Bürokrasi Kaosu Sever

Abone Ol

Yeni bir hafta değil sadece, yeni bir yıla da giriyoruz.

Bu yıl Türkiye fuarcılığı için temposu yüksek bir yıl oldu. 461 fuarın yer aldığı liste açıklandığında kağıt üzerinde güçlü bir resim vardı. Fakat yıl ilerledikçe gördük ki bazı fuarlar hiç başlayamadı, bazıları iptal edildi, bazıları ertelendi.

2026’nın ilk planı 362 fuarla duyuruldu. Bu sayı yıl içinde artar, güncellenir. Ancak kritik soru şu: Bu 362 fuarın kaçı sahada gerçek bir karşılık bulacak, kaçı sadece bir takvim satırı olarak kalacak?

Fuarcılık Betonla Büyümez, İnsanla Büyür

Salon kiraları, teknik hizmetler, uluslararası tanıtım ve lojistik maliyetler bu sektörde her yıl daha da yükseliyor. Ama asıl yük, bu kalemlerin hepsinden daha ağır: İnsan gücü.

Fuarın günü gelmeden salonun kirası ödenir. Elektrik ödenir. Güvenlik ödenir. Temizlik ödenir. Teknik ekipler ödenir.

Katılımcı çekleri döner, planlar aksar. Ama salon beklemez. Fatura günü geldiğinde ödenir. Bu yüzden 2025 özel fuar şirketleri için yüksek kârların değil, yüksek maliyetleri önden karşılama kapasitesinin yılıydı.

Bürokrasi Kaosu Sever

Bu hafta yaptığım bir görüşmede, üst düzey bir devlet yetkilisinin kurduğu iki cümle birbirini tamamlıyordu: “Asıl mesele sahaya çıkan değil, sahayı yöneten olacak.” Ve hemen ardından ekledi: “Bürokrasi kaosu sever.”

Bu söz, karmaşayı sevdiği için değil; karmaşanın sunduğu kontrol alanını sevdiği için söylenir. Sektör kendi içinde birlik olmazsa, roller netleşmezse, sorumluluk sahada taşınmazsa; hangi öneriyle gidilirse gidilsin bürokrasi aynı cevabı verir:

“Kendi içinizde net değilsiniz, önerinin de karşılığı olmaz.”

2025’in Öğrettiği Şey Şuydu

Sayılar büyüdüğünde manşet büyür. Ama manşet büyüdüğünde, içeriği büyüten insan yoksa; o manşet sadece gürültü olur.

Kulislerde konuşulan pay oranları da bunu gösteriyor: %40, %50 gibi gelir payı beklentileri, sektörün operasyon gerçekleriyle örtüşmüyor. Bu oranlar fuar ekonomisinin değil, gelir hayalinin oranlarıdır. Fuar şirketleri böyle marjlarla değil, böyle maliyetlerle ayakta kalmaz; kalamaz.

Tecrübe, bilgi, kriz refleksi, uluslararası tanıtım dili ve itibar yönetimi… Bunlar yoksa metrekare sadece beton olur.

Sektörün Görünmeyen Yüzü

Sahada konuşulurken herkes vardı. Masaya gidildiğinde masada kalan azdı. 2025 bize şunu fark ettirmedi: Zaten farkındaydık. Ama şunu öğretti: Boşluk bırakma lüksümüz yok.

Teşekkürün Doğru Adresi

Bu yılın hakkını teslim ederken bir parantez açmak gerekiyor: T.C. Ticaret Bakanlığı Bakanı Sn. Prof. Dr. Ömer Bolat, Bakan Yardımcıları Sn. Volkan Ağar ve Sn. Mahmut Gürcan ile bakanlığın ilgili ekipleri; yıl boyunca sektörü sahada bırakmadı. Fuar alanlarında saatlerce dolaşan, sektörün nabzını dinleyen ve görünmeyen yükünü anlamaya çalışan isimler oldular.

Evet, fuarcılık halk arasında çoğu zaman karşılığı tam bilinmeyen bir sektör olabilir. Ama sahada emek verenler, bu sektörün gerçek sahipleridir. Ve bu sektörün ayakta kalması, en çok da itibarını koruma mücadelesi ile mümkün oldu 2025’te.

2026’ya Girerken

2026’nın; sadece daha fazla fuar yapılan bir yıl olmasını değil, daha fazla fuarcılık yapılan, daha fazla yetişmiş insanla yürütülen, rolü net, planı güçlü, itibarı korunmuş organizasyonların yılı olmasını diliyorum.

Bu sektörün gücü; STK’lar ve özel fuar şirketlerinin aynı masada oturduğu değil sadece, rollerin ve sorumlulukların doğru tanımlandığı, iş modelinin adil kurulduğu, disiplinin ve koordinasyonun sahaya yansıdığı yerde gerçek bir güç olur.

Ben de değerlendiriyorum ki:

STK’lar sektörün aklı ve sesi, Özel fuar şirketleri ise operasyonun taşıyıcı gücüdür.

Bu iki yapı doğru kurulursa, sektör kazanır. Yanlış kurulursa, herkes yorulur. Bu yüzden 2026’da birlik, ses ve sorumluluk aynı masada kalmalı.

Son Söz

Bu hafta bir fuar yoktu belki takvimde. Ama fuarcılık; takvime sığmayan, kapı arkalarında konuşulmayan, salon ışıklarından önce insan emeğiyle yürüyen bir meslek olduğunu bir kez daha gösterdi.

Bu sektörün yarını; planlanabilirliğin, yetişmiş kadronun, itibar disiplininin ve güvenin yılı olmalı.

Kaybedilen para yerine konur, ama kaybedilen güven yerine konmaz.

2026’ya girerken ihtiyacımız rekor değil; sahayı doğru yöneten insan, planı güçlü sistem ve itibarı koruyan organizasyon disiplini olacak.

Tüm sektör paydaşları için sağlık, güven, ticaret gücü ve itibarı yüksek bir 2026 olsun.