EKONOMİ

İhracat Rekorunun Ardından “Yeşil Vergi” Dönemi Başladı

Abone Ol

Türkiye, 2025 yılında Cumhuriyet tarihinin en yüksek ihracat hacmine ulaşırken, 1 Ocak 2026 itibarıyla Avrupa Birliği’nin (AB) Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın (SKDM) mali yükümlülük aşamasına geçmesiyle ihracatçılar için yeni bir dönem başladı. Bu gelişme, karbon emisyonlarının dijital ve denetlenebilir şekilde yönetilmesini küresel rekabetin önemli bir şartı haline getiriyor.

Türkiye’nin ihracat performansı 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 4,5 artarak 273,4 milyar dolara ulaştı ve Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine çıktı. Aynı dönemde ürün ve hizmet ihracatının toplam hacmi 396,5 milyar dolar olurken, Aralık ayında en yüksek ihracat 10 milyar doların üzerindeki hacimle Avrupa Birliği ülkelerine gerçekleştirildi.

2026 yılı kritik bir eşik

2026 yılı, ihracatta yakalanan bu ivmenin sürdürülebilirliği açısından kritik bir dönüm noktası olarak görülüyor. Yeşil Mutabakat kapsamında uygulanan geçiş sürecinin sona ermesiyle birlikte, 1 Ocak 2026 itibarıyla mali yükümlülük dönemi resmen başladı. Yeni düzenleme ile birlikte AB’ye ihraç edilen demir-çelik, çimento, gübre, alüminyum, elektrik ve hidrojen gibi ürünlerde karbon yoğunluğuna bağlı mali yükümlülük uygulanmaya başladı.

1,8 milyar euro maliyet riski

Sürdürülebilirlik artık yalnızca çevresel bir konu olmanın ötesine geçerek Türkiye ekonomisi için önemli bir rekabet unsuru haline geliyor. TÜSİAD’ın analizlerine göre, AB Yeşil Mutabakatı ve SKDM’ye uyum sürecinde gecikme yaşanması durumunda Türk ihracatçılarının yıllık karbon maliyeti yaklaşık 1,8 milyar euroya ulaşabilir.

Bu maliyet riskinin sanayicilerin kâr marjlarını doğrudan etkileyebileceği belirtilirken, karbon emisyonlarını Kapsam 1, 2 ve 3 seviyelerinde şeffaf ve denetlenebilir biçimde raporlayamayan şirketlerin Avrupa pazarındaki rekabet gücünün zayıflayabileceği ifade ediliyor. Karbonun önemli bir maliyet unsuru haline geldiği bu süreçte dijitalleşme ve ERP entegrasyonu ihracatçılar için giderek daha kritik bir rol üstleniyor.

Manuel raporlama dönemi geride kalıyor

Sürdürülebilirlik verilerinin manuel olarak farklı tablolar aracılığıyla takip edilmesi, hem hata riskini artırıyor hem de AB denetimleri açısından ciddi sorunlar oluşturabiliyor. Canias ERP’nin Kurumsal Sürdürülebilirlik Yönetimi (ESM) modülü ise bu süreci daha sistematik bir yapıya kavuşturmayı amaçlıyor.

ESM modülünün önemli özelliklerinden biri olan fatura kontrol entegrasyonu sayesinde karbon tüketim değerleri satın alınan ürünlerin faturaları üzerinden otomatik olarak hesaplanabiliyor. Bu sistem, şirketlerin karbon ayak izini tahminlere dayalı olarak değil, doğrudan finansal veriler ve fatura kayıtları üzerinden gerçek zamanlı şekilde takip etmesine imkân tanıyor. Böylece sürdürülebilirlik verilerinin mali kayıtlarla eşleşmesi denetlenebilirliği artırırken karbon hesaplaması daha yönetilebilir bir sürece dönüşüyor.

İhracatta “yeşil pasaport” dönemi

AB’nin SKDM kapsamında talep ettiği raporlama standartları yalnızca üretim tesislerindeki emisyonları değil, enerji tüketimini ve tedarik zincirinden kaynaklanan dolaylı emisyonları da kapsıyor. Canias ERP’nin ESM modülü, uluslararası standartlara uygun şekilde Kapsam 1, 2, 3, 4 ve 6 seviyelerindeki tüm emisyon tüketimlerini ayrı ayrı hesaplayarak raporlayabiliyor.

Sistem ayrıca karbon tüketim verilerini malzeme ve tedarikçi bazında saklayarak ihracatçı firmaların sadece kendi karbon performanslarını değil, aynı zamanda tedarikçilerinin sürdürülebilirlik performansını da analiz edebilmesine olanak tanıyor. Kullanılan emisyon faktörleri ise IPCC, GHG Protocol, IEA ve Avrupa Birliği tarafından referans alınan uluslararası kaynaklarla uyumlu şekilde tanımlanıyor ve versiyon bazlı olarak yönetiliyor.

Grafiksel raporlama altyapısı sayesinde karbon tüketim verileri tedarikçi, ürün grubu ve etken bazında analiz edilerek üst yönetim için veri odaklı karar alma süreçlerini destekliyor. Bu dijital altyapı, Türk ihracatçılarının 1 Ocak 2026 itibarıyla başlayan yeni karbon düzenleme dönemine daha kolay uyum sağlamasına yardımcı oluyor.

IAS Chief Automation Officer (CAO) Nuri Aycan, Türkiye’nin ihracatta yakaladığı başarıyı sürdürebilmesi için dijital dönüşümün kritik önem taşıdığını vurguladı. Aycan, 2026 yılıyla birlikte sürdürülebilirliğin şirketler için yalnızca sosyal sorumluluk anlayışı olmaktan çıkıp doğrudan bir rekabet unsuru haline geldiğini belirtti.

Aycan, sınır ötesi ticarette rekabetin artık karbon emisyonlarını finansal bir veri gibi ölçülebilir ve denetlenebilir biçimde yönetebilme becerisine bağlı olduğunu ifade ederek, Canias ERP’nin ESM modülü sayesinde sürdürülebilirlik verilerinin üretim ve satın alma süreçlerine entegre edildiğini söyledi. Bu sistemle karbon tüketiminin manuel veri girişlerinden kurtarılarak fatura ve operasyon verileriyle beslenen dijital bir sürece dönüştürüldüğünü belirten Aycan, bu sayede ihracatçıların hem uyum süreçlerini daha sağlıklı yönetebildiğini hem de Avrupa pazarında güvenilir iş ortakları olarak konumlarını güçlendirdiğini dile getirdi.