<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Fuar Dergisi</title>
    <link>https://www.fuardergisi.com.tr</link>
    <description>Fuar Dergisi, ulusal ve uluslararası fuarlar, sektörel yenilikler ve ekonomi dünyasındaki en önemli gelişmeleri takip eden profesyoneller için kapsamlı analizler, röportajlar ve özel haberler sunar.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.fuardergisi.com.tr/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>"Türkiye'nin ilk ve tek ulusal Fuar, Kongre ve Festival dergisi</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 08 Nov 2026 03:35:28 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakan Kacır Türkçe Büyük Dil Modeli Bilge’nin İlk Versiyonunun Çok Yakında Kullanıma Açılacağını Açıkladı]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/bakan-kacir-turkce-buyuk-dil-modeli-bilgenin-ilk-versiyonunun-cok-yakinda-kullanima-acilacagini-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/bakan-kacir-turkce-buyuk-dil-modeli-bilgenin-ilk-versiyonunun-cok-yakinda-kullanima-acilacagini-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Kendi imkânlarımızla geliştirdiğimiz Türkçe büyük dil modelimiz BİLGE, Türkiye’nin teknolojik egemenliğini tahkim edecek; Türkçemizin zenginliğine ve yerel dinamiklerimize uygun üretken yapay zekâ çözümlerinin geliştirilmesini sağlayacaktır. BİLGE’nin...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Kendi imkânlarımızla geliştirdiğimiz Türkçe büyük dil modelimiz BİLGE, Türkiye’nin teknolojik egemenliğini tahkim edecek; Türkçemizin zenginliğine ve yerel dinamiklerimize uygun üretken yapay zekâ çözümlerinin geliştirilmesini sağlayacaktır. BİLGE’nin ilk versiyonunu çok yakında geliştiricilerimize, araştırmacılarımıza ve girişimlerimize açıyoruz.” dedi.</strong></p>

<p></p>

<p>Bakan Kacır, İstanbul’da düzenlenen TRT World Forum 2026 kapsamında “Yapay Zekâ Çağında Sorumluluğu Yönetmek” başlıklı oturumun açılış konuşmasını gerçekleştirdi. Kacır, uluslararası katılımcılara hitap ederek, küresel teknoloji tekelleşmesi, yapay zekâ etiği, yönetişim eksiklikleri ile Türkiye’nin yapay zekâ alanındaki altyapı, insan kaynağı ve yerli model geliştirme hedefleri hakkında detaylı açıklamalarda bulundu.</p>

<p></p>

<p>Kacır, 2030 yılına kadar 5 milyon vatandaşa okuryazarlık kazandırılacağını ve veri merkezi kapasitesinin 1 gigavata ulaştırılacağını kaydetti.</p>

<p></p>

<p>“Yapay zekâya yetki devredebiliriz ancak sorumluluğu asla devredemeyiz” vurgusu yapanKacır, konuşmasında şunları kaydetti:</p>

<p></p>

<p></p>

<p>İNSANLIK TARİHİNİN YENİ DÖNÜM NOKTASI: Tarih boyunca çığır açan teknolojik atılımlar uygarlığın rotasını temelden değiştirmiştir. Matbaa, bilginin ayrıcalıklı bir azınlığın tekelinden kurtulmasını sağlayarak eğitimi ve fikirlerin serbestçe yayılmasını kökten dönüştürdü. Buhar makinesi, üretim ve ulaşım modellerinde devrim yaratarak modern sanayi ekonomilerinin temel taşlarını döşedi. İnternet ise kıtalar arasında insanları ve pazarları birbirine bağlayarak iletişim kurma, çalışma ve iş yapma biçimlerimizi bütünüyle yeniden tanımladı. Bugün yapay zekâ, insanlığın gelişim tarihindeki bir diğer büyük dönüm noktasını temsil etmektedir. Onlarca yıllık araştırmaların birikimi üzerine inşa edilen, devasa veri hacimleri ve işlem gücüyle beslenen yapay zekâ sistemleri; artık insan dilini anlayabilmekte, karmaşık örüntüleri çözümleyebilmekte, özgün içerikler üretebilmekte ve bir zamanlar yıllarca süren uzmanlık gerektiren zorlu problemleri çözebilmektedir.</p>

<p></p>

<p>İNSAN MUHAKEMESİ VE MAKİNE ÖZERKLİĞİ: Yaşanan bu dönüşümün en derin boyutu, sistemlerin teknik olarak neler başarabildiği ile sınırlı değildir. Asıl dönüşüm, insan muhakemesi ile makine özerkliği arasındaki ilişkinin yeniden tanımlanmasıdır. Yüzyıllar boyunca insan yeteneklerini ileriye taşımak için araçlar geliştirdik. Fakat bugün, yalnızca belirli komutları harfiyen takip eden mekanik araçlardan; görevleri icra ederken belirli bir takdir yetkisi kullanabilen sistemlere doğru evriliyoruz. Bu özerklik alanı genişledikçe önümüze yanıtlanması hayati bir soru çıkmaktadır: Bir yapay zekâ sistemi sınırlarını aştığında, vahim bir hata yaptığında ya da doğrudan zarara sebebiyet verdiğinde ne olacaktır?</p>

<p></p>

<p>“YAPAY ZEKÂYA YETKİ DEVREDEBİLİRİZ ANCAK SORUMLULUĞU DEVREDEMEYİZ”:Siber tehditleri bertaraf etmek üzere görevlendirilen bir yapay zekâ ajanının, meşru yetki sınırlarının dışına çıkarak başka bir kurumun kritik altyapılarına sızdığını tasavvur edin. Ya da saniyenin küçük bir diliminde verilen bir kararın telafisi imkânsız neticeler doğurduğu, ölümlü bir kazaya karışan sürücüsüz bir aracı düşünün. Benzer şekilde, istihdam süreçlerinde kullanılan bir algoritma, eğitildiği geçmiş verilerdeki önyargılı kalıpları kopyalayarak yetkin adayları sistematik biçimde eleyebilir. Tüm bu somut senaryolar, yapay zekâ ne denli gelişirse gelişsin asla vazgeçilmeyecek temel bir ilkeyi karşımıza getirmektedir: Yapay zekâya yetki devredebiliriz, ancak sorumluluğu asla devredemeyiz.</p>

<p></p>

<p>KARA KUTU SİSTEMLER VE ŞEFFAFLIK EKSİKLİĞİ: Gelişmiş yapay zekâ sistemlerinin giderek daha opak, tabiri caizse birer 'kara kutu' gibi çalışması, kişi ve kurumların hesap verebilirliğini her geçen gün zorlaştırmaktadır. Şeffaflık eksikliği sadece algoritmik yapıyla da sınırlı kalmamaktadır. Endüstri; eğitim verileri, bilgi işlem kaynakları, modellerin nasıl kullanıldığı ve bunların toplum üzerindeki etkileri konusunda 'yapısal olarak şeffaflıktan uzak' kalmayı sürdürmektedir.</p>

<p></p>

<p>KÜRESEL İŞLEM GÜCÜ YALNIZCA BEŞ ŞİRKETİN TEKELİNDE: Bu devasa sistemleri inşa etmek için gereken kritik kaynakların belirli odaklarda toplanması meselenin bir diğer endişe verici boyutudur. İleri düzey modeller geliştirmek için elzem olan işlem altyapısı, nitelikli veri ve uzman insan kaynağı, maalesef son derece az sayıda güçlü teknoloji devinin elinde kümelenmiştir. 2025 yılı verilerine baktığımızda, dünyadaki öncü sınır yapay zekâ modellerinin yüzde 90'ından fazlasının endüstri tarafından geliştirildiğini görüyoruz. Küresel düzeydeki yapay zekâ işlem gücünün yaklaşık yüzde 70'i ise bugün yalnızca beş büyük şirketin kontrolündedir. Bu dev şirketlerin aldığı stratejik kararlar; bireylerin bilgiye nasıl ulaştığını, hangi iktisadi fırsatlara erişebildiğini ve dijital mecralarda hangi dillerin, kültürlerin ve değerlerin temsil edileceğini doğrudan tayin etmektedir. Bu boyutta bir teknolojik güç, kaçınılmaz olarak orantılı ve bağlayıcı sorumlulukları da beraberinde getirmek zorundadır.</p>

<p></p>

<p>DEEPFAKE VE DEZENFORMASYON TEHLİKESİ: Ortaya konulan uluslararası gayretlere karşın, yapay zekânın güvenli, adil ve sorumlu bir çerçevede geliştirilmesini güvence altına alacak küresel çapta bağlayıcı bir çerçeve halen tesis edilememiştir. Bu normatif boşluğun bedeli; veri mahremiyetinden algoritmikayrımcılığa, siber güvenlik açıklarından dezenformasyon dalgalarına ve iş gücü piyasalarının sarsılmasına kadar geniş bir alana yayılmaktadır. Kamu güvenine yönelik bu tehdit, deepfake ve yapay zekâ kaynaklı dezenformasyon içeriklerinin yükselişinde açıkça kendini göstermektedir. Bu erozyon, sağlıklı kamusal tartışma zeminini dinamitlemekte ve demokratik kurumların meşruiyetini aşındırmaktadır.</p>

<p></p>

<p>İNSAN ODAKLI VE RİSK TEMELLİ YAKLAŞIM: Hükümetlerin yapay zekânın yönlendirdiği bir çağda net çerçeveler çizmek, etkin denetim mekanizmaları kurmak ve temel hakları teminat altına almak hususunda tartışmasız bir vazifesi bulunmaktadır. Lakin toplumu koruma refleksi ile yenilikçiliği destekleme arzusu birbirine feda edilmemeli, el ele yürümelidir. İnsan odaklı ve risk temelli bir yaklaşım, önümüzdeki yolculuk için en isabetli rotayı çizmektedir. Türkiye’nin meseleye yaklaşımının merkezinde işte bu felsefe yer almaktadır. Ülkemiz için teknoloji asla tek başına bir amaç olmamıştır. Bir teknolojinin gerçek kıymeti; insan hayatına kattıklarıyla, insan onuruna, adalete ve ortak refahın tabana yayılmasına sağladığı somut faydayla ölçülür. Bu vizyonu ete kemiğe büründürmek adına politikalarımızı, kamu-özel yatırımlarımızı ve uluslararası iş birliklerimizi kararlılıkla sürdürüyoruz.</p>

<p></p>

<p>CUMHURBAŞKANIMIZIN LİDERLİĞİNDE GÜÇLÜ EKOSİSTEM: Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde geride bıraktığımız dönemde inşa ettiğimiz güçlü Ar-Ge, inovasyon ve sanayi üretim altyapısı, yapay zekâalanındaki hedeflerimize sağlam bir omurga teşkil etmektedir. TÜBİTAK Yapay zekâ Enstitümüz vasıtasıyla bilimsel yetkinliği reel sektörün ihtiyaçlarıyla entegre ederken, Yapay zekâEkosistem Çağrılarımızla özgün akademik araştırmaları katma değerli ürün ve hizmetlere dönüştürüyoruz. Aynı zamanda KOBİ’lerimizin yapay zekâ adaptasyonunu hızlandırarak firmalarımızın operasyonel verimliliklerini ve küresel arenadaki rekabet güçlerini pekiştiriyoruz.</p>

<p></p>

<p>GENÇLİĞİMİZ EN BÜYÜK ZENGİNLİĞİMİZDİR: Her büyük hamlede olduğu gibi bu alanda da en büyük gücümüz ve dayanağımız dinamik genç nüfusumuzdur. Yürüttüğümüz projeler ve yarışmalar sayesinde bugüne kadar 82 bin üniversite öğrencimize yapay zekâ alanında doğrudan yetkinlik kazandırdık. TEKNOFEST ve Deneyap Teknoloji Atölyeleri gibi markalaşan modellerimizle; yarının araştırmacılarını, yazılımcılarını, mühendislerini ve teknoloji girişimcilerini erken yaşlarda keşfedip yetiştirmeyi sürdürüyoruz.</p>

<p></p>

<p>SÜPER BİLGİSAYAR ALTYAPISI: Yetenekli insan kaynağı ile yenilikçi projelerin yüksek işlem gücüne sahip altyapılarla tahkim edilmesi gerektiğinin farkındayız. Bugüne kadar 9 bin araştırmacımız, ulusal süper bilgisayar altyapımızın sunduğu yüksek bilgi işlem kapasitesinden istifade etti. Bununla kalmadık; Dijital Avrupa Programı ve EuroHPC Ortak Girişimi aracılığıyla Türk araştırmacılarının ve teknoloji girişimlerinin, Avrupa’nın en gelişmiş süper bilgisayarlarında toplam bedeli 100 milyon doları bulan yüksek işlem kaynaklarına bedelsiz olarak erişimini mümkün kıldık.</p>

<p></p>

<p>HİT-30 PROGRAMI İLE ALTYAPI YATIRIMLARI ŞAHLANIYOR: HİT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programımız vasıtasıyla yapay zekâ ve veri merkezlerine yönelik doğrudan yatırımlara hız veriyor, ulusal işlem kapasitemizi katlayarak ekosistemimizin büyümesine zemin hazırlıyoruz. Yapay zekânın sosyo-ekonomik çarpan etkisini tam manasıyla harekete geçirebilmek; üniversiteler, girişimciler, sanayi aktörleri ve kamu kurumları arasında eşgüdümlü bir ortak akıl ve kesintisiz iş birliği gerektirmektedir.</p>

<p></p>

<p>2026–2030 YAPAY ZEKÂ EYLEM PLANI İLE DÖRT ANA BAŞLIK: Bu vizyoner yaklaşımla Türkiye’nin 2026–2030 Yapay zekâ Eylem Planı’nı şekillendirdik. Eylem Planımız; milli yapay zekâekosistemimizi tahkim etmek, teknoloji üretim süreçlerimizi hızlandırmak ve bu küresel devrimin sunduğu pencereleri toplumumuzun doğrudan faydasına sunmak amacıyla hazırlanmış bütüncül bir yol haritasıdır. Bu plan; sorumlu inovasyonu, insan gözetimini ve toplumsal güveni kalkınma hamlemizin merkezine yerleştirmektedir. Dört ana sacayağı — Fark Et, İstifade Et, Üret ve Yönet — üzerine yükselen Eylem Planımız, Türkiye’nin 2030 hedeflerinin ölçeğini gözler önüne sermektedir.</p>

<p></p>

<p>2030’A KADAR 5 MİLYON OKURYAZAR VE 10 MİLYAR DOLARLIK YATIRIM: Temel hedefimiz; Türkiye’yi yapay zekâ alanında dünyada teknoloji geliştiren ve ihraç eden lider ülkeler ligine taşımaktır. Bu doğrultuda 2030’a kadar 5 milyon vatandaşımıza yapay zekâokuryazarlığı kazandıracak; 10 bin ileri düzey uzman yetiştirirken, bu kabiliyetleri sanayiden sağlığa, tarımdan finansa farklı sektörlere adapte edecek 100 bin sektörel profesyoneli iş dünyamıza kazandıracağız. Araştırmacılarımız ve girişimcilerimizin reel dünya meselelerine yerli çözümler üretebilmeleri amacıyla kamu kurumlarımıza ait en az 2 bin nitelikli veri setini güvenli şekilde erişime açacağız. Ülkemizin veri merkezi kapasitesini 2030 yılına kadar en az 1 gigavat düzeyine ulaştıracak; bulut bilişim ve yapay zekâ altyapısına özel sektör öncülüğünde en az 10 milyar dolarlık devasa bir yatırım hacmini kazandıracağız.</p>

<p></p>

<p>TÜRKÇE BÜYÜK DİL MODELİ ‘BİLGE’ : Kendi imkânlarımızla geliştirdiğimiz Türkçe büyük dil modelimiz BİLGE, Türkiye’nin teknolojik egemenliğini tahkim edecek; Türkçemizin zenginliğine ve yerel dinamiklerimize uygun üretken yapay zekâ çözümlerinin geliştirilmesini sağlayacaktır. BİLGE’nin ilk versiyonunu çok yakında geliştiricilerimize, araştırmacılarımıza ve girişimlerimize açıyoruz. Böylece yerli aktörlerimizin, dışa bağımlı kalmaksızın doğrudan Türkiye’nin öz yetenekleri üzerinde yenilikçi ürünler inşa etmelerinin kapılarını aralayacağız.</p>

<p></p>

<p>DÜZENLEYİCİ DENEME ALANLARI VE ORANTILI REGÜLASYON: Bir yandan yerli çözümler üretirken, diğer yandan yapay zekânın güvenli ve sorumlu kullanım zeminini oluşturmakta kararlıyız. Regülasyonların kesinlikle kullanım sahasının barındırdığı risk seviyesiyle orantılı olması gerektiğine inanıyoruz. Bir fabrikadaki rutin üretim hattını optimize eden bir algoritma ile teşhis koyan bir tıbbi yazılım veya temel kamu haklarına erişimi belirleyen bir karar sistemi elbette aynı yasal mevzuata tabi tutulamaz. Yüksek etki ve risk grubundaki uygulamalarda sıkı güvenlik bariyerleri, kullanım öncesi risk analizleri ve anlamlı insan denetimi şart koşulacaktır. Öte yandan inovasyonunserbestçe nefes alacağı deneme ortamlarına olan ihtiyacı da unutmuyoruz. Öncelikli sektörlerimizde kuracağımız 'düzenleyici deneme alanları' sayesinde girişimcilerimiz ve araştırmacılarımız yenilikçi fikirlerini net kurallar altında güvenle test edebileceklerdir.</p>

<p></p>

<p>YAPAY ZEKÂ ETİK KURULU GÖREVE BAŞLIYOR: Hayata geçireceğimiz Yapay zekâEtik Kurulu; kişisel verilerin mahremiyeti, algoritmik tarafsızlık ve özellikle çocuklarımızın dijital güvenliği konularında geliştiricilerimize ve kurumlarımıza rehberlik edecektir. Girişimcilerin ihtiyaç duyduğu öngörülebilirliği sağlarken, vatandaşlarımızın hak ettiği koruma kalkanını oluşturacak ve yeni teknolojilerin güvenle büyüyeceği iklimi inşa edeceğiz.</p>

<p></p>

<p>AKTİF VE ÇOK TARAFLI DİPLOMASİ: Ulusal yetkinliklerimizi güçlendirirken, hiçbir devletin yapay zekânın doğurduğu çok boyutlu meselelerle tek başına mücadele edemeyeceği gerçeğini biliyoruz. Türkiye; merkezinde insan sorumluluğunun, güvenliğin ve tüm ülkelerin eşit temsilinin bulunduğu adil bir küresel yapay zekâmimarisinin teşekkülüne öncülük etme iradesindedir. Bu kararlılığımızı çok taraflı uluslararası platformlarda ortaya koyuyoruz. G20 bünyesinde sorumlu inovasyon ve politika koordinasyonu çalışmalarına katkı sunuyoruz. OECD zemininde güvenilir yapay zekâprensiplerini destekliyor, UNESCO çatısı altında etik ve insan merkezli yaklaşımları müdafaa ediyoruz. Türk Devletleri Teşkilatı nezdinde ise dijital dönüşüm ve teknolojik kapasite inşası alanında bölgesel kardeşlik ve iş birliğini güçlendiriyoruz.</p>

<p></p>

<p>HER ÜLKE KENDİ GELECEĞİNDE SÖZ SAHİBİ OLMALIDIR: Birleşmiş Milletler zemininde, gelişmekte olan ülkelerin süreçlere dahiledilmesini ve hesap verebilirliği önceleyen kapsayıcı bir küresel yönetişimi savunuyoruz. Uluslararası Öncü Yapay zekâ Modellerinin Kontrolü Çağrısı’na sunduğumuz destek de bu alandaki güvenlik analizlerine ve uluslararası dayanışmaya verdiğimiz önemin somut bir tezahürüdür. Hedefimiz; yenilikçiliği kösteklemeyen, ortak tehditleri bertaraf eden ve teknolojinin bereketini tüm insanlığın hizmetine sunan adil bir uluslararası ekosistem kurmaktır. Geleceğini derinden şekillendirecek teknolojilerin kural setleri belirlenirken her bir devlet masada eşit ve anlamlı bir söze sahip olmalıdır.</p>

<p></p>

<p>KURALLAR TÜKENDİĞİNDE GÜCÜN ANLAMINI BİLENLER LİDERLİK EDER: Bu yılki Forum tam da çağımızın can damarına dokunan bir soruyu gündeme taşıyor: 'Kurallar tükendiğinde kim liderlik eder?' Tarih bu soruya şüpheye yer bırakmayacak netlikte bir cevap vermektedir: Her büyük tarihsel dönüşümde kalıcı liderlik, elinde en fazla gücü tutanlara değil; o gücün neye hizmet etmesi gerektiğini doğru kavrayanlara ait olmuştur. Yapay zekâ çağı da bundan farklı olmayacaktır. Bu dönemin liderliği; olağanüstü potansiyeli harekete geçirme vizyonuna, risklerle yüzleşme cesaretine ve teknolojiyi tüm insanlığın hizmetine sunma sorumluluğuna sahip olanların olacaktır.</p>

<p></p>

<p>GELECEK YARININ NESİLLERİNE BİR EMANETTİR: Dilimizde ve medeniyet dünyamızda çok derin bir kelime vardır: 'Emanet'. Korunması, titizlikle gözetilmesi ve bizden sonrakilere eksiksiz devredilmesi gereken bir sorumluluğu ifade eder. Yapay zekâ ile şekillendirdiğimiz yarınlar, tam olarak böyle bir emanettir. Bu gelecek; bugün karar alma makamında bulunanlar kadar, onu devralacak olan yarının nesillerine aittir. Gelecek nesillere yalnızca güçlü teknolojiler borçlu değiliz; onlara bu sistemleri sorgulama hürriyetini, hesap sorabilen kurumları ve teknolojinin hizmet ettiği amaçları belirleme iradesini de borçluyuz. Türkiye; insan onurunu güvenceye alan, küresel adaleti gözeten ve her millete geleceğini tayin etme hakkı tanıyan bir yapay zekâ vizyonunaliderlik etmeye hazırdır. Gelecek nesiller bizi yalnızca geliştirdiğimiz teknolojilerle değil, onların geleceğini tayin ederken üstlendiğimiz tarihi sorumlulukla hatırlayacaktır.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EĞİTİM, EKONOMİ, GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/bakan-kacir-turkce-buyuk-dil-modeli-bilgenin-ilk-versiyonunun-cok-yakinda-kullanima-acilacagini-acikladi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 16:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/08/sn-bakan-kacir-1.jpg" type="image/jpeg" length="43215"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İlk Dokuz Ayda 35,5 Milyon Dolar Ciro Elde Eden Hitit, Küresel Büyümesini Sürdürüyor]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/ilk-dokuz-ayda-355-milyon-dolar-ciro-elde-eden-hitit-kuresel-buyumesini-surduruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/ilk-dokuz-ayda-355-milyon-dolar-ciro-elde-eden-hitit-kuresel-buyumesini-surduruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Havayolu ve seyahat teknolojileri alanında faaliyet gösteren Hitit (HTTBT), 2026 yılının ilk dokuz ayında satış gelirlerini yüzde 14 artırarak 35,5 milyon dolara ulaştırdı. Yüzde 41 FAVÖK marjı elde eden şirketin teknolojileri üzerinden gerçekleşen yolcu hacmi ise yüzde 12 arttı.



7 Kasım 2026...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Havayolu ve seyahat teknolojileri alanında faaliyet gösteren Hitit (HTTBT), 2026 yılının ilk dokuz ayında satış gelirlerini yüzde 14 artırarak 35,5 milyon dolara ulaştırdı. Yüzde 41 FAVÖK marjı elde eden şirketin teknolojileri üzerinden gerçekleşen yolcu hacmi ise yüzde 12 arttı.</strong></p>

<p></p>

<p><strong>7 Kasım 2026, İstanbul</strong> – Havayolu ve seyahat sektörüne yönelik yazılım ve teknoloji çözümleri geliştiren Hitit (HTTBT), 2026 yılının ilk dokuz aylık finansal sonuçlarını açıkladı. Şirketin satış gelirleri, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 14 artarak 35,5 milyon dolara ulaştı. Aynı dönemde 14,4 milyon dolar FAVÖK ve yüzde 41 FAVÖK marjı elde eden Hitit'in net karı ise 7,1 milyon dolar olarak gerçekleşti.</p>

<p></p>

<p>Gelirlerinin yüzde 81'ini döviz bazında elde eden ve toplam satışlarında SaaS gelirlerinin payı yüzde 72 olan Hitit, altı kıtada 51 ülkede 73 partnere hizmet veriyor. Şirketin teknolojileri üzerinden gerçekleşen yolcu hacmi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12 artarken, 30 Eylül 2026 itibarıyla net nakit pozisyonu 3,7 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti.</p>

<p></p>

<p><strong>“Finansal Kaynaklarımızı Yatırım ve Verimlilik Odağında Yönetiyoruz”</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Hitit Mali İşler ve Satın Almadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Sezer Tuğ Özmutlu, </strong>şirketin finansal performansı ve yatırım stratejisine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: <i>“2026 yılının ilk dokuz ayında </i><i>satış gelirlerimizi yüzde 14 artırarak 35,5 milyon dolara ulaştırırken, 14,4 milyon dolar FAVÖK ve yüzde 41 FAVÖK marjı elde ettik. Net kârımızın 7,1 milyon dolar olarak gerçekleştiği bu dönemde, büyümemizi destekleyen</i><i> yatırımlarımızı ve finansal kaynaklarımızı dengeli biçimde yönetmeye odaklandık. Gelirlerimizin </i><i>yüzde 81’ini </i><i>döviz </i><i>bazında elde etmemiz</i><i>, maliyetlerimizin ise büyük ölçüde Türk lirası bazlı olması, kur hareketlerine karşı doğal bir koruma sağlıyor. </i><i>Toplam satışlarımızda yüzde 72 paya sahip olan SaaS gelirlerimiz</i><i> de tekrarlayan gelir yapımızı destekleyerek finansal öngörülebilirliğimize katkıda bulunuyor.</i></p>

<p></p>

<p><i>Bu dönemde teknoloji ve ürün geliştirme alanında, satış gelirlerimizin yüzde 45’ine karşılık gelen 16 milyon dolarlık yatırım gerçekleştirdik. Bu yatırımları yalnızca bugünün ihtiyaçlarına yanıt veren harcamalar olarak değil, gelecekteki büyüme kapasitemizi ve rekabet gücümüzü destekleyen stratejik kaynak kullanımı olarak değerlendiriyoruz. Orta vadede ölçek ekonomisine ve operasyonel verimliliğimize katkı sağlamasını beklediğimiz bu yatırımları sürdürürken, 30 Eylül 2026 itibarıyla net nakit pozisyonumuz 3,7 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Önceliğimiz, operasyonel faaliyetlerimizden elde ettiğimiz nakit akışı, yatırımlarımız ve diğer nakit çıkışları arasındaki dengeyi gözeterek finansal esnekliğimizi sürdürmek.</i></p>

<p></p>

<p><i>Şirketimizin yönetim vizyonu yalnızca dönemsel sonuçları yönetmek değil; teknolojiye yapılan yatırımları sürdürülebilir kârlılığa, güçlü nakit üretimine ve uzun vadeli paydaş değerine dönüştüren bir yapı oluşturmak. Bu doğrultuda, büyümenin hızı kadar niteliğini de önemsiyor; kaynak tahsisinde finansal disiplin ile yenilikçiliği birlikte gözetiyoruz. Hedefimiz, bugünün bilançosunu güçlü tutarken yarının büyüme fırsatlarına yatırım yapabilecek hareket alanını korumak. Hitit’in teknoloji vizyonunu destekleyen, belirsizliklere karşı dayanıklı ve fırsatlara karşı çevik bir finansal yapıyı bu yaklaşımın temel unsuru olarak görüyoruz.”</i></p>

<p></p>

<p><strong>“Zorlu Sektör Koşullarına Rağmen Hitit’in Küresel İhracat Ağı Büyüyor”</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Hitit Genel Müdürü Nevra Onursal Karaağaç, </strong>şirketin küresel faaliyetleri ve teknoloji geliştirme çalışmalarına ilişkin şunları söyledi:<strong> </strong><i>“Yüksek akaryakıt maliyetleri, jeopolitik gelişmeler ve ekonomik belirsizliklerin etkileri havacılık sektöründe hissedilmeye devam ederken, 2026'nın ilk dokuz ayında güçlü performansımızı koruyarak başarılı bir dönem geçirdik. Özellikle Temmuz-Eylül aylarını kapsayan üçüncü çeyrek döneminde, havacılık sektörünün içinde bulunduğu darboğazın ve havayollarının karşı karşıya kaldığı zorlu koşulların devam etmesine rağmen, yeni havayollarını müşteri portföyümüze katmayı başararak, ihracat yaptığımız pazarları büyüttük. Bunu mümkün kılan en önemli unsur ise müşterilerimizin değişen ihtiyaçlarına paralel olarak teknoloji yatırımlarımıza ve ürün geliştirme çalışmalarımıza hız kesmeden devam etmemiz oldu. Dünyanın farklı bölgelerinde faaliyet gösteren havayollarının ihtiyaçları çeşitlenirken, teknoloji sağlayıcılarından beklentileri de değişiyor. Biz de mevcut partnerlerimizle iş birliklerimizi derinleştirmenin yanı sıra yeni pazarlardaki fırsatları değerlendiriyor, ürünlerimizi havacılığın dönüşen ihtiyaçları doğrultusunda geliştiriyoruz.</i></p>

<p></p>

<p><strong>“Dijital Dönüşüm Alanındaki Birikimimizi Yapay Zeka Çalışmalarımızla İleri Taşıyoruz”</strong></p>

<p></p>

<p><i>Yolcu hizmetleri, operasyonel planlama, muhasebe ve kargo süreçlerini kapsayan 360 derece çözüm ailemiz Crane bünyesinde bu yıl birçok yeni işlevsellik geliştirdik. Bu yenilikler, yolcu memnuniyeti ve sadakatini artırırken havayollarına daha fazla operasyonel çeviklik, verimlilik ve kârlılık sağlıyor. Yapay zeka odaklı yol haritamız doğrultusunda gerçekleştirdiğimiz geliştirmelerle havayollarını geleceğe hazırlıyoruz. Yıllardır teknolojimizle havayollarının dijital dönüşüm yolculuklarına eşlik ediyoruz. Bugün ise bu birikimi yapay zeka alanındaki çalışmalarımızla daha da ileri taşıyoruz. Dijital dönüşüm ve yapay zekanın bir araya gelmesiyle havayolları, operasyonel verimlilikten gelir optimizasyonuna, yolcu deneyiminden karar alma süreçlerine kadar birçok alanda önemli kazanımlar elde edecek. Bu dönüşümün şekillenmesinde rol oynamak ve havacılık ile seyahat sektörünün geleceğine katkı sunmak bizim için büyük bir motivasyon kaynağı.”</i></p>

<p></p>

<p>Karaağaç, Crane ürün grubu dışındaki yeni ürünleri hakkında şu bilgileri paylaştı: <i>“Özellikle havayolu perakendeciliği, ödeme sistemleri ve dağıtım teknolojileri öncelikli çalışma alanlarımız arasında yer alıyor. Sektörün son yıllardaki en önemli teknoloji dönüşümlerinden biri olan havayolu perakendeciliğinde, Hitit Oxygen platformumuzla ilk yılımızda 10 milyondan fazla yolcuya hizmet verdik. Eylül ayında IATA'nın Cenevre'de düzenlediği Demo Day etkinliğinde teklif ve sipariş yönetimi ile ödeme mutabakatına yönelik teknoloji çalışmalarımızı sektör temsilcileriyle paylaşma fırsatı bulduk. Bunun yanında, havayolu ve seyahat ekosisteminin ayrılmaz bir parçası olan ödeme teknolojileri alanında da Hitit Elektrum çözümümüzle önemli ilerleme kaydediyoruz. Ürün geliştirme sürecinden ticarileşme aşamasına geçişte güçlü bir ivme yakalamış durumdayız. Önümüzdeki dönemde de havayollarının ticari ve operasyonel süreçlerini destekleyen yeni nesil çözümler geliştirmeye, teknoloji portföyümüzü genişletmeye ve sektörün dönüşümüne katkı sağlamaya devam edeceğiz.”</i></p>

<p></p>

<p><strong>Yeni Nesil Teknoloji Platformlarında Çalışmalar Devam Ediyor</strong></p>

<p></p>

<p>Hitit, havayolu perakendeciliği, ödeme teknolojileri ve dağıtım sistemlerine yönelik ürün geliştirme çalışmalarını sürdürdü. Hitit Oxygen'ın kullanımına ilişkin farklı havayollarıyla görüşmeler devam ederken, Hitit’in ödeme hizmetleri platformu olan Hitit Elektrum’un akıllı yönlendirme, kart saklama ve kural tabanlı dolandırıcılık önleme modüllerinin yeni altyapıya taşınması büyük ölçüde tamamlandı. Yapay zeka destekli test otomasyonu ve kalite doğrulama süreçleri geliştirildi.</p>

<p></p>

<p>Acente Dağıtım Sistemi'ne (ADS) ise otel, araç kiralama, transfer, dinlenme salonu, sigorta ve e-SIM gibi uçuş dışı hizmetleri kapsayan yeni bir ürün kataloğu eklendi. Bu hizmetlere yönelik servis sağlayıcılarla sözleşme ve entegrasyon çalışmaları sürerken, dağıtım kanallarının genişletilmesi ve yeni gelir modellerinin oluşturulması hedefleniyor.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ŞİRKET HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/ilk-dokuz-ayda-355-milyon-dolar-ciro-elde-eden-hitit-kuresel-buyumesini-surduruyor</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 14:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/11/i-m-g-0030-1.jpeg" type="image/jpeg" length="66739"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı: “Bursa’ya Emek Veren Herkes, BTSO’yu Kendi Evi Gibi Görebilmeli”]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/btso-yonetim-kurulu-baskani-ozer-matli-bursaya-emek-veren-herkes-btsoyu-kendi-evi-gibi-gorebilmeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/btso-yonetim-kurulu-baskani-ozer-matli-bursaya-emek-veren-herkes-btsoyu-kendi-evi-gibi-gorebilmeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, sanayiden girişimciliğe, lojistikten sağlığa ve kent kültürüne uzanan farklı alanlarda faaliyet gösteren iş dünyası örgütleri ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerini ağırladı. Başkan Matlı, “Bu şehre değer katan herkesle...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, sanayiden girişimciliğe, lojistikten sağlığa ve kent kültürüne uzanan farklı alanlarda faaliyet gösteren iş dünyası örgütleri ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerini ağırladı. Başkan Matlı, “Bu şehre değer katan herkesle birlikte yürümek, Bursa için birlikte çalışmak istiyoruz. Bursa’ya emek veren herkes, BTSO’yu kendi evi gibi görebilmeli.” dedi.</strong><br />
<br />
BTSO’da gerçekleştirilen görüşmelerde sektörlerin gündemi, iş dünyasının beklentileri ve kurumlar arasında geliştirilebilecek iş birlikleri ele alındı. Ziyaretlerde sivil toplum kuruluşlarının Bursa’nın sosyal, kültürel ve ekonomik hayatına sunduğu katkılar da gündeme geldi.<br />
<br />
KOBİ’lerin Beklentileri Ele Alındı<br />
Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi Sanayici ve İş İnsanları Derneği (DOSABSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Onur Kutlualp, BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, Yönetim Kurulu Üyesi Seyfullah Baylan, Meclis Üyeleri Vedat Bülbül ve Gürcan Gültekin ile Disiplin Kurulu Üyesi Ergin Kaplanbaşoğlu ile bir araya geldi. DOSABSİAD Yönetim Kurulu üyelerinin de bulunduğu ziyarette Onur Kutlualp, Başkan Matlı’ya hayırlı olsun dileklerini iletirken, Bursa sanayisinin öncelikleri, üretimde rekabet gücünün artırılması ve sanayicilerin ihtiyaçlarına yönelik ortak çalışmalar ele alındı.<br />
<br />
Kadın ve Genç Girişimcilerden Ziyaret<br />
Bursa İş Kadınları ve Yöneticileri Derneği (BUİKAD) Başkanı Zuhal Aslı Saka ve heyetinin ziyareti, Başkan Matlı, Meclis Başkanı Erol Dağlıoğlu, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Osman Güler ile Yönetim Kurulu Üyeleri Elif Özhan, Murat Çağlar ve Savaş Keskin’in ev sahipliğinde gerçekleşti. Görüşmede kadınların iş dünyasında daha etkin rol üstlenmesi, kadın girişimciliğinin desteklenmesi ve fırsat eşitliğinin güçlendirilmesine yönelik çalışmalar konuşuldu.<br />
<br />
TÜGİAD Ve TÜMKİAD İle İşbirliği Fırsatları Konuşuldu<br />
Türkiye Genç İş İnsanları Derneği (TÜGİAD) Genel Başkan Yardımcısı Melih Sebastien Durmuş ve Bursa Şube Başkanı Kerem Kahveci başkanlığındaki heyet, Başkan Matlı ve Meclis Başkanı Dağlıoğlu ile bir araya geldi. BTSO Meclis Divan Kâtibi Gökhan Dinçer’in de katıldığı görüşmede genç iş insanlarının girişimcilik faaliyetleri ve yeni iş birliği imkânları konuşuldu.<br />
Tüm Kalkınma İş İnsanları ve Girişimciler Derneği (TÜMKİAD) Bursa İl Başkanı Fatih Sözen ve heyetinin ziyaretinde ise girişimcilerin beklentileri değerlendirildi. Başkan Matlı’ya ev sahibi olarak BTSO Yönetim Kurulu Üyeleri Elif Özhan, Abidin Şakir Özen ve Savaş Keskin de eşlik etti.<br />
<br />
Hizmet Sektörlerinin Gündemi Değerlendirildi<br />
Tüm Emlak Danışmanları Birliği Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Şube Başkanı Musa Yılmaz başkanlığındaki heyet, gayrimenkul sektörünün mevcut durumu ile emlak danışmanlarının mesleki sorun ve beklentilerini Başkan Matlı’ya aktardı.<br />
Bursa Kamyon Garajı ve Nakliyeciler Derneği Başkanı Fuat Çelik ve heyetinin ziyaretinde ise lojistik ve taşımacılık sektörünün karşılaştığı sorunlar ele alındı.<br />
<br />
Gönüllülük ve Kent Kültürü<br />
Birleşik Uluslararası Sağlık ve Eğitim Gönüllüleri Dernekleri Federasyonu Başkanı Zerrin Özgüle ve heyeti, Yönetim Kurulu Üyeleri Elif Özhan ve Murat Çağlar’ın da yer aldığı görüşmede, sağlık ve eğitim alanında yürüttükleri gönüllülük faaliyetleri hakkında bilgi verdi.<br />
Bursa Fan Club Başkanı Murat Hoşgör başkanlığındaki heyet ise Başkan Matlı, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sinan Topuk ile Yönetim Kurulu Üyeleri Abidin Şakir Özen ve Mehmet Zahit Yanar tarafından ağırlandı. Görüşmede Bursa’nın tarihi ve kültürel değerlerinin korunması, tanıtılması ve gelecek kuşaklara aktarılmasına yönelik çalışmalar konuşuldu.<br />
<br />
Sağlık Sektörü de Masaya Yatırıldı<br />
Özel Hayat Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ahmet Özkul, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve BTSO Meclis Üyesi Dr. Fatih Özkul ile Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Betül Özkul Kabalar da Başkan Matlı’yı ziyaret etti. Yönetim Kurulu Üyeleri Elif Özhan ve Abidin Şakir Özen’in de katıldığı görüşmede, Bursa’da sağlık sektörünün gelişimi ve özel sağlık kuruluşlarının kent ekonomisine katkıları değerlendirildi.<br />
<br />
“Bursaspor Bu Şehrin Ortak Değeri”<br />
Bursaspor Taraftarlar Derneği Başkanı Mustafa Kemal Gürmen Saruhan ve dernek üyeleri, Başkan Matlı ve Meclis Başkanı Erol Dağlıoğlu’nu ziyaret etti. Bursaspor’un geleceği ve yeşil-beyazlı camianın hedeflerinin ele alındığı görüşmede Başkan Matlı, “Bursaspor bu şehrin ortak değeri. Hak ettiği yere yeniden ulaşması için iş dünyasından taraftarına kadar şehrin tüm kesimlerinin aynı duyguyla hareket etmesi gerekiyor.” dedi.<br />
<br />
“Bursa’mızın Gelişim Alanlarını Değerlendirdik”<br />
<br />
Hayırlı olsun ziyaretlerine ilişkin değerlendirmede bulunan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, kendilerine gösterilen ilgi ve iletilen iyi dileklerden büyük memnuniyet duyduğunu belirtti. Başkan Matlı, “Yeni görev dönemimiz dolayısıyla Odamızı ziyaret eden, iyi dileklerini ve desteklerini paylaşan tüm iş dünyası ve sivil toplum kuruluşlarımızın temsilcilerine gönülden teşekkür ediyorum. Bu ziyaretleri aynı zamanda Bursa'mızın meselelerini konuşmak, sektörlerimizin sorunlarını doğrudan muhataplarından dinlemek ve şehrimizin gelişim alanlarını birlikte değerlendirmek için bir fırsat olarak görüyoruz. Her görüşmede farklı bir sektörün beklentilerini, farklı bir çalışma alanının ihtiyaçlarını ele aldık. Sanayicimizin rekabet gücünden nakliyecimizin karşılaştığı sorunlara, kadın ve genç girişimcilerimizin taleplerinden sağlık, eğitim ve kültür alanındaki çalışmalara kadar geniş bir yelpazede görüş alışverişinde bulunduk. Paylaşılan her görüş ve öneri, önümüzdeki dönemde yürüteceğimiz çalışmalar açısından bizlere yol gösteriyor.” dedi.<br />
<br />
<br />
“Kurumlarımız Arasındaki İşbirliği Artacak”<br />
<br />
Bursa'nın ekonomik gücünün farklı sektörlerin ve toplumun bütün kesimlerinin katkısıyla şekillendiğine dikkati çeken Matlı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bursa, üretimiyle, ticaretiyle, girişimci insanlarıyla, kültürel birikimiyle ve güçlü dayanışma ruhuyla büyük bir şehir. Fabrikasında üretim yapan sanayicimiz de işini büyütmek için çalışan girişimcimiz de ticaretin yükünü taşıyan nakliyecimiz de şehrimizin sosyal ve kültürel hayatına katkı sunan gönüllülerimiz de en büyük marka değerimiz Bursaspor’umuz da bu bütünün temelini oluşturuyor. Bursa'nın geleceğini konuşurken bütün bu alanları birbiriyle bağlantılı değerlendirmemiz gerekiyor. Biz de yeni dönemde sektörlerimizin sorunlarının çözümüne katkı sağlamak, yeni fırsatları değerlendirmek ve kurumlarımız arasındaki iş birliğini geliştirmek için çalışacağız. İlgili kurum ve kuruluşlarımızla sürekli iletişim halinde olacak, üyelerimizden ve şehrimizin farklı kesimlerinden gelen görüşleri çalışmalarımıza yansıtacağız. Bu şehre değer katan herkesle birlikte yürümek, Bursa için birlikte çalışmak istiyoruz. Bursa'ya emek veren herkes, BTSO'yu kendi evi gibi görebilmeli.”</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/btso-yonetim-kurulu-baskani-ozer-matli-bursaya-emek-veren-herkes-btsoyu-kendi-evi-gibi-gorebilmeli</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 14:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/11/i-m-g-0029-1.jpeg" type="image/jpeg" length="84464"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türk Telekom gençlik markası Selfy ile üniversite kampüslerinde gençlerle buluştu]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/turk-telekom-genclik-markasi-selfy-ile-universite-kampuslerinde-genclerle-bulustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/turk-telekom-genclik-markasi-selfy-ile-universite-kampuslerinde-genclerle-bulustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Telekom’un gençlik markası Selfy’nin 2016 yılından bu yana geleneksel olarak düzenlediği Selfyfest, bu yıl da üniversite kampüslerinde eğlence, müzik ve sporu öğrencilerle buluşturdu. 6-23 Ekim tarihleri arasında Rize, Samsun, İzmir, Isparta, Ankara ve İstanbul’da gerçekleştirilen Selfyfest’26,...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top">
   <table class="table table-bordered table-sm">
    <tbody>
     <tr>
      <td valign="top">
      <p><strong>Türk Telekom’un gençlik markası Selfy’nin 2016 yılından bu yana geleneksel olarak düzenlediği Selfyfest, bu yıl da üniversite kampüslerinde eğlence, müzik ve sporu öğrencilerle buluşturdu. 6-23 Ekim tarihleri arasında Rize, Samsun, İzmir, Isparta, Ankara ve İstanbul’da gerçekleştirilen Selfyfest’26, 250 binden fazla genci ağırladı. Festival kapsamında düzenlenen açık hava konserleri, tek pota konseptli Selfy 3X3 Basketbol Turnuvası, yeni nesil HADO karşılaşmaları ve interaktif oyun alanları öğrencilere unutulmaz bir festival deneyimi yaşattı. </strong></p>

      <p></p>

      <p><strong>Türk Telekom Pazarlama ve Müşteri Deneyimi Genel Müdür Yardımcısı Zeynep Özden, “Gençlik markamız Selfy ile gençlerin hayatlarının her anına dokunmayı, ihtiyaçlarına yönelik çözümler ve ayrıcalıklarla onlara eşlik etmeyi hedefliyoruz. ‘Gençlerin her anına sponsor olma’ yaklaşımımızı yalnızca iletişim ihtiyaçlarıyla sınırlı tutmuyor, onların yaşamlarına değer katan ve dünyalarını zenginleştiren deneyimler sunmaya odaklanıyoruz. Beklentiler doğrultusunda tasarladığımız bol GB’lı avantajlı paketlerimiz, sevilen markalarla iş birliklerimiz ve eğlence odaklı etkinliklerimizle Selfy dünyasını her geçen gün büyütüyoruz. 2016’dan bu yana gelenekselleşen festivalimiz Selfyfest ile bu yıl altı şehirde 250 binden fazla üniversite öğrencisiyle bir araya gelerek unutulmaz anılar biriktirdik. Türk Telekom olarak gençlerimizin enerjisine inanıyor, kendilerini özgürce ifade edebildikleri bir geleceğin inşasında her an onların yanında yer almayı sürdürüyoruz.” dedi. </strong></p>

      <p></p>

      <p>Türk Telekom’un gençlerin her anına değer katan markası Selfy, 2016’dan beri aralıksız sürdürdüğü festival geleneğiyle yeni akademik yıl heyecanını altı farklı şehirdeki kampüslere taşıdı. Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Ege Üniversitesi, Süleyman Demirel Üniversitesi, Atılım Üniversitesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nde (İTÜ) düzenlenen etkinliklerde 250 binden fazla üniversite öğrencisi bir araya geldi. Gün boyu süren spor turnuvaları ve yarışmaların ardından Murat Dalkılıç, Simge, Mert Demir, Fatma Turgut, KÖFN ve Edis’in sahne aldığı konserlerle gençler festival coşkusunu doyasıya yaşadı.</p>

      <p></p>

      <p><strong>“Hayatlarının her anında gençlerin yanındayız”</strong></p>

      <p><strong>Türk Telekom Pazarlama ve Müşteri Deneyimi Genel Müdür Yardımcısı Zeynep Özden</strong>, “Gençlik markamız Selfy ile üniversitelilerimizin hayatlarının her anına dokunmayı, ihtiyaçlarına yönelik çözümler ve ayrıcalıklarla onlara eşlik etmeyi hedefliyoruz. ‘Gençlerin her anına sponsor olma’ yaklaşımımızı yalnızca iletişim ihtiyaçlarıyla sınırlı tutmuyor, onların yaşamlarına değer katan ve dünyalarını zenginleştiren deneyimler sunmaya odaklanıyoruz. Beklentiler doğrultusunda tasarladığımız bol GB’lı avantajlı paketlerimiz, sevilen markalarla iş birliklerimiz ve eğlence odaklı etkinliklerimizle Selfy dünyasını her geçen gün büyütüyoruz. 2016’dan bu yana gelenekselleşen festivalimiz Selfyfest ile bu yıl altı şehirde 250 binden fazla üniversitelimizle bir araya gelerek unutulmaz anılar biriktirdik. Türk Telekom olarak gençlerimizin enerjisine inanıyor, kendilerini özgürce ifade edebildikleri bir geleceğin inşasında her an onların yanında yer almayı sürdürüyoruz.” dedi.</p>

      <p></p>

      <p><strong>Müzik, spor ve kıyasıya rekabet bir arada yaşandı</strong></p>

      <p>Selfyfest’26 rotası boyunca kampüslerde kurulan sahalarda tek pota konseptiyle düzenlenen Selfy 3X3 Basketbol Turnuvası büyük bir rekabete sahne oldu. Kendi üniversitelerinde birinci olan takımların 23 Ekim’de İTÜ Ayazağa Kampüsü’ndeki Büyük Final’de karşılaştığı turnuvanın şampiyonu, A Milli Basketbol Takımı’nın İstanbul’daki bir maçında Türk Telekom’un misafiri olma hakkı kazandı. Festivalde ayrıca artırılmış gerçeklik teknolojisiyle (AR) oynanan yeni nesil spor branşı HADO Turnuvası da öğrencilere fiziksel hareket ile dijital stratejiyi buluşturan keyifli anlar yaşattı.</p>

      <p></p>

      <p>Gün boyu süren eğlenceli aktiviteler ve yarışmalarla sosyal yaşama renk katan festivalde, çevre bilincine yönelik adımlar da atıldı. Ankara Atılım Üniversitesi ve İTÜ duraklarında düzenlenen çoktan seçmeli Kahoot bilgi yarışmalarıyla gençlerin COP31 ve iklim eylemine yönelik farkındalıklarına katkı sağlandı.</p>
      </td>
     </tr>
    </tbody>
   </table>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top">
   <table class="table table-bordered table-sm">
    <tbody>
    </tbody>
   </table>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ŞİRKET HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/turk-telekom-genclik-markasi-selfy-ile-universite-kampuslerinde-genclerle-bulustu</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 13:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/11/i-m-g-0028-1.jpeg" type="image/jpeg" length="87725"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Turkcell, dijital ve yeşil dönüşümdeki liderliğini COP31’e taşıyor]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/turkcell-dijital-ve-yesil-donusumdeki-liderligini-cop31e-tasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/turkcell-dijital-ve-yesil-donusumdeki-liderligini-cop31e-tasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2050 net sıfır hedefi doğrultusunda yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği yatırımlarını sürdüren Turkcell, Sektör Ortağı olarak destek verdiği COP31’de dijital ve yeşil dönüşüm vizyonunu uluslararası kamuoyuyla paylaşacak. Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç, “İklim hedeflerini, daha temiz e...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>2050 net sıfır hedefi doğrultusunda yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği yatırımlarını sürdüren Turkcell, Sektör Ortağı olarak destek verdiği COP31’de dijital ve yeşil dönüşüm vizyonunu uluslararası kamuoyuyla paylaşacak. Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç, “İklim hedeflerini, daha temiz enerjiye ve daha verimli üretime dönüşen yatırımlarla hayata geçirmeliyiz. Turkcell olarak ‘daha fazla bit, daha az watt’ anlayışıyla dijital altyapımızı büyütürken enerjimizi daha verimli kullanıyoruz. COP31’de bu deneyimimizi paylaşmak ve teknolojinin iklim mücadelesine katkısını güçlü iş birlikleriyle büyütmek için bulunuyoruz” dedi.</strong></p>

<p>Türkiye’nin lider iletişim ve teknoloji şirketi Turkcell, sürdürülebilirlik alanındaki öncü çalışmaları, sektörde hayata geçirdiği ilk uygulamaları ve uluslararası başarılarıyla COP31’de yerini alıyor. Turkcell konferansta teknoloji ve sürdürülebilirliği ortak bir gelecek vizyonunda buluşturan yaklaşımını, somut yatırımlarını ve küresel iklim hedeflerine sunduğu katkıyı uluslararası kamuoyuyla paylaşacak.</p>

<p><strong>“COP31, iklim hedeflerini somut yatırımlarla buluşturmak için büyük bir fırsat”</strong></p>

<p>Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapmasının küresel iklim eylemi açısından taşıdığı öneme dikkat çeken <strong>Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç</strong>, şunları söyledi:</p>

<p>“Türkiye’nin dijital geleceğini şekillendirirken, sürdürülebilirlik alanındaki yatırımlarımızla da sektöre liderlik ediyoruz. 2050 net sıfır hedefimiz doğrultusunda yenilenebilir enerji kapasitemizi artırıyor, yapay zekâ ve yeni nesil teknolojilerle enerji verimliliğinde öncü çözümlere imza atıyoruz. Türkiye’de telekomünikasyon ve teknoloji sektöründe sera gazı azaltım hedefleri Uluslararası Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTİ) tarafından onaylanan tek şirket konumundayız. CDP Tedarikçi Katılımı derecelendirmesinde de A notu alarak sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimindeki performansımızı uluslararası ölçekte tescilledik. COP31’de bu başarılarımızın arkasındaki vizyonumuzu, somut yatırımlarımızı ve gelecek hedeflerimizi uluslararası kamuoyuyla paylaşacağız. Ülkemizin ev sahipliğindeki COP31’i, iklim hedeflerini somut yatırımlarla buluşturmak ve küresel ölçekte somut iklim eylemini hızlandırmak için önemli bir fırsat olarak görüyoruz.”</p>

<p><strong>Dijital ve yeşil dönüşümde öncü yatırımlar</strong></p>

<p>Sürdürülebilirliği iş stratejisinin merkezine yerleştiren Turkcell, yenilenebilir enerji yatırımları ve enerji verimliliğindeki öncü uygulamalarıyla sektörün dönüşümüne yön veriyor. Aktif yenilenebilir enerji kapasitesini 115,453 MW’a ulaştıran şirket, 2.400’den fazla baz istasyonu sahasında güneş enerjisinden yararlanıyor. Veri merkezleri dahil elektrik tüketiminin tamamını yenilenebilir enerji sertifikalarıyla belgelendiren Turkcell, 2026 sonuna kadar toplam yenilenebilir enerji kurulu gücünü 300 MW’a çıkarmayı hedefliyor.</p>

<p>“Daha fazla bit, daha az watt” yaklaşımıyla hareket eden Turkcell, büyüyen veri trafiğine karşılık enerji tüketimini azaltmaya odaklanıyor. Şirket, 2025 yılında grup genelinde birim veri trafiği başına enerji tüketimini yaklaşık yüzde 23, toplam enerji tüketimini ise yüzde 7,3 azalttı. 5G şebekesinde kullanılan akıllı uyku modları sayesinde gigabayt başına enerji tüketiminde yüzde 85 tasarruf sağlanıyor. Turkcell, yapay zekâ destekli şebeke yönetimiyle enerji kullanımını optimize ederken LEED Gold sertifikalı veri merkezlerinde enerji ve su verimliliğini artırmaya yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Şirket aynı zamanda, sürdürülebilir dönüşümün finansmanı kapsamında 2025 yılında 500 milyon dolarlık sürdürülebilir tahvil ihracı da gerçekleştirdi.</p>

<p><strong>COP31’de temiz enerji ve yeni nesil teknolojiler gündemde</strong></p>

<p>Turkcell, COP31 kapsamında katılacağı oturumlarda, dijital altyapıların temiz enerjiye geçişte üstlendiği rolü ve telekomünikasyon sektörünün rolünü gündeme taşıyacak. Turkcell, dünya genelinde elektriğin enerji payının 2035'e kadar yüzde 35'e yükseltilmesi hedeflenen COP31'de, bu dönüşüme katkılarını ve öncü rolünü aktaracak.</p>

<p><strong>Teknolojiyi toplumsal faydaya dönüştüren projeler</strong></p>

<p>Turkcell, dijital dönüşümün toplumsal faydaya dönüşmesi için de eğitimden çevreye, dijital kapsayıcılıktan teknolojiye erişime uzanan geniş bir alanda çalışmalar yürütüyor. Eğitime Dönüştür, Zekâ Gücü, Geleceği Yazanlar ve Dijital Bahar gibi projeleriyle çevre bilincinin artırılmasına, çocuk ve gençlerin dijital yetkinliklerinin geliştirilmesine, farklı yaş gruplarının yeni teknolojilerle buluşmasına ve dijital dünyada fırsat eşitliğinin güçlendirilmesine katkı sağlıyor.</p>

<p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ŞİRKET HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/turkcell-dijital-ve-yesil-donusumdeki-liderligini-cop31e-tasiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 13:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/11/i-m-g-0027-1.png" type="image/jpeg" length="97791"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin 2026 Rotasında Son Kez Kültür Sanat Heyecanı Başladı]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/turkiye-kultur-yolu-festivalinin-2026-rotasinda-son-kez-kultur-sanat-heyecani-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/turkiye-kultur-yolu-festivalinin-2026-rotasinda-son-kez-kultur-sanat-heyecani-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivali26’ncı ve son durağı olan Adana’da kültür, sanat ve gastronomi coşkusuna start verdi. 7-15 Kasım tarihleri arasında konserlerden sergilere, tiyatrodan söyleşilere ve çocuk programına uzanan 252 etkinlik Adanalıları ve kent...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivali26’ncı ve son durağı olan Adana’da kültür, sanat ve gastronomi coşkusuna start verdi. 7-15 Kasım tarihleri arasında konserlerden sergilere, tiyatrodan söyleşilere ve çocuk programına uzanan 252 etkinlik Adanalıları ve kent ziyaretçilerini bir araya getirecek. 90’ı aşkın Lezzet Noktası’nda ise Çukurova’nın bereketli topraklarından ve Toros’un yayla kültüründen beslenen Adana mutfağı görünür kılınacak. </strong></p>

<p>Adana Kültür Yolu Festivali’nin Adana Müzesi’nde gerçekleştirilen açılış törenine; <strong>Adana Valisi Mustafa Yavuz, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı,</strong> il protokolü, sanatseverler ile şehit ve gazi aileleri ve yakınları katıldı.</p>

<p><strong>“ÇUKUROVA’NIN BEREKETİ ASLA TÜKENMEZ”</strong></p>

<p><strong>Adana Valisi Mustafa Yavuz</strong>, konuşmasında Adana'nın tarihi, kültürel ve insani zenginliğine dikkat çekerek kentin en belirgin özelliğini “bereket” sözüyle ifade etti. Adana'nın binlerce yıllık geçmişiyle her köşesinde ayrı bir hikaye barındırdığını belirten Yavuz, Orhan Kemal'in eserinde yer alan Murtaza karakteri üzerinden de kentin emek ve üretim kültürüne değinerek Adana'nın yalnızca tarımda değil, yetiştirdiği yazarlar, şairler, müzisyenler, sporcular ve sanatçılarla da önemli bir zenginliğe sahip olduğunu vurguladı.</p>

<p>Adana'nın yıl boyunca farklı kültür ve sanat etkinliklerine ev sahipliği yaptığını belirten Yavuz, Türkiye Kültür Yolu Festivali'nin de kente yeni renkler ve hikayeler katacağını ifade etti. Adana'nın yılın 12 ayı festivallerle buluştuğuna dikkat çeken Yavuz, “Çünkü Adanalılar hayatı seviyor. Heyecanı seviyor. Bir araya gelmeyi sevinci paylaşmayı seviyor. Bu yüzden festivaller Adana'ya Adana'da festivallere çok mu çok yakışıyor. Türkiye Kültür Yolu Festivali'nin bu şehre yeni renkler, yeni sesler ve yeni hikayeler katmasını canı gönülden diliyoruz, istiyoruz.” dedi.</p>

<p><strong>12 MEKANDA VE 23 AYRI NOKTADA 252 ETKİNLİK DÜZENLENECEK</strong></p>

<p><strong>Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı</strong>, Taşköprü’den Anavarza’ya uzanan tarihi mirası ve Toroslar’ın kültürel zenginliğiyle Adana’nın köklü bir medeniyet birikimine sahip olduğunu söyleyerek “Çukurova'nın bereketli topraklarından filizlenen nice değer, edebiyattan sinemaya, müzikten spora uzanan pek çok alanda özgün kimlikleri ve güçlü duruşlarıyla ülkemizin ortak hafızasında silinmez izler bırakmıştır. Bu köklü birikimin yalnızca geçmişin bir hatırası olarak kalmaması, sanatla ve kültürel üretimle hayatın içinde varlığını sürdürmesi gerektiğine inanıyoruz.” dedi.</p>

<p><strong>Yazgı</strong>, Adana’da dokuz gün boyunca 12 mekanda, 23 ayrı noktada 252 etkinlikle şehrin kültür ve sanat hayatına canlılık katacaklarını dile getirdi. Festival boyunca Merkez Park’ta kurulacak sahnede birbirinden değerli sanatçıların konserlerinin, Çocuk Köyü’nde oyunlar ve atölyelerin gerçekleşeceğini ifade eden Yazgı, “Adana Müze Kompleksi'nde düzenleyeceğimiz Hâne sergisiyle aile ve nesiller arası bağlara, <strong>Osmanlı'nın Mukaddes Emanetleri</strong> sergisiyle medeniyetimizin kıymetli emanetlerine odaklanacağız.</p>

<p><strong>Yaşayan Miras Adana Sergisi</strong> ile telkâriden bakırcılığa, sedef kakmadan ebruya, taş işlemeciliğinden keçe sanatına uzanan geleneksel sanatlarımızı ve bu sanatları yaşatan ustalarımızın eserlerini tanıtacağız.</p>

<p>Tiyatrodan söyleşilere, çocuk oyunlarından atölyelere, fotoğraf ve film etkinliklerine uzanan programımızla farklı yaş ve ilgi gruplarına hitap edeceğiz. Ramazanoğlu Kültür Merkezi'nde sahnelenecek Ocak’ta Bahar adlı oyunda tiyatroseverlerle buluşacak.” dedi.</p>

<p>Açılış programının ardından <strong>Adana Valisi Mustafa Yavuz, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı</strong> ve beraberindeki heyet, Adana Müzesi’nde yer alan “<strong>Osmanlı’nın Mukaddes Emanetleri”, “Yaşayan Miras: Adana Sergisi” </strong>ve <strong>“Hane Hat Sergisi”</strong>ni ziyaret etti.</p>

<h2><strong>ADANA’DA GASTRONOMİ BULUŞMASI: 90’DAN FAZLA LEZZET NOKTASI</strong></h2>

<p><strong>Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı</strong>, Çukurova’nın bereketli toprakları ve Toroslar’ın yayla kültüründen beslenen Adana mutfağının zengin lezzetleriyle Türkiye’nin en karakteristik gastronomi değerlerinden biri olduğunu dile getirdi.</p>

<p>Festival kapsamında 90’dan fazla Lezzet Noktası’nda Adana’nın sofralarından seçkin tatlar ziyaretçilerle buluşacak. Gastronomi programına gastronom <strong>Tayyar Zaimoğlu </strong>ve şef <strong>Arda Türkmen</strong> ev sahipliği yapacak. Akademisyen şef <strong>Asuman Kerkez,</strong> Michelin rehberinde yer alan şefler <strong>Aleks Karaköse</strong> ile <strong>Murat Deniz Temel</strong>, şefler <strong>Kaan Kayhan</strong> ile <strong>Alexis Atlamazoğlu</strong> ve gastronomi yazarı <strong>Zeynep Kakınç</strong> ise konuk isimler arasında yer alacak.</p>

<p>Türkiye Kültür Yolu Festivallerini anlamlı kılanın şehirlerin kendi kimlikleri ve değerleriyle bu büyük organizasyonun parçası olduğunu belirten <strong>Yazgı</strong>, “Adana'nın kültürünü, lezzetlerini ve yaşam enerjisini hep birlikte paylaşacağımız Türkiye Kültür Yolu Festivali'nin şehrimize, ülkemize ve kültür sanat hayatımıza hayırlı olmasını diliyorum” dedi.</p>

<p><strong>FESTİVALİN SON DURAĞINDA YÜZLERCE ETKİNLİK: 10 KASIM’DA ATATÜRK ANISINA ÖZEL SENFONİK KONSER</strong></p>

<p>Adanalılar, Türkiye Kültür Yolu Festivali boyunca Merkez Park’ta düzenlenecek konserlerde bir araya gelecek. Festivalin konser programında <strong>Sagopa Kajmer, Ahmet Şafak, Sefo, Serkan Kaya, Simge, Ebru Yaşar, Demet Akalın </strong>ve <strong>Murat Boz</strong> sahne alacak.</p>

<p>Festival kapsamında söyleşilerden sergilere, tiyatrodan atölyelere uzanan yüzlerce etkinlik, her yaştan katılımcıya hitap eden içerikleriyle Adana’nın farklı noktalarında sanatla iç içe bir atmosfer oluşturacak. <strong>Çocuk Köyü Etkinlikleri, ASELSAN Çocuk Şenliği </strong>ve <strong>Etnospor </strong>ise Merkez Park Çocuk Etkinlik Alanı’nda minik ziyaretçilere birbirinden renkli ve eğlenceli aktiviteler sunacak.</p>

<p>Festival kapsamında, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, vefatının yıl dönümü olan 10 Kasım’da özel bir senfonik konserle anılacak. Merkez Park’ta gerçekleştirilecek <strong>“10 Kasım Özel Konseri: Atatürk’ün Sevdiği Şarkılar ve Aryalar”</strong> programında Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası, Şef Eray İnal yönetiminde sahne alacak. Murat Karahan ve Feryal Türkoğlu’nun solist olarak yer alacağı konserde, Atatürk’ün sevdiği şarkılar, Anadolu türküleri ve opera aryaları senfonik düzenlemelerle seslendirilecek.</p>

<p><strong>Türkiye Kültür Yolu Festivali</strong>, Adana’da tamamlanacak 2026 takviminin ardından 2027 yılında kapsamını genişleterek yoluna devam edecek. Balıkesir, Denizli, Hatay, Kocaeli, Muğla ve Tekirdağ’ın da rotaya dahil olmasıyla festival, gelecek yıl toplam 32 şehirde düzenlenecek.</p>

<p><strong><i>Festival programı ve etkinliklere ilişkin detaylı bilgilere, Türkiye Kültür Yolu Festivali resmi internet sitesi (</i></strong><a href="https://kulturyolufestivali.com/" rel="noopener noreferrer" target="_blank"><strong><i>https://kulturyolufestivali.com/</i></strong></a><strong><i>) ve Instagram hesabı @turkiye_kulturyolu üzerinden ulaşabilirsiniz.</i></strong></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Festival Haberleri</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/turkiye-kultur-yolu-festivalinin-2026-rotasinda-son-kez-kultur-sanat-heyecani-basladi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 13:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/11/i-m-g-0025-1.jpeg" type="image/jpeg" length="93044"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ülker, dokuz aylık finansal sonuçlarını açıkladı]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/ulker-dokuz-aylik-finansal-sonuclarini-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/ulker-dokuz-aylik-finansal-sonuclarini-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ülker Bisküvi, 2026 yılının dokuz ayında 95,7 milyar TL ciroya ulaştı. 

Ülker Bisküvi*, Kamuoyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) gönderdiği açıklamada, 2026 yılının dokuz ayını 95,7 milyar TL ciro ile tamamladığını duyurdu.

Ülker CEO’su Özgür Kölükfakı şirketin dokuz aylık performansını şöyle değ...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ülker Bisküvi, 2026 yılının dokuz ayında 95,7 milyar TL ciroya ulaştı. </strong></p>

<p>Ülker Bisküvi*, Kamuoyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) gönderdiği açıklamada, 2026 yılının dokuz ayını 95,7 milyar TL ciro ile tamamladığını duyurdu.</p>

<p>Ülker CEO’su Özgür Kölükfakı şirketin dokuz aylık performansını şöyle değerlendirdi:</p>

<p>“Türkiye'de 9, Suudi Arabistan'da 2, Mısır'da 1 ve Kazakistan'da 1 olmak üzere toplam 13 üretim tesisimiz bulunuyor. Türkiye’deki güçlü üretim altyapımızla iç pazara hizmet verirken, 100’ün üzerinde ülkeye ihracat yaparak ülke ekonomisine katkı sağlamayı sürdürüyoruz. Jeopolitik ve ekonomik belirsizliklerin devam ettiği bir dönemde, yılın dokuz ayını 95,7 milyar TL ciroyla tamamladık.</p>

<p>Faaliyet gösterdiğimiz bölgelerdeki gelişmeleri yakından takip ediyor, güçlü operasyonel yapımız ve çevik yönetim anlayışımızla süreçleri etkin şekilde yönetiyoruz. Farklı coğrafyalardaki faaliyetlerimiz dayanıklılığımızı artırıyor, dengeli ve sürdürülebilir büyümemizi destekliyor. Bölgesel gücümüzü korurken, değişen tüketici ihtiyaçlarına da hızla uyum sağlıyoruz.</p>

<p>Güçlü markalarımız, yaygın dağıtım ağımız ve yenilikçi ürünlerimizle tüketicilerimizin değişen ihtiyaç ve beklentilerine yanıt veriyoruz. AR-GE merkezlerimiz ve teknolojik yatırımlarımızla Türkiye'nin en sevilen markalarından oluşan güçlü ürün portföyümüzü ve operasyonlarımızı geliştiriyoruz. Dokuz ay boyunca yeni ürünleri tüketicilerimizle buluşturduk. Bunlar arasında Çikolatada Albeni Mozaik, Ülker Çikolata %90 Bitter, Marakeş Lezzeti, Dubaİstanbul Duo, Caramio Cup, bisküvi ve kekte Hanımeller Limon Soslu Kurabiye, Ülker Çizi Big Bang ailesi, Dankek Yaş Pasta çeşitlerini sayabilirim. Bütünsel iyilikte Go Ahead markamızı büyütüyoruz. Kuruyemiş ve meyve barların ardından Go Ahead Yer Fıstıklı ve Taco Aromalı protein cipsi lansmanını yaptık. Son olarak da Go Ahead Granola Bar ve High Protein çeşitleri raflarda yerini aldı. 82 yıllık deneyimimizi çeviklik ve yenilikçilikle birleştirerek geleceğe hazırlanıyoruz.</p>

<p><strong>Geleceğe yatırım </strong></p>

<p>İsrafsız şirket kültürü ve uzun vadeli sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Kölükfakı, şöyle devam etti: 'Buğdayda Onarıcı Tarım' projemizle toprak sağlığını iyileştirmeyi, biyoçeşitliliği desteklemeyi ve su kaynaklarını koruyarak gıdanın geleceğine katkı sunmayı amaçlıyoruz. Projemiz, SKD Türkiye’nin düzenlediği COP31 Sürdürülebilir Dönüşüm Ödülleri’nde 'Sürdürülebilir Tarım ve Gıda Sistemleri' kategorisinde ödüle layık görüldü. Onarıcı Tarım projemizin toplumsal ayağında ise su bilincini artırmak amacıyla Kırıkkale'deki pilot okullarda 'Yağmurdan Hasada' etkinliğini hayata geçirdik. Çocuklar yağmur suyunun depolanmasını ve kurulan bostanlarda damla sulama yönteminin kullanılmasını uygulamalı olarak gözlemledi.”</p>

<p>Öte yandan Ülker Happy Place to Work 2026 kapsamında en yüksek başarı diliminde yer alarak üst üste beşinci kez “Excellent Place to Work” ödülüne layık görüldü. Ayrıca Türkiye Araştırmacılar Derneği’nin (TÜAD) düzenlediği yılın en başarılı pazarlama ve kamuoyu araştırmalarının değerlendirildiği Baykuş Ödüleri’nde 3, pazarlama dünyasının prestijli ödüllerinden Effie Türkiye’de de 4 ödül kazandı.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ, ŞİRKET HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/ulker-dokuz-aylik-finansal-sonuclarini-acikladi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/11/i-m-g-0024.jpeg" type="image/jpeg" length="82327"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TÜRKÇİMENTO, Çimento Sektörünün Karbonsuzlaşma Gündemini COP31’e Taşıyacak]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/turkcimento-cimento-sektorunun-karbonsuzlasma-gundemini-cop31e-tasiyacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/turkcimento-cimento-sektorunun-karbonsuzlasma-gundemini-cop31e-tasiyacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya’da 9–20 Kasım 2026 tarihlerinde düzenlenecek COP31’e katılacak olan TÜRKÇİMENTO, çimento sektöründe karbonsuzlaşma, düşük karbonlu çimento üretimi, yenilenebilir enerji, sürdürülebilir finansman ve dayanıklı altyapılar başlıklarında gerçekleştirilecek oturum ve etkinliklerle sektörün dönüşüm...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Antalya’da 9–20 Kasım 2026 tarihlerinde düzenlenecek COP31’e katılacak olan TÜRKÇİMENTO, çimento sektöründe karbonsuzlaşma, düşük karbonlu çimento üretimi, yenilenebilir enerji, sürdürülebilir finansman ve dayanıklı altyapılar başlıklarında gerçekleştirilecek oturum ve etkinliklerle sektörün dönüşüm gündemine katkı sunacak.</strong></p>

<p>TÜRKÇİMENTO, COP31 kapsamında düzenleyeceği etkinlikler ve katılacağı uluslararası oturumlarda Türkiye çimento sektörünün dönüşüm sürecindeki çalışmaları, iyi uygulama örneklerini ve sektörün önceliklerini uluslararası platformlara taşıyacak.</p>

<p>TÜRKÇİMENTO yetkilileri tarafından yapılacak sunum ve konuşmalarda, çimento üretiminde emisyonların azaltılması, yenilenebilir enerji kullanımının yaygınlaştırılması, alternatif yakıtlar ve atıkların değerlendirilmesi, düşük karbonlu çimento ve beton uygulamaları, sürdürülebilir finansman ve kamu politikalarının dönüşümdeki rolü öne çıkacak.</p>

<p><strong>Türkiye çimento sektörünün karbonsuzlaşma yol haritası COP31 gündeminde</strong></p>

<p>COP31 kapsamında TÜRKÇİMENTO tarafından düzenlenecek önemli oturumlardan biri, 11 Kasım Çarşamba günü Türkiye Pavilyonu’nda gerçekleştirilecek. <strong>“Türkiye Çimento Sektöründe Karbonsuzlaşmanın Hızlandırılması: Sıfıra Yakın Emisyonlu Çimento Üretimi için İyi Uygulamalar ve Finansman Yöntemleri”</strong> başlıklı oturumda, sektörün karbonsuzlaşma sürecinde ihtiyaç duyduğu dönüşüm adımları, iyi uygulama örnekleri ve finansman modelleri ele alınacak.</p>

<p><strong>TÜRKÇİMENTO CEO’su Volkan Bozay’</strong>ın panelist olarak yer alacağı oturumda, <strong>T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Finansmanı ve Teşvikler Dairesi Başkanı Mürsel Akbulut, LİMAK Çimento CEO’su Erkam Kocakerim, ÇİMSA Sürdürülebilirlik Direktörü Neslihan Akgün Ergüven ve UNEP Danışmanı Tuğba Seyyah</strong>da değerlendirmelerini paylaşacak.</p>

<p>TÜRKÇİMENTO, 12 Kasım Perşembe günü de Global Cement and Concrete Association (GCCA) iş birliğiyle düzenlenecek <strong>“Kamu Politikaları: Düşük Karbonlu Çimentoya Geçişin Önünü Açmak”</strong> başlıklı oturumda da sektörün dönüşümünü destekleyecek politika ve düzenlemeleri gündeme taşıyacak. GCCA Pavilyonu’nda gerçekleştirilecek oturumda <strong>TÜRKÇİMENTO Çevre ve İklim Değişikliği Müdürü Canan Derinöz Gencel</strong> panelist olarak yer alacak. Oturumda ayrıca <strong>T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı</strong><strong>Mesleki Hizmetler Genel Müdür Yardımcısı Atila Erenler moderatör olarak yer alırken, Yüksek Fen Kurulu Üyesi Erdinç Demirel, GCCA CEO’su Thomas Guillot ve CIMPOR Global / OYAK Çimento CTO’su Berkan Fidan</strong>konuşmacı olarak bulunacak.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>Düşük karbonlu çimento ve dayanıklı altyapılar ele alınacak</strong></p>

<p>TÜRKÇİMENTO’nun COP31 kapsamındaki etkinlikleri, çimento sektörünün karbonsuzlaşma çalışmalarının yanı sıra düşük karbonlu ürünlerin ve dayanıklı altyapıların yaygınlaştırılmasına da odaklanacak.</p>

<p>16 Kasım Pazartesi günü Türkiye Pavilyonu’nda gerçekleştirilecek <strong>“Düşük Karbonlu Katkılı Çimento ve Beton ile Dayanıklı Altyapı İnşa Etmek”</strong> başlıklı oturumda ise düşük karbonlu katkılı çimento ve beton kullanımının sürdürülebilir ve dayanıklı altyapıların geliştirilmesindeki rolü değerlendirilecek. <strong>TÜRKÇİMENTO</strong> <strong>Çevre ve İklim Değişikliği Müdürü Canan Derinöz Gencel’in</strong> panelist olarak yer alacağı oturumun moderatörlüğünü <strong>Mesleki Hizmetler Genel Müdür Yardımcısı Atila Erenler üstlenecek. Yüksek Fen Kurulu Üyesi Erdinç Demirel, GCCA CEO’su Thomas Guillot ve OYAK Çimento CTO’su Berkan Fidan </strong>da oturumda yer alacak isimler arasında bulunuyor.</p>

<p>Aynı gün, Türkiye çimento sanayisinde karbonsuzlaşmanın geliştirilmesini amaçlayan <strong>NextCement Programı’nın lansmanı</strong>gerçekleştirilecek. Guidehouse Inc. tarafından düzenlenecek etkinlikte Canan Derinöz Gencel panelist olarak yer alacak.</p>

<p><strong><u>Uluslararası iş birlikleri ve sektörün iyi uygulamaları paylaşılacak</u></strong></p>

<p>TÜRKÇİMENTO, COP31 boyunca uluslararası kuruluşlar ve sektör temsilcileriyle gerçekleştirilecek etkinlikler aracılığıyla çimento sektörünün dönüşüm deneyimini farklı platformlara taşıyacak.</p>

<p>10 Kasım Salı günü GCCA Pavilyonu’nda TITAN tarafından düzenlenecek <strong>“Çimento Sektörünün Sıfır Net Enerji Geleceğine Güç Vermek: Endüstriyel Karbonsuzlaştırma için Yenilenebilir Enerjinin Ölçeklendirilmesi”</strong>başlıklı oturumda TÜRKÇİMENTO <strong>Çevre ve İklim Değişikliği Müdürü Canan Derinöz Gencel</strong> panelist olarak yer alacak.</p>

<p>11 Kasım Çarşamba günü ÇİMSA ve GCCA iş birliğiyle gerçekleştirilecek <strong>“Atıkları Amaca Dönüştürmek: Çöplükten Çimento Fırınlarına”</strong> başlıklı oturumda da TÜRKÇİMENTO Çevre ve İklim Değişikliği Müdürü Canan Derinöz Gencel panelist olarak sektörün atıkların değerlendirilmesine yönelik çalışmalarına katkı sunacak. Oturumda GCCA, ÇİMSA-Mannok, ICLEI South Asia ve TAYÇED temsilcileri de yer alacak.</p>

<p>12 Kasım Perşembe günü TSE tarafından ISO Standards Pavilyonu’nda düzenlenecek <strong>“Dayanıklı Altyapılar ve Şehirler”</strong> başlıklı Fireside Chat etkinliğinde Kalite ve Çevre Kurulu Kalite ve Belgelendirme Sorumlusu Nilüfer Salbaş da yer alacak.</p>

<p><strong><u>SKDM ve Avrupa ile iş birliği gündemde</u></strong></p>

<p><strong>TÜRKÇİMENTO CEO’su Volkan Bozay</strong>, 13 Kasım’da Danimarka Pavilyonu’nda LİMAK Danimarka tarafından düzenlenecek <strong>“SKDM Karbonsuzlaşmayı Destekliyor – Türk Çimento Öncüsünü Stratejik AB ve Danimarkalı Ortakla Buluşturmak”</strong> başlıklı oturumda panelist olarak yer alacak.</p>

<p>Oturumda, Avrupa Birliği Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın (SKDM) karbonsuzlaşma sürecindeki rolü ve Türk çimento sektörünün Avrupa ile geliştirdiği stratejik iş birlikleri ele alınacak. Panelde ayrıca LİMAK Çimento CEO’su Erkam Kocakerim, Limak Cement Denmark Genel Müdürü Frank O. Brannvoll, GCCA CEO’su Thomas Guillot ve ERCST İcra Direktörü Andrei Marcu değerlendirmelerini paylaşacak.</p>

<p>TÜRKÇİMENTO olarak COP31 boyunca gerçekleştireceğimiz etkinlikler ve uluslararası temaslarla Türkiye çimento sektörünün karbonsuzlaşma çalışmalarını, dönüşüm deneyimini ve çözüm önerilerini küresel iklim gündemine taşımayı hedefliyoruz.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ, ŞİRKET HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/turkcimento-cimento-sektorunun-karbonsuzlasma-gundemini-cop31e-tasiyacak</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 13:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/11/i-m-g-0023.png" type="image/jpeg" length="20929"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[COP31 Antalya’da Sanatla Buluşuyor: “ARTIK” Sergisi Geleceğe Bırakacağımız Mirası Sorguluyor]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/cop31-antalyada-sanatla-bulusuyor-artik-sergisi-gelecege-birakacagimiz-mirasi-sorguluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/cop31-antalyada-sanatla-bulusuyor-artik-sergisi-gelecege-birakacagimiz-mirasi-sorguluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gloria Hotels &amp; Resorts ev sahipliğinde, Akfen Holding iş birliğiyle ve Loft Art’ın katkılarıyla hayata geçirilen “ARTIK” sergisi, 9–20 Kasım 2026 tarihlerinde Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı sürecinde Antalya’da bulunan Gloria Serenity Re...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Gloria Hotels &amp; Resorts ev sahipliğinde, Akfen Holding iş birliğiyle ve Loft Art’ın katkılarıyla hayata geçirilen “ARTIK” sergisi, 9–20 Kasım 2026 tarihlerinde Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı sürecinde Antalya’da bulunan Gloria Serenity Resort’ta sanatseverlerle buluşuyor.</strong></p>

<p></p>

<p>Türkiye’nin dört bir yanından altı sanatçının eserlerini bir araya getiren sergi, atık malzemelerin sanat eserlerine dönüşümünden yola çıkarak Sıfır Atık, döngüsel ekonomi ve doğanın korunması konularına dikkat çekiyor.</p>

<p></p>

<p>Gloria Hotels &amp; Resorts ev sahipliğinde, Akfen Holding iş birliğiyle ve Loft Art’ın katkılarıyla hayata geçirilen “ARTIK” sergisi, 9–20 Kasım 2026 tarihlerinde Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı sürecinde Antalya’da bulunan Gloria Serenity Resort’ta sanatseverlerle buluşuyor.</p>

<p>İklim değişikliği, doğal kaynakların korunması ve sürdürülebilir bir gelecek arayışı dünyanın ortak gündeminde giderek daha fazla yer tutarken, sanat da bu tartışmalara farklı bir bakış açısı kazandırıyor.</p>

<p>Atık metal başta olmak üzere kullanım ömrünü tamamlamış malzemelerden üretilen eserleri bir araya getiren sergi, tüketim alışkanlıklarımızı, doğayla kurduğumuz ilişkiyi ve gelecek kuşaklara bırakacağımız mirası sorguluyor.</p>

<p>COP31’in Sıfır Atık, döngüsel ekonomi ve deniz ekosistemlerinin korunması gibi öncelikleriyle örtüşen sergi, 29 Kasım 2026 Pazar gününe kadar Gloria Serenity Resort’ta sürdürülebilirlik kavramını sanatın yaratıcı ve dönüştürücü gücüyle ele alacak.</p>

<p><strong>BUGÜNÜN ATIKLARI GELECEĞİN ARKEOLOJİK MİRASI MI OLACAK?</strong></p>

<p>Serginin adı olan “ARTIK”, Türkçede hem “bundan sonra” hem de “geriye kalan” anlamlarını taşıyor. Bu iki anlamdan hareket eden sergi, bugün kullandığımız ve geride bıraktığımız nesnelerin gelecekte insanlığın yaşam biçimini anlatan izlere dönüşebileceği düşüncesinden yola çıkıyor. Bir plastik parçası, kullanılmış bir elektronik cihaz ya da atık metal, insan için işlevini tamamlamış olsa da doğadaki varlığını sürdürüyor. “ARTIK”, bu malzemeleri sanat aracılığıyla yeniden yorumlayarak izleyiciyi temel bir soruyla karşı karşıya bırakıyor: “Bizden sonra ne kalacak? Ve bıraktığımız şey, gerçekten bırakmak istediğimiz miras mı?”</p>

<p><strong>ATIK MALZEMELER SANATLA YENİDEN HAYAT BULUYOR</strong></p>

<p>Serginin öne çıkan özelliklerinden biri, eserlerin büyük bölümünün atık metallerin ileri dönüşümüyle üretilmiş olması.</p>

<p>Bir zamanlar endüstriyel üretimin parçası olan malzemeler, sanatçıların yaratıcılığıyla heykellere dönüşerek yeni bir anlam ve değer kazanıyor.</p>

<p>Bu yaklaşım, COP31’in önemli gündem başlıklarından Sıfır Atık ve döngüsel ekonomi kavramlarıyla da örtüşüyor. Kaynakların yeniden kullanılması, atıkların azaltılması ve malzemelerin yaşam döngüsünün uzatılması gibi konular, sergide sanatsal bir anlatıma kavuşuyor.</p>

<p>“ARTIK”, atık olarak gördüğümüz nesnelerin yalnızca çevresel bir sorun değil, aynı zamanda yaratıcı bir dönüşümün başlangıç noktası olabileceğini gösteriyor.</p>

<p><strong>ÖZALTIN HOLDİNG YÖNETİM KURULU BAŞKAN YARDIMCISI ELİF ÖZDEMİR ŞANKAYA: “COP31 SÜRECİNDE ‘ARTIK’ SERGİSİNE EV SAHİPLİĞİ YAPMAKTAN MUTLULUK DUYUYORUZ”</strong></p>

<p>Özaltın Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Elif Özdemir Şankaya, sergiye ilişkin değerlendirmesinde, <i>“Doğayla doğrudan temas halinde olan turizm sektöründe sürdürülebilirlik, bizim için yalnızca operasyonel adımlardan ibaret değil. Çok daha geniş bir sorumluluk alanı. Geleceğe bırakacağımız en kıymetli mirasın çevreye duyarlı bir toplumsal bilinç olduğuna inanıyoruz. Kültürel birikimi korumak ve ileri dönüşümü desteklemek de bu anlayışımızın önemli bir parçası.</i></p>

<p>Bu doğrultuda, Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleşen COP31 sürecinde, Antalya’da ‘ARTIK’ sergisine ev sahipliği yapmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Kullanım ömrünü tamamlamış malzemelerin sanatla yeniden anlam kazanması, döngüsel ekonominin yaratıcı yönünü ortaya koyuyor. Aynı zamanda hepimizi tüketim alışkanlıklarımızı yeniden düşünmeye davet ediyor.</p>

<p>Özaltın Holding ve Gloria Hotels &amp; Resorts olarak, sanatın dönüştürücü gücüne inanıyoruz. Bu serginin toplumsal farkındalığı artıracağına ve ortak geleceğimiz adına önemli bir değer yaratacağına inanıyoruz.” dedi.</p>

<p><strong>AKFEN HOLDİNG YÖNETİM KURULU ÜYESİ PELİN AKIN ÖZALP:“DOĞANIN TÜKENDİĞİ BİR GELECEK SANDIĞIMIZ KADAR UZAK OLMAYABİLİR”</strong></p>

<p>Akfen Holding Yönetim Kurulu Üyesi Pelin Akın Özalp, serginin çıkış noktasına ilişkin değerlendirmesinde, <i>““Aslında bu sergiyle anlatmak istediğimiz şey, hepimizin filmlerde gördüğü, doğanın tükendiği o sahneler. Birçok filmde karşımıza çıkan bu görüntülerin yarattığı rahatsızlığı hepimiz hissediyoruz. Biz de bu ihtimali insanların gözleri önüne sererek hem yeniden bir farkındalık yaratmak hem de böyle bir geleceğin sandığımız kadar uzak olmadığını göstermek istedik. Çünkü bize oksijen sağlayan, yaşamın kaynağı olan doğanın bir gün metallerden oluştuğunu düşünmek gerçekten korkutucu. Ama bir o kadar da mümkün. İşte biz bu ihtimali sanat aracılığıyla görünür kılmak istedik. Sergimize ‘ARTIK’ adını vermemizin nedeni de bu. Bir yandan doğanın tahribatına ve bilinçsiz tüketime ‘Artık yeter!’ demek istiyoruz. Diğer yandan da geriye kalan atıklara, yani bugün doğada bıraktığımız izlere dikkat çekiyoruz. Bunu da Loft Art aracılığıyla hayata geçirdik. Sanatçılarımızın çoğu hayvan figürlerini metal, lastik ve kablo gibi atık malzemelerden oluştururken, diğerleri doğanın farklı unsurlarını eserlerinde yorumladı. Böylece hepimizin bildiği doğayı, gelecekte karşılaşmak istemeyeceğimiz bir haliyle gözler önüne sermeyi amaçladık” </i>ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>ALTI SANATÇIDAN DOĞA VE İNSAN İLİŞKİSİNE FARKLI YORUMLAR</strong></p>

<p>Çanakkale, Eskişehir ve İzmir’den altı sanatçıyı buluşturan sergi, doğanın döngüsünü, insanın tüketim alışkanlıklarını ve canlı yaşamı üzerindeki etkilerini farklı eserlerle ele alıyor.</p>

<p>Ali Abayoğlu, “Baskı Altında” serisinde atıkların ağırlığı altında hareket özgürlüğünü kaybeden kuşları konu alırken, metal ve camdan oluşturduğu “Deniz Anası” serisiyle deniz yaşamının kırılgan güzelliğine dikkat çekiyor.</p>

<p>Mustafa Tuğrul, atık metalden ürettiği “Gezegen Koleksiyoncusu” ile insanın evrendeki yerini sorguluyor. “Ölüm ve Yaşam Arasında” adlı eseri ise doğanın yenilenme döngüsünü yorumluyor.</p>

<p>Mücahit Diyar Arız, “Derinlerin Bekçisi”, “Karabatak” ve “Balıkçıl” eserleriyle deniz yaşamını ve insanın denizle kurduğu ilişkiyi sanatın merkezine taşıyor.</p>

<p>Niyazi Kerem Bengi, akçaağaç tohumunun havada süzülüşünden ilham aldığı 190 santimetrelik “Vorteks” heykelinde, kullanım ömrünü tamamlamış malzemelere yeni bir form kazandırıyor.</p>

<p>Selçuk Yılmaz, aralarında kılıç dişli kaplan ve jaguarın da bulunduğu heykelleriyle doğanın gücünü ve canlılar dünyasını yorumluyor.</p>

<p>Tuğçe Aytürk ise 5 metrekarelik sofra enstalasyonunda üretim, tüketim ve bereket kavramlarını buluşturarak insanın doğadan aldıklarıyla geride bıraktıkları arasındaki ilişkiyi sorguluyor.</p>

<p><strong>COP 31’İN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK GÜNDEMİNE SANATSAL BİR BAKIŞ</strong></p>

<p>Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenlenecek COP31, “Diyalogdan Uzlaşıya, Uzlaşıdan Aksiyona” yaklaşımıyla iklim değişikliğiyle mücadelede somut çözümlere odaklanıyor.</p>

<p>Zirvenin Eylem Gündemi’nde yer alan Sıfır Atık, Okyanuslar ve Denizler, Yeşil Sanayileşme ile Gençlik ve Eğitim gibi başlıklar, sürdürülebilir bir gelecek için ortak sorumluluğun önemini ortaya koyuyor.</p>

<p>“ARTIK” sergisi de bu gündeme sanatın diliyle katkı sunuyor. Atık malzemelerin yeniden değerlendirilmesinden deniz canlılarının korunmasına kadar uzanan eserler, çevresel sorunları yalnızca bilimsel ve ekonomik boyutlarıyla değil, kültürel ve toplumsal yönleriyle de düşünmeye davet ediyor.</p>

<p>Akfen Holding ve Gloria Hotels &amp; Resorts iş birliği, Loft Art’ın katkısıyla sanat ve sürdürülebilirlik arasında bir buluşma noktası oluştururken, sergi ziyaretçilerine geleceğe bırakacakları izler üzerine düşünme fırsatı sunuyor. “ARTIK”, COP31 süresince Antalya’da sanatseverleri, bugünün tüketim alışkanlıklarına ve yarının dünyasına farklı bir gözle bakmaya davet ediyor.</p>

<p></p>

<p><strong>SERGİ BİLGİLERİ</strong></p>

<p><strong>Sergi: ARTIK</strong></p>

<p><strong>Yer: Gloria Hotels &amp; Resorts, Antalya — [Otel adı]</strong></p>

<p><strong>Tarih: 9-29 Kasım 2026</strong></p>

<p><strong>Sanatçılar: Ali Abayoğlu, Mustafa Tuğrul, Mücahit Diyar Arız, Niyazi Kerem Bengi, Selçuk Yılmaz, Tuğçe Aytürk</strong></p>

<p><strong>Ziyaret: Sergi ziyaretleri, Gloria Serenity Resort’ün güvenlik ve misafir kabul koşulları çerçevesinde gerçekleştirilecektir. COP31’in düzenlendiği 9–20 Kasım döneminde ziyaretler otel misafirleri ve davetli konuklarla sınırlı olacaktır. 21–29 Kasım tarihleri arasında otel dışından ziyaret talepleri ise otelin operasyonel uygunluğu doğrultusunda, otel yönetimiyle önceden iletişime geçilerek ve ziyaret teyidi alınarak değerlendirilebilecektir.</strong></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/cop31-antalyada-sanatla-bulusuyor-artik-sergisi-gelecege-birakacagimiz-mirasi-sorguluyor</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 13:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/11/i-m-g-0022.jpeg" type="image/jpeg" length="51957"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[KAGİDER Geleneksel Kahvaltı Toplantısı’nın konuğu Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat oldu]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/kagider-geleneksel-kahvalti-toplantisinin-konugu-ticaret-bakani-prof-dr-omer-bolat-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/kagider-geleneksel-kahvalti-toplantisinin-konugu-ticaret-bakani-prof-dr-omer-bolat-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER), yeni dönemin ilk kahvaltı toplantısını İstanbul’da gerçekleştirdi. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat’ın katıldığı KAGİDER kahvaltı toplantısında; Türkiye iş dünyası, kadın girişimciliği ve ekonomik gelişmeler ele alındı.

KAGİDER Kasım ayı kahvaltı t...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER),</strong> yeni dönemin ilk kahvaltı toplantısını İstanbul’da gerçekleştirdi. <strong>Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat</strong>’ın katıldığı KAGİDER kahvaltı toplantısında; Türkiye iş dünyası, kadın girişimciliği ve ekonomik gelişmeler ele alındı.</p>

<p>KAGİDER Kasım ayı kahvaltı toplantısı, <strong>Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat</strong>’ın konuk katılımı ve iş dünyasının önde gelen temsilcilerinin iştirakiyle düzenlendi. Toplantıya Bakan Bolat’ın yanı sıra KAGİDER Kurucu Üyesi, AK Parti Adana Milletvekili ve TBMM Dilekçe Komisyonu Başkanı Sunay Karamık, KAGİDER Başkanı Esra Bezircioğlu, KAGİDER Kurucu Üyesi, TOGEMDER Yönetim Kurulu Başkanı Belma Sekmen ve KAGİDER üyesi kadın girişimciler katıldı.</p>

<p><strong>KAGİDER’DEN TİCARET BAKANLIĞI’NA İŞ BİRLİĞİ ÇAĞRISI </strong></p>

<p>KAGİDER Başkan Yardımcısı Selma Akdoğan’ın moderatörlüğünde gerçekleşen toplantı, KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı Esra Bezircioğlu’nun açılış konuşmasıyla başladı. 12 Eylül 2002’de kurulan KAGİDER’in çeyrek asırlık yolculuğuna değinen Bezircioğlu, derneğin 25. yıl mottosunu “İlham. Değişim. Etki.” olarak açıkladı. KAGİDER’in bugün 517 üyesiyle Türkiye ekonomisinin yüzde 10’unu temsil eden stratejik bir sivil toplum kuruluşu haline geldiğini belirten Bezircioğlu, 25 yılda 165 paydaşla 94 projeyi başarıyla hayata geçirdiklerini vurguladı.</p>

<p>Finansman ve pazara erişimde kadın girişimcilerin karşılaştığı engelleri aşmak için Ticaret Bakanlığı ile işbirliği ve destek talebinde bulunan Esra Bezircioğlu; kadın girişimcilerin ticaret heyetlerinde daha aktif yer alması ve uluslararası alıcılarla buluşturulması, KAGİDER'in Girişimcilik ve Satın Alma Buluşması modelinin Bakanlık desteğiyle ulusal ölçekte bir tedarikçi geliştirme ve eşleştirme modeline dönüştürülmesi ve Bakanlık ile sürekli bir çalışma mekanizmasının hayata geçirilmesi konularında işbirliği teklifinde bulundu.</p>

<p><strong>TİCARET BAKANI PROF. DR. ÖMER BOLAT: "KADIN ÇALIŞANLARIN İHRACATA KATKISI 62,3 MİLYAR DOLAR"</strong></p>

<p>Toplantıda konuşan <strong>Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat</strong>, Türkiye ekonomisinin büyüme performansı, dış ticaret hedefleri ve Bakanlık tarafından yürütülen kapsamlı araştırmanın sonuçlarını paylaştı.</p>

<p>Türkiye ekonomisinin 17 yıldır pozitif büyüdüğünü ve son 6 yıldır kesintisiz büyüme sağladığını vurgulayan Bakan Bolat; milli gelirin yıl ortası itibarıyla 1 trilyon 706 milyar dolara ulaştığını, yıl sonunda ise 1 trilyon 800 milyar dolara ulaşmasının beklendiğini söyledi. İşsizlik oranının %8,4 ile son 41 aydır tek hanede seyrettiğini ve istihdamın 32,5 milyona ulaştığını belirten Bolat, Türkiye'nin mal ihracatının 24 yılda 36 milyar dolardan 285,6 milyar dolara (7,5 kat artış), hizmet ihracatının ise 14 milyar dolardan 127,4 milyar dolara çıktığını açıkladı. Bolat, Türkiye ihracatının %44'ünün orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerden oluştuğunun altını çizdi.</p>

<p><strong>KADIN İSTİHDAMININ VE KARAR VERİCİLERİN İHRACATTAKİ ROLÜ</strong></p>

<p>Ticaret Bakanlığı Ticari Araştırmalar Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen araştırmanın sonuçlarını açıklayan Bakan Bolat, kadınların ihracata sunduğu doğrudan katkıyı rakamlarla ilan etti:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li><strong>Kadın Çalışanların Katkısı:</strong> Kadın çalışanların toplam mal ihracatına doğrudan katkısı <strong>62,3 milyar dolar</strong> (toplam ihracatın yaklaşık %23,5'i) seviyesindedir.</li>
 <li><strong>İhracatçı Firmalarda Kadın İstihdamı:</strong> İhracatçı işletmelerdeki kadın istihdam oranı <strong>%30</strong>'a ulaşmıştır.</li>
 <li><strong>Sektörel Dağılım:</strong> Kadın çalışanların katkısı giyim sektöründe 8,2 milyar dolar, gıda ürünlerinde 7,4 milyar dolar, otomotivde 7,1 milyar dolar ve yüksek/orta-yüksek teknolojili ürünlerde <strong>32,2 milyar dolar</strong>olarak ölçülmüştür. Kadınların teknoloji ihracatındaki katkısı son 3 yılda <strong>%176</strong> artış göstermiştir.</li>
 <li><strong>Yönetici ve Sermayedar Katkısı:</strong> Kadın yöneticilerin olduğu işletmeler 21 milyar dolarlık, kadın sermayedarların sahibi olduğu şirketler ise 9 milyar dolarlık ihracat katkısı sağlamıştır.</li>
</ul>

<p><strong>BAKANLIKTAN KADIN GİRİŞİMCİLERE POZİTİF AYRIMCILIK VE FİNANSMAN İMKÂNLARI</strong></p>

<p>Ticaret Bakanlığı’nın bu yıl ihracatı desteklemek amacıyla 45 milyar TL bütçe ayırdığını belirten Bakan Bolat, kadın girişimcilere yönelik sağlanan pozitif ayrımcılıkları ve diğer finansman kolaylıklarını şöyle sıraladı:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li><strong>Pozitif Ayrımcılık:</strong> Yurt dışı pazar araştırması desteklerinde normalde %50 olan destek oranı kadın girişimciler için <strong>%70</strong>olarak uygulanmaktadır. UR-GE projelerinde kadın girişimcilere özel destek modülleri sunulmaktadır.</li>
 <li><strong>Eğitim ve Dijitalleşme:</strong> 14 üniversitede İhracat Akademisi ile 1.326 kişiye eğitim verilmiş, Yapay Zeka Destekli Kolay İhracat Platformu ve e-ihracat modülleriyle e-ihracat hacmi 6 milyar dolara ulaştırılmıştır.</li>
 <li><strong>Uygun Kredi ve Kefalet:</strong> Eximbank ve Merkez Bankası iş birliğiyle %23,95 faiz oranıyla (piyasa şartlarının üçte birinden az) reeskont kredisi sağlandığını, bu yıl toplam kredi ve sigorta hacminin 59 milyar dolara ulaşacağını açıkladı.</li>
 <li><strong>İGE A.Ş. Teminat Kolaylığı:</strong> İhracatı Geliştirme A.Ş. (İGE) aracılığıyla ipoteksiz ve teminatsız olarak <strong>297 milyar TL kefalet</strong>sağlandığını ve 340,4 milyar TL kredi kullanımına imkân tanındığını (%85'i KOBİ) belirten Bolat, Eximbank öz kaynaklarının 216 milyar TL'ye, günlük reeskont kredi limitinin ise 5 milyar TL'ye çıkarıldığını ifade etti.</li>
</ul>

<p>Toplantıda KAGİDER üyelerinin sorularını da cevaplayan Bakan Ömer Bolat’a KAGİDER Başkanı Esra Bezircioğlu katılımından dolayı teşekkür ederek plaket taktim etti.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/kagider-geleneksel-kahvalti-toplantisinin-konugu-ticaret-bakani-prof-dr-omer-bolat-oldu</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 13:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/11/i-m-g-0021.jpeg" type="image/jpeg" length="62689"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Finansın geleceği Boğaziçi Zirvesi'nde konuşuldu]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/finansin-gelecegi-bogazici-zirvesinde-konusuldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/finansin-gelecegi-bogazici-zirvesinde-konusuldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[17. Boğaziçi Zirvesi kapsamında düzenlenen "Paranın Geleceği: Fintek, Dijital Para ve Yeni Finansal Düzenin İtici Gücü" panelinde, yapay zekâ ve blok zinciri teknolojilerinin finans sektöründe yaratacağı dönüşüm ele alındı. Sektör temsilcileri, yapay zekâ destekli yatırım danışmanlığının milyonlarca...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>17. Boğaziçi Zirvesi kapsamında düzenlenen "Paranın Geleceği: Fintek, Dijital Para ve Yeni Finansal Düzenin İtici Gücü" panelinde, yapay zekâ ve blok zinciri teknolojilerinin finans sektöründe yaratacağı dönüşüm ele alındı. Sektör temsilcileri, yapay zekâ destekli yatırım danışmanlığının milyonlarca kişiye ulaşabileceğini, tokenizasyon sayesinde finansal varlıkların günün her saatinde işlem görebileceğini ve geleneksel aracılık faaliyetlerinin önemli ölçüde değişebileceğini belirtti. Panelde teknolojinin sunduğu fırsatların yanı sıra yatırımcı güvenliği, yanlış bilgi ve piyasalarda oluşabilecek yeni riskler de tartışıldı.</strong></p>

<p>Uluslararası İşbirliği Platformu (UİP) tarafından İstanbul'da düzenlenen 17. Boğaziçi Zirvesi, finans sektörünün geleceğine ilişkin önemli değerlendirmelere ev sahipliği yaptı. "Paranın Geleceği: Fintek, Dijital Para ve Yeni Finansal Düzenin İtici Gücü" başlıklı panelde, finansal teknolojilerin bireysel yatırımcı davranışlarına etkisi, yapay zekâ destekli portföy yönetimi, dijital varlıklar ve sermaye piyasalarının geleceği masaya yatırıldı.</p>

<p>Finans uzmanı Attila Köksal'ın moderatörlüğünü üstlendiği panelde, Matriks Finansal Teknolojiler Genel Müdürü Cem Tutar, Fintables Kurucu Ortağı Yunus Şahin, Alize Yatırım Yönetim Hizmetleri Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Başboğa ve Smart Advice Kurucu Ortağı Onur Yurtsever konuşmacı olarak yer aldı.</p>

<p><strong>YURTSEVER: "YAPAY ZEKÂ İLE MİLYONLARCA YATIRIMCIYA ULAŞMAK MÜMKÜN"</strong></p>

<p>Smart Advice Kurucu Ortağı Onur Yurtsever, yapay zekâ ve robo danışmanlık uygulamalarının finansal hizmetlere erişimi önemli ölçüde artırdığını belirtti. Geleneksel yatırım danışmanlığında bir uzmanın sınırlı sayıda müşteriye hizmet verebildiğini hatırlatan Yurtsever, yapay zekâ destekli sistemlerle milyonlarca kişiye kesintisiz hizmet sunulabildiğini ifade etti.</p>

<p>Yurtsever, "Geleneksel yatırım danışmanlığında bir danışman en fazla 250-300 müşteriye hizmet verebilirken, yapay zekâ ve robo danışmanlık sistemleriyle milyonlarca kişiye 7 gün 24 saat ulaşabiliyoruz. Çalıştığımız büyük bankalardan birinde yüz binlerce müşteriye hizmet vererek operasyonel maliyetlerin yüzde 40 azaltılmasına katkı sağladık." dedi.</p>

<p>Yaklaşık 350 bin yatırımcıya hizmet verdiklerini belirten Yurtsever, yatırımcıların büyük bölümünün dengeli portföyleri tercih ettiğini söyledi. Yatırımcıların yaklaşık yüzde 76'sının dengeli, yüzde 15'inin yüksek riskli, yüzde 5'inin ise düşük riskli yatırım yaklaşımına sahip olduğunu aktaran Yurtsever, yapay zekâ destekli sistemlerin özellikle orta ve uzun vadeli yatırım stratejilerinde önemli rol üstlenebileceğini kaydetti.</p>

<p><strong>ŞAHİN: "YAPAY ZEKÂ YATIRIMCIYI BİLGİYE ULAŞMAKTA BAĞIMSIZLAŞTIRIYOR"</strong></p>

<p>Fintables Kurucu Ortağı Yunus Şahin, finansal teknolojilerin yatırımcıların bilgiye erişimini kolaylaştırdığını ve karar alma süreçlerini değiştirdiğini söyledi. Fintables'ın 500 binden fazla üyeye ve günlük 200 binin üzerinde tekil ziyaretçiye ulaştığını belirten Şahin, geliştirdikleri Evo adlı yapay zekâ ajanıyla finansal verilerin daha hızlı analiz edilmesini hedeflediklerini ifade etti.</p>

<p>Şahin, "Eskiden yatırımcıların ihtiyaç duydukları verileri farklı kaynaklardan toplaması ve analiz etmesi saatler alabiliyordu. Yapay zekâ sayesinde artık ihtiyacını doğru ifade edebilen herkes ilgili veriye çok daha kısa sürede ulaşabiliyor. Böylece yatırımcıların başkalarına bağımlılığı azalıyor ve kendi kararlarını daha bilinçli biçimde verebilmeleri mümkün hâle geliyor." dedi.</p>

<p>Yapay zekânın yatırımcılar açısından bazı riskler de taşıdığına dikkat çeken Şahin, herkesin aynı verilere ve benzer analizlere ulaşmasının piyasalardaki fiyatlama farklılıklarını azaltabileceğini belirtti. Yapay zekâ modellerinin yanlış bilgi üretme ihtimaline karşı özel test sistemleri geliştirdiklerini aktaran Şahin, yatırımcı güvenliğinin finansal teknolojilerin gelişiminde belirleyici olacağını vurguladı.</p>

<p><strong>TUTAR: "FİNTEKLERİN EN BÜYÜK GÜCÜ DEĞİŞİME UYUM SAĞLAMAK"</strong></p>

<p>Matriks Finansal Teknolojiler Genel Müdürü Cem Tutar, yapay zekâ teknolojilerinin finans sektöründeki iş modellerini hızla değiştirdiğini söyledi. Şirketlerin rekabet avantajını koruyabilmesi için yalnızca teknoloji geliştirmesinin yeterli olmadığını belirten Tutar, değişime uyum sağlama becerisinin giderek daha önemli hâle geldiğini ifade etti.</p>

<p>Finansal teknolojilerde veri dağıtımından yapay zekâ ajanlarına uzanan bir dönüşüm yaşandığını belirten Tutar, "Bugün söylediğimiz her şeyin geçerlilik süresi geçmişe göre çok daha kısa. Günler, haftalar veya aylar içerisinde mevcut iş modellerimiz değişebiliyor. Finteklerin en önemli avantajı, finans sektörünü yakından tanımaları, kurumlarla güven ilişkisi kurabilmeleri ve değişime hızla uyum sağlayabilmeleri." diye konuştu. Yapay zekâ ajanlarının bir fikrin geliştirilmesinden yazılımın hazırlanmasına ve test edilmesine kadar birçok süreci üstlenebildiğini belirten Tutar, buna karşın finans kuruluşlarının nihai kararları tamamen otonom sistemlere bırakma konusunda henüz temkinli davrandığını söyledi.</p>

<p><strong>BAŞBOĞA: "TOKENİZASYON FİNANSAL ARACILIĞI AZALTACAK"</strong></p>

<p>Alize Yatırım Yönetim Hizmetleri Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Başboğa, yapay zekâ, blok zinciri ve kuantum teknolojilerinin birlikte gelişmesinin finansal piyasalarda köklü değişiklikler yaratacağını belirtti. Özellikle tokenizasyon sayesinde finansal varlıkların daha hızlı ve düşük maliyetlerle el değiştirebileceğini ifade eden Başboğa, geleneksel finans sistemindeki aracılık ve takas süreçlerinin önemli ölçüde dönüşebileceğini söyledi.</p>

<p>Başboğa, "Yapay zekâ ajanları ve blok zinciri teknolojileriyle tahvil ihracından uluslararası yatırım işlemlerine kadar birçok süreç otomatik hâle gelebilir. Bugün farklı kurumların ve aracıların dahil olduğu işlemler gelecekte çok daha kısa sürede tamamlanabilir. Bu dönüşüm, özellikle uluslararası piyasalara erişimde kaynakları sınırlı olan KOBİ'ler için önemli fırsatlar yaratacak." dedi.</p>

<p>Gelecekte yatırımcıların risk profillerini, finansal hedeflerini ve alışkanlıklarını öğrenen kişisel yapay zekâ ajanlarının yaygınlaşabileceğini belirten Başboğa, bu sistemlerin piyasalardaki gelişmeleri kesintisiz takip ederek yatırımcılara özel çözümler sunabileceğini ifade etti.</p>

<p><strong>"BORSALAR ORTADAN KALKMAYACAK, DÖNÜŞECEK"</strong></p>

<p>Panelin dikkat çeken başlıklarından biri de tokenizasyonun borsalar ve sermaye piyasaları üzerindeki etkisi oldu.</p>

<p>Matriks Finansal Teknolojiler Genel Müdürü Cem Tutar, tokenizasyon sayesinde hisse senetleri ve diğer finansal varlıkların dijital kayıtlarla temsil edilebildiğini, bu varlıkların daha kolay transfer edilmesinin ve günün her saatinde işlem görmesinin mümkün olabileceğini söyledi. Borsaların gelecekteki rolünün değişebileceğini belirten Tutar, "Borsa kavramının ortadan kalkacağını düşünmüyorum, ancak dönüşeceğine inanıyorum. Gelecekte borsalar yalnızca alım satım yapılan platformlar olmaktan çıkıp farklı blok zincirleri arasında bağlantı sağlayan, dijital varlıklar için standartlar belirleyen yapılara dönüşebilir." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Tutar, dijital varlıkların yaygınlaşması için hukuki altyapının da geliştirilmesi gerektiğine dikkat çekerek, bir token'a sahip olmakla onun temsil ettiği gerçek varlık üzerinde hak sahibi olmanın her durumda aynı anlama gelmediğini vurguladı.</p>

<p><strong>YAPAY ZEKÂDA GÜVENLİK VE DÜZENLEME VURGUSU</strong></p>

<p>Panelde yapay zekâ destekli yatırım sistemlerinin yaygınlaşmasının beraberinde getirebileceği riskler de ele alındı.</p>

<p>Katılımcılar, çok sayıda yatırımcının aynı yapay zekâ sistemlerinin önerilerini takip etmesinin piyasalarda benzer yönlü işlemleri artırabileceğine ve fiyat hareketlerini etkileyebileceğine dikkat çekti.</p>

<p>Alize Yatırım Yönetim Hizmetleri Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Başboğa ise yapay zekâ altyapılarının az sayıda büyük teknoloji şirketinin kontrolünde yoğunlaşmasının finansal sistemde yeni eşitsizlikler yaratabileceği uyarısında bulundu.</p>

<p>Teknolojik gelişmelerin önünü kesmeden etkin düzenlemeler yapılması gerektiğini belirten Başboğa, finansal teknolojilerin bireyler ve küçük işletmeler için fırsat yaratmasının ancak adil ve kapsayıcı bir sistemle mümkün olabileceğini ifade etti.</p>

<p>Panelin moderatörü Attila Köksal da dijital platformların yatırım işlemlerini kolaylaştırmasına karşın sosyal medya üzerinden yayılan yanıltıcı bilgilerin yatırımcıları manipülasyona açık hâle getirebildiğine dikkat çekti.</p>

<p>Panelde, finansal teknolojilerin önümüzdeki dönemde yatırım hizmetlerine erişimi genişletmesi ve işlem maliyetlerini düşürmesi beklenirken, yatırımcı güvenliği, finansal okuryazarlık ve düzenleyici çerçevenin de bu dönüşümün temel unsurları olacağı vurgulandı.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/finansin-gelecegi-bogazici-zirvesinde-konusuldu</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 13:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/11/i-m-g-0020.jpeg" type="image/jpeg" length="70437"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ING Türkiye'nin aktif büyüklüğü 341 milyar TL'ye ulaştı]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/ing-turkiyenin-aktif-buyuklugu-341-milyar-tlye-ulasti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/ing-turkiyenin-aktif-buyuklugu-341-milyar-tlye-ulasti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ING Türkiye, 2026 yılına ait üçüncü çeyrek konsolide finansal sonuçlarını açıkladı. ING Türkiye’nin, yılın ilk dokuz ayında konsolide aktif büyüklüğü 341 milyar TL, özkaynak tutarı ise 26,2 milyar TL seviyesinde gerçekleşti. En sevilen dijital banka olma hedefi doğrultusunda müşterilerine masrafsız...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top">
   <table class="table table-bordered table-sm">
    <tbody>
     <tr>
      <td valign="top">
      <p><strong>ING Türkiye, 2026 yılına ait üçüncü çeyrek konsolide finansal sonuçlarını açıkladı. ING Türkiye’nin, yılın ilk dokuz ayında konsolide aktif büyüklüğü 341 milyar TL, özkaynak tutarı ise 26,2 milyar TL seviyesinde gerçekleşti. En sevilen dijital banka olma hedefi doğrultusunda müşterilerine masrafsız ve zahmetsiz bir deneyim sunmaya odaklanan ING Türkiye, masrafsız bankacılık yaklaşımını yatırım alanına da taşıyarak MKK ücretlerini müşterileri adına karşılamaya başladı. ING Türkiye ayrıca iştiraki ING Yatırım aracılığıyla yatırımcıların yurt dışı piyasalara erişimini sağlayan yeni hizmetini hayata geçirdi. ING Türkiye Genel Müdürü Alper Gökgöz, “Dijitalleşme, müşteri ilişkilerinde derinleşme ve ING'nin küresel gücünü müşterilerimiz için değere dönüştürme odağında büyümemizi sürdürdük. Uluslararası uzmanlığımızı ve deneyimimizi ülkemize taşıyarak ING Grubu olarak 2020 yılından bu yana Türkiye odağında yaklaşık 17 milyar Euro sürdürülebilir finansmanı harekete geçirdik” dedi.</strong></p>

      <p>En sevilen dijital banka olmayı hedefleyen ING Türkiye, 2026 yılına ait üçüncü çeyrek konsolide finansal sonuçlarını açıkladı. ING Türkiye’nin yılın ilk dokuz ayında konsolide aktif toplamı 341 milyar TL, vergi öncesi karı ise 2,1 milyar TL oldu ve toplam özkaynakları 26,2 milyar TL olarak gerçekleşti. ING Türkiye, Eylül sonu itibarıyla finansal kiralama alacakları dahil Türkiye ekonomisine 194 milyar TL’si nakdi olmak üzere toplam 222,4 milyar TL’lik kredi desteği sağladı ve mevduat büyüklüğü ise 223 milyar TL olarak gerçekleşti.</p>

      <p>Finansal sonuçlar ile ilgili değerlendirmede bulunan <strong>ING Türkiye Genel Müdürü Alper Gökgöz</strong>, “Küresel ekonomide jeopolitik risklerin, artan belirsizliklerin ve finansal piyasalardaki dalgalanmaların devam ettiği bir dönemde, müşterilerimizi ve ekonomiyi desteklemeye devam ettik. Dijitalleşme, müşteri ilişkilerinde derinleşme ve ING'nin küresel gücünü müşterilerimiz için değere dönüştürme odağında büyümemizi sürdürdük. Bu kapsamda yıl sonuna göre mevduatta yüzde 23, aktif büyüklüğümüzde ise yüzde 22 oranında artış kaydettik. Ayrıca, finansal kiralama alacakları dahil nakdi kredi büyümemiz yüzde 31 oranında gerçekleşti" diye aktardı.</p>

      <p><strong>ING müşterileri, MKK ücretleri olmadan yatırım işlemlerini gerçekleştirebiliyor</strong></p>

      <p>ING Türkiye, masrafsız ve zahmetsiz bankacılık yaklaşımını güçlendirmeyi sürdürüyor. Bireysel müşteriler EFT, havale ve FAST işlemlerini ING Mobil üzerinden ücretsiz gerçekleştirebilirken, aidatsız kredi kartından da yararlanabiliyor. ING, ayrıca dijital kanallar üzerinden gerçekleştirilen SWIFT işlemlerinde hem banka hem de muhabir banka masraflarını kaldırarak, Türkiye’de tüm bireysel müşterilerine masrafsız SWIFT hizmeti sunan ilk ve tek banka olarak öne çıkıyor. ING, şahıs işletmelerine de sunduğu SWIFT işlemlerindeki masrafsızlık ayrıcalığıyla da işletmelerin yanında yer alıyor.</p>

      <p>ING Türkiye, müşterilerine daha kolay ve zahmetsiz bir bankacılık deneyimi sunma hedefiyle sürdürdüğü masrafsızlık yaklaşımını yatırım alanına da taşıyarak Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) ücretlerini müşterileri adına karşılamaya başladı. Böylece bireysel ING müşterileri, yatırım fonlarından hisse senetlerine, devlet tahvillerinden hazine bonolarına kadar tüm yatırım işlemlerini MKK hesap açılış, alım-satım, bakım ve saklama ücretleri olmadan gerçekleştirebiliyor. <strong>Gökgöz</strong>, “Müşterilerimizin finansal ihtiyaçlarını karşılarken bankacılığı daha kolay ve masrafsız hale getirmeye odaklanmaya devam edeceğiz” dedi.</p>

      <p><strong>Müşterilerimize dijital, bağımsız ve global bir yatırım deneyimi sunmayı hedefliyoruz </strong></p>

      <p>Yatırım araçlarını tek noktadan takip etme, analiz etme ve karşılaştırma imkânı sunarak ING Mobil’i kapsamlı bir yatırım platformu olarak konumlayan ING Türkiye, iştiraki ING Yatırım aracılığıyla yurt dışı piyasa hizmetini de hayata geçirdi. Böylece yatırımcılar Amerika, Avrupa ve Asya piyasalarında işlem gören hisse senetleri, ETF’ler ve vadeli işlem kontratlarına erişim sağlamaya başladı. Gökgöz, “Birikimi büyüyen müşterilerimize dijital, bağımsız ve global bir yatırım deneyimi sunmayı önceliklendiriyoruz. Dünyanın önde gelen finans kuruluşlarından biri olan ING’nin 18 ülkede 40’tan fazla piyasaya uzanan global ağı ve yatırım alanındaki uzmanlığı sayesinde, yatırımcılarımızın dünyanın farklı bölgelerindeki fırsatlara erişimini kolaylaştırıyoruz” dedi.</p>

      <p><strong>COP31 iklim finansmanını gündemin merkezine taşıyacak</strong></p>

      <p>Sürdürülebilir finansmanın önemine de değinen Gökgöz, “ING olarak global uzmanlığımızı ve uluslararası deneyimimizi Türkiye’ye taşıyarak ülkemizin dönüşümüne katkı sağlıyoruz. ING Grubu olarak 2020 yılından bu yana Türkiye odağında doğrudan finansman sağlayarak, finansmanı koordine ederek veya aracılık ederek yaklaşık 17 milyar Euro sürdürülebilir finansmanı harekete geçirdik. Antalya’da düzenlenecek olan COP31’in enerji dönüşümü, elektrifikasyon, yeşil yatırımlar ve iklim finansmanını küresel gündemin merkezine taşıyacağını düşünüyoruz. Uzun yıllardır COP süreçlerine aktif katılım gösteren ING Grubu olarak, müşterilerimizin sürdürülebilir büyüme yolculuğuna eşlik etmeyi ve Türkiye’nin düşük karbonlu ekonomiye geçişine katkı sağlamayı sürdüreceğiz” dedi.</p>
      </td>
     </tr>
    </tbody>
   </table>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top">
   <table class="table table-bordered table-sm">
    <tbody>
    </tbody>
   </table>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ, ŞİRKET HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/ing-turkiyenin-aktif-buyuklugu-341-milyar-tlye-ulasti</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 13:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/11/i-m-g-0019-1.jpeg" type="image/jpeg" length="21478"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Borusan, COP31’de iklim gündemine Edward Burtynsky’nin sergisiyle farklı bir bakış sunuyor]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/borusan-cop31de-iklim-gundemine-edward-burtynskynin-sergisiyle-farkli-bir-bakis-sunuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/borusan-cop31de-iklim-gundemine-edward-burtynskynin-sergisiyle-farkli-bir-bakis-sunuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Borusan Grubu, iklim diplomasisinin kritik durağı COP31’de iş dünyasının sanayide karbonsuzlaşma, enerji dönüşümü ve düşük karbonlu büyüme gündeminin ele alındığı çalışmalarda yer alacak. Grup ayrıca Edward Burtynsky’nin insan faaliyetlerinin doğadaki izlerini belgeleyen özel seçkisiyle iklim gündem...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Borusan Grubu, iklim diplomasisinin kritik durağı COP31’de iş dünyasının sanayide karbonsuzlaşma, enerji dönüşümü ve düşük karbonlu büyüme gündeminin ele alındığı çalışmalarda yer alacak. Grup ayrıca Edward Burtynsky’nin insan faaliyetlerinin doğadaki izlerini belgeleyen özel seçkisiyle iklim gündemine sanat perspektifinden katkı sunacak.</strong></p>

<p>82 yıllık sanayi birikimini sürdürülebilir bir gelecek için sorumlulukla buluşturan Borusan Grubu, 9–20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nda (COP31) iş dünyasının dönüşümüne somut uygulama örnekleriyle katkı sunacak, iklim krizine sanatın perspektifinden dikkat çekecek.</p>

<p><strong>Borusan Grup Lideri Özgür Günaydın</strong>, Sustainable Business COP (SB COP) oturumlarında eş başkanlığını yürüttüğü “Transitioning Energy, Industry and Transport” Çalışma Grubu’nun çıktılarını paylaşacak. Günaydın, katılacağı diğer oturumlarda da sanayinin karbonsuzlaşması, enerji dönüşümü ve düşük karbonlu büyüme modelleri odağında iş dünyası perspektifinden değerlendirmelerde bulunacak.</p>

<p>Grup ayrıca Borusan Contemporary iş birliğiyle, sanatın farkındalık yaratma gücünden hareketle, çağdaş fotoğrafın öncü isimlerinden Edward Burtynsky’nin “Dönüşen Yeryüzü” sergisinden küratörlüğünü Dr. Kumru Eren’in üstlendiği özel seçki Akra Antalya’da sanatseverlerle buluşturacak.</p>

<p><strong>Özgür Günaydın: “Borusan, gerçekçi bir 2053 yol haritası ortaya koyuyor”</strong></p>

<p><strong>Borusan Grup Lideri Özgür Günaydın</strong>, COP31’in Türkiye’nin bölgesel liderliğini ve sanayinin küresel değer zincirlerindeki kritik rolünü ortaya koymak açısından önemli bir fırsat sunduğunu belirtti.</p>

<p>Günaydın, şu ifadeleri kullandı: “COP31, iklim hedeflerinin uygulamaya nasıl taşınacağını konuşacağımız önemli bir buluşma. Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleşen bu zirveden beklentimiz, sanayi ve enerji sektörlerinin dönüşümünü finansman ve teknolojiyle hızlandıracak uygulanabilir kararların çıkması. Eş başkanlığını yürüttüğüm çalışma grubunda da bu eksene odaklanıyoruz. Borusan olarak, çelikten lojistiğe karbon yoğun sektörlerde faaliyetlerimiz var. Dönüşümü kendi operasyonlarımızdan başlayarak değer zincirimizin tamamını kapsayacak şekilde ele alıyor, dijitalleşmeden enerji verimliliğine, su yönetiminden tedarik zincirine uzanan somut adımlarla 2053 yol haritamızı hayata geçiriyoruz. COP31’de kendi deneyimimizi paylaşırken sanayinin dönüşümünü hızlandıracak iş birliklerinin parçası olmayı önemsiyoruz.”</p>

<p><strong>Değer zinciriyle birlikte dönüşüm modeli</strong></p>

<p>Borusan Grubu, “iklim, insan, inovasyon” (i<sup>3</sup>) odak alanlarında vites yükselttiği ve yönetişim boyutuyla tüm değer zincirinde fayda yarattığı sürdürülebilirlik yolculuğunu COP31 kapsamında farklı platformlara taşıyacak.</p>

<p>Grup, sahadan gelen operasyonel veriler, ölçülebilir göstergeler ve şirketlerinin ortak aklıyla hedeflerini dönüştürerek çok daha iddialı ve bilim temelli bir yol haritası benimsedi. 2034, 2044 ve 2053 yıllarını kapsayan kademeli yol haritası; iklim hedeflerinden fırsat eşitliğine, teknolojik dönüşümden tedarik zincirinin sürdürülebilirliğine uzanan dört temel alanda somut hedefler ve uygulamalar içeriyor:</p>

<p></p>

<ul>
 <li><strong>İklim:</strong> Türkiye’nin 2053 net sıfır vizyonuyla uyumlu olarak Kapsam 1 ve 2 emisyonlarını 2021 baz yılına göre %96 azaltmak, birim üretim başına karbon yoğunluğunu 2030’a kadar %15 düşürmek; su yönetiminde doğrudan "su çekimi" göstergesine odaklanarak çekilen suyu 2034’e kadar %30 azaltmak ve geri kazanım oranını %80 artırmak, 2034’e kadar her yıl ortalama 9 olmak üzere toplam 135 döngüsel ekonomi projesini devreye almak.</li>
</ul>

<p></p>

<ul>
 <li><strong>İnsan:</strong> "Borusan Eşittir" ve ÇEK (Çeşitlilik, Eşitlik, Kapsayıcılık) yaklaşımlarıyla kültürel dönüşümü derinleştirmek; 2034 yılına kadar kadın çalışan oranını fabrika ve sahada %17’ye, ofiste %38’e ve kadın lider oranını %40’a ulaştırarak 2044’te eşit temsiliyeti yakalamak.</li>
</ul>

<p></p>

<ul>
 <li><strong>İnovasyon:</strong> Yapay zekâ uygulamalarıyla endüstriyel süreçleri karbonsuzlaştırmak. Kurumsal girişim sermayesi şirketi Borusan Ventures aracılığıyla yeni nesil girişimleri desteklemek.</li>
</ul>

<p></p>

<ul>
 <li><strong>Yönetişim ve Tedarik Zinciri:</strong> Karbonsuzlaşmayı tüm ekosisteme yaymak amacıyla yürütülen Sürdürülebilir Satın Alma Platformu’na bugüne kadar yaklaşık 500 tedarikçi dahil edildi. Borusan, tedarikçilerinin sürdürülebilirlik performansını değerlendirmeyi, gelişim alanlarına yönelik aksiyonları desteklemeyi ve dönüşümü değer zinciri boyunca yaygınlaştırmayı hedefliyor.</li>
</ul>

<p><strong>Sanatın diliyle iklim krizi: Edward Burtynsky COP31 özel seçkisi</strong></p>

<p>Borusan Grubu, sanayideki dönüştürücü yaklaşımını sanatın etki gücüyle bir araya getiriyor. Kırk yılı aşkın süredir insan faaliyetlerinin yeryüzündeki kalıcı izlerini eşsiz fotoğraflarıyla belgeleyen Edward Burtynsky’nin “Dönüşen Yeryüzü” sergisinden hazırlanan özel seçki, zirve boyunca Akra Antalya’da ücretsiz ziyaret edilebilecek.</p>

<p></p>

<p>Sergide, Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu siparişi ve TEMA Vakfı iş birliğiyle Anadolu coğrafyasını havadan fotoğraflayan "Erozyon" serisi ile sanatçının 22 dakikalık "In the Wake of Progress" adlı sürükleyici (immersive) multimedya çalışması Türkiye'de ilk kez bir araya geliyor.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/borusan-cop31de-iklim-gundemine-edward-burtynskynin-sergisiyle-farkli-bir-bakis-sunuyor</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 13:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/11/i-m-g-0018-1.png" type="image/jpeg" length="62767"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Turkish Stones, Hong Kong'da Türk doğal taşının gücünü dünyaya tanıttı]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/turkish-stones-hong-kongda-turk-dogal-tasinin-gucunu-dunyaya-tanitti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/turkish-stones-hong-kongda-turk-dogal-tasinin-gucunu-dunyaya-tanitti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk doğal taşlarının uluslararası pazarlardaki bilinirliğini artırmak amacıyla çalışmalarını sürdüren Turkish Stones, 28–30 Ekim 2026 tarihlerinde Hong Kong'da düzenlenen IFLA World Congress 2026'da Türk doğal taş sektörünü temsil etti. İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB), Ege Maden İhracat...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Türk doğal taşlarının uluslararası pazarlardaki bilinirliğini artırmak amacıyla çalışmalarını sürdüren Turkish Stones, 28–30 Ekim 2026 tarihlerinde Hong Kong'da düzenlenen IFLA World Congress 2026'da Türk doğal taş sektörünü temsil etti. İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB), Ege Maden İhracatçıları Birliği (EMİB) ve Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB) iş birliğiyle yürütülen Land of Stone Turquality projesi kapsamında kongrenin Gold Sponsoru olan Turkish Stones, üç gün boyunca açtığı info standında Türk doğal taşlarının çeşitliliğini ve peyzaj mimarlığındaki kullanım olanaklarını uluslararası sektör profesyonellerine tanıttı. İMİB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Kazım Büyükgüçlü, "Hong Kong'da Türk doğal taşını yalnızca bir yapı malzemesi olarak değil, uluslararası mimari ve peyzaj projelerine değer katan güçlü bir tasarım unsuru olarak anlatma fırsatı bulduk. Turkish Stones çatısı altında yürüttüğümüz çalışmalarla doğal taşlarımızın dünya çapındaki bilinirliğini artırmayı ve tasarım profesyonelleriyle kurduğumuz ilişkileri kalıcı iş birliklerine dönüştürmeyi hedefliyoruz." dedi.</strong></p>

<p>Türk doğal taş sektörünün uluslararası tanıtım faaliyetlerini sürdüren Turkish Stones, Hong Kong'da gerçekleştirilen IFLA World Congress 2026'yı tamamladı. Uluslararası Peyzaj Mimarları Federasyonu'nun 62. Dünya Kongresi, 28–30 Ekim 2026 tarihlerinde Kerry Hotel, Hong Kong'da düzenlendi. Dünyanın farklı ülkelerinden peyzaj mimarlarını, akademisyenleri, araştırmacıları, öğrencileri ve sektör temsilcilerini buluşturan organizasyonda Turkish Stones, Gold Sponsor olarak yer aldı. İMİB, EMİB ve BAİB iş birliğiyle hayata geçirilen Land of Stone Turquality projesi kapsamında gerçekleştirilen katılımda, Türk doğal taşlarının mimari ve peyzaj uygulamalarındaki potansiyeli uluslararası profesyonellerin gündemine taşındı. Kongre boyunca açık kalan Turkish Stones info standı, Türkiye'nin doğal taş çeşitliliğinin, üretim ve işleme yetkinliğinin tanıtıldığı bir platform olarak değerlendirildi.</p>

<p><strong>TÜRK DOĞAL TAŞI ULUSLARARASI TASARIM DÜNYASIYLA BULUŞTU</strong></p>

<p>Üç gün süren kongrede Turkish Stones, Türk doğal taşlarının farklı mimari yaklaşımlara uyum sağlayan renk, doku ve kullanım özelliklerini ön plana çıkardı. Peyzaj mimarlığında doğal taşın estetik ve işlevsel özelliklerinin yanı sıra dayanıklılığı ve uzun ömürlü kullanım avantajları da tanıtım çalışmalarının odağında yer aldı. Turkish Stones info standı aracılığıyla Türkiye'nin doğal taş potansiyelinin uluslararası tasarım dünyasına aktarılması ve özellikle Asya-Pasifik bölgesindeki profesyonellerle iletişimin güçlendirilmesi amaçlandı. Kongre katılımıyla Türk doğal taşlarının yalnızca geleneksel yapı uygulamalarında değil, çağdaş peyzaj tasarımlarında, kamusal alanlarda, kıyı düzenlemelerinde ve farklı ölçeklerdeki mimari projelerde de değerlendirilebilecek bir malzeme olduğu vurgulandı. Turkish Stones'un uluslararası tanıtım stratejisinin önemli bir parçasını oluşturan mimar ve tasarımcı odaklı yaklaşım, Hong Kong'daki organizasyonda da ön plana çıktı.</p>

<p><strong>TÜRK DOĞAL TAŞINI TASARIMIN BAŞLANGIÇ NOKTASINA TAŞIMAK İSTİYORUZ</strong></p>

<p>Hong Kong'daki kongre katılımını değerlendiren İMİB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Kazım Büyükgüçlü, Türk doğal taşının uluslararası pazarlarda daha güçlü bir konuma ulaşabilmesi için mimarlar ve tasarım profesyonelleriyle doğrudan iletişimin önem taşıdığını belirterek şunları söyledi: "Hong Kong'da gerçekleştirdiğimiz katılımı, Türk doğal taşının uluslararası tasarım dünyasındaki konumunu güçlendirme hedefimiz açısından değerli buluyoruz. Türkiye, doğal taş çeşitliliği ve üretim kapasitesiyle dünyada önemli bir yere sahip. Ancak bu potansiyeli daha yüksek katma değere dönüştürmek için taşlarımızı yalnızca üreten ve ihraç eden bir ülke olmanın ötesine geçmemiz gerekiyor. Doğal taşlarımızın tasarım süreçlerinin en başından itibaren mimarlar ve peyzaj mimarları tarafından değerlendirilmesini istiyoruz. IFLA World Congress gibi uluslararası organizasyonlar, bu hedef doğrultusunda doğru profesyonellerle aynı platformda bulunmamıza olanak sağlıyor. Gold Sponsor olarak yer aldığımız kongrede hem Turkish Stones markasının görünürlüğünü destekledik hem de Türk doğal taşının farklı kullanım alanlarını uluslararası meslek çevrelerinin gündemine taşıdık. IFLA Türkiye Delegesi peyzaj mimarı Barış Işık'ın Turkish Stones adına "Technology, Materials, Products" başlıklı panelde yer alması da sektörümüzün yalnızca ticari platformlarda değil, tasarımın ve malzeme kullanımının geleceğinin konuşulduğu alanlarda da temsil edilmesi bakımından önemliydi. Bu yaklaşımı önümüzdeki dönemde de sürdürmek istiyoruz."</p>

<p><strong>ASYA-PASİFİK PAZARINDA YENİ İŞ BİRLİKLERİNE ODAKLANACAĞIZ</strong></p>

<p>Uluslararası tanıtım çalışmalarında sürekliliğin önemine dikkat çeken Kazım Büyükgüçlü, Hong Kong katılımının ardından özellikle tasarım profesyonelleriyle kurulan ilişkilerin geliştirilmesine odaklanacaklarını ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü: "Doğal taş ihracatında sürdürülebilir büyümenin yolu, mevcut pazarlarımızdaki konumumuzu güçlendirirken yeni kullanım alanları ve yeni iş birlikleri geliştirmekten geçiyor. Asya-Pasifik bölgesi, mimari projeler ve peyzaj uygulamaları açısından sektörümüzün yakından takip etmesi gereken coğrafyalardan biri. Hong Kong'daki katılımımızı da bu bölgedeki tanıtım çalışmalarımızın önemli bir adımı olarak değerlendiriyoruz. Turkish Stones markasıyla Türk doğal taşının sahip olduğu renk ve doku zenginliğini, işleme kabiliyetimizi ve tasarıma sunduğumuz olanakları daha geniş kitlelere anlatmayı sürdüreceğiz. İMİB, EMİB ve BAİB iş birliğiyle yürüttüğümüz Land of Stone Turquality projesi, bu çalışmalarımız için güçlü bir ortak zemin oluşturuyor. Hedefimiz, Türk doğal taşının uluslararası projelerde daha fazla tercih edilmesini sağlamak, tasarım dünyasıyla kurduğumuz iletişimi güçlendirmek ve sektörümüzün ihracatına uzun vadeli katkı sunmak. Hong Kong'da ortaya koyduğumuz bu yaklaşımı farklı uluslararası organizasyonlarla devam ettirerek Turkish Stones'un küresel ölçekteki marka değerini daha ileri taşımaya kararlıyız."</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/turkish-stones-hong-kongda-turk-dogal-tasinin-gucunu-dunyaya-tanitti</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 13:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/11/i-m-g-0016-1.jpeg" type="image/jpeg" length="19962"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Brand Week Istanbul’da son gün: Türkiye’nin geleceğine dair kaçırılmaması gereken işaretler]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/brand-week-istanbulda-son-gun-turkiyenin-gelecegine-dair-kacirilmamasi-gereken-isaretler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/brand-week-istanbulda-son-gun-turkiyenin-gelecegine-dair-kacirilmamasi-gereken-isaretler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bekir Ağırdır’ın Türkiye’nin toplumsal ve ekonomik eğilimlerine ışık tutan Türkiye Trendleri araştırmasından demografik fırsat penceresinin kapanışına, ekonomik kırılganlıklardan yaratıcılık ve kültürün geleceğine uzanan son gün, Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda karşı karşıya kalacağı kritik eşikleri...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p><strong>Bekir Ağırdır’ın Türkiye’nin toplumsal ve ekonomik eğilimlerine ışık tutan Türkiye Trendleri araştırmasından demografik fırsat penceresinin kapanışına, ekonomik kırılganlıklardan yaratıcılık ve kültürün geleceğine uzanan son gün, Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda karşı karşıya kalacağı kritik eşikleri gündeme taşıdı. İpek Kıraç’ın kolektif etki çağrısı, Caspar Berry’nin risk ve karar alma yaklaşımı, yapay zeka çağında insan yaratıcılığına ilişkin tartışmalarla Brand Week Istanbul, geleceği anlamak için bugünün işaretlerini doğru okumak gerektiğini ortaya koydu.</strong></p>

   <p><strong>İstanbul–</strong> Dünyanın ve iş dünyasının içinden geçtiği büyük dönüşümü “Türbülans” temasıyla ele alan Brand Week Istanbul, 4-6 Kasım tarihlerinde Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirdiği üç günlük buluşmayı tamamladı. Garanti BBVA, Ford ve Orzax kurumsal sponsorluğunda 14’üncü kez düzenlenen etkinliğin son gününde Türkiye’nin demografik geleceği, toplumsal dönüşüm, ekonomik beklentiler, risk alma kültürü, yapay zeka ve yaratıcılık farklı perspektiflerden ele alındı.</p>

   <p>Suna’nın Kızları Kurucusu İpek Kıraç, Veri Enstitüsü Kurucusu Bekir Ağırdır, ekonomistler Atilla Yeşilada ve Murat Üçer, profesyonel poker oyuncusu ve risk uzmanı Caspar Berry, A Milli Futbol Takımı Eski Teknik Direktörü Şenol Güneş, Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Mehmet Akif Üstündağ ve millî takım kaptanı Eda Erdem’in de aralarında bulunduğu isimler, geleceğe hazırlanmanın farklı boyutlarını tartıştı.</p>

   <p></p>

   <p>Günün ortaya koyduğu tablo, geleceğin önündeki en büyük engelin belirsizliğin kendisi olmadığını gösterdi. Demografik değişime rağmen eski büyüme modellerinde ısrar etmek, yapay zeka çağında yaratıcılığı standartlaştırmak, ekonomik kırılganlıklar karşısında güven kaybetmek ya da başarıyı yalnızca kısa vadeli sonuçlarla ölçmek, değişimin gerisinde kalma riskini büyütüyor. Geleceği şekillendirmek ise bugünün kararlarını yeniden düşünmeyi gerektiriyor.</p>

   <p></p>

   <p><strong>Türkiye'nin geleceği için dokuz eğilim, bir kritik soru: Neye hazırlanıyoruz?</strong></p>

   <p>Günün öne çıkan araştırma sunumlarından biri, Veri Enstitüsü’nün geçen yıl Brand Week Istanbul için hazırladığı ve Bekir Ağırdır tarafından sunulan Türkiye Trendleri araştırmasının 2027 edisyonu oldu. Türkiye'de insanların belirsizlik karşısında nasıl düşündüğünü, karar verdiğini ve gelecek beklentilerini nasıl şekillendirdiğini dokuz temel eğilim üzerinden değerlendiren araştırma, toplumsal ve ekonomik kırılganlığın boyutlarını ortaya koydu.</p>

   <p></p>

   <p>Araştırmaya göre katılımcıların yüzde 37'si 36 aydan sonrasını hayal edemiyor. Yüzde 58'i kişisel ekonomik geleceği konusunda derin kaygı duyarken yüzde 52'si gelirinin kesilmesi halinde üç aydan uzun süre geçinemeyeceğini belirtiyor. Bu tablo, uzun vadeli plan yapma kapasitesinin ekonomik koşulların yanı sıra geleceğe duyulan güvenle de yakından ilişkili olduğunu gösteriyor.</p>

   <p>Ağırdır'ın özellikle dikkat çektiği kavramlardan biri “ispat ekonomisi” oldu. Katılımcıların yüzde 77'si fiyat değişmese bile ürünlerin gramajının azaldığını veya kalitesinin düştüğünü fark ettiğini söylüyor. Tüketicinin artık markaların beyanlarından çok, sundukları değerin somut karşılığını görmek istediğini belirten Ağırdır, güvenin sözle değil, tutarlı bir deneyimle kurulabileceğini vurguladı.</p>

   <p></p>

   <p>Yapay zeka araştırmanın bir diğer önemli başlığıydı. Katılımcıların yüzde 78'i son bir ay içinde en az bir yapay zeka aracı kullandığını belirtirken yüzde 49'u bu teknolojinin insanlık için faydadan çok risk getireceğine inanıyor. Ağırdır'a göre teknoloji kullanımının yaygınlaşması, insanların ekonomik kaygılarını ve güven arayışını ortadan kaldırmıyor. Markaların yeni dönemde tüketiciyi yalnızca veriler üzerinden tanımakla yetinmeyip değişen ihtiyaçlarını anlaması gerekiyor.</p>

   <p></p>

   <p><strong>Demografik fırsat penceresi kapanırken Türkiye ne yapacak?</strong></p>

   <p>Türkiye'nin geleceğini şekillendirecek en önemli değişimlerden biri nüfus yapısında yaşanıyor. NOW Ana Haber Sunucusu Ozan Gündoğdu, “Türkiye ve 2027 İçin Yeni Demografik Fırsatlar” başlıklı konuşmasında Türkiye'nin yaşlanan nüfusunu ve bu dönüşümün ekonomik sonuçlarını değerlendirdi.</p>

   <p></p>

   <p>Türkiye'nin nüfusunun hiçbir zaman 100 milyona ulaşmayacağına, 2030'ların ortasında 97-98 milyon bandında zirve yaptıktan sonra düşüşe geçeceğine ilişkin projeksiyonları paylaşan Gündoğdu, çalışma çağındaki nüfusun sağladığı demografik fırsat döneminin sonuna yaklaşıldığını belirtti. 1998'de başlayan ve 2027 itibarıyla kapanma aşamasına gelen bu dönemin ardından Türkiye'nin büyüme modelini yeniden düşünmesi gerektiğini vurguladı.</p>

   <p></p>

   <p>Yaşlanan nüfusun sosyal güvenlikten sağlık hizmetlerine, üretimden kent planlamasına kadar geniş bir alanda yeni ihtiyaçlar doğuracağını belirten Gündoğdu, daha fazla iş gücü ve yatay büyüme yerine teknoloji, verimlilik ve üretkenlik odaklı bir ekonomik yapının önemine dikkat çekti. Demografik değişimin yıllar öncesinden öngörülebilen bir süreç olduğunu hatırlatan konuşma, Türkiye'nin önündeki asıl meselenin bu dönüşüme ne ölçüde hazırlanabildiği sorusunu gündeme taşıdı.</p>

   <p></p>

   <p><strong>Bir hayalden kolektif etkiye: Değişim nasıl kalıcı olur?</strong></p>

   <p>Günün en güçlü toplumsal dönüşüm hikayelerinden birini Suna'nın Kızları Kurucusu İpek Kıraç anlattı. “Bir Hayal, Binlerce Gelecek” başlıklı konuşmasında annesi Suna Kıraç'ın eğitim idealinden ilhamla kurulan girişimin gelişimini paylaşan Kıraç, kız çocuklarının kendi hayatları hakkında karar verebildiği bir gelecek için çalıştıklarını söyledi.</p>

   <p></p>

   <p>Türkiye'de yaklaşık 600 bin çocuğun okul dışında kaldığına, erken yaşta evliliklerin ve çocuk işçiliğinin önemli sorunlar olmaya devam ettiğine dikkat çeken Kıraç, çocukların yalnızca destek alan bireyler olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı. Çocukların kendi ihtiyaçlarını tanımlayan, karar süreçlerine katılan ve çözüm geliştirebilen bireyler olarak ele alınmasının önemini anlattı.</p>

   <p>Suna ve İnan Kıraç Vakfı çatısı altında 33 sivil toplum kuruluşuyla yürütülen kolektif etki modelinin, farklı kurumların deneyim ve kaynaklarını ortak bir amaç etrafında buluşturduğunu belirten Kıraç, bugüne kadar 22 binden fazla çocuk ve 6 binden fazla yetişkine ulaşıldığını açıkladı. Deprem bölgesindeki konteyner kentlerde yürütülen çalışmalardan da örnekler paylaşan Kıraç, kalıcı toplumsal değişimin birbirinden bağımsız projelerle değil, uzun soluklu iş birlikleriyle mümkün olabileceğini ifade etti.</p>

   <p></p>

   <p>Kıraç'ın yaratıcı endüstrilere ve iş dünyasına yönelik çağrısı da dikkat çekiciydi: Kız çocuklarının medya ve reklam dünyasında kalıp yargılarla değil, merak eden, üreten ve kendi kararlarını veren bireyler olarak temsil edilmesi gerekiyor. Kıraç, “Bir kız çocuğunun önündeki kapı açıldığında yalnızca bir hayat değil, bir soy ağacı değişiyor” sözleriyle bireysel fırsatların kuşaklar boyunca yaratabileceği etkiyi anlattı.</p>

   <p></p>

   <p><strong>Kazanmak istiyorsanız kaybetme ihtimalini de kabul etmelisiniz</strong></p>

   <p>Belirsizlik karşısında karar alma ve risk yönetimi, profesyonel poker oyuncusu ve risk uzmanı Caspar Berry'nin konuşmasının merkezindeydi. “Risk Al, Karar Ver, Oyunda Kal: Belirsizlikte Kazanmanın Matematiği” başlıklı oturumunda poker masasını iş dünyası için bir karar alma laboratuvarı olarak ele alan Berry, iyi karar vermenin her zaman doğru sonuçla karşılaşmak anlamına gelmediğini anlattı.</p>

   <p></p>

   <p>Berry'ye göre uzmanlık, geleceği kesin biçimde tahmin etmekten değil, mevcut bilgilerle olasılıkları değerlendirmekten ve belirsizlikle birlikte hareket edebilmekten geçiyor. Philip Tetlock'un uzman tahminleri üzerine araştırmalarına ve kelebek etkisine değinen Berry, tek bir gelecek senaryosuna güvenmek yerine farklı olasılıkları hesaba katmanın önemini vurguladı.</p>

   <p></p>

   <p>Abraham Lincoln'ün siyasi yenilgilerinden beyzbol oyuncusu Babe Ruth'un yüksek sayıda ıskalama ve sayı turu istatistiklerine uzanan örneklerle, başarısızlık ihtimalinin başarıya giden yolun doğal bir parçası olduğunu hatırlattı. Aşırı güvenlik arayışının uzun vadeli fırsatları ortadan kaldırabileceğini belirten Berry, katılımcılara şu soruyu yöneltti: “Gerçekten ne istiyorsunuz ve bunu elde etmek için gerekli bedeli ödemeye ne kadar hazırsınız?”</p>

   <p></p>

   <p>Türkiye ekonomisinin önümüzdeki dönemi de son günün gündemindeydi. Ekonomistler Atilla Yeşilada ve Murat Üçer, Semih Sakallı'nın moderatörlüğündeki oturumda enflasyon, faizler, Merkez Bankası rezervleri ve 2027 beklentilerini değerlendirdi. Türkiye'nin yapısal ekonomik sorunlarının kısa vadeli önlemlerle çözülemeyeceğine dikkat çeken konuşmacılar, önümüzdeki döneme ilişkin büyüme ve ekonomik kırılganlık beklentilerini paylaştı.</p>

   <p></p>

   <p><strong>Yapay zeka üretebilir, peki şaşırtabilir mi?</strong></p>

   <p>Yapay zekanın içerik üretimini hızlandırdığı bir dönemde insan yaratıcılığının nasıl farklılaşacağı, son günün yaratıcı endüstriler açısından en önemli sorularından biriydi. Uzina Yönetici Kreatif Direktörü ve Ortağı Susana Albuquerque, “Yaratıcılığın Kör Noktası: Yapay Zeka Çağında İnsana Neden Hala İhtiyacımız Var?” başlıklı konuşmasında yaratıcılığın yalnızca doğru düşünmekle değil, alışılmış düşünce kalıplarının dışına çıkabilmekle ilgili olduğunu anlattı.</p>

   <p></p>

   <p>Albuquerque'nin “Yaratıcılık akıllı olmakla ilgili değildir; akıllıca bir şekilde saçma olabilmektir” sözleri, konuşmanın temel fikrini özetledi. Yapay zekanın geçmiş örüntülerden hareketle hızlı ve tutarlı sonuçlar üretebildiğini belirten Albuquerque, insan yaratıcılığını farklı kılanın bilinçli biçimde kuralları çiğnemek, beklenmedik bağlantılar kurmak ve insanları şaşırtmak olduğunu söyledi. IKEA için yorgan ve yastıkları dondurma külahlarına dönüştürdükleri kampanyayı örnek gösteren Albuquerque, yaratıcılığın kimi zaman alışılmışın dışındaki bir fikri savunabilme cesaretinden doğduğunu anlattı.</p>

   <p></p>

   <p>Küresel kültür ve içgörü stratejisti Amy Daroukakis ise “Fırtınada Herkes Aynı Yöne mi Bakar?” başlıklı konuşmasında markaların giderek birbirine benzeyen stratejiler geliştirmesini ele aldı. Aynı trend raporlarından, veri kaynaklarından ve sosyal medya içeriklerinden beslenen markaların farklılaşmakta zorlandığını belirten Daroukakis, trend raporlarının yüzde 90'ının yalnızca 10 şehirden çıktığını paylaştı. Şirketlerin yüzde 57'sinin kültürel içgörüleri yetersiz bulmasına rağmen yalnızca yüzde 13'ünün risk almaya açık olması, bu sorunun bir başka boyutunu ortaya koydu.</p>

   <p>Daroukakis'e göre farklılaşmanın yolu, yalnızca büyük veri setlerine ve ana akım eğilimlere bakmaktan değil, gündelik hayatı gözlemlemekten ve alışılmış bilgi kaynaklarının dışına çıkmaktan geçiyor. Taksi şoförleri, kuaförler ve teknik ekipler gibi farklı grupların gündelik yaşamdan önemli kültürel içgörüler sunabileceğini belirten konuşmacı, markalara kendi çevrelerinin dışına bakma çağrısında bulundu.</p>

   <p></p>

   <p><strong>Kültürün yeni haritasında merkez artık yok</strong></p>

   <p>Marka ve kültür antropoloğu Oliver Sweet, kültürün kararlarımız üzerindeki görünmez etkisini ele aldığı konuşmasında, toplumsal eğilimlerin giderek daha keskin karşıtlıklar üzerinden şekillendiğine dikkat çekti. Bir tarafta aşırı maskülen figürler yükselirken diğer tarafta kapsayıcılık ve akışkan kimlik tartışmalarının güçlenmesi, bir yanda dijital dünyadan uzaklaşma arayışı diğer yanda yapay zekayla kurulan yeni ilişkiler, kültürel haritanın ne kadar parçalı hale geldiğini gösteriyor.</p>

   <p></p>

   <p>Sweet, insanlık tarihini sözlü toplum, yazılı toplum ve sembolik toplum olmak üzere üç döneme ayırdı. Dijital çağda metin ve sesin yanı sıra görsel sembollerin de insan davranışlarını şekillendiren temel unsurlardan biri haline geldiğini belirtti. Z Kuşağı üzerine yürüttüğü araştırmada gençlerin günde ortalama 3,5-4 saat ekran karşısında kaldığını ve yaklaşık 700 gönderi gördüğünü, ancak ertesi gün bunlardan yalnızca beşini hatırladığını aktardı. Sweet'e göre asıl mesele hatırlanmayan içeriklerin bile insanların algılarını ve kararlarını nasıl etkilediği.</p>

   <p></p>

   <p>Bu yeni kültürel düzende ana akımın sınırlarının giderek belirsizleştiğini belirten Sweet, markaların yalnızca geniş kitlelere seslenmeye çalışmak yerine farklı toplulukların değerlerini ve sembollerini anlaması gerektiğini vurguladı.</p>

   <p></p>

   <p><strong>Sporun büyüklüğü ile potansiyeli arasındaki mesafe</strong></p>

   <p>Son günün bir diğer önemli tartışması, Türkiye spor endüstrisinin ekonomik büyüklüğü ile gelişim potansiyeli arasındaki farktı. “Spor; Daimi Türbülans” başlıklı oturumda Sportsnet Group Yönetim Kurulu Başkanı ve Türkiye Millî Olimpiyat Komitesi Eski Başkanı Ahmet Gülüm ile A Millî Futbol Takımı Eski Teknik Direktörü Şenol Güneş, sporun yapısal sorunlarını değerlendirdi.</p>

   <p></p>

   <p>Türkiye spor endüstrisinin yaklaşık 4,6 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştığını belirten Gülüm, bu hacmin yüzde 80'inden fazlasının futbolda yoğunlaştığını, özellikle yabancı oyuncu transferleri ve menajerlik harcamalarının önemli bir pay aldığını anlattı. Okul ve üniversite sporlarına ayrılan kaynağın yalnızca 31 milyon dolar olması, spor ekonomisinin geleceği açısından dikkat çekici bir veri olarak öne çıktı.</p>

   <p></p>

   <p>Şenol Güneş, 2002 Dünya Kupası dönemine kıyasla bugün tesisleşme ve maddi imkanların çok daha gelişmiş olmasına rağmen zihniyet ve vizyon açısından aynı ölçüde ilerleme kaydedilemediğini söyledi. Sporun sürdürülebilir başarısı için altyapıya, eğitime ve insan yetiştirmeye yatırım yapılması gerektiğine dikkat çekti.</p>

   <p></p>

   <p>Türk voleybolunun yükselişi ise “Sahadan Zirveye: Türk Voleybolunun Dönüşüm Hikayesi” oturumunda ele alındı. Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Mehmet Akif Üstündağ, millî takım kaptanı Eda Erdem ve erkek millî takım oyuncusu Gökçen Yüksel, uluslararası başarıların arkasındaki takım kültürünü ve kurumsal iş birliğini anlattı. Üstündağ, kulüpler arasındaki rekabetin millî takım çatısı altında ortak bir hedefe dönüşmesinin önemini vurgularken Eda Erdem, zirvede kalmanın sürekli gelişim ve dayanışma gerektirdiğini belirtti. 2028 Olimpiyatları'nda madalya hedefi de oturumun öne çıkan mesajlarından biri oldu.</p>

   <p></p>

   <p><strong>Teknoloji değişirken çalışma hayatında insanın ihtiyaçları değişmiyor</strong></p>

   <p>Profesör Elizabeth George, “Yapay Zekanın Patronu Kim?” başlıklı konuşmasında teknolojinin dönüştürdüğü çalışma hayatını psikoloji ve yönetim bilimi perspektifinden değerlendirdi. Çalışan motivasyonunun yalnızca ücretle açıklanamayacağını belirten George; özerklik, ustalık, aidiyet ve anlam duygusunun iş hayatındaki önemine dikkat çekti.</p>

   <p></p>

   <p>Yapay zeka ve otomasyonun yarattığı belirsizlik karşısında kurumların çalışanlarını değişimin edilgen tarafı haline getirmemesi gerektiğini vurgulayan George, güçlü insani bağlar kurmanın, başarısızlık korkusunu aşarak küçük deneyler yapmanın ve teknoloji kullanımında koruyucu sınırlar belirlemenin önemini anlattı. Teknolojik dönüşümün sağlıklı yönetimi için kurumların insanın temel ihtiyaçlarını gözden kaçırmaması gerektiğini hatırlattı.</p>

   <p></p>

   <p><strong>Türbülansın hafızası müzikte, geleceğin ipuçları geçmişte</strong></p>

   <p>Brand Week Istanbul'un son gününde kültürel hafıza da farklı dönemlerin müzikleri üzerinden ele alındı. Müzik yazarı Murat Meriç, “Türbülansın Soundtrack'i” başlıklı oturumunda Türkiye'nin 1950'lerden bugüne uzanan siyasi, ekonomik ve toplumsal dönüşümünü şarkılar üzerinden anlattı. Petrol krizinden Kıbrıs Harekatı'na, darbelerden toplumsal protestolara kadar farklı dönemlerin müzikte bıraktığı izleri paylaşan Meriç, şarkıların ve gündelik hayata ait seslerin kolektif hafızanın önemli parçaları olduğunu vurguladı.</p>

   <p></p>

   <p>Gazeteci ve yazar Mehmet Tez ile Murat Meriç'in gerçekleştirdiği “90'lar: Gelecek Bazen Geçmişte Saklıdır” oturumunda ise 1990'ların kültür ve medya dünyası yeniden ele alındı. Kasetler, özel radyolar ve müzik televizyonları etrafında oluşan ortak kültürel deneyimlerin, algoritmaların dinleyicileri farklı içerik dünyalarına ayırdığı bugünün dijital ortamıyla karşılaştırılması dikkat çekti. Konuşmacılar, yeni kuşakların plak ve CD gibi fiziksel müzik formatlarına yönelmesini de ortak deneyim ve somut bağ arayışının bir işareti olarak değerlendirdi.</p>

   <p></p>

   <p><strong>Üç gün, farklı disiplinler, ortak bir arayış</strong></p>

   <p>Brand Week Istanbul, 14'üncü yılında Inspiration Hall ve Brands &amp; Trends sahnelerinin yanı sıra akademiler, atölyeler ve özel programlarla yaratıcı endüstrilerden iş dünyasına uzanan geniş bir katılımcı kitlesini buluşturdu. Brand Academy, Strateji Akademisi, Satış Akademisi, Karar Odası, Creator Economy Academy, Aygaz Future Film Academy, KİD CommsCamp# ve WPP Media Medya Akademisi gibi programlarda yeni iş modelleri, stratejik karar alma, kriz yönetimi, yaratıcılık ve teknolojinin iş dünyasına etkileri uygulamalı çalışmalarla ele alındı.</p>

   <p></p>

   <p>Pharmatopia işbirliğiyle beşinci kez gerçekleştirilen Healing Hall, fiziksel ve zihinsel sağlık, iyi olma hali ve uzun yaşam konularını gündeme taşırken Felis Ödülleri, kitap imza programları ve Simena Açık Hava sahnesindeki etkinlikler de üç günlük programı tamamladı.</p>

   <p></p>

   <p>Dünyanın ve iş dünyasının içinden geçtiği türbülansı tek bir disiplinin sınırları içinde açıklamanın mümkün olmadığını gösteren Brand Week Istanbul, üç gün boyunca farklı alanlardan düşünürleri, yaratıcıları ve karar vericileri aynı sorular etrafında buluşturdu. Teknolojinin hızlandığı, ekonomik ve toplumsal dengelerin değiştiği bu dönemde öne çıkan mesaj ise şuydu: Geleceğe hazırlanmak, olacakları beklemekten değil, bugünden farklı düşünmekten, risk almaktan ve birlikte hareket etmekten geçiyor.</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/brand-week-istanbulda-son-gun-turkiyenin-gelecegine-dair-kacirilmamasi-gereken-isaretler</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 13:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/11/i-m-g-0015.jpeg" type="image/jpeg" length="10622"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Kişi Başına 4 Bin Kilovasaatlik Kritik Enerji Eşiğine Ulaştı]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/turkiye-kisi-basina-4-bin-kilovasaatlik-kritik-enerji-esigine-ulasti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/turkiye-kisi-basina-4-bin-kilovasaatlik-kritik-enerji-esigine-ulasti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Enerji sektörünün ulusal ve uluslararası temsilcilerini bir araya getiren EIF 2026 Enerji Dönüşüm Fuarı ve Kongresi, Antalya ANFAŞ Fuar Merkezi’nde başladı. 5–7 Kasım tarihleri arasında düzenlenen fuarın açılışında konuşan İklim Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Kutalmış Güven, enerji dönüşümü...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Enerji sektörünün ulusal ve uluslararası temsilcilerini bir araya getiren EIF 2026 Enerji Dönüşüm Fuarı ve Kongresi, Antalya ANFAŞ Fuar Merkezi’nde başladı. 5–7 Kasım tarihleri arasında düzenlenen fuarın açılışında konuşan İklim Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Kutalmış Güven, enerji dönüşümündeki küresel gelişmeleri ve Türkiye’nin yenilenebilir enerji yatırımlarında ulaştığı noktayı değerlendirdi. Prof. Dr. Kutalmış Güven, "Elektrikli araçlar ve hızla büyüyen veri merkezlerinin etkisiyle küresel elektrik talebi, toplam enerji artışını ikiye katlamış durumda. Dünyada 700 milyondan fazla insan hâlâ elektriğe erişemezken, kişisel tüketim doğrudan eğitim, sağlık ve gelir seviyesini belirliyor. Türkiye ise kişi başı yaklaşık 4 bin kilovatsaatlik tüketimiyle bu kritik refah eşiğinde yer alıyor" dedi.</strong></p>

<p><strong>İklim Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Kutalmış Güven,</strong> EIF 2026’nın açılış konuşmasında elektriğe erişimden artan enerji talebine, depolama teknolojilerinden yenilenebilir enerji yatırımlarına kadar sektörün gündemindeki başlıkları ele aldı. Enerjinin yoktan var edilemeyeceğini, yalnızca bir biçimden diğerine dönüştüğünü belirten Güven, enerji sektörünün temel meselesinin bu dönüşümü daha verimli, temiz ve düşük maliyetli gerçekleştirmek olduğunu söyledi.</p>

<p><strong>ELEKTRİKLİ ARAÇLAR VE VERİ MERKEZLERİ KÜRESEL TÜKETİMİ ZİRVEYE TAŞIYOR</strong></p>

<p><strong>Güven:</strong> "Küresel elektrik talebi yılda yüzde 3–4 büyüyor ve bu oran toplam enerji talebindeki artış hızının yaklaşık iki katına ulaşıyor. Elektrikli araçlar, ısı pompaları, soğutma ihtiyacı, sanayide elektrifikasyon ve veri merkezleri bu yükselişte etkili. Uluslararası Enerji Ajansı’nın öngörüsüne göre veri merkezlerinin elektrik tüketiminin 2030’a kadar iki katından fazla artması bekleniyor. Elektrik tüketimi ile insani gelişmişlik arasındaki ilişkiye bakıldığında, mevcut kullanım teknolojileri dikkate alınarak kişi başına yıllık net elektrik tüketimi 4–5 bin kilovatsaate ulaşana kadar eğitim, sağlık, yaşam süresi ve gelir göstergeleri hızla yükseliyor. Dünyada 700 milyonu aşkın insan elektriğe erişemezken bazı Afrika ülkelerinde kişi başına yıllık tüketim birkaç yüz kilovatsaat düzeyinde kalıyor, gelişmiş ülkelerde ise 8–15 bin kilovatsaat aralığına çıkıyor. Türkiye yaklaşık 4 bin kilovatsaatlik kişi başı tüketimle bu kritik eşikte bulunuyor." dedi.</p>

<p><strong>YEKA YARIŞMALARINDA 2 BİN 285 MEGAVAT KAPASİTE TAHSİS EDİLDİ</strong></p>

<p>Konuşmasında güncel YEKA sonuçlarını paylaşan <strong>Güven</strong>: "2 Kasım’da tamamlanan YEKA RES-2026 kapsamında Sivas, Kütahya, Manisa ve Balıkesir’deki 7 projede toplam 1.500 megavat kapasite tahsis edildi. Yarışmalara 29 şirket 73 teklif verdi; teklifler kilovatsaat başına 3,50 avro sentlik taban fiyatında yoğunlaştı ve toplamda 60 milyon avroyu aşan katkı payı taahhüdünde bulunuldu. Balıkesir-4 yarışmasının 34 tur sürmesi ise rekabetin yoğunluğunu ortaya koydu. 3 Kasım’da sonuçlanan YEKA GES-2026’da ise 11 projede 785 megavat kapasite tahsis edildi. Konya’dan Diyarbakır’a, Mardin’den Kahramanmaraş’a, Denizli’den Ankara’ya uzanan projelerde fiyat kilovatsaat başına 3,25 avro sentlik taban seviyeye inerken yarışmalar katkı payı üzerinden sonuçlandı. İki yarışmanın toplamında 2.285 megavatlık yeni kapasite ve yaklaşık 1,9 milyar dolarlık yatırım Türkiye’ye kazandırıldı. İklim Enerji de Ankara-2 GES yarışmasını kazandı. Şirket 30 MWe kapasiteli proje için çalışacak ve biz bu sonucu bir sorumluluk olarak değerlendiriyoruz." dedi.</p>

<p><strong>DEPOLAMA VE YAPAY ZEKÂ ÖNE ÇIKIYOR</strong></p>

<p>Güven: "Yenilenebilir enerjinin depolanması ve elektrik sisteminin dengede kalması çok önemli. Son 15 yılda lityum iyon pil fiyatları %90'dan fazla düşerek kilovatsaat başına 110 doların altına indi. Sodyum iyon piller seri üretime geçerken akış pilleri, sıkıştırılmış hava, termal depolama ve pompaj depolamalı sistemler de farklı ihtiyaçlara çözüm sunuyor. Yapay zekânın enerjiye etkisi ise iki yönlü: Bir yandan veri merkezlerinin elektrik ihtiyacını artırırken, diğer yandan üretim tahmini, şebeke dengesi, depolama optimizasyonu ve arıza önleme gibi alanlarda büyük kolaylık sağlıyor." dedi.</p>

<p><strong>GÜNEŞ ENERJİSİNDE TARIMDAN LİMANLARA YENİ UYGULAMA ALANLARI GELİŞİYOR</strong></p>

<p>“Güneş Enerjisinde Yeni Pazarlar: Tarımdan Sanayiye, Çatıdan Yüzer GES’e” başlıklı panelde konuşan <strong>İklim Enerji Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Onur Özcan</strong>, izin süreçlerinin projelerde zaman alabilmesine rağmen güneş enerjisi sektörünün geleceğine iyimser baktıklarını söyledi.</p>

<p>Türkiye’de ve faaliyet gösterdikleri diğer ülkelerde kendilerine ulaşan taleplerin, güneş enerjisinde yeni iş alanlarının açıldığını gösterdiğini belirten <strong>Özcan</strong>, şöyle konuştu: “İzin süreçleri hem küçük hem büyük projelerde zaman alabiliyor, ancak sektörün geleceğine iyimser bakıyorum. Türkiye’de ve faaliyet gösterdiğimiz diğer ülkelerde aldığımız talepler, güneş enerjisinde yeni iş alanlarının açıldığını gösteriyor. 2016 yılında Prof. Dr. Kutalmış Güven’le birlikte kurduğumuz İklim Enerji bugün üç ülkede proje geliştirme, mühendislik, kurulum, bakım ve işletme hizmetleri veriyor. Önümüzdeki dönemde depolamalı güneş enerjisi yatırımlarına da odaklanacağız. Elektrikli araç şarj istasyonlarının artan enerji ihtiyacı, yerinde güneş üretimi ve batarya depolama çözümlerine yönelik fırsatlar yaratıyor. Tarım GES uygulamaları, tarımsal üretim devam ederken aynı arazide elektrik üretmenin mümkün olduğunu gösteriyor. Limanlar ve marinalarda karşılaştığımız izin süreçlerini teknik çalışmalarla aşmaya çalışıyoruz; Çiğli’deki yansıma analizi bu konuda sonraki projelere de örnek oluşturdu. Deniz üstü platformlarda güneş enerjisinden yararlanma seçeneklerini de mühendislik çalışmalarıyla değerlendiriyoruz. Yapay zekânın büyüttüğü veri merkezi enerji ihtiyacına yönelik olarak Bahreyn’de bir santral üzerinde çalışıyoruz. Güneş enerjisinde yeni fırsatları görmek için elektriğe nerede ve ne amaçla ihtiyaç duyulduğuna bakmalı, farklı ihtiyaçlara uygun çözümler geliştirmeliyiz.”</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/turkiye-kisi-basina-4-bin-kilovasaatlik-kritik-enerji-esigine-ulasti</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 13:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/11/i-m-g-0014.jpeg" type="image/jpeg" length="95606"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[JCR Eurasia Rating’den Erişah Arıcan açıklaması]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/jcr-eurasia-ratingden-erisah-arican-aciklamasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/jcr-eurasia-ratingden-erisah-arican-aciklamasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kredi derecelendirme kuruluşu JCR Eurasia Rating, basında yer alan haberler üzerine Prof. Dr. Erişah Arıcan’ın şirketteki geçmiş görevine ilişkin yazılı açıklama yayımladı. Şirket, Arıcan’ın yönetim kurulu üyeliğinin 30 Mart 2021’de sona erdiğini ve o tarihten bu yana şirkette herhangi bir görevinin...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Kredi derecelendirme kuruluşu JCR Eurasia Rating, basında yer alan haberler üzerine Prof. Dr. Erişah Arıcan’ın şirketteki geçmiş görevine ilişkin yazılı açıklama yayımladı. Şirket, Arıcan’ın yönetim kurulu üyeliğinin 30 Mart 2021’de sona erdiğini ve o tarihten bu yana şirkette herhangi bir görevinin bulunmadığını bildirdi.</strong></p>

<p>JCR Eurasia Rating, Prof. Dr. Erişah Arıcan hakkında bir süredir bazı basın organlarında yayımlanan haberlerin ardından kamuoyuna açıklama yaptı. Yazılı açıklamada, Arıcan’ın şirkette üstlendiği görev ile bu görevin başlangıç ve bitiş tarihleri paylaşıldı.</p>

<p><strong>Yönetim kurulu üyeliği 30 Mart 2021’de sona erdi</strong></p>

<p>Şirketin verdiği bilgiye göre Arıcan, 17 Ocak 2020’de JCR Eurasia Rating Yönetim Kurulu Üyesi olarak göreve başladı. 30 Mart 2021’e kadar bu görevi yürüten Arıcan’ın, üyeliğinin sona erdiği tarihten itibaren şirkette herhangi bir görev üstlenmediği belirtildi.</p>

<p><strong>Şirketin açıklamasının tamamı</strong></p>

<blockquote>
<p>“Bir süredir bazı basın organlarında yayınlanan haberlerden ötürü aşağıdaki açıklamayı yapma ihtiyacı doğmuştur. Sayın Prof. Dr. Erişah Arıcan, 17.01.2020 - 30.03.2021 tarihleri arasında şirketimizde Yönetim Kurulu Üyeliği yapmıştır. Bu tarihten itibaren şirketimizde herhangi bir görevi bulunmamaktadır.”</p>
</blockquote><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/jcr-eurasia-ratingden-erisah-arican-aciklamasi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Nov 2026 22:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/11/images-28.jpg" type="image/jpeg" length="97715"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TÜSİAD Heyeti Çin'de Yapay Zekâ ve Teknoloji Ekosistemini Yerinde İnceledi]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/tusiad-heyeti-cinde-yapay-zeka-ve-teknoloji-ekosistemini-yerinde-inceledi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/tusiad-heyeti-cinde-yapay-zeka-ve-teknoloji-ekosistemini-yerinde-inceledi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TÜSİAD, Çin'in teknoloji ve inovasyon merkezleri Shanghai, Hangzhou ve Shenzhen'e gerçekleştirdiği ziyarette yapay zekâ, robotik, dijital finans ve ileri üretim alanlarında faaliyet gösteren şirketlerle bir araya geldi. Görüşmelerde Türkiye ile Çin arasında teknoloji, yatırım ve sanayi iş birlikleri...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><!--for--><!--it--><!--if--><!--comp--><!--for--><!--it--><strong><!--comp--><!--for--><!--it--><!--if-->TÜSİAD, Çin'in teknoloji ve inovasyon merkezleri Shanghai, Hangzhou ve Shenzhen'e gerçekleştirdiği ziyarette yapay zekâ, robotik, dijital finans ve ileri üretim alanlarında faaliyet gösteren şirketlerle bir araya geldi. Görüşmelerde Türkiye ile Çin arasında teknoloji, yatırım ve sanayi iş birliklerinin geliştirilmesi gündeme geldi.<!--/if--><!--/it--><!--/for--><!--/comp--></strong><!--/it--><!--/for--><!--/comp--></p>

<p><!--/it--><!--it--></p>

<p><!--comp--><!--for--><!--it--><!--if-->TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren başkanlığındaki heyet, 31 Ekim-6 Kasım 2026 tarihleri arasında Çin Halk Cumhuriyeti'ne kapsamlı bir çalışma ziyareti gerçekleştirdi. Shanghai, Hangzhou ve Shenzhen'i kapsayan programda, Çin'in teknoloji alanındaki gelişmeleri yerinde incelenirken Türk ve Çinli şirketler arasında yeni iş birliği olanakları değerlendirildi.<!--/if--><!--/it--><!--/for--><!--/comp--></p>

<p><!--/it--><!--it--></p>

<p><!--comp--><!--for--><!--it--><!--if-->Ziyaret boyunca yapay zekâ, robotik, bulut bilişim, dijital finans, otomasyon ve ileri üretim teknolojileri ön plana çıktı. TÜSİAD heyeti, Çin'in önde gelen teknoloji şirketlerinin yanı sıra Çin Uluslararası Ticareti Geliştirme Konseyi (CCPIT) temsilcileriyle de görüşmeler yaptı. Teknoloji ve Ar-Ge merkezlerinde gerçekleştirilen incelemelerde, yenilikçi uygulamaların üretim süreçlerine entegrasyonu ele alındı.<!--/if--><!--/it--><!--/for--><!--/comp--></p>

<p><!--/it--><!--it--></p>

<p><!--comp--><!--for--><!--it--><!--if--><strong>Çin'in teknoloji merkezlerinde yoğun temas trafiği</strong><!--/if--><!--/it--><!--/for--><!--/comp--></p>

<p><!--/it--><!--it--></p>

<p><!--comp--><!--for--><!--it--><!--if-->Programın ilk durağı Shanghai oldu. Burada CCPIT Shanghai Başkan Yardımcısı ve Çin Uluslararası Ticaret Odası Shanghai Başkanı Yang Dong Sheng ile görüşen heyet, Türkiye ve Çin arasındaki ticaret ve yatırım ilişkilerinin daha dengeli, sürdürülebilir ve yüksek katma değerli bir yapıya kavuşturulması için atılabilecek adımları değerlendirdi.<!--/if--><!--/it--><!--/for--><!--/comp--></p>

<p><!--/it--><!--it--></p>

<p><!--comp--><!--for--><!--it--><!--if-->Hangzhou'da ise CCPIT Başkan Yardımcısı Wang Yabo'nun katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda iki ülke arasındaki ekonomik ilişkiler, karşılıklı yatırım imkânları ve teknoloji ile inovasyon alanlarında geliştirilebilecek ortaklıklar masaya yatırıldı.<!--/if--><!--/it--><!--/for--><!--/comp--></p>

<p><!--/it--><!--it--></p>

<p><!--comp--><!--for--><!--it--><!--if-->Geçen yıl Çin'in Büyük Körfez Bölgesi'ne düzenlenen ziyaretin devamı niteliğindeki bu yılki programla TÜSİAD'ın temasları Yangtze Nehri Deltası'nı da kapsayacak şekilde genişletildi.<!--/if--><!--/it--><!--/for--><!--/comp--></p>

<p><!--/it--><!--it--></p>

<p><!--comp--><!--for--><!--it--><!--if--><strong>Dünyanın önde gelen teknoloji şirketleri ziyaret edildi</strong><!--/if--><!--/it--><!--/for--><!--/comp--></p>

<p><!--/it--><!--it--></p>

<p><!--comp--><!--for--><!--it--><!--if-->TÜSİAD heyeti, Çin'in farklı şehirlerinde faaliyet gösteren önemli teknoloji şirketlerinin üretim, inovasyon ve Ar-Ge çalışmalarını yakından inceleme fırsatı buldu.<!--/if--><!--/it--><!--/for--><!--/comp--></p>

<p><!--/it--><!--it--></p>

<p><!--comp--><!--for--><!--it--><!--if-->Bu kapsamda Shanghai'da AgiBot ve Ant International, Hangzhou'da Alibaba Cloud, Unitree ve Hikvision, Shenzhen'de ise Tencent, ZTE, iFLYTEK, UBTech Robotics ve DJI ziyaret edildi. Ayrıca Huawei'nin Shenzhen'deki genel merkezi ile Dongguan'daki Ar-Ge merkezinde incelemeler gerçekleştirildi.<!--/if--><!--/it--><!--/for--><!--/comp--></p>

<p><!--/it--><!--it--></p>

<p><!--comp--><!--for--><!--it--><!--if-->Görüşmelerde insansı robotların sanayide kullanımı, yapay zekâ destekli üretim sistemleri, otomasyon çözümleri ve drone teknolojilerinin farklı sektörlerdeki uygulamaları değerlendirildi. Bulut bilişim, telekomünikasyon altyapıları, dijital platformlar ve sınır ötesi ödeme sistemleri de gündemin önemli başlıkları arasında yer aldı.<!--/if--><!--/it--><!--/for--><!--/comp--></p>

<p><!--/it--><!--it--></p>

<p><!--comp--><!--for--><!--it--><!--if-->Özellikle robotik teknolojilerin üretim hatlarına entegrasyonu, yapay zekânın imalat sanayisinde verimliliği artırma potansiyeli ve drone teknolojilerinin tarım ile endüstriyel denetimdeki kullanım alanları hakkında bilgi alındı.<!--/if--><!--/it--><!--/for--><!--/comp--></p>

<p><!--/it--><!--it--></p>

<p><!--comp--><!--for--><!--it--><!--if--><strong>Türkiye-Çin iş birliğinde yeni fırsatlar</strong><!--/if--><!--/it--><!--/for--><!--/comp--></p>

<p><!--/it--><!--it--></p>

<p><!--comp--><!--for--><!--it--><!--if-->Ziyaret kapsamında Çin'in 2026-2030 dönemini kapsayan 15. Beş Yıllık Planı'nın öncelikleri de değerlendirildi. Yeşil dönüşüm, dijitalleşme, ileri imalat ve teknoloji yatırımları çerçevesinde iki ülke şirketleri arasında geliştirilebilecek somut ortaklıklar üzerinde duruldu.<!--/if--><!--/it--><!--/for--><!--/comp--></p>

<p><!--/it--><!--it--></p>

<p><!--comp--><!--for--><!--it--><!--if-->TÜSİAD heyeti ayrıca Shanghai ve Shenzhen'de ticaret ataşelikleri, TÜSİAD Shanghai Ağı temsilcileri ve Türk iş dünyasının temsilcileriyle bir araya geldi. Çin'deki iş ve yatırım ortamı, Türkiye-Çin ekonomik ilişkilerinin mevcut durumu ve Türk şirketleri açısından ortaya çıkan fırsatlar görüşüldü.<!--/if--><!--/it--><!--/for--><!--/comp--></p>

<p><!--/it--><!--it--></p>

<p><!--comp--><!--for--><!--it--><!--if-->Program çerçevesinde T.C. Şanhay Başkonsolosu Özlem Kural ve T.C. Guanco Başkonsolosu Adnan Hayal ile de görüşmeler gerçekleştirildi.<!--/if--><!--/it--><!--/for--><!--/comp--></p>

<p><!--/it--><!--it--></p>

<p><!--comp--><!--for--><!--it--><!--if--><strong>Ozan Diren: Teknolojik dönüşümü sanayimize yansıtmayı hedefliyoruz</strong><!--/if--><!--/it--><!--/for--><!--/comp--></p>

<p><!--/it--><!--it--></p>

<p><!--comp--><!--for--><!--it--><!--if-->TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren, ziyaretin Çin'in teknolojik gelişimini yakından gözlemlemek ve Türkiye için yeni iş birliği alanlarını belirlemek açısından önemli olduğunu vurguladı.<!--/if--><!--/it--><!--/for--><!--/comp--></p>

<p><!--/it--><!--it--></p>

<p><!--comp--><!--for--><!--it--><!--if-->Diren, Çin'de yapay zekâ ve robotik teknolojilerinin üretimden finans sektörüne, tarımdan telekomünikasyona kadar geniş bir alanda hızla uygulamaya geçirildiğini belirterek, bu deneyimin Türkiye'nin sanayi dönüşümüne katkı sağlayacak somut adımlara dönüştürülmesini hedeflediklerini ifade etti.<!--/if--><!--/it--><!--/for--><!--/comp--></p>

<p><!--/it--><!--it--></p>

<p><!--comp--><!--for--><!--it--><!--if-->Türkiye ile Çin arasındaki ekonomik ilişkilerin uzun vadeli ve karşılıklı fayda sağlayan bir yapıya kavuşmasının önemine dikkat çeken Diren, ticaretin daha dengeli hâle gelmesi ve Çinli şirketlerin Türkiye'deki yatırımlarının Ar-Ge, inovasyon ve yüksek teknoloji üretimine yönelmesi gerektiğini belirtti.<!--/if--><!--/it--><!--/for--><!--/comp--></p>

<p><!--/it--><!--it--></p>

<p><!--comp--><!--for--><!--it--><!--if-->Diren ayrıca yapay zekâ, robotik ve akıllı üretim alanlarında iki ülke şirketleri arasında güçlü teknoloji ortaklıkları kurulmasının öncelikli hedefler arasında bulunduğunu kaydetti.<!--/if--><!--/it--><!--/for--><!--/comp--></p>

<p><!--/it--><!--it--></p>

<p><!--comp--><!--for--><!--it--><!--if--><strong>Orta Koridor ve lojistik bağlantıları stratejik önem taşıyor</strong><!--/if--><!--/it--><!--/for--><!--/comp--></p>

<p><!--/it--><!--it--></p>

<p><!--comp--><!--for--><!--it--><!--if-->Diren'in değerlendirmesinde Türkiye ile Çin arasındaki iş birliğinin yalnızca teknoloji ve yatırımla sınırlı kalmaması gerektiği de öne çıktı. Orta Koridor'un etkinliğinin artırılması, Asya ile Avrupa arasındaki ulaştırma ve lojistik bağlantılarının güçlendirilmesi ve tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesinin stratejik fırsatlar sunduğunu belirten Diren, Türkiye'nin bölgesel bir üretim ve teknoloji merkezi olma potansiyeline dikkat çekti.<!--/if--><!--/it--><!--/for--><!--/comp--></p>

<p><!--/it--><!--it--></p>

<p><!--comp--><!--for--><!--it--><!--if-->Bu kapsamda dijital lojistik, yeşil altyapı ve yüksek katma değerli üretim alanlarında geliştirilecek ortak projelerin Türkiye'nin küresel tedarik zincirlerindeki konumunu güçlendirebileceği değerlendiriliyor.<!--/if--><!--/it--><!--/for--><!--/comp--></p>

<p><!--/it--><!--it--></p>

<p><!--comp--><!--for--><!--it--><!--if-->TÜSİAD'ın Çin ziyareti, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin teknoloji, inovasyon ve sürdürülebilir üretim ekseninde geliştirilmesine yönelik yeni iş birliği alanlarının belirlenmesi açısından önemli temaslara sahne oldu.<!--/if--><!--/it--><!--/for--><!--/comp--></p>

<p><!--/it--><!--/for--><!--/comp--></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/tusiad-heyeti-cinde-yapay-zeka-ve-teknoloji-ekosistemini-yerinde-inceledi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Nov 2026 20:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/11/cin-temaslari4.jpg" type="image/jpeg" length="43600"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Engin Tarım’da hasat üç katına çıktı: "Bugüne kadarki en iyi sezonumuzu yaşıyoruz"]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/engin-tarimda-hasat-uc-katina-cikti-bugune-kadarki-en-iyi-sezonumuzu-yasiyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/engin-tarimda-hasat-uc-katina-cikti-bugune-kadarki-en-iyi-sezonumuzu-yasiyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’nin yaş meyve ve sebze üretimindeki potansiyeli, teknoloji yatırımları, kalite standartları ve ihracatla uluslararası pazarlarda daha fazla değer kazanıyor. Avrupa’nın en büyük tek parça elma üreticilerinden Engin Tarım, Karaman ve Tekirdağ’daki üretim faaliyetlerini 25’i aşkın ülkeye uzanan...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Türkiye’nin yaş meyve ve sebze üretimindeki potansiyeli, teknoloji yatırımları, kalite standartları ve ihracatla uluslararası pazarlarda daha fazla değer kazanıyor. Avrupa’nın en büyük tek parça elma üreticilerinden Engin Tarım, Karaman ve Tekirdağ’daki üretim faaliyetlerini 25’i aşkın ülkeye uzanan ihracat ağıyla desteklerken, 2026 yılında elma hasadını 14 bin tondan 45 bin tona yükseltti.</strong></p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 11 06 At 5.54.12 Pm" class="detail-photo img-fluid" height="1334" src="https://fuardergisicomtr.teimg.com/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/11/whatsapp-image-2026-11-06-at-55412-pm.jpeg" width="1000" /></p>

<p>Şirket, Avrupa ve Asya pazarlarındaki faaliyetlerinin yanı sıra tarımsal verimliliği artırmaya yönelik yatırımlarına da devam ediyor.</p>

<p>Türkiye’nin önemli yaş meyve ve sebze üreticilerinden Engin Tarım, 2026 yılı elma hasadında iklim koşullarının olumlu etkisiyle üretim ve ürün kalitesinde önemli bir artış yakaladı. Şirket, Karaman’da düzenlediği basın gezisinde üretim sahalarını, teknoloji yatırımlarını, depolama ve paketleme tesislerini gazetecilere tanıttı.</p>

<p>2003 yılında başlayan üretim yolculuğunu bugün uluslararası pazarlara taşıyan Engin Tarım, 12 bin dekarlık toplam üretim alanı ve yıllık 75 bin tonluk ürün hacmiyle faaliyetlerini sürdürüyor. Karaman ve Tekirdağ’da toplam 9 bin dekar elma bahçesi bulunan şirket, ürünlerinin yaklaşık yüzde 70’ini 25’ten fazla ülkeye ihraç ediyor.</p>

<p>Basın buluşmasında değerlendirmelerde bulunan Engin Tarım CEO’su Seyda Ertuğ, bu yıl elma üretiminde hem verim hem de kalite açısından son derece başarılı bir dönem yaşadıklarını belirtti.</p>

<p>“Benim en iyi senem. Ben bundan daha iyi bir sene görmedim” diyen Ertuğ, elverişli iklim koşullarının üretime olumlu yansıdığını, hasat miktarının yanı sıra satış performansından da memnun olduklarını ifade etti. Ertuğ, soğuk hava depolarının dolu olduğunu ve tesislerin tam kapasiteyle çalıştığını söyledi.</p>

<p><strong>Zirai donun ardından güçlü toparlanma: Hasat 45 bin tona ulaştı</strong></p>

<p>Geçen yıl zirai don nedeniyle şirketin söz konusu bahçelerinde 14 bin ton seviyesine gerileyen elma hasadı, bu yıl 45 bin tona yükseldi. Böylece aynı üretim alanlarında hasat miktarı bir önceki yılın üç katını aştı.</p>

<p>Bu sezonun üretim açısından tarihi bir dönem olduğunu belirten Ertuğ, uygun iklim koşullarının meyvenin gelişimi, renklenmesi ve kalitesi üzerinde olumlu etkiler yarattığını anlattı.</p>

<p>Engin Tarım’ın üretim modelinde yüksek rekoltenin yanı sıra ürünün pazara hangi kalite sınıfında sunulduğu da önem taşıyor. Şirket, elmaları premium, elit, standart ve meyve suyu sanayisine yönelik olmak üzere dört farklı kategoride değerlendiriyor.</p>

<p>Ertuğ’un verdiği bilgiye göre yüksek verim alınan bahçelerde üst kalite ürün oranı yüzde 70-80 seviyelerine ulaşabiliyor. Bu oran, ürünün daha yüksek katma değerle iç ve dış pazarlarda değerlendirilmesine katkı sağlıyor.</p>

<p>Ertuğ, hasat sırasında uygulanan yöntemlerin üreticinin kazancını doğrudan etkilediğini belirterek, meyvenin toplama ve taşıma aşamalarında zarar görmemesinin ihracat kalitesinin korunmasında kritik öneme sahip olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>9 bin dekarlık elma bahçelerinde teknoloji odaklı üretim</strong></p>

<p>Engin Tarım, Karaman ve Tekirdağ’daki elma bahçelerinde bölgesel iklim özelliklerine uygun çeşitler yetiştiriyor. Karaman’da kırmızı elma çeşitleri öne çıkarken, Tekirdağ Çorlu’daki 1.500 dekarlık üretim alanında yeşil elma çeşitlerinde yüksek kalite elde ediliyor.</p>

<p>Üretimde damla sulama sistemleri, toprak nemini takip eden sensörler ve zirai dona karşı koruma uygulamaları kullanılıyor. Sensörler aracılığıyla toprağın nem durumu izlenerek sulama ihtiyacının daha doğru belirlenmesi ve su kaynaklarının verimli kullanılması hedefleniyor.</p>

<p>Şirket, üretimden hasada kadar uyguladığı yöntemlerle birim alandan elde edilen verimi artırmaya, ürün kalitesini korumaya ve tarımsal üretimde teknoloji kullanımını yaygınlaştırmaya odaklanıyor.</p>

<p><strong>55 bin ton depolama ve günlük 470 ton işleme kapasitesi</strong></p>

<p>Engin Tarım’ın üretim gücünü destekleyen yatırımların başında depolama ve paketleme altyapısı geliyor. Şirketin farklı tesisleriyle birlikte toplam depolama kapasitesi 55 bin tona, günlük işleme kapasitesi ise 470 tona ulaşıyor.</p>

<p>Karaman ve Tekirdağ’daki soğuk hava depolarıyla desteklenen tesis altyapısı, ürünlerin hasat sonrasında uygun koşullarda muhafaza edilmesine ve yıl boyunca pazara sunulmasına olanak sağlıyor.</p>

<p>Karaman Organize Sanayi Bölgesi’ndeki paketleme tesisinde elmalar, darbe almalarını önlemek amacıyla suyun kaldırma kuvvetinden yararlanılarak üretim hattına alınıyor. Plastik fırçalarla temizlenen ve at kılı fırçalarla parlatılan ürünler, otomatik makineler aracılığıyla gramaj, çap ve renklerine göre ayrıştırılıyor.</p>

<p>Sınıflandırma işleminin ardından elmalar çalışanlar tarafından kutulanarak iç pazar ve ihracat sevkiyatlarına hazırlanıyor. Bu sistem sayesinde farklı ülkelerin tüketici tercihleri ve perakende zincirlerinin kalite standartlarına uygun ürün hazırlanabiliyor.</p>

<p><strong>Hassas ürünlerde soğuk zincir eksikliği yüzde 30’a varan değer kaybına yol açabiliyor</strong></p>

<p>Engin Tarım CEO’su Seyda Ertuğ, tarımsal üretimde verimlilik kadar hasat sonrasında ürünün ekonomik değerinin korunmasının da önemli olduğunu belirtti.</p>

<p>Meyvenin bahçeden tüketiciye ulaşıncaya kadar uygun sıcaklık koşullarında muhafaza edilmesi gerektiğine dikkat çeken Ertuğ, özellikle dağıtım ve perakende satış noktalarında soğuk zincirin kesintisiz sürdürülmesinin ürün kalitesini doğrudan etkilediğini ifade etti.</p>

<p>Bazı satış noktalarında yeterli soğutma altyapısının bulunmamasının ürünlerde kalite ve değer kaybına neden olabildiğini anlatan Ertuğ, özellikle üzüm, şeftali ve yaban mersini gibi hassas ürünlerde bu kaybın yüzde 30’a kadar çıkabildiğine dikkat çekti. Ürün türüne göre kayıp oranlarının değiştiğini belirten Ertuğ, soğuk zincir altyapısının geliştirilmesinin gıda israfının azaltılması açısından önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p>Engin Tarım, soğuk hava depoları, modern paketleme hatları ve sevkiyat süreçlerinde uyguladığı kalite kontrolleriyle hasat sonrası kayıpları azaltmayı ve üreticinin emeğiyle ortaya çıkan ekonomik değeri korumayı hedefliyor.</p>

<p><strong>Hasat döneminde istihdam 2 bin 200 kişiye ulaşıyor</strong></p>

<p>Tarım sektöründe verimliliğin artırılmasında nitelikli iş gücünün belirleyici olduğunu vurgulayan Ertuğ, özellikle hasat sırasında çalışanların bilgi ve deneyiminin ürün kalitesine doğrudan yansıdığını söyledi.</p>

<p>Engin Tarım’ın Karaman Organize Sanayi Bölgesi’ndeki tesislerinde basın gezisi sırasında 420 kişinin çalıştığı, ziyaret edilen paketleme tesisindeki çalışan sayısının ise 250 olduğu belirtildi. Hasat ve yoğun üretim dönemlerinde şirketin toplam istihdamı 2 bin 200 kişiye kadar çıkabiliyor.</p>

<p>Şirket, yıl boyunca istihdamın sürdürülebilmesi amacıyla faaliyetlerini farklı ürün gruplarıyla çeşitlendiriyor. Elmanın yanı sıra nar, Trabzon hurması, mandalina ve kayısı gibi ürünlerde yürütülen çalışmalar, mevsimsel üretimin yılın daha geniş bir bölümüne yayılmasına katkı sağlıyor.</p>

<p>Ertuğ, çalışanların yıl boyunca istihdam edilmesinin mesleki deneyimi ve verimliliği artıracağını belirterek, tarımda teknoloji yatırımları kadar nitelikli iş gücünün geliştirilmesinin de önemli olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>Türkiye’nin tarımsal üretimdeki gücü ihracat ve markalaşmayla destekleniyor</strong></p>

<p>Türkiye’nin yaş meyve ve sebze üretiminde önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirten Engin Tarım CEO’su Seyda Ertuğ, özellikle incir, nar ve elma gibi ürünlerde Türkiye’nin kalite açısından güçlü bir konumda bulunduğunu söyledi.</p>

<p>Türk elmasının uluslararası pazarlardaki değerinin son yıllarda arttığına dikkat çeken Ertuğ, bu gelişmede ihracat yapan üretici şirketlerin kalite standartlarına ve markalaşmaya yönelik yatırımlarının etkili olduğunu ifade etti.</p>

<p>Türkiye’de tarımsal üretimin yüksek olduğunu, bu nedenle dış pazarlara erişimin sektör açısından büyük önem taşıdığını belirten Ertuğ, ihracatın üreticinin emeğinin ekonomik değere dönüşmesini sağlayan temel unsurlardan biri olduğunu vurguladı.</p>

<p>Ertuğ, uluslararası pazarlarda kalıcı olabilmek için ürün kalitesinin her yıl aynı standartlarda korunması gerektiğine işaret ederek, Türk tarım şirketlerinin kurumsallaşma, uzun vadeli planlama ve markalaşma alanlarında gelişmesinin rekabet gücünü artıracağını söyledi.</p>

<p>Türkiye’nin ulaşım ve lojistik altyapısının da tarımsal ihracat açısından önemli avantajlar sunduğunu belirten Ertuğ, bu altyapının üretim kalitesi ve doğru pazarlama stratejileriyle desteklenmesi gerektiğini kaydetti.</p>

<p><strong>İhracat ağı 25’i aşkın ülkeye uzanıyor</strong></p>

<p>Engin Tarım, Türkiye’de ürettiği ve tedarik ettiği ürünleri Hindistan, Rusya, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Kenya’nın da aralarında bulunduğu 25’ten fazla ülkeye ulaştırıyor.</p>

<p>Ertuğ, ihracat pazarlarında tüketici tercihlerinin ülkeden ülkeye değiştiğini belirterek, ürünlerin renk, büyüklük ve çeşit özelliklerine göre farklı pazarlara yönlendirildiğini anlattı.</p>

<p>Hindistan’da büyük boy elmaların, Afrika pazarlarında küçük boy ürünlerin, Rusya’da ise daha açık renkli elmaların tercih edildiğini aktaran Ertuğ, farklı kalite ve özelliklerdeki ürünlere uygun pazarlar bulunmasının toplam üretimin ekonomik değerini artırdığını ifade etti.</p>

<p>Engin Tarım, iç pazarda da büyük perakende zincirlerine ürün tedarik ediyor. Şirketin ürün portföyünde yer alan özel elma çeşitlerinden Magic Star için Migros ile beş yıllık bir satış anlaşması yapıldığı belirtildi.</p>

<p>Ertuğ, ürün çeşitliliği ve kalite standartlarının hem ihracat pazarlarında hem de Türkiye’deki perakende satış noktalarında tüketici beklentilerinin karşılanması açısından önem taşıdığını söyledi.</p>

<p><strong>Kenya’da avokado, Hindistan’da elma yatırımı</strong></p>

<p>Engin Tarım, Türkiye’deki üretim ve ihracat faaliyetlerinin yanı sıra uluslararası tarım yatırımlarıyla da büyümesini sürdürüyor.</p>

<p>Türkiye’ye avokado tedarikinde önemli bir paya sahip olduklarını belirten Ertuğ, şirketin Türkiye avokado ithalatının yaklaşık yüzde 75-80’ini gerçekleştirdiğini tahmin ettiklerini söyledi.</p>

<p>Kenya’da avokado bahçeleri kurmaya başladıklarını anlatan Ertuğ, yeni dikimlerin ardından yaklaşık üç yıl içinde kendi yetiştirdikleri ürünleri pazara sunmayı planladıklarını belirtti.</p>

<p>Hindistan’da ise yaklaşık iki yıldır devam eden elma bahçesi yatırımlarında gelecek yıl ilk ürünlerin alınması bekleniyor.</p>

<p>Şirket, elma ve avokadonun yanı sıra yaban mersini, tatlı patates, zencefil ve Hindistan cevizi gibi ürünlerin uluslararası ticaretini de gerçekleştiriyor. Farklı ülkelerdeki tedarik ve iş ortaklıkları sayesinde ürün çeşitliliğini artıran Engin Tarım, yıl boyunca iç ve dış pazarlara ürün sunuyor.</p>

<p><strong>Avrupa pazarında yeni dönem</strong></p>

<p>Uluslararası faaliyetlerini Avrupa pazarında da genişleten Engin Tarım, iki yıl önce Hollanda’da kurduğu şirket aracılığıyla Avrupa’ya yönelik satış çalışmalarını sürdürüyor.</p>

<p>Ertuğ, Hollanda üzerinden ilk elma sevkiyatını yaklaşık bir ay önce gerçekleştirdiklerini belirterek, Avrupa pazarında rekabetin güçlü olduğunu ve kalıcı olabilmek için yüksek ürün kalitesi ile istikrarlı tedarikin önem taşıdığını ifade etti.</p>

<p>Şirket, uluslararası pazarlardaki faaliyetlerini çeşitlendirirken Türkiye’deki üretim kapasitesini ve ürün kalitesini geliştirmeye yönelik yatırımlarına da devam ediyor.</p>

<p><strong>Teknoloji yatırımlarında yapay zekâ ve yerli hasat makinesi çalışması</strong></p>

<p>Engin Tarım, tarımsal üretimde verimliliği artırmak amacıyla mekanizasyon ve dijital teknolojilere yönelik yatırımlarını sürdürüyor. Şirket bünyesinde iki farklı yapay zekâ uygulamasından yararlanıldığını belirten Ertuğ, yeni teknolojileri yakından takip ettiklerini söyledi.</p>

<p>Hasat süreçlerinde verimliliği artırmak amacıyla mekanizasyona yatırım yapan Engin Tarım, yurt dışından temin ettiği hasat makinelerinin Türkiye’de üretilmesi için yerli bir üreticiyle birlikte çalışıyor. Kullanılan teknolojinin hasat verimliliğini iki katına çıkarırken işçilik ihtiyacını yaklaşık yarıya indirdiğini belirten Ertuğ, birkaç yıldır devam eden geliştirme çalışmalarının ardından yerli makinenin gelecek yıl diğer üreticilerin de kullanımına sunulmasının hedeflendiğini söyledi.</p>

<p>Engin Tarım, teknoloji yatırımları ve yeni elma çeşitleriyle birim alandan alınan verimi artırmayı amaçlıyor. Ertuğ, verimliliğin artırılmasının hem üretim maliyetlerinin yönetilmesi hem de Türkiye’nin uluslararası pazarlardaki rekabet gücünün geliştirilmesi açısından belirleyici olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>Verimlilik, kalite ve sürdürülebilir üretim ön planda</strong></p>

<p>Ertuğ’un basın buluşmasında yaptığı değerlendirmelerde, tarımsal üretimde yüksek rekoltenin tek başına yeterli olmadığı; ürün kalitesi, doğru hasat teknikleri, eğitimli iş gücü, teknoloji yatırımları ve soğuk zincir altyapısının birlikte ele alınması gerektiği öne çıktı.</p>

<p>Engin Tarım, 2026 yılında yakaladığı yüksek hasat ve güçlü satış performansını, üretim ve işleme kapasitesini geliştiren yatırımlarla desteklemeyi hedefliyor. Şirket, Türkiye’de yetiştirilen ürünlerin uluslararası pazarlarda daha yüksek katma değerle değerlendirilmesine odaklanıyor.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/engin-tarimda-hasat-uc-katina-cikti-bugune-kadarki-en-iyi-sezonumuzu-yasiyoruz</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Nov 2026 20:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/11/whatsapp-image-2026-11-06-at-55412-pm-1.jpeg" type="image/jpeg" length="86980"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Transfomax Genel Koordinatörü Mahmut Sami Saka Oldu]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/transfomax-genel-koordinatoru-mahmut-sami-saka-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/transfomax-genel-koordinatoru-mahmut-sami-saka-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İhracat sektöründe 17. yılına ulaşan kariyerinde; uluslararası satış, ihracat, iş geliştirme ve stratejik ortaklıklar alanlarında uzmanlaşmış bir yönetici olan Mahmut Sami Saka bugüne kadar 100’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştirerek toplam 500 milyon ABD dolarının üzerinde ihracat işlemi yönetti....]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>İhracat sektöründe 17. yılına ulaşan kariyerinde; uluslararası satış, ihracat, iş geliştirme ve stratejik ortaklıklar alanlarında uzmanlaşmış bir yönetici olan Mahmut Sami Saka bugüne kadar 100’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştirerek toplam 500 milyon ABD dolarının üzerinde ihracat işlemi yönetti.</strong></p>

<p>Erciyes Üniversitesi Fizik Bölümü’nde tamamladığı lisans ve yüksek lisans eğitiminin ardından doktora çalışmalarını sürdürüyor. Akademik altyapısının kazandırdığı analitik düşünme ve problem çözme yetkinliklerini, enerji sektöründeki saha deneyimi ve yönetim yaklaşımla bütünleştiriyor.</p>

<p>DEİK ve TİM bünyesindeki aktif üyelikleri ile Türkiye’nin uluslararası ticaret ilişkilerinin gelişimine katkı sağlıyor. DEİK Yurt Dışı Yatırımlar İş Konseyi üyeliğinin yanısıra, geçmişte DEİK Norveç İK Üyeliği, Türkiye-Nijerya İş Konseyi Yürütme Kurulu Üyeliği ve Türkiye-Mali İş Konseyi Başkan Yardımcılığı görevlerini üstlendi. Bu görevler aracılığıyla iş dünyası ile ekonomik diplomasi arasında güçlü ilişkiler geliştirdi . Kurucusu olduğu Seyahat Yazarı platformunda uluslararası pazarlar, ticaret diplomasisi ve küresel ekonomik eğilimlere ilişkin deneyimlerini paylaşıyor.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ŞİRKET HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/transfomax-genel-koordinatoru-mahmut-sami-saka-oldu</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Nov 2026 19:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/11/whatsapp-image-2026-11-06-at-73234-pm.jpeg" type="image/jpeg" length="57617"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
