Yoğun bir haftayı geride bıraktık.
Ama bu hafta, sıradan bir haftadan çok daha fazlasıydı.
Çünkü bu hafta sadece fuarları konuşmadık.
Gücün nerede şekillendiğini gördük.
Bir tarafta sahada dolu geçen organizasyonlar,
diğer tarafta Ankara’da yavaş yavaş netleşen bir tablo.
Ve artık şunu net söyleyebiliriz:
Yarış başladı.
İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği’nde (İHKİB) gerçekleştirilen genel kurulda,
başkanlığa Mustafa Paşahan seçildi.
948 oyla kazanılan bu seçim, ilk bakışta sadece bir görev değişimi gibi görülebilir.
Ama bu işin görünen yüzü.
Asıl mesele, bu seçimin arkasındaki stratejik kırılma.
Çünkü aynı tabloda,
Mustafa Gültepe’nin Paşahan’ın listesinden yönetime girmesi,
Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanlığı için en kritik virajlardan birinin dönüldüğünü gösteriyor.
Bu çok net bir mesajdır
Açık konuşalım.
TİM Başkanlığı öyle çıkıp “adayım” denilecek bir koltuk değil.
Oraya yürünür.
Planlanır.
Zemin hazırlanır.
Ve en önemlisi;
sahada karşılığı olur.
Bugün kulislerde konuşulan isimler belli:
- Mustafa Gültepe
- Ahmet Öksüz
- Adil Pelister
- Ve yeniden denkleme girmeye hazırlanan İsmail Gülle
Ama burada önemli olan isimler değil.
Önemli olan şu: Bu isimlerin sahadaki karşılığı ne?
Çünkü artık oyun değişti.
Eskiden koltuklar masa başında belirlenirdi.
Bugün ise tablo çok farklı.
Bugün güç sahada yazılıyor.
Geçtiğimiz hafta bunun en net göstergesiydi.
Özellikle SolarEX İstanbul…
Açık söyleyeyim;
uzun zamandır gördüğümüz en hareketli, en canlı, en dolu fuarlardan biriydi.
400’e yakın global marka,
yüksek ziyaretçi yoğunluğu,
her standda aktif görüşmeler…
Bu sadece bir kalabalık değil.
Bu, gerçek ticaret.
Ama asıl kritik nokta şu:
Bu fuar hangi şartlarda gerçekleşti?
Orta Doğu’da artık gerilim değil,
açık bir savaş ortamı var.
Uçuşların aksadığı,
hava sahalarının kapandığı,
lojistiğin zorlaştığı bir dönemden geçiyoruz.
Yani teoride bakarsanız;
“bu fuar boş geçer” dersiniz.
Ama öyle olmadı.
Tüm bu tabloya rağmen;
İnsanlar geldi.
Uçaklar doldu.
Fuar alanı boş kalmadı.
İş bağlantıları kuruldu.
Bu çok net bir mesajdır:
Mesele şartlar değil.
Aynı tabloyu tekstilde gördük.
Uluslararası İstanbul İplik Fuarı,
12 bini aşan ziyaretçiyle,
91 ülkeden katılımla
gücünü bir kez daha ortaya koydu.
Tarımda Konya Tarım Fuarı,
madencilikte Maden Türkiye Fuarı…
Her biri kendi alanında sahada güçlü olduğunu gösterdi.
Şimdi buradan şu sonucu çıkarmak zorundayız:
Bugün sahada olan,
yarın masada olur.
Bugün fuarı dolduran,
yarın sektörü yönetir.
Bugün uluslararası bağlantıyı kuran,
yarın karar verici olur.
Ve tam da bu yüzden,
TİM Başkanlığı yarışı artık sadece bir seçim değil.
Bu bir güç testi.
Kim sahada?
Kim gerçekten sektörü taşıyor?
Kim sadece konuşuyor?
Çünkü artık kimsenin arkasına saklanacağı bir alan kalmadı.
Ne kriz bahanesi,
ne pazar daraldı söylemi,
ne de “şartlar uygun değil” cümlesi…
Hepsi bu hafta sahada çürüdü.
Son söz:
Savaş varsa,
risk varsa,
belirsizlik varsa…
ve buna rağmen fuarlar doluyorsa;
artık oyun değişmiştir.
Sahada olmayan, masada yer bulamaz.