EKONOMİ

Türk çelik sektörü Wire & Tube 2026 Fuarı’na damgasını vurdu

Abone Ol

Türk çelik sektörü, küresel ticarette artan korumacılık ve maliyet baskılarına rağmen uluslararası pazarlardaki etkinliğini artırmayı sürdürüyor. Çelik İhracatçıları Birliği, Almanya’nın Düsseldorf kentinde düzenlenen Wire & Tube 2026 Fuarı’na 197 firmayla katılarak sektördeki rekabet gücünü bir kez daha ortaya koydu.

Fuarda değerlendirmelerde bulunan ÇİB Denetim Kurulu Üyesi Selçuk Yılmaz, Türk firmalarının en önemli avantajlarının coğrafi yakınlık, hızlı teslimat ve yüksek kalite olduğunu vurguladı. Avrupa pazarına hızlı ve esnek şekilde hizmet verebildiklerini belirten Yılmaz, Türkiye’nin bu yönüyle stratejik bir tedarikçi konumunda olduğunu ifade etti.

Küresel Üretimde Güçlü Konum

Türkiye’nin çelik üretiminde dünyada 7’nci, Avrupa’da ise 1’inci sırada yer aldığını aktaran Yılmaz, 2025 yılında 38 milyon ton sıvı çelik üretimi gerçekleştirildiğini belirtti. Yaklaşık 19 milyon tonluk ihracat hacmiyle Türkiye’nin küresel pazardaki güçlü konumunu koruduğunu dile getirdi.

AB Pazarı Kritik Önemini Koruyor

Artan korumacılık önlemlerinin sektörü zorladığına dikkat çeken Yılmaz, özellikle Avrupa Birliği pazarının Türk çelik sektörü açısından kritik olduğunu vurguladı. Uzun süredir uygulanan kotalar ve ilave vergilerin ihracatı baskıladığını belirten Yılmaz, kota aşımı durumunda yüzde 25 vergi uygulandığını hatırlattı. Avrupa Komisyonu’nun kotaları daha da daraltma planlarının yakından takip edildiğini ifade etti.

Navlun ve Enerji Maliyetleri Yükseliyor

Küresel jeopolitik gelişmelerin maliyetleri artırdığına işaret eden Yılmaz, özellikle İran ile ABD arasında yaşanan gerilimin deniz taşımacılığını doğrudan etkilediğini söyledi. Navlun fiyatlarında yüzde 30-40’a varan artış yaşandığını belirten Yılmaz, hem hammadde tedarikinde hem de ihracatta bu maliyet artışının sektör üzerinde baskı oluşturduğunu dile getirdi.

Enerji tarafında da maliyetlerin yükseldiğini ifade eden Yılmaz, elektrik ve doğalgaz fiyatlarına yapılan zamların üretim giderlerini artırdığını belirtti. Bu gelişmelerin, çelik sektöründe rekabet koşullarını daha da zorlaştırdığına dikkat çekildi.

Yeşil Dönüşüm Sektörün Yol Haritasını Belirliyor

Türk çelik sektöründe artan maliyet baskılarına karşı çözüm arayışları hız kazanırken, Selçuk Yılmaz yeşil dönüşüm ve yenilenebilir enerji yatırımlarının kritik rolüne dikkat çekti. Türkiye’nin 2050 net sıfır karbon hedefi doğrultusunda üreticilerin özellikle güneş enerjisi başta olmak üzere alternatif kaynaklara yöneldiğini belirten Yılmaz, sektörün enerji ihtiyacının halihazırda yüzde 15-20’sinin yenilenebilir kaynaklardan karşılandığını, bu oranın önümüzdeki dönemde daha da artmasının beklendiğini ifade etti.

Alternatif Pazarlara Açılım Sürüyor

Çelik İhracatçıları Birliği öncülüğünde yürütülen ticaret heyetleriyle sektörün yeni pazar arayışlarını sürdürdüğünü belirten Yılmaz, Avrupa pazarındaki olası daralmaya rağmen Türk çelik sektörünün alternatif pazarlara yönelme kabiliyetine sahip olduğunu vurguladı. Avrupa Birliği’nin ana pazar konumunu koruduğunu ancak olası kısıtlamaların kapasite kullanım oranlarını etkileyebileceğini dile getirdi.

2026 Hedeflerinde Sapma Beklenmiyor

2026 yılına ilişkin ihracat hedeflerini de paylaşan Yılmaz, 20 milyon ton ihracat ve 17 milyar dolar seviyesindeki hedeflerde şu aşamada bir değişiklik öngörmediklerini belirtti. Türk çelik sektörünün mevcut koşullara rağmen esnek yapısı ve deneyimi sayesinde hedeflerine ulaşabilecek kapasitede olduğunu söyledi.

Küresel Belirsizlikler Fuarın Gündemindeydi

Wire & Tube 2026 kapsamında yapılan görüşmelerde, küresel çelik sektörünün geleceğine yönelik belirsizliklerin öne çıktığını ifade eden Yılmaz, üretici ve alıcıların piyasanın yönünü öngörebilmek için yoğun temaslarda bulunduğunu aktardı.

Türk çelik sektörünün en önemli rekabet avantajlarının coğrafi yakınlık, hızlı teslimat ve yüksek kalite olduğunu vurgulayan Yılmaz, Türkiye’den çıkan bir sevkiyatın yaklaşık 48 saat içinde Avrupa limanlarına ulaşabildiğini söyledi. Buna karşılık Hindistan, Vietnam ve Tayvan gibi rakip ülkelerden yapılan sevkiyatların 25-30 günü bulduğunu hatırlattı. Ayrıca Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gelişmelerin, uzun mesafeli tedarik zincirlerinin jeopolitik risklere ne kadar açık olduğunu gösterdiğini ifade etti.

Fiyat Dalgalanmaları Sektörü Etkiliyor

Küresel emtia piyasalarındaki dalgalanmaların çelik fiyatlarını doğrudan etkilediğini belirten Yılmaz, 2021 yılında 1.400 dolar seviyelerine çıkan fiyatların bugün 600-700 dolar bandına gerilediğini söyledi. Bu nedenle yalnızca birim fiyat üzerinden değerlendirme yapılmasının yanıltıcı olabileceğini vurgulayan Yılmaz, sektörün tonaj ve katma değer odaklı büyüme stratejisini sürdürdüğünü dile getirdi.