Güçlü Fuarlar, Güçlü Protokolle Büyür…

Abone Ol

Her hafta onlarca davet geliyor.

Her hafta farklı bir fuarın açılışına katılıyoruz.

Kimi zaman İstanbul'da…

Kimi zaman Anadolu'nun farklı şehirlerinde…

Yıllardır fuarları takip eden bir gazeteci olarak şunu çok net söyleyebilirim.

Bir fuarın başarısı sadece kaç metrekare olduğuyla ölçülmez.

Kaç katılımcısı olduğuyla da ölçülmez.

Kaç ziyaretçi geldiğiyle de ölçülmez.

Bir fuarın başarısı...

Arkasında duran güçle de ölçülür.

İşte tam da bu yüzden fuar açılışlarını çok önemsiyorum.

Çünkü fuar açılışları sadece kurdele kesilen törenler değildir.

Aslında o açılışlar, Türkiye'nin dünyaya verdiği ilk mesajdır.

"Biz bu sektöre inanıyoruz."

"Biz üretime inanıyoruz."

"Biz ihracata inanıyoruz."

Mesajı tam da orada verilir.

Dünyanın önemli fuarlarını geziyoruz.

Almanya'yı görüyoruz.

İtalya'yı görüyoruz.

İspanya'yı görüyoruz.

Açılışlara bakıyorsunuz…

Bakanlar orada…

Şehrin yöneticileri orada…

Ticaret odaları orada…

Sanayi odaları orada…

Sektör dernekleri orada…

İhracatçı birlikleri orada…

Çünkü onlar biliyor.

Fuar sadece fuarcının işi değildir.

Fuar, ülkenin işidir.

Peki bizde neden böyle olmasın?

Özellikle İstanbul…

Bugün dünyanın sayılı fuar şehirlerinden biri olma yolunda ilerleyen İstanbul'da, neredeyse her hafta uluslararası bir fuar düzenleniyor.

Yüzlerce yabancı firma geliyor.

Binlerce yabancı ziyaretçi geliyor.

Milyonlarca dolarlık ticaret görüşmeleri yapılıyor.

Ama bazı fuar açılışlarında dönüp salona bakıyorum.

Keşke diyorum…

Bu salonda İstanbul'un bütün dinamiklerini görebilsek.

İstanbul Valiliği…

İstanbul Ticaret Odası…

İstanbul Sanayi Odası…

Türkiye İhracatçılar Meclisi…

İhracatçı birlikleri…

Sektör dernekleri…

Üniversiteler…

Belediyeler…

Elbette herkes her fuara katılamaz.

Bunun mümkün olmadığını biliyorum.

Ama uluslararası nitelik taşıyan, Türkiye'nin ihracatına katkı sağlayan büyük organizasyonlarda daha güçlü bir birliktelik neden olmasın?

Çünkü o salonda yalnızca biz yokuz.

Yabancı yatırımcı var.

Yabancı satın almacı var.

Uluslararası basın var.

Yurt dışından gelen sektör profesyonelleri var.

Onlar yalnızca stantlara bakmıyor.

Türkiye'nin fuarına nasıl sahip çıktığına da bakıyor.

İşte bazen tek bir fotoğraf…

Tek bir açılış…

Tek bir birlik görüntüsü…

Aylarca yapılan tanıtımdan daha büyük etki oluşturabiliyor.

Yıllardır söylediğim bir cümle var.

"Bu ülkenin kurtuluşu ihracatsa, ihracatın çıkış kapısı fuarlardır."

O halde o kapının önünde hep birlikte durmalıyız.

Çünkü fuarcılık yalnızca organizatörlerin omuzlarında yükselemez.

Sanayicisiyle…

İhracatçısıyla…

Odalarıyla…

Kamu kurumlarıyla…

Sektör dernekleriyle…

Hep birlikte büyür.

Türkiye bugün üretiyor.

Türkiye ihraç ediyor.

Türkiye yeni pazarlara açılıyor.

Bunun en önemli sahnelerinden biri de fuarlardır.

Fuarlara ne kadar sahip çıkarsak…

Ülkemizin ticaretine de o kadar sahip çıkmış oluruz.

Son Söz

Yıllar sonra kimse bir fuarın açılışında kesilen kurdelenin rengini hatırlamaz.

Ama o kurdelenin arkasında kimin durduğunu hatırlar.

Çünkü güçlü fuarlar, güçlü stantlarla değil; güçlü birlikteliklerle büyür.

Ve unutmayalım…

Fuarlara sahip çıkmak, aslında Türkiye'nin üretimine, ihracatına ve geleceğine sahip çıkmaktır.