<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Fuar Dergisi</title>
    <link>https://www.fuardergisi.com.tr</link>
    <description>Fuar Dergisi, ulusal ve uluslararası fuarlar, sektörel yenilikler ve ekonomi dünyasındaki en önemli gelişmeleri takip eden profesyoneller için kapsamlı analizler, röportajlar ve özel haberler sunar.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.fuardergisi.com.tr/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>"Türkiye'nin ilk ve tek ulusal Fuar, Kongre ve Festival dergisi</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 16 Sep 2026 00:30:05 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Merter Moda Haftası 50 Ülkeden 200 Alım Heyetini Ağırlıyor]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/merter-moda-haftasi-50-ulkeden-200-alim-heyetini-agirliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/merter-moda-haftasi-50-ulkeden-200-alim-heyetini-agirliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p dir="ltr"><strong>Moda ve tekstil sektörünün önemli merkezlerinden Merter, İstanbul’da düzenlenen 8. Merter Moda Haftası ile sektörün uluslararası temsilcilerini bir araya getirdi. MESİAD organizasyonuyla gerçekleştirilen etkinlik kapsamında 50 ülkeden yaklaşık 200 kişilik alım heyeti İstanbul’da ağırlanırken, moda ve tekstil sektörünün yeni sezon koleksiyonları defileler, kortejler, dans gösterileri ve konserlerle tanıtıldı.</strong></p>

<p dir="ltr">Merter’in moda ve tekstil sektöründeki konumunu uluslararası alanda daha da güçlendirmeyi hedefleyen organizasyon, sektör temsilcileri, alım heyetleri, mankenler ve sanatçıların katılımıyla festival atmosferinde gerçekleştirildi.</p>

<p dir="ltr">Etkinliğin sektör açısından önemine dikkat çeken MESİAD Başkanı Ufuk Muslu, organizasyonun yalnızca bir moda etkinliği olmadığını, aynı zamanda Merter’in ticari potansiyelini uluslararası alıcılara tanıtmayı amaçlayan kapsamlı bir buluşma olduğunu söyledi.</p>

<p dir="ltr">Muslu, organizasyonun gerçekleştirilmesinde Ticaret Bakanlığı ve ilgili kurumların desteğinin önemli olduğunu belirterek, "Bu akşam önemli bir organizasyonun başlangıcını gerçekleştiriyoruz. Ticaret Bakanımız Sayın Prof. Dr. Ömer Bolat’ın desteği ve İhracat Genel Müdürümüz Mehmet Ali Kılıçkaya’nın katkılarıyla güzel bir organizasyona imza attık. Yaklaşık 200 alım heyetini 50 farklı ülkeden İstanbul’da ağırlıyoruz" dedi.</p>

<p dir="ltr"><strong>"Merter Moda Haftası artık festival havasında"</strong></p>

<p dir="ltr">Merter Moda Haftası’nın her yıl büyüyerek devam ettiğini ifade eden Muslu, organizasyonun sektör temsilcilerini bir araya getirmesinin yanı sıra Merter’in marka değerine de katkı sunduğunu dile getirdi.</p>

<p dir="ltr">Muslu, "İstanbul’un bu güzel gecesinde sektörün farklı paydaşlarını bir araya getirmek bizim için çok değerli. Merter Moda Haftası artık bir festival havasında geçiyor. Her yıl daha da büyütmek ve geliştirmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz" diye konuştu.</p>

<p dir="ltr"><strong>Yeni sezon koleksiyonları defilelerle tanıtıldı</strong></p>

<p dir="ltr">Etkinlik kapsamında kış sezonunun açılışının yapılacağını belirten Muslu, yaklaşık 20 firmanın yeni koleksiyonlarının düzenlenecek defilelerle tanıtılacağını söyledi.</p>

<p dir="ltr">Organizasyonun içeriğine ilişkin bilgi veren Muslu, "Yaklaşık 20 firmamızın koleksiyonlarını iki ayrı bölüm halinde düzenlenecek defilelerle sergileyeceğiz. Defilelerin yanı sıra kortejler, dans gösterileri ve ünlü mankenlerin katıldığı etkinlikler gerçekleştirilecek. Akşam programında ise sanatçılarımızın sahne alacağı konserler düzenlenecek" ifadelerini kullandı.</p>

<p dir="ltr">Merter’de faaliyet gösteren markaların sahip olduğu üretim gücünün daha geniş kitlelere ulaştırılmasını amaçladıklarını vurgulayan Muslu, "Buradaki temel amacımız, Merter’in modanın ve tekstilin merkezlerinden biri olduğunu göstermek. Merter’de birbirinden kaliteli, güçlü ve geniş koleksiyonlara sahip markalar bulunuyor. Bu markaların hem Türkiye’de hem dünyada hem de sosyal medya aracılığıyla daha geniş kitlelere ulaşmasını hedefliyoruz" dedi.</p>

<p dir="ltr"><strong>50 ülkeden gelen alım heyetlerine özel çağrı</strong></p>

<p dir="ltr">Merter Moda Haftası’nın önemli başlıklarından birinin uluslararası alım heyetlerinin katılımı olduğunu belirten Muslu, yabancı alıcıların Merter’deki firmalarla ticari bağlantılar kurmasını ve bölgedeki ticaret hacminin artırılmasını hedeflediklerini söyledi.</p>

<p dir="ltr">Muslu, "Alım heyetlerini burada ağırlıyoruz ve kendilerinden özellikle sektörümüze destek olmalarını rica ettik. Amacımız Merter’deki iş insanlarına destek olmak ve sektörümüze can suyu sağlamak" ifadelerini kullandı.</p>

<p dir="ltr">Yaklaşık 200 iş insanının bu çağrıya olumlu karşılık verdiğini belirten Muslu, organizasyonun sektöre duyulan güven açısından da önemli bir mesaj verdiğini söyledi. "Bu organizasyonla sektörümüzün hâlâ güçlü olduğunu ve gelecekte daha da iyi noktalara ulaşacağını göstermek istiyoruz. Yaklaşık 200 iş insanının bu çağrımıza olumlu yanıt vermesi bizim için son derece önemli" diyen Muslu, Merter’deki ticari hareketliliğin de olumlu yönde ilerlediğini kaydetti.</p>

<p dir="ltr"><strong>"Merter’in ticari canlılığını sahada görüyoruz"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="ltr">Organizasyon süresince Merter sokaklarında ve firmalarda yaşanan hareketliliğin bölgenin ticari potansiyelini ortaya koyduğunu ifade eden Muslu, satışlardaki canlılığın sektör açısından umut verici olduğunu belirtti.</p>

<p dir="ltr">Muslu, "Merter’de ciddi bir hareketlilik görüyoruz. Sokaklarda gerçekleşen satışlar, bölgenin ticari canlılığını açıkça ortaya koyuyor. Bu tablo, Merter’in ne kadar canlı bir ticaret merkezi olduğunu gösteriyor. Bunun önümüzdeki dönemde daha da artacağına inanıyoruz" dedi.</p>

<p dir="ltr">E-ticaret ve ihracatın da sektörün büyümesinde önemli rol oynadığını belirten Muslu, Merter’deki işletmelerin farklı pazarlara ulaşmaya devam ettiğini söyledi.</p>

<p dir="ltr"><strong>Hedef, Merter’in uluslararası moda merkezi konumunu güçlendirmek</strong></p>

<p dir="ltr">Organizasyonun temel hedeflerinden birinin Merter’in uluslararası moda ve tekstil sektöründeki konumunu daha da güçlendirmek olduğunu vurgulayan Muslu, bölgenin üretim, ticaret ve ihracat kapasitesine dikkat çekti.</p>

<p dir="ltr">"Sektörümüzün kalbi Merter’de atıyor ve bundan sonra da burada daha güçlü şekilde atmaya devam edecek" diyen Muslu, MESİAD olarak sektör temsilcilerinin ihtiyaçlarına yönelik yeni projeler geliştirmeye devam edeceklerini söyledi.</p>

<p dir="ltr">Merter’deki iş insanlarına daha fazla destek sağlamak için çalışmalar yürüttüklerini belirten Muslu, "Biz de MESİAD olarak sektör temsilcilerimize daha fazla nasıl destek olabiliriz, bunun üzerinde çalışıyoruz. İlk olarak attığımız adımların bugün böylesine büyük bir birlikteliğe dönüşmesi bizim için gurur verici" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Festival Haberleri, RÖPORTAJLAR</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/merter-moda-haftasi-50-ulkeden-200-alim-heyetini-agirliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Sep 2026 18:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-15-at-60840-pm.jpeg" type="image/jpeg" length="83575"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye’nin Ay’a Gidecek Uzay Aracı Görüntülendi]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/turkiyenin-aya-gidecek-uzay-araci-goruntulendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/turkiyenin-aya-gidecek-uzay-araci-goruntulendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye’nin ilk derin uzay görevi kapsamında geliştirilen Ay Uzay Aracı’nı TÜBİTAK UZAY bünyesindeki OPMER’de basın mensuplarına tanıttı. Kacır, Türkiye’nin görevi başarıyla tamamlaması halinde Ay’a erişmeyi başaran 9’uncu ülke olacağını ve bu misyonu gerçekleştiren ilk Müslüman ülke konumuna geleceğini söyledi.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bakan Kacır, Türkiye’nin Milli Uzay Programı kapsamında yürüttüğü “Ay Uzay Aracı Projesi”nin geldiği aşamaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kacır, Ay Uzay Aracı’nın önünde yaptığı açıklamada, projenin Türkiye’nin uzay çalışmalarındaki hedefleri açısından önem taşıdığını belirtti.</p>

<p><strong>Ay’a İniş Gerçekleştirecek</strong></p>

<p>Milli Uzay Programı’nın en önemli hedeflerinden birinin, Türkiye’nin kendi imkanlarıyla geliştirdiği ve ürettiği bir uzay aracıyla Ay’a ulaşmak olduğunu ifade eden Kacır, yaklaşık 3,5 ton ağırlığındaki aracın yeryüzünden fırlatılarak Ay’a iniş gerçekleştireceğini belirtti.</p>

<p>Kacır, “Bu başarı, yüzde 80’in üzerinde yerlilik oranıyla geliştirdiğimiz ve ürettiğimiz bir derin uzay aracını Türk milletine kazandırmamızı beraberinde getirmiş olacak.” dedi.</p>

<p><strong>Ay’a Erişen 9’uncu Ülke Olacak</strong></p>

<p><img alt="Sn Fati̇h Kacir .Png 2" class="detail-photo img-fluid" height="927" src="https://fuardergisicomtr.teimg.com/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/sn-fatih-kacir-png-2.png" width="1336" /></p>

<p>Türkiye’nin ilk derin uzay görevi olan Ay Uzay Aracı Projesi’nde önemli bir aşamaya gelindiğini belirten Kacır, bugüne kadar Ay’a erişmeyi başaran ülke sayısının 8 olduğunu söyledi.</p>

<p>Kacır, “Türkiye, bu görev başarıyla tamamlandığında Ay’a erişmeyi başaran 9 ülkeden biri olacak. Aynı zamanda bu misyonu icra eden ilk Müslüman ülke olacak. Bayrağında hilali taşıyan bir ülke olarak Ay’a erişmenin iftiharını Türk milleti güçlü şekilde yaşayacak.” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Hibrit İtki Sistemi Derin Uzayda İlk Kez Ateşlenecek</strong></p>

<p>Ay Uzay Aracı’nın yüzde 80’in üzerinde yerlilik oranıyla geliştirildiğine dikkat çeken Kacır, proje kapsamında tamamen yerli ve milli imkanlarla geliştirilen hibrit itki sisteminin de kullanılacağını belirtti.</p>

<p>Kacır, “Tümüyle yerli ve milli imkanlarla geliştirdiğimiz, ürettiğimiz hibrit itki sisteminin, hibrit roket motorunun derin uzayda dünya tarihinde ilk kez ateşlenmesi bu görev kapsamında gerçekleşmiş olacak.” dedi.</p>

<p><strong>Türkiye Uzay Yarışında Daha Güçlü Yer Alacak</strong></p>

<p>Görevin yalnızca Ay’a erişim açısından değil, bilimsel araştırmalar ve Türkiye’nin uzaydaki konumu bakımından da önemli sonuçlar doğuracağını ifade eden Kacır, Türkiye’nin bu misyonla uzay yarışındaki konumunu güçlendireceğini söyledi.</p>

<p>Kacır, “Türkiye, bu misyonla yeniden yüzünü Ay’a dönen insanlığa çok önemli bilimsel araştırma katkıları sunmuş olacak ve böylelikle uzay yarışında Türkiye olarak çok daha güçlü şekilde var olacağız.” değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Ay Uzay Aracı’nın bir sonraki aşamada TUSAŞ bünyesindeki Uydu Sistemleri Entegrasyon ve Test Merkezi’ne gönderileceğini belirten Kacır, projenin tümüyle tamamlanmasının ardından aracın fırlatma amacıyla Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Kennedy Uzay Üssü’ne gönderileceğini açıkladı.</p>

<p>Kacır, projenin hayata geçirilmesinde emeği bulunanlara teşekkür ederek, “Tüm bu iddialı projelerin hayata geçmesine liderlik eden Saygıdeğer Cumhurbaşkanımıza da huzurlarınızda şükranlarımı sunuyorum.” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ŞİRKET HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/turkiyenin-aya-gidecek-uzay-araci-goruntulendi</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Sep 2026 16:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/sn-fatih-kacir.png" type="image/jpeg" length="10375"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[GUHEM Havacılık ve Uzay Teknolojileri Fen Lisesi’nde İlk Ders Zili Çaldı]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/guhem-havacilik-ve-uzay-teknolojileri-fen-lisesinde-ilk-ders-zili-caldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/guhem-havacilik-ve-uzay-teknolojileri-fen-lisesinde-ilk-ders-zili-caldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) öncülüğünde, Millî Eğitim Bakanlığı iş birliğiyle hayata geçirilen GUHEM Havacılık ve Uzay Teknolojileri Fen Lisesi, 2026-2027 eğitim-öğretim yılında ilk öğrencileriyle ders başı yaptı. Türkiye genelinde LGS’de en başarılı 48 öğrencinin eğitim göreceği okulun açılışında konuşan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, gençlerin ülkenin geleceği açısından en önemli yatırım olduğunu belirterek, okuldan geleceğin girişimcilerinin, bilim insanlarının ve liderlerinin yetişeceğine inandığını söyledi.</strong></p>

<p>BTSO öncülüğünde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın destekleriyle hayata geçirilen GUHEM’in yerleşkesindeki programa Bursa Valisi Erol Ayyıldız, BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur, İl Millî Eğitim Müdürü Gürhan Çokgezer, BTSO Meclis ve Yönetim Kurulu üyeleri, öğretmenler, öğrenciler ve veliler katıldı.</p>

<p>Programda konuşan İbrahim Burkay, GUHEM projesine yaklaşık 10 yıl önce büyük bir vizyonla başladıklarını ve merkezin bugün dünyanın önde gelen uzay ve havacılık merkezleri arasında yer aldığını ifade etti. Bursa’nın ekonomik gücünün temelinde sanayi ve teknolojinin bulunduğunu belirten Burkay, geleceğin en önemli gücünün ise nitelikli insan kaynağı olduğunu vurguladı.</p>

<p>Burkay, “Fabrikalarımız, üretim gücümüz ve teknolojimiz elbette çok kıymetli. Ancak geleceğimiz için yaptığımız en büyük yatırım gençlerimizdir. GUHEM çatısı altında yetişecek gençlerimizin içinden önümüzdeki 20 yılda ülkemizi sıçratacak girişimciler, bilim insanları ve liderler çıkacağına inanıyoruz.” dedi.</p>

<p><img alt="Btso (8)" class="detail-photo img-fluid" height="2160" src="https://fuardergisicomtr.teimg.com/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/btso-8.jpg" width="3840" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Pekin ve Toulouse ile Öğrenci Değişimi</strong></p>

<p>Öğrencilerin uluslararası eğitim ve proje programlarıyla destekleneceğini belirten Burkay, Çin’in Pekin ve Fransa’nın Toulouse kentlerinde bulunan uzay merkezleriyle iş birlikleri yürüttüklerini söyledi. Öğrencilerin farklı ülkelerdeki yaşıtlarıyla ortak projeler geliştireceğini kaydeden Burkay, yabancı dil eğitimine de önem verdiklerini belirtti.</p>

<p>Burkay, “Öğrencilerimiz Çin, Fransa, İngiltere ve ABD başta olmak üzere farklı ülkelerdeki gençlerle ortak projeler geliştirecek. İngilizcenin yanında ikinci bir yabancı dili de çok önemsiyoruz. Önümüzdeki yıldan itibaren hazırlık sınıfımızda İngilizcenin yanı sıra Çince eğitimi de vermeyi planlıyoruz. Hedefimiz gençlerimize bilgiyle birlikte harekete geçme cesareti kazandırmak.” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Yüksek Teknoloji Kampüsü Öğrencilere Açılacak</strong></p>

<p>GUHEM Havacılık ve Uzay Teknolojileri Fen Lisesi öğrencilerinin akademik eğitimin yanı sıra üretim ve teknoloji altyapılarından da yararlanacağını belirten Burkay, BUTGEM, MESYEB, BUTEKOM ve Bursa Model Fabrika’nın bulunduğu Yüksek Teknoloji Kampüsü’nün öğrencilerin çalışma alanlarından biri olacağını söyledi.</p>

<p>Öğrencilerin GUHEM’de görev yapan uzmanlardan da eğitim alacağını ifade eden Burkay, okulda tüm öğrencilerin yüzde 100 burslu eğitim göreceğini belirtti. Öğrencilerden 12’sinin şehir dışından geldiğini aktaran Burkay, gelecek yıldan itibaren Bursa’dan gelen öğrenciler dahil tüm öğrencilerin yatılı eğitim almasını hedeflediklerini söyledi.</p>

<p>Burkay, “Bu evlatlarımız artık bize emanet. Onların analitik düşünme kabiliyetlerini geliştirecek ve dünya ile rekabet edebilecek bireyler olarak yetişmelerini sağlayacak her türlü desteği vereceğiz.” dedi.</p>

<p><strong><i>“48 Öğrencimiz Bu Vizyonun Temsilcileri Olacak”</i></strong></p>

<p>Bursa Valisi Erol Ayyıldız ise günümüzde ülkelerin gücünün bilgi üreten, teknoloji geliştiren ve nitelikli insan kaynağı yetiştiren ekosistemlerle ölçüldüğünü söyledi. Havacılık, uzay ve savunma sanayisinin stratejik önemine dikkat çeken Ayyıldız, öğrencilerin bu alanlarda Türkiye’nin geleceğinde önemli roller üstleneceğini belirtti.</p>

<p>Ayyıldız, “Bugün eğitime başlayan 48 öğrencimiz bu vizyonun en önemli temsilcileri olacaktır. GUHEM’in güçlü altyapısından yararlanacak, üniversitelerimizin ve sanayicilerimizin mentorluk desteğiyle üretim kültürü içerisinde yetişeceksiniz. Sizlerden beklentimiz merak eden, araştıran, üreten ve bilgisini ülkemiz için değere dönüştüren gençler olmanızdır.” diye konuştu.</p>

<p><i><strong>“Köklü Birikimi Bilim ve Havacılıkla Buluşturuyoruz”</strong></i></p>

<p></p>

<p>BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur da Bursa’nın üretim ve girişimcilik alanındaki birikiminin bilim ve teknolojiyle güçlendirildiğini ifade etti. GUHEM’in eğitimle bütünleşmesini Bursa açısından önemli bir adım olarak değerlendiren Uğur, yeni lisenin gençleri geleceğin stratejik alanlarına daha donanımlı şekilde hazırlayacağını söyledi.</p>

<p>Uğur, “GUHEM’in eğitimle bütünleşmesini Bursa adına tarihi bir adım olarak görüyorum. GUHEM Havacılık ve Uzay Teknolojileri Fen Lisemizle gençlerimiz geleceğin stratejik alanlarına çok daha donanımlı hazırlanacaktır. Bu yatırımın hayata geçirilmesinde emeği bulunan başta Yönetim Kurulu Başkanımız İbrahim Burkay olmak üzere tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum.” dedi.</p>

<p><strong>Velilerden BTSO’ya Teşekkür</strong></p>

<p>Öğrenci velisi Esra Şahiner Çırpar, BTSO’nun teknoloji merkezlerini ziyaret ettiklerini ve bu projelerden duydukları memnuniyeti dile getirdi. BTSO üyesi olduklarını belirten Çırpar, kurumun hayata geçirdiği projelerin oluşturduğu değeri yerinde görme fırsatı bulduklarını söyledi.</p>

<p>Çırpar, “Biz de BTSO üyesiyiz. Odamız bugüne kadar birçok şeyi başardı. Bugün BUTEKOM’u, MESYEB’i ve diğer merkezleri gezdik, katma değeri çok yüksek projeler gördük. Odamızın gücünden güç alan GUHEM’de oğlumuzun okumasını yürekten istedik. Oda’mıza ödediğimiz aidatlar helal olsun. Bu emeklerin nereye dönüştüğünü bugün daha iyi gördük. BTSO’ya ve Yönetim Kurulu Başkanımıza gönülden teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Kırklareli Lüleburgaz’dan oğlunu okula getiren veli Salih Akaner de kampüsü gördükten sonra yeni açılan bir okul olmasına yönelik endişelerinin ortadan kalktığını belirtti. Okulun fiziki şartları ve vizyonundan etkilendiğini ifade eden Akaner, BTSO Başkanı İbrahim Burkay’ın projeye önemli katkı sunduğunu söyledi.</p>

<p>Akaner, “Fiziki şartları ve ortaya konan vizyonu görünce içimiz çok rahatladı. BTSO Başkanı İbrahim Burkay’ın çok derin bir tecrübesi var, vizyonu geniş. Buraya katkısının ne kadar büyük olduğunu gördüm. Aynı enerjiyi çocuklarımız da yakalarlarsa ülkemiz için çok değerli evlatlar olarak yetişeceklerinden hiç şüphem kalmadı. Burada gördüklerimizin benim vizyonuma da katkı sağlayacağına inanıyorum.” dedi.</p>

<p><strong>Öğrenciler Geleceğe Hazırlanıyor</strong></p>

<p>GUHEM Havacılık ve Uzay Teknolojileri Fen Lisesi öğrencilerinden Metin Önder, uzay ve havacılık alanında eğitim almanın hayalini kurduğunu belirterek okulun kendisi için büyük bir fırsat olduğunu söyledi. GUHEM’i daha önce de bildiğini ifade eden Önder, lise açılacağını duyduğunda büyük heyecan yaşadığını aktardı.</p>

<p>Önder, “GUHEM’i daha önce de biliyordum. Burada bir lise açıldığını duyunca büyük heyecan yaşadım. Sadece Türkiye’de değil tüm dünyada büyür bir marka. Bizim hayal ettiğimiz okul burasıydı. Burada çok iyi eğitim alacağıma eminim. Burada harika imkanlar var. Laboratuvarları ve imkânları gördük. Arkadaşlarımızla birlikte TEKNOFEST başta olmak üzere önemli projelere imza atmak istiyoruz. Geleceğin uzay, havacılık ve teknoloji mühendislerinin buradan yetişeceğine inanıyorum.” dedi.</p>

<p>Öğrencilerden Zixin Liao ise havacılığa ilgi duyduğunu ve gelecekte pilot olmak istediğini belirtti. GUHEM’i daha önce bir okul gezisi kapsamında ziyaret ettiğini ifade eden Liao, “İlk öğrencilerden biri olduğum için çok heyecanlıyım. Hayallerime giden ilk adımlarımı burada atmayı umuyorum.” diye konuştu.</p>

<p>Bir diğer öğrenci Ezgi Berfin Kaymakçı da GUHEM Fen Lisesi’nin diğer okullardan farklı bir eğitim ortamı sunduğunu belirterek, “Burası diğer okullardan farklı. Havacılık ve uzayla doğrudan iç içe bir ortamımız var. GUHEM Fen Lisesi’nin bize çok şey katacağına ve geleceğe daha güçlü hazırlayacağına inanıyorum.” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/guhem-havacilik-ve-uzay-teknolojileri-fen-lisesinde-ilk-ders-zili-caldi</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Sep 2026 16:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/btso-15.JPG" type="image/jpeg" length="77743"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[M1 Konya AVM’de Kitap Fuarı Kapılarını Açıyor]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/m1-konya-avmde-kitap-fuari-kapilarini-aciyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/m1-konya-avmde-kitap-fuari-kapilarini-aciyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>M1 Konya AVM, 18 Eylül-18 Ekim tarihleri arasında düzenleyeceği Kitap Fuarı ile kitapseverleri edebiyat dünyasının sevilen isimleriyle buluşturacak. Bir ay boyunca devam edecek etkinlik kapsamında imza günleri ve söyleşiler gerçekleştirilecek.</strong></p>

<p>Fiba Commercial Properties (Fiba CP) yönetiminde faaliyet gösteren M1 Konya AVM, Kitap Fuarı ile edebiyat tutkunlarına kültür ve sanatla iç içe bir etkinlik deneyimi sunacak. Fuar boyunca farklı yaş gruplarından kitapseverler, sevilen yazarlarla bir araya gelme ve eserlerini imzalatma fırsatı bulacak.</p>

<p>Etkinlik kapsamında Türkiye’nin önde gelen polisiye yazarlarından Ahmet Ümit ile genç okurların yakından takip ettiği yazar Işıl Işık, okurlarıyla buluşacak. Yazarlar, kitaplarını imzalarken okurlarıyla sohbet etme fırsatı da bulacak. Çocuklardan gençlere ve yetişkinlere kadar geniş bir kitleye hitap edecek Kitap Fuarı’nın, Konya’nın sosyal ve kültürel yaşamına katkı sağlaması hedefleniyor.</p>

<p>Fiba CP’nin sürdürülebilirlik, yenilikçilik ve toplumsal değer yaratma odaklı yönetim anlayışı doğrultusunda M1 Konya AVM, alışverişin yanı sıra kültür, sanat ve sosyal yaşamın da buluşma noktalarından biri olmayı sürdürüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>İmza Günü Programı</strong></p>

<ul>
 <li>
 <p><i>Işıl Işık: 19 Eylül Cumartesi, saat 16.00</i></p>
 </li>
 <li><i>Ahmet Ümit: 16 Ekim Cuma, saat 16.00</i></li>
</ul>

<p><strong>Fiba Commercial Properties Hakkında</strong></p>

<p>Türkiye’nin önde gelen ticari gayrimenkul yatırımcıları arasında yer alan Fiba Commercial Properties, Fiba Grubu’nun iştiraki olarak 1998 yılından bu yana faaliyet gösteriyor. Türkiye, Avrupa ve Uzak Doğu’da 800 bin metrekareden fazla kiralanabilir alana sahip projeleri bulunan Fiba CP; 11 alışveriş merkezi, 5 ofis binası, 4 konut kompleksi, 3 otel ve 2 sinema alanından oluşan portföyüyle ticari gayrimenkul sektöründe faaliyet gösteriyor.</p>

<p>Fiba CP, ticari gayrimenkullerin verimliliğini ve performansını artırma hedefiyle alışveriş merkezi, ofis, rezidans, otel ve sinema yatırımlarının yanı sıra iş geliştirme, mimari tasarım, inşaat yönetimi, kiralama, proje ve varlık yönetimi, entegre tesis yönetimi ve pazarlama hizmetleri sunuyor.</p>

<p>Sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve müşteri odaklı yaklaşımıyla geleceğin alışveriş ve yaşam deneyimlerine odaklanan Fiba CP, ticari gayrimenkul sektöründe yenilikçi projeler geliştirmeyi sürdürüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ŞİRKET HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/m1-konya-avmde-kitap-fuari-kapilarini-aciyor</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Sep 2026 16:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/1789465870-m1-konya-a-v-m-kitap-fuari.jpeg" type="image/jpeg" length="93604"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[“Made in Türkiye” ile 10 yılda 2 milyar dolarlık ihracat hedefi]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/made-in-turkiye-ile-10-yilda-2-milyar-dolarlik-ihracat-hedefi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/made-in-turkiye-ile-10-yilda-2-milyar-dolarlik-ihracat-hedefi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Türk gıda ihracatçıları, ABD pazarındaki varlığını güçlendirerek ihracat hacmini büyütmeyi hedefliyor. Türkiye’nin ABD’ye yönelik gıda ihracatı yaklaşık 900 milyon dolara ulaşırken, son 10 yılda çift haneli büyüme gösteren ihracatın önümüzdeki 10 yıllık süreçte 2 milyar dolara çıkarılması planlanıyor. İstanbul Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İHBİR) Başkanı Kazım Taycı, ABD’nin İHBİR ihracatında ikinci sıraya yükseldiğini belirterek, “Amerika Birleşik Devletleri her zaman ihracat listemizin başında olacak. Burada artık ‘Made in Türkiye’ ibaresi, özellikle gıda ürünlerinde, her geçen gün daha güçlü bir marka algısı oluşturuyor ve Türk ürünleri daha fazla tercih edilir hâle geliyor.” dedi.</strong></p>

<p>Türkiye’den yaklaşık 50 firma, ABD pazarındaki fırsatları değerlendirmek amacıyla Miami’de bu yıl 30’uncu kez düzenlenen Americas Food &amp; Beverage Show 2026’ya Ticaret Bakanlığının destekleri ve İHBİR organizasyonuyla katıldı. Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Sedat Önal’ın da yer aldığı fuarın açılışının ardından organizasyon, 100’ün üzerinde ülkeden 10 binden fazla profesyonel ziyaretçiyi ağırladı. Türkiye, ülke katılımı açısından en güçlü temsil sağlayan ülkeler arasında yer alırken, Türk firmalarının yaklaşık yarısı İHBİR organizasyonunda millî katılımla, diğer yarısı ise bireysel olarak fuarda yer aldı.</p>

<p><strong>ABD’de Türk gıda ürünlerinin görünürlüğü artıyor</strong></p>

<p>ABD’nin yüksek nüfusunun yanı sıra güçlü tüketim kapasitesiyle de Türk gıda ihracatçıları için stratejik bir pazar olduğunu belirten İHBİR Başkanı Kazım Taycı, Türkiye’nin ABD’ye ağırlıklı olarak işlenmiş tarım ürünleri gönderdiğini söyledi. Çikolata, şekerleme ve unlu mamullerin öne çıkan ürün grupları arasında bulunduğunu ifade eden Taycı, ABD’ye yönelik ihracatın son 10 yılda istikrarlı şekilde arttığına dikkat çekti.</p>

<p>Fuar ve ticaret organizasyonlarının bu yükselişte önemli bir rol oynadığını kaydeden Taycı, “Amerika Birleşik Devletleri bizim şu anda en önemli pazarlarımızdan bir tanesi. İHBİR ihracatında ikinci sıraya oturmuş durumda. Son 10 yıldır ABD’ye ihracatımız her yıl daha yukarıya gidiyor. Bu da yaptığımız organizasyonların doğru zeminde ilerlediğini ve karşılığını aldığımızı gösteriyor.” diye konuştu.</p>

<p>ABD’de hedeflerinin yalnızca ihracat miktarını artırmak olmadığını belirten Taycı, Türk ürünlerinin raflardaki konumunun güçlendirilmesine ve firmaların kendi markalarıyla daha fazla görünür olmasına odaklandıklarını dile getirdi.</p>

<p>Taycı, “Bugün Amerika’daki büyük zincirlerde birçok Türk ürünüyle karşılaşabiliyoruz. Geçmişte ağırlıklı olarak private label, yani fason üretici konumundaydık. Ancak artık Walmart, Costco, Publix ve CVS gibi büyük zincirlerde Türk firmalarımızı kendi markalarıyla da görmeye başlıyoruz. Bu, bizim açımızdan son derece önemli bir dönüşüm. Yaklaşık 900 milyon dolarlık ABD gıda ihracatımızı, önümüzdeki 10 yıllık dönemde sağlıklı ve istikrarlı bir şekilde 2 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz.” dedi.</p>

<p><strong>“Made in Türkiye” algısı güçleniyor</strong></p>

<p>Türk gıda ürünlerinin ABD pazarındaki bilinirliğinin giderek arttığını vurgulayan Taycı, “Made in Türkiye” ibaresinin özellikle gıda sektöründe daha güçlü bir marka algısı oluşturduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Taycı, “Made in Türkiye ibaresi, özellikle gıda sektöründe her geçen gün daha güçlü bir marka algısı oluşturuyor ve ürünlerimiz daha fazla tercih edilir hâle geliyor. Bizim bundan sonraki hedefimiz yalnızca daha fazla ürün satmak değil, Türk gıdasının kalite, güvenilirlik ve çeşitlilik algısını güçlendirmek ve raflarda kalıcı bir yer edinmesini sağlamak.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>İHBİR’in bu hedef doğrultusunda ABD’de fuar katılımlarının yanı sıra kapsamlı tanıtım çalışmaları yürüttüğünü belirten Taycı, New York, Chicago, Miami, Los Angeles ve Las Vegas gibi önemli merkezlerde “Made in Türkiye”, “Turkish Food”, “Turkish Delight” ve “Turkish Chocolate” temalarıyla tanıtım faaliyetlerine başladıklarını aktardı. Billboard çalışmalarının yanı sıra sosyal medya ve dijital iletişime de ağırlık verdiklerini belirten Taycı, ABD’deki önemli alıcılar ve influencerlarla doğrudan temas kurduklarını ifade etti.</p>

<p><strong>100’ün üzerinde alıcı Türk ürünlerini deneyimledi</strong></p>

<p>Americas Food &amp; Beverage Show kapsamında gerçekleştirilen tanıtım çalışmalarının Türk gıda ürünlerinin ABD’deki bilinirliğini artırma açısından önemli olduğunu belirten Taycı, fuar kapsamında 100’ün üzerinde önemli alıcının katıldığı bir tadım etkinliği düzenlediklerini söyledi.</p>

<p>Etkinlikte çikolata, şekerleme ve unlu mamullerin yanı sıra Türk bakliyat ve tahıl ürünleri kullanılarak hazırlanan yemeklerin de ABD’li alıcıların beğenisine sunulduğunu aktaran Taycı, gerçekleştirilen temasların Türk firmalarının yeni ticari bağlantılar kurmasına katkı sağladığını belirtti.</p>

<p><strong>Körfez pazarındaki kayıplar alternatif pazarlara yönelimi artırdı</strong></p>

<p>Küresel jeopolitik gelişmelerin gıda ticaretine etkisine de değinen Taycı, özellikle Hürmüz Boğazı ve çevresindeki gelişmeler nedeniyle Körfez ülkelerine yönelik sevkiyatlarda çeşitli sorunlar yaşandığını söyledi.</p>

<p>Navlun maliyetlerindeki yükseliş, bazı gemi seferlerinin iptal edilmesi ve bölgedeki belirsizliklerin özellikle işlenmiş tarım ürünleri ihracatını olumsuz etkilediğini belirten Taycı, Birleşik Arap Emirlikleri, İran, Katar ve Kuveyt gibi pazarlarda gerilemeler görüldüğünü ifade etti.</p>

<p>Türk ihracatçılarının değişen koşullara hızlı şekilde uyum sağladığını vurgulayan Taycı, “Bazı bölgelerde önemli daralmalar yaşandığında, diğer bölgelerde bunları telafi etmeyi başarabiliyoruz. Amerika’nın yanı sıra Uzak Doğu, Avrupa, Orta Asya ve Kuzey Afrika’daki uluslararası gıda fuarlarına daha yoğun bir şekilde katılıyoruz.</p>

<p>İstanbul’da ilk kez düzenlenen Foodist de bu anlamda önemli bir fırsat yarattı. İhracatımızda oldukça geniş bir ülke çeşitliliğine sahibiz. Bir tarafta yaşanan kayıpları diğer bölgelerde telafi edebilecek bir yapımız var.” dedi.</p>

<p><strong>Suriye gıda ihracatında üçüncü sıraya yükseldi</strong></p>

<p>Yakın coğrafyada yaşanan gelişmelerin yeni ihracat fırsatlarını da beraberinde getirdiğine dikkat çeken Taycı, Suriye’nin Türk gıda ihracatı açısından giderek daha önemli bir pazar hâline geldiğini söyledi.</p>

<p>Suriye’nin gıda ihracatında üçüncü sıraya kadar yükseldiğini belirten Taycı, ülkedeki yeniden yapılanma ve ekonomik toparlanmanın bu pazardaki potansiyeli daha da artırmasını beklediklerini ifade etti. Taycı, çevre ülkelerdeki gelişmelerin yanı sıra alternatif pazarlara yönelik çalışmaların da sürdüğünü kaydetti.</p>

<p><strong>2026’da 12,4-12,8 milyar dolarlık ihracat beklentisi</strong></p>

<p>Küresel ticarette korumacılık eğiliminin güçlendiği ve ülkelerin iç üretimlerini korumaya yönelik yeni düzenlemeleri hayata geçirdiği bir dönemde, Türkiye’nin gıda ihracatının 2025 yılı seviyesine yakın gerçekleşmesi bekleniyor.</p>

<p>İHBİR Başkanı Taycı, 2026 yılı sonunda 12,4-12,8 milyar dolar aralığında gıda ihracatı gerçekleştirmeyi öngördüklerini söyledi. 2025 yılında yaklaşık 12,5 milyar dolarlık gıda ihracatı yapıldığını hatırlatan Taycı, “Etrafımızdaki gelişmelerin, korumacılık politikalarının ve ülkelerin gıda arzını korumaya yönelik attığı adımların arttığı bir dönemde, 2025 yılı gibi verimli bir yılı yakalayabiliyor olmak önemli. Bu yıl da 12,4 ile 12,8 milyar dolar arasında bir ihracatla yılı kapatacağımızı tahmin ediyoruz.” dedi.</p>

<p>Türk gıda ihracatçılarının önümüzdeki dönemde ekonomik açıdan daha istikrarlı ve gelişmiş pazarlara odaklanacağını belirten Taycı, ABD’nin yanı sıra Uzak Doğu ülkelerinin de öncelikli hedefler arasında bulunduğunu söyledi.</p>

<p>Taycı, “İkinci ve üçüncü dünya ülkelerine ihracatımız devam edecek ancak özellikle ekonomisi istikrarlı olan gelişmiş ülkelere daha fazla yoğunlaşmış durumdayız. Bu pazarlarda raflarda kalıcı bir yer edinmek ve konumumuzu korumak istiyoruz. İşlenmiş tarım ürünlerinde Ar-Ge ve Ür-Ge çalışmalarımız da hız kesmeden devam ediyor. Daha inovatif ve katma değeri yüksek ürünlerle ülkemiz için yarattığımız değeri artırmaya çalışacağız.” diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>FUAR HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/made-in-turkiye-ile-10-yilda-2-milyar-dolarlik-ihracat-hedefi</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Sep 2026 16:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/americas-food-beverage-show-fuari-toplu-1.jpeg" type="image/jpeg" length="92887"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Moda Endüstrisi Rekabetçilik Kilidini İkiz Dönüşüm ve Markalaşmayla Açacak]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/moda-endustrisi-rekabetcilik-kilidini-ikiz-donusum-ve-markalasmayla-acacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/moda-endustrisi-rekabetcilik-kilidini-ikiz-donusum-ve-markalasmayla-acacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkanı Mustafa Paşahan, Türk moda sektörünün küresel rekabette fiyat odaklı yaklaşım yerine ikiz dönüşüm ve markalaşmaya yönelerek katma değerli üretimi güçlendirmesi gerektiğini belirtti. Paşahan, “Fiyatta zorlandığımız rekabetçilik kilidini ikiz dönüşüm ve markalarımızla açacağız” ifadelerini kullandı.</strong></p>

<p>Türk moda endüstrisinin mevcut rekabet avantajlarını ikiz dönüşümle güçlendirmek amacıyla İHKİB tarafından yürütülen projelerden birinde sona gelindi. İstanbul Kalkınma Ajansı (İSTKA) desteğiyle 14,5 milyon lira bütçeyle hayata geçirilen “Hazır Giyim Tedarik Zincirinde İkiz Dönüşüm Projesi”nin bir yıllık uygulama süreci, 24 Eylül’de yerli ve yabancı markaların temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilecek uluslararası konferansla büyük ölçüde tamamlanacak.</p>

<p><strong>İHKİB DDM Yeşil Dönüşüm Alanında da Hizmet Verecek</strong></p>

<p>Mustafa Paşahan, Türk moda endüstrisinin sanayileşme ve ihracatta olduğu gibi ikiz dönüşüm alanında da öncü çalışmalar yürüttüğünü ve bu çalışmaların farklı sektörlere örnek oluşturduğunu söyledi.</p>

<p>İkiz dönüşümün yaklaşık 20 yıldır İHKİB’in temel öncelikleri arasında yer aldığını belirten Paşahan, bu alanda bakanlıklar, Avrupa Birliği (AB), üniversiteler ve İSTKA gibi ulusal paydaşlarla iş birlikleri geliştirdiklerini ifade etti. Paşahan, bugüne kadar 12 projeyi tamamladıklarını, üç projenin ise devam ettiğini aktarırken, AB’den yürütülen çalışmalar kapsamında 37 milyon euro hibe desteği almaya hak kazandıklarını kaydetti.</p>

<p>İSTKA tarafından desteklenen 14,5 milyon lira bütçeli “Hazır Giyim Tedarik Zincirinde İkiz Dönüşüm Projesi” kapsamında ikiz dönüşümün bütüncül bir anlayışla ele alındığını belirten Paşahan, projenin yalnızca kapasite geliştirme çalışması olmadığını, firmaların kurumsal ikiz dönüşüm altyapısını güçlendirecek ve uzun vadede sektöre katkı sağlayacak bir hizmet yapısının oluşturulmasının hedeflendiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Proje kapsamında İHKİB Dijital Dönüşüm Merkezi’nin (DDM) yeşil dönüşüm alanında da hizmet verecek şekilde yeniden yapılandırıldığını belirten Paşahan, DDM’nin Model Fabrika statüsüyle dijital dönüşüm alanındaki kazanımlarını yeşil dönüşüm uygulamalarıyla birleştireceğini ifade etti.</p>

<p>Paşahan ayrıca, proje kapsamında İkiz Dönüşüm Konseyi ile Hizmet Masaları Ağı’nın da oluşturulduğunu belirtti. İkiz Dönüşüm Konseyi’nin sektörün yeşil ve dijital dönüşüm ihtiyaçlarına yönelik bilgilendirme ve yönlendirme faaliyetleri yürüteceğini ve kapsamlı bir rapor hazırlayacağını söyleyen Paşahan, Hizmet Masaları Ağı’nın ise firmaların ihtiyaç duyduğu fon ve desteklere daha kolay erişebilmesini sağlayacak ortak bir mekanizma oluşturacağını kaydetti.</p>

<p><strong>Hazır Giyim Gibi Net İhracatçı Sektörlere Özel Destek Çağrısı</strong></p>

<p>Türk hazır giyim sektöründeki son gelişmeleri de değerlendiren Paşahan, yüksek maliyetlerin etkisiyle 2023’te başlayan ihracattaki gerilemenin hız kaybetmesine rağmen 2026 yılında da sürdüğünü söyledi.</p>

<p>Sekiz aylık dönemde hazır giyim ihracatının yüzde 2,2 gerileyerek yaklaşık 11 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiğini belirten Paşahan, yedi aylık dönemde ithalatın ise yüzde 7,3 artışla 3 milyar dolara yaklaştığını aktardı.</p>

<p>Sektörün kısa vadede yeniden ivme kazanabilmesi için hazır giyim gibi net ihracatçı sektörlere yönelik özel desteklerin önem taşıdığını vurgulayan Paşahan, orta ve uzun vadede ise katma değerli üretime geçişin zorunlu olduğunu dile getirdi.</p>

<p>Paşahan, Türkiye’nin artık düşük maliyetli üretim modeliyle rekabet edemeyeceğine dikkat çekerek, “Türkiye artık ucuz üretim ülkesi değil. Ucuz işçilik üzerinden Asya ülkeleriyle rekabet edemeyiz. Biz oyunu fiyatla değil, değerle kazanacağız” dedi.</p>

<p>Avrupa’daki üretim ve tedarik zincirlerinin önemli bir dönüşümden geçtiğini belirten Paşahan, “Kullan at” anlayışının yerini döngüsel, sürdürülebilir, daha uzun ömürlü ve akıllı üretim modellerine bıraktığını ifade etti.</p>

<p>Sektörün daha az adetli ancak daha nitelikli, uzun ömürlü ve yüksek fiyatlı ürünlere yöneldiğini belirten Paşahan, Türk moda endüstrisinin bu dönüşümle birlikte “satın alınabilir lüksün, hızın ve kalitenin adresi” olmayı hedeflediğini söyledi. Paşahan, “Fiyatta zorlandığımız rekabetçilik kilidini ikiz dönüşüm ve markalarımızla açacağız” sözleriyle değerlendirmesini tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/moda-endustrisi-rekabetcilik-kilidini-ikiz-donusum-ve-markalasmayla-acacak</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Sep 2026 16:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/mustafa-pasahan-3.png" type="image/jpeg" length="47782"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ENKA Vakfı ve İstanbul Tiyatro Festivali İş Birliğinde 20. Yıl]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/enka-vakfi-ve-istanbul-tiyatro-festivali-is-birliginde-20-yil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/enka-vakfi-ve-istanbul-tiyatro-festivali-is-birliginde-20-yil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ENKA Vakfı, İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen İstanbul Tiyatro Festivali’nin 30’uncu edisyonunun açılış gösterisi olan <i>Lacrima</i>’nın yüksek katkılı gösteri sponsoru oldu. Théâtre National de Strasbourg’un (TNS) ilk kadın direktörü ve uluslararası tiyatro sahnesinin öne çıkan yönetmenlerinden Caroline Guiela Nguyen’in imzasını taşıyan oyun, 22-23 Ekim tarihlerinde Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde seyirciyle buluşacak.</strong></p>

<p>Sanat ve sanatçıya yönelik desteğini sürdüren ENKA Vakfı ile İstanbul Tiyatro Festivali arasındaki iş birliği bu yıl 20’nci yılını tamamlıyor. Her yıl uluslararası bir yapımın Türkiye’de izleyiciyle buluşmasına katkı sunan iş birliği kapsamında festivalin açılışı, bu yıl ENKA Vakfı’nın desteğiyle sahnelenecek <i>Lacrima</i> ile yapılacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="1789456988 6 L A C R I M A Caroline Guiela Nguyen C2 A9 Jean Louis Fernandez 012" class="detail-photo img-fluid" height="1365" src="https://fuardergisicomtr.teimg.com/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/1789456988-6-l-a-c-r-i-m-a-caroline-guiela-nguyen-c2-a9-jean-louis-fernandez-012.jpg" width="2048" /></p>

<p>Latince “gözyaşı” anlamına gelen <i>Lacrima</i>, İngiliz bir prensesin düğünü için sipariş edilen gelinliğin Paris’ten Mumbai’ye uzanan üretim yolculuğunu konu alıyor. Yapım, bu süreçte ortaya çıkan vicdani sorumluluklara ve çoğu zaman görünmeyen emeğe odaklanırken, sahip olunan ideallerin peşinden giderken ödenen bedelleri de sorguluyor. Oyun aynı zamanda birlikte yaşamanın ve üretmenin anlamı üzerine düşündürüyor.</p>

<p>Avignon Festivali’ndeki prömiyerinin ardından dünyanın önde gelen sahne ve festivallerine davet edilen <i>Lacrima</i>, 30. İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında 22 ve 23 Ekim tarihlerinde Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde izleyici karşısına çıkacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ŞİRKET HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/enka-vakfi-ve-istanbul-tiyatro-festivali-is-birliginde-20-yil</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Sep 2026 16:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/1789456983-3-l-a-c-r-i-m-a-caroline-guiela-nguyen-c2-a9-jean-louis-fernandez-017.jpg" type="image/jpeg" length="65495"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gaming Istanbul 2026, Turkcell Ana Sponsorluğunda İstanbul’da Düzenlenecek]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/gaming-istanbul-2026-turkcell-ana-sponsorlugunda-istanbulda-duzenlenecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/gaming-istanbul-2026-turkcell-ana-sponsorlugunda-istanbulda-duzenlenecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Türkiye’nin en büyük oyun etkinliklerinden Gaming Istanbul (GIST), 18-20 Eylül 2026 tarihlerinde İstanbul Kongre Merkezi’nde oyun dünyasının farklı paydaşlarını bir araya getirecek. Etkinliğin ana sponsorluğunu Türkiye’nin lider teknoloji şirketlerinden Turkcell üstlenirken, şirket 5G ağ dilimleme teknolojisini oyun deneyimine taşıyarak katılımcılara yüksek hız ve düşük gecikmeli bağlantı deneyimi sunacak.</strong></p>

<p>İstanbul, son yıllarda dijital oyun geliştirme alanında Avrupa’nın öne çıkan merkezlerinden biri haline gelirken Gaming Istanbul da Türkiye’deki oyun ekosistemini uluslararası sektör temsilcileriyle buluşturan önemli etkinliklerden biri olmayı sürdürüyor. Avrupa, MENA ve Avrasya arasında doğal bir bağlantı noktası oluşturan GIST, GIST Connect programıyla katılımcılara yeni iş birlikleri ve yatırım fırsatları için doğrudan temas imkânı sağlıyor.</p>

<p>Gaming Istanbul 2026; oyunculardan oyun geliştiricilerine, yayıncılardan yatırımcılara, teknoloji şirketlerinden içerik üreticilerine kadar sektörün farklı temsilcilerini İstanbul’da buluşturacak. Önceki etkinlikte 63 bin 613 ziyaretçi ve 2 bin 898 sektör profesyonelini ağırlayan, 40’tan fazla ülkeden katılımcıya ev sahipliği yapan GIST, bu yıl festival ve iş dünyasına yönelik programını daha da genişletecek.</p>

<p>Yeni nesil iletişim teknolojilerine yönelik yatırımlarıyla Türkiye’nin dijital dönüşümüne katkı sağlayan ana sponsor Turkcell de etkinlik boyunca oyun ve teknoloji alanındaki servislerini ziyaretçilerle buluşturacak. Turkcell standında Turkcell Gaming, Pasaj ve GAME+ dünyasını yakından tanıma fırsatı bulacak ziyaretçiler, 5G Superbox üzerinden Samsung TV’lerde GAME+ oyunlarını deneyimleyebilecek.</p>

<p><strong>Oyuncular İçin 5G’de Özel Alan</strong></p>

<p>Turkcell’in Gaming Istanbul’da sunacağı 5G ağ dilimleme teknolojisi, etkinliğin dikkat çeken deneyimleri arasında yer alacak. Network slicing olarak da adlandırılan ağ dilimleme teknolojisi, 5G şebekesinin belirli bir bölümünün farklı kullanım ihtiyaçlarına göre özel olarak ayrılmasına imkân tanıyor.</p>

<p>Gaming Istanbul’da oyun deneyimine ayrılacak özel kapasite sayesinde bağlantının etkinlik alanındaki yoğun internet trafiğinden daha az etkilenmesi ve oyunların yüksek hız ve düşük gecikmeyle oynanabilmesi hedefleniyor. Ziyaretçiler böylece 5G teknolojisinin yüksek mobil internet hızının yanı sıra farklı ihtiyaçlara göre özelleştirilebilen bağlantı altyapısını da oyun deneyimi üzerinden test etme fırsatı bulacak.</p>

<p><i><strong>Cüneyt Devrim: “Hedefimiz GIST’i Dünyanın En Önemli 5 Oyun Etkinliğinden Biri Yapmak”</strong></i></p>

<p>Gaming Istanbul Yönetim Kurulu Üyesi Cüneyt Devrim, GIST’in yeni dönem hedeflerine ilişkin yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin oyun ekosistemini yalnızca oyuncuların bir araya geldiği bir festival olarak değil, dünyanın farklı bölgelerinden sektör profesyonellerini, markaları, yatırımcıları ve yaratıcı ekipleri buluşturan küresel bir platform olarak konumlandırmak istediklerini belirtti.</p>

<p>Turkcell gibi Türkiye’nin teknoloji ekosisteminde güçlü bir konuma sahip bir markanın GIST 2026’nın ana sponsoru olmasının kendileri açısından önemli olduğunu ifade eden Devrim, bu iş birliğinin Türkiye’de oyun kültürünün ulaştığı ölçeğin ve oyun ekonomisinin ortaya çıkardığı fırsatların güçlü bir göstergesi olduğunu söyledi.</p>

<p>Devrim, GIST’in hedefini ise “GIST’i dünyanın en önemli 5 oyun etkinliğinden biri haline getirmek ve İstanbul’u oyun dünyasının uluslararası buluşma noktalarından biri yapmak” olarak açıkladı.</p>

<p><strong>Türkiye’de 50 Milyonu Aşkın Oyuncu Bulunuyor</strong></p>

<p>Türkiye’de oyun sektörü, son yıllarda hem oyuncu sayısı hem de pazar büyüklüğü açısından büyümesini sürdürüyor. Güncel sektör verilerine göre Türkiye’de 50 milyonu aşkın oyuncu bulunurken, oyun pazarının büyüklüğü de 1 milyar dolar seviyesini aşmış durumda.</p>

<p>Gaming Istanbul, bu geniş oyuncu kitlesinin yanı sıra yerli ve yabancı oyun şirketlerini, geliştiricileri, yatırımcıları ve teknoloji markalarını aynı platformda buluşturmayı hedefliyor. GIST 2026’da oyun; eğlencinin yanı sıra teknoloji, içerik üretimi, girişimcilik ve iş dünyasıyla birlikte ele alınacak.</p>

<p>Etkinlik programında Microsoft, Tencent, Huawei Cloud, Epic Games ve Kickstarter’ın yanı sıra farklı ülkelerden oyun sektörü temsilcileri de yer alacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>GIST Connect İş Dünyasını, GIST Festival Oyuncuları Buluşturacak</strong></p>

<p>Gaming Istanbul 2026’da profesyonel oyun dünyası GIST Connect, oyuncular ve oyun kültürü ise GIST Festival çatısı altında ağırlanacak.</p>

<p>GIST Connect kapsamında oyun geliştirme, yayıncılık, yapay zeka, pazarlama, topluluk yönetimi ve monetizasyon gibi sektörün gündemindeki başlıklar ele alınacak. Yatırımcılar, yayıncılar, geliştiriciler ve markalar yeni iş birlikleri ve fırsatlar için bir araya gelecek.</p>

<p>GIST Festival tarafında ise yeni oyunlar, teknoloji deneyimleri, turnuvalar, cosplay etkinlikleri, içerik üreticileri ve interaktif deneyimler ziyaretçilerle buluşacak.</p>

<p>Gaming Istanbul, 18-20 Eylül 2026 tarihlerinde İstanbul Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ŞİRKET HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/gaming-istanbul-2026-turkcell-ana-sponsorlugunda-istanbulda-duzenlenecek</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Sep 2026 16:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/cuneyt-devrim.png" type="image/jpeg" length="72643"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Akdenizrack, Otomatik Depolamaya 50 Milyon TL Yatırım Yaptı]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/akdenizrack-otomatik-depolamaya-50-milyon-tl-yatirim-yapti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/akdenizrack-otomatik-depolamaya-50-milyon-tl-yatirim-yapti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Türkiye’de son bir yılda beş karanlık depo projesini hayata geçiren Akdenizrack, otomatik depolama teknolojilerine 50 milyon TL yatırım yaptı. Yerli mühendislik ve yazılım altyapısıyla geliştirilen sistemle depolama yüksekliği 40 metreye kadar çıkarılırken, şirket akıllı depo projelerinin katkısıyla 2026 yılında yüzde 40 büyümeyi hedefliyor. Sistemin beş temel bileşeninden dördü Türkiye’de üretilebiliyor.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye’de depo yatırımlarında öncelik, yalnızca daha fazla ürünü aynı alanda depolamak yerine, mevcut alanı daha hızlı, verimli ve minimum insan müdahalesiyle yönetmeye yöneliyor. E-ticaretin büyümesi, yükselen işçilik maliyetleri ve metrekare başına artan giderler, otomatik depolama sistemlerine yönelik ilgiyi de artırıyor. Akdenizrack ise bu dönüşüme yerli mühendislik ve yazılım altyapısıyla geliştirdiği “karanlık depo” çözümleriyle yanıt veriyor.</p>

<p>Şirket, otomatik depolama teknolojisini geliştirmek amacıyla 50 milyon TL yatırım gerçekleştirdi. Yaklaşık bir yıllık Ar-Ge çalışmasının ardından ortaya çıkan sistemde Akdenizrack’in mühendislik ve yazılım ekipleri görev aldı. Şirketin 55 kişilik mühendislik kadrosuna 70 kişilik saha ekibi eşlik ediyor.</p>

<p>Akdenizrack Yönetim Kurulu Başkanı Saniye Kurt, otomasyon alanındaki dönüşümün şirketin büyüme hedeflerine doğrudan katkı sağladığını belirterek, “Kendi yazılım ekibimizle yaklaşık bir yıllık Ar-Ge çalışmasının ardından ürünümüzü ortaya çıkardık. Geçen yıl 12 milyon dolar olan ciromuzu bu yıl akıllı depo projelerimizin katkısıyla yüzde 40 artırmayı hedefliyoruz. Bu yıl bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz karanlık depo projelerinin hacmi 17 milyon dolara ulaştı. Depo projelerinin Türkiye’de yaygınlaşmasıyla birlikte ihracat ve iç pazar payımızı yüzde 50-50 seviyesine getirmeyi planlıyoruz” dedi.</p>

<p><strong>Aynı Alanda Daha Fazla Depolama</strong></p>

<p><img alt="1789455926 Akdeniz Rack Raf 1.Jpg" class="detail-photo img-fluid" height="699" src="https://fuardergisicomtr.teimg.com/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/1789455926-akdeniz-rack-raf-1jpg.jpeg" width="1290" /></p>

<p>Akdenizrack’in geliştirdiği sistem, depolama kapasitesini yalnızca raf sayısını artırarak değil, depo operasyonlarının tamamını daha verimli hale getirerek yükseltiyor. Robotik sistemler, ürünlerin depoya girişinden sevkiyata hazırlanmasına kadar geçen süreçte insan müdahalesini azaltırken, depo içerisindeki tüm hareketlerin yazılım üzerinden yönetilmesine imkan sağlıyor.</p>

<p>Mevcut depo yönetim yazılımlarıyla entegre çalışabilen sistem, sipariş geldiğinde ürünün konumunu belirliyor ve robotik sisteme ürünü alarak bantlara ve sevkiyat hattına yönlendirme komutu veriyor. Böylece siparişten sevkiyata kadar geçen süreçte insan müdahalesi minimum seviyeye indiriliyor.</p>

<p>Özellikle ürün çeşitliliğinin yüksek olduğu depolarda öne çıkan sistem; binlerce farklı ürünün bulunduğu yapılarda hangi ürünün hangi şubeye gönderileceği, hangi şubenin daha fazla sipariş verdiği, ürünlerin hangi sırayla yerleştirileceği ve sezonluk ürünlerin önceliği gibi verileri değerlendiriyor. Bu veriler doğrultusunda depo içindeki trafik sürekli güncellenirken, trafik yönetimi de şirketin üzerinde çalıştığı önemli Ar-Ge alanlarından biri olarak öne çıkıyor.</p>

<p><strong>Depolama Yüksekliği 40 Metreye Çıkıyor</strong></p>

<p><img alt="1789455928 Saniye Kurt Dikey. J P G" class="detail-photo img-fluid" height="1280" src="https://fuardergisicomtr.teimg.com/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/1789455928-saniye-kurt-dikey-j-p-g.jpeg" width="853" /></p>

<p>Otomatik depolama sistemlerinin sağladığı ekonomik avantaj yalnızca işçilik tasarrufuyla sınırlı kalmıyor. Depolama yüksekliğinin artırılması, aynı metrekare içerisinde daha fazla ürünün tutulmasına olanak sağlıyor.</p>

<p>Akdenizrack’in sistemlerinde depolama yüksekliği 40 metreye kadar çıkabiliyor. Forkliftlerin erişim yüksekliği ise yaklaşık 15 metreyle sınırlı kalıyor. Şirketin devam eden projelerinden birinde ise 27 metre yüksekliğe ulaşıldı.</p>

<p>Saniye Kurt, sistemin alan kullanımındaki avantajını, “Hızın öne çıktığı akıllı depoların bir diğer avantajı, mevcut alanın daha verimli kullanılması. Sistemlerde depolama yüksekliği 40 metreye kadar çıkabiliyor. Forkliftlerin erişim yüksekliği ise yaklaşık 15 metreyle sınırlı. Devam eden projelerimizin birinde 27 metre yüksekliğe ulaştık. Bu sistem sayesinde koridorlar daralıyor, depolama yüksekliği artıyor ve mevcut alan daha verimli kullanılıyor” sözleriyle anlattı.</p>

<p><strong>Yatırımın Geri Dönüşü Çalışma Modeline Göre Değişiyor</strong></p>

<p>Akdenizrack’in hesaplamalarına göre otomatik depolama sistemlerinde yatırımın geri dönüş süresi, işletmenin vardiya sayısına göre farklılık gösteriyor. Üç vardiyalı çalışan bir fabrikada sistem yaklaşık 1,5 yılda, tek vardiyalı bir işletmede ise yaklaşık dört yılda kendini amorti edebiliyor.</p>

<p>Şirket, yabancı teknoloji sağlayıcılarına kıyasla daha düşük yatırım maliyetinin geri dönüş süresini kısaltan önemli unsurlardan biri olduğunu belirtiyor. Bu nedenle otomatik depolama yatırımları yalnızca bir teknoloji yatırımı olarak değil; işçilik, forklift kullanımı, depo alanı ve operasyonel hız üzerinde birlikte etki yaratan bir kapasite yatırımı olarak değerlendiriliyor.</p>

<p><strong>“İnsansız Depo” İhtiyaca Dönüşüyor</strong></p>

<p>Türkiye’de otomatik depolama sistemlerine yönelik talebin arkasında yalnızca teknolojik dönüşüm bulunmuyor. Artan işçilik maliyetleri, metrekare başına yükselen depo giderleri ve tüketicilerin daha hızlı teslimat beklentisi, insan müdahalesini azaltan sistemleri işletmeler açısından giderek daha önemli hale getiriyor.</p>

<p>Akdenizrack, pandemi sonrasında e-ticaretin hız kazanmasıyla Türkiye’de otomatik depo ihtiyacının arttığını, ancak bu sistemlerin büyük bölümünün yurtdışından tedarik edildiğini gözlemleyerek kendi çözümünü geliştirme kararı aldı. Şirket, Avrupa’daki çözümlere kıyasla daha ulaşılabilir maliyetlerle Türkiye’de geliştirilen otomatik depolama teknolojilerini yaygınlaştırmayı hedefliyor.</p>

<p><strong>Yerlilik Oranı Artırılacak</strong></p>

<p>Akdenizrack’in otomatik depolama yatırımı yazılım ve robotik sistemlerle sınırlı kalmıyor. Şirket, teknolojinin üretim tarafında da yerlilik oranını artırmak için çalışmalarını sürdürüyor.</p>

<p>Otomatik depolama sisteminin beş ana bileşeninden dördü bugün Türkiye’de üretilebiliyor. Yurtdışından tedarik edilen crane ve asansörlerin de Türkiye’de üretilmesine yönelik çalışmalar ise şirketin 2027 gündeminde yer alıyor. Üretim altyapısının genişletilmesi ve yazılım yatırımlarının artırılması da öncelikli hedefler arasında bulunuyor.</p>

<p>Saniye Kurt, Türkiye’deki üretim kabiliyetinin geliştirilmesinin teknolojiye erişim ve satış sonrası hizmetler açısından önemli olduğunu belirterek, “Yerli üretim tarafında altyapımızı daha da güçlendirmek istiyoruz. Özellikle bugün yurtdışından tedarik ettiğimiz crane ve asansörleri de Türkiye’de üretilebilir hale getirmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Akdenizrack’in Büyüme Rotası Değişiyor</strong></p>

<p>1999 yılında İkitelli’de Temesist bünyesinde sektöre adım atan Saniye Kurt’un yönetimindeki Akdenizrack, bugün 55 ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. Şirket satışlarının yüzde 80’ini ihracat, yüzde 20’sini ise iç pazar oluşturuyor.</p>

<p>Akdenizrack, akıllı depo projelerinin katkısıyla 2026 yılında yüzde 40 büyümeyi hedeflerken, Türkiye’de otomatik depolama sistemlerinin yaygınlaşmasıyla ihracat ve iç pazarın satışlardaki payını yüzde 50-50 seviyesine taşımayı planlıyor.</p>

<p>Saniye Kurt, şirketin yeni nesil depolama teknolojilerindeki hedefini ise şöyle özetledi: “Geçmişte bu sistemler ağırlıklı olarak İspanya, Almanya ve Japonya’dan tedarik ediliyordu. Bizim hedefimiz, Türkiye’de akıllı depo kurulumlarını artırmak ve klasik-yarı otomatik depo kurulumlarında yurtdışında yakaladığımız büyüme ivmesini, yeni nesil depolama teknolojileriyle iç pazara da taşımak.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ, ŞİRKET HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/akdenizrack-otomatik-depolamaya-50-milyon-tl-yatirim-yapti</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Sep 2026 15:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/1789455927-akdeniz-rack-raf-2jpg.jpeg" type="image/jpeg" length="56375"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[VakıfBank’tan Döngüsel Ekonomiye 10 Milyar Liralık Finansman Desteği]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/vakifbanktan-dongusel-ekonomiye-10-milyar-liralik-finansman-destegi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/vakifbanktan-dongusel-ekonomiye-10-milyar-liralik-finansman-destegi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>VakıfBank, Sıfır Atık Vakfı iş birliğiyle şirketlerin ve kamu kurumlarının döngüsel ekonomi dönüşümünü desteklemek amacıyla Döngüsel Değer Finansman Paketi’ni devreye aldı. VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan ile Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş’ın imzaladığı stratejik iş birliği kapsamında; kaynakların verimli kullanımından geri dönüşüme, yeniden kullanımdan üretim süreçlerinin dönüştürülmesine kadar birçok alandaki yatırımlara finansman sağlanacak. Paketin ilk aşamasında 500’ün üzerinde kurum ve projeye ulaşılması ve toplam 10 milyar TL finansman hacmi oluşturulması hedefleniyor.</strong></p>

<p>VakıfBank, Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkı sunan finansman çözümlerine bir yenisini ekledi. Sıfır Atık Vakfı ile geliştirilen Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi, 15 Eylül’de düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuna tanıtıldı.</p>

<p>Paket kapsamında, üretim ve iş süreçlerini döngüsel ekonomi yaklaşımı doğrultusunda dönüştürmek isteyen işletmelerin yatırım ve işletme sermayesi ihtiyaçlarına yönelik çeşitli finansman alternatifleri sunuluyor. Kaynakların etkin ve verimli kullanılması, atık oluşumunun önüne geçilmesi, ürün ve malzemelerin ekonomik sistem içerisinde daha uzun süre değerlendirilmesi ve geri kazanılabilir kaynakların yeniden ekonomiye kazandırılması amaçlanıyor.</p>

<p><strong>“ÜRETİMDE OLUŞAN DEĞERİN KORUNMASINI ÖNEMSİYORUZ”</strong></p>

<p>VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, sürdürülebilir finansman anlayışını Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı stratejisinin temel unsurlarından biri olarak gördüklerini belirterek şu değerlendirmede bulundu:</p>

<p>“Biz kalkınmayı yalnızca bugünün finansman ihtiyaçlarını karşılamakla sınırlı görmüyor, ülkemizin kaynaklarını koruyan ve üretimin geleceğini güçlendiren uzun vadeli bir süreç olarak değerlendiriyoruz. Hammaddeden doğal kaynaklara, üründen üretim sürecinde harcanan emeğe kadar her aşamada önemli bir ekonomik değer oluşuyor. Kaynakların daha etkin kullanılmasını, ürünlerin kullanım ömrünün uzatılmasını ve üretim sırasında ortaya çıkan değerin mümkün olduğunca sistem içerisinde tutulmasını sağlayan yatırımları desteklemeyi önemsiyoruz. VakıfBank olarak bu dönüşümün finansman boyutunda güçlü bir sorumluluk üstleniyoruz. Bankacılığın yalnızca finansman sağlayan bir yapı değil; ülkemizin ihtiyaç duyduğu dönüşümü hızlandıran, üretim kapasitesini güçlendiren ve ekonominin geleceğine katkı sunan stratejik bir rol taşıdığına inanıyoruz. Bu sorumluluğu Bankamızın bilanço gücünün yanı sıra uluslararası piyasalardan temin ettiğimiz uzun vadeli ve sürdürülebilirlik odaklı kaynaklarla da destekliyoruz. 2026 yılının ilk yarısında uluslararası piyasalardan toplam 7,1 milyar dolar yeni kaynak sağlarken, sürdürülebilir finansmanın toplam uluslararası finansmanımız içerisindeki payını yüzde 38’e çıkardık. Mayıs ayında ise 18 ülkeden 44 bankanın katılımıyla 1,2 milyar dolar tutarında sürdürülebilirlik temalı sendikasyon kredisine imza attık.”</p>

<p>Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi ile işletmelerin dönüşüm süreçlerinde ihtiyaç duyduğu finansmana kapsamlı çözümler sunduklarını ifade eden Osman Arslan, “Böylece kaynak verimliliğinin ve rekabet gücünün yükselmesine katkıda bulunurken, ülkemizin sürdürülebilir büyümesini de destekliyoruz. İlk aşamada 500’ün üzerinde kurum ve projeye ulaşarak 10 milyar TL finansman sağlamayı hedefliyoruz. Sıfır Atık Vakfı ile gerçekleştirdiğimiz iş birliğinin, döngüsel ekonomi anlayışının iş dünyasında yaygınlaşmasına ve başarılı uygulamaların artmasına önemli katkı sunacağına inanıyoruz” dedi.</p>

<p><i>Arslan sözlerini şöyle sürdürdü:</i></p>

<p>“Bu paket bizim açımızdan tek seferlik bir finansman ürünü değil. Döngüsel ekonomi, yeşil dönüşüm ve kaynak verimliliği alanlarında geliştireceğimiz yeni çözümlerin başlangıç adımlarından biri. Önümüzdeki süreçte uluslararası kaynaklarımızı ve sürdürülebilir finansman kapasitemizi bu dönüşümü hızlandıracak yeni ürünlerle bir araya getireceğiz.”</p>

<p><strong>DÖNÜŞÜM SÜRECİNE UZUN VADELİ FİNANSMAN</strong></p>

<p>Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi ile işletmelerin gerçekleştireceği yatırımların niteliğine, büyüklüğüne ve yaratacağı dönüşüm etkisine uygun finansman çözümlerine erişebilmesi hedefleniyor.</p>

<p>VakıfBank, Sıfır Atık Vakfı ile oluşturduğu iş birliği çerçevesinde finansman gücünü Vakfın paydaş ağı ve farkındalık faaliyetleriyle birleştirerek daha fazla işletmenin döngüsel ekonomi yatırımlarına ulaşmasını amaçlıyor. Bu doğrultuda işletmelerin dönüşüm yolculuğunun farklı aşamalarını destekleyen ve sürdürülebilir yatırımların yaygınlaşmasına katkı sağlayan uzun vadeli bir finansman modeli oluşturuluyor.</p>

<p><strong>SIFIR ATIK, DAHA AZ KAYNAKLA DAHA FAZLA DEĞER ÜRETMEK</strong></p>

<p>Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, konuşmasında sıfır atık ve döngüsel ekonomi dönüşümünde finansmanın önemine vurgu yaptı. İş birliği protokolü ve yeni finansman paketinin açıklanmasının ötesinde; israfın azaltıldığı, atığın ekonomik değere dönüştürüldüğü ve kaynakların daha verimli kullanıldığı bir Türkiye için finans sektörünün üstlenebileceği yeni rolü ele almak amacıyla bir araya geldiklerini belirten Ağırbaş, “Çünkü sıfır atık artık yalnızca bir çevre politikası olarak değerlendirilemez. Enerjiyi, suyu, hammaddeleri ve emeği daha etkin kullanmak; daha az kaynakla daha fazla değer oluşturmak ve atığı yeniden ekonomiye kazandırmak anlamına geliyor. Daha da önemlisi, bu dünya gelecek nesillere aktarmamız gereken bir emanettir. Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin öncülüğünde 2017 yılında başlayan Sıfır Atık Hareketi, Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü desteğiyle bugün ülke sınırlarını aşan küresel bir vizyona dönüşmüştür. Bu vizyonun temelinde ise son derece açık bir yaklaşım bulunuyor: Atığı oluştuktan sonra yönetmek yerine israfı kaynağında önlemek” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Sıfır Atık Vakfı tarafından gerçekleştirilen Türkiye Sıfır Atık, Çevre ve İklim Değişikliği Çalıştayları’nda “Finansman, Teşvik ve Dönüşüm Ekonomisi” başlığının en önemli gündem maddelerinden biri olduğunu belirten Ağırbaş, “Sahadaki çalışmalarımız bize çok açık bir gerçeği ortaya koydu: Şehirlerimizde güçlü bir yatırım iradesi ve dönüşüm isteği bulunuyor. Ancak yüksek başlangıç yatırım maliyetleri, uzun geri dönüş süreleri, teminat ve eş finansman gereksinimleri ile proje hazırlama kapasitesindeki yetersizlikler, bu potansiyelin yatırıma dönüşmesinin önündeki önemli engeller arasında yer alıyor. Şehirler dönüşüyor, sektörler değişiyor; ancak ortak ihtiyaç aynı: Erişilebilir, uzun vadeli ve dönüşümün niteliğine uygun finansman” dedi.</p>

<p><strong>FİNANS SEKTÖRÜNÜN ÜSTLENECEĞİ ROL KRİTİK</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Finans sektörünün bu noktada kritik bir görev üstlendiğine dikkat çeken Ağırbaş, şöyle konuştu:</p>

<p>“Finans sektörünü yalnızca kaynak sağlayan bir aktör olarak değil; dönüşümü yönlendiren, kolaylaştıran ve hızlandıran stratejik bir paydaş olarak değerlendiriyoruz. Çünkü sıfır atık yatırımları sadece çevresel fayda oluşturmakla kalmıyor; aynı zamanda işletmelerimizin maliyetlerini azaltıyor, verimliliklerini artırıyor ve rekabet güçlerini yükseltiyor.”</p>

<p><strong>DÖNGÜSEL DÖNÜŞÜMÜN TÜM AŞAMALARINA FİNANSMAN</strong></p>

<p>Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi, işletmelerin dönüşüm sürecinde ortaya çıkan farklı ihtiyaçlara yönelik finansman çözümlerini tek bir çatı altında bir araya getiriyor. Paket kapsamında; birincil hammadde kullanımını azaltan, geri dönüştürülmüş veya ikincil girdilerin kullanımını artıran yatırımların yanı sıra kaynak ve üretim verimliliğini yükselten projeler de destekleniyor.</p>

<p>Paylaşım, kiralama ve yeniden kullanım esaslı yeni iş modelleri, atık ve geri kazanılabilir malzemelerin taşınmasına yönelik yatırımlar, kaynak geri kazanımı ve yeniden üretim projeleri de finansman kapsamına alınıyor. Büyük ölçekli döngüsel ekonomi yatırımlarında proje finansmanı sağlanırken, belirlenen kriterleri ve sertifikasyon şartlarını karşılayan işletmelere döngüsel üretim faaliyetleri için işletme sermayesi finansmanı sunuluyor.</p>

<p>Paket kapsamında yatırım kredilerinde 50 milyon TL’ye kadar ve 60 aya varan finansman imkânı sunulurken, büyük ölçekli proje finansmanında vade 120 aya kadar çıkıyor. İşletme sermayesi ihtiyaçlarında ise 10 milyon TL’ye kadar ve 24 aya varan finansman sağlanıyor. Ayrıca 3 milyar TL tutarındaki KGF kefalet desteğiyle özellikle KOBİ’lerin döngüsel dönüşüm yatırımlarında finansmana erişiminin kolaylaştırılması hedefleniyor. Başta imalat sanayii, plastik, ambalaj, tekstil, otomotiv yan sanayii, makine, elektronik, perakende, atık yönetimi ve geri dönüşüm olmak üzere çok sayıda sektörde faaliyet gösteren işletmeler paketten yararlanabiliyor. OSB’lerde faaliyet gösteren KOBİ ve sanayiciler, atık yönetimi şirketleri, belediye iştirakleri ve döngüsel iş modelleri geliştiren işletmeler de finansman kapsamına dahil ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/vakifbanktan-dongusel-ekonomiye-10-milyar-liralik-finansman-destegi</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Sep 2026 13:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/vbb.jpeg" type="image/jpeg" length="68075"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Metal Hurdada Stratejik Ham Madde Çağrısı]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/metal-hurdada-stratejik-ham-madde-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/metal-hurdada-stratejik-ham-madde-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (İDDMİB), Türkiye’nin demir ve demir dışı metaller sektöründe üretim ve ihracatın sürdürülebilirliği açısından kritik öneme sahip metal hurdalarının tedarikine yönelik yeni bir düzenleme yapılması çağrısında bulundu. Sektörün ham madde ihtiyacının büyük ölçüde ithalat yoluyla karşılandığına dikkat çeken İDDMİB, özellikle alüminyum ve bakır hurdalarının Türkiye’de üretime kazandırılması için hurda ithalatının kolaylaştırılması ve hurda ihracatının sınırlandırılması gerektiğini bildirdi.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İDDMİB Yönetim Kurulu tarafından 8 Eylül 2026 tarihinde değerlendirilen konu, Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürlüğü’ne iletilen yazıyla gündeme taşındı. Birlik, Türkiye’nin sanayi üretimi ve ihracatının güvence altına alınabilmesi için ham madde ve hurda tedarikinin stratejik bir başlık olarak ele alınması gerektiğini belirtti. Bu kapsamda Bakanlık himayesinde kamu temsilcileri, alüminyum ve bakır üreticileri ile hurda tedarikçilerinin katılımıyla düzenlenecek bir çalıştaya gerekli katkıyı sunmaya hazır olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>Avrupa hurdayı kendi sınırları içinde tutmaya hazırlanıyor</strong></p>

<p>İDDMİB’in değerlendirmesinde, başta Avrupa Birliği (AB) olmak üzere küresel ölçekte metal ve metal hurdalarının stratejik öneminin giderek arttığına dikkat çekildi. AB’nin 2023 yılında uygulamaya aldığı Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ile başlayan süreçte, 2025 yılında açıkladığı savunma ve çelik-metaller politikalarıyla metal ham maddelerinin Avrupa sınırları içinde tutulmasına yönelik yaklaşımını güçlendirdiği belirtildi.</p>

<p>Bu doğrultuda AB tarafından 23 Temmuz 2025’te metal hurdaların ithalat ve ihracatını izlemek amacıyla bir gümrük gözetim mekanizması oluşturuldu. Alüminyum sektöründe 2026 yılı sonunda hurda ihracatının kısıtlanmasına yönelik bir karar açıklanacağının duyurulması, bakır sektöründe ise benzer yöndeki kısıtlama başvurusunun değerlendirmeye alınması, hurdaların artık yalnızca atık olarak değil, stratejik bir sanayi girdisi olarak ele alındığını gösteriyor.</p>

<p>İDDMİB, 1 Ocak 2026 itibarıyla SKDM’nin kalıcı dönemine geçilmesiyle birlikte karbon maliyetlerinin ihracat rekabetçiliğinde daha belirleyici hale geldiğine işaret ederek, Türkiye’nin de sanayi üretiminde hurda kullanımını güvence altına alacak politikalar geliştirmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>Ham madde ihtiyacının yüzde 80-90’ı ithalatla karşılanıyor</strong></p>

<p>Türkiye’nin demir ve demir dışı metaller sektöründeki toplam ihracatının yaklaşık yüzde 60’ının AB ülkelerine gerçekleştirildiğini belirten İDDMİB, özellikle alüminyum ve bakır sektörlerinin yüksek oranda ithal ham maddeye bağımlı olduğunu ifade etti. Bu sektörlerde ham madde ihtiyacının yaklaşık yüzde 80-90’ının ithalat yoluyla karşılandığına dikkat çekilirken, hurda tedarikinin üretimin devamlılığı ve ihracatın sürdürülebilirliği açısından kritik olduğu vurgulandı.</p>

<p>Birliğin değerlendirmesine göre hurdanın Türkiye’de üretime kazandırılması, yalnızca ham madde güvenliği açısından değil, karbon düzenlemeleri karşısında rekabet gücünün korunması bakımından da önem taşıyor. SKDM kapsamında üretimdeki karbon salımının hesaplanmasında hurdadan üretimin, birincil üretime kıyasla yaklaşık yüzde 90 daha düşük maliyetli kabul edilmesi, hurdayı ihracatçı sektörler açısından stratejik bir girdiye dönüştürüyor.</p>

<p>Bu nedenle Türkiye’de oluşan veya Türkiye’ye getirilebilecek metal hurdasının öncelikle ülke sanayisinin üretim ihtiyacının karşılanmasında değerlendirilmesi gerektiğini belirten İDDMİB, hurda ihracatının sınırlandırılması ve ithalatın daha kolay ve öngörülebilir hale getirilmesinin sektörün rekabetçiliğine katkı sağlayacağını bildirdi.</p>

<p><strong>Alüminyumda 341 milyon dolarlık hurda ithalatı</strong></p>

<p>Alüminyum sektörünün 2025 yılında 5,36 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdiğini belirten İDDMİB, bu ihracat içerisinde alüminyum hurdanın 103,72 milyon dolarla yüzde 1,9 paya sahip olduğunu açıkladı. Alüminyum hurda ihracatı 2026 yılının Ocak-Temmuz döneminde ise 91,29 milyon dolara ulaştı.</p>

<p>Türkiye’nin toplam alüminyum ithalatı 2025 yılında yüzde 16 artışla 7,09 milyar dolara yükselirken, alüminyum hurda ithalatı aynı dönemde bir önceki yıla göre yüzde 6,29 gerileyerek 341 milyon dolar olarak gerçekleşti.</p>

<p>Bakır sektöründe ise 2025 yılında 2,79 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirilirken, bakır hurdasının sektör ihracatındaki payı yüzde 4,13 oldu. Bakır hurda ihracatı 2025 yılında 115,35 milyon dolar seviyesinde gerçekleşirken, 2026 yılının Ocak-Temmuz döneminde 140,99 milyon dolara yükseldi.</p>

<p>Türkiye’nin toplam bakır ithalatı 2025 yılında yüzde 24,63 artışla 7,49 milyar dolara ulaşırken, bakır hurda ithalatı da yüzde 21,48 artarak 409,43 milyon dolar oldu.</p>

<p><strong>Metal hurda ihracatı sanayinin ihtiyaçları gözetilerek yönetilmeli</strong></p>

<p>İDDMİB, Türkiye’nin demir ve demir dışı metaller sektöründe üretim ve ihracatın sürdürülebilirliği açısından hurda tedarikinin artık stratejik bir konu olarak ele alınması gerektiğini vurguladı. Küresel ticarette ülkelerin kendi ham maddelerini ve üretim kapasitelerini korumaya yönelik politikalar geliştirdiğine dikkat çeken Birlik, Avrupa Birliği’nin de başta karbon düzenlemeleri olmak üzere attığı adımlarla metal ve hurdaların kendi sınırları içerisinde kalmasını teşvik eden bir yaklaşım ortaya koyduğunu belirtti.</p>

<p>İDDMİB, Türkiye’nin bu dönüşümü doğru okuyarak kendi sanayisinin ham madde güvenliğini önceliklendirmesi gerektiğini ifade ederek, “Hurda Türkiye için stratejik bir ham madde. Üreticimizin ihtiyaç duyduğu hurdaya erişimi kolaylaştırırken, ülkemizde üretime ve ihracata katkı sağlayabilecek hurdanın dışarı çıkışını da daha kontrollü hale getirmeliyiz” değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Alüminyum ve bakır sektörlerinde ham maddenin büyük bölümünün ithalat yoluyla karşılandığına işaret eden İDDMİB, hurda tedarikinin güvence altına alınmasının yalnızca sektörler açısından değil, Türkiye’nin sanayi üretimi ve ihracat kapasitesi bakımından da kritik olduğunu belirtti. Hurdadan üretimin birincil üretime kıyasla karbon salımı açısından önemli bir avantaj sunduğuna dikkat çeken Birlik, SKDM’nin kalıcı döneme geçtiği ve ihracatçıların karbon performansının giderek daha fazla önem kazandığı bir süreçte hurdanın döngüsel ekonomi ve düşük karbonlu üretim açısından önemli bir girdi olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Konunun yalnızca bir ihracat veya ithalat başlığı olmadığını belirten İDDMİB, temel hedefin ihracatçının rekabet gücünü, sanayicinin üretim kapasitesini ve Türkiye’nin ham madde güvenliğini birlikte koruyacak bir yapı oluşturmak olduğunu ifade etti.</p>

<p>Bu doğrultuda kamu temsilcileri, alüminyum ve bakır üreticileri ile hurda tedarikçilerinin katılımıyla kapsamlı bir çalıştay düzenlenmesini desteklediklerini bildiren İDDMİB, hurdanın Türkiye’de üretim, istihdam ve ihracata daha fazla katkı sağlayacağı bir sistem oluşturulması gerektiğini belirtti. Birlik, üreticilerin ihtiyaç duyduğu hurdaya erişimin kolaylaştırılması ve stratejik ham maddenin ihracatının ülkenin sanayi ihtiyaçları gözetilerek yönetilmesi çağrısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/metal-hurdada-stratejik-ham-madde-cagrisi</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Sep 2026 13:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/metal-hurdajpg.jpeg" type="image/jpeg" length="96601"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gıda İhracatçıları ABD Pazarında 2 Milyar Dolarlık Hedefe Odaklandı]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/gida-ihracatcilari-abd-pazarinda-2-milyar-dolarlik-hedefe-odaklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/gida-ihracatcilari-abd-pazarinda-2-milyar-dolarlik-hedefe-odaklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Türk gıda ihracatçıları, Amerika Birleşik Devletleri pazarındaki varlığını büyütmeye hazırlanıyor. Türkiye’nin ABD’ye yönelik gıda ihracatı yaklaşık 900 milyon dolara ulaşırken, son 10 yılda çift haneli büyüme gösteren ihracatın önümüzdeki 10 yıllık süreçte 2 milyar dolara yükseltilmesi hedefleniyor. İstanbul Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İHBİR) Başkanı Kazım Taycı, ABD’nin İHBİR’in ihracat yaptığı ülkeler arasında ikinci sıraya yükseldiğini belirterek, Türk ürünlerinin pazardaki bilinirliğinin giderek arttığını söyledi. Taycı, “‘Made in Türkiye’ ibaresi, özellikle gıda ürünlerinde her geçen gün daha güçlü bir marka algısı oluşturuyor. Türk ürünlerine yönelik tercih de giderek artıyor.” dedi.</strong></p>

<p>Amerika Birleşik Devletleri’ndeki gıda pazarının sunduğu fırsatları değerlendirmek amacıyla Miami’de düzenlenen Americas Food &amp; Beverage Show 2026, Türk firmalarının yoğun katılımına sahne oldu. Bu yıl 30’uncu kez gerçekleştirilen fuara, Ticaret Bakanlığının destekleri ve İHBİR organizasyonuyla Türkiye’den yaklaşık 50 firma katıldı.</p>

<p>Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Sedat Önal’ın da yer aldığı açılış programının ardından fuarda 100’ün üzerinde ülkeden 10 binden fazla profesyonel ziyaretçi ağırlandı. Türkiye, ülke katılımları arasında güçlü bir temsil ortaya koyarken, Türk firmalarının yaklaşık yarısı İHBİR’in organize ettiği millî katılım kapsamında, diğer yarısı ise bireysel olarak fuarda yer aldı.</p>

<p><strong>ABD Pazarında Türk Ürünlerinin Görünürlüğü Artıyor</strong></p>

<p>İHBİR Başkanı Kazım Taycı, ABD’nin yüksek nüfusunun yanı sıra güçlü tüketim hacmiyle de Türk gıda ihracatçıları için önemli bir pazar niteliği taşıdığını ifade etti. Türkiye’nin ABD’ye ağırlıklı olarak işlenmiş tarım ürünleri gönderdiğini belirten Taycı, çikolata ve şekerleme ile unlu mamullerin öne çıkan ürün grupları arasında bulunduğunu kaydetti.</p>

<p>ABD’ye yapılan gıda ihracatının son 10 yılda düzenli bir yükseliş gösterdiğine işaret eden Taycı, fuar ve ticaret heyetleri gibi organizasyonların da bu gelişime katkı sunduğunu söyledi. Taycı, ABD’nin İHBİR ihracatında ikinci sıraya yerleştiğini belirterek, “Amerika Birleşik Devletleri şu anda en önemli pazarlarımızdan biri. Son 10 yıldır ABD’ye ihracatımız istikrarlı şekilde artıyor. Bu tablo, gerçekleştirdiğimiz organizasyonların doğru bir zeminde ilerlediğini ve sonuç verdiğini ortaya koyuyor.” diye konuştu.</p>

<p><strong>10 Yıllık Hedef 2 Milyar Dolar</strong></p>

<p>ABD’deki hedeflerinin yalnızca ihracat rakamlarını yükseltmek olmadığını belirten Taycı, Türk gıda ürünlerinin raflardaki konumunu güçlendirmeyi ve firmaların kendi markalarıyla pazarda daha fazla yer almasını istediklerini dile getirdi.</p>

<p>Taycı, Türk firmalarının geçmişte ABD pazarında daha çok private label üretici olarak faaliyet gösterdiğini, bugün ise kendi markalarıyla büyük perakende zincirlerinde yer almaya başladığını belirtti. Walmart, Costco, Publix ve CVS gibi zincirlerde Türk markalarının görünürlüğünün artmasının önemli bir dönüşüm olduğunu vurgulayan Taycı, yaklaşık 900 milyon dolarlık mevcut gıda ihracatını gelecek 10 yılda 2 milyar dolara çıkarmayı hedeflediklerini söyledi.</p>

<p><strong>“Made in Türkiye” Algısı Güçleniyor</strong></p>

<p>Türk gıda ürünlerinin ABD’deki bilinirliğinin her geçen gün arttığını belirten Taycı, “Made in Türkiye” ibaresinin özellikle gıda sektöründe daha güçlü bir marka karşılığı oluşturmaya başladığını ifade etti.</p>

<p>Taycı, bundan sonraki süreçte yalnızca satış hacmini artırmaya odaklanmayacaklarını, aynı zamanda Türk gıdasının kalite, güvenilirlik ve ürün çeşitliliği açısından sahip olduğu algıyı güçlendirmeyi hedeflediklerini söyledi. Türk ürünlerinin ABD raflarında kalıcı biçimde yer almasının öncelikleri arasında bulunduğunu belirtti.</p>

<p>İHBİR’in ABD’deki tanıtım çalışmalarını fuar katılımlarıyla sınırlı tutmadığını aktaran Taycı, New York, Chicago, Miami, Los Angeles ve Las Vegas gibi önemli merkezlerde “Made in Türkiye”, “Turkish Food”, “Turkish Delight” ve “Turkish Chocolate” temalarıyla çeşitli çalışmalar yürüttüklerini ifade etti.</p>

<p>Billboard çalışmalarının yanı sıra sosyal medya ve dijital iletişime de ağırlık verdiklerini belirten Taycı, ABD’deki önemli satın almacılar ve influencerlarla doğrudan iletişim kurduklarını söyledi.</p>

<p><strong>100’ün Üzerinde Alıcıya Türk Ürünleri Tanıtıldı</strong></p>

<p>Americas Food &amp; Beverage Show kapsamında gerçekleştirilen tanıtım faaliyetlerinin Türk gıda ürünlerinin ABD’deki bilinirliğini artırma çalışmalarının önemli bir ayağını oluşturduğunu belirten Taycı, fuar sırasında 100’ün üzerinde önemli alıcının katıldığı bir tadım organizasyonu düzenlediklerini aktardı.</p>

<p>Etkinlikte çikolata, şekerleme ve unlu mamullerin yanı sıra Türk bakliyat ve tahıl ürünlerinin kullanıldığı yemeklerin de ABD’li alıcılara sunulduğunu belirten Taycı, gerçekleştirilen görüşmelerin Türk firmalarının yeni iş bağlantıları kurması açısından önemli fırsatlar yarattığını ifade etti.</p>

<p><strong>Körfez Pazarındaki Gerileme Alternatif Pazarlarla Dengeleniyor</strong></p>

<p>Küresel jeopolitik gelişmelerin gıda ticareti üzerindeki etkilerine de değinen Taycı, Hürmüz Boğazı ve çevresindeki gelişmeler nedeniyle Körfez ülkelerine yönelik sevkiyatlarda çeşitli sorunlar yaşandığını söyledi.</p>

<p>Navlun maliyetlerindeki yükseliş, bazı gemi seferlerinin iptal edilmesi ve bölgedeki belirsizliklerin özellikle işlenmiş tarım ürünleri ihracatını olumsuz etkilediğini belirten Taycı, Birleşik Arap Emirlikleri, İran, Katar ve Kuveyt gibi pazarlarda ihracatın gerilediğini kaydetti.</p>

<p>İhracatçıların değişen koşullara hızlı biçimde uyum sağladığını ifade eden Taycı, belirli pazarlarda yaşanan kayıpların farklı bölgelerde telafi edilmeye çalışıldığını söyledi. ABD’nin yanı sıra Uzak Doğu, Avrupa, Orta Asya ve Kuzey Afrika’daki uluslararası gıda fuarlarına katılımı artırdıklarını belirten Taycı, İstanbul’da ilk kez gerçekleştirilen Foodist’in de bu açıdan önemli bir fırsat sunduğunu dile getirdi.</p>

<p>Türkiye’nin geniş bir ülke yelpazesine ihracat gerçekleştirdiğine dikkat çeken Taycı, “Bir bölgede yaşanan kayıpları başka pazarlarda telafi edebilecek bir yapıya sahibiz.” dedi.</p>

<p><strong>Suriye Gıda İhracatında İlk Üçte</strong></p>

<p>Yakın coğrafyada yaşanan gelişmelerin yeni ticaret fırsatlarını da beraberinde getirdiğini belirten Taycı, Suriye’nin Türk gıda ürünleri açısından giderek daha önemli bir pazar hâline geldiğini söyledi.</p>

<p>Suriye’nin Türkiye’nin gıda ihracatında üçüncü sıraya yükseldiğini belirten Taycı, ülkedeki yeniden yapılanma süreci ve ekonomik toparlanmayla birlikte bu pazardaki potansiyelin daha da artmasını beklediklerini ifade etti. Taycı, çevre ülkelerdeki gelişmeler takip edilirken alternatif pazarlara yönelik çalışmaların da sürdürüleceğini kaydetti.</p>

<p><strong>2026’da 12,4-12,8 Milyar Dolarlık İhracat Beklentisi</strong></p>

<p>Küresel ticarette korumacılık politikalarının güç kazandığı ve ülkelerin yerli üretimlerini desteklemeye yönelik yeni adımlar attığı bir dönemde Türkiye’nin gıda ihracatının 2025 performansına yakın seyretmesi bekleniyor.</p>

<p>İHBİR Başkanı Kazım Taycı, 2026 yılı sonunda 12,4 ile 12,8 milyar dolar arasında gıda ihracatı gerçekleştirilmesini öngördüklerini belirtti. Türkiye’nin 2025 yılında yaklaşık 12,5 milyar dolarlık gıda ihracatı yaptığını hatırlatan Taycı, mevcut küresel koşullar dikkate alındığında bu seviyenin korunmasının önemli olduğunu ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Taycı, çevre ülkelerdeki gelişmeler, artan korumacılık uygulamaları ve ülkelerin gıda arz güvenliğini korumaya yönelik politikalarının ihracatçılar açısından zorlu bir ortam oluşturduğunu belirterek, buna rağmen 2025 yılı performansına yakın bir sonuç elde etmeyi beklediklerini söyledi.</p>

<p>Türk gıda ihracatçılarının önümüzdeki dönemde ekonomik ve siyasi açıdan daha istikrarlı gelişmiş pazarlara ağırlık vereceğini belirten Taycı, ABD’nin yanı sıra Uzak Doğu ülkelerinin de öncelikli pazarlar arasında bulunduğunu ifade etti.</p>

<p>Taycı, ikinci ve üçüncü dünya ülkelerine yönelik ihracatın devam edeceğini ancak gelişmiş ekonomilerdeki raflarda daha kalıcı bir konum elde etmeye odaklandıklarını söyledi. İşlenmiş tarım ürünlerinde Ar-Ge ve Ür-Ge çalışmalarının da sürdüğünü belirten Taycı, daha yenilikçi ve yüksek katma değerli ürünlerle Türkiye ekonomisine sağlanan katkıyı artırmayı hedeflediklerini kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/gida-ihracatcilari-abd-pazarinda-2-milyar-dolarlik-hedefe-odaklandi</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Sep 2026 13:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/americas-food-beverage-show-fuari-toplu.jpeg" type="image/jpeg" length="10805"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[BeautyEurasia, Kozmetik Sektörünün Uluslararası Buluşma Noktası Oldu]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/beautyeurasia-kozmetik-sektorunun-uluslararasi-bulusma-noktasi-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/beautyeurasia-kozmetik-sektorunun-uluslararasi-bulusma-noktasi-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>ICA Events tarafından bu yıl 21’inci kez düzenlenen “BeautyEurasia: Uluslararası Kozmetik, Güzellik, Kuaför, Ambalaj, Hammadde, Hijyen ve Private Label Fuarı”, kozmetik sektörünün uluslararası temsilcilerini İstanbul’da bir araya getirdi. İstanbul Fuar Merkezi’nde üç gün boyunca devam eden organizasyon, 17 ülkeden 139 katılımcı firma ve 275 markaya ev sahipliği yaptı. Fuarın toplam ziyaretçi profilinin yüzde 25’ini ise yabancı ziyaretçiler oluşturdu.</strong></p>

<p>Kozmetik sektöründeki dönüşüm ve yenilikleri her yıl sektör profesyonelleriyle buluşturan BeautyEurasia’nın 21’inci edisyonu tamamlandı. Yerel ve küresel sektör temsilcilerinin buluşma noktası olan fuarda, yeni ürün ve teknolojilerin tanıtılmasının yanı sıra ticari iş birliklerinin geliştirilmesine yönelik önemli görüşmeler gerçekleştirildi. Organizasyonda 139 katılımcı firma ve 275 markanın yanı sıra 41 ülkeden 121 uluslararası satın almacı yer aldı. Fuar süresince 1300’ün üzerinde B2B görüşme gerçekleştirildi.</p>

<p><img alt="Beauty Eurasia Fair Pict New4.Jpg" class="detail-photo img-fluid" height="2085" src="https://fuardergisicomtr.teimg.com/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/beauty-eurasia-fair-pict-new4jpg.jpeg" width="3128" /></p>

<p><strong>Kozmetik Sektörünün Uluslararası Buluşması İstanbul’da Gerçekleşti</strong></p>

<p>BeautyEurasia Fuar Direktörü Filiz Mehmedova, organizasyonun 21’inci edisyonunu değerlendirerek fuarın kuruluşundan bu yana temel hedeflerinin kozmetik sektöründeki değişime öncülük etmek ve güncel yenilikleri sektör profesyonelleriyle buluşturmak olduğunu belirtti.</p>

<p>Mehmedova, bu yıl da sektör açısından verimli bir organizasyonu geride bıraktıklarını ifade ederek, fuarın yalnızca yeni ürün ve teknolojilerin sergilendiği bir platform olmanın ötesine geçtiğini vurguladı. Yerel ve küresel aktörlerin aynı çatı altında buluşmasının sektörde güçlü bir etkileşim ve iş birliği ortamı oluşturduğunu söyledi.</p>

<p><img alt="Beauty Eurasia Fair Pict1.Jpg" class="detail-photo img-fluid" height="2085" src="https://fuardergisicomtr.teimg.com/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/beauty-eurasia-fair-pict1jpg.jpeg" width="3128" /></p>

<p>Fuar ziyaretçilerinin yüzde 25’inin yabancılardan oluşmasının ve 1300’ün üzerinde B2B görüşmenin gerçekleştirilmesinin İstanbul’un küresel kozmetik sektöründeki stratejik konumunu ortaya koyduğunu belirten Mehmedova, 41 ülkeden 121 uluslararası satın almacının ağırlanmasının da Türk üreticilerin yeni pazarlara ulaşmasına katkı sağladığını dile getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mehmedova, katılımcı firma ve markalardan gelen yoğun ilginin, BeautyEurasia’nın önümüzdeki yıllarda da sektörün gelişimine katkı sunma hedefini güçlendirdiğini ifade etti.</p>

<p><strong>BeautyEurasia, 2027’de WorldFood Istanbul ile Birlikte Düzenlenecek</strong></p>

<p>BeautyEurasia, 2027 yılında ise uluslararası ticaret ağını genişletmeye yönelik yeni bir adım atacak. Fuar, 15-17 Aralık 2027 tarihlerinde WorldFood Istanbul ile eş zamanlı olarak gerçekleştirilecek.</p>

<p>Bu stratejik iş birliğiyle BeautyEurasia’nın uluslararası ticaret potansiyelinin artırılması, katılımcı firmaların farklı pazarlara erişim imkanlarının genişletilmesi ve yeni ticari bağlantıların geliştirilmesi hedefleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>FUAR HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/beautyeurasia-kozmetik-sektorunun-uluslararasi-bulusma-noktasi-oldu</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Sep 2026 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/beauty-eurasia-fair-pict-new-businessjpg.jpeg" type="image/jpeg" length="45221"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çanakkale Bienali, "Metcezir // Ebb & Flow" Temasıyla 10. Edisyonuyla Geliyor]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/canakkale-bienali-metcezir-ebb-flow-temasiyla-10-edisyonuyla-geliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/canakkale-bienali-metcezir-ebb-flow-temasiyla-10-edisyonuyla-geliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong><i>Çanakkale Bienali, 10 Ekim – 20 Kasım 2026 tarihleri arasında "Metcezir // Ebb &amp; Flow" başlığıyla 10. edisyonunu gerçekleştirecek. Türkiye'den ve dünyadan 60'ın üzerinde sanatçının katılımıyla düzenlenecek bienal izleyicileri, su, toprak, hafıza ve dönüşüm kavramları etrafında Çanakkale'den Troya'ya uzanan geniş bir coğrafyada çağdaş sanatla buluşturacak. Bienalin arkasındaki Çanakkale Bienali İnisiyatifi (CABININ) ise yirminci yılında.</i></strong></p>

<p>Çanakkale Bienali, 2008 yılında başlayan yolculuğunun 10. edisyonunda önemli bir eşiğe ulaşıyor. Çanakkale Bienali İnisiyatifi (CABININ), 20 yıllık kültür-sanat birikimini bu edisyonda yeni sanatsal üretimler, uluslararası iş birlikleri ve farklı disiplinlerden katılımlarla geleceğe taşıyor.</p>

<p>Bienalin bu edisyonu; Dardanel'in ve Kale Grubu - Kale Tasarım ve Sanat Merkezi'nin ana desteği, Çanakkale İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Çanakkale Belediyesi ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi iş birliği, Troya Kazı Başkanlığı, ÇATKAV ve Troia Vakfı'nın yerel paydaşlığı ve 1915 Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu'nun kurumsal desteğiyle hayata geçirilecek.</p>

<p><strong>Kolektif Kurgu, 9 Ülkeden 60'ın üzerinde Sanatçı</strong></p>

<p>Bienalin katılımcı ve kolektif üretime dayalı yaklaşımı 10. edisyonda da devam ediyor. Deniz Erbaş, Ebru Nalan Sülün, Halil Yoleri, Loukia Thomopoulou, Seyhan Boztepe, Vince Briffa, Yasemin Ülgen ve Gu Zhenqing'den oluşan kurul tarafından belirlenen sanatçı ve eserler bienalin farklı sergi mekanlarında sanatseverlerle buluşuyor. Türkiye'nin yanı sıra Hollanda, Almanya, Güney Kore, İngiltere, Çin, Romanya, Fransa ve Belçika'dan sanatçıların katılımıyla gerçekleşecek bienalde 60'ın üzerinde sanatçı, 15 sergi ve etkinlik mekânında bir araya geliyor:</p>

<p>Bu edisyonda bir araya gelecek sanatçılar arasında ise; A. Serkan Aka, Adina Mocanu, Alex Long Yuan, Andreas Treske, Annika Boll, Ayça Telgeren, Aylin Zaptçıoğlu, Burçak Bingöl, Burcu Erden, Can Altay, Canan Bozbağ, Carmen Bouyer, Derya Geylani, Dilara Akay, Ece Kibaroğlu, Eda Çekil, Edward Burtynsky &amp; Alkan Avcıoğlu, Elif Uras, Evren Karayel Gökkaya, Eymen Aktel, Fulya Çetin, Funda Susamoğlu, Füreya Koral, Gerrit Frohne-Brinkmann, Gizem Boyacıoğlu, Gökçe Kınay, Gözde Mimiko Türkkan, Gülden Ataman, Gülfidan Özmen, Hakan Yılmaz, Halil Yoleri, Hyeseung Lee, İlhan Sayın, Johannes Vogl, Kay Aplin, Kemal Tizgöl, Lara Ögel, Laurent Lacotte, Leyla Pekmen, Manfred Heinze, Meliha Coşkun, Melike Abasıyanık Kurtiç, Mark Verkerk, Meral Değer, Merve Mepa, Mesut Öztürk, Murat Yıldız, Mustafa Tunçalp, Nermin Kura, Oddviz, Ozan Atalan, Öznur Işır, Renée Levi, SENA - SEDNA, Serdar Yılmaz, Stijn Ank, Süleyman Yılmaz, Sunbin Lim, Tardu Kuman, Uğur Cinel, Volkan Aslan, Yaren Yıldız, Yasemin Özcan bulunuyor.</p>

<p><strong>Çanakkale'den Troya'ya Uzanan Metcezir</strong></p>

<p>"Metcezir // Ebb &amp; Flow" başlığı, Çanakkale'nin kıyı coğrafyasından hareketle suyun ilerleyişi ve geri çekilişi üzerinden bir devinim metaforu kuruyor. Metcezir, su ile toprağın birbirine temas ederek sürekli yeni şekiller oluşturdukları doğal bir devinim alanıdır. Gelgitlerin, kıyıların ve deltaların sessiz ritimlerinde olduğu gibi her karşılaşma yeni biçimler üretir; kimi zaman aşındırır kimi zaman da biriktirir. Bu döngü, doğanın durağan değil; dönüşüm ve karşılıklı etkileşim üzerine kurulu özünü görünür kılar. Toprak ve suyun birlikteliği, yaşamın en yalın ama en güçlü temsillerindendir.</p>

<p>Bienalin 10. edisyonu, "Toprak ve Su" arasındaki ilişkiler etrafında şekillenerek Çanakkale'nin hem doğal ekosistemine hem de yaşayan kültürel mirasına odaklanıyor. Tema, bu iki temel unsuru yalnızca fiziksel özellikleriyle değil; zaman, hafıza ve gündelik yaşamın içinde örülen çok boyutlu ilişkiler aracılığıyla ele alıyor. İnsanın doğayla kurduğu ilişkinin üretme, öğrenme ve yaşama yollarını nasıl şekillendirdiği, bienalin yoğunlaştığı alanları oluşturuyor.</p>

<p>10. Çanakkale Bienali, kent merkezinden köylerine, yeni yerleşimlerden tarihsel alanlara uzanan özgün coğrafyasını serginin aktif bir parçası olarak ele alıyor. Sergiler, performanslar, paneller, söyleşiler, atölyeler ve farklı disiplinleri kapsayan etkinliklerden oluşan program; çağdaş sanatı galeri ve müze sınırlarının ötesine taşıyarak kentin, kırsalın ve gündelik yaşamın içine yerleştiriyor. Çanakkale'den Troya'ya, Ayvacık'tan Adatepe'ye uzanan coğrafyada sanatçıların üretimleri aracılığıyla bölgenin doğal, kültürel ve tarihsel katmanlarına yeniden okumaya açıyor.</p>

<p>Bienal sergileri, Troya Müzesi ve MAHAL sanat ekosisteminde yer alan kültür kurumlarının yanı sıra, Ayvacık Tartışık Köyü, Adatepe Zeytinyağı Müzesi – Küçükkuyu, Adatepe İda Blue ve Assos Güneşane Vakfı gibi Çanakkale'nin farklı noktalarında sanata alan açan girişimlere de yayılacak. Kentin önemli buluşma noktalarından biri olan Balıkhane ise Çanakkale'nin denizle kurduğu ilişkiye odaklanan bir seçkiye ev sahipliği yapacak.</p>

<p><strong>Projeler ve Uluslararası İş Birlikleri</strong></p>

<p>CABININ'ın son yıllarda MAHAL ve StudioMAHAL merkezli olarak geliştirdiği uluslararası proje ve iş birliklerinin sanatsal çıktıları, 10. Çanakkale Bienali kapsamında ilk kez bir arada izleyiciyle buluşuyor.</p>

<p><strong>Deniz Villaları – Ekolojik Geçişler</strong>, 2025 yılında Institut Français de Turquie ve Goethe-Institut İzmir iş birliğiyle başlatılan uluslararası bir sanatçı rezidans programı. Akdeniz coğrafyasının ekolojik, kültürel ve toplumsal dönüşümlerini sanat üzerinden araştıran program, farklı ülkelerden sanatçıları yerel çevre, ekolojik geçişler ve Akdeniz'in ortak meseleleri üzerine düşünmeye ve üretmeye davet ediyor. Program kapsamında gerçekleştirilen sanatçı üretimleri bienal kapsamında ilk kez bir araya getiriliyor. Bienalin su ve denizle kurduğu ilişkiye odaklanan bu özel içerik, uluslararası sanatçıların üretimleriyle zenginleşirken, 2018 yılından bu yana bienali destekleyen DARDANEL'in katkılarıyla Çanakkale'nin denizle kurduğu tarihsel, kültürel ve gündelik bağları güçlendirecek perspektifler sunuyor.</p>

<p>Bir diğer proje olan <strong>Gravitas – Kültürel Miras Bölgesel Sanat Ağı</strong>, CultureCIVIC: Kültür Sanat Destek Programı kapsamında Avrupa Birliği'nin desteğiyle hayata geçiriliyor. Tekirdağ, Edirne, Çanakkale ve Balıkesir'i bir araya getiren proje, kültürel mirasın çağdaş sanat ve bölgesel iş birlikleri aracılığıyla yeniden düşünülmesini ve kentler arasında sürdürülebilir bir kültür-sanat ağı kurulmasını amaçlıyor. Proje kapsamında dört kentten sanatçıların üretimleri de 10. Çanakkale Bienali kapsamında görülebilecek.</p>

<p><strong>Çanakkale'den İlham Alan Yeni Üretimler</strong></p>

<p>10. Çanakkale Bienali, çok sayıda sanatçının Çanakkale'de gerçekleştirdiği yeni üretimlere de ev sahipliği yapıyor. "Metcezir // Ebb &amp; Flow" temasına doğrudan yerel bağlam üzerinden yaklaşan bu çalışmalar, kentin coğrafyası, tarihi, kültürel mirası ve gündelik yaşamıyla kurulan özgün ilişkiler üzerinden şekilleniyor.</p>

<p>Fransız Enstitüsü, Goethe Enstitüsü, Tarabya Akademi ve Hollanda Konsolosluğu'nun yanı sıra SAHA Derneği, ClubHouse, Dereli Art ve ORMOS'un destekleriyle gerçekleştirilen yeni üretimler, Çanakkale Bienali'nin yıllar içinde geliştirdiği uluslararası sanat birikimine yeni katkılar sunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Topraktan Seramiğe: Çanakkale'nin Malzeme Hafızası</strong></p>

<p>10. Çanakkale Bienali, "Metcezir // Ebb &amp; Flow" teması kapsamında seramiğe özel bir odak geliştiriyor. Su ve toprak arasındaki ilişkiyi doğrudan malzeme üzerinden ele alan bu bölüm, Çanakkale'nin güçlü seramik üretim geleneği ile çağdaş sanat pratikleri arasında yeni bir diyalog kurmayı amaçlıyor. Yasemin Ülgen tarafından kurgulanan ve Troya Müzesi'nde gerçekleştirilecek özgün seçki ise seramik odağının merkezini oluşturuyor. Kale Grubu'nun ana desteği ile Kale Tasarım ve Sanat Merkezi'nin (KTSM) yürütücülüğünde seramik, bienalde yalnızca bir sanat disiplini olarak değil, Çanakkale'nin kültürel ve endüstriyel hafızasını güncel üretim biçimleriyle buluşturan bir bağlam olarak ele alınıyor.</p>

<p>Geleneksel bilgiyi taşıyan, zanaat ile endüstriyel üretim teknolojileri ve çağdaş sanat arasındaki ilişkiler, geçmiş, gelecek arasında devam eden sürekliliği görünür kılıyor. Bienal bu yaklaşım üzerinden Çanakkale'nin seramik mirasını yalnızca hatırlamakla kalmıyor; bu mirası güncel sanat, yeni üretim teknolojileri ve kamusal alanla ilişkilendirerek geleceğe taşıyor.</p>

<p>British Council Kültür Yoluyla Bağlantılar Programı desteğiyle sanatçı ve the Ceramic House kurucusu Kay Aplin ile yürütülen ortak çalışma, seramiğin kamusal alandaki olanaklarını araştırıyor. Aplin'in, KALE Grubu desteğiyle Çanakkale'de ürettiği yeni eser, Bienal'in ardından kentte kalıcı bir kamusal alan sanat yapıtı olarak varlığını sürdürecek.</p>

<p><strong>20 Yıllık Bir Birikim, Yeni Bir Eşik</strong></p>

<p>2026 yılı, Çanakkale Bienali açısından iki önemli dönüm noktasını aynı anda taşıyor: Bienalin 10. edisyonu ve onu hayata geçiren CABININ'ın kuruluşunun 20. yılı.</p>

<p>CABININ'in 2006 yılından itibaren Çanakkale'de gerçekleştirdiği geniş katılımlı ve uluslararası çağdaş sanat sergilerinin devamında 2008'de başlattığı bienal yolculuğu boyunca farklı kuşaklardan sanatçıları, kültür profesyonellerini, yerel aktörleri ve izleyicileri Çanakkale'de bir araya getirdi. Yıllar içinde kente kazandırdığı kalıcı kültürel altyapılar, çağdaş sanat odaklı topluluk ve sanat üretimleriyle özgün bir çağdaş sanat platformuna dönüştü. 10. Çanakkale Bienali, uzun soluklu kültür-sanat yapılanmasının sürekliliğini görünür kılarak Çanakkale'yi bu sonbaharda yeniden uluslararası çağdaş sanat dolaşımının önemli duraklarından biri olarak konumlandıracak.</p>

<p>10 Ekim – 20 Kasım 2026 tarihleri arasında gerçekleşecek 10. Çanakkale Bienali, ziyaretçilerini suyun hareketi, toprağın hafızası ve zamanın dönüştürücü gücü üzerinden Çanakkale'nin farklı katmanlarını yeniden keşfetmeye davet ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>KÜLTÜR SANAT</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/canakkale-bienali-metcezir-ebb-flow-temasiyla-10-edisyonuyla-geliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 14 Sep 2026 17:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/1789368102-2.JPG" type="image/jpeg" length="67099"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MultiSport Türkiye, 5 yılda 100 bin çalışanı harekete geçirdi]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/multisport-turkiye-5-yilda-100-bin-calisani-harekete-gecirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/multisport-turkiye-5-yilda-100-bin-calisani-harekete-gecirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>2021 yılında Türkiye pazarına giren lider kurumsal wellness ağı MultiSport, beşinci yılında 100 bin kullanıcıya ulaştı. Türkiye genelinde 3 binin üzerinde kurumsal müşteriye hizmet veren marka, 5 bine yakın spor tesisinden oluşan ekosistemiyle 80’in üzerinde spor disiplini ve aktiviteyi tek kartla kullanıcılarına sunuyor.</strong></p>

<p>Çalışanların farklı ihtiyaç ve ilgi alanlarına göre spor ve aktivitelere erişebilmesini sağlayan yapısıyla, aktif yaşamı çalışan deneyiminin bir parçası haline getiren <strong>MultiSport</strong>, dünya genelinde 2,5 milyonu aşkın kullanıcıya hizmet veriyor. Polonya, Bulgaristan, Hırvatistan, Çekya, Slovakya ve Türkiye olmak üzere 6 ülkede faaliyet gösteren marka, çalışanların aktif ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını destekleyen kurumsal wellness çözümleri sunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>2021 yılında Türkiye pazarına giren Türkiye’nin lider kurumsal wellness ağı MultiSport, beşinci yılında 100 bin kullanıcıya ulaştı. Geçen beş yılda kullanıcı sayısının yanı sıra kurumsal müşteri ve spor tesisi ağını da büyüten marka, bugün İstanbul, İzmir, Ankara, Kocaeli ve Bursa başta olmak üzere Türkiye’nin her bölgesinde, 37 şehirde çalışanlara aktif yaşam fırsatları sunuyor. Türkiye genelinde 3 binin üzerinde kurumsal müşteriye hizmet veren MultiSport, 5 bine yakın spor tesisinden oluşan ekosistemiyle fitness, yüzme, yoga, pilates, tenis, dans, kürek ve su sporları gibi 80’in üzerinde spor disiplini ve aktivite seçeneğini tek kartla kullanıcılarına sunuyor.</p>

<p><strong>“Ülkemizde aktif ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarına yönelik ilgi artıyor”</strong></p>

<p>Konuyla ilgili açıklamada bulunan <strong>MultiSport Türkiye Genel Müdürü Cenk Erol</strong>, “Türkiye pazarına girişimizin beşinci yılında 100 bin kullanıcıya ulaşmak bizim için önemli bir kilometre taşı. Bu başarıyı ülkemizde aktif ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarına yönelik ilginin ve işverenlerin çalışan deneyimine yaptığı yatırımın geldiği noktayı gösteren önemli bir gösterge olarak değerlendiriyoruz. Önümüzdeki dönemde çalışan deneyimine yapılan yatırım ve çalışanlara sunulan yan haklar daha da önem kazanacak. Özellikle çalışanların farklı ihtiyaçlarına cevap verebilen, kişiselleştirilebilen ve aktif yaşamı destekleyen yan hak uygulamaları kurumların işveren markası rekabetinde daha belirleyici bir unsur olacak. Hedefimiz, daha fazla çalışana ulaşarak herkesin kendi yaşamına uygun bir hareket alanı yaratabilmesine katkı sağlamak ve Türkiye’de kurumsal wellness sektörünü daha da büyütmek” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/multisport-turkiye-5-yilda-100-bin-calisani-harekete-gecirdi</guid>
      <pubDate>Mon, 14 Sep 2026 17:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/1789377744-multi-sport-t-rkiye-genel-m-d-r-cenk-erol.jpg" type="image/jpeg" length="13206"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Egeli ihracatçılardan Karadeniz’de ticaret için güvenli koridor çağrısı]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/egeli-ihracatcilardan-karadenizde-ticaret-icin-guvenli-koridor-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/egeli-ihracatcilardan-karadenizde-ticaret-icin-guvenli-koridor-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Egeli ihracatçılar, Türkiye ile Rusya arasındaki dış ticaretin kesintisiz devam edebilmesi için Karadeniz’de denizyolu taşımacılığına yönelik güvenli bir koridor oluşturulmasını istedi.</strong></p>

<p>İzmir’i ziyaret eden Rusya Federasyonu’nun Ankara Büyükelçisi Sergey Verşinin ile bir araya gelen Egeli ihracatçılar, son dönemde Karadeniz’de artan güvenlik sorunları nedeniyle denizyolunu etkin şekilde kullanamadıklarını belirtti. İhracatçılar, güvenli bir deniz koridorunun oluşturulmasının iki ülke arasındaki ticaretin daha güvenli ve verimli şekilde sürdürülmesine katkı sağlayacağını ifade etti.</p>

<p>Türkiye’nin 2025 yılında Rusya Federasyonu’na 6,7 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdiği, aynı dönemde Rusya’dan 43,4 milyar dolarlık ithalat yaptığı belirtilirken, Rusya’nın Türk ihracatçıları açısından stratejik pazarlardan biri olduğu vurgulandı.</p>

<p><strong>“Karadeniz’de denizyolunu kullanamaz hale geldik”</strong><br />
Türkiye Meyve Sebze Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı ve Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Hayrettin Uçak, Rusya’nın Türkiye’de 26 sektör için önemli bir ihracat pazarı olduğunu söyledi.</p>

<p>Türkiye ile Rusya arasında uzun yıllara dayanan güçlü ticari ilişkiler bulunduğuna dikkat çeken Uçak, geçmişte iki ülke arasındaki ticaretin güvenli şekilde sürdürülebilmesi için bir güvenlik koridoru oluşturulduğunu hatırlattı.</p>

<p>Karadeniz’de son dönemde güvenlik koşullarının zorlaştığını belirten Uçak, denizyolu taşımacılığının yeniden etkin şekilde kullanılabilmesi için güvenli bir koridor oluşturulması gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Uçak ayrıca, Rusya’nın Türkiye’den ithal ettiği meyve ve sebze mamullerine uyguladığı yüzde 12-15 arasındaki gümrük vergisinin kaldırılması yönündeki taleplerini de Büyükelçi Verşinin’e iletti.</p>

<p><strong>“Rusya en önemli pazarlarımızdan biri”</strong><br />
Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Ufuk Atakan Demir, Türkiye’nin 2026 yılının ocak-ağustos döneminde Rusya Federasyonu’na 319 milyon dolarlık su ürünleri ve hayvansal mamuller ihracatı gerçekleştirdiğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu ihracatın 277 milyon dolarlık bölümünü su ürünlerinin oluşturduğunu aktaran Demir, Rusya’nın sektör açısından önemli bir pazar konumunda bulunduğunu söyledi.</p>

<p>İki ülke arasındaki ticaret hacminin artırılması için denizyolu taşımacılığında güvenliğin sağlanması gerektiğini belirten Demir, Karadeniz’de Türkiye ile Rusya arasında güvenli bir koridor oluşturulmasını talep ettiklerini ifade etti.</p>

<p><strong>Buğday ithalatında da aksama yaşanıyor</strong><br />
Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Moiz Hemsi ise Karadeniz’de yaşanan güvenlik sorunlarının Türkiye’nin Rusya’dan gerçekleştirdiği buğday ithalatını da olumsuz etkilediğini dile getirdi.</p>

<p>Denizyolu taşımacılığında yaşanan aksaklıkların tedarik zincirinde sorunlara yol açtığını belirten Hemsi, ticaretin sürdürülebilirliği açısından güvenli bir deniz koridorunun önemine dikkat çekti.</p>

<p><strong>Verşinin: “Türkiye önemli bir partner”</strong><br />
Rusya Federasyonu’nun Ankara Büyükelçisi Sergey Verşinin ise Türkiye’nin Rusya açısından hem siyasi hem de ekonomik anlamda önemli bir partner olduğunu söyledi.</p>

<p>İki ülke arasındaki ticaretin devamlılığının sağlanması için gerekli zeminin oluşturulmasına yönelik çalışmaların sürdürüleceğini belirten Verşinin, ticari ilişkilerin geliştirilmesi konusunda çaba göstereceklerini ifade etti.</p>

<p>Toplantıda, Karadeniz’de denizyolu taşımacılığının güvenli şekilde sürdürülebilmesi, Rusya-Türkiye ticaretinin önündeki lojistik engellerin azaltılması ve ihracatçıların pazara erişiminin kolaylaştırılması başlıkları ele alındı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Festival Haberleri</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/egeli-ihracatcilardan-karadenizde-ticaret-icin-guvenli-koridor-cagrisi</guid>
      <pubDate>Mon, 14 Sep 2026 17:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/dvfdvfd.JPG" type="image/jpeg" length="66377"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[VakıfBank ve MEXT’ten sanayicilerin yeşil dönüşümüne stratejik iş birliği]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/vakifbank-ve-mextten-sanayicilerin-yesil-donusumune-stratejik-is-birligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/vakifbank-ve-mextten-sanayicilerin-yesil-donusumune-stratejik-is-birligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>VakıfBank ile MEXT Teknoloji Merkezi, Türkiye sanayisinin düşük karbonlu üretime geçişini hızlandırmak ve ihracatçı firmaların küresel rekabet gücünü artırmak amacıyla stratejik iş birliği gerçekleştirdi. “Dönüşüme Değer” modeli kapsamında şirketlerin mevcut durumlarının analiz edilmesinden dönüşüm yol haritalarının hazırlanmasına, yatırımların finansmanından elde edilen sonuçların ölçülmesine kadar uzanan kapsamlı bir süreç uygulanacak.</strong></p>

<p>İş birliğiyle özellikle Avrupa Birliği Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’na (SKDM) uyum konusunda sanayici ve ihracatçıların kapasitesinin geliştirilmesi hedefleniyor. Model kapsamında firmaların karbon ayak izlerinin ölçülmesi, dönüşüm ihtiyaçlarının belirlenmesi, gerekli yatırımların planlanması ve uygun finansman kaynaklarıyla buluşturulması amaçlanıyor.</p>

<p><strong>Dönüşüm süreci dört aşamada yürütülecek</strong><br />
“Dönüşüme Değer” modeli, “Ölç, Yol Haritasını Çıkar, Finanse Et, Etkiyi Ölç” olmak üzere dört temel aşamadan oluşuyor.</p>

<p>Program kapsamında MEXT’in sanayi, teknoloji ve yeşil dönüşüm alanındaki uzmanlığı ile VakıfBank’ın finansman imkanları aynı müşteri yolculuğunda bir araya getirilecek. Firmaların enerji ve kaynak verimliliği, yenilenebilir enerji, elektrifikasyon, proses dönüşümü, temiz üretim teknolojileri ve döngüsel ekonomi gibi alanlardaki ihtiyaçları analiz edilerek şirketlere özel dönüşüm planları hazırlanacak.</p>

<p>Belirlenen yatırımların VakıfBank’ın sürdürülebilir finansman ürünleri ve uygun uluslararası kaynaklarla desteklenmesi planlanıyor. Yatırım sonrasında ise elde edilen emisyon azaltımı, enerji tasarrufu ve diğer dönüşüm çıktıları takip edilerek sürecin etkisi ölçülecek.</p>

<p>MEXT ayrıca firmaların SKDM raporlama altyapılarının geliştirilmesine, karbon ayak izi ve ilgili düzenlemeler konusunda eğitim verilmesine ve kapasite geliştirme çalışmalarına katkı sağlayacak. VakıfBank ise programa dahil edilebilecek firmaların belirlenmesi, bilgilendirilmesi ve uygun müşterilerin programa yönlendirilmesinde rol üstlenecek.</p>

<p><strong>“Dönüşümü finanse etmenin ötesine geçiyoruz”</strong><br />
VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, yeşil dönüşümün artık yalnızca çevresel bir sorumluluk olmadığını, üretim gücü ve ihracat kapasitesi açısından da stratejik önem taşıdığını belirtti.</p>

<p>Arslan, sanayicilerin dönüşüm ihtiyacını bir risk alanının yanı sıra yatırım ve büyüme fırsatı olarak değerlendirdiklerini ifade ederek, MEXT’in teknik uzmanlığı ile VakıfBank’ın finansman gücünü bir araya getirdiklerini söyledi.</p>

<p>Model sayesinde müşterilerin ihtiyaçlarının belirlenmesinden yatırım planlarının oluşturulmasına, finansman aşamasından elde edilen etkinin ölçülmesine kadar sürecin tamamında destek sunulacağını belirten Arslan, dönüşümün gerçekleşmesini sağlayacak bir ekosistem oluşturmayı hedeflediklerini kaydetti.</p>

<p><strong>“Uçtan uca destek sağlayan bir yapı oluşturacağız”</strong><br />
Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası Yönetim Kurulu Başkanı ve MEXT Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Burak Akkol da iş birliğinin sanayinin geleceği açısından önem taşıdığını belirtti.</p>

<p>Akkol, sürdürülebilirlik, dijital dönüşüm ve yapay zekayı Türk sanayisinin küresel rekabet gücünü artıracak temel başlıklar arasında gördüklerini ifade ederek, yeşil dönüşümün işletmeler açısından yalnızca bir uyum zorunluluğu olmaktan çıkarılması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>İşletmelerin mevcut durumlarının doğru analiz edilmesi ve dönüşüm ihtiyaçlarının uygulanabilir yatırım planlarına dönüştürülmesinin önemine dikkat çeken Akkol, MEXT’in sanayi deneyimi ile VakıfBank’ın finansman gücünü bir araya getirerek yeşil dönüşüm yolculuğunu uçtan uca destekleyen bir yapı kurmayı amaçladıklarını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“Dönüşüm-finansman modeli” farklı sektörlere yayılacak</strong><br />
VakıfBank ve MEXT arasındaki iş birliği, yalnızca tek seferlik bir finansman programı olarak değil, firmaların dönüşüm ihtiyaçlarının belirlenmesinden yatırımların hayata geçirilmesine ve sonuçların takip edilmesine kadar devam eden bir “dönüşüm-finansman modeli” olarak tasarlandı.</p>

<p>Modelin ilerleyen dönemlerde farklı sektörlere ve müşteri gruplarına genişletilmesi planlanıyor. Böylece Türkiye’nin düşük karbonlu üretim kapasitesinin artırılması ve ihracatçıların sürdürülebilir rekabet gücünün desteklenmesi hedefleniyor.</p>

<p>Programın sonuçları da çeşitli göstergeler üzerinden düzenli olarak takip edilecek. Programa katılan firma sayısı, sektörel dağılım, gerçekleştirilen eğitim ve kapasite geliştirme çalışmaları, SKDM raporlama altyapısı oluşturulan şirketler, belirlenen dekarbonizasyon yatırım alanları ve finansman değerlendirmesine yönlendirilen yatırımlar başlıca takip göstergeleri arasında yer alacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ŞİRKET HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/vakifbank-ve-mextten-sanayicilerin-yesil-donusumune-stratejik-is-birligi</guid>
      <pubDate>Mon, 14 Sep 2026 17:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/kjnkjnkj.JPG" type="image/jpeg" length="13916"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SHG Airshow 2026, dünya havacılığını Sivrihisar’da buluşturacak]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/shg-airshow-2026-dunya-havaciligini-sivrihisarda-bulusturacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/shg-airshow-2026-dunya-havaciligini-sivrihisarda-bulusturacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Gökyüzünün uluslararası buluşma noktalarından biri haline gelen SHG Airshow, 19-20 Eylül 2026 tarihlerinde 11’inci kez havacılık tutkunlarını Sivrihisar’da ağırlamaya hazırlanıyor. Avrupa Hava Gösterileri Konseyi (EAC) tarafından Avrupa’daki hava gösterileri listesine dahil edilen organizasyon, bu yıl da tarihi uçaklardan modern hava araçlarına, akrobasi ekiplerinden kadın pilotların performanslarına kadar geniş bir program sunacak.</strong></p>

<p>Sivrihisar Havacılık Merkezi - Necati Artan Tesisleri’nde gerçekleştirilecek SHG Airshow 2026, II. Dünya Savaşı döneminden günümüze uzanan hava araçlarını aynı gökyüzünde buluşturacak. Etkinliğin biletleri ise Türkiye’nin etkinlik biletleme platformu Biletinial üzerinden satışa sunuluyor.</p>

<p><strong>Türk Yıldızları ve uluslararası akrobasi ekipleri gökyüzünde</strong></p>

<p>Sivrihisar Havacılık Kulübü Derneği tarafından düzenlenen festivalin programında Türkiye’nin milli akrobasi ekibi Türk Yıldızları da yer alacak. Gösterilerde ayrıca dünyaca tanınan Acromach Gökyüzü Dansçıları, Fevzi Ak’ın BRM Aero Bristell performansı ve akrobasi pilotu Oğuzhan Cabıoğlu’nun EXTRA 300L gösterisi izleyicilerle buluşacak.</p>

<p>Festivalin dikkat çeken uçuşlarından biri ise UH-1H “Vietnam Gazisi” Huey helikopteri olacak. Havacılık tarihinin önemli modellerinden 1940 ve 1943 üretimi Boeing Stearman A75N1 çift kanatlı uçaklar da gösteri programında yer alacak.</p>

<p>Alman pilot Jan Diehl’in Extra uçağıyla gerçekleştireceği akrobasi gösterisinin yanı sıra, 8 bini aşkın uçuş saati deneyimine sahip Boeing 747 pilotu ve Alman akrobasi ekibi üyesi Bernhard’ın performansı da festivalin uluslararası ayağını güçlendirecek.</p>

<p><strong>Tarihi uçaklar yeniden gökyüzünde</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>SHG Airshow’un en önemli özelliklerinden biri, havacılık tarihine ait uçakları ziyaretçilerle buluşturması olacak. MSÖ Hava ve Uzay Müzesi envanterinde bulunan uçaklar hem statik sergilerde hem de dinamik uçuşlarda görülebilecek.</p>

<p>1950 yapımı Cessna 195A Businessliner, festival kapsamında sergilenecek tarihi uçaklar arasında bulunurken, sinema tarihinin önemli yapımlarından <i>The English Patient</i> filminde kullanılan Tiger Moth da ziyaretçilerin karşısına çıkacak.</p>

<p>1939 model DC-3/C-47 ise “Devlet Hava Yolları - Turkish Airlines” boyamasıyla nostalji tutkunlarına geçmişten bir kesit sunacak. Boeing 777 kaptan pilotu Tom’un efsanevi DC-3 “Turkish Delight” ile gerçekleştireceği uçuş da programın öne çıkan gösterilerinden biri olacak.</p>

<p><strong>Vecihi Hürkuş’un mirasına özel vurgu</strong></p>

<p>Festivalde Türk havacılık tarihinin öncü isimlerinden Vecihi Hürkuş’un mirası da özel bir gösteriyle yaşatılacak. Vecihi XIV’ün torunu Lee Vecihi Maxson’un gerçekleştireceği uçuş, Türk havacılık tarihinin önemli isimlerinden Hürkuş’un mirasını yeni nesillerle buluşturmayı amaçlıyor.</p>

<p>Warbird dünyasının deneyimli pilotlarından Klaus Plasa da Focke Wulf 190 ile gerçekleştireceği uçuşla tarihi bir savaş uçağını yeniden gökyüzüne taşıyacak. Focke Wulf 190, Türk Hava Kuvvetleri’nin kare forsuyla da dikkat çekecek.</p>

<p>Türk sinemasının önemli görüntü yönetmenlerinden Uğur İçbak ise Piper Super Cub ile festivalde uçuş gerçekleştirecek.</p>

<p><strong>Kadın pilotlar da festival programında</strong></p>

<p>SHG Airshow 2026’da kadınların havacılıktaki rolüne de dikkat çekilecek. Havacı Kadınlar Derneği, kadınların havacılık sektöründeki varlığını ve temsilini güçlendirmeye yönelik çalışmalarıyla etkinlikte yer alacak.</p>

<p>Türkiye’nin ilk profesyonel kadın akrobasi ve helikopter pilotu Semin Öztürk Şener ise gerçekleştireceği akrobasi gösterisiyle izleyicilerin karşısına çıkacak.</p>

<p><strong>Havacılık kültürünü gençlerle buluşturacak</strong></p>

<p>SHG Airshow yalnızca hava gösterileriyle değil, havacılık kültürünü genç kuşaklara aktarmaya yönelik çalışmalarıyla da öne çıkıyor. Üniversiteler ve uçuş okullarının katılım göstereceği etkinlikte, ziyaretçilere havacılık sektörünü ve uçuş eğitimlerini yakından tanıma fırsatı sunulacak.</p>

<p>Yabancı firmaların sportif uçaklarını tanıtacağı festival, aynı zamanda havacılık fuarı niteliği taşıyacak. Yaklaşık 100 kişilik gönüllü ekibin katkısıyla gerçekleştirilen organizasyonun, her yıl olduğu gibi bu yıl da bölge ekonomisine hareketlilik kazandırması bekleniyor.</p>

<p>Tarihi uçakları, modern hava araçlarını, ulusal ve uluslararası akrobasi gösterilerini aynı organizasyonda buluşturan SHG Airshow 2026, 19-20 Eylül tarihlerinde Sivrihisar’da havacılık tutkunlarını ağırlayacak.</p>

<p>Etkinliğin biletleri Biletinial üzerinden satışa sunuluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Festival Haberleri</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/shg-airshow-2026-dunya-havaciligini-sivrihisarda-bulusturacak</guid>
      <pubDate>Mon, 14 Sep 2026 17:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/1789216518-whats-app-image-2026-09-12-at-141358-6.jpeg" type="image/jpeg" length="42674"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[‘Cup’ışalım mı? by Jeanneau’ 20. yılında Marmaris’te deniz tutkunlarını bir araya getirdi]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/cupisalim-mi-by-jeanneau-20-yilinda-marmariste-deniz-tutkunlarini-bir-araya-getirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/cupisalim-mi-by-jeanneau-20-yilinda-marmariste-deniz-tutkunlarini-bir-araya-getirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Top Leisure ana sponsorluğunda Albatros Marina’da gerçekleştirilen ‘Cup’ışalım mı? by Jeanneau Deniz Festivali, 20’nci yılında Jeanneau tekne sahipleri ile deniz tutkunlarını Marmaris’te buluşturdu. Deniz üzerindeki yarış heyecanını sosyal etkinliklerle bir araya getiren organizasyon, 20 yıllık geçmişten gelen topluluğu yeniden aynı çatı altında topladı.</strong></p>

<p>Jeanneau tekne sahiplerini ortak deniz tutkusu etrafında buluşturan festival kapsamında katılımcılar, Albatros Marina’dan Kumlubük’e uzanan yaklaşık 6 deniz millik rotada toplu seyir gerçekleştirdi. Organizasyona toplam 39 tekne katılırken tekneler boyutlarına göre Turuncu, Turkuaz, Sarı ve Mavi gruplara ayrıldı.</p>

<p>Denizdeki rekabetin yanı sıra katılımcıların sosyalleşmesine de olanak sağlayan festival boyunca film gösterimleri, konserler, atölye çalışmaları ve partiler düzenlendi. Böylece organizasyon, deniz üzerindeki mücadeleyi kıyıdaki sosyal etkinliklerle tamamladı.</p>

<p><strong>20 yıllık denizcilik geleneği</strong><br />
Jeanneau sahiplerinin bir araya gelmesi amacıyla başlatılan ‘Cup’ışalım mı?, geçen 20 yıl içinde yalnızca bir etkinlik olmaktan çıkarak deniz tutkunlarının düzenli olarak buluştuğu bir organizasyona dönüştü.</p>

<p>Bu yılki festivalde uzun süredir organizasyona katılan deneyimli denizciler ile ilk kez ‘Cup’ışalım mı?’ deneyimi yaşayan tekne sahipleri bir araya geldi. Etkinlik, farklı kuşaklardan denizcilerin bilgi ve deneyimlerini paylaşmasına da imkan sundu.</p>

<p>Festivalin 20’nci yılı kapsamında geçmiş yıllardan katılımcılar bir araya gelerek eski anılarını yeniden canlandırırken, topluluğa yeni deniz tutkunları da dahil oldu.</p>

<p><strong>“Satışın ötesinde uzun soluklu bir bağ oluşturuyoruz”</strong><br />
Top Leisure Yönetim Kurulu Başkanı Murat Bekiroğlu, etkinliğin 20’nci yılına ilişkin değerlendirmesinde, ‘Cup’ışalım mı?’nın başlangıçta tekne sahiplerini ortak bir deniz tutkusu etrafında buluşturma amacıyla hayata geçirildiğini belirtti.</p>

<p>Bekiroğlu, 20 yılın sonunda organizasyonun güçlü bir topluluğa ve denizcilik geleneğine dönüştüğünü ifade ederek, bu yıl 39 teknenin dört farklı grupta etkinliğe katılmasının kendileri açısından önemli olduğunu söyledi.</p>

<p>Yıllar içerisinde katılımcıların ve teknelerin değişmesine rağmen birliktelik duygusunun korunduğunu belirten Bekiroğlu, Top Leisure açısından etkinliğin tekne satışının ötesinde, deneyimlerin paylaşıldığı ve yeni dostlukların kurulduğu uzun soluklu bir ilişki alanı oluşturduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>Yarışın kazananları ödüllerine kavuştu</strong><br />
Festival kapsamında toplu seyri gruplarında önde tamamlayan ekipler kupalarını alırken, katılımcılar çeşitli hediyelerin yanı sıra çekilişlerle de ödüllendirildi.</p>

<p>Gruplarında mücadeleyi birinci tamamlayan tekneler ise şöyle sıralandı:</p>

<p>Mavi Grup: Jeanneau 349 modeliyle River<br />
Turuncu Grup: Jeanneau 42DS modeliyle Heyecean 3<br />
Beyaz Grup: Jeanneau 490 modeliyle Ceylan<br />
Turkuaz Grup: Jeanneau 55 modeliyle Niltuna<br />
Etkinlik, ödül töreni ve sosyal buluşmaların ardından katılımcıların birlikte 20’nci yıl kutlamasıyla tamamlandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Denizcilik kültürünü gelecek kuşaklara taşıyor</strong><br />
‘Cup’ışalım mı? by Jeanneau, deneyimli denizciler ile deniz yaşamına yeni adım atan tekne sahiplerini aynı ortamda buluşturarak bilgi ve deneyim aktarımına katkı sağlıyor.</p>

<p>20’nci yılında da dayanışma ve topluluk kültürünü ön plana çıkaran organizasyon, Jeanneau tekne sahipleri arasındaki bağların güçlenmesine katkıda bulunurken, denizcilik kültürünün farklı kuşaklar arasında aktarılmasına da zemin oluşturuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Festival Haberleri</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/cupisalim-mi-by-jeanneau-20-yilinda-marmariste-deniz-tutkunlarini-bir-araya-getirdi</guid>
      <pubDate>Mon, 14 Sep 2026 17:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/gorsel-1-7.jpeg" type="image/jpeg" length="55114"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bir Fuarı Güçlü Kılan Organizatörün Tabelası Değildir.]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/bir-fuari-guclu-kilan-organizatorun-tabelasi-degildir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/bir-fuari-guclu-kilan-organizatorun-tabelasi-degildir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1>ZUCHEX sahasında bir kez daha gördüm ki bir fuarı güçlü kılan, organizatörün küresel ölçekteki büyüklüğü veya tabelası değil; sektörüyle kurduğu bağ, katılımcıya sunduğu değer ve sahaya koyduğu gerçek emektir.</h1>

<p>Haftanın bir diğer önemli organizasyonu ZUCHEX 2026 oldu. Ev ve mutfak eşyaları sektörünün uluslararası ölçekteki önemli ticaret platformlarından biri olan fuar, Tüyap İstanbul Fuar ve Kongre Merkezi’nde 36’ncı kez kapılarını açtı.</p>

<p>100 bin metrekarelik alanda ve 12 salonda düzenlenen ZUCHEX; 15 ülkeden katılımcıyı, 1.500’den fazla markayı ve 120’yi aşkın ülkeden 30 binin üzerinde profesyonel ziyaretçiyi buluşturmayı hedefliyor. Hosted Buyer Programı kapsamında 72 ülkeden VIP satın almacının İstanbul’a getirilmesi de Türk üreticilerinin yeni ihracat bağlantıları kurması açısından önemli bir fırsat oluşturuyor.</p>

<p>Bunların hepsi değerli rakamlar. Ancak ZUCHEX’te rakamların ötesinde, özellikle dikkatimi çeken başka bir tablo vardı: Züccaciyeciler Derneğinin ve ZÜCDER Başkanı Burak Önder’in fuara gösterdiği büyük sahiplenme.</p>

<p>Burak Önder’in fuarın başarısı için gece gündüz demeden çalıştığını sahada açıkça gördük. Sektörü bir araya getirmek, kamu kurumlarının ilgisini organizasyona yöneltmek, fuarın bilinirliğini artırmak ve güçlü bir açılış gerçekleştirmek için ciddi bir emek ortaya koydu.</p>

<p>Ticaret Bakanımızın, TİM Başkanımızın, bakan yardımcılarının ve sektörün önde gelen sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin açılışa katılması tesadüf değildi. Fuarın hem siyasi irade ve kamu yönetimi hem de sivil toplum düzeyinde gördüğü yoğun ilginin arkasında ZÜCDER’in ve Başkan Burak Önder’in kurduğu güçlü iletişim bulunuyordu.</p>

<p>ZUCHEX’te sektörünü temsil eden, fuarına inanan ve organizasyonun başarısını kendi sorumluluğu olarak gören güçlü bir STK başkanı vardı.</p>

<p>Uzun zamandır dile getirdiğim bir düşünce var:</p>

<p><strong>Güçlü STK, güçlü organizatör, güçlü fuar…</strong></p>

<p>ZUCHEX’te denklemin güçlü STK tarafını net biçimde gördüm. Peki aynı gücü ve sahiplenmeyi organizatör tarafında gördük mü?</p>

<h2>Peki Organizatör Ne Yaptı?</h2>

<p>ZUCHEX, Informa Markets tarafından düzenleniyor.</p>

<p>Informa Markets; Asya, Avrupa, Orta Doğu, Afrika, Kuzey Amerika ve Güney Amerika’da etkinlikler gerçekleştiren, dünyanın farklı coğrafyalarında güçlü bir organizasyon ağına sahip küresel bir şirket. Böylesine büyük bir markanın Türkiye’de düzenlediği fuarlara da uluslararası tecrübesini, ziyaretçi ağını, pazarlama kabiliyetini ve küresel gücünü eksiksiz biçimde yansıtması beklenir.</p>

<p>Ancak ZUCHEX sahasında gördüğüm kadarıyla organizatörün ortaya koyduğu performans, ZÜCDER’in ve Burak Önder’in gösterdiği yoğun çabanın gerisinde kaldı.</p>

<p>Bir STK, sektör adına fuarın bütün yükünü taşırken organizatörün yalnızca alanı hazırlayan ve ticari süreci yöneten bir yapı görüntüsü vermesi yeterli değildir.</p>

<p>Çünkü organizatörlük yalnızca metrekare satmak değildir. Organizatörlük; sektörün ihtiyaçlarını anlamak, doğru ziyaretçiyi fuara getirmek, katılımcının yatırımını korumak, etkili tanıtım yapmak, yeni pazarlar oluşturmak ve düzenlenen fuarı her yıl daha ileriye taşımaktır.</p>

<p>Katılımcı firma yalnızca stant kirası ödemiyor. Aylar öncesinden hazırlanıyor; üretim, tasarım, personel, lojistik, konaklama ve tanıtım için ciddi bütçeler ayırıyor. Fuar boyunca işini, zamanını ve emeğini ortaya koyuyor. Bütün bunları yeni müşterilere ulaşmak, ihracat yapmak ve şirketini büyütmek için gerçekleştiriyor.</p>

<p>Organizatörün temel sorumluluğu da bu yatırımın karşılığını oluşturabilecek nitelikli bir ticaret ortamı hazırlamaktır.</p>

<h2>Türkiye’deki Fuarlar Neden Kan Kaybediyor?</h2>

<p>Informa Markets’in etkinlikleri dünyanın farklı kıtalarına yayılıyor. Küresel ölçekte böylesine geniş bir ağa ve güçlü bir marka değerine sahip olan şirketin Türkiye’deki bazı fuarlarının neden kan kaybettiğini gerçekten öğrenmek istiyorum.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Sorun Türkiye’nin üretim gücü mü?</strong><br />
Hayır.</p>

<p><strong>Sorun Türk sanayicisinin dünyaya açılma isteğinin azalması mı?</strong><br />
Hayır.</p>

<p><strong>Sorun sektörün fuara sahip çıkmaması mı?</strong></p>

<p>ZUCHEX’te gördüğümüz tablo bunun da doğru olmadığını gösteriyor. ZÜCDER ve Başkan Burak Önder fuara bütün güçleriyle sahip çıkıyor.</p>

<p>Öyleyse organizatörün Türkiye’deki yönetim anlayışını, sektörlerle kurduğu ilişkiyi ve katılımcılara sunduğu değeri yeniden değerlendirmesi gerekiyor.</p>

<p>Küresel marka olmak, eleştirilerin üzerinde olmak anlamına gelmez. Tam tersine, marka büyüdükçe sorumluluğu da büyür.</p>

<p>Bir organizatör kendisini dev aynasında görmeye başlar, yerel sektörün sesini dinlemez ve Türkiye’deki sanayicinin beklentilerinden uzaklaşırsa zamanla ülkenin fuarcılığına zarar vermeye başlar.</p>

<p>Bu kabul edilebilir bir durum değildir.</p>

<p>ZUCHEX’e yönelik bu değerlendirmem fuarın veya sektörün gücünü küçümsemek için değil; tam tersine, bu güçlü yapının daha iyi bir organizatörlük anlayışını hak ettiğini vurgulamak içindir.</p>

<p>Türk ev ve mutfak eşyaları sektörü güçlüdür. ZÜCDER güçlüdür. Başkan Burak Önder’in gayreti ve sektöre yönelik sahiplenmesi ortadadır.</p>

<p><strong>Şimdi organizatörün de aynı güç, heyecan ve sorumlulukla sahada olması gerekiyor.</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>FUAR HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/bir-fuari-guclu-kilan-organizatorun-tabelasi-degildir</guid>
      <pubDate>Mon, 14 Sep 2026 15:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/ibrahim-gunes-haber-kapagi-1280x720.png" type="image/jpeg" length="36072"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
