EKONOMİ

İHKİB Başkanı Mustafa Paşahan yeni dönem stratejilerini açıkladı

İHKİB Başkanı Mustafa Paşahan, yeni yönetimin sektörün rekabet gücünü yeniden artıracak bir yol haritası belirlediğini açıkladı.

Abone Ol

İHKİB Başkanı Mustafa Paşahan, Avrupa’da üretim ve tedarik zincirlerinin köklü bir dönüşüm sürecine girdiğini belirterek, hazır giyim sektöründe artık düşük maliyetli üretim yerine sürdürülebilirlik, kalite ve hızın ön plana çıkacağını söyledi. Paşahan, “Kullan at dönemi kapanıyor. Döngüsel, sürdürülebilir, daha uzun ömürlü ve akıllı üretim dönemi başlıyor. Biz artık satın alınabilir lüksün, hızın ve kalitenin adresi olacağız.” dedi.

Nisan ayında gerçekleştirilen genel kurulun ardından ekonomi basınıyla ilk kez bir araya gelen Paşahan, yeni yönetimin sektörün rekabet gücünü yeniden artıracak bir yol haritası belirlediğini açıkladı. İHKİB’in yeni dönemde fiyat odaklı rekabet yerine markalaşma, sürdürülebilirlik ve ikiz dönüşüm odaklı katma değerli üretime ağırlık vereceğini ifade etti.

“Hazır giyim Türkiye’nin en kritik sigortalarından biri”

Hazır giyim sektörünün Türkiye ekonomisi açısından stratejik bir öneme sahip olduğunu vurgulayan Paşahan, son üç yılda sektörün ciddi kayıplar yaşadığını belirtti. Rekabetçilik sorunları nedeniyle ihracatta 4,4 milyar dolarlık kayıp yaşandığını kaydeden Paşahan, ithalatın ise 4,5 milyar dolar seviyesine yükseldiğini söyledi.

İhracattaki gerileme ve ithalattaki artışın istihdam üzerinde de ağır sonuçlar doğurduğunu ifade eden Paşahan, tekstil sektörüyle birlikte 2022 sonunda yaklaşık 1 milyon 223 bin olan toplam istihdamın, 2026 Şubat itibarıyla 838 bine düştüğünü açıkladı. Böylece iki sektörde yaklaşık 400 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını belirten Paşahan, buna rağmen hazır giyim sektörünün 2025 yılında 12 milyar dolar cari fazla verdiğini ve Türkiye’ye net döviz kazandırmaya devam ettiğini söyledi.

Hazır giyim sektörünün yalnızca ekonomik değil sosyal açıdan da kritik bir görev üstlendiğini belirten Paşahan, üretimin Türkiye’nin 81 iline yayıldığını ve çalışanların yüzde 55’inden fazlasını kadınların oluşturduğunu dile getirdi. Hazır giyimin kadın istihdamı ve tersine göç açısından önemli bir rol oynadığını ifade eden Paşahan, “Hazır giyim Türkiye’de ekonomik ve sosyal hayatın en önemli sigortalarından biri. Ancak son üç yılda bu sigortanın direnci ciddi şekilde aşındı.” diye konuştu.

“Mevcut teşvik sistemiyle sorunları çözemiyoruz”

Sektörün yaşadığı sorunların temelinde uygulanan “düşük kur-yüksek faiz” politikası olduğunu savunan Paşahan, üretim maliyetlerindeki artışın rekabetçiliği zayıflattığını söyledi. 2022’den bu yana dolar kurunun yüzde 230, üretici fiyat endeksinin yüzde 370 arttığını, buna karşılık asgari ücretin işverene maliyetindeki artışın yüzde 567’ye ulaştığını belirten Paşahan, bir çalışanın işverene maliyetinin 600 dolardan 1.500 dolara yükseldiğini ifade etti. Rakip ülkelerde bu rakamın 250-350 dolar seviyesinde olduğuna dikkat çekti.

Mevcut teşvik sisteminin sorunları çözmekte yetersiz kaldığını belirten Paşahan, sektöre yönelik doğrudan destek taleplerini de sıraladı. İstihdam desteklerinin artırılması, döviz dönüşüm desteğinin yüzde 10’a çıkarılması, ihracatçının düşük maliyetli finansmana erişebilmesi ve tekstil ile konfeksiyon yatırımlarının tüm bölgelerde 6. bölge teşviklerinden yararlanması gerektiğini söyledi. Ayrıca mevcut teşvik belgelerinin sürelerinin uzatılması ve SGK prim desteklerinin genişletilmesi çağrısında bulundu.

“Biz oyunu fiyatla değil, değerle kazanacağız”

Taleplerin karşılanması halinde sektörün yeniden rekabet gücünü kazanabileceğini vurgulayan Paşahan, Türkiye’nin artık ucuz üretim ülkesi olmadığını belirterek, “Biz oyunu fiyatla değil, değerle kazanacağız.” dedi.

Avrupa’da değişen tüketim alışkanlıklarının Türkiye için önemli fırsatlar sunduğunu ifade eden Paşahan, artık büyük hacimli siparişler yerine hızlı, esnek ve kontrollü üretim modelinin öne çıkacağını söyledi. Avrupa’nın yeni mevzuatlar nedeniyle stok fazlasını eritmekte zorlanacağını belirten Paşahan, üretimin bir bölümünün garanti, kalan kısmının ise performansa bağlı olacağı yeni bir döneme girildiğini kaydetti.

“Satın alınabilir lüksün merkezi olacağız”

Türkiye’nin hızlı teslimat ve esnek üretim avantajıyla öne çıkacağını dile getiren Paşahan, ülkenin “anahtar envanter üreticisi” kimliğiyle Avrupa tedarik zincirinde daha güçlü konuma geleceğini söyledi.

Kullanılmış giysi ithalatında döngüsel ekonomiyi destekleyecek altyapıya sahip olduklarını belirten Paşahan, daha az adetli ancak daha kaliteli, uzun ömürlü ve yüksek katma değerli ürünlerin üretileceği yeni dönemin başladığını ifade etti. “Biz artık satın alınabilir lüksün, hızın ve kalitenin adresi olacağız.” diyen Paşahan, Türkiye’nin bu dönüşümde avantajlı konumda bulunduğunu vurguladı.

“Markalaşmayla küresel vitrine çıkacağız”

Markalaşmanın önemine de dikkat çeken Paşahan, seçim döneminde vaat ettikleri Markalaşma Komitesi’ni kısa sürede kurduklarını açıkladı. Komitenin, “Turkish Apparel” algısını küresel ölçekte güçlendirmek, uluslararası pazarlarda agresif tanıtım faaliyetleri yürütmek ve Türk markalarını dünya vitrinine taşımak için çalışmalar yapacağını ifade etti.

Hazır giyim sektörü için gerçekçi bir master plan hazırlanmasının zorunlu olduğunu belirten Paşahan, kamu ve özel sektör iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Avrupa Birliği’nin Hindistan ve MERCOSUR ülkeleriyle yaptığı serbest ticaret anlaşmalarının sektör üzerinde oluşturabileceği risklere dikkat çeken Paşahan, ticaret diplomasisinin etkin kullanılması gerektiğini vurguladı.