<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Fuar Dergisi</title>
    <link>https://www.fuardergisi.com.tr</link>
    <description>Fuar Dergisi, ulusal ve uluslararası fuarlar, sektörel yenilikler ve ekonomi dünyasındaki en önemli gelişmeleri takip eden profesyoneller için kapsamlı analizler, röportajlar ve özel haberler sunar.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.fuardergisi.com.tr/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>"Türkiye'nin ilk ve tek ulusal Fuar, Kongre ve Festival dergisi</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 31 Aug 2026 22:20:16 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İnşaat sektörü 14 çeyrek sonra daraldı]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/insaat-sektoru-14-ceyrek-sonra-daraldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/insaat-sektoru-14-ceyrek-sonra-daraldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2026 yılının ikinci çeyreğine ilişkin büyüme verilerini açıklamasının ardından sektörlerin performansı da netleşti. Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Başkanı M. Erdal Eren, inşaat sektörünün 14 çeyrektir sürdürdüğü büyüme serisinin sona erdiğini belirterek, sektörün yılın ikinci çeyreğinde yüzde 1,9 oranında küçüldüğünü açıkladı.</strong></p>

<p>Büyüme verilerini değerlendiren Eren, kamu yatırımlarındaki ödenek kısıtlamaları, finansmana erişimde yaşanan zorluklar ve yüksek maliyetlerin sektör üzerindeki baskısının uzun süredir devam ettiğine dikkat çekti. Eren, bu sorunların çözülmemesinin inşaat sektörünün 14 çeyrek sonra yeniden küçülmesine neden olduğunu ifade etti.</p>

<p>Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı M. Erdal Eren, 2026 yılının ikinci çeyreğine ilişkin yaptığı yazılı değerlendirmede, Türkiye ekonomisinin büyümesini sürdürmesine karşın inşaat sektöründe farklı bir görünüm ortaya çıktığını belirtti.</p>

<p>Eren, “2026 yılının ikinci çeyreğinde Gayrisafi Yurt İçi Hasıla verilerine göre Türkiye ekonomisi büyümesini sürdürürken, sektörümüz açısından tablo tersine dönmüştür. 14 çeyrektir aralıksız büyüyen inşaat sektörü, bu yılın ikinci çeyreğinde yüzde 1,9 oranında küçülmüştür” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Son dönemde sektördeki büyüme hızının yavaşladığına dikkat çektiklerini belirten Eren, sıkı finansman koşulları, yüksek kredi maliyetleri ve özel sektör yatırımlarındaki temkinli seyrin daralmada etkili olduğunu söyledi.</p>

<p>2023 ve sonraki yıllarda deprem bölgesinde yürütülen yeniden inşa çalışmaları ile kamu kaynaklı altyapı yatırımlarının inşaat sektörünü güçlü şekilde desteklediğini hatırlatan Eren, 2026 itibarıyla bu desteğin görece sınırlı kalmasının özel sektör kaynaklı inşaat faaliyetlerindeki yavaşlamayı telafi etmeye yetmediğini ifade etti.</p>

<p>İnşaat sektöründe kamu yatırımlarına ayrılan ödeneklerdeki kısıtlamalar, finansmana erişimde yaşanan güçlükler ve yüksek maliyetlerin sektör üzerindeki baskısını uzun süredir gündeme getirdiklerini vurgulayan Eren, söz konusu sorunların devam etmesinin sektörün 14 çeyrek sonra küçülmesine yol açtığını belirtti.</p>

<p>Eren, bu alanlarda yapılacak düzenlemelerin inşaat sektörünün yeniden pozitif büyüme sürecine dönmesine ve Türkiye ekonomisinin büyümesine sağladığı katkının sürdürülmesine yardımcı olacağını kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ, ŞİRKET HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/insaat-sektoru-14-ceyrek-sonra-daraldi</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 18:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/08/1788169538-erdal-eren.jpeg" type="image/jpeg" length="47879"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Un sektörünün lideri Ulusoy Un, küresel gıda devleriyle Foodist İstanbul’da buluşuyor]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/un-sektorunun-lideri-ulusoy-un-kuresel-gida-devleriyle-foodist-istanbulda-bulusuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/un-sektorunun-lideri-ulusoy-un-kuresel-gida-devleriyle-foodist-istanbulda-bulusuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Türkiye gıda sektörünün temsilcilerini 150’yi aşkın ülkeden 70 binin üzerinde sektör profesyoneliyle bir araya getirecek Foodist İstanbul Uluslararası Gıda ve İçecek Ürünleri Fuarı, 1-4 Eylül tarihlerinde İstanbul TÜYAP’ta gerçekleştirilecek. Türkiye’nin en büyük un üreticisi ve ihracatçısı Ulusoy Un da yeni ürün gamını sektör profesyonelleriyle buluşturmak üzere fuarda 7. Hall 752 numaralı stantta yer alacak.</strong></p>

<p>Türkiye gıda sektörünün en kapsamlı uluslararası organizasyonları arasında yer alması hedeflenen Foodist İstanbul Uluslararası Gıda ve İçecek Ürünleri Fuarı, Türkiye Gıda Platformu’nun desteğiyle 1-4 Eylül 2026 tarihleri arasında Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenecek.</p>

<p>Dünyanın en büyük üç gıda fuarından biri olma hedefiyle hayata geçirilen Foodist İstanbul’un, 150’yi aşkın ülkeden 70 binin üzerinde profesyonel ziyaretçiyi ağırlaması bekleniyor. Türkiye’nin uluslararası ölçekte referans gıda fuarı haline gelmesi amacıyla düzenlenen organizasyon; Türkiye Gıda Platformu çatısı altında bulunan Türkiye İhracatçılar Meclisi Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri Sektör Kurulu ile İhracatçı Birlikleri’nin yanı sıra Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF) ve Ev Dışı Tüketim Tedarikçileri Derneği’nin (ETÜDER) destekleriyle gerçekleştiriliyor.</p>

<p><img alt="Drerengünhunulusoyyeni" class="detail-photo img-fluid" height="940" src="https://fuardergisicomtr.teimg.com/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/08/drerengunhunulusoyyeni.png" width="1102" /></p>

<p>İHBİR, GAİB, AHBİB, OAİB, KİB ve EİB’nin de destek verdiği Foodist İstanbul’da, Türkiye’nin lider un üreticisi ve ihracatçısı Ulusoy Un yeni ürün gamını tanıtacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye’de ilk kez düzenlenecek fuarın sektör açısından önemli fırsatlar sunacağını belirten Ulusoy Un Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Eren Günhan Ulusoy, Foodist İstanbul’un Türk gıda sektörünün küresel görünürlüğüne ve ihracatına önemli katkılar sağlayacağını ifade etti.</p>

<p>Ulusoy, “Türk gıda sektörünün uluslararası alandaki konumunu güçlendirecek ve markalarımıza küresel görünürlük kazandıracak stratejik bir fuar olarak ilk kez hayata geçirilen Foodist İstanbul, Türkiye Gıda Platformu ile kurulan iş birliği kapsamında sektörümüz açısından büyük önem taşıyor. Türkiye, 2025 yılı verilerine göre 83,2 milyar dolarlık tarımsal hasılayla dünyada 7’nci, Avrupa’da ise birinci sırada yer alıyor. Türkiye, faaliyet gösterdiğimiz un sektöründe dünyanın ihracat şampiyonu konumunda bulunurken, bisküvi ve makarnada da dünyanın en büyük 5 ihracatçı ülkesi arasında yer alıyor.</p>

<p>Foodist İstanbul’un sektörümüzün uluslararası tanıtımına ve ihracat performansına önemli katkılar sunacağına inanıyoruz. Katılımcılara yeni pazarlara ulaşma, alıcılarla doğrudan temas kurma ve güçlü iş bağlantıları geliştirme fırsatı sağlayan bu organizasyonun önümüzdeki yıllarda etkisini daha da artıracağını düşünüyoruz. Kısa süre içerisinde dünyanın en büyük ve en önemli gıda fuarları arasında yer alacağına inanıyoruz” değerlendirmesinde bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>FUAR HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/un-sektorunun-lideri-ulusoy-un-kuresel-gida-devleriyle-foodist-istanbulda-bulusuyor</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 18:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/08/ulusoylogopng-1.jpg" type="image/jpeg" length="21193"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[IBAKTECH, 2026’da 150 ülkeden sektör profesyonelini İstanbul’da ağırlayacak]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/ibaktech-2026da-150-ulkeden-sektor-profesyonelini-istanbulda-agirlayacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/ibaktech-2026da-150-ulkeden-sektor-profesyonelini-istanbulda-agirlayacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Unlu mamullerden çikolata ve şekerlemeye, dondurmadan profesyonel mutfak ekipmanlarına kadar geniş bir sektörü buluşturan IBAKTECH, 2026’da 150 ülkeden sektör profesyonelini İstanbul’da ağırlamaya hazırlanıyor. 80 bin metrekarelik alanda 7 salonda düzenlenecek fuarda 500’ün üzerinde marka ve katılımcının yer alması, 4 gün boyunca 5 milyar euronun üzerinde iş hacmi oluşturulması hedefleniyor.</strong></p>

<p>Unlu mamuller, ekmek ve pasta, çikolata, şekerleme ile dondurma sektörlerinde üretim teknolojileri hızla gelişirken, otomasyon, verimlilik ve yeni nesil makine yatırımları üreticilerin gündemindeki önemini koruyor. Üreticilerin teknoloji yatırımlarını artırması, uluslararası ticaret ve yeni iş birliklerine yönelik organizasyonların da önemini beraberinde getiriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu kapsamda iki yılda bir düzenlenen IBAKTECH - Uluslararası Ekmek, Pasta Makineleri, Dondurma, Çikolata ve Teknolojileri Fuarı, 15’inci kez İstanbul Fuar Merkezi’nde sektör profesyonellerini bir araya getirecek.</p>

<p>Messe Stuttgart Turkey Fuarcılık tarafından düzenlenen IBAKTECH; unlu mamuller, ekmek ve pasta, çikolata, şekerleme ve dondurma üreticilerinin yanı sıra HORECA profesyonelleri, makine ve ekipman üreticileri, tedarikçiler, yatırımcılar ve satın alma profesyonellerini aynı platformda buluşturuyor.</p>

<p><strong>150 ülkeden sektör paydaşı hedefleniyor</strong></p>

<p>IBAKTECH’in uluslararası niteliği son yıllarda artış gösterirken, 2024 yılında fuar önemli bir ziyaretçi rekoruna ulaştı. Organizasyonda 332 katılımcı yer alırken, 10 bin 566’sı uluslararası olmak üzere 118 ülkeden toplam 92 bin 482 ziyaretçi ağırlandı.</p>

<p>2026 yılında ise katılımcı ve ziyaretçi ülkelerinin toplamında 150 ülkeden sektör temsilcisinin İstanbul’da bir araya gelmesi hedefleniyor. Fuarda 500’ün üzerinde katılımcı ve markanın yer alması beklenirken, dört gün sonunda 5 milyar euronun üzerinde ticaret hacmine ulaşılması amaçlanıyor.</p>

<p>Her 10 ziyaretçiden biri 100 bin eurodan fazla yatırım planlıyor</p>

<p>IBAKTECH’in sektörel etkisini yalnızca ziyaretçi sayısı değil, fuara gelen profesyonellerin yatırım potansiyeli de ortaya koyuyor.</p>

<p>Fuar verilerine göre, her 10 profesyonel ziyaretçiden biri 100 bin euronun üzerinde yatırım yapmayı planlıyor. Üreticiler, makine ve ekipman firmaları, yatırımcılar ve satın alma yöneticileri; yeni teknolojileri incelemek, tedarikçi bulmak, ihracat bağlantıları kurmak ve ticari iş birlikleri geliştirmek amacıyla fuarda buluşacak.</p>

<p>Messe Stuttgart Turkey Fuarcılık Genel Müdürü Ufuk Altıntop, fuarın büyüme performansının sektördeki yatırım ve ticaret potansiyeline işaret ettiğini belirtti.</p>

<p>Altıntop, 2024 yılında ziyaretçi rekorunun kırıldığını ve fuar sonrasında yapılan araştırmada ziyaretçilerin yüzde 99’unun organizasyonun beklentilerini karşıladığını ifade etti. Uluslararası ziyaretçilerin yüzde 93’ünün ise fuara yatırım amacıyla geldiğini belirten Altıntop, 2026’da hem fuar alanını hem de uluslararası erişimi genişletmeyi hedeflediklerini söyledi.</p>

<p>İstanbul’un coğrafi konumunun Türkiye’yi uluslararası ziyaretçiler açısından avantajlı bir merkez haline getirdiğini belirten Altıntop, 2026 organizasyonunda 150 ülkeden sektör paydaşını ağırlamayı ve dört günlük etkinlik boyunca 5 milyar euronun üzerinde iş hacmine ulaşmayı hedeflediklerini kaydetti.</p>

<p><strong>Fuar alanı 80 bin metrekareye çıkıyor</strong></p>

<p>IBAKTECH’in büyümesi fuar alanına da yansıyor. 2022 yılında 5 salonda gerçekleştirilen organizasyon, 2024 yılında 6 salona genişlerken, 2026’da 7 salon ve 80 bin metrekarelik alanda düzenlenecek.</p>

<p>Fuarda; ekmek ve pasta makineleri, hamur makineleri, çikolata ve dondurma üretim teknolojileri, ambalaj makineleri, fırın ve pastane ekipmanları, profesyonel mutfak ekipmanları ile soğutma sistemleri başta olmak üzere çok sayıda ürün ve teknoloji grubu sergilenecek.</p>

<p><strong>Ziyaretçilerin yüzde 99’u fuardan memnun kaldı</strong></p>

<p>IBAKTECH 2024 sonrasında gerçekleştirilen ziyaretçi araştırması da organizasyonun sektördeki karşılığını ortaya koydu. Araştırmaya göre ziyaretçilerin yüzde 99’u fuarın beklentilerini karşıladığını belirtirken, yüzde 92’si organizasyonu “çok iyi” veya “iyi” olarak değerlendirdi.</p>

<p>Uluslararası ziyaretçilerin yüzde 93’ü fuara yatırım amacıyla katıldığını belirtirken, ziyaretçilerin yüzde 97’si bir sonraki IBAKTECH organizasyonuna katılmayı planladığını ifade etti.</p>

<p>T.C. Ticaret Bakanlığı tarafından “Prestijli Fuar” statüsünde desteklenen 15. IBAKTECH - Uluslararası Ekmek, Pasta Makineleri, Dondurma, Çikolata ve Teknolojileri Fuarı, 2026 yılında İstanbul Fuar Merkezi’nde sektör profesyonellerini ağırlayacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>FUAR HABERLERİ, ŞİRKET HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/ibaktech-2026da-150-ulkeden-sektor-profesyonelini-istanbulda-agirlayacak</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 18:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/08/1787063838-ibaktech05.jpg" type="image/jpeg" length="34462"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TOSFED İstanbul Park'ta Nefes Kesen Mücadele]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/tosfed-istanbul-parkta-nefes-kesen-mucadele</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/tosfed-istanbul-parkta-nefes-kesen-mucadele" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>AVIS 2026 Türkiye Pist Şampiyonası üçüncü ayağı olan Zafer Kupası Yarışları, 29-30 Ağustos tarihlerinde, TOSFED İstanbul Park’ta düzenlendi. 12.000 kadar biletli seyirci topluluğu önünde nefes kesen mücadelelere sahne olan yarışlara, sürücülerin kendi otomobilleri ile piste çıktıkları TOSFED Track Faest de eşlik etti.</strong></p>

<p>Maxi ve süper grupta 22 sürücünün direksiyon başına geçtiği hafta sonunda; süper grupta her iki yarışı da kazanan isim Orçun İnce oldu. Recep Çelikkanat ilk yarışı ikinci ikinci, yarışı üçüncü tamamlarken, Sadi Angılcı ilk yarışta üçüncü, ikini yarışta ikinci olarak podyuma çıkan isim oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Baştan sona büyük çekişmenin yaşandığı maxi grupta ise ilk yarış podyumu; birinci Berk Kalpaklıoğlu ikinci Oğuz Marangoz ve üçüncü Sevde Zehra Yıldırım şeklinde oluştu. İkinci yarışta ise Seda Kaçan Bakan birinci, Galip Atar ikinci ve ilk pist deneyimini çifte podyum ile noktalayan 16 yaşındaki genç sporcu Oğuz Marangoz da üçüncü sırada yer aldı. Her iki yarışın takımlar birinciliğini Texaco Team AMS kazanırken, kadınlar kategorisinde ilk yarışta Sevde Zehra Yıldırım, ikinci yarışta ise Seda Kaçan Bakan birincilikleri kazanan sporcular oldular. Yarışlardaki en hızlı tur zamanını kaydeden super grupta Orçun İnce, maxi grupta ise Berk Kalpaklıoğlu ve Seda Kaçan Bakan 30 Ağustos özel ödüllerinin sahibi oldular.</p>

<p>Gün sonunda düzenlenen törende, dereceye giren sporcu ve takımlara ödüllerini TBMM 25, 26 ve 27. dönem Ankara Milletvekili Mücahit Arslan ve TOSFED Başkanı Eren Üçlertoprağı takdim etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/tosfed-istanbul-parkta-nefes-kesen-mucadele</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 18:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/08/1788177635-2026-t-p-s3-0011.jpg" type="image/jpeg" length="93519"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MAKTEK Avrasya 2026, “Türkiye is Key” vizyonuyla küresel üretimi İstanbul’da buluşturacak]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/maktek-avrasya-2026-turkiye-is-key-vizyonuyla-kuresel-uretimi-istanbulda-bulusturacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/maktek-avrasya-2026-turkiye-is-key-vizyonuyla-kuresel-uretimi-istanbulda-bulusturacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Türkiye’yi yalnızca bölgesel bir üretim merkezi olarak değil, küresel sanayinin yeni stratejik üretim üslerinden biri olarak konumlandırmayı hedefleyen MAKTEK Avrasya 2026, “Türkiye is Key” vizyonuyla İstanbul’da gerçekleştirilecek. TÜYAP Fuarcılık Grubu organizasyonunda, Ticaret Bakanlığı ve Makine İhracatçıları Birliğinin (MİB) destekleri ile Takım Tezgahları Sanayici ve İş İnsanları Derneğinin (TİAD) iş birliğinde düzenlenecek MAKTEK Avrasya 2026, 28 Eylül-3 Ekim 2026 tarihleri arasında İstanbul Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde sektör profesyonellerini bir araya getirecek.</strong></p>

<p>Üretim teknolojilerindeki dönüşümün en önemli buluşma noktalarından biri olmaya hazırlanan fuar; CNC sistemlerinden robotik çözümlere, dijital üretim platformlarından sürdürülebilir üretim modellerine kadar geniş bir teknoloji yelpazesine ev sahipliği yapacak.</p>

<p>Bu yıl <i><strong>“DAHA” </strong></i>mottosuyla gerçekleştirilecek MAKTEK Avrasya 2026’da daha hızlı, daha verimli, daha hassas ve daha akıllı üretim anlayışı ön plana çıkacak. Endüstri 4.0 ve Endüstri 5.0 uygulamaları, dijital ikiz teknolojileri ve veri odaklı üretim modelleri de fuarın öne çıkan gündem başlıkları arasında yer alacak.</p>

<p><strong>Küresel üretimin yeni merkezi olma hedefi</strong></p>

<p>Küresel üretim dengelerinin yeniden şekillendiği bir dönemde artan maliyetler, tedarik zincirlerinde yaşanan kırılmalar ve jeopolitik belirsizlikler, sanayi yatırımlarının yönünü değiştirmeye devam ediyor. Şirketler, daha güvenli, erişilebilir ve sürdürülebilir üretim merkezlerine yönelirken Türkiye, sahip olduğu stratejik konum ve üretim kapasitesiyle bu dönüşümün önemli merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor.</p>

<p>MAKTEK Avrasya 2026 da “Türkiye is Key” vizyonuyla bu stratejik avantajı uluslararası iş dünyasına taşıyarak Türkiye’nin üretimin geleceğindeki merkezi rolünü güçlendirmeyi hedefliyor.</p>

<p>Avrupa’da yükselen enerji maliyetleri, iş gücü baskısı ve üretim kapasitesindeki daralma üreticileri alternatif merkezlere yönlendirirken, Asya’daki tedarik zinciri riskleri de güvenli üretim üslerine olan ihtiyacı artırıyor. Türkiye’nin coğrafi konumu, güçlü sanayi altyapısı ve geniş pazarlara erişim imkanı, ülkeyi küresel üretim yatırımları açısından stratejik bir noktaya taşıyor.</p>

<p><i><strong>“Şirketlerimizin küresel görünürlüğüne katkı sağlıyor”</strong></i></p>

<p><i>TİAD Yönetim Kurulu Başkanı Murat Akyüz</i>, MAKTEK Avrasya’nın yalnızca bir fuar olmanın ötesinde, sektörün geleceğine yön veren stratejik bir platform olduğunu belirtti.</p>

<p>Fuarın takım tezgahları ve üretim teknolojileri alanında Türkiye’nin ve bölgenin en kapsamlı buluşmalarından biri olduğuna dikkat çeken Akyüz, “Şirketlerimizin yeni pazarlara açılmasına, rekabet güçlerini artırmasına ve küresel ölçekte daha görünür hale gelmesine katkı sağlayan önemli bir platformdur.” ifadelerini kullandı.</p>

<p><i><strong>“Üretim teknolojilerinin küresel buluşma noktası”</strong></i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i>TÜYAP Genel Müdürü İlhan Ersözlü</i> ise MAKTEK Avrasya’nın Türkiye’nin üretim gücünü uluslararası ölçekte temsil eden en önemli organizasyonlardan biri olduğunu vurguladı.</p>

<p>Ersözlü, “MAKTEK Avrasya, yalnızca Türkiye’nin değil, Avrasya bölgesinin üretim teknolojileri alanındaki en güçlü buluşmalarından biri haline geldi. Firmalarımıza uluslararası pazarlara erişim imkanı sunarken Türkiye’nin üretim kabiliyetini ve mühendislik gücünü dünyaya tanıtan MAKTEK Avrasya, üretim teknolojilerinin küresel ölçekte buluştuğu güçlü bir organizasyon olarak öne çıkıyor.” değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>MİB Yönetim Kurulu Başkanı Osman Fatih İğrek de MAKTEK Avrasya’nın makine imalat sektörünün gelişimine yön veren en önemli organizasyonlardan biri olduğunu belirtti.</p>

<p>Makine imalat sektörünün sanayinin gelişiminde stratejik bir rol üstlendiğine işaret eden İğrek, sektörün gücünün teknoloji, üretim kapasitesi ve iş birliklerinin birlikte geliştirilmesiyle artırılabileceğini ifade etti.</p>

<p>İğrek, “MAKTEK Avrasya, makine imalat sektörünün bugününü güçlendiren ve geleceğini şekillendiren en önemli organizasyonlardan biri olmaya devam ediyor.” dedi.</p>

<p><strong>MAKTEKVERSE ile fuar deneyimi yeniden tanımlanacak</strong></p>

<p>MAKTEK Avrasya 2026, yalnızca ürün ve teknolojilerin sergilendiği geleneksel bir fuar anlayışının ötesine geçerek MAKTEKVERSE kurgusuyla interaktif bir deneyim platformuna dönüşecek. Bu kapsamda öğrenciler, genç mühendisler ve girişimcilere yönelik yenilikçi projelerin ve ileri üretim çözümlerinin sergileneceği Tech-Force Area, fuarın dikkat çeken alanlarından biri olacak.</p>

<p>Sektörün önde gelen isimlerini bilgi ve deneyim paylaşımı için bir araya getirecek Effect-Force Area da ziyaretçilere üretim teknolojilerinin geleceğine ilişkin önemli içerikler sunacak.</p>

<p>Effect-Force Area kapsamında Makina Mühendisi M. Sinan Çalık moderatörlüğünde gerçekleştirilecek “CNC Takım Tezgahları Söyleşisi” ise fuarın öne çıkan bilgi paylaşımı etkinlikleri arasında yer alacak.</p>

<p>MAKTEK Avrasya 2026, altı gün boyunca üretim teknolojilerinin geleceğini, dijital dönüşümü, sürdürülebilirliği ve küresel iş birliklerini aynı çatı altında buluşturarak Türkiye’nin küresel sanayideki stratejik konumunu uluslararası katılımcılara ve ziyaretçilere taşıyacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>FUAR HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/maktek-avrasya-2026-turkiye-is-key-vizyonuyla-kuresel-uretimi-istanbulda-bulusturacak</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 17:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/08/maktek-20266-pnge.png" type="image/jpeg" length="74017"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ATRAX, Yeni Konseptinde Teknolojiyi Ön Plana Çıkarıyor]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/atrax-yeni-konseptinde-teknolojiyi-on-plana-cikariyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/atrax-yeni-konseptinde-teknolojiyi-on-plana-cikariyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h4><strong>Kentsel yaşamdan eğlenceye, rekreasyondan etkinlik ve tesislere kadar geleceğin teknolojileri ATRAX çatısı altında buluşuyor.</strong></h4>

<p>28–30 Ocak 2027 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde 14. kez düzenlenecek ATRAX – Uluslararası Atraksiyon, Rekreasyon ve Kentsel Yaşam Fuarı, yeni döneminde teknolojiyi konseptinin temel unsurlarından biri olarak öne çıkarıyor. Fuar; şehirlerin, tesislerin ve yaşam alanlarının dönüşümünde rol oynayan yeni nesil ürün, sistem ve teknolojileri sektör profesyonelleriyle buluşturmaya hazırlanıyor.</p>

<p>Akıllı şehir uygulamalarından dijital hizmetlere, otomasyon ve self-servis sistemlerinden yapay zekâ destekli çözümlere; eğlence teknolojilerinden interaktif deneyimlere, görsel-işitsel sistemlerden akıllı tesis ve alan yönetimine kadar genişleyen teknoloji odağı, ATRAX’ın farklı sektörleri aynı ekosistemde buluşturan yapısını güçlendiriyor. Böylece teknoloji yalnızca ayrı bir ürün grubu olarak değil; şehir, eğlence, rekreasyon, spor, su, peyzaj, etkinlik ve deneyim alanlarının tamamına dokunan ortak bir dönüşüm gücü olarak ele alınıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu yaklaşım, ATRAX’ın tematik uzmanlık alanlarında da karşılık buluyor. SMART KENT, kentsel teknolojiler ve akıllı şehir çözümlerine; EVENT ARENA, etkinlik, sahne, gösteri ve deneyim teknolojilerine; AQUALAND ise havuz, wellness, peyzaj ve dış mekân çözümlerindeki yeni nesil sistemlere odaklanıyor. ATRAX ana çatısı altında ise eğlence, atraksiyon ve rekreasyon sektörlerinin teknolojiyle dönüşen ürün ve uygulamaları yer alıyor.</p>

<p>ATRAX 2027, üreticilerden teknoloji şirketlerine, belediyelerden kamu kurumlarına, yatırımcılardan proje geliştiricilere, mimarlardan işletmecilere kadar geniş bir profesyonel ağı aynı platformda buluşturmayı hedefliyor. Sergilenen teknolojilerin yanı sıra uzman buluşmaları, sektörel oturumlar ve yeni iş birlikleriyle fuar; teknolojinin gerçek projelere, yatırımlara ve daha nitelikli yaşam alanlarına dönüştüğü uluslararası bir buluşma noktası olmaya hazırlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>FUAR HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/atrax-yeni-konseptinde-teknolojiyi-on-plana-cikariyor</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 17:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/08/a-t-r-a-x-e-x-p-o-5.jpg" type="image/jpeg" length="19621"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Denizbank Tersane Istanbul Rowing Cup Kayıtları Başladı]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/denizbank-tersane-istanbul-rowing-cup-kayitlari-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/denizbank-tersane-istanbul-rowing-cup-kayitlari-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>İstanbul'un uluslararası kıyı küreği organizasyonu DenizBank Tersane Istanbul Rowing Cup, 11-13 Eylül tarihleri arasında Haliç'te ikinci kez düzenlenecek. Coastal Race, Club Race ve Corporate Race olmak üzere üç kategoride yapılacak yarışların kayıt başvuruları 4 Eylül Cuma gününe kadar www.tersaneistanbul.com.tr üzerinden gerçekleştiriliyor.</strong></p>

<p><strong>Tersane Istanbul</strong>'un ev sahipliğinde 11-13 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilecek <strong>DenizBank Tersane Istanbul Rowing Cup</strong>, bu yıl da Türkiye'den ve dünyanın farklı ülkelerinden kürek sporcularını Haliç'te buluşturmaya hazırlanıyor. İlk yıl ulusal ve uluslararası kürek camiasından yoğun ilgi gören organizasyon, ikinci yılında daha geniş katılımla İstanbul'un gelenekselleşen regattalarından biri olmayı hedefliyor.</p>

<p>Organizasyon kapsamında düzenlenecek <strong>Coastal Race</strong>, uluslararası ve yerli elit sporcuları aynı parkurda bir araya getirirken; <strong>Club Race</strong> kategorisinde Türkiye ve yurt dışından kürek kulüpleri mücadele edecek. İş dünyasını sporla buluşturan <strong>Corporate Race</strong> ise <strong>Tersane Istanbul Rowing Club</strong>'da antrenman yapan şirket ekiplerini büyük finalde Haliç'e taşıyacak.</p>

<p>Yarışlar, son yıllarda dünya genelinde hızla büyüyen coastal rowing (kıyı küreği) disiplininde gerçekleştirilecek. World Rowing tarafından küreğin en dinamik formatlarından biri olarak tanımlanan kıyı küreği, sporcuları yalnızca rakipleriyle değil; rüzgâr, akıntı ve değişen su koşullarıyla da mücadele etmeye davet ediyor. Haliç'te uygulanacak Coastal Endurance formatı, dayanıklılığı, teknik beceriyi, navigasyonu ve takım koordinasyonunu aynı parkurda buluşturacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>DenizBank Tersane Istanbul Rowing Cup</strong>'ın yarış parkuru olan Haliç, Türk kürek tarihinin en önemli merkezlerinden biri olma özelliğini taşıyor. Osmanlı döneminden günümüze uzanan kürek kültürünü yeniden uluslararası yarışlarla buluşturan organizasyon, İstanbul'un tarihi su yolunda sporculara eşsiz bir yarış deneyimi sunacak.</p>

<p>11-13 Eylül tarihlerinde gerçekleştirilecek <strong>DenizBank Tersane Istanbul Rowing Cup</strong>'a katılmak isteyen sporcular, kürek kulüpleri ve şirket takımları kayıt başvurularını <strong>4 Eylül 2026</strong> tarihine kadar <strong><a href="http://www.tersaneistanbul.com.tr/" rel="noopener noreferrer" target="_blank">www.tersaneistanbul.com.tr</a></strong> adresinden gerçekleştirebilecek. Kayıt süreci, antrenman rezervasyonu ve organizasyona ilişkin detaylı bilgi almak isteyen sporcular ise info@aviron.com.tr e-posta adresi veya 0542 231 73 30 numaralı telefondan organizasyon ekibiyle iletişime geçebilecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/denizbank-tersane-istanbul-rowing-cup-kayitlari-basladi</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 17:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/08/fdvfvf.JPG" type="image/jpeg" length="82760"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu, "COP31 Türkiye için küresel fırsat olacak"]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/ticaret-bakan-yardimcisi-mustafa-tuzcu-cop31-turkiye-icin-kuresel-firsat-olacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/ticaret-bakan-yardimcisi-mustafa-tuzcu-cop31-turkiye-icin-kuresel-firsat-olacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Sıfır Atık Vakfı tarafından düzenlenen Türkiye Plastik Atık Çalıştayı, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un katılımıyla İstanbul’da başladı. Plastik kirliliğinin önlenmesi, atıkların azaltılması, plastiklerin yeniden ekonomiye kazandırılması ve döngüsel ekonominin güçlendirilmesine yönelik politika ve çözüm önerilerinin ele alındığı çalıştayda, Türkiye’nin sürdürülebilir üretim ve ticaret politikaları da gündeme geldi. Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu, sürdürülebilirlik ve çevreyle ilgili önceliklerin artık uluslararası ticaretin merkezine yerleştiğini belirterek, Türkiye’nin plastik üretimindeki güçlü konumunu çevresel sürdürülebilirlik hedefleriyle uyumlu biçimde geliştirmesi gerektiğini vurguladı.</strong></p>

<p><strong>“Sürdürülebilirlik ve çevreyle ilgili öncelikler uluslararası ticaretin merkezine yerleşti”</strong></p>

<p>Sürdürülebilirlik ve çevre politikalarının küresel ticarette giderek daha belirleyici hale geldiğini ifade eden Tuzcu, ülkelerin ticaret politikalarını çevresel dönüşümden bağımsız şekilde oluşturmasının artık mümkün olmadığını söyledi. Plastik atıkların kullanımından izlenmesine, geri kazanımından yeniden üretim süreçlerine dahil edilmesine kadar bütün aşamaların ticaret politikalarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Tuzcu, Avrupa Birliği’nin döngüsellik alanındaki eylem planlarının da Türkiye açısından önemli bir referans oluşturduğunu vurguladı.</p>

<p>Tuzcu, “Sürdürülebilirlik ve çevreyle ilgili öncelikler artık ticaretin, özellikle de uluslararası ticaretin merkezine yerleşmiş durumda. Bu konuları ihmal ederek ticareti planlamak mümkün değil. Plastik atıkların nasıl kullanıldığı, nasıl izlendiği ve ekonomiye nasıl kazandırıldığı da ticaretin doğasından bağımsız değerlendirilemez. Bunun yanı sıra Avrupa Birliği’nin döngüsellik konusunda hazırladığı eylem planlarını da dikkate almamız gerekiyor. Türkiye’nin de küresel ticarette yaşanan bu dönüşümü dikkate alarak üretim ve ticaret politikalarını sürdürülebilirlik hedefleriyle uyumlu hale getirmesi büyük önem taşıyor.” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>“Plastik atıkların ekonomiye ve sanayiye kazandırılması büyük önem taşıyor”</strong></p>

<p>Türkiye’nin plastik üretiminde dünyanın önde gelen ülkeleri arasında bulunduğunu belirten Tuzcu, bu güçlü üretim kapasitesinin sürdürülebilirlik perspektifiyle yönetilmesi gerektiğini ifade etti. Özellikle sektörün kullandığı birincil ve ikincil plastik ürünlerin doğru biçimde planlanması ve izlenmesinin önemine dikkat çeken Tuzcu, geri kazanılan plastiklerin yeniden ekonomiye ve sanayiye kazandırılmasının hem çevresel hem de ekonomik açıdan önemli fırsatlar sunduğunu söyledi.</p>

<p>“Türkiye, dünyanın en önemli plastik üreticilerinden biri. Avrupa Birliği içerisinde de ikinci büyük plastik üreticisi konumundayız. Bu nedenle özellikle sektörün kullandığı birincil ve ikincil plastik ürünlerin doğru şekilde planlanması, izlenmesi ve yeniden ekonomiye ve sanayiye kazandırılması büyük önem taşıyor. Burada sanayinin ihtiyaçlarını gözetirken aynı zamanda çevresel beklentileri de karşılayabilecek bir kapasite oluşturmamız gerekiyor. Küresel ölçekte çevre ve sürdürülebilirlik alanında ortaya çıkan beklentilere uyum sağlayabilecek bir üretim ve ticaret yapısını güçlendirmeliyiz.”</p>

<p>Tuzcu, Türkiye’nin plastik sektöründeki üretim gücünü korurken çevresel sürdürülebilirlik kriterlerini de üretim ve ticaret süreçlerinin temel unsurlarından biri haline getirmesi gerektiğini belirtti. Plastik atıkların yalnızca bir atık olarak değil, uygun yöntemlerle işlendiğinde ekonomik değere dönüştürülebilecek ikincil bir hammadde olarak değerlendirilmesinin döngüsel ekonomi açısından kritik önem taşıdığını kaydetti.</p>

<p><strong>Firmalar yeşil dönüşüm sürecine hazırlanıyor</strong></p>

<p>Ticaret Bakanlığı'nın Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakatı’na uyum kapsamında Türk firmalarının dönüşüm sürecine hazırlanmasına yönelik çalışmalar yürüttüğünü belirten Tuzcu, plastik atıkların kullanımı ve ithalatına ilişkin düzenlemelerin de bu kapsamda ele alındığını söyledi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile diğer ilgili kurumlarla yakın iş birliği içinde çalıştıklarını ifade eden Tuzcu, sanayi ve ticaret politikalarının artık yalnızca üretim ve ihracat hedefleri üzerinden şekillendirilemeyeceğini vurguladı.</p>

<p>“Ticaret Bakanlığı olarak özellikle Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakatı’na uyum kapsamında firmalarımızı bu sürece hazırlamak üzere çalışmalar yürütüyoruz. Plastik atıkların kullanımı ve ithalatına ilişkin çeşitli düzenlemeler ve önlemler aldık. Bu süreçte Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız ve ilgili kurumlarımızla yakın bir çalışma yürütüyoruz. Çünkü sanayi ve ticaret politikalarının yalnızca ‘üretelim ve ihraç edelim’ yaklaşımı üzerine kurulması artık mümkün değil. Üretim yaparken, plastik atıkları kullanırken ve ticaret süreçlerini yürütürken çevresel sürdürülebilirlik kriterlerine uyum sağlanması gerekiyor.”</p>

<p>Tuzcu, Bakanlık olarak firmaların çevresel sürdürülebilirlik alanındaki kapasitelerini geliştirmelerine katkı sağladıklarını ve Avrupa Birliği’nin plastik atıklarla ilgili mevzuatı başta olmak üzere uluslararası düzenlemelere uyumlu bir dönüşüm sürecini desteklediklerini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Biz de firmalarımızın bu alandaki kapasitesini geliştirmelerine katkı sağlıyoruz. Avrupa Birliği’nin plastik atıklarla ilgili mevzuatı başta olmak üzere ilgili düzenlemelere uyumlu bir şekilde süreci yönlendirmeye çalışıyoruz. Gerçekleştirilecek çalıştaylarda da Ticaret Bakanlığı olarak bu alandaki katkılarımızı hem ben hem de çalışma arkadaşlarımız aktaracağız. Buradaki temel hedefimiz, firmalarımızın dönüşüm sürecini yalnızca bir yükümlülük olarak değil, aynı zamanda yeni fırsatlar yaratabilecek bir süreç olarak değerlendirmelerini sağlamak. Sürdürülebilir üretim ve ticaret kapasitemizi artırarak küresel pazarlardaki rekabet gücümüzü korumak istiyoruz.”</p>

<p><strong>“İyi uygulama örnekleriyle süreci ileri taşımamız çok önemli”</strong></p>

<p>Türkiye’nin dünyanın önemli plastik üreticileri arasında yer almasının yanı sıra plastik atık ithalatında da önemli bir konumda bulunduğunu belirten Tuzcu, bu alandaki politikaların etkin biçimde uygulanmasının önemine dikkat çekti. Plastik atıkların ekonomiye yeniden kazandırılması sürecinde doğru politikaların yanı sıra iyi uygulama örneklerinin de yaygınlaştırılması gerektiğini belirten Tuzcu, Ticaret Bakanlığı olarak Sıfır Atık Vakfı ile iş birliğini sürdüreceklerini söyledi.</p>

<p>“Türkiye, dünyanın en büyük plastik üreticilerinden biri olmasının yanı sıra plastik atık ithalatı konusunda da önemli bir konumda. Dolayısıyla bu süreci doğru politikalar ve iyi uygulama örnekleri üzerinden ilerletmemiz büyük önem taşıyor. Ticaret Bakanlığı olarak Sıfır Atık Vakfı ile birlikte bu alandaki çalışmalara öncelik vereceğiz. Amacımız, plastiklerin ekonomiye yeniden kazandırılması, döngüselliğin güçlendirilmesi ve çevresel sürdürülebilirlik hedefleriyle ticaret politikalarının birbiriyle uyumlu hale getirilmesi. Türkiye’nin sahip olduğu sanayi altyapısını ve üretim kapasitesini bu dönüşümün önemli bir avantajına dönüştürmek istiyoruz.”</p>

<p><strong>COP31 Türkiye için küresel fırsat olacak</strong></p>

<p>Türkiye’nin Kasım ayında Antalya’da Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31. Taraflar Konferansı’na (COP31) ev sahipliği yapacak olmasının sürdürülebilirlik, çevre ve ticaret arasındaki ilişkinin güçlendirilmesi açısından önemli bir fırsat olduğunu belirten Tuzcu, Türkiye’nin bu platformu etkin biçimde kullanmayı hedeflediğini söyledi. COP31’in yalnızca iklim değişikliği gündeminin ele alındığı bir organizasyon olmayacağını, ticaret ve sürdürülebilir üretim konularının da uluslararası gündemde daha güçlü şekilde yer bulacağını ifade etti.</p>

<p>"Türkiye’nin Kasım ayında Antalya’da Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı’na, yani COP31’e ev sahipliği yapacak olması da bu açıdan son derece önemli. Sürdürülebilirlik, çevre ve ticaret ilişkisi açısından bu organizasyona ev sahipliği yapmamız, Türkiye’nin bu alanda öncü bir ülke olduğunu ortaya koymamız açısından önemli bir fırsat. Ticaret Bakanlığı olarak COP31 kapsamında diğer ülkelerin ticaret bakanlarıyla birlikte çevre ve ticaret oturumları gerçekleştireceğiz. Aynı zamanda iş dünyasıyla birlikte çevre ve döngüsellik konularında çeşitli etkinlikler düzenleyeceğiz. Özel sektörümüz de kendi iyi uygulama örneklerini bu platformlarda paylaşacak.”</p>

<p><strong>“Ticareti COP31 gündeminin önemli başlıklarından biri haline getireceğiz”</strong></p>

<p>Tuzcu, firmaların sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarını uluslararası platformlarda görünür kılmayı amaçladıklarını ifade ederek, “Ticareti COP31 gündeminin önemli başlıklarından biri haline getirmeyi hedefliyoruz. İnşallah bir günü tamamen ‘Ticaret Günü’ olarak planlıyoruz. Bunun yanı sıra Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ve diğer sivil toplum kuruluşlarımızla birlikte özel sektörün katılımını güçlendirecek etkinliklere de liderlik edeceğiz. Birkaç önemli programı özellikle öne çıkaracağız. Bunlardan biri, firmalarımızın sürdürülebilirlikle ilgili raporlamalarını desteklediğimiz ‘Responsible’ programımız; bu program kapsamında yürüttüğümüz çalışmaları ve firmalarımıza sunduğumuz destekleri anlatacağız.” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Döngüsellik alanındaki düzenlemeler COP31’de paylaşılacak</strong></p>

<p>Tuzcu, döngüsel ekonomi konusunda Türkiye’de yürütülen çalışmaların da COP31 kapsamında uluslararası kamuoyuyla paylaşılacağını belirterek, “Döngüsellik konusunda da önemli çalışmalar yürütüyoruz. Ürünlerin yalnızca birincil ham maddeyle değil, ikincil ham madde içeriğiyle de üretilebilmesine yönelik gerçekleştirdiğimiz düzenlemeleri COP31 kapsamında düzenlenecek etkinliklerde paylaşacağız. Bu çalışmaların hem çevresel sürdürülebilirlik hem de ticaret açısından önemli sonuçlar doğuracağına inanıyoruz. COP31, son yıllardaki en önemli uluslararası etkinliklerden biri olacak. Türkiye’nin bu organizasyona ev sahipliği yapması, sürdürülebilirlik ve çevre politikaları ile ticaret arasındaki bağlantıyı güçlendirmemiz açısından bize çok büyük bir avantaj sağlayacak.” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>“Türkiye’nin sorumlu üretim kapasitesini dünyaya göstermek istiyoruz”</strong></p>

<p>Türkiye’nin COP31 ev sahipliğini sürdürülebilir üretim, sorumlu ticaret ve döngüsel ekonomi alanındaki kapasitesini uluslararası kamuoyuna anlatmak için önemli bir fırsat olarak değerlendirdiğini belirten Tuzcu, “Bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirerek Türkiye’nin sorumlu üretim, sürdürülebilir ticaret ve döngüsel ekonomi alanındaki kapasitesini dünyaya göstermek istiyoruz. Küresel ticarette yalnızca üreten değil, sorumlu üreten, çevreye duyarlı üretim gerçekleştiren ve bu anlayışla ihracatını artıran bir Türkiye olduğumuzu ortaya koymak istiyoruz. Bunun için kamu, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının birlikte hareket etmesi büyük önem taşıyor. Plastik atıkların ekonomiye kazandırılması, döngüselliğin güçlendirilmesi ve sürdürülebilir üretim modellerinin yaygınlaştırılması konusunda önümüzde önemli bir fırsat bulunuyor. Türkiye olarak bu dönüşümün yalnızca takipçisi değil, aynı zamanda güçlü aktörlerinden biri olmayı hedefliyoruz.” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>RÖPORTAJLAR</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/ticaret-bakan-yardimcisi-mustafa-tuzcu-cop31-turkiye-icin-kuresel-firsat-olacak</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 16:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/08/m-r-z04667-j-p-g.jpeg" type="image/jpeg" length="31670"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Nail Olpak: "Küresel ekonomide yeni rekabet alanı güven"]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/nail-olpak-kuresel-ekonomide-yeni-rekabet-alani-guven</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/nail-olpak-kuresel-ekonomide-yeni-rekabet-alani-guven" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>DEİK Başkanı Nail Olpak, 2026 yılı ikinci çeyrek büyüme verilerini değerlendirdi. Olpak, Türkiye ekonomisinin küresel belirsizliklere rağmen büyümesini sürdürmesinin önemli olduğunu belirterek, </strong><strong>"</strong><strong>Ne kadar büyüdüğümüz kadar, nasıl büyüdüğümüz de değerli. Net dış talebin büyümeye pozitif katkı vermesi önemli. Sürdürülebilir büyümenin yolu; yatırımın ve ihracatın büyümedeki ağırlığını artırmaktan geçiyor" dedi.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, TÜİK tarafından açıklanan 2026 yılı ikinci çeyrek büyüme rakamlarına ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>

<p>Olpak şunları söyledi:</p>

<p>"Küresel ekonomide jeopolitik risklerin, ticaret politikalarındaki değişimlerin ve belirsizliklerin büyüme üzerindeki etkisini sürdürdüğü bir dönemden geçiyoruz. Türkiye ekonomisinin bu zorlu küresel konjonktür içerisinde büyümeye devam etmesini önemli buluyoruz.</p>

<p>Yılın ilk çeyreğindeki yüzde 2,6 büyümenin ardından ekonomimiz ikinci çeyrekte yüzde 2,3 büyüdü. Sektörel kompozisyonda yüzde 13,3 ile tarım ve yüzde 8,6 ile bilgi ve iletişim sektörleri öne çıkarken, ilk çeyrekte negatif büyüyen sanayi sektörünün yüzde 2,4 ile yeniden pozitife dönmesini üretim kapasitemiz açısından olumlu değerlendiriyor, net dış talebin de büyümeye pozitif katkı vermesini değerli buluyoruz. Finansman maliyetlerinin etkisinin yoğun hissedildiği inşaat sektöründeki yüzde 1,9'luk daralma bir başka başlık.</p>

<p><strong>"</strong><strong>Dış ticarette rekabet koşulları zorlaşıyor"</strong></p>

<p>Dış ticaret tarafındaki görünüm üzerinde durmamız gereken bir alan. 2025 yılının üçüncü çeyreğinden bu yana negatif seyreden mal ve hizmet ticaretinin ikinci çeyrekte de yüzde 3,4 daralması, dış ticaretimizin karşı karşıya olduğu rekabet koşullarını ortaya koyuyor.</p>

<p>Artan jeopolitik riskler ve enerji maliyetlerinin yanı sıra küresel ticarette güçlenen korumacılık ve tarife politikaları ihracatçılarımız açısından yeni bir rekabet ortamı oluşturuyor. ABD'nin Çin'e yönelik tarife politikalarının ardından Çinli şirketlerin, Türk iş dünyasının önemli pazarları arasında bulunan Orta Doğu ve Kuzey Afrika başta olmak üzere alternatif pazarlardaki ağırlığını artırması, şirketlerimizin bu pazarlardaki rekabetini daha da yoğunlaştırıyor.</p>

<p><strong>"</strong><strong>Nasıl büyüdüğümüze de bakmalıyız"</strong></p>

<p>Büyümenin iç dinamiklerinde de dikkatle izlenmesi gereken göstergeler bulunuyor. Son iki çeyrektir yüzde 5'in üzerinde büyüyen hane halkı tüketiminin bu dönemde yüzde 3,5'a inmesi ve yatırımların yüzde 0,6 artması, dış koşulların yanı sıra finansman ve iş yapma koşullarının da büyüme performansı üzerinde etkili olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Her dönemdeki temel meselemiz ne kadar büyüdüğümüz kadar, nasıl büyüdüğümüz. Büyümenin niteliğini daha fazla güçlendirmeli; yatırımın ve ihracatın büyümedeki ağırlığını daha fazla artırmalıyız.</p>

<p>Yakın zamanda açıklanacak Orta Vadeli Program'ın da bu doğrultuda iş dünyasının finansmana erişimini kolaylaştıran, yatırım iştahını destekleyen, üreticimizin ve ihracatçımızın rekabet gücünü artıran adımları içermesini önemsiyoruz.</p>

<p><strong>"</strong><strong>Yeni dönemin rekabet alanı: Güven"</strong></p>

<p>Küresel ekonomide rekabet artık yalnızca fiyat ve maliyet üzerinden yürümüyor. Ülkelerin ve şirketlerin öngörülebilirliği, dayanıklılığı, taahhütlerini yerine getirme kapasitesi ve güvenilir iş ortağı olma niteliği giderek daha belirleyici hale geliyor. <strong>Biz bu yeni dönemi </strong><strong>'</strong><strong>güven rekabeti</strong><strong>' </strong><strong>olarak tanımlıyoruz.</strong></p>

<p>Türkiye; güçlü üretim altyapısı, girişimci iş dünyası, stratejik coğrafi konumu ve geniş ticari ilişkiler ağıyla güven rekabetinde önemli avantajlara sahip. Küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu dönemi, Türkiye açısından yeni yatırımlar ve yeni ihracat pazarları için fırsata çevirmeliyiz.</p>

<p>DEİK olarak 153 İş Konseyimiz ve küresel iş ağımızla yürüttüğümüz ticari diplomasi faaliyetlerimizle Türkiye'nin güvenilir ticaret ve yatırım ortağı konumunu güçlendirmeye devam edeceğiz. Hedefimiz, güven rekabetinde Türkiye'yi daha yukarı taşımak; daha fazla yatırım, daha fazla üretim ve daha yüksek katma değerli ihracatla sürdürülebilir büyümemize katkı sunmak."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/nail-olpak-kuresel-ekonomide-yeni-rekabet-alani-guven</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 15:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2025/08/nail-olpak-2.jpeg" type="image/jpeg" length="23729"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özgür Sofuoğlu: “Biz F İstanbul’uz; Biz İstanbul’uz, Türkiye Cumhuriyeti’yiz”]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/ozgur-sofuoglu-biz-f-istanbuluz-biz-istanbuluz-turkiye-cumhuriyetiyiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/ozgur-sofuoglu-biz-f-istanbuluz-biz-istanbuluz-turkiye-cumhuriyetiyiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Fuar Dergisi Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Güneş, F İstanbul Gıda Fuarı’nın açılışında SO Fuar Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Sofuoğlu ile bir araya geldi. Sofuoğlu; F İstanbul’un büyüme yolculuğunu, gıda fuarlarındaki rekabeti, yerli fuarcılığın önemini ve şirketin 2027 hedeflerini değerlendirdi.</strong></p>

<p></p>

<p><strong>İbrahim Güneş:</strong> F İstanbul beş yıldır düzenleniyor. Bugün geldiğiniz noktayı ve fuarın hedefini nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Özgür Sofuoğlu:</strong> F İstanbul’a harcadığımız emekle beş fuar daha yapabiliriz; çünkü rüzgâr karşıdan esiyor. Rüzgârı arkamıza aldığımızda çok daha hızlı ilerleyeceğiz. Ancak şunu özellikle belirtmek isterim: Biz Gulfood ya da SIAL olma hedefiyle yola çıkmadık. Biz F İstanbul’uz; biz İstanbul’uz, Türkiye Cumhuriyeti’yiz.</p>

<p></p>

<p>Kendi hinterlandımız ve güçlü bir çevremiz var. Bugün Özbekistan burada; geçtiğimiz yıl Türkmenistan buradaydı. Kırgızistan, Irak, Mısır ve Suriye pavilyonlarımız bulunuyor. Bu pavilyonların birçoğu dünyanın büyük fuarlarında dahi yer almıyor. Bizim kendi hinterlandımız bize yeter. Hiç kimsenin fuarını geçmek amacıyla fuar düzenlemiyoruz; yurt içinde de yurt dışında da kendi işimizi yapıyoruz. Şu anda fuarın içinde çok ciddi bir ticaret var ve üç ayrı B2B alanımız çalışıyor.</p>

<p></p>

<p>Fuarı ilk planladığımız dönem pandeminin hemen sonrasına denk geldi. O süreçte fuarcılık sektöründe kartlar yeniden dağıtıldı. Buna rağmen aldığımız terbiye ve Anadolu esnaflık kültürü gereği kimsenin işine müdahil olmak istemedik. Rakip bir fuardan mümkün olduğunca uzak bir tarihte, yazın ortasında fuar düzenledik. Bunu, onların işine zarar vermemek için yaptık.</p>

<p></p>

<p><strong>İbrahim Güneş:</strong> Sektörde “Yazın fuar olmaz” şeklinde yaygın bir görüş var. Siz bu görüşe katılıyor musunuz?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>Özgür Sofuoğlu:</strong> Fuarı doğru şekilde yaparsanız yazın da olur, kışın da. Herkes aynı malzemeleri kullanır ama bazı restoranların yemekleri daha lezzetlidir; bu, ustalığa bağlıdır. Biz etik kurallar çerçevesinde rekabet etmeyi seven bir firmayız. Rekabetin etik sınırların dışına çıkmaması gerekir.</p>

<p></p>

<p>Örneğin siz Fuar Dergisi’ni kurmuşsunuz. Ben sizin karşınıza geçip “Öz Fuar Dergisi” adıyla bir yayın çıkaramam. Bu, bizim ahlakımıza ve aldığımız esnaflık kültürüne aykırıdır. Fuar düzenleyen arkadaşların da bu konuda dikkatli olması gerekiyor. Rakip bile olsa mevcut bir fuarla araya makul bir zaman koymalı ve eşit şartlarda rekabet etmelisiniz.</p>

<p></p>

<p>Bir mermer fuarının tam karşısına, aynı tarihte başka bir mermer fuarı koyarsanız onun ziyaretçisini ve katılımcısını bölmüş olursunuz. Türkiye gıda alanında iki fuarı kaldırır; ancak bu fuarların tarihlerinin birbirine çok yakın olması doğru değildir.</p>

<p></p>

<p><strong>İbrahim Güneş:</strong> Türkiye’de gıda fuarı denildiğinde akla gelen önemli organizasyonlardan biri WorldFood. Aranızdaki rekabeti nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Özgür Sofuoğlu:</strong> WorldFood ile güzel bir rekabetimiz vardı. Onlar binin üzerinde firmaya sahipti, biz ise yaklaşık yarısı kadardık. Şimdi yeni bir gıda fuarı daha düzenlenecek ve yapı ikiye bölündü. Foodist ile WorldFood’un katılımcı sayıları ayrı ayrı değerlendirildiğinde otomatik olarak en büyük fuar konumuna geliyoruz. Biz böyle bir tabloyu istemedik; sektör bizi bu noktaya getirdi.</p>

<p></p>

<p><strong>İbrahim Güneş:</strong> Helal Expo’yu da dâhil ettiğimizde İstanbul’da dört ayrı gıda fuarından söz ediyoruz. Siz bu tabloyu nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Özgür Sofuoğlu:</strong> Helal Expo daha önce tekstil ve farklı alanlara da ağırlık verirken zamanla gıdaya yöneldi.</p>

<p></p>

<p>Gıda fuarı için Türkiye’nin coğrafi şartları bakımından en doğru dönem ağustos sonu ile eylül başıdır; en fazla eylül ortasına kadar uzanabilir. Doğru tarihe bugün iki firma sahip. Peki doğru yer neresi? Yabancı bir alıcı İstanbul’da iki saat trafik çekerek fuara gitmek istemez. Bu işin doğru yeri İstanbul Fuar Merkezi’dir. Doğru yer ve doğru zaman şu anda bizim elimizde.</p>

<p></p>

<p>F İstanbul’un büyümesi yalnızca ekibimizin 30 yıllık tecrübesi ve gece gündüz çalışmasıyla değil, doğru yer ve zamanın sağladığı avantajla da ilgilidir.</p>

<p></p>

<p></p>

<p>Ne olursa olsun fuarların tarihleri arasında mesafe bulunması gerekir. İhracatçı birliklerimizin başımızın üzerinde yeri var; onlar bu işin çok önemli paydaşlarıdır. Ancak herkesin kendi uzmanlık alanında çalışması gerektiğine inanıyorum. Benim işim şekerleme üretmek ya da bakliyat ticareti yapmak değil; benim işim fuarcılık. Ülkemizin temel sorunlarından biri, herkesin kendi uzmanlık alanında kalmamasıdır.</p>

<p></p>

<p><strong>İbrahim Güneş:</strong> Bu durum yalnızca fuarcılıkta değil, Türkiye’nin genel ticari yapısında da görülen bir sorun değil mi?</p>

<p></p>

<p><strong>Özgür Sofuoğlu:</strong> Elbette. Avrupa’da bir marketin hemen yanına aynı nitelikte başka bir market açmanız kolay değildir. Türkiye’de ise herkes bunu rahatlıkla yapabiliyor. Bu konuya birilerinin el atması gerekiyor. Aksi hâlde rekabet daha da büyür ve iki taraf da, üç taraf da zarar görüp yıpranır.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>İbrahim Güneş:</strong> Ziyaretçi rakamları konusunda nasıl bir ölçüm yapıyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Özgür Sofuoğlu:</strong> Bağımsız denetimden geçiyoruz ve UFI üyesiyiz. Açıkladığımız rakamlar sayabildiğimiz, doğrulayabildiğimiz rakamlardır. İki bin yabancı ziyaretçi geldiğini söylüyorsak gerçek sayı belki iki bin 500’dür; ancak yalnızca kayıt altına alabildiğimiz veriyi paylaşıyoruz.</p>

<p></p>

<p>Bu fuarı daha önce temmuzun ilk haftasında düzenlediğimizde ortalama iki bin 500-üç bin yabancı ve yaklaşık 10 bin yerli ziyaretçimiz oluyordu. Toplam sayı 12-13 bin seviyesindeydi. Fuarı ağustos dönemine aldığımız için ziyaretçi sayısının 15-20 bin bandına yerleşmesini bekliyoruz.</p>

<p></p>

<p>Bu yıl katılımcı sayısı ve metrekare bakımından yüzde 10 büyüdük. Ziyaretçi sayısında ise muhtemelen yüzde 50 büyüyeceğiz. Bu da firmaların burada ticaret yaptığını ve gelecek yıl yine bizimle olacağını gösteriyor. Firmalar diğer fuarlara da katılabilir; buna itirazımız yok. Ancak organizatörler olarak bazı temel meseleleri kendi aramızda çözmemiz gerekiyor.</p>

<p></p>

<p><strong>İbrahim Güneş:</strong> Türkiye uzun süredir markalaşmayı konuşuyor. Tekstilde istediğimiz ölçüde markalaşamadık; belki fuarcılıkta küresel bir marka çıkarabiliriz. F İstanbul’un kendine özgü bir etki alanı var mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Özgür Sofuoğlu:</strong> Avrupa’da güçlü bir etnik pazar bulunuyor ve bu pazarın lideri Türk ürünleri. Avrupa’daki Türk tüccarlar uzun yıllardır Türkiye’den ürün alıyor. Ancak Türkiye’de yaşanan bazı ticari sorunlar nedeniyle onlar da yavaş yavaş üretime geçiyor. Yakın gelecekte Avrupa’dan Türk menşeli firmaları kendi fuarımızda katılımcı olarak görebiliriz.</p>

<p></p>

<p>Türkiye’nin büyük firmaları Avrupa’da çoğu zaman doğrudan zincir marketlere değil, oradaki Türk toptancılarına satış yapıyor. Ürün daha sonra o kanaldan marketlere ulaşıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>İbrahim Güneş:</strong> Önümüzdeki birkaç yıl içinde F İstanbul’da bir Avrupa pavilyonu görebilir miyiz?</p>

<p></p>

<p><strong>Özgür Sofuoğlu:</strong> Kısa vadede zor görünüyor. Almanlar, Türkiye’nin kendileri için yeni bir pazar olmadığını söylüyor. Hollanda ve Almanya daha önce bunu denedi ancak firmaların ilgisi yeterli olmadı. Herkes Dubai gibi alım gücü yüksek pazarlara satış yapmak istiyor.</p>

<p></p>

<p>WorldFood, İngiliz menşeli olmasına ve burada uzun yıllar fuar düzenlemesine rağmen Avrupa’dan güçlü bir pavilyon getiremedi. Doğrudan katılan Avrupalı firmalarımız var; fakat ülkelerin mevcut politikaları devlet düzeyinde pavilyon katılımını desteklemiyor.</p>

<p></p>

<p>Buna karşılık Brezilya ile Orta ve Güney Amerika ülkelerinden katılım olabilir. İstanbul bu bölgelerde giderek daha popüler hâle geliyor ve biz de oralara giderek Türkiye’yi ve Türk fuarlarını anlatıyoruz.</p>

<p></p>

<p>Bu yıl Hizmet İhracatçıları Birliği’nden şampiyonluk ödülü aldık. Bunu, yurt dışındaki firmalara doğrudan satış yaparak ve ülkemize döviz kazandırarak başardık. Özbekistan’da yaptığımız bir işin gelirini de Türkiye’ye getiriyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>İbrahim Güneş:</strong> Yani Türkiye’de kazandığınız parayı yurt dışına götürmüyor, yurt dışında kazandığınız dövizi Türkiye’ye getiriyorsunuz.</p>

<p></p>

<p><strong>Özgür Sofuoğlu:</strong> Aynen öyle. Bu çok önemli bir konu. Türkiye’de faaliyet gösteren bazı büyük yabancı şirketler, yurt içi satışlarının gelirini burada toplarken yurt dışı satış gelirlerini yurt dışında bırakıyor. Örneğin Türkiye’de düzenlenen ve 15 milyon dolar ciro yapan bir fuarın 10 milyon dolarlık geliri Türkiye’den, kalan 5 milyon doları ise yurt dışından gelebilir. Yurt dışından gelen bu para başka bir ülkede tutulduğunda Türkiye’ye hiç girmiyor, burada vergilendirilmiyor ve piyasaya dâhil olmuyor.</p>

<p></p>

<p><strong>İbrahim Güneş:</strong> Bu durum yerli fuarcıların rekabet gücünü azaltıyor. Paranın yanında bir de veri meselesi var. Fuarcılık aynı zamanda ticari bilgi ve veri demek. Yabancı şirketler fuara giren herkesin verisine sahip oluyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Özgür Sofuoğlu:</strong> Elbette. Ticari bilgi bugün çok değerli. Biz fuarımızda hangi ülkelerden yoğun katılım olduğunu ve hangi bölgelerle ticaret yapıldığını görebiliyoruz. Devletimiz bu genel tabloyu zaten biliyor; bizim verilerimiz de bunu teyit ediyor.</p>

<p></p>

<p>Örneğin son dönemde kahve ticareti çok öne çıktı. Fuara katılan firmalardan ve davet edilen alıcılardan bu eğilimi görebiliyoruz. Bu bilgiler bizde olduğunda talep edilmesi hâlinde ülkemizin kurumlarıyla paylaşılır. Ancak aynı veriyi başka ülkeler gördüğünde, bilgi onların ticari çıkarlarına hizmet edebilir.</p>

<p></p>

<p><strong>İbrahim Güneş:</strong> Türkiye’de birçok fuarın yabancı şirketlere satıldığını biliyoruz. Bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Özgür Sofuoğlu:</strong> Türkiye’de yurt dışına satılan fuarların, istisnalar dışında, büyümediğini görüyoruz. Burada bütün suçu yabancılara yüklememek gerekir. Yerli fuarcılar bir organizasyonu belirli bir seviyeye getirene kadar çok yoruluyor ve sonunda satma kararı alıyor. Ardından o fuarla bağını tamamen koparıyor. Fuarı satın alan şirket de aynı ölçüde emek harcamayınca organizasyon küçülme sürecine giriyor.</p>

<p></p>

<p>Türkiye’deki fuarcılık birikimini yurt dışına vermememiz gerekiyor. Bu, her açıdan önemli. Çalıştırdığımız insanlar ve hizmet aldığımız firmalar bizim insanlarımız. Üstelik yabancı yöneticilerin buradaki işleri her zaman bizden daha iyi bildiğini de söyleyemeyiz.</p>

<p></p>

<p>Hannover’de fuar alanına bağlanan dört metro hattı var; böyle bir sistemin içinde herkes fuar yapabilir. Türkiye’de ise sistemdeki eksikleri kendi çabamızla tamamlıyoruz. Ring seferleri düzenliyor, otel ayarlıyor, ücretsiz konaklama sağlıyor, havalimanı transferi yapıyor ve daha fazla bilgilendirme çalışması yürütüyoruz. Yabancı organizatörler çoğu zaman fuarın kapısını açıp geleni kabul etmeye alışık. Buradaki şartlarda ise bu yaklaşım yeterli olmuyor.</p>

<p></p>

<p>Bu nedenle yerli organizatörleri korumamız gerekir. Fuar alanı işletmecileri hariç tutulduğunda, yüzde 100 Türk sermayeli birçok organizasyon şirketinin merkez ofisinde ortalama 10-20 beyaz yakalı çalışan bulunur. Bizim ise şirketimizi küçültmemize rağmen, yurt dışı ofislerimiz hariç merkez ofisimizde 60 çalışanımız var. İnsan yetiştiriyor ve bu işe ciddi bir katma değer sağlıyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>İbrahim Güneş:</strong> Yerli organizatörlerin mevcut ekonomik koşullarda zarar ettiği yönündeki değerlendirmelere katılıyor musunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Özgür Sofuoğlu:</strong> Hizmet sektöründe “zarar ediyorum” söylemine çok inanmıyorum. Bir hizmeti daha düşük bedelle verebilirsiniz ve kârınız azalabilir. Ancak gereksiz şekilde banka kredisiyle büyür, yüksek faiz yükünün altına girerseniz zarar edersiniz. Bunun sorumluluğunu fuarcılığa ya da ülkeye yükleyemezsiniz; hatayı kendi işletme yönetiminizde aramanız gerekir.</p>

<p></p>

<p>Bizim ortaya koyduğumuz çabanın görülmesi gerekiyor ve devlet büyüklerimiz bunu görüyor. Bugüne kadar her fuarımıza bir bakan veya bakan yardımcısı katıldı. İşini doğru yapan insanların hâlâ var olduğunu bildikleri için geliyorlar.</p>

<p></p>

<p>Biz kimsenin adamı değiliz; ancak herkes bizim büyüğümüz, ağabeyimizdir. İşimizi bileğimizin gücüyle yapıyoruz. Bugünkü noktaya, birinin bize “Git, şunu yap” demesiyle gelmedik. Aynı şekilde yolumuza devam edeceğiz. Sabrımız var. Beş ya da 10 yıl sonra Türkiye’nin en büyük fuar şirketi olacağımıza inanıyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>İbrahim Güneş:</strong> 2027 yılı için yeni bir fuar veya büyüme planınız var mı?</p>

<p></p>

<p><strong>Özgür Sofuoğlu:</strong> 2027’de satın almalarla büyümeyi düşünüyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>İbrahim Güneş:</strong> Yeni fuarlar mı satın alınacak? Hangi sektörlere girmeyi planlıyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Özgür Sofuoğlu:</strong> Paralel sektörlerdeki fuarlarla ilgileniyoruz. Türkiye’deki fuarları neden yalnızca yabancılar satın alsın? Gerekli planlamayı yaparsak biz de satın alabiliriz.</p>

<p></p>

<p>Şu anda yurt içinde iki fuarımız var. Kısa vadede bunu üçe, uzun vadede ise dört ya da beşe çıkarmayı hedefliyoruz. Aynı zamanda insan yetiştiriyoruz. Yetiştirdiğimiz insan kaynağı güçlendikçe fuarlarımızı da büyütebiliyoruz.</p>

<p></p>

<p><strong>İbrahim Güneş:</strong> Fuarcılığın hâlâ tam anlamıyla bir okulu ve yerleşmiş bir sertifika sistemi bulunmuyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Özgür Sofuoğlu:</strong> Bu konuda herkes çabalıyor ve katkıda bulunuyor. Siz de beş yıldır bu işin bir parçasısınız. İlk fuarımıza geldiğinizi hatırlıyorum. O dönem belki sektöre daha şüpheli yaklaşıyordunuz. Oysa fuarcılıkta temizlik görevlisinden cumhurbaşkanına kadar toplumun her kesimiyle muhatap olursunuz.</p>

<p></p>

<p><strong>İbrahim Güneş:</strong> Fuarcılık benim için milli ve manevi değerleri olan, ülkemizin gücünü dünyaya gösteren bir sektör. Geçen haftaki köşe yazımda da fuar açılışlarında yabancı alım heyetlerinin önünde “Bittik, sanayimiz öldü” şeklinde konuşmanın doğru olmadığını ifade ettim. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p><strong>Özgür Sofuoğlu:</strong> Yazınızı okudum ve size katılıyorum. Her şeyi her yerde söylememek gerekir. Biz de fuarcılıkla ilgili bütün sıkıntılarımızı her ortamda dile getirmiyoruz.</p>

<p></p>

<p>Gerçekten “bittik” mi, önce bunu düşünmek gerekir. Bence biten bir şey yok. Elbette kur baskısı var ve kâr marjları düştü. Biz de geçmişte daha yüksek kârlarla çalışırken bugün yüzde 10-20 seviyelerinde kârlarla çalışıyoruz; o da kur etkisiyle eriyebiliyor. Baskı altındayız ama çalışmaya devam etmeliyiz.</p>

<p></p>

<p>Bu ülke çok badire atlattı ve zorlu dönemlerden geçti. Vatandaş olarak yapmamız gereken çalışmak ve istihdam yaratmaktır. Sürekli yakınmanın kimseye faydası yok.</p>

<p></p>

<p><strong>İbrahim Güneş:</strong> Bu nedenle fuarlar ülkemiz için çok önemli. Yaptığınız işler ve verdiğiniz emek gerçekten çok değerli. Teşekkür ederim Özgür Bey, emeğinize sağlık.</p>

<p></p>

<p><strong>Özgür Sofuoğlu:</strong> Ben teşekkür ederim. Fuar Dergisi ailesine, okuyucularınıza ve izleyicilerinize; şahsım ve kurumum adına, sektöre verdiğiniz önem ve sağladığınız katkılar için teşekkür ediyorum.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>FUAR HABERLERİ, Özel Röportajlar</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/ozgur-sofuoglu-biz-f-istanbuluz-biz-istanbuluz-turkiye-cumhuriyetiyiz</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 15:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/08/kirmizi-modern-spor-haber-tanitimi-youtube-kucuk-resmi-1.png" type="image/jpeg" length="25989"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ambalaj Sektörünün Dış Ticaret Fazlası 1,59 Milyar Dolara Ulaştı]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/ambalaj-sektorunun-dis-ticaret-fazlasi-159-milyar-dolara-ulasti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/ambalaj-sektorunun-dis-ticaret-fazlasi-159-milyar-dolara-ulasti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Türkiye ambalaj sektörü, 2026’nın ilk yarısında ihracatını yüzde 8,72 artırarak 3,83 milyar dolara çıkardı. İthalat 2,24 milyar dolar olurken, sektörün dış ticaret fazlası yüzde 12,80 artışla 1,59 milyar dolara yükseldi. ASD Başkanı Zeki Sarıbekir, ihracattaki miktar artışının olumlu olduğunu ancak bundan sonraki dönemde kilogram başına ihracat değerinin de yükseltilmesi gerektiğini vurguladı.</strong></p>

<p>Türkiye ambalaj sanayisi, 2026 yılının ilk altı ayında dış ticaretteki güçlü görünümünü sürdürdü. Ambalaj Sanayicileri Derneği’nin (ASD) açıkladığı Ocak-Haziran 2026 dönemi verilerine göre, sektörün ihracatı geçen yılın aynı dönemine kıyasla 307 milyon dolar artarak 3 milyar 831 milyon dolara ulaştı.</p>

<p>Aynı dönemde sektörün ithalatı 2 milyar 244 milyon dolar olarak gerçekleşti. Böylece ambalaj sektörünün dış ticaret fazlası geçen yılın ilk yarısındaki 1,41 milyar dolardan 1 milyar 586 milyon dolara yükseldi. Dış ticaret fazlasındaki yıllık artış yaklaşık 180 milyon dolar olurken, oran bazında artış yüzde 12,80 olarak kaydedildi.</p>

<p>İhracattaki artışın ana kaynağı miktar oldu</p>

<p>Sektörün ihracatındaki yükselişte miktar artışı belirleyici oldu. 2026’nın ilk altı ayında ambalaj ihracatı 1,83 milyar kilogram seviyesine çıktı. İhracat miktarı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11,94 arttı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Buna karşın kilogram başına ortalama ihracat değeri yüzde 2,88 gerileyerek 2,0915 dolar/kg oldu. Böylece toplam ihracattaki yüzde 8,72’lik artış büyük ölçüde daha fazla ürün ihracat edilmesinden kaynaklandı.</p>

<p>İthalatta ise miktar ve değer açısından farklı bir tablo ortaya çıktı. İthalat miktarı yüzde 1,42 azalarak 922,8 milyon kilograma gerilerken, kilogram başına ortalama ithalat değeri yüzde 7,53 yükseldi. Bunun sonucunda toplam ithalat değeri yüzde 6 arttı.</p>

<p>İhracatın yüzde 64’ü plastik ambalajdan</p>

<p>Ambalaj türleri bazında ihracatta plastik ambalajlar açık ara liderliğini korudu.</p>

<p>2026 yılının ilk yarısında toplam sektör ihracatının:</p>

<p>Yüzde 64,18’ini plastik ambalajlar,<br />
Yüzde 23,36’sını kâğıt ve karton ambalajlar,<br />
Yüzde 8,57’sini metal ambalajlar oluşturdu.</p>

<p>İthalatta da plastik ambalajlar ilk sırada yer aldı. Plastik ambalajların toplam ithalattaki payı yüzde 55,66 olurken, kâğıt-karton ambalajların payı yüzde 34,10, metal ambalajların payı ise yüzde 7,57 olarak gerçekleşti.</p>

<p>En büyük pazar Birleşik Krallık</p>

<p>Türkiye ambalaj sektörünün 2026’nın ilk yarısında en fazla ihracat yaptığı ülke Birleşik Krallık oldu.</p>

<p>Birleşik Krallık’a yapılan ihracat 366,6 milyon dolara ulaşırken, bu ülkenin toplam sektör ihracatındaki payı yüzde 9,57 olarak hesaplandı.</p>

<p>Kilogram başına ortalama ihracat değerinde ise ilk 20 pazar içerisinde Rusya, Çekya ve Almanya öne çıktı. Rusya’ya yapılan ihracatta ortalama birim değer 3,9385 dolar/kg, Çekya’da 3,8006 dolar/kg, Almanya’da ise 3,5414 dolar/kg seviyesinde gerçekleşti.</p>

<p>İthalatta ise Almanya yüzde 18,04 payla ilk sırada yer aldı. Almanya’yı yüzde 17,79 ile Çin, yüzde 8,61 ile İtalya takip etti.</p>

<p>Sarıbekir: “Katma değeri de artırmalıyız”</p>

<p>ASD Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Sarıbekir, sektörün ilk yarıdaki ihracat performansının ambalaj sanayisinin üretim ve ihracat kapasitesini ortaya koyduğunu belirtti.</p>

<p>İhracatın yüzde 8,72 artarak 3,83 milyar dolara ulaşmasının olumlu bir gelişme olduğunu ifade eden Sarıbekir, dış ticaret fazlasındaki yüzde 12,80’lik artışın da sektörün Türkiye ekonomisine katkısını gösterdiğini söyledi.</p>

<p>Sarıbekir, ihracat miktarındaki yüzde 11,94’lük yükselişin firmaların uluslararası pazarlardaki gücünü koruduğuna işaret ettiğini ancak kilogram başına ihracat değerindeki gerilemenin dikkatle ele alınması gerektiğini belirtti.</p>

<p>“Önümüzdeki dönemde katma değerli üretime daha fazla odaklanmamız gerekiyor” diyen Sarıbekir, teknoloji yatırımları, sürdürülebilir üretim, inovasyon ve yüksek performanslı ambalaj çözümleriyle birim ihracat değerinin yükseltilmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>Hedef hem yeni pazar hem daha yüksek değer</strong></p>

<p>Sarıbekir, sektörün Avrupa başta olmak üzere mevcut ihracat pazarlarındaki konumunu güçlendirirken yeni pazarlara açılmaya da devam etmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Rusya, Çekya ve Almanya gibi pazarlarda kilogram başına daha yüksek ihracat değerlerine ulaşılmasının, Türkiye ambalaj sektöründe katma değerli ürünler açısından önemli bir potansiyel bulunduğunu gösterdiğini ifade eden Sarıbekir, hedefin yalnızca ihracat miktarını artırmak olmaması gerektiğini kaydetti.</p>

<p>Sarıbekir, “Hedefimiz yalnızca daha fazla ürün ihraç etmek değil, daha yüksek değer yaratan, teknoloji ve inovasyon içeren ambalaj çözümlerinin ihracatını artırmak olmalı” dedi.</p>

<p>Sektörün dış ticaret fazlası veren yapısının sürdürülebilmesi için üretim maliyetleri, enerji, ham madde, lojistik ve finansmana erişim gibi alanlarda rekabetçiliğin desteklenmesinin önemine de dikkat çekildi.</p>

<p><strong>ASD’nin 264 üyesi bulunuyor</strong></p>

<p>1992 yılında 39 ambalaj üreticisinin girişimiyle kurulan Ambalaj Sanayicileri Derneği, Türkiye ambalaj sektörünün gelişmesine katkı sağlamayı ve sektörün ulusal ve uluslararası platformlarda temsilini güçlendirmeyi amaçlıyor.</p>

<p>Ağustos 2026 itibarıyla 264 üyesi bulunan ASD, sektör temsilcileri arasındaki iş birliği ve dayanışmayı geliştirmeye yönelik çalışmalarını sürdürüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/ambalaj-sektorunun-dis-ticaret-fazlasi-159-milyar-dolara-ulasti</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 13:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/05/asd-baskani-zeki-saribekirjpg-1.jpeg" type="image/jpeg" length="41251"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Markiz Patent Genel Müdürü Orhan Eriman: “Türkiye’nin Hammaddesi Başkasının Markası Oluyor”]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/markiz-patent-genel-muduru-orhan-eriman-turkiyenin-hammaddesi-baskasinin-markasi-oluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/markiz-patent-genel-muduru-orhan-eriman-turkiyenin-hammaddesi-baskasinin-markasi-oluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Türkiye’nin sahip olduğu coğrafi ve kültürel değerlerin önemli bölümünün küresel markalara dönüşmeden hammadde aşamasında kaldığına dikkat çeken Markiz Patent Genel Müdürü Orhan Eriman, “Hammaddeyi biz veriyoruz, markayı başkaları yaratıyor. Artık hammaddemizi değil, markalarımızı konuşturma zamanı” dedi.</strong></p>

<p>Türkiye; farklı medeniyetlerden miras kalan kültürel zenginliği, elverişli iklim koşulları, verimli toprakları ve biyolojik çeşitliliği sayesinde çok sayıda özgün ürüne ve coğrafi değere sahip. Ancak bu potansiyelin önemli bir kısmı, yüksek katma değerli küresel markalara dönüşmeden hammadde veya işlenmemiş ürün olarak pazarlanıyor.</p>

<p>Markiz Patent Genel Müdürü Orhan Eriman, Türkiye’nin temel sorununun sahip olduğu değerlerin yetersizliği olmadığını belirterek, asıl eksikliğin bu değerleri fikri mülkiyet, tasarım, hikâye anlatımı ve marka stratejisiyle uluslararası ekonomik değere dönüştürmek olduğunu söyledi.</p>

<p>Eriman, “Kendi toprağımızda doğan değerleri başkalarının markalarında görmeye devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Halfeti Karagülü üzerinden dikkat çeken örnek</strong></p>

<p>Türkiye’nin yerel değerlerinin farklı ülkelerden markalar tarafından kullanılarak küresel pazara taşınmasının dikkat çekici örneklerinden birinin Halfeti Karagülü olduğunu belirten Eriman, Londra merkezli bir şirketin Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesinde yetişen Karagül’den ilham alarak geliştirdiği lüks parfüm markasına işaret etti.</p>

<p>Halfeti’nin kendine özgü coğrafyası ile Karagül’ün kültürel çağrışımının bir marka hikâyesine dönüştürülmesini değerlendiren Eriman, burada asıl tartışılması gereken konunun söz konusu şirketin bu değeri kullanması değil, Türkiye’nin aynı potansiyeli neden kendi markalarıyla dünyaya taşıyamadığı olduğunu söyledi.</p>

<p>Eriman, Türkiye topraklarında yetişen ve ülkenin iklimi ile coğrafyasından beslenen bir değerin başka bir ülkenin markası tarafından hikâyeye dönüştürülerek uluslararası tüketiciye sunulmasının, fikri mülkiyet açısından da önemli bir mesaj taşıdığını ifade etti.</p>

<p>“Bizim topraklarımızda doğan, bizim iklimimizde farklılaşan bir değer; başka bir ülkenin markası tarafından hikâyeye dönüştürülüyor, başka bir ülkede ürüne dönüşüyor ve dünyanın en yüksek gelir grubundaki tüketicilerine sunuluyor” diyen Eriman, Türkiye’nin kendi değerlerini fikri mülkiyet, tasarım ve marka gücüyle küresel pazara taşıması gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>“Coğrafi işaret son değil, başlangıç”</strong></p>

<p>Türkiye’nin coğrafi işaret alanında önemli bir birikim oluşturduğunu belirten Eriman, coğrafi işaret tescilinin tek başına bir markalaşma stratejisi olarak görülmemesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Coğrafi işaretin bir ürünün kökenini, özelliklerini ve belirli üretim standartlarını koruma altına aldığını ifade eden Eriman, küresel marka oluşturmanın ise bunun ötesinde bir süreç olduğunu kaydetti.</p>

<p>“Tescil, korumanın başlangıcıdır; marka ise o değerin dünyadaki algısını, ekonomik karşılığını ve geleceğini yönetme işidir” diyen Eriman, coğrafi işaret ile ticari marka stratejisinin birlikte ele alınması gerektiğini belirtti.</p>

<p>Türkiye’nin yerel değerlerini uluslararası fikri mülkiyet sistemleri içerisinde koruyacak ve aynı zamanda ticarileştirecek yeni bir yaklaşım geliştirmesi gerektiğini söyleyen Eriman, tarım ürünleri, doğal kaynaklar ve yerel üretim değerlerinin çoğu zaman düşük katma değerli ürünler veya hammadde olarak ihraç edildiğine dikkat çekti.</p>

<p>Asıl ekonomik değerin ise ürünün işlenmesi, tasarlanması, konumlandırılması, markalaştırılması ve doğrudan tüketiciyle buluşturulması aşamalarında ortaya çıktığını ifade etti.</p>

<p><strong>“Tek başına üreticinin çabası yeterli değil”</strong></p>

<p>Türkiye’nin markalaşma potansiyelinin birkaç ürünle sınırlı olmadığını belirten Eriman; Urfa Karagülü, Isparta Gülü, Anzer Balı ve Antep Fıstığı gibi değerlerin farklı sektörlerde uluslararası markalara dönüşebilecek güçlü hikâyelere sahip olduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ancak bu dönüşümün yalnızca üreticilerin veya yerel işletmelerin çabasıyla gerçekleştirilemeyeceğini belirten Eriman, kamu ve özel sektörün yanı sıra üretici örgütleri, tasarımcılar, marka uzmanları ve fikri mülkiyet profesyonellerinin de sürece dahil olması gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Eriman, bölgesel ölçekte oluşturulacak yapılanmaların yalnızca tescil süreçlerine odaklanmaması gerektiğini belirterek, ürünün hangi pazarda, hangi tüketici grubuna ve hangi marka konumlandırmasıyla sunulacağının da önceden planlanması gerektiğini dile getirdi.</p>

<p>“Bir coğrafi değerin küresel markaya dönüşmesi için patent vekiline de ihtiyaç olabilir, marka uzmanına da, tasarımcıya da, pazarlama stratejistine de, ihracatçıya da. Çünkü mesele tek başına hukuki bir tescil meselesi değildir; üretimden tüketici algısına kadar bütün değer zincirinin tasarlanmasıdır” dedi.</p>

<p><strong>“Hikâyeyi başkaları değil, biz yazmalıyız”</strong></p>

<p>Türkiye’nin kültürel ve coğrafi mirasını yalnızca geleneksel veya folklorik unsurlar üzerinden anlatmak yerine, bu değerleri çağdaş tasarım ve evrensel marka anlayışıyla yeniden yorumlaması gerektiğini belirten Eriman, küresel tüketiciye ulaşmanın yolunun güçlü bir anlatıdan geçtiğini söyledi.</p>

<p>Türkiye’nin sahip olduğu değerlerin dünyada kendiliğinden keşfedilmesini beklemek yerine, bu değerleri uluslararası tüketicinin anlayabileceği bir marka diline dönüştürmesi gerektiğini ifade eden Eriman, rekabetin artık yalnızca ürünler üzerinden değil, hikâyeler, algılar ve markalar üzerinden de yürüdüğünü kaydetti.</p>

<p><strong>Hedef, yerel değerden küresel markaya</strong></p>

<p>Türkiye’nin önünde önemli bir markalaşma fırsatı bulunduğunu belirten Eriman, bundan sonraki süreçte yalnızca coğrafi işaret sayısını artırmanın yeterli olmayacağını, mevcut değerlerin ekonomik ve kültürel potansiyelini büyütecek stratejilerin de geliştirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Eriman, Türkiye'nin yerel ürünleri coğrafi işaretlerle koruması, fikri mülkiyet haklarıyla güvence altına alması, tasarımla farklılaştırması ve güçlü marka hikâyeleriyle uluslararası pazarlara taşıması gerektiğini belirtti.</p>

<p>Eriman sözlerini şöyle tamamladı: “Ürünlerimizi coğrafi işaretle koruyalım, fikri mülkiyetle güvence altına alalım, tasarımla farklılaştıralım, hikâyeyle anlamlandıralım ve güçlü markalarla dünyaya taşıyalım. Türkiye’nin bundan sonraki hedefi yalnızca kendi değerlerini korumak değil, o değerlerin küresel ekonomik karşılığını da kendi markalarıyla yaratmak olmalı. Artık hammaddemizi değil, markalarımızı konuşturma zamanıdır.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/markiz-patent-genel-muduru-orhan-eriman-turkiyenin-hammaddesi-baskasinin-markasi-oluyor</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 13:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/08/orhan-eriman.jpeg" type="image/jpeg" length="82357"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tera’dan 40 Milyar TL’lik Sermaye Hamlesi]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/teradan-40-milyar-tllik-sermaye-hamlesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/teradan-40-milyar-tllik-sermaye-hamlesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Sermaye piyasalarında şirketlerin sermaye yapısını güçlendirmeye yönelik adımlar hız kazanırken, Tera’dan dikkat çeken bir karar geldi. Şirket, 40 milyon TL olan kayıtlı sermaye tavanını 1000 kat artırarak 40 milyar TL’ye yükseltmek için SPK’ya başvurma kararı aldı. Tera ayrıca ödenmiş sermayesini 150 milyon TL’den 4 milyar TL’ye çıkaracak.</strong></p>

<p>Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) sermaye yeterliliğine ilişkin düzenlemelerinin ardından sermaye piyasalarında dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Tera yönetimi, şirketin gelecekteki sermaye ihtiyaçlarına yönelik kapsamlı bir artış planını gündeme aldı.</p>

<p>Şirket yönetim kurulunun 29 Ağustos 2026 tarihinde aldığı karara göre, mevcut 40 milyon TL’lik kayıtlı sermaye tavanının 40 milyar TL’ye yükseltilmesi amacıyla SPK’ya başvurulacak.</p>

<p>Söz konusu değişiklik gerçekleşirse Tera’nın kayıtlı sermaye tavanı tam 1000 kat artırılmış olacak.</p>

<p><strong>SPK’nın 500 milyon TL’lik sermaye kriterinin ardından geldi</strong></p>

<p>Tera’nın hamlesinin zamanlaması da dikkat çekiyor. SPK’nın portföy yönetim şirketlerine yönelik sermaye kriterlerini yeniden düzenleyerek bazı şirketler açısından sermaye yükümlülüklerini 500 milyon TL seviyesine kadar çıkardığı bir dönemde Tera, çok daha yüksek bir kayıtlı sermaye tavanı belirlemeyi tercih etti.</p>

<p>40 milyar TL’lik yeni tavan, söz konusu 500 milyon TL'lik seviyenin 80 katına denk geliyor.</p>

<p>Ancak kayıtlı sermaye tavanının 40 milyar TL’ye yükseltilmesi, Tera’nın bu tutarda bir sermaye artırımını bugün gerçekleştireceği anlamına gelmiyor. Düzenleme, şirket yönetimine gelecekte yapılabilecek sermaye artırımları açısından daha geniş bir hareket alanı sağlıyor.</p>

<p><strong>Ödenmiş sermaye 4 milyar TL’ye çıkacak</strong></p>

<p>Tera’nın sermaye planındaki ikinci önemli adım ise ödenmiş sermayeye ilişkin.</p>

<p>Yönetim kurulunun aynı toplantıda aldığı kararla, şirketin mevcut 150 milyon TL olan ödenmiş sermayesinin 4 milyar TL’ye yükseltilmesi planlanıyor.</p>

<p>Bu değişiklik, ödenmiş sermayede yaklaşık 26,7 katlık bir artış anlamına geliyor.</p>

<p>Böylece Tera bir yandan gelecekteki sermaye artırımları için 40 milyar TL’lik geniş bir tavan oluştururken, diğer yandan mevcut ödenmiş sermayesini de önemli ölçüde artırmaya hazırlanıyor.</p>

<p><strong>40 milyar TL’lik tavan ne anlama geliyor?</strong></p>

<p>Kayıtlı sermaye tavanı ile ödenmiş sermayenin birbirinden farklı kavramlar olması nedeniyle, 40 milyar TL’lik tavanın doğrudan şirket kasasına girecek bir kaynak olarak değerlendirilmemesi gerekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kayıtlı sermaye tavanının yükseltilmesi, şirketin ilerleyen dönemde gerekli görmesi halinde belirlenen limit dahilinde sermaye artırımlarını daha kolay gerçekleştirebilmesine imkan sağlıyor.</p>

<p>Bu nedenle Tera’nın kararı, yalnızca teknik bir esas sözleşme değişikliği olarak değil, şirketin gelecekteki büyüme, yatırım ve sermaye yapılanmasına ilişkin önemli bir hazırlık olarak da değerlendiriliyor.</p>

<p><strong>Gözler SPK’nın kararında</strong></p>

<p>Tera’nın 40 milyar TL’lik kayıtlı sermaye tavanı için öncelikle SPK’nın uygun görüşü gerekiyor. Kurulun değerlendirmesinin ardından sürecin diğer aşamalarına geçilmesi bekleniyor.</p>

<p>Sermaye piyasalarında şirketlerin mali yapılarının güçlendirilmesine yönelik düzenlemelerin öne çıktığı bir dönemde Tera’nın aldığı karar, özellikle rakamın büyüklüğü nedeniyle dikkat çekti.</p>

<p>SPK’nın sermaye kriterlerinde çıtayı yukarı taşıdığı süreçte Tera, kayıtlı sermaye tavanını 40 milyar TL’ye çıkararak gelecekteki sermaye ihtiyaçları için oldukça geniş bir alan açmayı hedefliyor. Şimdi piyasanın odağında SPK’nın bu başvuruya vereceği yanıt bulunuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ŞİRKET HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/teradan-40-milyar-tllik-sermaye-hamlesi</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 13:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-31-at-121900-pm.jpeg" type="image/jpeg" length="12863"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ticaret Bakanı Ömer Bolat: GSYH İkinci Çeyrekte Yüzde 2,3 Arttı]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/ticaret-bakani-omer-bolat-gsyh-ikinci-ceyrekte-yuzde-23-artti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/ticaret-bakani-omer-bolat-gsyh-ikinci-ceyrekte-yuzde-23-artti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye ekonomisinin 2026 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 2,3 büyüdüğünü belirterek, ekonominin üst üste 24 çeyrektir büyüme kaydettiğini açıkladı. İlk yarıdaki büyüme yüzde 2,5 olurken, yıllıklandırılmış GSYH 1 trilyon 706 milyar dolarla tarihi zirveye ulaştı.</strong></p>

<p>Ticaret Bakanı Ömer Bolat, 2026 yılı ikinci çeyrek Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verilerine ilişkin değerlendirmesinde, Türkiye ekonomisinin küresel belirsizliklerin ve jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde büyüme performansını sürdürdüğünü ifade etti.</p>

<p>Türkiye ekonomisi, 2026 yılının ikinci çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2,3 büyüdü. Böylece ekonomide kesintisiz büyüme dönemi 24 çeyreğe, yani 6 yıla ulaştı. Yılın ilk çeyreğinde büyüme oranı yüzde 2,6 olarak gerçekleşmişti.</p>

<p>2026'nın ilk altı ayında ekonomideki büyüme oranı ise yüzde 2,5 oldu.</p>

<p><strong>Yıllıklandırılmış GSYH 1,7 trilyon doları aştı</strong></p>

<p>Bakan Bolat'ın verdiği bilgilere göre, 2026 yılının ikinci çeyreği itibarıyla yıllıklandırılmış GSYH 1 trilyon 706 milyar dolara yükseldi. Böylece Türkiye ekonomisinin cari fiyatlarla milli geliri tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı.</p>

<p>Türkiye'nin cari fiyatlarla GSYH'si 2021'de 828 milyar dolar, 2022'de 925 milyar dolar, 2023'te 1 trilyon 153 milyar dolar ve 2024'te 1 trilyon 361 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmişti. 2025 yılında ise 1 trilyon 602 milyar dolara ulaşarak rekor kırmıştı.</p>

<p><strong>Büyümeye en büyük katkı özel tüketimden</strong></p>

<p>2026 yılının ikinci çeyreğinde ekonomik büyümeye en yüksek katkı özel tüketim harcamalarından geldi. Özel tüketim büyümeye 2,3 puan katkı sağladı.</p>

<p>Yatırım harcamaları da büyümeyi desteklemeyi sürdürdü. İkinci çeyrekte yatırımlar yüzde 0,6 artarken, büyümeye 0,2 puan katkıda bulundu. Böylece yatırımların büyümeye pozitif katkısı yedi çeyrektir kesintisiz devam etti.</p>

<p>Kamu kesimi harcamalarının büyümeye katkısı ise -0,2 puan oldu.</p>

<p>Mal ve hizmet ithalatındaki yüzde 6,4'lük düşüşün etkisiyle net mal ve hizmet ihracatı da büyümeye pozitif katkı verdi. İkinci çeyrekte yüzde 2,3 olarak gerçekleşen büyümenin 0,6 puanı net ihracattan geldi.</p>

<p>Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi ise yılın ikinci çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yüzde 1,1 arttı.</p>

<p><strong>Hizmetler, sanayi ve tarım büyümeyi destekledi</strong></p>

<p>Üretim tarafında hizmetler sektörü, büyümeye en yüksek katkıyı sağlayan sektör oldu. Hizmetlerde katma değer ikinci çeyrekte yüzde 2,1 artarken, büyümeye katkısı 1,3 puan olarak gerçekleşti.</p>

<p>Sanayi sektöründe üretim yüzde 2,4 yükseldi ve büyümeye 0,5 puan katkı sağladı.</p>

<p>Elverişli hava koşullarının da desteğiyle tarım sektöründe üretim yüzde 13,3 arttı. Tarımın büyümeye katkısı 0,5 puan oldu.</p>

<p>İnşaat sektöründe ise katma değer yüzde 1,9 geriledi ve büyümeye -0,1 puan katkı verdi.</p>

<p><strong>Türkiye ekonomisi son yıllarda büyümesini sürdürdü</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye ekonomisi, pandemi döneminde de büyüme performansını korudu. Ekonomi 2020'de yüzde 1,8, 2021'de yüzde 11,8, 2022'de yüzde 5,4, 2023'te yüzde 5,0, 2024'te yüzde 3,5 ve 2025'te yüzde 3,7 büyüdü.</p>

<p>Bakan Bolat, 2026 yılının ilk yarısında kaydedilen yüzde 2,5'lik büyümenin küresel ölçekte zorlu ekonomik koşulların ve jeopolitik risklerin yoğunlaştığı bir dönemde Türkiye ekonomisinin dayanıklılığını ortaya koyduğunu belirtti.</p>

<p><strong>Cari açık tarihsel ortalamanın altında</strong></p>

<p>Küresel belirsizliklere ve jeopolitik gelişmelere rağmen Türkiye'nin cari işlemler dengesindeki görünümün dengeli seyrini koruduğu belirtildi.</p>

<p>2026 yılının ikinci çeyreği itibarıyla yıllıklandırılmış cari işlemler açığının milli gelire oranı yüzde 2,3 seviyesinde gerçekleşti. Bu oran, 2002-2025 dönemindeki yüzde 3,4'lük tarihsel ortalamanın altında kaldı.</p>

<p>2025 yılında cari işlemler açığının GSYH'ye oranı yüzde 1,9 olarak gerçekleşmişti. Bu oran 2022'de yüzde 5,0, 2023'te yüzde 3,6 ve 2024'te yüzde 1,0 seviyesindeydi.</p>

<p>Ayrıca 2026 yılının ikinci çeyreğinde dış ticaret açığının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8,8, cari işlemler açığının ise yüzde 7,7 azaldığı bildirildi.</p>

<p><strong>Kişi başına gelir 18 bin 103 dolarla rekor kırdı</strong></p>

<p>Türkiye'de kişi başına düşen milli gelir de son yıllarda yükselişini sürdürdü. Kişi başına milli gelir 2022'de 10 bin 434 dolar, 2023'te 13 bin 8 dolar ve 2024'te 15 bin 356 dolar olarak gerçekleşirken, 2025 yılında 18 bin 103 dolarla tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı.</p>

<p>İş gücü piyasasında da olumlu görünüm devam etti. Temmuz 2026'da işsizlik oranı yüzde 8,1 olarak gerçekleşirken, işsizlik oranının son 39 aydır yüzde 10'un altında kaldığı belirtildi.</p>

<p><strong>İhracat hedefi 410 milyar dolar</strong></p>

<p>Ticaret Bakanı Ömer Bolat, büyüme performansının güçlendirilmesi ve dış ticaretin desteklenmesi amacıyla çalışmaların sürdürüleceğini ifade etti.</p>

<p>Bakanlık, 2026 yılı sonunda mal ihracatında 282 milyar doların üzerinde bir performansa ulaşmayı hedefliyor. Mal ve hizmet ihracatında ise yıl sonu hedefi 410 milyar dolar olarak açıklandı.</p>

<p>Bolat, üretimde verimlilik odaklı dönüşümün ve rekabet gücünü artırmaya yönelik yapısal reformların sürdürülmesiyle Türkiye ekonomisinin büyüme kapasitesinin daha da yukarı taşınmasının amaçlandığını belirtti.</p>

<p>Bakan Bolat, küresel ekonomik ve jeopolitik koşullardaki zorluklara rağmen Türkiye ekonomisinin büyüme ivmesini koruduğunu vurgulayarak, ihracat ve cari denge başta olmak üzere ekonominin temel göstergelerindeki olumlu görünümün güçlendirilmesi için çalışmaların devam edeceğini kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/ticaret-bakani-omer-bolat-gsyh-ikinci-ceyrekte-yuzde-23-artti</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/05/ticaret-1516682.jpg" type="image/jpeg" length="58013"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Plastik Atık Çalıştayı İstanbul’da Başladı]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/turkiye-plastik-atik-calistayi-istanbulda-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/turkiye-plastik-atik-calistayi-istanbulda-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Sıfır Atık Vakfı tarafından düzenlenen Türkiye Plastik Atık Çalıştayı, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un katılımıyla İstanbul’da başladı. Çalıştayda, plastik kirliliğinin önlenmesi, atıkların azaltılması ve döngüsel ekonominin güçlendirilmesine yönelik politika ve çözüm önerileri ele alınıyor.</strong></p>

<p>“Atığı Azaltan, Kirliliği Önleyen Türkiye: Temiz Çevre, Güçlü Ekonomi, Güvenli Gıda, Sağlıklı Nesiller” temasıyla düzenlenen Türkiye Plastik Atık Çalıştayı, kamu, özel sektör, akademi, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarını aynı platformda buluşturdu.</p>

<p>Yaklaşık 600 kişinin katıldığı çalıştayın açılışında Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, İstanbul Valisi Davut Gül, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Çetin Ali Dönmez ile Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş konuşma yaptı.</p>

<p>Çalıştay kapsamında plastiklerin yalnızca atık aşaması değil, ham madde temininden ürün tasarımına, üretimden tüketime, yeniden kullanımdan toplama ve geri dönüşüme kadar tüm yaşam döngüsü değerlendirilecek.</p>

<p><strong>Ersoy: Plastik atık küresel ölçekte önemli bir tehdit</strong></p>

<p>Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, dünyanın önemli dönüşümlerin yaşandığı bir dönemden geçtiğini belirterek çevre kirliliği, atık sorunu ve iklim krizinin insanlığın karşı karşıya olduğu temel tehditler arasında bulunduğunu söyledi.</p>

<p>Plastik kullanımındaki artışın çevre üzerindeki baskıyı giderek artırdığına dikkat çeken Ersoy, küresel ölçekte plastik atık yönetiminde ortak standartların geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Plastik üretiminin son 70 yıllık dönemde 460 milyon tonun üzerine çıktığını belirten Ersoy, plastik atık miktarının da 353 milyon tona ulaştığını söyledi. Ersoy, plastik atıkların yalnızca yüzde 9’unun nihai olarak geri dönüştürüldüğünü, önemli bir bölümünün ise yakıldığını, depolandığını veya çevreye karıştığını dile getirdi.</p>

<p>Türkiye’nin de plastik atık yönetimi konusunda ilerlemesi gereken alanlar bulunduğunu belirten Ersoy, alternatif malzemelerin geliştirilmesi ve ikincil ham madde kullanımının artırılması dahil olmak üzere plastik döngüsünün bütün aşamalarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Ersoy, Sıfır Atık yaklaşımının Türkiye’de gelişmesine katkı sağlayan Emine Erdoğan’a da teşekkür etti.</p>

<p><strong>Ağırbaş: Plastik sorununu Türkiye’nin tamamıyla birlikte ele almalıyız</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş ise plastiklerin tamamen hayatımızdan çıkarılmasının değil, nerede ve ne ölçüde kullanıldığının ve kullanım sonrasında nasıl yönetildiğinin asıl mesele olduğunu söyledi.</p>

<p>Plastik kirliliğinin yalnızca denizler ve kıyılarla sınırlı olmadığını belirten Ağırbaş, tarımdan turizme, sanayiden ulaşıma kadar birçok alanda plastik atıklarla karşılaşıldığını ifade etti.</p>

<p>Ağırbaş, “Plastik meselesini Türkiye’nin tamamını kapsayan bir şekilde ele almak zorundayız” diyerek, çözüm için bütün plastik döngüsünün birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Çalıştay öncesinde Adana, Mersin, Muğla ve Antalya’da kamu kurumları, yerel yönetimler, üniversiteler, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarıyla görüşmeler gerçekleştirildiğini belirten Ağırbaş, sahadaki sorunların bu toplantılardan elde edilen bilgilerle çalıştaya taşındığını aktardı.</p>

<p><strong>Plastik atık ithalatı ve yaptırımlar da gündemde</strong></p>

<p>Plastik atık yönetiminde Türkiye’nin öncelikle kendi atığını etkin biçimde toplaması ve ekonomiye kazandırması gerektiğine dikkat çeken Ağırbaş, dışarıdan atık ithalatının da sonuçlarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Mevzuat ve denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini ifade eden Ağırbaş, ihtiyaç halinde plastik atık ithalatının sınırlandırılması veya yasaklanması gibi seçeneklerin de tartışılabileceğini belirtti. Çevreyi plastik atıklarla kirletenlere yönelik daha ağır yaptırımların uygulanmasının da gündeme alınabileceğini kaydetti.</p>

<p>Plastiklerin su yolları aracılığıyla farklı bölgelere ve ülkelere taşınabildiğini, zaman içerisinde mikroplastiklere dönüşebildiğini ifade eden Ağırbaş, plastik kirliliğinin çevre sorununun ötesinde gıda güvenliği, insan sağlığı, iklim ve ekonomi açısından da değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p><strong>15 tematik masada çözüm önerileri geliştirilecek</strong></p>

<p>İki gün sürecek çalıştayda plastik döngüsü; atık, kirlilik, çevre, ekonomi, gıda güvenliği ve insan sağlığı olmak üzere altı temel başlık üzerinden değerlendirilecek.</p>

<p>Çalışmalar dört ana tematik blok altında oluşturulan 15 masada yürütülecek.</p>

<p>İlk blokta plastik üretimi, tasarım ve ekonomik dönüşüm kapsamında sürdürülebilir ham madde, eko-tasarım, sürdürülebilir ambalajlar, kaynak verimliliği, temiz üretim, endüstriyel simbiyoz ve yeşil dönüşüm konuları ele alınacak.</p>

<p>İkinci blokta plastik tüketimi, atık ve kirlilik başlıkları öne çıkacak. Tek kullanımlık plastikler, yeniden kullanım sistemleri, atıkların toplanması ve geri dönüşümü, turizm ve toplu yaşam alanlarında plastik yönetimi ile deniz ve iç sulardaki plastik kirliliği değerlendirilecek.</p>

<p>Üçüncü blokta plastiklerin gıda güvenliği, insan sağlığı ve toplumsal dönüşüm üzerindeki etkileri incelenecek. Tarımda plastik kullanımı, mikroplastikler, mikro ve nanoplastiklerin insan sağlığına etkileri, maruziyet ve risk değerlendirmesi ile toplumsal farkındalık konuları masaya yatırılacak.</p>

<p>Dördüncü blokta ise yönetişim, finansman, veri ve gelecek vizyonu ele alınacak. Mevzuat ve denetim, yeşil finansman, yatırım mekanizmaları, veri ve izleme sistemleri, dijital dönüşüm, 2053 Türkiye Plastik Vizyonu ve uluslararası iş birliği başlıkları değerlendirilecek.</p>

<p><strong>COP31 sürecine katkı sağlaması bekleniyor</strong></p>

<p>Türkiye’nin 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde ev sahipliği yapacağı COP31 öncesinde gerçekleştirilen çalıştayın, ülkenin plastik kirliliğiyle mücadele yaklaşımının güçlendirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor.</p>

<p>Çalıştaydan elde edilecek görüş ve öneriler doğrultusunda Tematik Masa Raporları, Türkiye Plastik Döngüsü Sonuç Raporu ve Sonuç Bildirisi hazırlanacak. Ayrıca ilgili kurumların görev alanlarına yönelik Bakanlık Bazlı Politika ve Değerlendirme Raporlarının oluşturulması planlanıyor.</p>

<p>Çalıştayın çıktılarının ulusal mevzuat ve strateji belgelerine katkı sağlaması, kurumlar arasındaki iş birliğini güçlendirmesi ve 2053 Türkiye Plastik Vizyonu doğrultusunda uygulanabilir bir yol haritasının oluşturulmasına zemin hazırlaması amaçlanıyor.</p>

<p>Çok paydaşlı bir anlayışla düzenlenen Türkiye Plastik Atık Çalıştayı ile Türkiye’nin plastik kullanımını ve atık yönetimini yeniden ele alarak çevresel hedefleri ekonomik ve toplumsal politikalarla birlikte değerlendiren uzun vadeli bir yaklaşım ortaya koyması hedefleniyor.</p>

<p>İstersen bunu ayrıca daha kısa bir internet haberi, SEO uyumlu haber metni veya ajans haberi formatında (başlık-spot-gövde) yeniden hazırlayabilirim.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/turkiye-plastik-atik-calistayi-istanbulda-basladi</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 12:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/08/r-d-v06171-j-p-g.jpeg" type="image/jpeg" length="25934"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Spk çıtayı 500 milyona çekti… Tera’dan 40 milyar TL’lik hamle]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/spk-citayi-500-milyona-cekti-teradan-40-milyar-tllik-hamle</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/spk-citayi-500-milyona-cekti-teradan-40-milyar-tllik-hamle" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Sermaye piyasalarında dikkat çeken yeni bir dönem başlıyor. SPK’nın sermaye şartlarını yukarı yönlü revize etmesinin ardından Tera’dan önemli bir karar geldi. Şirket, kayıtlı sermaye tavanını 1000 kat artırarak 40 milyar TL’ye yükseltmek için harekete geçerken, ödenmiş sermayesini de 4 milyar TL’ye çıkarma kararı aldı. Sermaye piyasalarında dengeleri değiştirebilecek yeni bir süreç başladı.</strong></p>

<p>Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) sektörde şirketlerin sermaye yapılarını güçlendirmeye yönelik attığı adımların ardından Tera’dan dikkat çekici bir hamle geldi. Şirketin Yönetim Kurulu, 29 Ağustos 2026 tarihinde aldığı kararla mevcut 40 milyon TL seviyesindeki kayıtlı sermaye tavanının 40 milyar TL’ye yükseltilmesi için SPK’ya başvurma kararı aldı.</p>

<p>Ortaya çıkan rakam ise oldukça çarpıcı. Tera, 40 milyon TL olan kayıtlı sermaye tavanını 40 milyar TL’ye çıkararak bu limiti tam <strong>1000 kat artırmaya</strong> hazırlanıyor.</p>

<p><strong>SPK 500 MİLYON TL DEDİ, TERA 40 MİLYAR TL’LİK ALAN AÇTI</strong></p>

<p>Kararın zamanlaması da sermaye piyasaları açısından önem taşıyor. SPK’nın portföy yönetim şirketlerine yönelik sermaye kriterlerini yeniden düzenleyerek bazı alanlarda 500 milyon TL’ye kadar ulaşan yeni sermaye yükümlülükleri getirdiği bir dönemde, Tera’nın çok daha yüksek bir kayıtlı sermaye tavanı belirleme kararı piyasaların dikkatini çekti.</p>

<p>Şirket, yalnızca yeni sermaye kriterlerine uyum sağlayacak bir artışla yetinmedi. Gelecekte yapılabilecek sermaye artırımları için geniş bir hareket alanı oluşturmayı hedefleyerek kayıtlı sermaye tavanını 40 milyar TL seviyesine taşımayı planladı. Bu tutar, 500 milyon TL’nin tam <strong>80 katına</strong> denk geliyor.</p>

<p><strong>İKİNCİ ADIM: ÖDENMİŞ SERMAYE 4 MİLYAR TL’YE ÇIKIYOR</strong></p>

<p>Tera’nın aldığı kararlar kayıtlı sermaye tavanıyla da sınırlı kalmadı. Yönetim Kurulu, aynı toplantıda ikinci önemli sermaye hamlesine de imza attı.</p>

<p>Şirketin halen 150 milyon TL olan ödenmiş sermayesinin 4 milyar TL’ye yükseltilmesine karar verildi. Böylece Tera’nın ödenmiş sermayesinde yaklaşık <strong>26,7 katlık</strong> bir artış gündeme gelmiş oldu.</p>

<p><strong>TERA NEYE HAZIRLANIYOR?</strong></p>

<p>Kararın ardından piyasalardaki temel soru ise Tera’nın neden 40 milyar TL’lik bir kayıtlı sermaye tavanına ihtiyaç duyduğu oldu.</p>

<p>Kayıtlı sermaye tavanının yükseltilmesi, şirketin kasasına bugün itibarıyla 40 milyar TL gireceği anlamına gelmiyor. Ancak bu adım, şirket yönetimine ilerleyen dönemlerde gerçekleştirilebilecek sermaye artırımları konusunda çok daha geniş bir hareket alanı sağlıyor.</p>

<p>Bu nedenle söz konusu karar, yalnızca teknik bir esas sözleşme değişikliği olarak değil, şirketin önümüzdeki döneme ilişkin büyüme ve finansal kapasite hedeflerine yönelik önemli bir mesaj olarak da değerlendiriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Üstelik bu yöndeki ilk somut adım da ortaya konmuş durumda. Tera, ödenmiş sermayesini 150 milyon TL’den 4 milyar TL’ye yükseltmeyi planlıyor.</p>

<p><strong>GÖZLER ŞİMDİ SPK’NIN KARARINDA</strong></p>

<p>Sürecin ilk aşamasında Tera, 40 milyar TL’lik kayıtlı sermaye tavanı için SPK’dan uygun görüş talep edecek.</p>

<p>Sermaye piyasalarında şirketlerin mali yapılarının güçlendirilmesinin gündemde olduğu ve SPK’nın sermaye kriterlerini yukarı taşıdığı bir dönemde gelen Tera’nın kararı, ulaştığı ölçek itibarıyla dikkat çekiyor.</p>

<p>SPK sermaye çıtasını yükseltti. Tera ise çok daha geniş bir alan açmayı tercih etti: <strong>40 milyar TL.</strong></p>

<p>Şimdi sermaye piyasalarının gözü, Tera’nın başvurusuna ilişkin SPK’dan gelecek kararda.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ŞİRKET HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/spk-citayi-500-milyona-cekti-teradan-40-milyar-tllik-hamle</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 11:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-30-at-023938.jpeg" type="image/jpeg" length="58602"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[COP31 Antalya, Türkiye’nin en büyük fuar alanına dönüşecek]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/cop31-antalya-turkiyenin-en-buyuk-fuar-alanina-donusecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/cop31-antalya-turkiyenin-en-buyuk-fuar-alanina-donusecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Antalya Valisi Hulusi Şahin, COP31 organizasyonunun tamamlanmasının ardından Antalya’daki alanın Türkiye’nin en büyük fuar merkezi olarak kullanılacağını açıkladı. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’na (COP31) ev sahipliği yapacak Antalya’nın, organizasyonun ardından Türkiye’nin en büyük fuar alanlarından birine kavuşacağı bildirildi.</strong></p>

<p>Antalya Valisi Hulusi Şahin, COP31 kapsamında yürütülen çalışmaların tamamlanmasının ardından alanın fuar merkezi olarak değerlendirileceğini söyledi.</p>

<p>EXPO Antalya 2016 alanının adının COP31 Antalya olarak değiştirildiğini belirten Vali Şahin, bölgede kapsamlı bir inşaat ve dönüşüm çalışmasının sürdüğünü ifade etti. Çalışmaların Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yürütüldüğünü belirten Şahin, kalıcı ve yarı kalıcı yapıların yanı sıra pavilyonların inşa edildiğini, EXPO döneminden kalan binaların ise restore edilerek yeni işlevler kazandırıldığını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şahin, çalışmaların tamamlanması ve COP31 organizasyonunun sona ermesinin ardından alanın geleceğine ilişkin sorunun da yanıt bulacağını belirterek, şunları kaydetti:</p>

<p>“COP31 Antalya alanında kalıcı ve yarı kalıcı unsurlar, pavilyonlar ile EXPO döneminden kalan binaların restorasyonu ve fonksiyon değişikliği faaliyetleri hummalı bir şekilde devam ediyor. Bütün bunlar tamamlandığında ve COP31’i gerçekleştirdikten sonra bu alanların ne olacağı önemli bir soru. Bu sorunun cevabı ise Türkiye’nin en büyük fuar alanı olacak. Antalya, COP31 sayesinde EXPO alanını önemli bir fuar merkezi olarak kazanmış olacak.”</p>

<p><strong>Fuar alanı için iki bakanlıktan mutabakat</strong></p>

<p>BM İklim Değişikliği Konferansı’nın ardından Antalya’nın Türkiye’nin en büyük fuar merkezlerinden birine kavuşacağını belirten Vali Hulusi Şahin, alanın gelecekteki işletilmesine ilişkin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı arasında fikir birliğine varıldığını söyledi.</p>

<p>Şahin, alanın Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından oluşturulacak bir yapı veya şirket aracılığıyla işletilmesinin planlandığını belirterek, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Kültür ve Turizm Bakanlığımızın kuracağı bir yapıyla, bir şirket marifetiyle, aynı Turizm Geliştirme Ajansı gibi, belki TGA’nın da altında, buranın işletilmesi üstlenilecek. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız ile Kültür ve Turizm Bakanlığımız bu konuda mutabakata ve fikir birliğine vardı. Bu aslında önemli bir müjde. Sayın Bakanımızın detayları kamuoyuyla paylaşacağını düşünüyorum.”</p>

<p><strong>Bin 100 dönümlük dev alan</strong></p>

<p>COP31 Antalya’nın, daha önce EXPO Antalya 2016’ya ev sahipliği yapan bin 100 dönümlük geniş bir alan üzerinde kurulu olduğunu vurgulayan Şahin, fuar alanı olarak kullanılacak kapalı ve açık alanların önemli bir kapasiteye sahip olacağını söyledi.</p>

<p>Şahin, “Burası bin 100 dönümlük çok büyük bir alan. Bu alan içerisinde bize verilecek kapalı ve açık alanlar toplamda yaklaşık 80 bin metrekareyi bulacak. Burada yalnızca kapalı alanlardan bahsediyorum. Açık alanlarla birlikte toplam kullanım alanı çok daha büyük olacak” dedi.</p>

<p>COP31 Antalya alanı ile diğer etkinlik ve organizasyonların maliyetlerine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Vali Şahin, yatırımların yüksek bir maliyet gerektirdiğini ancak sağlayacağı ekonomik ve sosyal katkının çok daha büyük olacağını ifade etti.</p>

<p>Şahin, “Maliyetlerle değil, yapılan harcamalarla ilgileniyoruz. Ancak şunu söyleyebilirim ki maliyetler yüksek olsa da getirisi de oldukça fazla olacak. Sağlanacak katkının, yapılan maliyetleri aşması mümkün” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>FUAR HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/cop31-antalya-turkiyenin-en-buyuk-fuar-alanina-donusecek</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 11:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/08/cop31-antalya-turkiyenin-en-buyuk-fuar-alani-olacak-1788038425.jpeg" type="image/jpeg" length="34933"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Samsung'dan Katlanabilir Telefon Seçme Rehberi]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/samsungdan-katlanabilir-telefon-secme-rehberi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/samsungdan-katlanabilir-telefon-secme-rehberi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Yeni bir akıllı telefon satın alırken teknik özelliklerin yanı sıra kullanım alışkanlıkları da belirleyici oluyor. Samsung, yeni Galaxy Z serisi rehberiyle katlanabilir telefon tercihinin yalnızca ekran boyutuna göre değil, kullanıcıların yaşam tarzı, çalışma biçimi ve günlük ihtiyaçları doğrultusunda yapılması gerektiğine dikkat çekiyor.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yeni bir telefon satın alma sürecinde kullanıcıların büyük bölümü teknik özellikleri karşılaştırıyor, inceleme videolarını takip ediyor ve cihazların puanlamalarını değerlendiriyor. Ancak doğru telefon seçimi, yalnızca teknik veriler üzerinden değil, cihazın günlük hayatta ne şekilde kullanıldığı üzerinden de değerlendirilmeli. Bu yaklaşımla hazırlanan Yeni Galaxy Z Serisi Rehberi, kullanıcıları “En iyi telefon hangisi?” sorusundan ziyade “Benim ihtiyaçlarıma en uygun telefon hangisi?” sorusuna odaklanmaya yönlendiriyor.</p>

<p>Samsung’un yeni Galaxy Z serisi; Galaxy Z Fold8 Ultra, Galaxy Z Fold8 ve Galaxy Z Flip8 modelleriyle farklı kullanıcı alışkanlıklarına yönelik üç farklı deneyim sunuyor. Büyük ekran üzerinden içerik tüketmeyi tercih edenlerden telefonunu üretkenlik ve çalışma aracı olarak kullananlara, gün içinde daha hafif ve kompakt bir cihaz arayanlara kadar farklı ihtiyaçlara cevap veren bu yaklaşım, katlanabilir telefon deneyimini kişiselleştiriyor.</p>

<p>İçerik izlemeyi, okumayı ve oyun oynamayı önceliklendiren kullanıcılar için Galaxy Z Fold8 geniş ekran avantajı sunarken, çoklu görev, üretkenlik ve profesyonel kullanım ihtiyaçları Galaxy Z Fold8 Ultra’nın öne çıkan özellikleri arasında bulunuyor. Daha hareketli bir yaşam tarzını benimseyen ve gün boyunca telefonunu pratik biçimde kullanmak isteyenler için geliştirilen Galaxy Z Flip8 ise cebe kolayca sığan kompakt tasarımı, hızlı etkileşim imkânı sağlayan özellikleri ve kamera deneyimiyle öne çıkıyor.</p>

<p>Samsung’a göre katlanabilir telefonlarda doğru seçim, herkes için tek bir modelin öne çıkmasından ziyade, her kullanıcının kendi yaşam tarzına ve ihtiyaçlarına uygun deneyimi bulabilmesiyle mümkün oluyor. Yeni Galaxy Z serisi de farklı beklentilere yönelik tasarımları, Galaxy AI destekli yapay zekâ özellikleri ve çeşitli kullanım senaryolarına göre şekillenen yapısıyla bu yaklaşımı ortaya koyuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ŞİRKET HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/samsungdan-katlanabilir-telefon-secme-rehberi</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 14:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/08/s-a-m-s-u-n-g.png" type="image/jpeg" length="71882"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Azade Köker’in “Stolon” Sergisi Zilberman Berlin’de]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/azade-kokerin-stolon-sergisi-zilberman-berlinde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/azade-kokerin-stolon-sergisi-zilberman-berlinde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Çağdaş sanatın önde gelen isimlerinden Azade Köker’in bağlar, kırılganlık ve dönüşüm kavramlarını merkezine alan kişisel sergisi “Stolon”, 8 Eylül–14 Kasım 2026 tarihleri arasında Zilberman Berlin’de ziyaretçilerini ağırlıyor. Sanatçının izleyiciyle ilk kez buluşacak yeni çalışmalarından oluşan sergide Köker, kâğıt, tel ve ışığı bir araya getirerek oluşturduğu büyük ölçekli enstalasyonlarla insan, doğa ve toplumsal ilişkiler arasındaki görünür ve görünmez bağları mercek altına alıyor.</strong></p>

<p>Tarihsel ve mitolojik referansları güncel meselelerle harmanlayan Köker, “Stolon” kapsamında ilişkilerin nasıl oluştuğunu, zaman içinde nasıl değişerek farklı yönlere doğru yayıldığını ve bu ilişkiler üzerinden nelerin aktarıldığını sorguluyor.</p>

<p>Sergiye adını veren “stolon” kavramı, botanikte ana bitkiden ayrılarak toprak yüzeyinde yatay biçimde ilerleyen ve düğüm noktalarında yeni kökler ve gövdeler meydana getiren dalı ifade ediyor. Yeni bitki kendi yaşamını sürdürebilecek seviyeye gelene dek onu besleyen stolon, bu noktadan sonra görevini tamamlıyor. Doğada mercanların meydana getirdiği ağlarda da benzer yapıların görülmesi, kavramı Köker’in sanat pratiğinde paylaşım, yayılma ve yaşamın devamlılığına dair güçlü bir metafora dönüştürüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Köker, sergide bağların doğasında bulunan çelişkiyi de öne çıkarıyor. Birbirine bağlayan yapılar bir taraftan destek ve dayanışma yaratırken, diğer taraftan tutan, sınırlandıran ve yön veren mekanizmalara dönüşebiliyor. Sanatçı bu ikili durumu, ağların yalnızca düğüm ve kesişim noktalarından değil, bu noktaların arasında oluşan boşluklardan da meydana geldiği düşüncesi üzerinden ele alıyor.</p>

<p>Elliyi aşkın yıllık sanat pratiği boyunca kendini tanımlama, cinsiyet, emek, toplumsal ilişkiler ve insan yaşamının doğayla kurduğu iç içe ilişki gibi konulara tekrar tekrar odaklanan Köker’in malzeme anlayışı da zaman içinde önemli bir değişim geçiriyor. Sanatçının erken dönem çalışmalarındaki ağır terrakota heykellerden günümüzde kullandığı hafif ve geçirgen kâğıt yüzeylere uzanan bu dönüşüm, beden, hafıza ve kırılganlık üzerine yürüttüğü araştırmaların izlerini de taşıyor.</p>

<p>1990’lardan bu yana kâğıdı çalışmalarının merkezine alan Köker, bu malzemeyi geçirgen ve kırılgan bir deri olarak değerlendiriyor. Buruşmuş ve katlanmış yüzeyler üretim sürecinin izlerini korurken, bedenin yerini giderek izleyicinin kendi çağrışımlarıyla tamamlayabileceği hafif ve şeffaf kabuklar alıyor.</p>

<p>Serginin dikkat çeken çalışmalarından biri olan <strong>“Schwankende Säulen / Sallanan Sütunlar”</strong> ise bu yaklaşımı somutlaştırıyor. 2025–2026 tarihli yerleştirme, tel ve epoksiyle biçimlendirilmiş 13 kâğıt sütundan oluşuyor. Eser, kırılganlık hissi veren yapıların birlikte var olma ve birbirlerine destek olma biçimlerini sorgularken, dayanışma ile bağımlılık arasındaki sınırları da düşündürüyor.</p>

<p>Azade Köker’in “Stolon” sergisi, <strong>8 Eylül–14 Kasım 2026</strong> tarihleri arasında <strong>Zilberman Berlin, Goethestr. 82, 10623 Berlin</strong> adresinde ziyaret edilebilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ŞİRKET HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/azade-kokerin-stolon-sergisi-zilberman-berlinde</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 14:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/08/a-z-a.png" type="image/jpeg" length="96668"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yapay Zekâ Lojistiğin Rotasını Çiziyor: 512 Takımdan 10’u Finale Kaldı]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/yapay-zeka-lojistigin-rotasini-ciziyor-512-takimdan-10u-finale-kaldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/yapay-zeka-lojistigin-rotasini-ciziyor-512-takimdan-10u-finale-kaldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>TEKNOFEST kapsamında Hepsiburada tarafından düzenlenen Yapay Zekâ Destekli Lojistik Anahat Optimizasyonu Yarışması’nda, 512 takım ve 1.677 başvuru arasından finale yükselen 10 takım, 29 Ağustos’ta İstanbul’da düzenlenecek finalde mücadele edecek.</strong></p>

<p><strong>Finalist takımlar, daha önce kendileriyle paylaşılmamış veri seti üzerinde yapay zekâ ve makine öğrenmesi destekli modellerini canlı olarak sınayarak, lojistik ağlarda en düşük maliyetle en yüksek verimliliği sağlayacak çözümü geliştirmeye çalışacak.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>512 Takım Yarıştı, 10 Takım Finale Yükseldi</strong></p>

<p>Lojistik sektörünün kritik unsurlarından biri olan anahat taşımacılığında verimliliği artırmayı amaçlayan yarışma, yapay zekâ, makine öğrenmesi ve matematiksel optimizasyon tekniklerini bir araya getiren hibrit çözümlerin geliştirilmesini hedefliyor. Türkiye’de ve yurt dışında eğitim gören üniversite öğrencileri ile yeni mezunların yanı sıra özel sektör temsilcilerinin de katılımına açık olan yarışmaya toplam 512 takım başvurdu ve 1.677 kişi yarışma sürecine dahil oldu. Gerçekleştirilen teknik değerlendirmelerin ardından 10 takım ve 41 yarışmacı finale kalmaya hak kazandı.</p>

<p>Yarışmacılar, günlük olarak değişen kargo taleplerini yapay zekâ ve makine öğrenmesi algoritmalarıyla öngörürken, oluşan talebin mevcut sabit kiralık filo ile esnek spot araç havuzu arasında en düşük maliyetle dağıtılmasını sağlayacak dinamik optimizasyon modelleri geliştiriyor. Bu yaklaşımla, günlük operasyonların manuel olarak yönetilmesinden doğan zaman kayıplarının ve maliyet kaynaklı verimsizliklerin azaltılması hedefleniyor.</p>

<p>Finalistler ayrıca kiralık araç rotaları, spot araç atamaları ve konsolidasyon kararlarını harita tabanlı bir Karar Destek Arayüzü üzerinden görselleştirecek. Böylece yalnızca geliştirilen algoritmaların performansı değil, çözümün gerçek lojistik operasyonlarında karar alma süreçlerine nasıl entegre edilebileceği de değerlendirilecek.</p>

<p>Final değerlendirmesinde takımların canlı veri seti üzerindeki optimizasyon performansı yüzde 40, Dashboard ve görselleştirme başarısı yüzde 20, jüri karşısındaki sunum ve savunma performansı ise yüzde 40 oranında ağırlık taşıyacak. Jüri değerlendirmesinde algoritmaların mimarisi, makine öğrenmesi tabanlı tahminleme başarısı ve değişken kısıtların yönetimi gibi çeşitli teknik kriterler göz önünde bulundurulacak.</p>

<p><strong>Final Heyecanı 29 Ağustos’ta Sancaktepe’de</strong></p>

<p>Yarışmanın final ve sunum etabı, 29 Ağustos’ta İstanbul Sancaktepe’de yer alan Hepsiburada Teknoloji Merkezi’nde fiziksel olarak gerçekleştirilecek. Gün boyunca finalist takımlar, geliştirdikleri çözümleri jüri üyelerine sunarak değerlendirmeye alınacak.</p>

<p><strong>En Başarılı Çözüme 150 Bin TL Ödül</strong></p>

<p>Yarışmada dereceye giren takımları toplam <strong>370 bin TL</strong> değerinde ödül bekliyor. Yarışmanın birincisi <strong>150 bin TL</strong>, ikincisi <strong>120 bin TL</strong>, üçüncüsü ise <strong>100 bin TL</strong> para ödülünün sahibi olacak. Ayrıca finalde dereceye giren takımlara Hepsiburada tarafından hediye çeki de sunulacak.</p>

<p>Yapay zekâ ve veri odaklı teknolojilerin lojistik operasyonlardaki kullanımını yaygınlaştırmayı amaçlayan yarışma, genç teknoloji geliştiricilerine gerçek dünyadaki karmaşık bir operasyon problemine yenilikçi çözümler üretme imkânı sağlıyor. Yarışmacılar aynı zamanda geliştirdikleri modelleri değişken koşullar altında test ederek, yapay zekâ tabanlı çözümlerin lojistik süreçlere nasıl değer katabileceğini deneyimleme fırsatı buluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ŞİRKET HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/yapay-zeka-lojistigin-rotasini-ciziyor-512-takimdan-10u-finale-kaldi</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 14:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/08/1787991202-t-f-2026-anahat-optimizasyonu.jpg" type="image/jpeg" length="28608"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
