EKONOMİ

BTP’den NATO Zirvesine İlişkin Değerlendirme

Abone Ol

Bağımsız Türkiye Partisi Sözcüsü Lütfullah Önder, Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi’ni ve organizasyon kapsamında alınan önlemleri değerlendirdi. Ankara’nın zirve hazırlıkları nedeniyle olağanüstü bir sürece girdiğini savunan Önder, “Ankara’da adeta NATO’yla nefes alır hâle geldik” dedi. Zirvenin Türkiye açısından taşıdığı önemin sorgulanması gerektiğini belirten Önder, ABD’nin Orta Doğu’daki varlığını azaltırken NATO’nun güney kanadının merkezinin Türkiye yapılmasının hedeflendiğini öne sürdü.

Önder, “ABD’nin NATO’dan çıkmayı düşündüğü, NATO’nun güvenlik etkinliğinin sorgulandığı bir dönemde, ABD Orta Doğu’dan çekilirken NATO’nun güney kanadının merkezinin Türkiye yapılması isteniyor. Biz kendi millî senaryomuzu yazmazsak başkaları bize senaryo yazar” ifadelerini kullandı.

Lütfullah Önder’in açıklamalarında öne çıkan başlıklar şöyle:

“Hayırdır, ne bu telaş?”

Ankara’nın NATO Zirvesi için kapsamlı hazırlıklar yaptığını belirten Önder, şehirde alınan güvenlik ve ulaşım önlemlerine tepki gösterdi.

Önder, şunları söyledi:

“Ankara NATO Zirvesi’ne hazırlanıyor. Ankara’da adeta NATO’yla nefes alır hâle geldik. Sokaklar, caddeler ve mahalleler kapatılıyor, giriş çıkışlar yasaklanıyor. Hastanelerde randevular seyrekleştiriliyor, insanların sokağa çıkmaması isteniyor. İş yerleri kapatılıyor, idari izinler veriliyor. İnsan ister istemez şu soruyu soruyor: Hayırdır, ne bu telaş? Neden bu kadar büyük bir panik içindesiniz?”

“Millet, kendisi için yapılmayan hizmetin NATO için yapıldığını görüyor”

Zirve öncesinde güvenlik operasyonlarının da yoğunlaştığını ileri süren Önder, şehirde yol, asfalt ve havalimanı çalışmalarının hızlandırıldığını söyledi.

Önder, değerlendirmesine şöyle devam etti:

“Diğer taraftan operasyonlar düzenleniyor. NATO Zirvesi öncesinde TEMA Vakfı üyeleri gözaltına alınıyor, tutuklanıyor. Değnekçiler ve otoparkçılar gözaltına alınıyor. Bir taraftan da gözdağı verme süreci devam ediyor. Havalimanı inşa ediliyor, pistler yapılıyor. Yoğun ve hummalı bir çalışma yürütülüyor. Asfaltlamalar yapılıyor, yeni yollar açılıyor.”

Ankaralıların yapılan çalışmaları zirveyle ilişkilendirdiğini savunan Önder, “Ankaralılar artık birbirlerine, ‘Bu yol Trump için yapıldı, biz de üzerinden geçiyoruz. İktidar bize kızmaz değil mi?’ diye soruyor. Millet, kendisi için görmediği hizmetlerin ve tedbirlerin NATO Zirvesi için hayata geçirildiğini, devletin kaynaklarının bu amaçla seferber edildiğini görüyor” dedi.

“NATO barışın ve güvenliğin anahtarı olarak sunuluyor”

NATO’nun şehirdeki billboard ve pankartlarda bir barış kurumu olarak tanıtıldığını belirten Önder, iktidarın NATO’ya yönelik söylemlerini eleştirdi.

Önder, şu ifadeleri kullandı:

“Billboardlar ve pankartlarla NATO, ‘barışın anahtarı, güvenliğin anahtarı’ olarak takdim ediliyor. Millete NATO bir barış kurumu olarak anlatılıyor. Abdullah Öcalan’ı ‘barış güvercini ve kurucu önder’ olarak tanımlayan bir iktidarın NATO’yu da barışın sembolü ve anahtarı olarak millete anlatması gayet doğal.”

Önder ayrıca, ABD Başkanı Donald Trump’ın zirveye Cumhurbaşkanı’nın hatırı için geldiği yönündeki açıklamalarına da değinerek Trump’ın Cumhurbaşkanı ile iyi ilişkilere sahip olduğunu ve kendisine yönelik takdirini dile getirdiğini söyledi.

“NATO’nun güney kanadının merkezinin Türkiye yapılması isteniyor”

Zirvenin Türkiye bakımından neden bu kadar önemli olduğunun tartışılması gerektiğini ifade eden Önder, ABD’nin Orta Doğu’dan çekilme süreciyle NATO’nun bölgedeki rolünün yeniden şekillendirildiğini savundu.

Önder, şunları kaydetti:

“Amerika’nın NATO’dan çıkmayı düşündüğü ve NATO’nun güvenlik etkinliğinin kalmadığının konuşulduğu bir dönemde, Amerika Orta Doğu’dan çekilirken NATO’nun güney kanadının merkezinin Türkiye yapılması isteniyor. Türkiye’nin de bu sürece öncülük etmesi bekleniyor.”

Türkiye’nin bağımsız bir dış politika stratejisi oluşturması gerektiğini vurgulayan Önder, aksi hâlde ülkenin başka devletler tarafından hazırlanan senaryoların parçası hâline getirilebileceğini söyledi.

Önder, sözlerini şöyle tamamladı:

“Biz kendi millî senaryomuzu yazmaz ve dış politikamızda bunu dünyaya kabul ettirmeyi temel misyon hâline getirmezsek, başkaları bize senaryo yazar. NATO eliyle bu senaryolar önümüze konur ve başkalarının senaryosu ülkemizde uygulanır. Türk askerinin mevcudu her geçen gün azalırken ve neredeyse üçte bir seviyelerine düşürülmüşken, NATO’nun ülkemizdeki varlığı ve etkisi artırılmaya devam ediyor.”