm olarak ele alınması gerektiğini ifade eden Eroğlu, tüketiciyi teşvik eden, kaynağında ayrı toplamayı yaygınlaştıran ve kayıt dışılığın önüne geçen bir sistemin geri dönüşüm sektörüne kaliteli yerli ham madde sağlayacağını söyledi.
Eroğlu, plastik sektörünün uzun süredir savunduğu yaklaşımın “yasaklamak yerine toplamak ve geri dönüştürmek” olduğunu belirterek, plastik ürünlerin doğru şekilde yönetildiğinde çevresel sorunların azaltılabileceğini dile getirdi. Asıl problemin plastik malzemenin kendisinden ziyade, kullanım ömrünü tamamlayan ambalajların yeterli ölçüde toplanamaması ve yeniden üretim süreçlerine dahil edilememesi olduğunu vurguladı.
Sektörün dönüşümü Plast Eurasia İstanbul’da ele alınacak
PAGEV, depozito uygulamasıyla birlikte hız kazanan döngüsel ekonomi çalışmalarını sektörel organizasyonlarla da gündeme taşımaya hazırlanıyor.
PAGEV iş birliğiyle 2-5 Aralık 2026 tarihlerinde düzenlenecek Plast Eurasia İstanbul, plastik sektörünün sürdürülebilirlik ve geri dönüşüm gündeminin ele alınacağı önemli etkinliklerden biri olacak. Fuar kapsamında geri dönüşüm teknolojileri, ikincil ham madde kullanımı, sürdürülebilir üretim modelleri ve Avrupa’daki yeni ambalaj düzenlemelerinin sektöre etkileri değerlendirilecek.
Etkinlikte, plastik sektörünün çevresel dönüşüm sürecinde karşılaştığı fırsat ve sorunların yanı sıra Türkiye’nin geri dönüşüm kapasitesinin geliştirilmesi ve döngüsel ekonomi yatırımlarının artırılması da gündeme gelecek.
RePlast Eurasia 2027 geri dönüşüm sektörünü buluşturacak
PAGEV ve PAGÇEV tarafından düzenlenecek RePlast Eurasia 2027 Geri Dönüşüm Teknolojileri ve Hammaddeleri Fuarı da sektörün dönüşüm gündeminde öne çıkan organizasyonlar arasında yer alacak.
Fuarla eş zamanlı gerçekleştirilecek Plastik Geri Dönüşüm Konferansı ve Plastik Geri Dönüşüm Ödülleri kapsamında geri dönüşüm teknolojilerindeki yeni gelişmeler, döngüsel ekonomi yatırımları, ikincil ham madde kullanımı ve sürdürülebilir üretim uygulamaları ele alınacak.
Uluslararası katılımla gerçekleştirilecek organizasyonların, Türkiye plastik ve geri dönüşüm sektörünün küresel dönüşüm sürecindeki konumunu güçlendirmesi ve yeni iş birliklerinin geliştirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor.




