EKONOMİ

Türkiye-Afrika Ticaretinde Lojistik Fırsatlar Büyüyor mu?

Abone Ol

Türkiye ile Afrika ülkeleri arasındaki ticaret hacminin büyümesi, lojistiği iki bölge arasındaki ekonomik iş birliğinin önemli unsurlarından biri haline getiriyor. Ticaret Bakanlığı’nın 2025 yılında paylaştığı verilere göre, Türkiye-Afrika ticaret hacmi 2003 yılında 5,4 milyar dolar seviyesindeyken 2024’te 37 milyar dolara ulaştı. Artan yük hareketliliği yeni pazar fırsatları yaratırken liman bağlantıları, aktarmalar, gümrük işlemleri ve son kilometre teslimat süreçlerinde daha kapsamlı bir planlamayı da gerekli kılıyor.

Uluslararası taşımacılık ve entegre lojistik çözümleri sunan Lanes Lojistik, Türkiye-Afrika ticaretindeki gelişmeleri forwarder perspektifiyle değerlendirdi. Lanes Lojistik Operasyon Direktörü Ali Demircan, kıtadaki farklı ticaret koridorlarında transit sürelerin, servis sıklıklarının ve yerel operasyon koşullarının değişkenlik gösterdiğine dikkat çekerek, ihracatçıların pazar seçimiyle lojistik planlamayı birlikte ele alması gerektiğini belirtti.

Ticaret Hacmindeki Artış Lojistik İhtiyacını Genişletiyor

Türkiye ile Afrika arasındaki dış ticaret hacminin yükselmesi, düzenli denizyolu seferlerinin yanı sıra parsiyel yüklerin konsolidasyonu, proje taşımacılığı ve varış ülkelerindeki dağıtım hizmetlerine yönelik ihtiyacı da artırıyor. Ticaret Bakanlığı, 2025 yılında düzenlenen Türkiye-Afrika İş ve Ekonomi Forumu’nda ticaret hacminin 2028 yılında 50 milyar dolara çıkarılmasının hedeflendiğini açıkladı. Bu hedef, ticari bağlantıların yanı sıra lojistik kapasitenin de geliştirilmesini gündeme getiriyor.

İnşaat malzemeleri, makine ve ekipman, gıda ve tüketim ürünleri gibi farklı yük grupları için aynı taşıma modeli uygulanamıyor. Büyük hacimli yüklerde konteyner veya proje taşımacılığı öne çıkarken, yeni bir pazara daha sınırlı miktarda ürün gönderen firmalar açısından parsiyel sevkiyat ve düzenli konsolidasyon seçenekleri daha uygun olabiliyor. Yükün niteliğinin, teslim tarihinin ve varış noktasının sevkiyat öncesinde netleştirilmesi, toplam lojistik maliyetinin daha doğru hesaplanmasına yardımcı oluyor.

Ali Demircan, Afrika pazarındaki büyümenin lojistik boyutunu şöyle değerlendirdi:

“Afrika pazarına açılan bir firma için fırsat yalnızca yeni bir müşteriye ulaşmak değil, o müşteriye öngörülebilir bir teslimat sunmaktır. Aynı kıtadaki iki ülkeye benzer ürün gönderiliyor olsa bile servis sıklığı, aktarma ve iç taşıma koşulları birbirinden farklı olabilir. Bu nedenle lojistik planı satış görüşmesi tamamlandıktan sonra değil, pazar stratejisi oluşturulurken hazırlanmalı.”

Kuzey ve Sahra Altı Afrika’da Rotalar Farklılaşıyor

Kuzey Afrika’ya yönelik taşımacılıkta Akdeniz üzerinden gerçekleştirilen denizyolu servisleri, coğrafi yakınlığın sunduğu alternatifleri öne çıkarıyor. Batı ve Doğu Afrika’ya yönelik sevkiyatlarda ise aktarma limanları, gemi programları ve varış limanından iç bölgelere uzanan bağlantılar transit süre üzerinde daha belirleyici olabiliyor. Bu nedenle tüm Afrika pazarları için tek bir navlun veya standart teslimat süresi üzerinden hareket etmek mümkün olmayabiliyor.

Özellikle kıtanın iç kesimlerindeki alıcılara gerçekleştirilen teslimatlarda, liman sonrası kara taşımacılığı, varış ülkesindeki gümrük işlemleri ve yerel iş ortağının operasyonel kapasitesinin önceden değerlendirilmesi önem taşıyor. Dolu konteyner taşımalarında ekipman ve boş konteyner dönüş planı, parsiyel yüklerde ise konsolidasyon ve aktarma takviminin ayrıca ele alınması gerekiyor. Gecikme riskinin bulunduğu sevkiyatlarda alternatif liman ve servis seçeneklerinin rezervasyon öncesinde karşılaştırılması, teslimat sürekliliğine katkı sağlıyor.

Demircan, rota seçiminin yalnızca navlun fiyatı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek şunları söyledi:

“Denizyolundaki ilk fiyat tek başına doğru karar için yeterli değil. Uygun görünen bir sefer, ek aktarma veya uzun liman beklemesi nedeniyle toplam teslim süresini ve maliyeti artırabilir. Müşterilerimize çıkış limanından alıcının adresine kadar bütün aşamaları gösteren seçenekler hazırlıyor, özellikle iç bölgelere giden yüklerde yerel bağlantıyı sevkiyat başlamadan netleştiriyoruz.”

Dokümantasyon ve Yerel İş Ortakları Öne Çıkıyor

Afrika ülkelerine gerçekleştirilen ihracatlarda belge ve izin gereklilikleri, ürüne ve varış ülkesine göre farklılık gösterebiliyor. Menşe belgeleri, uygunluk ve ürün kayıtları, ithalat izinleri veya etiketleme şartlarının bulunduğu pazarlarda evrakların yük yola çıkmadan önce kontrol edilmesi, liman beklemeleri ve ek maliyet riskinin azaltılmasına yardımcı oluyor. Bunun yanı sıra teslim şekli, sigorta kapsamı ve varış noktasındaki sorumlulukların sözleşmede açık biçimde tanımlanması, operasyonların daha öngörülebilir şekilde yürütülmesini sağlıyor.

Güçlü bir yerel acente ağı da gümrük ve dağıtım süreçlerinde önemli bir rol üstleniyor. Limandaki işlem sürelerinin yanı sıra depolama, kapıya teslim ve gerektiğinde iç taşıma kapasitesinin de teklif aşamasında değerlendirilmesi gerekiyor. İhracatçıların ilk sevkiyatlarda yalnızca navlun bedelini değil, varış ülkesindeki işlem ve teslim maliyetlerini de birlikte değerlendirmesi önem taşıyor.

AfCFTA Yeni Ticaret Bağlantıları İçin Alan Açıyor

Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Bölgesi (AfCFTA), kıta ülkeleri arasındaki ticaretin geliştirilmesini amaçlıyor. Kıta içi ticaretin genişlemesi, Afrika’ya ürün ihraç eden Türk firmaları açısından bölgesel dağıtım ve birden fazla pazara erişim konusunda yeni iş modellerinin değerlendirilmesine imkan sağlayabilir. Ancak AfCFTA kapsamındaki tercihli koşullar Türkiye’den gelen ürünlere otomatik olarak uygulanmıyor. Bu nedenle ilgili ülkenin ithalat kuralları ile ürünün menşe koşullarının ayrıca incelenmesi gerekiyor.

Bölgesel dağıtım merkezi, konsolidasyon merkezi veya yerel ortakla yürütülen depo modeli gibi seçenekler, düzenli yük hacmi ve hedef pazarlardaki teslim koşullarıyla birlikte değerlendirildiğinde avantaj sağlayabiliyor. Birden fazla ülkeye satış planlayan ihracatçıların her pazarın belge, vergi ve iç taşıma gerekliliklerini ayrı ayrı incelemesi, etkin ve sürdürülebilir bir lojistik ağ oluşturulması açısından önem taşıyor.

Forwarder Yaklaşımıyla Sürdürülebilir Ticaret

Türkiye-Afrika hattındaki lojistik fırsatların gelişmesi, yalnızca taşınan yük miktarının artmasına değil, sevkiyatların güvenilir, izlenebilir ve maliyeti öngörülebilir şekilde gerçekleştirilmesine de bağlı. Üretim ve satış takvimlerinin lojistik sağlayıcılarla erken paylaşılması; uygun servis seçimi, belge kontrolü ve varış ülkesindeki teslimat organizasyonunun daha etkin şekilde planlanmasını sağlıyor. Forwarder firmaların taşıyıcılar ve yerel acenteler arasındaki koordinasyonu da özellikle yeni pazarlara gerçekleştirilen sevkiyatlarda önem kazanıyor.

Ali Demircan, Türkiye-Afrika ticaretinin lojistik boyutuna ilişkin değerlendirmesini şöyle tamamladı:

“Türkiye-Afrika ticaretindeki fırsatların kalıcı hale gelmesi için her sevkiyatın aynı standartta yönetilmesi gerekiyor. Pazara özel rota planı, doğru dokümantasyon ve güvenilir yerel iş ortağı birlikte çalıştığında ihracatçı hem süreyi hem de toplam maliyeti daha iyi yönetebilir. Lanes Lojistik olarak denizyolu, havayolu ve gerektiğinde çok modlu taşımacılık seçeneklerini yükün niteliğine göre değerlendiriyor; müşterilerimizin Afrika pazarlarına yönelik operasyonlarını uçtan uca planlıyoruz. Amacımız yeni ticaret bağlantılarının düzenli ve sürdürülebilir yük akışına dönüşmesine katkı sağlamak.”

Lanes Lojistik, küresel acente ağı ve entegre taşımacılık yaklaşımı doğrultusunda Türkiye-Afrika hattındaki farklı ihtiyaçlara yönelik lojistik çözümler sunmayı sürdürüyor.