Türk çimento sektörünün çatı kuruluşu TÜRKÇİMENTO, Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) Yönetmeliği’nin yürürlüğe girmesini, Türkiye’nin yeşil dönüşüm süreci ve 2053 net sıfır emisyon hedefleri açısından önemli bir gelişme olarak değerlendirdi. TÜRKÇİMENTO, sistemin sanayi için yalnızca yeni bir uyum yükümlülüğü anlamına gelmediğini; düşük karbonlu üretim yatırımlarını teşvik ederek Türk sanayisinin küresel rekabet gücünü artırabilecek önemli bir fırsat sunduğunu vurguladı.
TÜRKÇİMENTO CEO’su Volkan Bozay, Emisyon Ticaret Sistemi’nin Türkiye’nin düşük karbonlu ekonomiye geçiş sürecinde önemli bir eşik olduğunu belirtti. Bozay, “Çimento sektörü olarak Emisyon Ticaret Sistemi’ni yalnızca yerine getirilmesi gereken bir yükümlülük olarak değil, küresel rekabette daha güçlü bir konuma ulaşmak için önemli bir fırsat olarak görüyoruz. Dünyada ticaret kuralları ve yeni kalkınma modelleri, giderek daha fazla düşük karbonlu üretim anlayışı etrafında şekilleniyor. Bu dönüşümün dışında kalmak yerine, sürecin içinde güçlü bir şekilde yer almamız gerekiyor. ETS’nin de Türkiye sanayisinin bu yeni döneme hazırlanmasında önemli bir araç olacağına inanıyoruz” dedi.
Öngörülebilir ve dengeli geçiş vurgusu
ETS’nin etkin şekilde hayata geçirilebilmesi için şeffaf, öngörülebilir ve dengeli bir geçiş sürecine ihtiyaç olduğunu ifade eden Bozay, sistemin sektörlerin gerçek koşullarını dikkate alacak şekilde tasarlanmasının önemine dikkat çekti.
Bozay, “Sanayimizin dönüşüm kapasitesini güçlendirecek şekilde kurgulanmış bir ETS, işletmeleri yalnızca emisyonlarını azaltmaya yönlendirmekle kalmayacak; enerji verimliliği, yenilikçi üretim yöntemleri ve düşük karbonlu teknolojilere yönelik yatırımları da teşvik edecektir. Bu nedenle pilot uygulamadan tam uygulama dönemine geçilirken sektörlerin gerçek koşullarını dikkate alan kıyaslama kriterleri, adil geçiş anlayışı ve güçlü yatırım destekleri büyük önem taşıyor” diye konuştu.
“Karbon maliyeti, yeşil dönüşümün finansman kaynağına dönüşmeli”
Emisyon Ticaret Sistemi’nin sunduğu en önemli imkanlardan birinin karbon fiyatlandırmasından elde edilen gelirlerin yeniden yeşil dönüşüm yatırımlarına aktarılması olduğunu belirten Bozay, sanayinin dönüşüm sürecinin ciddi ve uzun vadeli yatırımlar gerektirdiğini söyledi.
Bozay, “Sanayinin dönüşümü yüksek maliyetli ve uzun soluklu yatırımlar gerektiriyor. Bu nedenle karbon piyasasından elde edilecek gelirlerin iklim değişikliğiyle mücadeleye, Ar-Ge çalışmalarına ve yeşil dönüşüm yatırımlarına yönlendirilmesi son derece önemli. Böylece karbon maliyeti yalnızca işletmeler için bir gider unsuru olmaktan çıkarak, sanayimizin dönüşümünü destekleyen sürdürülebilir bir finansman kaynağına dönüşebilir” ifadelerini kullandı.
ETS gelirlerinin iklim, Ar-Ge ve yeşil dönüşüm projelerinde kullanılmasına imkan sağlayan düzenlemenin, sistemin en güçlü ve dönüştürücü unsurlarından biri olduğu değerlendiriliyor.
Türk çimento sektörünün, uzun yıllardır sürdürdüğü emisyon izleme ve doğrulama çalışmaları sayesinde ETS’ye teknik ve kurumsal açıdan hazırlıklı sektörler arasında bulunduğu belirtiliyor. Günlük 500 ton ve üzeri kapasiteye sahip döner fırınlarda klinker üretimi gerçekleştiren tesisleriyle sektör, hem pilot uygulama hem de ana uygulama döneminde sistemin içinde yer alacak.
Sektör; alternatif yakıt ve hammadde kullanımı, enerji verimliliği uygulamaları, atık ısı geri kazanımı ile klinker/çimento oranının azaltılması gibi alanlarda dönüşüm çalışmalarını sürdürürken, uzun vadeli karbonsuzlaşma stratejisinde karbon yakalama, kullanma ve depolama (CCUS) teknolojileri de önemli bir yer tutuyor.
İhracat rekabetçiliği açısından stratejik önem
Volkan Bozay, Emisyon Ticaret Sistemi’nin Türkiye’nin ihracatçı sektörleri açısından da stratejik bir değer taşıdığına dikkat çekti. Avrupa Birliği Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın (SKDM) uygulamaya geçmesiyle birlikte, Türkiye’de ödenen karbon bedellerinin AB sınırında mahsup edilebilmesinin ihracat rekabetçiliği açısından kritik olduğunu ifade etti.
Bozay, “Türkiye’nin karbon maliyetini kendi sınırları içinde yönetebilmesi ve buradan elde edilen kaynakların yeşil dönüşüm yatırımlarına yönlendirilmesi, ihracatçı sektörlerimiz için önemli bir avantaj sağlayacaktır. Buradaki temel hedefimiz yalnızca yeni düzenlemelere uyum sağlamak değil; Türkiye’nin üretim gücünü, ihracat kapasitesini ve rekabetçiliğini koruyarak düşük karbonlu ekonomiye güçlü bir geçiş gerçekleştirmektir” dedi.
SKDM kapsamında mahsup edilebilecek karbon bedelinin bir bölümünün Türkiye’de kalmasının, sanayinin yeşil dönüşüm yatırımlarına yeni kaynaklar oluşturabileceği değerlendirmesi de TÜRKÇİMENTO’nun ETS yaklaşımının temel başlıkları arasında bulunuyor.
“Yeşil dönüşüm, Türkiye için stratejik bir fırsat”
TÜRKÇİMENTO CEO’su Volkan Bozay, Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda Emisyon Ticaret Sistemi’nin önemli bir dönüşüm mekanizması olacağına dikkat çekerek değerlendirmelerini şöyle tamamladı:
“Çimento sektörü olarak yeşil dönüşümü yalnızca yerine getirilmesi gereken bir zorunluluk olarak görmüyoruz. Bu süreci, Türkiye’nin üretim gücünü geleceğe taşıması ve küresel rekabette daha güçlü bir konum elde etmesi açısından stratejik bir fırsat olarak değerlendiriyoruz. ETS’nin de dönüşümü hızlandıran, yatırımları teşvik eden ve sanayimizin rekabet gücünü destekleyen bir yapıya kavuşması en büyük beklentimiz. Kamu, özel sektör, akademi ve sivil toplumun iş birliğiyle Türkiye’nin düşük karbonlu üretim kapasitesini daha da güçlendirebiliriz. TÜRKÇİMENTO olarak sektörümüzün dönüşümünü destekleyecek politika ve mekanizmaların geliştirilmesine katkı sunmayı sürdüreceğiz.”