Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, yüksek faiz oranları, artan üretim maliyetleri ve ihracatta yaşanan rekabet kaybının sanayi üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirterek ekonomi yönetimine mevcut politikaların yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulundu.
İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclisi'nin temmuz ayı olağan toplantısında düzenlenen panelde, erken sanayisizleşme riski, ihracatta yaşanan sorunlar ve üretim sektörünün karşı karşıya olduğu ekonomik tablo ele alındı.
Gültepe: "Sanayicinin nefese ihtiyacı var"
Panelde konuşan Mustafa Gültepe, iş dünyasının yaşadığı sıkıntıları uzun süredir ilgili kurumlarla paylaştıklarını belirterek mevcut ekonomik programın üretici üzerindeki etkilerine dikkat çekti. "Ortada bir program var. O programdan dolayı bir strateji var, futboldan mütevelli bir oyun şekli var. Bu oyun şeklini mevcut durumda kimse değiştiremiyor. Bugün nefes alamadığım noktada gelecekte nasıl marka alacağım? Bugün bu noktaya gelinmiş. Bundan sonrası nasıl olacak? Mevcutları kaybediyoruz. Ben nefes alamıyorum sen bana diyorsun ki uçak yap. Nefes alamıyorum, nefese ihtiyacım var. Tüm sanayilerde sorun var. Avrupa’nın durgunluğunu biliyoruz. Şu an biz mevcut pazarı kaybediyoruz."
Üretim maliyetlerinin düşürülmesine yönelik adımların atılması gerektiğini vurgulayan Gültepe, yüksek faiz ortamında üretimin sürdürülebilir olmadığını ifade etti: "Ya bu programdan vazgeçilecek, ya da başka bir şey olamayacak. Bu şekilde ne zamanki enflasyon yüzde 20’nin altına düşse de bu maliyetleri düzeltecek bir hareket gerekiyor. Nasıl düzelecek en büyük sorun bu" diyen Gültepe, konkordato başvurularındaki artışa işaret ederek şu değerlendirmede bulundu:
"Son 2-3 yılda konkordato sayıları üç katına çıktı. Niye? Hep mi başarısız bu iş insanları? Ne değişti? Kendi yaptığı planla ekonomik planlar farklılaştı. Yüzde 18-20 faizken, yüzde 50 ile alıyoruz. Yüzde 50 faizle hangi iş insanı kredi alıp, iki sene dayanabilir? Dayanamaz. Ekonomi politikalarının değişmesi lazım"
İhracatta yeni pazar vurgusu
DEİK Türkiye-Avustralya İş Konseyi Başkanı ve Çalık Holding Yönetim Kurulu Üyesi Steven Young ise Türkiye'nin ihracat stratejisinin yeniden şekillendirilmesi gerektiğini belirtti. Avrupa pazarına bağımlılığın azaltılmasını isteyen Young, hızlı büyüyen ekonomilere yönelmenin önemine dikkat çekti.
"Halen yavaş büyüyen ülkeye dolu dolu ihracat yapıyoruz. Hızlı büyüyen ülkelere ihracat yapmalıyız. AB, konfor alanından çıkıp uzak bölgelere orta sınıfın çok daha yoğun olacak bölgelere pusulamızı koyalım. Goldman Sachs’ın araştırmasına göre 2075’te dünyanın en büyük 3 ekonomisi Çin, Hindistan, ABD. 160-170 trilyon dolar ilk üç ekonomiden oluşacak. Hindistan da sağlam geliyor. Almanya 9. sırada. İlk 10’da başka Avrupa ülkesi yok. Mısır 7., Brezilya 8. sırada. İhracatımızın pusulasını değiştirmeliyiz."
"En büyük sorunumuz pahalılık"
İSO Meclis Üyesi ve İstanbul Mobilya, Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkanı Erkan Özkan da ihracatta fiyat rekabetinin kaybedildiğini belirterek maliyetlerin sektör üzerindeki etkisini anlattı. "Biz pahalıyız. Pahalılıktan başka hiçbir problemiz yok" diyen Özkan, "Ar-Ge inovasyon konularına katılıyorum ama bizim ipek kirpik takmak, ruj sürmekten önce böbreklerimizdeki taşın, kanserin alınmasına ihtiyacımız var" ifadelerini kullandı.
Özkan ayrıca, "Kimseden bir şey görmedik ki. Devletten de bir şey görmedik" diyerek şunları söyledi:
"Sanayi Bakanlığı’nda da söyledim; mezarımızdan taş çalmayın, şefaatinizden vazgeçtim. Biz bir şey istemiyoruz. Bizim fiyat problemimiz çözülse dünyanın her yerine mobilya satarız. Dünyada mobilyada 6. sıraya yerleşmişken, bugün 10, 11inci sıralara geriledik. Pahalıyız. Markette, restoranda her şeyde pahalıyız."
Türkiye Makine Federasyonu İstişare Konseyi Başkanı Adnan Dalgakıran ise sanayinin içinde bulunduğu durumu şu sözlerle değerlendirdi: "Kalp hastası, damar tıkanmış, kalp krizi geçirecek hastanın başındayız. O hastalıkla ilgili bir şeyler diyeceğimize sağlıklı yaşaması için neler yapması gerektiğini konuluyoruz. Biz ağır hasta vaziyetteyiz. Bu gerçeği kabul edip, onun üzerine konuşmalıyız. Türkiye’nin bu toprakların değer üretme kapasitesi kişi başı 20 bin dolar milli gelire denk geliyor. 18-20 bin dolar kişi başı milli gelir seviyesi bizim için gerçekçi bir yer mi? 4-5 senede 20 bin dolara gelmek için ne yaptık?"
Katma değerli üretim ve markalaşma çağrısı
İSO Meclis Üyesi Abdurrahman Uzun da sanayicilere yönelik açıklanan destek paketinin sahaya yansımasının zaman alacağını belirterek birçok işletmenin acil finansman ihtiyacı bulunduğunu ifade etti.
Panelin son bölümünde konuşan TTC Danışmanlık Kurucu Ortağı Tankut Turnaoğlu ise geleceğin sanayisinde verimlilik, otomasyon ve markalaşmanın belirleyici olacağını söyledi.
"Asıl değer yaratan ucuz iş gücü değil. Sermaye, verim ve enerjiye ulaşım en büyük katma değerli sağlayacak. Şirketlerin robotik ve otomasyon çağında bunu en etkili şekilde yapacak sermayeye ihtiyacı. Üretimdeki çalışan sayısı yerini, robot ve otomasyona verecek."
Turnaoğlu, şirketlerin maliyet yönetiminin yanı sıra inovasyon, marka yatırımları ve nakit akışına odaklanması gerektiğini belirterek, "Kurumları marka temelli yeniden organize etmemiz gerekiyor. Markaya da inanmamız gerekiyor" ifadelerini kullandı.

