MÜSİAD Metal ve Maden Sektör Kurulu tarafından düzenlenen Maden Sektör Meclisi Toplantısı, kamu, akademi ve özel sektör temsilcilerini aynı çatı altında buluşturdu. Geniş katılımla gerçekleşen toplantıda, Türkiye madencilik sektörünün mevcut durumu, kronikleşen yapısal sorunları ve çözüm yolları çok boyutlu şekilde masaya yatırıldı.
Toplantıya Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) Genel Müdür Yardımcısı Fatih Dumanlı ile Orman Genel Müdürlüğü İzin ve İrtifak Daire Başkanı Aytunç Nane de katıldı. Sektörün farklı paydaşlarının bir araya geldiği oturumlarda, yatırım ortamından izin süreçlerine kadar pek çok kritik başlık değerlendirildi.
Açılış konuşmasını yapan MÜSİAD Metal ve Maden Sektör Kurulu Başkanı Muhittin Can, madenciliğin yalnızca bir üretim alanı olmadığını; sanayi, enerji, savunma ve ekonomik kalkınmanın stratejik temel taşlarından biri olduğunu vurguladı. Sektörün uzun yıllardır benzer sorunları dile getirdiğini belirten Can, uygulama aşamasında istenen ilerlemenin sağlanamamasının dikkat çekici olduğunu ifade etti. Bu toplantının, sorunların ötesine geçerek ortak akıl üretme adına önemli bir fırsat sunduğunu kaydetti.
Toplantının ilk bölümünde kamu temsilcileri, akademisyenler ve sektör paydaşları söz alarak sahadaki temel sorunlara ilişkin görüşlerini paylaştı. Özellikle ruhsat ve izin süreçlerinin uzunluğu, kurumlar arası yetki karmaşası, yatırım ortamında öngörülebilirliğin zayıflaması ve finansmana erişimde yaşanan sıkıntılar öne çıkan başlıklar oldu.
MAPEG Genel Müdür Yardımcısı Fatih Dumanlı, ruhsat süreçlerinde öngörülebilirliği artıracak ve uygulamada bütünlüğü sağlayacak mekanizmaların yatırım ortamı açısından kritik önem taşıdığını vurguladı. Orman Genel Müdürlüğü İzin ve İrtifak Daire Başkanı Aytunç Nane ise izin ve irtifak süreçlerinde çevresel hassasiyet ile üretim ihtiyaçları arasında dengeli, ölçülebilir ve rehber niteliğinde bir yaklaşımın güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Akademik çevrelerden yapılan değerlendirmelerde, Türkiye’nin yer altı kaynakları açısından sanılandan çok daha yüksek bir potansiyele sahip olduğu, ancak bu potansiyelin yeterince araştırılamadığı ve ekonomik değere dönüştürülemediği ifade edildi. Madenciliğin tarihsel olarak çağları değiştiren bir faaliyet olduğuna dikkat çekilirken, günümüzde kritik madenler ve nadir toprak elementlerinin küresel rekabetin merkezinde yer aldığı vurgulandı.
Toplantıda söz alan sektör temsilcileri ise sahadaki uygulamalardan örnekler paylaşarak, izin ve denetim süreçlerindeki belirsizliklerin yatırımları yavaşlattığını, yüksek maliyetler ve hukuki risklerin yatırım iştahını azalttığını dile getirdi. Ayrıca madencilik faaliyetlerine yönelik toplumsal algının büyük ölçüde yanlış bilgilere dayandığı, bu algının değiştirilmesi için daha şeffaf ve katılımcı bir iletişim yaklaşımına ihtiyaç duyulduğu ifade edildi.
Görüşmelerin ilerleyen bölümünde, madencilik faaliyetlerinin çevreyle uyumlu şekilde yürütülmesinin önemine dikkat çekilirken, çevre koruma ile üretimin birbirine karşıt kavramlar olarak ele alınmasının süreci kilitlediği değerlendirildi. Katılımcılar, bilimsel veriye dayalı, rehabilitasyon ve sürdürülebilirlik odaklı bir yaklaşımın hem çevreyi hem de ekonomik üretimi koruyabileceği konusunda görüş birliğine vardı.
Toplantının ikinci bölümünde, dile getirilen sorunların çözümüne yönelik genel çerçeveler tartışıldı. Bu kapsamda; izin süreçlerinin sadeleştirilmesi, kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi, uzun vadeli ve siyaset üstü bir madencilik stratejisinin oluşturulması, yatırımcıya güvence sağlayacak mekanizmaların geliştirilmesi ve sektörün finansal altyapısının güçlendirilmesi yönünde öneriler öne çıktı.
Toplantı sonunda yapılan genel değerlendirmede, madenciliğin Türkiye için stratejik bir sektör olduğu ve bu alanda zaman kaybetmeden yapısal adımlar atılması gerektiği vurgulandı. Katılımcılar, bu tür istişare platformlarının düzenli hale getirilmesinin, kamu-özel sektör ve akademi iş birliğinin güçlenmesine önemli katkı sağlayacağı yönünde görüş bildirdi.