☰
✕
FUAR HABERLERİ

Mücevher İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Fatih Kemahlı, “Bu yıl ihracatta en büyük kan kaybını yaşayan sektörüz"

Abone Ol

Dünyanın önde gelen mücevher fuarları arasında gösterilen IJS Istanbul Jewelry Show, 60. kez sektör profesyonellerini İstanbul’da bir araya getirdi. 30 Eylül-3 Ekim 2026 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen organizasyonda, 15 ülkeden yaklaşık 1.000 firma ve marka yeni ürün ve koleksiyonlarını sektör profesyonellerinin beğenisine sunuyor.

Fuarın bu yıl 120’den fazla ülkeden 30 bini aşkın ziyaretçiyi ağırlaması beklenirken, organizasyon Türk mücevher sektörünün uluslararası pazarlardaki gücünü ortaya koyan önemli buluşmalardan biri olarak öne çıkıyor. Mücevher İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Fatih Kemahlı, fuarın yalnızca ticari bir organizasyon olmadığını, tasarımcıdan ustaya, üreticiden ihracatçıya uzanan kolektif emeğin sergilendiği önemli bir platform olduğunu söyledi.

“Bir tasarımcının hayalini, bir ustanın emeğini görüyoruz”

IJS Istanbul Jewelry Show’da sergilenen ürünlerin arkasında güçlü bir üretim ve tasarım süreci bulunduğuna dikkat çeken Kemahlı, Türk mücevher sektörünün farklı uzmanlıkları bir araya getirerek dünya pazarlarının beğenisine sunulan ürünler ortaya çıkardığını ifade ederek, “Vitrinlerde bir tasarımcının hayalini, bir ustanın emeğini ve bir üreticinin sorumluluğunu görüyoruz. Bu ortak ve kolektif çalışma sonucunda, tüm dünyada arzulanan mücevherler ve güzel takılar ortaya çıkıyor.” dedi.

Türk mücevher sektörü ihracata yüksek katma değer sağlıyor

Türkiye’nin mücevher sektöründe üretim kabiliyetinin yanı sıra bilgi, teknoloji ve iş gücüyle önemli bir katma değer oluşturduğunu belirten Kemahlı, sektörün ihracattaki rolüne dikkat çekti. “Biz ham maddeye bilgimizi, teknolojimizi ve alın terimizi koyarak Türk ihracatına en büyük katkıyı sağlayan sektörlerden biriyiz. Kilogram başına yaklaşık 400-500 dolarlık bir işçilik katkısı sağlayan bir sektörüz.”

Kemahlı’ya göre sektörün uluslararası rekabetteki konumunu daha da güçlendirmesi için inovasyon ve yenilikçilik önümüzdeki dönemin temel gündemlerinden biri olacak.

“İnovasyona ve yeniliğe daha fazla odaklanmalıyız”

Mücevher sektörünün geleceği açısından üretim kabiliyetinin yanı sıra tasarım, teknoloji ve inovasyonun önemine vurgu yapan Kemahlı, “Sektörümüzün geleceği için inovasyona ve yeniliğe daha fazla odaklanmamız gerekiyor. Ham maddeye erişim gibi sıkıntıların da gündemimizden tez zamanda çıkması gerekiyor ki imalatçılarımız yaratıcılıklarını işlerine yansıtabilsinler.”

Savaş ve altın kotası pazar kayıplarını beraberinde getirdi

Sektörün 2026 yılına zorlu koşullarla başladığını belirten Kemahlı, yılın ilk döneminde yaşanan gelişmelerin mücevher ihracatı ve pazarlar üzerinde baskı oluşturduğunu ifade etti. Sektörün yılın başında yavaş bir başlangıç yaptığını belirten Kemahlı, bölgedeki gelişmelerin ve altın kotası uygulamasının sektör üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu söyledi.

“Sektörümüz seneye çok yavaş başladı, çok derin bir krizle başladı. Körfez'de yaşanan üzücü savaş da buna katkıda bulundu. Aynı zamanda altın kotasının sektörümüzde yaratmış olduğu bir zarar vardı; onu da gözlemliyorduk. Pazar kayıplarımız oluştu.” diyerek, sektörün hedefinin kaybedilen pazarları yeniden kazanmak ve ihracat faaliyetlerini daha dinamik bir yapıya kavuşturmak olduğunu belirten Kemahlı, sorunların kısa sürede çözülmesi gerektiğine dikkat çekti.

“Bu pazar kayıplarına yol açan sebeplerin, gerek savaş gerekse kota problemi olsun, tez zamanda ortadan kalkmasını istiyoruz. Pazarlarımızı yeniden dinamik bir şekilde korumak ve geliştirmek istiyoruz.”

İhracatta kayıp yaşanırken mayıstan itibaren toparlanma başladı

2025 yılında ihracat rekoru kıran mücevher sektörünün 2026 performansına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kemahlı, “Bu yıl ihracatta en büyük kan kaybını yaşayan sektörüz. Fakat mayıs ayından beri bir toparlanma gözlemlemekteyiz 2025 yılında ihracat rekorları kırmış bir sektörüz. Bu yıl ham madde fiyatlarının bir anda aşırı artması, ardından geri gelmesi piyasada bir tedirginlik ve öngörülemezlik yarattı.”

Bu belirsizliğin kurumsal ihracat müşterileri tarafında da temkinli bir yaklaşım doğurduğunu belirten Kemahlı, şirketlerin piyasa koşullarını gözlemlemek amacıyla alımlarını ertelediğini ifade ederek, “Bu durum, nihayetinde kurumsal ihracattaki müşterilerimiz tarafında da bekle-gör politikasına yol açtı. Bu senenin sonuna doğru büyük açığımızı kapatacağımızı, rakamların ilerlemesiyle birlikte toparlanmanın devam edeceğini öngörüyorum.” dedi.