Türkiye tekstil ve hammaddeleri sektörü, 2025 yılını 11,4 milyar dolarlık ihracatla tamamlarken, hazır giyim sektörüyle birlikte toplam ihracat 26 milyar dolara ulaştı. İki sektörün toplamda 17 milyar dolarlık dış ticaret fazlası yaratması, Türk tekstil ve hazır giyim sanayisinin ekonomideki stratejik konumunu bir kez daha ortaya koydu. Bu performansla sektörler, Türkiye’nin en güçlü lokomotif alanları arasında üçüncü sıradaki yerini korudu. İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Başkanı Ahmet Öksüz, sektörün 2025 performansını ve gelecek hedeflerini mikrofonlarımıza değerlendirdi.
2025’in küresel ölçekte pek çok sektör için zorlu geçtiğini vurgulayan Ahmet Öksüz, tekstil sektörünün bu süreçte direnç gösterdiğini ifade etti. Öksüz, ihracat rakamlarını şu sözlerle değerlendirdi: “Yılı yaklaşık on bir buçuk milyar dolarlık ihracatla kapattık. Zaten temel hedefimiz, bir önceki yıl ulaştığımız ihracat seviyesinin altına düşmemekti. Bunu da büyük ölçüde başardığımızı söyleyebilirim. Yılı çok sınırlı bir kayıpla tamamladık. Bu nedenle sektörü başarılı görüyorum. Gerçekten kolay bir yıl değildi. Pek çok sektör çok daha ciddi kayıplarla yılı kapatırken, biz en azından ihracatımızı korumayı başardık.”
Küresel Rekabette Türkiye İlk Beşte
Türkiye’nin dünya tekstil ticaretindeki konumuna da değinen Öksüz, küresel pazar payının korunmasının kritik önemde olduğuna dikkat çekti. Türkiye’nin dünyada ilk beş ülke arasında yer almaya devam ettiğini belirterek, “Türkiye, küresel tekstil sektöründe çok önemli bir oyuncu. Dünya genelinde yaklaşık yüzde üç buçukluk bir payımız var. Amacımız bu payı düşürmemek. Ülkemizin dünyada ilk beş içinde yer almaya devam etmesi çok önemli. Bu konumumuzu son dönemde de koruduk. Önümüzdeki yıllarda da daha geriye düşmemek, Türkiye’nin sektördeki güçlü konumunu sürdürmek temel hedefimiz.” ifadelerini kullandı.
“Tekstil Bitti” algısı yanlış
Son dönemde kamuoyunda sıkça dile getirilen “tekstil bitiyor” tartışmalarına da değinen İTHİB Başkanı, bu algının ihracat verileriyle örtüşmediğini vurguladı: “Tekstil sektörü bir yere gitmedi. Zaten gitmiş olsaydı bu ihracat rakamlarına ulaşmamız mümkün olmazdı. Ancak böyle bir algı oluşmuş durumda ve bu bizi üzüyor.”
Yurt dışı yatırımların yanlış anlaşılmaması gerektiğini belirten Öksüz, küresel ölçekte büyümenin önemine işaret ederek şu değerlendirmeyi yaptı: “Elbette yurt dışına yatırım yapan firmalarımız var. Bunu da tamamen olumsuz görmek doğru değil. Türkiye’deki üretim kapasitesini kaybetmeden, hatta çok düşürmeden, yurt dışında ilave yatırımlarla daha global düşünmek ve küresel ölçekte üretici olmak kötü bir şey değil.”
Ahmet Öksüz, dünyanın en büyük 10 tekstil ihracatçısı ülkesinden 8’inin G20 ülkeleri arasında yer aldığını, 4’ünün ise G7 ülkesi olduğunu söyledi. ABD’nin 3 milyar dolarlık yatırımla dünyanın en büyük tekstil yatırımcısı konumunda bulunduğunu kaydeden Öksüz, küresel ölçekte artan yatırımların sektöre olan stratejik ilgiyi ortaya koyduğunu dile getirdi.
Mısır yatırımlarında Türkiye liderliğini koruyor
Türk tekstil firmalarının özellikle Mısır’daki yatırımlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Öksüz, bu sürecin Türkiye aleyhine bir tablo oluşturmadığını vurguladı: “Mısır’a çok büyük çaplı bir gidişten söz edemeyiz. Bazı firmalar belirli alanlarda yatırım yaptı ancak bu firmalar üretimlerini Türkiye’de de sürdürüyor. Yani buradaki kapasitelerini koruyarak, yurt dışındaki yatırımlarla toplam üretim ve ihracatlarını artırıyorlar.”
Mısır’daki tabloyu yerinde gözlemlediğini belirten Öksüz, Türkiye’nin bölgedeki liderliğine dikkat çekti: “Kısa süre önce ben de Mısır’daydım ve tabloyu yerinde gördüm. Türkiye’nin orada ciddi bir liderliği var. Önemli olan, bu yatırımları ülkemize zarar vermeden, istihdamı düşürmeden yapabilmek. Mısır gibi ülkelerin toplam ihracatı hâlâ Türkiye’nin oldukça gerisinde. Bu da Türkiye’nin sektörde ne kadar güçlü bir konumda olduğunu açıkça gösteriyor.”
İthalata karşı kontrollü politika
İthalat tarafında daha temkinli bir yaklaşım gerektiğini ifade eden Ahmet Öksüz, özellikle yerli üretimin yeterli olduğu alanlarda ithalatın sınırlandırılmasının önemine dikkat çekti: “Türkiye’de yeterli üretimi olan ürünlerde ithalatın sınırlandırılması gerektiğini düşünüyoruz. Özellikle bu dönemde önce kendi ülkemizde üretmek esas olmalı. Dünyada ciddi ticaret savaşları yaşanıyor ve bu ortamda daha akıllı hareket etmek gerekiyor.”
Pamuk gibi bazı hammaddelerde dışa bağımlılık olduğunu hatırlatan Öksüz, buna karşın üretim kapasitesinin büyük ölçüde yeterli olduğunu belirterek, Ticaret Bakanlığı ile yakın iş birliği içinde çalıştıklarını ifade etti.
Texhibition, sektörün vitrini oldu
İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen Texhibition Fuarı’nın sektör açısından stratejik önem taşıdığını vurgulayan Öksüz, Türkiye’nin uzun yıllar uluslararası ölçekte güçlü bir tekstil fuarına sahip olmadığını hatırlattı: “Türkiye çok güçlü bir tekstil üreticisi olmasına rağmen uzun yıllar uluslararası ölçekte bir fuara sahip değildi. Bu boşluğu biliyorduk ancak doğru zaman ve doğru şartların oluşmasını bekledik.”
Bugün fuarın dünya tekstil takviminde önemli bir yere ulaştığını belirten Öksüz, katılım ve ziyaretçi sayılarındaki artışın sektöre moral verdiğini dile getirdi: “Yaklaşık beş yüz firma katılıyor ve artık dünya tekstil takviminde yer alan önemli fuarlardan biri hâline geldi. Yabancı ziyaretçi sayısındaki artış bizi ayrıca motive ediyor. On binlerce ziyaretçiyi ağırlamak sektör adına çok değerli.”
Fuarda nicelikten çok niteliğe odaklandıklarının altını çizen Ahmet Öksüz, "Biz fuarı fiziki olarak büyütmekten ziyade kalitesini korumayı önemsiyoruz. Çok sıkı kriterlerle çalışan bir değerlendirme komitemiz var. Mevcut alanda, kaliteyi koruyarak devam etmeyi hedefliyoruz.” dedi.