Turizm yatırımları alanında dünyanın önde gelen platformlarından biri olan Tourism Investment Forum (TIF) 2026, İstanbul’da kapılarını açtı. Küresel turizm ekonomisinin önümüzdeki on yılda 16,5 trilyon dolarlık büyüklüğe ulaşmasının beklendiği kritik bir eşikte gerçekleşen forum, Türkiye açısından stratejik bir önem taşıyor. Kamu ve özel sektör temsilcileri ile uluslararası turizm otoritelerini bir araya getiren TIF 2026, sektörün geleceğini ve yeni yatırım alanlarını çok boyutlu biçimde ele alıyor.
Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği (TTYD) Başkanı Oya Narin, gelecek on yıl için belirledikleri vizyonu “Yeni Gelecek: New Next” olarak tanımlayarak, 2026’dan itibaren ziyaretçi sayısında yıllık ortalama yüzde 6’lık artış sağlanması halinde 2035’te 110 milyon ziyaretçi seviyesine ulaşılabileceğini öngördüklerini belirtti. Narin, önümüzdeki 10 yılda yurt dışından en az 850 milyon ziyaretçiyi ağırlamaya hazırlandıklarını ifade etti.
WTTC Başkanı ve CEO’su Gloria Guevara Manzo ise Türkiye’nin turizmde örnek bir model oluşturduğunu vurguladı. Turizmin Türkiye ekonomisine 160 milyar dolarlık katkı sağladığını, bunun yüzde 65’inin uluslararası harcamalardan geldiğini belirten Manzo, bu performansın birçok ülkeyi, hatta İspanya’yı dahi geride bıraktığını söyledi.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da Türk turizminin attığı adımlarla “birinci lige” yükseldiğini ifade ederek, Türkiye’nin 2017’de turist sayısında 8’inci sıradayken 2024’te 4’üncülüğe, turizm gelirlerinde ise 15’incilikten 7’nciliğe yükseldiğini hatırlattı. 2025’te elde edilen 65,2 milyar dolarlık rekor gelir, 63,9 milyon ziyaretçi ve kişi başı gecelik 114 dolara ulaşan harcamanın, nitelikli turizm ve yüksek katma değerli yatırım vizyonunun somut göstergeleri olduğunu dile getirdi. Ersoy, 2026 yılı için 68 milyar dolarlık gelir hedeflediklerini de açıkladı.
İstanbul’da iki gün sürecek olan TIF 2026, turizm ekosisteminin kamu, finans, yatırım, gayrimenkul ve konaklama alanındaki önde gelen temsilcilerini aynı platformda buluşturuyor. TTYD ev sahipliğinde; T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve WTTC stratejik ortaklığında, Türkiye İş Bankası ana sponsorluğunda düzenlenen forumda yaklaşık 30 oturumda 100’ün üzerinde ulusal ve uluslararası konuşmacı yer alıyor.
Uluslararası turizm ekosisteminin önümüzdeki 10 yıl içinde yüzde 50 büyüyerek 16,5 trilyon dolara ulaşmasının beklendiği bir dönemde düzenlenen forum, Türkiye’nin Akdeniz çanağındaki konumunu güçlendirmeyi ve yatırım vizyonunu küresel ölçekte pekiştirmeyi hedefliyor.
Oya Narin, açılış konuşmasında turizmin Türkiye için geçici değil, kalıcı ve temel bir sektör olduğunun altını çizdi. 2015’te 31,5 milyar dolar olan turizm gelirinin 2025 itibarıyla 65,2 milyar dolara yükseldiğini, ziyaretçi sayısının ise 41,6 milyondan 63,9 milyona çıktığını hatırlatan Narin, “Turizmde Dönüşüm” projesi kapsamında doğru stratejilerle 2030’da 120 milyar dolarlık gelir seviyesine ulaşılabileceğini öngördüklerini söyledi. Türkiye’nin güçlü iç turizm talebi, 2 milyonu aşan yatak kapasitesi ve gelişmiş ulaşım altyapısıyla küresel ölçekte rekabetçi bir konumda olduğunu vurguladı.
Gloria Guevara Manzo ise Türkiye’nin krizlere karşı gösterdiği direnç ve stratejik büyüme yaklaşımıyla küresel turizmin en güçlü aktörlerinden biri olduğunu ifade etti. Dijitalleşmenin önemine dikkat çeken Manzo, kesintisiz dijital kimlik uygulamalarının ve bölgesel vize kolaylıklarının geleceğin turizm deneyimi için kritik olduğunu söyledi.
Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran da turizm sektörüne son üç yılda 2,2 milyar dolarlık kredi sağladıklarını belirterek, sektörde yatırım bekleyen 3 milyar dolarlık teşvik belgeli projelerin tamamını finanse edebilecek güçte olduklarını ifade etti. Yeni otel yatırımlarından ziyade modernizasyon, markalaşma ve müşteri deneyimini güçlendiren projelere odaklanılması gerektiğini vurgulayan Aran, Türk turizmcilerin yurt dışındaki yatırımlarını da desteklemeye hazır olduklarını söyledi.
İTO Başkanı Şekib Avdagiç, İstanbul’un finans, alışveriş, sanat ve kongre turizmi açısından küresel bir cazibe merkezi olduğunu belirterek, şehrin daha fazla turizm yatırımını hak ettiğini dile getirdi. İstanbul Fuar Merkezi’ne 40 bin metrekarelik yeni bir alan ekleneceğini ve bu yatırımla kentin turizm gelirini yukarı taşıyacak adımlar atıldığını açıkladı.
Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkan Yardımcısı Bekir Polat ise turizmin yalnızca bir sektör değil, diğer tüm sektörleri tetikleyen güçlü bir kaldıraç olduğunu belirtti. Türkiye’nin “dünyanın bağlantı noktası” konumuyla yatırımcılar için cazip bir merkez olduğunu ifade etti.
KKTC Başbakan Yardımcısı ve Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu da yeni yatırımlar ve tanıtım çalışmaları sayesinde ülkeye gelen ziyaretçi sayısında yüzde 30–40 artış yaşandığını belirterek, yatırımcılara bürokratik engeller olmadan destek vermeye devam edeceklerini söyledi.
TIF 2026, Türkiye’nin turizm yatırımlarında yeni bir sıçrama dönemine hazırlandığını ortaya koyarken; kamu, finans ve özel sektör iş birliğiyle şekillenen ortak vizyonun, ülkenin küresel turizm ligindeki konumunu daha da yukarı taşıması hedefleniyor.
Açılış konuşmalarının ardından, TGA Genel Müdürü Sinan Seha Türkseven’in moderatörlüğünde düzenlenen “Liderler Yuvarlak Masası: Büyüme, Dayanıklılık ve Gelecek” panelinde, ülkelerin turizmdeki konumlanma stratejileri ve gelecek vizyonları kapsamlı biçimde değerlendirildi.
İtalyan Ulusal Turizm Ofisi Başkanı Alessandra Priante, turizmde nicelikten çok niteliğe odaklanılması gerektiğini vurgulayarak, artık asıl sorunun kaç kişinin seyahat ettiği değil, insanların hangi motivasyonla yola çıktığı olduğunu belirtti. Günümüzde seyahat etme gerekçesinin, destinasyonun önüne geçtiğine dikkat çeken Priante; gastronomi, kültür, özgün deneyimler ve kişiselleştirilmiş hizmetlerin belirleyici hale geldiğini ifade etti. Seyahat edenlerin temel beklentisinin “kendine özel” bir deneyim yaşamak olduğunu söyledi.
Uluslararası Turizm Danışmanı Maribel Rodriguez ise sektörde hacim odaklı yaklaşımdan değer odaklı modele geçilmesi gerektiğini dile getirdi. Yatırımların yalnızca cazibe merkezlerine değil, altyapıya da yönelmesi gerektiğini belirten Rodriguez, bu dönüşümün etkilerinin ölçülebilir olması gerektiğini vurguladı. Türkiye, İtalya ve İspanya gibi güçlü destinasyonların kendi kimliklerini korumalarının kritik önemde olduğunun altını çizdi.
TGA Genel Müdürü Sinan Seha Türkseven de turizmde istatistiklerin önemli olduğunu ancak konuk memnuniyetinin en az rakamlar kadar belirleyici olduğunu ifade etti. Sonuçta yapılan işin insanları mutlu etmek olduğunu belirten Türkseven, bir destinasyonun sürdürülebilir başarısının yalnızca ziyaretçi sayılarıyla değil, sunulan deneyimin kalitesiyle ölçülebileceğini söyledi.
ŞANT MANUKYAN: “YIL SONU ENFLASYON BEKLENTİMİZ YÜZDE 25”
İş Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Şant Manukyan, “Küresel Piyasalarda Güncel Gelişmeler” başlıklı ana tema konuşmasında küresel ekonomi ve Türkiye’ye ilişkin beklentilerini paylaştı.
Manukyan, küresel piyasaların Fed’in para politikalarındaki yön değişimi ve ABD–Çin arasındaki teknoloji rekabeti ekseninde yeniden şekillendiğini belirtti. 2026 yılı için kur beklentilerinin 50,5; enflasyon beklentilerinin ise yüzde 25 seviyesinde olduğunu ifade etti. Trump’ın siyasi etkisinin zaman zaman piyasalarda dalgalanmalara yol açtığını ancak yeni Fed yönetiminin yol haritasının netleştiğini söyledi.
2026 projeksiyonlarında karmaşık bir tablo görülse de temel senaryonun; enflasyonun gerilediği, büyümenin hızlandığı ve yapay zekâ kaynaklı verimlilik artışının öne çıktığı bir ekonomi olduğunu belirten Manukyan, özellikle konut ve kira fiyatlarındaki düşüşün hizmet enflasyonunu da aşağı çekeceğini öngördüklerini aktardı.
Değerli metallerde ise 2022 sonrası reel faiz korelasyonunun zayıfladığını, Rusya rezervlerine el konulmasının ve Çin’in rezerv güvenliği kaygılarının altına yönelimi artırdığını ifade eden Manukyan, altın fiyatlarında 5500 seviyesinin üzerinin görülebileceğini söyledi. Ancak olası bir likidite krizinde dolar ve ABD tahvillerinin yeniden ön plana çıkabileceğini de sözlerine ekledi.
“TÜRKİYE’DE YATIRIM POTANSİYELİ GÜÇLÜ, YENİ OTELLER YOLDA”
Servotel Kurucu ve Başkanı Ömer İsvan’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Anı Yakalamak: Dönüşen Konaklama Ekosisteminde İnovasyon ve Fırsatlar” oturumunda sektördeki dönüşüm ve yatırım fırsatları masaya yatırıldı.
Hilton Worldwide Avrupa Operasyonlarından Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı David Kelly, Türkiye’de markalaşmamış önemli bir otel envanteri bulunduğunu ve bunun büyük bir fırsat sunduğunu belirtti. Türkiye’de markalı envanter oranının yüzde 11 seviyesinde olduğunu ifade eden Kelly, 2025’te yapılan anlaşmaların yüzde 40’ının mevcut otellerin dönüşümüne yönelik olduğunu söyledi. Hâlihazırda 137 otelleri bulunduğunu ve yeni yatırımların yolda olduğunu kaydetti.
Radisson Hotel Group Afrika ve Türkiye Geliştirme Direktörü Ramsay Rankoussi ise genç neslin maliyet ve lokasyona öncelik verdiğini, sosyal medyanın ise karar süreçlerinde belirleyici rol oynadığını ifade etti. Türkiye’nin sosyal medya temelli turizm tanıtımlarına ciddi bütçeler ayırdığını ve bunun pazarlama harcamalarındaki payı artırdığını söyledi.
Wyndham Hotels & Resorts EMEA Başkanı Dimitris Manikis, sektördeki yetenek profilinin değiştiğini vurgulayarak geçmişte Avrupa merkezli bir yönetici profili hâkimken bugün Türk, Asyalı ve Hintli yöneticilerin öne çıktığını belirtti. Küresel dönüşümün insan kaynağı yapısını da değiştirdiğini ifade etti.
Accor Orta Doğu, Afrika ve Türkiye Bölge Başkanı Raki Phillips ise başarının temelinde doğru yeteneği istihdam etmek ve müşteri beklentisini doğru analiz etmek olduğunu dile getirdi. Güçlü bir sistemle performansı ölçtüklerini ve deneyimi veriye dayalı şekilde yönettiklerini söyledi.
AOIFE ROCHE: “LÜKS SEGMENT VE AVRUPA PAZARI TÜRKİYE İÇİN GÜÇLÜ BİR FIRSAT”
STR EMEA Satışlardan Sorumlu Başkan Yardımcısı Aoife Roche, “Konaklama Sektörü Görünümü” başlıklı sunumunda küresel ve Türkiye pazarına dair verileri paylaştı.
2025’in belirsizlikler nedeniyle zorlu geçtiğini ancak 2019’dan bu yana küresel talebin yüzde 9 arttığını belirten Roche, Orta Doğu ve Afrika’nın yüzde 13 büyümeyle öne çıktığını, ABD’nin ise negatif eğilim gösteren tek bölge olduğunu söyledi. Buna karşın Amerikalı turistlerin Avrupa’ya yönelmesinin talebi desteklediğini ifade etti.
Türkiye’de ise iki farklı tablo bulunduğunu belirten Roche, İstanbul’da fiyat baskısıyla yüzde 4’lük daralma yaşanırken Türk Rivierası’nın lüks segment sayesinde yüzde 3 büyüdüğünü söyledi. Bodrum’da lüks segment etkisiyle yüzde 11’lik artış görüldüğünü aktaran Roche, artan seyahat maliyetlerinin fiyat direnci oluşturduğunu ancak üst segment talebin güçlü kaldığını ifade etti.
2026 için ise Avrupa’da düşen faizler ve artan tüketici güveniyle birlikte Almanya ve Birleşik Krallık’tan Türkiye’ye talebin yüzde 8,6 artmasının beklendiğini belirtti. Türkiye’nin temel gündeminin fiyat hassasiyetini yönetmek ve sezonu uzatmak olduğunu vurguladı.
“YATIRIMDA YENİ DÖNEM: DEĞER, SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VE DENEYİM”
“Konaklama Sektörüne Yatırım: Yatırımcılar Ne Arıyor?” başlıklı oturumda yatırım kararlarının dinamikleri ele alındı. Katılımcılar, kısa vadeli kazançtan çok sürdürülebilir ve deneyim odaklı modellerin öne çıktığı konusunda birleşti.
Yatırımcıların yalnızca varlığa değil destinasyonun bütünsel yapısına baktığı; çıkış stratejisi, finansmana erişim, deneyim kurgusu ve sürdürülebilirliğin artık temel kriterler arasında yer aldığı vurgulandı. Wellness segmentinin kalıcı bir yatırım alanına dönüştüğü ve lokasyon kadar sunulan değerin de belirleyici olduğu ifade edildi.
ANDREA GRISDALE: “TURİZMDE GERÇEK LÜKS, İNSANA YATIRIMDIR”
Andrea Grisdale, turizmde asıl lüksün yüksek bütçeler değil, çalışanlar arasındaki güçlü iletişim ve kişiselleştirilmiş hizmet olduğunu söyledi. Bir seyahatin değerini belirleyen unsurun, misafirin beklentilerinin henüz ifade edilmeden karşılanması olduğunu vurguladı.
En büyük yatırımın insan kaynağına yapılması gerektiğini belirten Grisdale, yerel halkın mutlu olmadığı bir destinasyonda misafir memnuniyetinin de sürdürülebilir olmayacağını ifade etti. Turizmin, yerel ile gezgin arasında güçlü bir bağ kurma sanatı olduğunu dile getirdi.
“TÜRK MARKALARININ GÜCÜ, COĞRAFYASINDAN GELİYOR”
“Türkiye’nin Yerli Otel Markaları” panelinde, yerli markaların krizlere karşı geliştirdiği reflekslerin önemli bir avantaj olduğu vurgulandı. Türkiye’de yatak kapasitesinin büyük bölümünün yerel markalardan oluştuğu ve bunun ciddi bir potansiyel sunduğu ifade edildi. Türk markalarının bulunduğu coğrafyanın dinamizmi sayesinde değişime hızlı uyum sağladığına dikkat çekildi.
“KARMA KULLANIM PROJELERİYLE YENİ GAYRİMENKUL ÇAĞI”
Karma kullanım projelerinde başarının, yalnızca finansal fizibiliteyle değil insan davranışlarını doğru okumakla mümkün olduğu belirtildi. Markalı konut ve servisli daire modellerinin yükselişe geçtiği, ancak bunun güçlü operasyonel altyapı gerektirdiği ifade edildi. Geleceğin projelerinde yapay zekâ destekli sistemler, wellness alanları ve gelir çeşitlendirmesi ön plana çıkıyor.
“YAPAY ZEKÂYI BENİMSEMEYEN GERİDE KALIR”
Yapay zekâ oturumunda, teknolojinin bir balon değil köklü bir dönüşüm olduğu görüşü hâkimdi. Yapay zekânın veri kadar süreç dönüşümü gerektirdiği, gerçek zamanlı karar alma kapasitesinin sektöre ciddi avantaj sağlayacağı belirtildi. Turizm sektörünün elindeki veri potansiyelini daha etkin kullanması gerektiği ifade edildi.
“TURİZMDE ÇÖZÜM YASAKLAR DEĞİL, AKILLI YÖNETİM”
Room Mate Group Başkanı Kike Sarasola, aşırı turizmin temel sorununun talep değil yönetim eksikliği olduğunu söyledi. Çözümün yasaklar değil, akıllı planlama ve doğru liderlik olduğunu belirtti. Geleceğin konaklama anlayışında teknolojinin yanı sıra insan temasının da vazgeçilmez olduğunu vurguladı.
“SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK TERCİH DEĞİL, İŞ MODELİDİR”
Günün son panelinde sürdürülebilirliğin artık bir zorunluluk olduğu ifade edildi. Enerji üretiminden atık yönetimine, yapı güvenliğinden sosyal etkiye kadar bütüncül bir yaklaşım gerektiği vurgulandı. Sürdürülebilirliğin geçici bir proje değil, gelir üreten ve ölçeklenebilir bir iş modeli olarak ele alınması gerektiği belirtildi.
Yoğun ve içerik açısından zengin geçen TIF 2026’nın ilk günü, “Türk Mutfağında Bir Yolculuk” temalı hoş geldin resepsiyonuyla sona erdi.