Koşullar ne olursa olsun sahnede kalmak.

Abone Ol

Sanat ve sahne dünyasında yazılı olmayan bir kural vardır:
“Perde kapanmaz.”
Ya da İngilizce karşılığıyla: “The show must go on.”

Yani ne olursa olsun o sahneye çıkarsın.
Oyununu oynarsın.
Alkışını alırsın.
Ve perde kapandıktan sonra yaşarsın ne yaşayacaksan…

Peki bu sadece sanat dünyası için mi geçerli?
Yoksa sahnenin başka bir boyutu olan fuarcılıkta da aynı gerçek geçerli mi?

Düşünün…

Ülkenin en önemli fuarlarından birine 1 yıldır hazırlanıyorsunuz.
Her detay planlanmış.
Bakanlar, sektör temsilcileri, protokol… herkes hazır.
Sahne kurulmuş, kurdele kesilmeyi bekliyor.

Ve tam o anda o telefon geliyor…

Babanız hastaneye kaldırılıyor.

Şimdi soruyorum:
Siz olsanız ne yapardınız?

Bu sorunun kolay bir cevabı yok.
Ama bu sektörün gerçeği şu:
Hiçbir şey olmamış gibi sahneye çıkarsınız.
Kurdeleyi kesersiniz.
Protokolle fuarı gezersiniz.
Ve ardından koşarak ailenizin yanına gidersiniz.

İşte bu hafta tam olarak bunu gördük.
Fuarcılık sadece organizasyon değil…
Bu iş biraz da sahne disiplini, biraz da hayatın en sert tarafıyla yüzleşme meselesi.

Yoğun bir haftayı geride bıraktık.
Nisan’ın son haftasına, Mayıs’ın ilk günlerine giriyoruz.

Havalar ısınıyor, çiçekler açıyor…
Ama sektör tarafında gündem daha da ısınıyor.

İhracatçı birlik seçimleri artık son düzlüğe girdi.
Bu hafta birçok başlık netleşecek.

Motobike & Eurobike İstanbul

Motosiklet tutkunlarının gelenekselleşen buluşması Motobike İstanbul, bu yıl Eurobike ile birlikte çok daha geniş bir perspektifte karşımıza çıktı.

Motor, bisiklet ve e-bisiklet dünyasının aynı çatı altında buluşması; sadece ürün çeşitliliği değil, ziyaretçi profili açısından da ciddi bir zenginlik yarattı.

Fuar boyunca özellikle lansmanlar, özel gösterimler ve yeni model tanıtımları yoğun ilgi gördü.
Markaların sahneye çıkardığı yeni nesil motosikletler, elektrikli mobilite çözümleri ve performans odaklı ürünler ziyaretçilerin odağındaydı.

Açık konuşmak gerekirse bu fuar sadece bir sergileme alanı değildi;
aynı zamanda bir deneyim alanına dönüşmüş durumdaydı.

Test alanları, sahne şovları ve etkileşimli deneyimler ile birlikte ziyaretçi sadece gezmedi, fuarın bir parçası oldu.

Bu da bize şunu gösteriyor:
Artık fuarlar sadece “ürün sergileme” yeri değil,
hikâye anlatma ve deneyim yaşatma alanlarıdır.

ELES EXPO: Yeni Bir Oyuncu, Doğru Başlangıç

Fuarcılık sektörünün yeni oyuncusu ELES EXPO Elektrik ve Akıllı Sistemler Fuarı, geçtiğimiz hafta kapılarını açtı.

Yoğun ilgi gördü.
Ziyaretçi vardı.
Enerji vardı.

Geçen haftalarda şunu söylemiştim:
“İtiraz üretmek kolay, çözüm üretmek zorundasınız.”

“İhracat pahalı… savaş var… piyasa kötü…”
Bunlar artık bir noktadan sonra hiçbir şey ifade etmiyor.

Çünkü gerçek şu:
Doğru organizasyon + doğru tanıtım + doğru ekip = başarı

Bu yüzden ELES EXPO’nun arkasındaki isim Emel Yüksel ve ekibini özellikle tebrik etmek gerekiyor.

Yeni bir fuar yaratmak kolay değil.
Ama doğru başlarsanız sürdürülebilirlik gelir.

Bu “yeni bebek”, umarım uzun yıllar büyür ve kendini kanıtlar.
Özellikle fuarcılık sektöründe kadınların ortaya koyduğu güçlü liderlik örneklerinden biri olması, birçok organizatöre de ilham verecektir.

AYSAF: Sektör Kendi Fuarına Sahip Çıkmalı

AYSAF Uluslararası Ayakkabı Yan Sanayi Fuarı, 74. kez kapılarını açtı.

Emek yoğun bir sektör…
Son dönemde ciddi zorluklar yaşayan bir yapı…
Ama buna rağmen fuarına sahip çıkmaya devam ediyor.

Burada kritik bir parantez açmak gerekiyor.

Bugün Ticaret Bakanlığı’nın verdiği fuar desteklerine baktığınızda
%70–80’lere varan teşvikler söz konusu.

Yani devlet açıkça şunu söylüyor:
“Git fuara katıl, ürününü tanıt. Ben maliyetin büyük kısmını karşılıyorum.”

Buna rağmen katılım düşükse,
sorun fuarcılıkta değil…
doğrudan sektördedir.

Çünkü bu fuarlar kapanırsa,
yerine başka ülkelerin fuarları gelir.

Ve o zaman…
Paranız olsa bile bazı fuarlara giremezsiniz.

“Maalesef sizi kabul edemiyoruz.”

Bu cümleyi duyduğunuzda,
bugünleri çok ararsınız.

O yüzden net söylüyorum:
Her sektör kendi fuarına sahip çıkmak zorunda.

Karavan Show Bursa: Anadolu’nun Gücü

Karavan ve doğa turizmi tutkunlarının merakla beklediği Karavan Show Bursa,
BİFAŞ Fuarcılık organizasyonuyla kapılarını açtı.

Bu tip organizasyonlar sadece bir fuar değildir.
Anadolu fuarcılığının yayılması açısından kritik öneme sahiptir.

Fuarcılık İstanbul’dan ibaret değil.
Bu yayılım gerçekleşmeden sektör büyümez.

Seçimler: Son Düzlük

Ve geldik en kritik başlıklardan birine…

İhracatçı birlik seçimleri bu hafta tamamlanıyor.
Mayıs ayında konsey seçimleri,
ardından Haziran’da Türkiye İhracatçılar Meclisi başkanlık seçimi var.

Şu an kulislerde 4 isim öne çıkıyor:

  • Mustafa Gültepe
  • Ahmet Öksüz
  • Adil Pelister
  • İsmail Gülle

Özellikle İsmail Gülle’nin Hizmet İhracatçıları Birliği üzerinden sürece dahil olması yüksek ihtimal olarak konuşuluyor.

Mayıs dengeleri değiştirecek.
Haziran sonucu gösterecek.

SON SÖZ

Fuarcılık bir sahnedir.

Işıklar yanar,
perde açılır,
oyun başlar.

Ama kimse sahnenin arkasını görmez.

Orada kriz vardır.
Orada stres vardır.
Orada gecikmeler, iptaller, son dakika değişiklikleri vardır.
Bazen de hayatın en sert gerçeği…

Ama buna rağmen sahneye çıkılır.

Çünkü o sahne sadece bir organizasyon değildir;
bir emeğin, bir yılın, bazen bir hayatın karşılığıdır.

İşte fuarcılığı diğer sektörlerden ayıran tam olarak budur:
Her şey ters gitse bile…
o kapılar açılır.

Ziyaretçi içeri girer.
Standlar ışıklarını yakar.
Görüşmeler yapılır.
İşler konuşulur.

Ve siz…
her şey yolundaymış gibi o fuarı yönetirsiniz.

Sonra perde kapanır.

İşte asıl hikâye ondan sonra başlar.

Ama unutmayın…

Bugün sahneye çıkmaktan vazgeçenler,
yarın o sahnede yer bulamaz.

Bu yüzden fuarcılıkta en önemli refleks şudur:
Koşullar ne olursa olsun sahnede kalmak.

Çünkü bu sektörde oyun bitmez…
sadece oyuncular değişir.