EKONOMİ

Gastronomi, Turizme Daha Güçlü ve Kalıcı Bir Değer Katıyor

Abone Ol

Türkiye turizmi 2026 yaz sezonuna güçlü hedeflerle hazırlanırken, sektörün odağında artık yalnızca ziyaretçi sayıları değil, sunulan deneyimin kalitesi de bulunuyor. Gastronominin turizmin geleceğini şekillendiren en önemli alanlardan biri olduğunu belirten İstanbul Ticaret Odası Restoran ve Yiyecek-İçecek Hizmetleri Komite Başkanı Ebru Koralı, gezginlerin artık gittikleri destinasyonların mutfak kültürünü keşfetmek, yerel üretimi deneyimlemek ve bölgenin hikâyesine dahil olmak istediğini söyledi. Koralı’ya göre gastronomi, günümüzde turizmin en güçlü unsurlarından biri haline geldi.

2026 yaz sezonu öncesinde Türkiye turizmi büyüme ivmesini korumayı sürdürüyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre 2025 yılında 65,2 milyar dolar turizm geliri ve 64 milyon ziyaretçi sayısına ulaşıldı. 2026 yılı için belirlenen 68 milyar dolarlık hedef ise sektörün gelişimini destekliyor. Ancak bu büyümenin sürdürülebilirliğinin yalnızca turist sayısıyla değil; ziyaretçilerin şehirlerle kurduğu bağ, yerel ekonomiye katkısı ve gastronominin yarattığı katma değerle doğrudan ilişkili olduğu vurgulanıyor.

Türkiye’de yaklaşık 135 bin kayıtlı yeme-içme işletmesi bulunuyor. TÜİK verileri doğrultusunda işletme başına ortalama 15 kişilik istihdam dikkate alındığında yalnızca yeme-içme sektöründe yaklaşık 1 milyon 725 bin kişilik istihdam oluşuyor. Otellerin mutfak ve servis ekipleri de dahil edildiğinde sektörün doğrudan istihdamı 2 milyon kişiye yaklaşıyor. 2025 yılı sonunda turizm ve gastronomi ekseninde oluşan ekonomik büyüklüğün yaklaşık 1 trilyon TL seviyesine ulaştığı belirtiliyor.

Bu dönüşümün önemine dikkat çeken Ebru Koralı, “2026 yaz sezonu yalnızca turist sayılarının değil, gastronomiyle ortaya çıkan değerin de konuşulacağı bir dönem olmalı. Gezginler artık bölgenin kültürünü, üretim biçimini ve mutfak mirasını yakından tanımak istiyor. Gastronomi ekosisteminin yarattığı ekonomik değer yalnızca turist sayısıyla değil, üretim ve istihdama sağladığı katkıyla da değerlendirilmelidir” ifadelerini kullandı.

“Gastronomi” Sadece Yemekten İbaret Değil

Gastronomi turizmi artık yalnızca iyi yemek deneyimiyle sınırlı görülmüyor. Günümüz gezginleri için yemek; sağlık, kültür, iyi yaşam, üretim ve yerellik ile iç içe geçmiş bütünsel bir deneyim anlamına geliyor. Özellikle üst gelir grubundaki turistler açısından gastronomi, destinasyon seçiminde belirleyici faktörlerden biri haline geliyor.

Koralı, “Bugün önemli olan tabağın arkasındaki hikâye. Ürünün kaynağı, üreticisi, bölgenin mutfak kültürü, yerel tarifleri ve üretim geleneği büyük önem taşıyor. Gastronomi, bir bölgenin hafızasını ve yaşam kültürünü görünür kılıyor. Başarılı destinasyonlar gastronomiyi yalnızca restoranlarla değil; tarım, mevsimsellik ve yerel kimlikle birlikte ele alıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Şehirlerin Kendi Gastronomi Ajandası Oluşturulmalı

Koralı’ya göre gastronomi turizmindeki en büyük eksiklerden biri, şehirlerin gastronomik değerlerini bütüncül şekilde planlayamaması. Turistlerin artık sadece iyi restoran aramadığını vurgulayan Koralı, ziyaretçilerin yerel üreticileri görmek, pazarları gezmek, ürün hikâyelerini dinlemek ve gastronomi atölyelerine katılmak istediğini belirtti.

Koralı, şehirlerin kendi gastronomi ajandalarını oluşturması gerektiğini ifade ederek, bu yapıların merkezinde coğrafi işaretli ürünler, yerel kooperatifler, üreticiler, pazar yerleri, gastronomi eğitimleri, atölyeler ve restoranların yer alması gerektiğini söyledi.

“Turist artık yalnızca tabağı değil; ürünün hikâyesini, üretim kültürünü ve bölgenin mutfak mirasını merak ediyor. Bağ rotaları, üretici ziyaretleri, yerel pazarlar ve gastronomi atölyeleri birlikte değerlendirilmelidir. Gastronomi, şehirlerin kültürel rotalarının önemli parçalarından biri olmalı” dedi.

Dijitalleşme Gastronomi Turizmini Şekillendiriyor

Gastronomi turizminin büyümesinde dijitalleşmenin kritik rol oynadığını belirten Koralı, seyahat kararlarının artık yolculuk başlamadan önce verildiğini söyledi. Turistlerin gastronomi rotalarını, ziyaret edecekleri üreticileri ve yerel durakları önceden planladığını belirten Koralı, şehirlerin gastronomi rotalarının dijital platformlarda görünür hale getirilmesi gerektiğini ifade etti.

Çok dilli içerikler ve harita altyapılarıyla desteklenen sistemlerin önemine dikkat çeken Koralı, turistlerin yerel değerleri tesadüfen değil, planlı şekilde keşfetmek istediğini belirtti. Araştırmaların da gastronomi odaklı seyahatlerin büyük bölümünün seyahat öncesinde planlandığını ve rezervasyonların önceden yapıldığını gösterdiğini söyledi.

“Tüm Sektör Aynı Hedefte Buluşmalı”

Gastronomi turizminde kalıcı başarının bireysel çabalarla değil, güçlü bir ekosistem anlayışıyla mümkün olduğunu vurgulayan Koralı, üreticiden şefe, kooperatiflerden otellere kadar tüm paydaşların ortak hareket etmesi gerektiğini ifade etti.

“Kırsaldaki üreticiler, coğrafi işaretli ürünler, oteller, restoranlar ve turizm yapıları birlikte düşünülmeli. Yerel üreticiyle kurulan sürdürülebilir ilişki, mevsimsellik ve izlenebilirlik artık tercih değil zorunluluk” diyen Koralı, gastronominin artık yalnızca kültürel değil aynı zamanda ekonomik bir alan olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Türkiye’de yeme-içme sektörünün yarattığı istihdam ve ekonomik büyüklüğün gastronomiyi milyonlarca kişiye gelir sağlayan stratejik bir alan haline getirdiğini belirten Koralı, sektörün çok geniş bir ekosistem oluşturduğunu ifade etti.

İnsan Kaynağı Sorunu Dikkat Çekiyor

Sektörün en önemli sorunlarından birinin nitelikli insan kaynağı olduğunu belirten Koralı, özellikle yaz sezonu öncesinde işletmelerin ciddi personel sıkıntısı yaşadığını söyledi. Gastronominin sürdürülebilirliğinin yalnızca ürün kalitesiyle değil, güçlü insan kaynağıyla mümkün olduğunu ifade eden Koralı, kaliteli servis anlayışı ve mutfak kültürünün doğru aktarımının gastronomi turizminin temel yapı taşları arasında yer aldığını dile getirdi.

Yeni Trendler: Sağlık, Yerellik ve Hikâye

Gastronomi turizmi artık sağlık odaklı bir dönüşüm yaşıyor. Longevity, wellness ve fonksiyonel beslenme gibi kavramlar özellikle üst segment turistlerin beklentilerini şekillendiriyor.

Türkiye’nin bu alanda önemli avantajlara sahip olduğunu belirten Koralı, “Zeytinyağı, fermente ürünler, taze otlar ve bitkisel ağırlıklı mutfak kültürü gibi çok güçlü değerlerimiz bulunuyor. Ancak bu potansiyelin ekonomik değere dönüşebilmesi için güçlü bir anlatım dili, görünürlük stratejisi ve gastronomi rotaları oluşturulmalı. Gastronomi yalnızca mutfakta değil, şehirlerin kimliğinde de görünür hale gelmeli” dedi.

Sektör değerlendirmelerine göre turist harcamalarının önemli bölümü yeme-içme faaliyetlerinden oluşurken, gastronomi turizmi yerel üreticilerden restoranlara, kooperatiflerden otellere kadar geniş bir ekonomik zincir yaratıyor. Yaklaşık 2 milyon kişilik istihdam ve 1 trilyon TL’ye yaklaşan ekonomik hacim, gastronomiyi Türkiye turizminin destekleyici unsurlarından biri olmaktan çıkararak stratejik alanlardan biri haline getiriyor.