“Renault’nun Boreal modelinin Türkiye’de üretilecek olması, ülkemizin ileri teknoloji alanlarındaki yetkinliğine ve potansiyeline duyulan güvenin açık bir göstergesidir.” Türkiye; yerli ya da yabancı ayrımı yapılmaksızın tüm yatırımcıların eşit şartlarda faaliyet gösterdiği, kuralların adil biçimde uygulandığı ve değer üreten her yatırımın desteklendiği bir ülkedir. Türkiye’ye inanan ve burada yatırım yapan herkes hem kendi başarısını büyütür hem de ülkemizin kalkınmasına katkı sağlar.”
“Jeostratejik avantajımız, siyasi ve ekonomik istikrarımız, Avrupa’nın üretim ağlarıyla güçlü entegrasyonumuz ve gelişmiş sanayi-teknoloji altyapımız sayesinde, yerli ve uluslararası yatırımlar için cazibe merkezi olmaya devam edeceğiz.”
“30’dan fazla ülkeye ihraç edilmesi planlanan Boreal modeli, Renault’nun Bursa’dan dünyaya uzanan başarı hikâyesine yeni bir halka ekleyecek.”

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye’ye güvenerek yatırım yapan şirketlerin hem kendi büyümelerini hızlandırdığını hem de ülke ekonomisine değer kattığını belirterek, Türkiye’nin güçlü sanayi altyapısı, stratejik konumu ve istikrarlı yapısıyla yatırımcılar için önemli fırsatlar sunduğunu ifade etti.
Bakan Kacır, Bursa’da gerçekleştirilen Renault Boreal Banttan İniş Töreni’nde yaptığı konuşmada, söz konusu yatırımın Bursa ve Türkiye için önemli bir kazanım olduğunu vurguladı. Dünyanın çok boyutlu bir dönüşüm sürecinden geçtiğine dikkat çeken Kacır, küresel ticarette korumacı yaklaşımların giderek daha fazla öne çıktığını, üretimin tüketim merkezlerine yakın bölgelerde konumlandırılmasının ve dost ülkelerden tedarikin önem kazandığını söyledi.
Türkiye’nin Millî Teknoloji Hamlesi doğrultusunda yüksek katma değerli üretim ve ihracat hedefleriyle ilerlediğini belirten Kacır, otomotiv sektörünün mobilite ekosistemine dönüşüm sürecinde öncü rol üstlenmesini amaçladıklarını dile getirdi.
Yatırımcılara seslenen Kacır, Türkiye’ye duyulan güvenin karşılıksız kalmadığını belirterek, ülkede yatırım yapan her firmanın hem kendi başarısını artırdığını hem de Türkiye’nin kalkınmasına katkı sunduğunu ifade etti.

Teknolojide yaşanan gelişmelerin küresel üretim dengelerini yeniden şekillendirdiğini söyleyen Kacır, Türkiye’nin bu dönüşümü erken fark ederek gerekli adımları attığını vurguladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde son 23 yılda Ar-Ge ve yüksek katma değerli üretimde önemli mesafeler kat edildiğini belirten Kacır, ihracatın 36 milyar dolardan 276 milyar dolara yükseldiğini hatırlattı.
Türkiye’nin bugün Çin ile Orta Avrupa arasındaki geniş coğrafyada ihracat çeşitliliği bakımından öne çıkan ülkelerden biri olduğunu ifade eden Kacır, otomotiv sektörünün de bu başarının temel taşı olduğunu söyledi. Ana sanayide yaklaşık 60 bin, yan sanayiyle birlikte ise 250 binden fazla kişiye istihdam sağlayan sektörün, Türkiye’nin üretim ve ihracat performansında kritik rol üstlendiğini kaydetti. Son 23 yılda otomotiv üretiminin yıllık 357 binden 1,5 milyon adede yükseldiğini belirten Kacır, sektörün geçen yıl 41,5 milyar dolarlık ihracatla rekor kırdığını ifade etti.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak otomotiv sektörünün teknoloji geliştirme kapasitesini ve küresel rekabet gücünü artıracak programları hayata geçirdiklerini belirten Kacır, 206 Ar-Ge ve tasarım merkezi ile teknoparklarda faaliyet gösteren 132 firmanın projelerine destek verdiklerini söyledi. TÜBİTAK aracılığıyla son 23 yılda otomotiv teknolojileri alanındaki 3 bin 205 projeye ve 3 bin 200’den fazla araştırmacıya toplam 33 milyar lira kaynak sağlandığını aktardı.
2002’den bu yana yatırım teşvikleri kapsamında otomotiv ana ve yan sanayisinde toplam yatırım büyüklüğü 1,4 trilyon lirayı bulan 3 bin 861 projenin desteklendiğini belirten Kacır, güncellenen teşvik sistemiyle sektörün yeşil ve dijital dönüşümünü hızlandıracak yatırımlara daha güçlü destekler sunduklarını ifade etti.
Otomotiv sektörünün geleceğinde batarya teknolojileri, dijitalleşme ve karbon nötr hedeflerinin belirleyici olacağını vurgulayan Kacır, HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı kapsamında mobilite ve batarya üretimine yönelik stratejik yatırımları desteklediklerini söyledi. Elektrikli ve bağlantılı araçlara yönelik küresel talebin hızla arttığını belirten Kacır, son beş yılda dünyada tam elektrikli araç satışlarının 5 milyondan 14 milyona, hibrit araç satışlarının ise 5 milyondan 13 milyona yükseldiğini kaydetti.
Türkiye’de de benzer bir dönüşüm yaşandığını ifade eden Kacır, elektrikli ve hibrit araçların otomobil pazarındaki payının yüzde 9,3’ten yüzde 51’e ulaştığını ve bu alanda dünya ortalamasının üzerine çıkıldığını söyledi. Togg’un bu dönüşümün en somut örneklerinden biri olduğunu vurgulayan Kacır, yerli ve milli otomobil hedefinin elektrikli ve akıllı araç teknolojileriyle hayata geçirildiğini belirtti.
Hızlı Şarj Altyapısı Destek Programı sayesinde Türkiye genelindeki hızlı şarj noktası sayısının son üç yılda sekiz kat arttığını dile getiren Kacır, bugün 19 bin 300’ü hızlı olmak üzere toplam 44 bin 400 şarj bağlantı noktasıyla ülke genelinde güçlü bir altyapının oluşturulduğunu ifade etti.

Elektrikli araçlara geçiş sürecinin kademeli şekilde ilerlediğini belirten Kacır, hibrit araçların hem emisyonların azaltılması hem de kullanıcıların yeni mobilite teknolojilerine uyum sağlaması açısından önemli bir köprü görevi gördüğünü söyledi. Bu nedenle hibrit araç üretiminde teknoloji geliştirme ve üretim kapasitesinin artırılmasını stratejik önemde gördüklerini vurguladı.
Renault Boreal modelinin banttan iniş töreninin Türkiye otomotiv sanayisinin dönüşüm sürecinde önemli bir dönüm noktası olduğunu belirten Kacır, Renault’nun 55 yıldır Türkiye’de üretim yaptığını ve ülke ekonomisine katkı sunduğunu ifade etti. Devlet teşvikleriyle desteklenen OYAK Renault’nun yıllık üretimini 2002’den bu yana 100 binden 387 bine çıkardığını hatırlatan Kacır, Bursa tesislerinin yıllık 390 bin araçlık kapasitesiyle Türkiye’nin yüksek katma değerli üretim merkezlerinden biri haline geldiğini söyledi.
Üretiminin yaklaşık yüzde 80’ini ihraç eden Renault’nun geçen yıl 4 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdiğini belirten Kacır, 30’dan fazla ülkeye gönderilecek Boreal modelinin markanın Bursa’dan dünyaya uzanan başarı hikâyesine yeni bir boyut kazandıracağını ifade etti.
Renault Boreal’in Türkiye’de üretilecek olmasının yalnızca yeni bir model yatırımı olmadığını vurgulayan Kacır, bunun aynı zamanda Türk mühendisliğine, üretim gücüne ve ülkenin yeni nesil mobilite vizyonuna duyulan güvenin bir göstergesi olduğunu söyledi.
Türkiye’nin yatırımcılar açısından güvenilir ve öngörülebilir bir ülke olmaya devam edeceğini belirten Kacır, güçlü sanayi altyapısı, Avrupa değer zincirleriyle entegrasyonu ve istikrarlı ekonomik yapısıyla yeni yatırımlar için en doğru adreslerden biri olmayı sürdüreceğini ifade etti. Bursa’nın ise otomotiv ve ileri teknoloji üretimindeki lider rolünü önümüzdeki dönemde de koruyacağını sözlerine ekledi.




