<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Fuar Dergisi</title>
    <link>https://www.fuardergisi.com.tr</link>
    <description>Fuar Dergisi, ulusal ve uluslararası fuarlar, sektörel yenilikler ve ekonomi dünyasındaki en önemli gelişmeleri takip eden profesyoneller için kapsamlı analizler, röportajlar ve özel haberler sunar.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.fuardergisi.com.tr/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>"Türkiye'nin ilk ve tek ulusal Fuar, Kongre ve Festival dergisi</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 01 Jul 2026 13:08:28 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ATO Başkanı Baran'dan Reel Sektör İçin 7 Maddelik Çağrı]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/ato-baskani-barandan-reel-sektor-icin-7-maddelik-cagri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/ato-baskani-barandan-reel-sektor-icin-7-maddelik-cagri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, yüksek faiz ve finansmana erişim sorunlarının reel sektörü olumsuz etkilediğini belirterek ekonomi yönetimine 7 maddelik öneri sundu. İşletmelerin en büyük ihtiyacının güven ortamında yatırım yapabilmek, üretimi sürdürebilmek ve finansmana ulaşabilmek olduğunu ifade eden Baran, enflasyonla mücadeleden taviz verilmeden reel sektörün de desteklenmesi gerektiğini söyledi.</strong></p>

<p>Ankara Ticaret Odası'nın 29. Dönem Haziran Ayı Olağan Müşterek Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Mustafa Deryal başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan Baran, yüksek faiz ortamı ve krediye erişimde yaşanan sıkıntıların işletmelerin kârlılığını olumsuz etkilediğini, birçok firmanın faaliyetlerini işletme sermayesini tüketerek sürdürmeye çalıştığını dile getirdi.</p>

<p><strong>TAKİPTEKİ KOBİ KREDİLERİ YÜZDE 126 ARTTI</strong></p>

<p>Finansmana erişim sıkıntısının özellikle KOBİ'ler üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu kaydeden Baran, takipteki KOBİ kredilerinin son bir yılda yüzde 126 artarak 5,7 milyar dolara ulaştığını söyledi. İşletmelerin ekonomik göstergelerdeki iyileşmeyi bekleyecek durumda olmadığını belirten Baran, mevcut finansman koşullarının üretim ve yatırım kararlarını zorlaştırdığını ifade etti.</p>

<p><strong>UZUN VADELİ KREDİ VE FAİZ İNDİRİMİ ÇAĞRISI</strong></p>

<p>Baran, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın kademeli şekilde faiz indirim sürecini başlatması gerektiğini belirterek, bankaların kredi kullandırımına yönelik sınırlamaların da gevşetilmesini istedi.</p>

<p>Reel sektöre ayrılan finansman kaynaklarının artırılması gerektiğini dile getiren Baran, ekonominin üretim gücünü koruyacak faiz oranlarıyla, mümkün olması halinde sıfır faizli ve beş yıl vadeli kredi imkânlarının genişletilmesini önerdi.</p>

<p><strong>VERGİSEL DESTEK ÖNERİLERİ</strong></p>

<p>Vergisel düzenlemelerin işletmeler üzerindeki finansman yükünü hafifletebileceğini ifade eden Baran, kredi kullanımı sırasında uygulanan yüzde 5 oranındaki Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi'nin belirli bir süre alınmamasını önerdi.</p>

<p>Baran ayrıca, gerçek kişilerin gayrimenkul satışından elde ettikleri geliri işletmelerine sermaye olarak koymaları halinde değer artış kazancı için gelir vergisi ile tapu harcında geçici istisna uygulanmasının işletmelerin öz kaynak yapısını güçlendireceğini belirtti.</p>

<p><strong>YERLİ ÜRETİM VE DÖVİZ TALEBİNE YÖNELİK ADIMLAR</strong></p>

<p>Faizlerin düşürülebilmesi için döviz talebini azaltacak uygulamaların hayata geçirilmesi gerektiğini kaydeden Baran, yerlileşme politikalarının güçlendirilmesi, Türk malı kullanımının teşvik edilmesi ve kamu alımlarında yerli üretimi destekleyen uygulamaların yaygınlaştırılması çağrısında bulundu.</p>

<p><strong>"ÜYELERİMİZİN SESİNİ DUYURMAYI SÜRDÜRECEĞİZ"</strong></p>

<p>ATO olarak üyelerden gelen talepleri ilgili kurumlara iletmeye devam edeceklerini belirten Baran, "Üyelerimizin sesi olmayı, sahadan gelen talepleri karar alıcılara aktarmayı ve çözüm süreçlerine katkı sunmayı sürdüreceğiz. Güçlü reel sektör, güçlü ekonomi ve güçlü Türkiye'nin temelidir." ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>ATO'NUN REEL SEKTÖR İÇİN 7 ÖNERİSİ</strong></p>

<p>1- Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası kademeli şekilde faiz indirim sürecini başlatmalı.</p>

<p>2- Bankaların kredi kullandırımına yönelik sınırlayıcı düzenlemeler gevşetilmeli.</p>

<p>3- Reel sektöre ayrılan finansman kaynakları artırılmalı, uzun vadeli ve düşük maliyetli kredi imkânları genişletilmeli.</p>

<p>4- Kredi kullanımında uygulanan Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi belirli bir süre kaldırılmalı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>5- İşletmelere sermaye olarak aktarılan gayrimenkul satış gelirlerinde gelir vergisi ve tapu harcı istisnası uygulanmalı.</p>

<p>6- Döviz talebini azaltacak ekonomik uygulamalar hayata geçirilmeli.</p>

<p>7- Yerli üretimi destekleyen teşvikler ile kamu alımlarında Türk malı kullanımını artıracak politikalar yaygınlaştırılmalı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/ato-baskani-barandan-reel-sektor-icin-7-maddelik-cagri</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 12:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/07/channels4-profile-1.jpg" type="image/jpeg" length="28400"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[PAGEV: "Sıfır Atık için Sıfır Sanayi değil; Sıfır İsraf, Tam Geri Dönüşüm"]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/pagev-sifir-atik-icin-sifir-sanayi-degil-sifir-israf-tam-geri-donusum</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/pagev-sifir-atik-icin-sifir-sanayi-degil-sifir-israf-tam-geri-donusum" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Tek kullanımlık plastiklere yönelik düzenleme taslağını değerlendiren Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV), bilimsel yaşam döngüsü analizlerine dayanmayan yasakçı yaklaşımın çevreye beklenen katkıyı sağlamayacağını, sanayi yatırımlarını riske atacağını ve tüketici maliyetlerini artıracağını bildirdi. Vakfa göre taslak mevcut haliyle yürürlüğe girerse, son 40 yılda oluşan yaklaşık 10 milyar dolarlık makine, kalıp, tesis ve üretim altyapısı yatırımı risk altına girecek. Tek kullanımlık plastik ürün grubunda yaklaşık 35 bin kişilik doğrudan istihdamın, bağlantılı sektörlerle birlikte ise 100 bin kişiye ulaşan istihdamın etkilenebileceği ifade edildi.</strong></p>

<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan "Tek Kullanımlık Plastiklere İlişkin Yönetmelik Taslağı" kapsamında plastik çatal, bıçak, kaşık, tabak, pipet, içecek karıştırıcıları, tek kullanımlık gıda kapları, içecek bardakları, kapakları, kargo poşetleri, köpük ambalajlar ve benzeri ürünlerle birlikte biyobozunur plastiklere yönelik piyasaya arz kısıtlamalarının gündeme gelmesi üzerine PAGEV kapsamlı bir değerlendirme yayımladı.</p>

<p>Vakıf, çevre hedeflerini, Sıfır Atık vizyonunu ve döngüsel ekonomiyi desteklediklerini belirterek, bu hedeflere bilimsel verilere dayanmayan yasaklarla değil, geri dönüşüm odaklı politikalarla ulaşılabileceğini vurguladı.</p>

<p><strong>"PLASTİK OLMAYAN HER ÜRÜN DAHA ÇEVRECİ DEĞİLDİR"</strong></p>

<p>PAGEV Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Eroğlu, tek kullanımlık ürünlerle ilgili değerlendirmelerde ürünün hangi malzemeden üretildiğinden çok, yaşam döngüsü boyunca oluşturduğu çevresel etkinin dikkate alınması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Eroğlu, "Plastik olmayan her ürün otomatik olarak daha çevreci değildir. Bilimsel yaşam döngüsü analizleri dikkate alınmadan getirilecek yasaklar sanayiyi zayıflatır, istihdamı tehdit eder, tüketici fiyatlarını artırır ve çevreye beklenen faydayı sağlamaz. Çevre politikalarında doğru soru 'neyi yasaklayalım' değil, 'nasıl daha az tüketelim, nasıl daha çok toplayalım ve nasıl daha fazla geri dönüştürelim' olmalıdır." ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>TÜRKİYE'NİN 10 MİLYAR DOLARLIK YATIRIMI RİSK ALTINDA</strong></p>

<p>PAGEV'in değerlendirmesine göre taslak düzenlemenin mevcut haliyle yürürlüğe girmesi halinde, son 40 yılda oluşan yaklaşık 10 milyar dolarlık makine, kalıp, tesis ve üretim altyapısı yatırımı doğrudan risk altında kalacak.</p>

<p>Sektör verilerine göre yalnızca tek kullanımlık plastik ürün grubunda yaklaşık 35 bin kişi doğrudan, bağlantılı sektörlerle birlikte ise 100 bin kişiye ulaşan istihdam etkilenecek. Bunun yaklaşık 400 bin kişiyi kapsayan sosyal bir etki oluşturabileceği belirtildi.</p>

<p>Açıklamada ayrıca plastik ürünlere alternatif olarak önerilen birçok ürünün daha yüksek maliyetli olduğu ifade edildi. Kâğıt pipetlerin plastik pipetlere göre 5 ila 7 kat daha pahalı olduğu, bambu ve ahşap ürünlerin ise büyük ölçüde ithalata bağlı bulunması nedeniyle tüketici fiyatlarını artırabileceği kaydedildi.</p>

<p>Açıklamada, "Paket servis, hazır yemek, su, süt, yoğurt, peynir, zeytin, kahve, ayran, meyve-sebze reyonları ve hızlı tüketim ürünleri bu maliyet artışından doğrudan etkilenecektir. Vatandaşın günlük hayatında sık kullandığı bu ürünlerde ambalaj maliyetinin yükselmesi, raf fiyatlarına ve hizmet bedellerine yeni bir enflasyon baskısı olarak yansıyacaktır. Enflasyonla mücadelenin öncelikli gündem olduğu bir dönemde, bilimsel ve ekonomik etki analizi yapılmadan uygulanacak yasaklar vatandaşın temel tüketim ürünlerine ilişkin maliyetlerini artıracak ve dar gelirli kesimler üzerinde ilave yük oluşturacaktır." denildi.</p>

<p><strong>BİLİMSEL RAPOR FARKLI SONUÇ ORTAYA KOYDU</strong></p>

<p>PAGEV'in kamuoyuyla paylaştığı ve İtalyan paydaşı Promo tarafından uluslararası standartlara göre hazırlanan "Sofra Gereçlerinin Gıda Maddeleriyle Birlikte Kullanımına Dair Karşılaştırmalı Yaşam Döngüsü Analizi (LCA)" raporunun, tek kullanımlık ürün tartışmalarına bilimsel bir bakış sunduğu belirtildi.</p>

<p>Uluslararası bağımsız bir kuruluş tarafından doğrulanan rapora göre, aynı kullanım amacı açısından değerlendirildiğinde kâğıt ve biyoplastik alternatiflerin karbon ayak izi birçok durumda plastik ürünlerden daha yüksek olabiliyor.</p>

<p>Raporda 1000 adet tabak üzerinden yapılan hesaplamada polipropilen (PP) tabağın karbon ayak izi 56,6 kilogram CO₂ eşdeğeri olarak hesaplanırken, selüloz/kâğıt tabaklarda bu değer 97,2 kilogram CO₂, PLA tabaklarda ise 87,9 kilogram CO₂ olarak belirlendi.</p>

<p><strong>"SORUN PLASTİK DEĞİL, GERİ DÖNÜŞMEYEN ÜRÜNLER"</strong></p>

<p>PAGEV'e göre çevre politikalarının odağında malzeme yasakları yerine geri dönüşüm altyapısının güçlendirilmesi bulunmalı.</p>

<p>Yavuz Eroğlu, "Sorun plastiğin varlığı değil; geri dönüşmeyen ürünler, yetersiz toplama altyapısı, yanlış atık yönetimi ve israftır. Türkiye çevresel hedeflerine sanayisini durdurarak değil, sanayisini dönüştürerek ulaşabilir. Sıfır Atık; sıfır sanayi değil, sıfır israf ve tam geri dönüşüm anlayışıdır." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p><strong>PAGEV'DEN ÇÖZÜM ÖNERİLERİ</strong></p>

<p>PAGEV, yönetmelik taslağı yerine geri dönüşüm odaklı bir dönüşüm modeli önererek şu başlıklara dikkat çekti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Geri dönüştürülemeyen ürünlerde bilimsel kriterlere göre kademeli kısıtlama,</p>

<p>Geri dönüştürülebilir ürünlerin desteklenmesi,</p>

<p>Geri dönüştürülmüş ham madde kullanımının teşvik edilmesi,</p>

<p>Depozito İade Sistemi ile ayrı toplama ve geri dönüşüm altyapısının güçlendirilmesi,</p>

<p>Tüketicilerin bilimsel veriler doğrultusunda bilinçlendirilmesi,</p>

<p>Türkiye'nin üretim yapısına uygun, sanayiyle birlikte geliştirilecek uygulanabilir bir mevzuat hazırlanması.</p>

<p><strong>COP31 ÖNCESİ TÜRKİYE'YE YAKIŞAN MODEL</strong></p>

<p>PAGEV, Avrupa Birliği uygulamalarının tek tip yasaklardan oluşmadığını, birçok ülkede geri dönüşüm, geri dönüştürülmüş içerik kullanımı, üretici sorumluluğu ve depozito sistemlerinin öne çıktığını belirtti. Avrupa'nın ikinci büyük üreticisi ve bu ürünlerde en büyük ihracatçısı konumundaki Türkiye'nin de çevre hedefleri ile sanayi rekabetçiliğini birlikte koruyan bir model geliştirmesi gerektiği vurgulandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/pagev-sifir-atik-icin-sifir-sanayi-degil-sifir-israf-tam-geri-donusum</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 12:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/07/yavuz-eroglujpg-3.jpeg" type="image/jpeg" length="96964"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[PAGEV: “Sıfır Atık, Sıfır Sanayi Değil; Sıfır İsraf ve Tam Geri Dönüşümdür”]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/pagev-sifir-atik-sifir-sanayi-degil-sifir-israf-ve-tam-geri-donusumdur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/pagev-sifir-atik-sifir-sanayi-degil-sifir-israf-ve-tam-geri-donusumdur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1></h1>

<p><strong>Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV), tek kullanımlık plastik ürünlere ilişkin hazırlanan yönetmelik taslağını değerlendirdi. Vakıf, bilimsel yaşam döngüsü analizlerine dayanmayan yasakçı uygulamaların çevre açısından beklenen faydayı sağlamayacağını, sanayi yatırımlarını riske atacağını ve tüketici maliyetlerini artıracağını bildirdi.</strong></p>

<p>PAGEV’in değerlendirmesine göre taslağın mevcut hâliyle yürürlüğe girmesi durumunda, Türkiye’de son 40 yılda oluşturulan yaklaşık 10 milyar dolarlık makine, kalıp, tesis ve üretim altyapısı yatırımı doğrudan risk altına girebilir.</p>

<p>Düzenlemenin yalnızca tek kullanımlık plastik ürün grubunda doğrudan çalışan yaklaşık 35 bin kişiyi, bağlantılı sektörlerle birlikte ise 100 bine yakın istihdamı etkileyebileceği belirtiliyor. Oluşabilecek sosyal etkinin yaklaşık 400 bin kişiye ulaşabileceği ifade ediliyor.</p>

<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan “Tek Kullanımlık Plastiklere İlişkin Yönetmelik Taslağı”; plastik çatal, bıçak, kaşık, tabak, pipet, içecek karıştırıcısı, tek kullanımlık gıda kabı, içecek bardağı ve kapağı, kargo poşeti ile köpük ambalaj gibi ürünlere yönelik piyasaya arz kısıtlamalarını gündeme getiriyor. Taslakta biyobozunur plastiklere ilişkin düzenlemelerin de yer alması üzerine PAGEV kapsamlı bir değerlendirme hazırladı.</p>

<p>Çevre hedeflerini, Sıfır Atık vizyonunu ve döngüsel ekonomi yaklaşımını desteklediğini vurgulayan PAGEV, bu hedeflere bilimsel verilere dayanmayan genel yasaklarla değil, toplama ve geri dönüşüm sistemlerini esas alan akılcı politikalarla ulaşılabileceğini belirtti.</p>

<h3><strong>“PLASTİK OLMAYAN HER ÜRÜN DAHA ÇEVRECİ DEĞİLDİR”</strong></h3>

<p>PAGEV Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Eroğlu, tek kullanımlık ürünlere yönelik değerlendirmelerde yalnızca ürünün üretildiği malzemeye değil, tüm yaşam döngüsü boyunca oluşturduğu çevresel etkiye bakılması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Eroğlu, plastik dışındaki her ürünün otomatik olarak daha çevreci kabul edilemeyeceğine dikkat çekerek, bilimsel yaşam döngüsü analizleri yapılmadan getirilecek yasakların sanayiyi zayıflatabileceğini, istihdamı tehdit edebileceğini ve tüketici fiyatlarını yükseltebileceğini ifade etti.</p>

<p>Çevre politikalarında temel yaklaşımın “Neyi yasaklayalım?” sorusu yerine, tüketimin nasıl azaltılacağına, ürünlerin nasıl daha fazla toplanacağına ve geri dönüşüm oranlarının nasıl artırılacağına odaklanması gerektiğini belirtti.</p>

<h3><strong>10 MİLYAR DOLARLIK ÜRETİM ALTYAPISI ETKİLENEBİLİR</strong></h3>

<p>PAGEV’in değerlendirmesine göre yönetmelik taslağının mevcut şekliyle uygulanması, Türkiye plastik sektöründe yaklaşık 40 yılda gerçekleştirilen 10 milyar dolarlık makine, kalıp, tesis ve üretim altyapısı yatırımını doğrudan etkileyebilir.</p>

<p>Sektör verileri, tek kullanımlık plastik ürün grubunda yaklaşık 35 bin kişinin doğrudan istihdam edildiğini gösteriyor. Ham madde, ambalaj, lojistik, perakende ve diğer bağlantılı sektörler de hesaba katıldığında etkilenecek istihdamın 100 bin kişiye ulaşabileceği öngörülüyor.</p>

<p>Aileler ve dolaylı ekonomik etkiler dikkate alındığında düzenlemenin yaklaşık 400 bin kişiyi kapsayan sosyal sonuçlar doğurabileceği belirtiliyor.</p>

<h3><strong>ALTERNATİF ÜRÜNLER MALİYETLERİ ARTIRABİLİR</strong></h3>

<p>PAGEV, plastik ürünlerin yerine önerilen alternatiflerin önemli bir bölümünün daha yüksek maliyetli olduğuna da dikkat çekti.</p>

<p>Yapılan değerlendirmede, kâğıt pipetlerin plastik pipetlere kıyasla yaklaşık 5 ila 7 kat daha pahalı olduğu, bambu ve ahşap ürünlerde ise ithalata bağımlılığın yüksek seviyede bulunduğu ifade edildi. Bu durumun üretim ve tedarik maliyetlerinin yanı sıra tüketici fiyatlarını da artırabileceği kaydedildi.</p>

<p>Paket servis, hazır yemek, su, süt, yoğurt, peynir, zeytin, kahve, ayran, meyve-sebze reyonları ve hızlı tüketim ürünlerinin söz konusu maliyet artışından doğrudan etkilenebileceği belirtildi.</p>

<p>Ambalaj maliyetlerindeki yükselişin raf fiyatlarına ve hizmet bedellerine yansıyabileceği, bunun da yeni bir enflasyon baskısı oluşturabileceği vurgulandı. PAGEV, ekonomik ve bilimsel etki analizleri tamamlanmadan uygulanacak yasakların özellikle dar gelirli tüketiciler üzerinde ek yük oluşturabileceğini bildirdi.</p>

<h3><strong>YAŞAM DÖNGÜSÜ ANALİZİ FARKLI SONUÇLAR ORTAYA KOYDU</strong></h3>

<p>PAGEV tarafından kamuoyuyla paylaşılan “Sofra Gereçlerinin Gıda Maddeleriyle Birlikte Kullanımına Dair Karşılaştırmalı Yaşam Döngüsü Analizi” raporu, farklı malzemelerden üretilen tek kullanımlık ürünlerin çevresel etkilerini karşılaştırıyor.</p>

<p>Uluslararası standartlara göre PAGEV’in İtalyan paydaşı Promo tarafından hazırlanan ve bağımsız bir kuruluş tarafından doğrulanan raporda, aynı kullanım amacı için değerlendirildiğinde kâğıt ve biyoplastik alternatiflerin karbon ayak izinin bazı durumlarda plastik ürünlerden daha yüksek olabildiği belirtildi.</p>

<p>Raporda 1000 adet tabak üzerinden yapılan hesaplamaya göre polipropilen (PP) tabakların karbon ayak izi 56,6 kilogram karbondioksit eşdeğeri olarak hesaplandı.</p>

<p>Aynı sayıdaki selüloz veya kâğıt tabak için bu değer 97,2 kilogram, PLA tabaklarda ise 87,9 kilogram karbondioksit eşdeğeri seviyesinde belirlendi.</p>

<p>PAGEV, bu sonuçların ürünlerin yalnızca hangi malzemeden üretildiğine göre değil; ham madde temini, üretim, taşıma, kullanım ve atık yönetimi aşamalarının tamamını kapsayan yaşam döngüsü analizleriyle değerlendirilmesi gerektiğini gösterdiğini ifade etti.</p>

<h3><strong>“SORUN PLASTİĞİN VARLIĞI DEĞİL, GERİ DÖNÜŞMEYEN ÜRÜNLERDİR”</strong></h3>

<p>PAGEV’e göre çevre politikalarının merkezinde doğrudan malzeme yasakları yerine toplama ve geri dönüşüm altyapısının güçlendirilmesi bulunmalı.</p>

<p>Yavuz Eroğlu, asıl sorunun plastiğin varlığı değil; geri dönüştürülmeyen ürünler, yetersiz toplama sistemleri, yanlış atık yönetimi ve aşırı tüketim olduğunu belirtti.</p>

<p>Türkiye’nin çevresel hedeflerine sanayi üretimini durdurarak değil, mevcut sanayi altyapısını dönüştürerek ulaşabileceğini vurgulayan Eroğlu, Sıfır Atık yaklaşımının “sıfır sanayi” değil, sıfır israf ve tam geri dönüşüm anlayışı anlamına geldiğini ifade etti.</p>

<h3><strong>PAGEV’DEN GERİ DÖNÜŞÜM ODAKLI ÇÖZÜM ÖNERİLERİ</strong></h3>

<p>PAGEV, yönetmelik taslağında öngörülen genel kısıtlamalar yerine geri dönüşümü ve kaynak verimliliğini esas alan bir dönüşüm modeli önerdi.</p>

<p>Vakıf, geri dönüştürülemeyen ürünlere bilimsel kriterler doğrultusunda kademeli kısıtlamalar getirilmesi gerektiğini belirtti. Geri dönüştürülebilir ürünlerin desteklenmesi ve üretimde geri dönüştürülmüş ham madde kullanımının teşvik edilmesi çağrısında bulundu.</p>

<p>Depozito İade Sistemi’nin etkin biçimde uygulanması, ayrı toplama sistemlerinin yaygınlaştırılması ve geri dönüşüm altyapısının güçlendirilmesi de çözüm önerileri arasında yer aldı.</p>

<p>PAGEV ayrıca tüketicilerin bilimsel veriler doğrultusunda bilinçlendirilmesi ve Türkiye’nin üretim yapısına uygun, sanayi temsilcilerinin de katkısıyla uygulanabilir bir mevzuat hazırlanması gerektiğini bildirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>COP31 ÖNCESİNDE ÇEVRE VE SANAYİ DENGESİ VURGUSU</strong></h3>

<p>PAGEV, Avrupa Birliği ülkelerindeki uygulamaların yalnızca tek tip ürün yasaklarından oluşmadığını belirtti. Birçok ülkede geri dönüşüm, ürünlerde geri dönüştürülmüş içerik kullanımı, genişletilmiş üretici sorumluluğu ve depozito sistemlerinin ön plana çıktığı ifade edildi.</p>

<p>Türkiye’nin Avrupa’nın ikinci büyük plastik üreticisi ve tek kullanımlık plastik ürünlerde önemli bir ihracatçı olduğuna dikkat çekilen değerlendirmede, çevresel hedefler ile sanayinin rekabet gücünü birlikte koruyan bir model geliştirilmesi gerektiği vurgulandı.</p>

<p>PAGEV, COP31 öncesinde Türkiye’ye yakışan yaklaşımın üretimi ve istihdamı riske atan genel yasaklar yerine; bilimsel verileri, döngüsel ekonomiyi, geri dönüşümü ve sanayi dönüşümünü birlikte ele alan dengeli bir düzenleme olacağını belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/pagev-sifir-atik-sifir-sanayi-degil-sifir-israf-ve-tam-geri-donusumdur</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 12:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/07/gorsel-1080x7201.png" type="image/jpeg" length="80976"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Toptan Eşya Fiyatları Haziranda Yüzde 3 Arttı]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/toptan-esya-fiyatlari-haziranda-yuzde-3-artti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/toptan-esya-fiyatlari-haziranda-yuzde-3-artti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Toptan Eşya Fiyatları İndeksi (1963=100), 2026 yılı Haziran ayında bir önceki aya göre yüzde 3,00 oranında artış gösterdi. Endeks, Mayıs 2026’da kaydedilen yüzde 1,58’lik artışın ardından yükselişini sürdürerek toptan fiyatlardaki yukarı yönlü seyrin devam ettiğini ortaya koydu.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Haziran 2026 itibarıyla endekste yıllık bazda artış oranı yüzde 24,65 olurken, yıllık ortalama değişim oranı ise yüzde 22,71 olarak gerçekleşti. Veriler, toptan fiyatlarda enflasyonist baskının sürdüğüne işaret etti.</p>

<p><strong>İşlenmemiş Maddelerde Sert Artış</strong><br />
Haziran ayında bir önceki aya göre fiyat hareketleri alt kalemler bazında farklılık gösterdi. En yüksek artış yüzde 8,18 ile İşlenmemiş Maddeler grubunda kaydedildi. Bu grubu yüzde 3,23 ile Yakacak ve Enerji Maddeleri, yüzde 2,85 ile Gıda Maddeleri takip etti.</p>

<p>Aynı dönemde İnşaat Malzemelerinde yüzde 0,79, Madenlerde yüzde 0,51 ve Kimyevi Maddelerde yüzde 0,14 oranında artış gerçekleşti. Mensucat grubunda ise herhangi bir fiyat değişimi gözlenmedi.</p>

<p><strong>Madenler Yıllık Bazda İlk Sırada</strong><br />
Yıllık ortalama değişimlere bakıldığında en yüksek artış yüzde 33,51 ile Madenler grubunda gerçekleşti. Bu grubu yüzde 28,64 ile İnşaat Malzemeleri, yüzde 26,93 ile Gıda Maddeleri ve yüzde 22,58 ile Yakacak ve Enerji grubu izledi.</p>

<p>Mensucat grubunda yıllık ortalama artış yüzde 15,97 olurken, İşlenmemiş Maddelerde yüzde 14,97 ve Kimyevi Maddelerde yüzde 9,77 oranında yükseliş kaydedildi. Veriler, üretim maliyetlerindeki genel artış eğiliminin farklı sektörlerde etkisini sürdürdüğünü ortaya koydu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/toptan-esya-fiyatlari-haziranda-yuzde-3-artti</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 12:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/05/ito-logo.jpg" type="image/jpeg" length="49441"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Cenk Çiğdemli: "Kadın Girişimciler Devlet Desteklerinden Yeterince Yararlanmıyor"]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/cenk-cigdemli-kadin-girisimciler-devlet-desteklerinden-yeterince-yararlanmiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/cenk-cigdemli-kadin-girisimciler-devlet-desteklerinden-yeterince-yararlanmiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>"E-ticarete nasıl başlarım, nereden sermaye bulurum?" sorularına yanıt arayan kadın girişimciler için çok sayıda kamu desteği bulunuyor. Türkiye'de kadın girişimcileri desteklemek amacıyla KOSGEB, Ticaret Bakanlığı, kamu bankaları ve çeşitli kalkınma ajansları gibi birçok kurum tarafından çok sayıda teşvik programı yürütüldüğünü belirten TOBB E-ticaret Meclis Üyesi ve Ticimax Kurucu CEO’su Cenk Çiğdemli, “Buna rağmen desteklerden yararlanma oranları potansiyelin çok çok altında. Kadın girişimcilerin çoğu, iş kurma ve büyütme süreçlerinde yararlanabilecekleri devlet destekleri, hibeler ve uygun finansman olanakları konusunda yeterli bilgiye sahip değil” dedi.</strong></p>

<p>Yaz aylarının başlamasıyla birlikte, özellikle evden gelir elde etmek isteyen kadınlar arasında e-ticarete yönelik ilgi yeniden yükselişe geçti. Sosyal medya üzerinden satış yapan ama artık kendi markasını kurmak isteyen ya da el emeği ürünlerini dijital pazarlara taşımayı planlayan binlerce kadın, "E-ticarete nasıl başlarım?" sorusuna yanıt arıyor. Kendi şirketini kuran kadın girişimcilerin çoğunun, iş kurma ve büyütme süreçlerinde yararlanabilecekleri devlet destekleri, hibeler ve uygun finansman olanakları konusunda bilgiye sahip olmadığını ifade eden <strong>TOBB E-ticaret Meclis Üyesi ve Ticimax Kurucu CEO’su Cenk Çiğdemli, </strong>“Türkiye'de kadın girişimcileri desteklemek amacıyla KOSGEB, Ticaret Bakanlığı, kamu bankaları ve çeşitli kalkınma ajansları gibi birçok kurum tarafından çok sayıda teşvik programı yürütülüyor. Buna rağmen desteklerden yararlanma oranları potansiyelin çok çok altında” dedi.</p>

<p><strong>KOSGEB'den kadın girişimcilere pozitif ayrımcılık</strong></p>

<p>Kadın girişimciler için en önemli destek mekanizmalarının başında KOSGEB’in geldiğine işaret eden Çiğdemli, kurumun Girişimci Destek Programı kapsamında kadın girişimcilere ek destek avantajları sağladığını belirtti. Kadın girişimcilerin iş kurma ve iş geliştirme aşamalarında pozitif ayrımcılık kapsamında ilave desteklerden yararlanabileceğinin altını çizen Çiğdemli, “Kadın ve genç girişimcilerin finansmana erişimini kolaylaştırmak amacıyla Kredi Finansman Desteği kapsamında ise 1 milyon TL’ye kadar işletme sermayesi desteği sunulacak. İş geliştirme desteği kapsamında ise girişimcilere 1,5 milyon TL'ye kadar geri ödemeli destek sunuluyor. Kadın girişimci olması halinde ise üst limite 150 bin TL daha ekleniyor. İşletmelerin personel, makine, teçhizat, kalıp, yazılım ve hizmet alımı (eğitim, danışmanlık ve yönderlik, belgelendirme, test ve analiz, pazarlama, tasarım ve sınai mülkiyet hakları) giderleri karşılanıyor” diye konuştu.</p>

<p><strong>E-ihracata açılan kadınlara Bakanlık desteği</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ürünlerini yalnızca Türkiye'de değil yurt dışında da satmak isteyen kadın girişimciler için Ticaret Bakanlığı'nın e-ihracat desteklerinin de dikkat çekici olduğuna vurgu yapan Çiğdemli, “Bakanlık; dijital pazaryerlerinde mağaza açılması, yurt dışı reklam çalışmaları, dijital pazarlama faaliyetleri, çevrim içi mağaza giderleri ve çeşitli e-ihracat operasyonlarına yönelik destekler sunuyor” dedi.</p>

<p><strong>Kamu bankalarından özel kredi paketleri</strong></p>

<p>Finansman ihtiyacı, yeni girişimlerin önündeki en büyük engellerden biri olmaya devam ediyor. Bu noktada kamu bankalarının kadın girişimcilere yönelik kredi paketlerinin öne çıktığını belirten Çiğdemli, şu bilgileri paylaştı:</p>

<p>“Özellikle Halkbank başta olmak üzere kamu bankaları, kadın girişimcilere yönelik düşük faizli veya belirli koşullarda faiz avantajı sunan kredi programları uyguluyor. İşletme sermayesi ihtiyacı, ekipman yatırımları ve dijital dönüşüm projeleri bu krediler kapsamında finanse edilebiliyor. Bazı programlarda ilk kez iş kuracak kadınlara özel avantajlar da bulunuyor. Bankanın güncel programında yeni iş kuran kadın girişimciler için 600 bin TL'ye, işini kurmuş kadın girişimciler için ise 1 milyon TL'ye kadar kredi imkânı bulunuyor. Ziraat Bankası Kadın Girişimci Finansman Paketleri ile VakıfBank Kadın Girişimci Kredileri de var.”</p>

<p><strong>Sosyal medyadan markaya dönüşme fırsatı</strong></p>

<p>Türkiye'de binlerce kadının sosyal medya üzerinden satış yaptığını ancak önemli bir kısmının şirketleşme ve markalaşma aşamasına geçemediğine de işaret eden Çiğdemli, “Oysa e-ticaret sitesi kurmak ve devlet destekleri sayesinde düşük bütçelerle dijital mağaza açmak artık geçmişe göre çok daha kolay. Kadın girişimcilerin yalnızca sosyal medya satışına odaklanmak yerine şirketleşme süreçlerini tamamlamaları ve devlet desteklerini almaları sonrasında, e-ihracat hedefiyle hareket etmeleri önünde bir engel bulunmuyor. Küçük çaplı bir sosyal medya girişimi bile destekler sayesinde kısa sürede ulusal hatta küresel ölçekte faaliyet gösteren bir markaya dönüşebilir. Türkiye'de kadın girişimciliğini artırmaya yönelik destek mekanizmalarının sayısı her geçen yıl artarken, asıl sorunun kaynak yetersizliğinden ziyade bilgi eksikliği olduğunu söyleyebiliriz. Kadınların önemli bir bölümü iş fikrine sahip olsa da hangi desteklere başvurabileceğini bilmiyor. Bu nedenle e-ticarete adım atmayı planlayan girişimcilerin ilk olarak teşvik ve finansman kaynaklarını araştırması büyümelerini hızlandıracaktır” açıklamasında bulundu.</p>

<p><strong>Kadın girişimci destekleri</strong></p>

<p>KOSGEB, Kamu Bankaları ve Ticaret Bakanlığı E-İhracat Destekleri haricinde kadın girişimcilere yönelik başka destek ve teşvikler olduğuna da değinen Çiğdemli, “KGF Kefalet Desteği, KOOP-DES desteği, Kalkınma Ajansları Destekleri ve Kadın Kooperatiflerine Yönelik Finansman Paketleri gibi sayısız program var. Biz de Ticimax olarak kadın girişimcileri desteklemek üzere ücretsiz e-ticaret eğitimine kadar birçok uygulama gerçekleştiriyoruz. Kadın girişimcilere sosyal medya hesabı açmadan önce şirket kuruluşunu planlamalarını tavsiye ediyorum. KOSGEB ve e-ihracat teşvikleri için e-Devlet ve bakanlık duyurularını düzenli takip etmekte fayda var. Instagram'da satış yapmakla yetinmeyin; kendi markanızı ve e-ticaret altyapınızı kurmaya odaklanın diyorum. Böylece hem devlet desteklerinden yararlanabilir hem de yurt dışına satış yapabilirsiniz” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/cenk-cigdemli-kadin-girisimciler-devlet-desteklerinden-yeterince-yararlanmiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 11:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/07/1782292974-g-rsel-1.png" type="image/jpeg" length="37418"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SOCAR Türkiye ve Pegasus’tan Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı İş Birliği]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/socar-turkiye-ve-pegasustan-surdurulebilir-havacilik-yakiti-is-birligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/socar-turkiye-ve-pegasustan-surdurulebilir-havacilik-yakiti-is-birligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1></h1>

<p><strong>SOCAR Türkiye ile Pegasus Hava Yolları, Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı (SAF) alanında iş birliği anlaşması imzaladı. Anlaşmayla enerji ve havacılık sektörlerinde sürdürülebilirlik odaklı dönüşümün desteklenmesi ve Türkiye’de SAF ekosisteminin geliştirilmesi hedefleniyor.</strong></p>

<p>İş birliği kapsamında iki şirket; Türkiye’de sürdürülebilir havacılık yakıtına yönelik ihtiyaçların belirlenmesi, SAF değer zincirinin geliştirilmesine ilişkin fizibilite çalışmalarının yürütülmesi, iş geliştirme ve farkındalık faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi konularında birlikte çalışacak.</p>

<p>Taraflar ayrıca Türkiye’nin yanı sıra farklı coğrafyalarda sürdürülebilir havacılık yakıtlarına yönelik iş birliği fırsatlarını değerlendirecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>SAF değer zincirinin geliştirilmesi hedefleniyor</strong></h3>

<p>Türkiye’nin en büyük entegre endüstri gruplarından SOCAR Türkiye, inovasyon ve yeni enerji çözümleri odağında SAF üretimi, tedarik zinciri ve teknolojik iş birliklerine yönelik çalışmalar yürütecek.</p>

<p>Pegasus Hava Yolları ise sürdürülebilir havacılık yakıtlarının kullanımına ilişkin pazar ihtiyaçlarının belirlenmesi ve SAF’ın havacılık yakıtı değer zincirine etkin biçimde dahil edilmesi konularındaki bilgi ve deneyimiyle sürece katkı sağlayacak.</p>

<p>İş birliğiyle sürdürülebilir havacılık yakıtlarının üretim ve kullanım olanaklarının değerlendirilmesi, sektörün ihtiyaçlarının daha iyi anlaşılması ve geleceğe yönelik yeni projelerin geliştirilmesi amaçlanıyor.</p>

<h3><strong>“Enerji dönüşümünü uzun vadeli bir sorumluluk olarak görüyoruz”</strong></h3>

<p>SOCAR Türkiye CEO’su Elchin Ibadov, sürdürülebilirliğin şirketin stratejik öncelikleri arasında yer aldığını belirtti.</p>

<p>Enerji dönüşümünü uzun vadeli bir sorumluluk alanı olarak değerlendirdiklerini ifade eden Ibadov, şunları söyledi:</p>

<p>“SOCAR Türkiye olarak enerji dönüşümünü uzun vadeli bir sorumluluk alanı olarak görüyor ve sürdürülebilirlik odağında yeni iş birliği modelleri geliştirmeye büyük önem veriyoruz. Sürdürülebilir havacılık yakıtları, havacılık sektörünün karbon ayak izinin azaltılmasında kritik bir rol oynuyor. Bu nedenle güçlü ve vizyoner paydaşlarla birlikte hareket etmeyi önemsiyoruz.</p>

<p>Pegasus ile imzaladığımız bu anlaşma, Türkiye’nin sürdürülebilir havacılık yakıtları alanındaki potansiyelinin değerlendirilmesi ve geleceğe yönelik iş birliği fırsatlarının ele alınması açısından önemli bir adım niteliği taşıyor. Sürecin sektörlerimiz ve ülkemiz adına değer yaratacak sonuçlar doğuracağına inanıyoruz.”</p>

<h3><strong>“Türkiye’deki SAF ekosistemine katkı sağlayacağız”</strong></h3>

<p>Pegasus Hava Yolları CEO’su Güliz Öztürk de havacılık sektörünün geleceğinde sürdürülebilir yakıtların önemli bir rol üstleneceğine dikkat çekti.</p>

<p>Pegasus’un genç filosu, operasyonel verimlilik programları ve karbon emisyonlarını azaltmaya yönelik stratejileriyle dönüşümü uzun süredir desteklediğini belirten Öztürk, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Havacılığın geleceği, sürdürülebilir çözümlerin kararlılıkla geliştirilmesiyle güvenli biçimde şekillenebilir. Pegasus olarak genç filomuz ve operasyonel verimlilik programlarımızla orta ve uzun vadeli karbon emisyonu azaltım stratejimizi destekliyoruz.</p>

<p>2022 yılından bu yana daha yüksek hacimlerde ve daha geniş bir coğrafyada SAF kullanıyoruz. SOCAR Türkiye ile imzaladığımız bu anlaşma, sürdürülebilir havacılık yakıtları alanındaki bilgi birikimimizi derinleştirirken Türkiye’de SAF ekosisteminin gelişimine katkıda bulunmamızı da sağlayacak.</p>

<p>Bu iş birliğini, sektörün ihtiyaçlarının daha iyi anlaşılması ve geleceğin temiz havacılığı için yeni fırsatların ortaya çıkarılması açısından stratejik bir adım olarak değerlendiriyoruz.”</p>

<h3><strong>Ortak çalışma grubu kurulacak</strong></h3>

<p>Anlaşma kapsamında SOCAR Türkiye ve Pegasus Hava Yolları, üst düzey yöneticilerin de yer alacağı ortak bir çalışma grubu oluşturacak.</p>

<p>Çalışma grubu aracılığıyla sürdürülebilir havacılık yakıtlarının üretimi, tedariki ve kullanımına yönelik hazırlıkların değerlendirilmesi planlanıyor.</p>

<p>Taraflar, iş birliğiyle havacılık sektörünün karbon ayak izinin azaltılmasına, Türkiye’de sürdürülebilir havacılık ekosisteminin geliştirilmesine ve SAF kullanımının yaygınlaştırılmasına katkı sunmayı hedefliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ŞİRKET HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/socar-turkiye-ve-pegasustan-surdurulebilir-havacilik-yakiti-is-birligi</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 11:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/07/1782888969-s-o-c-a-r-t-rkiye-logo.jpg" type="image/jpeg" length="14248"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İSO Türkiye İmalat PMI Haziranda 47,1’e Geriledi]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/iso-turkiye-imalat-pmi-haziranda-471e-geriledi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/iso-turkiye-imalat-pmi-haziranda-471e-geriledi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından açıklanan Türkiye İmalat PMI verileri, imalat sanayisinde zorlu faaliyet koşullarının haziran ayında da sürdüğünü ortaya koydu. Mayıs ayında 49,8 olarak ölçülen manşet PMI, haziran ayında 47,1 seviyesine gerileyerek eşik değer olan 50’nin altında kalmayı sürdürdü. Böylece imalat sektöründeki yavaşlama eğilimi üst üste 27’nci aya ulaştı.</strong></p>

<p>Ekonomik büyümenin öncü göstergeleri arasında yer alan endekse göre, mayıs ayında sınırlı toparlanma gösteren üretim haziran ayında yeniden daraldı. Firmalar, üretimdeki yavaşlamanın başlıca nedenleri arasında Orta Doğu’daki savaşın oluşturduğu belirsizlik, yeni siparişlerdeki zayıf görünüm ve maliyet baskılarının devam etmesini gösterdi.</p>

<p><strong>Yeni Siparişler ve İhracat Talebi Yeniden Geriledi</strong><br />
Haziran ayında toplam yeni siparişlerde belirgin bir düşüş yaşanırken, mayıs ayında artış kaydeden yeni ihracat siparişleri de yeniden gerileme eğilimine girdi. Siparişlerdeki zayıflama, satın alma faaliyetlerini de olumsuz etkiledi. Firmalar, üretim planlarını aşağı yönlü revize ederken istihdamda da azaltıma gitmeyi sürdürdü.</p>

<p>Öte yandan girdi maliyetlerindeki enflasyon, nisan ayında ulaştığı yüksek seviyelerin ardından gerilemeye devam ederek Kasım 2025’ten bu yana en düşük düzeye indi. Buna rağmen petrol ve diğer ham madde fiyatlarının Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmeler nedeniyle yükselmesi, maliyet baskısının tamamen ortadan kalkmasını engelledi. Nihai ürün fiyatlarındaki artış hızı ise yılın en düşük seviyesine geriledi.</p>

<p>Bölgedeki jeopolitik gelişmeler ham madde tedarik zincirlerini de etkilemeye devam etti. Tedarikçilerin teslim süreleri uzamayı sürdürse de bu bozulmanın şubat ayından bu yana en sınırlı düzeyde gerçekleştiği görüldü. Talepteki zayıflık nedeniyle firmalar hem girdi stoklarını hem de nihai ürün stoklarını azaltmaya devam etti.</p>

<p><strong>Andrew Harker: “Haziranda Yeniden Zayıflama Gözlendi”</strong><br />
S&amp;P Global Market Intelligence Ekonomi Direktörü Andrew Harker, haziran ayı sonuçlarını değerlendirirken mayıs ayında görülen olumlu sinyallerin kalıcı olmadığını belirtti.</p>

<p>Harker, Türk imalat sanayisinin haziran ayında yeniden ivme kaybettiğini ifade ederek, yeni siparişlerdeki zayıf görünümün üretimdeki gerilemeyi hızlandırdığını söyledi. Firmaların karşı karşıya kaldığı en önemli risk unsurunun Orta Doğu’daki savaş olmaya devam ettiğini vurgulayan Harker, son dönemde çatışmalara ilişkin olumlu gelişmelerin devam etmesi halinde önümüzdeki aylarda faaliyet koşullarında iyileşme görülebileceğini dile getirdi.</p>

<p><strong>Sektörel PMI: Üretim Sadece İki Sektörde Artış Gösterdi</strong><br />
İstanbul Sanayi Odası Türkiye Sektörel PMI raporu da imalat sanayisinin genelinde zayıf görünümün sürdüğünü ortaya koydu. Haziran ayında takip edilen 10 sektörün yalnızca ikisinde üretim artışı gerçekleşti.</p>

<p>Kimyasal, plastik ve kauçuk ürünleri ile kara ve deniz taşıtları sektörleri yeniden büyüme bölgesine geçerken, giyim ve deri ürünleri sektöründe iki aylık üretim artışı sona erdi. En sert daralma ise Temmuz 2025’ten bu yana en güçlü üretim kaybının yaşandığı gıda ürünleri sektöründe görüldü.</p>

<p>Yeni siparişlerde büyüme kaydeden tek sektör kimyasal, plastik ve kauçuk ürünleri oldu. Sektör, son beş ayın ardından ilk kez sipariş artışı yaşarken, en sert sipariş daralması tekstil sektöründe gerçekleşti. Yeni ihracat siparişlerinde ise kimyasal, plastik ve kauçuk ürünlerinin yanı sıra giyim ve deri ürünleri de artış gösteren sektörler arasında yer aldı.</p>

<p><strong>Enflasyon Baskısı Hafifledi, İstihdamdaki Zayıflık Sürdü</strong><br />
Haziran ayında girdi maliyetlerindeki artış, kara ve deniz taşıtları sektörü dışında tüm sektörlerde hız kesti. En yüksek maliyet artışı elektrikli ve elektronik ürünler sektöründe yaşanırken, en düşük artış makine ve metal ürünlerinde kaydedildi.</p>

<p>Benzer şekilde nihai ürün fiyatlarındaki yükseliş de sektörlerin büyük bölümünde yavaşladı. Elektrikli ve elektronik ürünler fiyat artışlarının en yüksek olduğu sektör olurken, en sınırlı fiyat artışı giyim ve deri ürünlerinde gerçekleşti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Elektrikli ve elektronik ürünler sektörü aynı zamanda tedarikçi teslim sürelerinin en fazla uzadığı sektör olarak öne çıktı. Buna karşılık giyim ve deri ürünleri ile ağaç ve kâğıt ürünleri sektörlerinde teslimat süreleri kısaldı. Özellikle ağaç ve kâğıt ürünleri sektöründe tedarikçi performansı, anketin uygulanmaya başlandığı Ocak 2016’dan bu yana en güçlü iyileşmesini gösterdi.</p>

<p>Talep koşullarındaki zayıflığın etkisiyle istihdam piyasasında da daralma devam etti. Haziran ayında takip edilen 10 sektörün yalnızca üçünde çalışan sayısı artarken, sektörlerin büyük bölümünde istihdam azalmayı sürdürdü. Bu tablo, imalat sanayisinde faaliyet koşullarının yılın ikinci yarısına girilirken de kırılganlığını koruduğunu ortaya koydu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/iso-turkiye-imalat-pmi-haziranda-471e-geriledi</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 11:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/07/cdcv.JPG" type="image/jpeg" length="81706"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SARSILMAZ, Olimpik Atıcılığa Desteğini Güçlendiriyor]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/sarsilmaz-olimpik-aticiliga-destegini-guclendiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/sarsilmaz-olimpik-aticiliga-destegini-guclendiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1></h1>

<p><strong>Türk savunma sanayisinin önde gelen şirketlerinden SARSILMAZ, olimpik atıcılığın Türkiye’de daha geniş kitlelere ulaşmasına ve genç sporcuların gelişimine katkı sağlamak amacıyla, 30 Haziran–5 Temmuz 2026 tarihleri arasında Mersin’de düzenlenecek Havalı Silahlar Türkiye Şampiyonası’nın isim ve ana sponsoru oldu.</strong></p>

<p>Türkiye Atıcılık Federasyonunun faaliyet takvimi kapsamında gerçekleştirilecek SARSILMAZ Havalı Silahlar Türkiye Şampiyonası, 10 Metre Havalı Tüfek ve 10 Metre Havalı Tabanca disiplinlerinde mücadele edecek sporcuları bir araya getirecek.</p>

<p>Farklı yaş kategorilerinde düzenlenecek eleme ve final müsabakalarıyla organizasyonun hem sportif rekabetin güçlendirilmesine hem de olimpik atıcılığın Türkiye genelinde yaygınlaştırılmasına katkı sağlaması hedefleniyor.</p>

<p>Şampiyona, 30 Haziran–5 Temmuz 2026 tarihleri arasında Mersin’in Erdemli ilçesindeki Olimpik Atıcılık Kompleksi’nde gerçekleştirilecek. Final karşılaşmaları 1–5 Temmuz tarihleri arasında yapılacak ve organizasyon ödül törenleriyle tamamlanacak.</p>

<h3><strong>Olimpik atıcılığa yönelik ilgi artıyor</strong></h3>

<p>Türkiye’nin Paris 2024 Olimpiyat Oyunları’nda 10 metre havalı tabanca karma takım kategorisinde elde ettiği tarihi başarı, olimpik atıcılığa yönelik ilgiyi artırdı. Bu başarı aynı zamanda branşın disiplin, odaklanma ve kontrollü performansa dayanan yapısının daha geniş kitleler tarafından tanınmasını sağladı.</p>

<p>SARSILMAZ’ın şampiyonaya verdiği destekle, olimpik atıcılığa yönelik artan ilginin sürdürülebilir bir sportif gelişime dönüştürülmesi amaçlanıyor.</p>

<p>Şirketin olimpik atıcılığa yönelik desteği, savunma ve güvenlik alanındaki uzmanlığının yanı sıra branşla uzun yıllara dayanan bağından dolayı da ayrı bir önem taşıyor.</p>

<p>SARSILMAZ Yönetim Kurulu Başkanı Latif Aral Aliş, 2004–2012 yılları arasında Türkiye Atıcılık ve Avcılık Federasyonu Başkanlığı görevini yürüttü. Aliş, görev süresi boyunca branşın kurumsal yapısının geliştirilmesi, sporcu altyapısının güçlendirilmesi ve Türkiye’nin olimpik temsil kapasitesinin artırılması amacıyla çeşitli çalışmalara liderlik etti.</p>

<p>Atıcılık sporuna sunduğu uzun soluklu katkılar nedeniyle Türkiye Atıcılık ve Avcılık Federasyonu tarafından ömür boyu fahri başkan unvanına layık görülen Aliş’in bu alandaki deneyimi, SARSILMAZ’ın olimpik atıcılığa verdiği desteğe kurumsal bir süreklilik kazandırıyor.</p>

<h3><strong>Türk atıcılığı olimpiyatlarda önemli başarılara ulaştı</strong></h3>

<p>Latif Aral Aliş’in federasyon başkanlığı döneminde Türk atıcılığı, olimpiyat tarihinde dikkat çeken başarılara imza attı.</p>

<p>Türkiye, Londra 2012 Olimpiyat Oyunları’nda atıcılık branşında ilk kez beş sporcuyla olimpiyat kotası kazanarak o tarihe kadar branşta ulaşılan en yüksek olimpik katılım sayısına erişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aynı olimpiyatlarda Nihan Gürer, trap branşında Türkiye’yi temsil eden ilk kadın sporcular arasında yer aldı. Bu gelişme, Cumhuriyet dönemi Türk atıcılık tarihinde önemli bir eşiğin aşılmasına katkı sağladı.</p>

<h3><strong>Genç sporcular için bir gelişim platformu</strong></h3>

<p>Olimpik atıcılık; yüksek güvenlik bilinci, teknik eğitim, etik yaklaşım ve uluslararası kurallara bağlılık temelinde gerçekleştirilen özel bir spor dalı olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Milimetrik hassasiyet, nefes kontrolü, zihinsel dayanıklılık ve baskı altında doğru karar verebilme becerisi gerektiren branş, genç sporcular için yalnızca bir rekabet alanı değil, aynı zamanda disiplinli çalışma kültürünü geliştiren önemli bir platform niteliği taşıyor.</p>

<p>Bu yönüyle SARSILMAZ Havalı Silahlar Türkiye Şampiyonası, yalnızca ulusal düzeyde düzenlenen bir spor organizasyonu olmanın ötesinde önem taşıyor.</p>

<p>Şampiyonanın genç yeteneklerin desteklenmesine, milli takım sporcu havuzunun güçlendirilmesine, güvenli spor kültürünün yaygınlaştırılmasına ve olimpik değerlerin yeni nesil sporculara aktarılmasına katkı sağlaması bekleniyor.</p>

<h3><strong>“Desteğimizi dönemsel bir sponsorluk olarak görmüyoruz”</strong></h3>

<p>SARSILMAZ Yönetim Kurulu Başkanı Latif Aral Aliş, sponsorluğa ilişkin değerlendirmesinde savunma sanayisindeki teknik yetkinlik ile olimpik atıcılığın temel değerleri arasında güçlü bir bağ bulunduğunu belirtti.</p>

<p>Aliş, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Savunma sanayinde uzun yıllara dayanan üretim gücümüz, mühendislik kabiliyetimiz ve güvenlik odaklı kurumsal kültürümüz bize net bir gerçeği göstermektedir: Gerçek performans yalnızca teknik yetkinlikle değil; disiplin, sorumluluk, odaklanma ve güçlü bir etik anlayışla birlikte anlam kazanır ve sürdürülebilir hâle gelir. Olimpik atıcılık ise bu değerlerin spor sahasındaki en yüksek hassasiyet ve en üst düzey konsantrasyon gerektiren karşılığıdır.</p>

<p>SARSILMAZ olarak bu şampiyonaya verdiğimiz desteği geçici veya dönemsel bir sponsorluk yaklaşımı olarak görmüyoruz. Bu destek, olimpik atıcılığın gelişimine, sporcu yetiştirme ekosistemine ve Türk sporuna uluslararası alanda değer kazandırma hedefimize duyduğumuz sürekli, kararlı ve sarsılmaz bağlılığın açık bir ifadesidir.</p>

<p>Bu tür organizasyonlar; sporcu gelişiminin desteklenmesi, güçlü bir sistem oluşturulması ve uluslararası rekabet gücünün artırılması açısından stratejik değer taşımaktadır. Biz de bu şampiyonayı genç sporcuların yetişmesini hızlandıran, olimpik kültürü güçlendiren ve Türkiye’nin atıcılık alanındaki küresel rekabet seviyesini yükselten yapısal bir adım olarak değerlendiriyoruz.</p>

<p>Federasyonumuz, kamu kurumlarımız ve yerel paydaşlarımızla birlikte hayata geçirilen bu organizasyonun yalnızca bir spor müsabakası değil, olimpik atıcılığın geleceğini şekillendiren ve Türk sporuna kalıcı değer kazandıran önemli bir yapı taşı olduğuna inanıyoruz.”</p>

<p>SARSILMAZ, bu sponsorlukla savunma ve güvenlik alanındaki köklü uzmanlığını sporun toplumsal gelişime katkı sağlayan yönüyle bir araya getirerek olimpik atıcılığın Türkiye’deki gelişim sürecine uzun vadeli destek sunmayı hedefliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ŞİRKET HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/sarsilmaz-olimpik-aticiliga-destegini-guclendiriyor</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 11:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/07/1782891541-1777469846-latif-aral-alis.jpeg" type="image/jpeg" length="90807"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Küresel Eklemeli İmalat Pazarı 2033’te 169 Milyar Dolara Yükselecek]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/kuresel-eklemeli-imalat-pazari-2033te-169-milyar-dolara-yukselecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/kuresel-eklemeli-imalat-pazari-2033te-169-milyar-dolara-yukselecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1></h1>

<p><strong>Küresel imalat sektörü, eklemeli imalat teknolojilerinin hızla yaygınlaşmasıyla birlikte yeni bir dönüşüm sürecine giriyor. Araştırmalar, 2025 yılında yaklaşık 30,5 milyar dolar büyüklüğe ulaşan küresel eklemeli imalat pazarının, 2033 yılına kadar 169 milyar dolara çıkacağını gösteriyor. Pazarın 2026–2033 döneminde yıllık ortalama yüzde 23,9 oranında büyümesi bekleniyor.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu büyüme, eklemeli imalatın yalnızca prototip geliştirme amacıyla kullanılan bir teknoloji olmaktan çıktığını; nihai parça üretimi, kalıpçılık, bakım ve onarım, hafif komponent geliştirme ile tedarik zinciri yönetiminde stratejik bir üretim modeline dönüştüğünü ortaya koyuyor.</p>

<p>Savunma sanayii, havacılık, otomotiv, medikal teknolojiler, enerji, makine ve ileri malzeme uygulamalarında kullanım alanı giderek genişleyen eklemeli imalat çözümlerinin Türkiye’de de önemli bir büyüme ivmesi yakalaması öngörülüyor. Güçlü sanayi altyapısı, gelişmiş mühendislik kapasitesi ve yüksek katma değerli sektörlerden gelen talep, Türkiye’nin bu alanda bölgesel bir üretim ve teknoloji merkezi hâline gelmesini destekliyor.</p>

<p>Türkiye’nin eklemeli imalat, tasarım ve ileri üretim teknolojilerine odaklanan ilk ve tek ihtisas fuarı EXPO3D İstanbul, 17–19 Eylül 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Organizasyon; teknoloji sağlayıcılarını, üreticileri, yatırımcıları ve sektörün karar vericilerini aynı çatı altında buluşturacak.</p>

<h3><strong>Dijital üretim sanayinin işleyişini değiştiriyor</strong></h3>

<p>Dijital üretimde yaşanan hızlı dönüşüm, küresel sanayinin üretim, stoklama ve tedarik zinciri modellerinin yeniden şekillenmesini sağlıyor. Kişiselleştirilmiş üretime yönelik talebin artması, küresel tedarik zincirlerinde yaşanan kırılganlıklar ve sürdürülebilirlik hedefleri, eklemeli imalat teknolojilerini şirketler açısından stratejik bir yatırım alanına dönüştürüyor.</p>

<p>Havacılıktan otomotive, sağlık teknolojilerinden savunma sanayiine ve mimarlığa kadar pek çok alanda 3D üretim çözümlerinin kullanımı yaygınlaşıyor. Geleneksel üretim yöntemlerini tamamlayan bu teknolojiler; daha hızlı, esnek ve ihtiyaca özel üretim yapılmasına olanak sağlıyor.</p>

<p>Türkiye de güçlü üretim altyapısı ve yüksek katma değerli sektörlerden gelen artan taleple eklemeli imalat alanındaki konumunu güçlendiriyor. Endüstriyel 3D yazıcılardan ileri malzemelere, tasarım ve yazılım çözümlerinden üretim hizmetlerine kadar genişleyen ekosistem, yerli üretim kabiliyetinin gelişmesine ve dışa bağımlılığın azaltılmasına katkıda bulunuyor.</p>

<p>Özellikle savunma sanayii, havacılık, otomotiv ve medikal teknolojilerde ihtiyaç duyulan karmaşık, hafif ve yüksek performanslı parçalar, 3D üretim teknolojilerine yönelik yatırımların hızlanmasını sağlıyor.</p>

<h3><strong>EXPO3D İstanbul sektörün tüm paydaşlarını buluşturacak</strong></h3>

<p>17–19 Eylül 2026 tarihlerinde düzenlenecek EXPO3D İstanbul’da 100’ün üzerinde katılımcı firma ile 120’den fazla markanın yer alması, fuarı ise 10 bini aşkın sektör profesyonelinin ziyaret etmesi hedefleniyor.</p>

<p>Yaklaşık 250 milyon dolarlık potansiyel ticaret hacmine katkı sunması amaçlanan organizasyon, yeni yatırımların ve ticari iş birliklerinin geliştirilmesi için önemli fırsatlar sağlayacak.</p>

<p>Fuar kapsamında, Yıldız Teknik Üniversitesi’nin katkılarıyla 5. Uluslararası 3D Baskı ve Eklemeli İmalat Konferansı da düzenlenecek. Konferansla akademik bilgi birikiminin sanayinin üretim gücüyle buluşturulması hedefleniyor.</p>

<h3><strong>ÜRETİMDE PARADİGMA DEĞİŞİMİ YAŞANIYOR</strong></h3>

<p>EXPO3D İstanbul Fuar Koordinatörü Yıldırım Ünverdi, Türkiye’nin yüksek teknoloji odaklı kalkınma hedeflerinin eklemeli imalat sektörünün gelişimini desteklediğini belirtti.</p>

<p>Cumhurbaşkanlığının yüksek teknolojiye dayalı kalkınma vizyonu, Milli Teknoloji Hamlesi kapsamında uygulanan stratejiler ve sanayide dijital dönüşümü destekleyen politikaların, eklemeli imalat teknolojilerinin Türkiye’de daha hızlı yaygınlaşmasının önünü açtığını ifade eden Ünverdi, şunları söyledi:</p>

<p>“Genç ve nitelikli mühendis nüfusu, gelişen sanayi altyapısı ve stratejik coğrafi konumuyla Türkiye, bölgesel bir üretim ve inovasyon merkezi olma yolunda önemli avantajlara sahip. Özellikle savunma sanayii, havacılık, medikal ve otomotiv gibi yüksek katma değerli sektörlerden gelen talepler, Türkiye’deki eklemeli imalat ve ileri üretim teknolojileri ekosisteminin önümüzdeki dönemde güçlü bir büyüme ivmesi yakalayacağını gösteriyor.”</p>

<p>Eklemeli imalatın üretim anlayışında köklü bir değişime neden olduğunu vurgulayan Ünverdi, teknolojinin artık yalnızca alternatif bir üretim yöntemi olarak değerlendirilmediğini söyledi.</p>

<p>Ünverdi, “Eklemeli imalat; tasarımdan nihai parçaya, bakım ve onarımdan tedarik zinciri yönetimine kadar sanayinin tüm süreçlerini dönüştüren yeni bir üretim paradigmasıdır. Küresel pazarın yıllık yüzde 20’nin üzerinde büyümesi ve 2025 yılındaki 30,5 milyar dolarlık seviyesinden 2033 yılında yaklaşık 169 milyar dolara ulaşmasının beklenmesi, bu dönüşümün kalıcı ve stratejik olduğunu açıkça ortaya koyuyor” dedi.</p>

<h3><strong>“Sürdürülebilir bir teknoloji platformu oluşturmayı hedefliyoruz”</strong></h3>

<p>EXPO3D İstanbul’un yalnızca bir fuar organizasyonu olmadığını belirten Ünverdi, organizasyonun yüksek teknoloji yatırımlarına ve Türkiye’nin sanayi dönüşümüne katkı sağlayacak sürdürülebilir bir platform olarak konumlandırıldığını ifade etti.</p>

<p>Ünverdi, değerlendirmesine şöyle devam etti:</p>

<p>“Amacımız yalnızca bir fuar düzenlemek değil; yüksek teknoloji üretimini teşvik eden, yeni yatırımların ve nitelikli iş birliklerinin önünü açan, ülkemizin sanayi dönüşümüne somut katkı sağlayan sürdürülebilir bir platform oluşturmaktır. Eklemeli imalat alanındaki yerli üretim kabiliyetini, katma değerli ihracatı ve küresel rekabet gücünü artırarak Türkiye’nin teknoloji üreten ve bölgesine yön veren konumunu güçlendirmeyi hedefliyoruz. Böylece ülkemizin ekonomik ve teknolojik geleceğine kalıcı değer katmayı amaçlıyoruz.”</p>

<h3><strong>Türkiye bölgesel merkez olma yolunda ilerliyor</strong></h3>

<p>Türkiye’nin Avrupa, Orta Doğu, Orta Asya ve Kuzey Afrika arasında önemli üretim, ticaret ve lojistik bağlantılarına sahip olduğunu belirten Ünverdi, bu avantajların eklemeli imalat alanındaki bölgesel konumu güçlendirdiğine dikkat çekti.</p>

<p>Ünverdi, “Gelişmiş sanayi altyapımız, mühendislik kabiliyetimiz ve yüksek katma değerli sektörlerdeki üretim deneyimimiz, Türkiye’yi yalnızca teknoloji kullanan değil, aynı zamanda teknoloji geliştiren ve ihraç eden bir merkez hâline getiriyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Eklemeli imalatın önümüzdeki 5–10 yıllık dönemde sanayideki etkisinin daha belirgin hâle geleceğini kaydeden Ünverdi, nihai parça üretimi, bakım ve onarım, hafif komponent geliştirme, kişiselleştirilmiş üretim ve dijital tedarik zincirlerinin dönüşümde öne çıkacağını söyledi.</p>

<p>Bu teknolojilerin yeni sanayi düzeninin ve küresel rekabet ortamının en kritik başlıklarından biri olacağını belirten Ünverdi, Türkiye’nin sahip olduğu üretim gücü ve insan kaynağıyla dönüşümde önemli bir rol üstlenebileceğini ifade etti.</p>

<p>Eklemeli imalat teknolojileri, dijital ortamda hazırlanan tasarımların doğrudan üretime aktarılmasını sağlayarak sanayiye hız, esneklik ve tasarım özgürlüğü kazandırıyor. Karmaşık ve hafif parçaların üretilebilmesi, kalıp ihtiyacının azaltılması, düşük adetli üretime imkân sağlaması ve kişiselleştirilmiş çözümler sunması, teknolojinin geleneksel imalat yöntemlerini tamamlayan stratejik bir üretim modeli olarak yaygınlaşmasını sağlıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>FUAR HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/kuresel-eklemeli-imalat-pazari-2033te-169-milyar-dolara-yukselecek</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 11:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/07/1782734866-expo3-d-g2.jpeg" type="image/jpeg" length="93903"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Canon, ColorStream 7000 Serisiyle Baskı Portföyünü Genişletiyor]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/canon-colorstream-7000-serisiyle-baski-portfoyunu-genisletiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/canon-colorstream-7000-serisiyle-baski-portfoyunu-genisletiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Görüntüleme teknolojileri alanında faaliyet gösteren Canon, orta hacimli üretim yapan baskı hizmeti sağlayıcılarına yönelik geliştirdiği yeni web beslemeli baskı makinesi ailesi ColorStream 7000 serisini tanıttı. ColorStream platformunun kanıtlanmış özellikleri temel alınarak geliştirilen yeni seri; baskı kalitesi, operasyonel verimlilik ve güvenilirliği, iş iletişimleri, kitap ve doğrudan posta uygulamalarında değişen müşteri beklentilerine uyum sağlayabilecek esneklikle bir araya getiriyor.</strong></p>

<p>Yeni serinin tanıtımı, ColorStream platformunun 15’inci yıl dönümüne ve dünya genelindeki kurulum sayısının 2 bini aşmasına denk geliyor. Canon’un web beslemeli mürekkep püskürtmeli baskı portföyünü güçlendiren ColorStream 7000 serisi, üretim sürekliliğinin kritik önem taşıdığı işletmelere uzun vadeli, güvenilir ve yüksek performanslı bir çözüm sunuyor.</p>

<h3><strong>Üç farklı modelle geniş üretim kapasitesi</strong></h3>

<p>ColorStream 7000 serisi; ColorStream 7075, 7100 ve 7127 olmak üzere üç farklı modelden oluşuyor. Seri, dakikada 48 metreden 127 metreye kadar değişen üretim hızları ve aylık 56 milyon A4 baskıya ulaşan üretim hacmi sunuyor.</p>

<p>Mono ve tam renkli konfigürasyon seçenekleriyle sunulan sistem, baskı hizmeti sağlayıcılarının mevcut ihtiyaçlarına uygun modeli tercih etmesine olanak tanıyor. Platform, istikrarlı çıktı kalitesi ve operasyonel verimlilik sağlarken işletmelerin ilerleyen dönemlerde değişen ihtiyaçlarına göre ölçeklenebiliyor.</p>

<h3><strong>ColorStream’in kanıtlanmış kalite ve güvenilirliği</strong></h3>

<p>Canon’un en yeni web beslemeli mürekkep püskürtmeli baskı mimarisi üzerine geliştirilen ColorStream 7000 serisinde doğal 600 dpi çözünürlüklü baskı kafaları kullanılıyor.</p>

<p>Canon DigiDot çok seviyeli mürekkep püskürtme teknolojisine ve yüksek pigment oranına sahip su bazlı mürekkeplere yer veren seri; standart ofset kaplamasız, geri dönüştürülmüş ve mürekkep püskürtmeli baskıya uygun kâğıtlarda 1.200 dpi algılanan baskı kalitesine ulaşabiliyor. Böylece pürüzsüz ton geçişleri ve yüksek renk yoğunluğu sağlanıyor.</p>

<p>ColorStream 6000 serisinde de kullanılan bu teknolojiler, mevcut ColorStream müşterilerinin uygulama sürekliliğini korumasına ve yeni sisteme daha kolay geçiş yapmasına yardımcı oluyor.</p>

<p>Uzun süreli üretimlerde mürekkep sıcaklığını sabit tutan su soğutmalı baskı kafası tasarımı, sistemin güvenilirliğini artırıyor. Canon’un ön püskürtme teknolojisi ise mürekkebi hazne içerisinde sürekli dolaştırarak püskürtme uçlarının performansını koruyor.</p>

<p>Canon’un profesyonel renk yönetimi teknolojileri, aynı baskı işi içinde ve farklı üretimler arasında tutarlı renk elde edilmesini destekliyor. Bu özellik, özellikle yasal düzenlemelere tabi veya düzenli olarak tekrarlanan baskı işleri açısından önem taşıyor.</p>

<h3><strong>PRISMA ekosistemiyle entegre iş akışı</strong></h3>

<p>ColorStream 7000 serisi, Canon’un PRISMA iş akışı ekosistemiyle entegre biçimde çalışıyor. PRISMAproduction ile bulut tabanlı yönetim ve analiz aracı PRISMAlytics Dashboard, isteğe bağlı olarak kullanıcılara sunuluyor.</p>

<p>PRISMAlytics Dashboard, farklı veri görünümleri aracılığıyla baskı hizmeti sağlayıcılarının performansı takip etmesine ve üretim verimliliğini artırmasına yardımcı oluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu çözümler bir arada kullanıldığında merkezi iş akışı yönetimi, baskı makinelerinin performansının izlenmesi ve üretim süreçlerine yönelik veriye dayalı analizler sağlanıyor.</p>

<p>Atık oluşturmadan baskıyı duraklatma, denetim modu ve kontrollü baskıya geçiş gibi üretim özellikleri sayesinde operatörler gereksiz kâğıt kaybı yaşamadan baskı işlerini kontrol edip gerekli ayarlamaları yapabiliyor.</p>

<p>Hat içi otomasyon özellikleri ise sonlandırma ekipmanlarıyla verimli iletişim kurulmasını sağlayarak üretimin kesintisiz sürdürülmesini destekliyor.</p>

<h3><strong>Servis kolaylığı ve gelişime açık altyapı</strong></h3>

<p>ColorStream 7000 serisi; önleyici bakım, yazılım güncellemeleri ve duruma bağlı izleme özellikleriyle desteklenen geliştirilmiş bir teknoloji platformu üzerinde çalışıyor.</p>

<p>Bu yapı, baskı makinelerinin kullanım süresi boyunca servis işlemlerini kolaylaştırmayı, plansız kesintileri azaltmayı ve genel ekipman verimliliğini yükseltmeyi amaçlıyor.</p>

<p>Sistemde bulunan sensör ağı, baskı makinesinin durumunu sürekli olarak takip ediyor. Böylece üretim sürecinin kontrol altında tutulmasına ve yüksek kaliteli çıktıların sürekliliğine katkı sağlanıyor.</p>

<p>Dokunmatik ekranlı kullanıcı arayüzü ise operatörlerin üretim kontrollerine ve çevrimiçi destek hizmetlerine kolay biçimde erişmesine imkân tanıyor.</p>

<p>ColorStream 8000 serisiyle aynı temel teknik altyapıyı kullanan ColorStream 7000, Canon’un en yeni SRA Massive Parallel denetleyicisini içeriyor. Yeni denetleyici, önceki modellere kıyasla daha yüksek RIP performansı sağlıyor.</p>

<p>Ölçeklenebilir denetleyici mimarisi sayesinde işletmeler, ihtiyaçları değiştikçe sistem performansını yükseltebiliyor veya mono baskıdan renkli baskıya geçiş yapabiliyor. Böylece yapılan yatırımın uzun vadede korunması hedefleniyor.</p>

<h3><strong>Sürdürülebilirlik odaklı tasarım</strong></h3>

<p>ColorStream 7000 serisinin geliştirme sürecinin tüm aşamalarında sürdürülebilirlik ilkeleri dikkate alındı. Seri, hem üretim sırasında hem de bekleme modunda düşük enerji tüketimi sunuyor.</p>

<p>Baskı makinelerinde enerji verimliliğini destekleyen temaslı kurutma sistemi kullanılıyor. Hassas kâğıt işleme ve mürekkep kontrol teknolojileriyle birlikte çalışan bu sistem; kaplamasız, mürekkep püskürtmeli baskı için işlenmiş ve geri dönüştürülmüş kâğıtlarda güvenilir çıktı alınmasına yardımcı olurken enerji tüketimini de azaltıyor.</p>

<p>Seri, Nordic Swan Ecolabel ve Blue Angel 195 gibi çevre standartlarının gerekliliklerini karşılamayı hedefleyen baskı hizmeti sağlayıcılarını destekliyor. Böylece işletmelerin üretim süreçlerini daha kapsamlı sürdürülebilirlik hedefleriyle uyumlu hale getirmesine katkı sağlanıyor.</p>

<h3><strong>Canon’un baskı portföyüne yeni çözüm</strong></h3>

<p>ColorStream 7000 serisi, Canon’un web beslemeli mürekkep püskürtmeli baskı portföyünde üst segmentte yer alan ColorStream 8000 serisini tamamlıyor.</p>

<p>Yeni seri, orta hacimli üretim altyapısını modernize etmek veya üretim kapasitesini genişletmek isteyen işletmelere dengeli ve ölçeklenebilir bir çözüm sunuyor.</p>

<p>Bu yaklaşım, Canon’un farklı üretim ihtiyaçlarına uygun, birbirinden belirgin biçimde ayrılan platformlar geliştirme ve bu platformları yüksek kaliteli hizmet ile entegre iş akışı çözümleriyle destekleme stratejisinin bir parçasını oluşturuyor.</p>

<p>Canon EMEA Üretim Baskılama Pazarlama ve İnovasyon Kıdemli Direktörü Jennifer Kolloczek, orta hacimli üretim segmentinde müşterilerin vaatlerden çok, üzerine iş modellerini kurabilecekleri kanıtlanmış performans aradıklarını söyledi.</p>

<p>Kolloczek, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Orta hacimli üretim segmentinde müşteriler vaat değil, işlerini üzerine kurabilecekleri kanıtlanmış bir performans arıyor. ColorStream 7000 serisi tam da bu noktada öne çıkıyor. ColorStream platformunun kendini kanıtlamış kalitesini ve güvenilirliğini, baskı hizmeti sağlayıcılarının güvenle rekabet edebilmek için ihtiyaç duyduğu hizmet, iş akışı entegrasyonu ve esneklikle bir araya getiriyor.”</p>

<p>Yeni serinin müşterilerle yakın iş birliği içinde geliştirildiğini belirten Kolloczek, dünya genelinde gerçekleştirilen 2 binden fazla kurulumdan elde edilen deneyimin de ürünün geliştirilmesinde etkili olduğunu ifade etti.</p>

<p>Kolloczek, “Seri; iş iletişimleri, kitap ve doğrudan posta uygulamalarına odaklanan işletmelere bugün tutarlı performans sunarken zaman içinde büyümelerini destekleyecek net bir yol sağlayan, geleceğe hazır bir platform niteliği taşıyor” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ŞİRKET HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/canon-colorstream-7000-serisiyle-baski-portfoyunu-genisletiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 16:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/06/ekran-alintisi-123.JPG" type="image/jpeg" length="31553"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ekin Ereke, Uluslararası Gebze MTB Cup’ta İki Kez Podyuma Çıktı]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/ekin-ereke-uluslararasi-gebze-mtb-cupta-iki-kez-podyuma-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/ekin-ereke-uluslararasi-gebze-mtb-cupta-iki-kez-podyuma-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Team Akfen İnşaat’ın desteklediği milli dağ bisikletçisi Ekin Ereke, Kocaeli’nin Gebze ilçesinde gerçekleştirilen Uluslararası Gebze MTB Cup’ta iki farklı disiplinde podyuma çıkarak önemli bir başarı elde etti.</strong></p>

<p>Akfen İnşaat’ın genç ve milli sporcuların gelişimine katkı sağlamak amacıyla hayata geçirdiği Team Akfen İnşaat projesi kapsamında desteklenen Ekin Ereke, uluslararası yarışlardaki başarılı performansına bir yenisini daha ekledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uluslararası Gebze MTB Cup’ta mücadele eden milli sporcu, dağ bisikletinin hız ve dayanıklılık gerektiren iki ayrı disiplininde yarışarak organizasyonu iki podyum derecesiyle tamamladı.</p>

<p>Zorlu parkurda güçlü rakipleriyle mücadele eden Ereke, XCC Short Track/Kısa Parkur Elite Kadınlar kategorisinde ikinci olarak kürsüye çıktı. Milli sporcu, XCO Cross-Country Olympic/Uzun Parkur Elite Kadınlar kategorisinde ise üçüncülük elde etti.</p>

<p>Kısa parkur yarışında sergilediği yüksek tempo ve uzun parkurdaki dayanıklılık performansıyla dikkat çeken Ekin Ereke, istikrarlı yükselişini sürdürdü. Ereke, elde ettiği derecelerle Team Akfen İnşaat tarafından desteklenen sporcuları başarıyla temsil etmeye devam etti.</p>

<p>Daha önce katıldığı ulusal ve uluslararası yarışlarda kazandığı derecelerle adından söz ettiren milli sporcu, Uluslararası Gebze MTB Cup’taki çifte podyum başarısıyla da dağ bisikleti branşındaki yükselişini bir kez daha ortaya koydu.</p>

<p>Ekin Ereke’nin organizasyonda elde ettiği iki podyum derecesi, Team Akfen İnşaat’ın genç ve milli sporcuların gelişim yolculuğuna sunduğu desteğin güçlü sonuçlarından biri oldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ŞİRKET HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/ekin-ereke-uluslararasi-gebze-mtb-cupta-iki-kez-podyuma-cikti</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 16:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/06/1782815756-ekin-ereke.jpeg" type="image/jpeg" length="80927"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Konecta’dan Yapay Zekâ Projelerini Pilot Aşamadan Çıkaran Yeni Model]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/konectadan-yapay-zeka-projelerini-pilot-asamadan-cikaran-yeni-model</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/konectadan-yapay-zeka-projelerini-pilot-asamadan-cikaran-yeni-model" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Müşteri deneyimi ve dijital hizmetler alanında küresel ölçekte faaliyet gösteren Konecta, kurumların yapay zekâ projelerini deneme aşamasından çıkararak üretim ortamına daha hızlı taşımasını sağlamak amacıyla geliştirdiği agentic AI orkestrasyon platformu Kolibri’yi tanıttı.</strong></p>

<p>Şirketten yapılan açıklamaya göre, farklı sektörlerde faaliyet gösteren kurumlar agentic AI teknolojilerinin sunduğu potansiyelin farkında olsa da önemli bir bölümü hâlâ “pilot çıkmazı” olarak adlandırılan aşamayı geçemiyor. Günümüzde temel sorun artık vizyon veya hedef eksikliğinden ziyade yapay zekâ çözümlerinin güvenli, kontrollü ve ölçeklenebilir biçimde kullanıma alınması olarak öne çıkıyor. Kolibri, kurumların bu süreçte karşılaştığı boşluğu gidermek üzere tasarlandı.</p>

<p>Platform, şirketlere hem sektörler arası hem de belirli sektörlere özel agentic AI kullanım senaryolarından oluşan geniş bir kütüphane sunuyor. Bu senaryoların yüzde 80’e varan bölümü önceden hazırlanmış, test edilmiş ve güvenlik kontrollerinden geçirilmiş şekilde kullanıma sunuluyor. Kalan yüzde 20’lik kısım ise müşterilerin mevcut sistemlerine, iş akışlarına, sektörlerine ve ticari hedeflerine göre özelleştiriliyor.</p>

<p>Kolibri, Konecta’nın 500’ün üzerindeki müşterisiyle edindiği 25 yıllık müşteri deneyimi uzmanlığı ve her gün analiz edilen 1 milyondan fazla müşteri etkileşiminden sağlanan içgörüler üzerine inşa edildi. Platform, agentic AI çözümlerinin tasarlanması, uygulanması ve yönetilmesi süreçlerini operasyonel ve sektörel uzmanlıkla destekliyor.</p>

<h3><strong>Kullanıma hazır yapay zekâ senaryoları sunuyor</strong></h3>

<p>Kolibri’nin kullanıma hazır senaryoları, müşteri operasyonlarında en sık karşılaşılan ve kurumlar açısından yüksek maliyet oluşturan süreçleri kapsıyor.</p>

<p>Platformda faturalama yönetimi, teknik destek, randevu oluşturma, talep ve hasar yönetimi, tahsilat işlemleri, iade ve geri ödeme süreçleri, sipariş takibi, müşteri geri bildirimlerinin analizi ve e-posta sınıflandırma gibi kullanım alanları bulunuyor.</p>

<p>Yapay zekâ ajanları yalnızca müşterilere yanıt vermekle sınırlı kalmıyor. Ajanlar aynı zamanda kayıtları güncelleyebiliyor, gerekli işlemleri gerçekleştirebiliyor ve iş akışlarını baştan sona tamamlayabiliyor.</p>

<p>Sistem tarafından alınan bütün kararlar ve gerçekleştirilen işlemler gerçek zamanlı olarak kaydediliyor. Böylece süreçlerin izlenebilir ve denetlenebilir olması sağlanıyor.</p>

<h3><strong>Tüm süreçler tek bir ekosistemde yönetiliyor</strong></h3>

<p>Kolibri; müşteri verilerini, kurumsal sistemleri, iletişim kanallarını, yapay zekâ ajanlarını ve insan uzmanları tek bir yapı altında bir araya getiriyor.</p>

<p>Kuruluşlar, operasyonlarını uçtan uca otomatikleştirip yönetebilirken performans, maliyet ve yönetişim süreçleri üzerinde daha yüksek görünürlük ve kontrol elde edebiliyor.</p>

<p>İnsan uzmanlığı ise sistemin temel parçalarından biri olmayı sürdürüyor. Uzmanlar denetim, kalite yönetimi ve gerekli durumlarda sürece doğrudan müdahale edilmesi gibi görevleri üstleniyor.</p>

<p>Platform; bankacılık, telekomünikasyon, enerji, mobilite, perakende, seyahat ve turizm gibi karmaşık süreçlere ve yoğun düzenlemelere sahip sektörler için geliştirildi.</p>

<p>Kolibri’nin altyapısında, müşteri deneyimi sektöründeki sınırlı örneklerden biri olarak gösterilen Konecta’nın ISO 42001 sertifikalı yapay zekâ yönetim çerçevesi bulunuyor. Siber güvenlik önlemleri, uyumluluk politikaları, gözlemlenebilirlik araçları ve denetim kayıtları platformdaki her uygulamanın ayrılmaz bir parçası olarak sunuluyor.</p>

<h3><strong>Mevcut teknoloji altyapılarıyla entegre çalışıyor</strong></h3>

<p>Kolibri, kurumların hâlihazırda kullandığı teknoloji sistemlerine uyum sağlayacak biçimde tasarlandı. Platform, açık mimarisi sayesinde CRM, CCaaS, veri platformları, ticketing sistemleri ve iletişim altyapılarıyla entegre biçimde çalışabiliyor.</p>

<p>Platform bünyesinde Google Cloud, ElevenLabs, Uniphore, CrewAI, NiCE ve Salesforce gibi iş ortaklarının sunduğu teknolojiler orkestre ediliyor.</p>

<p>Yapay zekâ modelleri gelişmeye devam ettikçe şirketler, tek bir modele, hizmet sağlayıcısına veya kapalı teknoloji ekosistemine bağlı kalmadan daha gelişmiş ya da maliyet açısından daha avantajlı alternatifleri değerlendirebiliyor.</p>

<h3><strong>Yapay zekâ maliyetlerini gerçek zamanlı takip ediyor</strong></h3>

<p>Kolibri, agentic AI teknolojilerinin ölçeklendirilmesi sürecinde kurumların karşılaştığı en önemli sorunlardan biri olan öngörülemeyen maliyetlere yönelik çözümler de sunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Platformun ticari modeli, sabit ajan lisansları veya token tabanlı fiyatlandırma yerine belirli iş kullanım senaryoları üzerine kuruluyor.</p>

<p>Kolibri’nin bünyesinde bulunan FinOps panelleri aracılığıyla kurumlar token tüketimini ve yapay zekâ işlemlerinden kaynaklanan maliyetleri gerçek zamanlı olarak izleyebiliyor. İş yükleri en uygun maliyetli modellere yönlendirilerek performanstan ödün verilmeden maliyet optimizasyonu yapılabiliyor.</p>

<h3><strong>“Sorun hiçbir zaman teknolojinin kendisi olmadı”</strong></h3>

<p>Konecta CEO’su Nourdine Bihmane, yüzlerce yapay zekâ projesinin başarısızlıkla sonuçlandığını gözlemlediklerini belirterek bu başarısızlıkların çoğunlukla demo aşamasında değil, üretim ortamına geçiş sırasında yaşandığını söyledi.</p>

<p>Bihmane, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Yüzlerce yapay zekâ projesinin başarısızlığa uğradığını gördük. Bu başarısızlıklar demo aşamasında değil, üretime geçiş sürecinde yaşandı. Sorun hiçbir zaman teknoloji olmadı. Asıl eksiklik; regülasyona tabi sektörlerin gerçekten neye ihtiyaç duyduğunu, gerçek müşteri etkileşimlerinin nasıl gerçekleştiğini ve istisnai durumların nerede ortaya çıktığını bilen operasyonel uzmanlıktı. Bu bilgi birikimini oluşturmak onlarca yıl alır. Biz bunu inşa ettik. Kolibri ise bu uzmanlığı uygulanabilir hâle getirme yöntemimizdir.”</p>

<h3><strong>Telepizza operasyonlarında verimlilik sağladı</strong></h3>

<p>Food Delivery Brands bünyesindeki Telepizza’nın Müşteri Hizmetleri ve Çağrı Merkezi Başkanı Enrique Rodríguez Gracia, yapay zekâ tabanlı sesli botun devreye alınması için Konecta ile gerçekleştirilen iş birliğinin sipariş yönetimi ve operasyonel performans üzerinde önemli bir dönüşüm sağladığını belirtti.</p>

<p>Özellikle yoğun talep dönemlerinde ve sipariş trafiğinin arttığı saatlerde müşteri hizmetlerinin daha üst seviyeye taşındığını ifade eden Gracia, şu değerlendirmede bulundu:</p>

<p>“Ajan tabanlı yapay zekâ sesli botumuzu devreye almak için Konecta ile iş birliği yapmak, sipariş yönetimi ve operasyonel performansımızı dönüştürdü; özellikle yüksek talep dönemlerinde ve yoğun saatlerde müşteri hizmetlerini doğrudan üst seviyeye taşıdı. En önemlisi, müşterilerimizin beklediği kişiselleştirilmiş ve doğru hizmetten ödün vermeden bu verimliliğe ulaştık. Bu dijital iş arkadaşı, insan temsilcilerimizle kesintisiz entegrasyon desteğiyle ihtiyacımız olan ölçeği ve çevikliği sağlıyor.”</p>

<h3><strong>“İş sonuçlarının sorumluluğunu müşterilerimizle paylaşıyoruz”</strong></h3>

<p>Konecta’nın yalnızca yazılım sağlayan bir teknoloji şirketi olmadığını vurgulayan Bihmane, Kolibri’nin devreye alınmasının ardından Konecta ekiplerinin müşterilerle birlikte operasyonlarda görev almaya devam ettiğini söyledi.</p>

<p>Bihmane, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>“Biz burada yalnızca bir yazılım satıp geri çekilmek için bulunmuyoruz. Kolibri devreye alındığında, Konecta ekipleri müşterilerimizle birlikte operasyonu yürütmeye devam ediyor. Çünkü biz de iş sonuçlarının sorumluluğunu paylaşıyoruz. Bu yaklaşım, bir platformun nasıl geliştirildiğini ve işletildiğini tamamen değiştiriyor.”</p>

<p>Kolibri platformu kullanıma açılırken müşterilerin sistemde bulunan tüm kullanım senaryolarını inceleyebileceği ve test ortamlarında deneyimleyebileceği belirtildi. Platforma ilerleyen dönemde yeni agentic AI kullanım senaryolarının eklenmeye devam edeceği bildirildi.</p>

<h3><strong>Konecta hakkında</strong></h3>

<p>Konecta, müşteri yönetimi iş süreçleri ve dijital dış kaynak hizmetleri alanında faaliyet gösteren küresel bir hizmet sağlayıcısıdır.</p>

<p>Şirket, dört kıtadaki 28 ülkede, 30’dan fazla dilde hizmet veren 109 bin çalışanıyla operasyonlarını sürdürüyor.</p>

<p>Farklı sektörlerin kendine özgü ihtiyaçlarına ve fırsatlarına odaklanan Konecta; müşteri kazanımı, müşteri bağlılığı, müşteri hizmetleri, teknik destek ve tahsilat süreçlerini kapsayan uçtan uca müşteri yönetimi çözümleri sunuyor.</p>

<p>Sürdürülebilir bir iş modeli doğrultusunda faaliyet gösteren şirket, müşteri deneyimi ve süreç yönetimi, dijital çözümler ve ileri teknolojiler alanındaki uzmanlığını müşterileriyle buluşturuyor.</p>

<p>Merkezi Madrid’de bulunan Konecta, yıllık 2 milyar avro gelir elde ederken 500’den fazla müşteriye hizmet veriyor. Şirketin müşteri portföyünde telekomünikasyon, enerji, bankacılık, mobilite, perakende ve e-ticaret sektörlerinin önde gelen markaları bulunuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ŞİRKET HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/konectadan-yapay-zeka-projelerini-pilot-asamadan-cikaran-yeni-model</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 16:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/06/1782815368-kolibri-1.png" type="image/jpeg" length="66515"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Joyfit Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Şenay Günay, "Hedefimiz 2027 sonuna kadar 20 şubeye ulaşmak"]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/joyfit-turkiye-yonetim-kurulu-baskani-senay-gunay</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/joyfit-turkiye-yonetim-kurulu-baskani-senay-gunay" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Küresel ölçekte trilyon dolarlık bir büyüklüğe ulaşan spor ve sağlıklı yaşam sektörü, Türkiye’de de önemli bir dönüşüm yaşıyor. Bu dönüşümün yerli oyuncularından Joyfit Türkiye, geliştirdiği hibrit iş modeli, yapay zekâ destekli teknolojik altyapısı ve yüzde 100 kadın girişimciliği ile kadın istihdamı vizyonuyla sektörde sürdürülebilir büyümenin yeni örneklerinden biri olmayı hedefliyor.</strong></p>

<p>Sağlıklı yaşam ve kilo kontrol alanında faaliyet gösteren Joyfit Türkiye, pandemi sonrası değişen tüketici alışkanlıklarını doğru analiz ederek geliştirdiği hizmet modeliyle hem danışanlarına bilimsel temelli çözümler sunuyor hem de yeni mezun diyetisyen ve fizyoterapistlere istihdam sağlayarak sağlık sektörüne nitelikli insan kaynağı kazandırıyor.</p>

<p><strong>Pandemi sonrası değişen ihtiyaçlar yeni iş modelini doğurdu</strong><br />
Joyfit Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Şenay Günay, markanın büyüme vizyonu, teknoloji yatırımları ve kadın girişimciliğine yönelik hedeflerini mikrofonlarımıza değerlendirdi. Pandemi sonrasında sağlıklı yaşam ve koruyucu sağlık hizmetlerine yönelik talebin hızla arttığını belirten Günay, bu değişimin Joyfit'in kuruluş sürecini şekillendirdiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Günay, "Pandemi sonrasında büyüyen pazarın ihtiyaçlarını gözlemleyerek sağlıklı yaşam ve kilo kontrol merkezimizi oluşturduk. Bu alanda ciddi bir ihtiyaç ve sektörde önemli bir boşluk olduğunu fark ettik. Bunun üzerine büyüme planlarımızı ve Ar-Ge çalışmalarımızı hazırladık." ifadelerini kullandı.</p>

<p>İlk olarak İstinye'de ana merkezlerini açtıklarını belirten Günay, bugün İstanbul'da önemli bir hizmet ağına ulaştıklarını dile getirerek şunları söyledi: "İlk şubemiz olan İstinye Ana Merkezimizi açtık. Ardından Koşuyolu, Levent, Göktürk ve Beykoz şubelerimiz hizmet vermeye başladı. Şimdi ise ilk Anadolu projemiz olan Alanya şubemizi açıyoruz. Bu süreçte hem hizmetimize büyük bir ihtiyaç olduğunu hem de mezun diyetisyen ve fizyoterapistler için ulaşılabilir bir iş modeli oluşturduğumuzu gördük. Bugün de bu vizyonumuzu paylaşmak için buradayız."</p>

<p><strong>Hedef 2027 sonunda 20 şubeye ulaşmak</strong><br />
Franchise modeliyle büyüme planlarını da paylaşan Günay, hızlı değil sürdürülebilir büyümeyi öncelediklerini vurguladı. "2027 yılı sonuna kadar gelen talepleri doğru şekilde değerlendiriyoruz. İşimize katma değer sağlayacak yatırımcılarla birlikte çalışmayı hedefliyoruz. Kontrollü bir büyüme planıyla 2027 sonuna kadar 20 şubeye ulaşmayı amaçlıyoruz."</p>

<p>Her şubede aynı kalite standartlarını korumanın öncelikleri arasında yer aldığını ifade eden Günay, "Bizim için önemli olan ulaşılabilir ve erişilebilir olmak. Aynı zamanda tüm şubelerimizde aynı güven duygusunu ve aynı hizmet kalitesini sunabilmek en büyük önceliğimiz. Amacımız yüzlerce şube açmak değil; her merkezimizde aynı kaliteyi ve aynı hizmet standardını sunabilmek."</p>

<p><strong>Yapay zekâ destekli kişiselleştirilmiş sağlıklı yaşam modeli</strong><br />
Joyfit'in en önemli ayrıcalıklarından birinin teknoloji yatırımları olduğunu belirten Günay, yapay zekâ destekli sistemlerle danışanlara tamamen kişiselleştirilmiş programlar sunduklarını söyledi. "Bugün hayatımızın her alanında yapay zekâ var. Evimizde, telefonlarımızda, televizyonlarımızda olduğu gibi biz de merkezlerimizde yapay zekâ destekli sistemlerden faydalanıyoruz."</p>

<p>Bilimsel analizlerin uzman ekiplerle birlikte değerlendirildiğini belirten Günay, "Bilimsel verileri analiz ediyor, 3D postür analizleri ile yağ ve kas ölçümlerini gerçekleştiriyoruz. Bu verileri diyetisyen ve fizyoterapistlerimizin değerlendirmeleriyle birleştirerek cihazlarımızı kişiye özel şekilde entegre ediyoruz."</p>

<p>Yoğun iş temposuna sahip bireylerin zamandan tasarruf ederek daha verimli sonuçlar alabildiğini ifade eden Günay, "Amacımız, yoğun iş temposuna sahip kişilerin yalnızca yarım saatlik seanslarla geleneksel antrenmanlara kıyasla çok daha verimli sonuçlar elde etmelerini sağlamak. Aynı zamanda iş gücü verimliliğini artırmayı ve sağlık harcamalarının azalmasına katkı sunmayı hedefliyoruz." dedi.</p>

<p><strong>Yüzde 100 kadın girişimciliği modeli büyüyor</strong><br />
Joyfit'in kuruluşundan bu yana kadın girişimciliğini merkeze alan bir yapı oluşturduğunu vurgulayan Günay, kadın istihdamını artırmaya yönelik çalışmaların da hız kesmeden sürdüğünü söyledi. "Şu anda bünyemizde elliye yakın kadın çalışanımız bulunuyor. Yeni açılacak şubelerimizle birlikte bu sayı daha da artacak. Hedefimiz, 2027 yılı sonunda binlerce kadına istihdam sağlayan güçlü bir yapı oluşturmak."</p>

<p>Markanın yalnızca ticari büyüme değil sosyal fayda üretmeyi de hedeflediğini belirten Günay, özellikle yeni mezun diyetisyen ve fizyoterapistlerin mesleğe kazandırılmasını stratejik öncelikler arasında gördüklerini ifade etti.</p>

<p><strong>Anadolu açılımı hız kazanıyor</strong><br />
İstanbul'daki büyümesini Anadolu'ya taşıyan Joyfit Türkiye, yeni şehirlerdeki yatırımlarını da hızlandırıyor. Günay, "Anadolu projelerimize büyük önem veriyoruz. İstanbul'da şu anda aktif merkezlerimiz bulunuyor. 1 Temmuz itibarıyla Alanya şubemiz açılıyor. Bunun ardından Gaziantep, Diyarbakır, Ankara ve İzmir gibi şehirlerde de çok yakın zamanda hizmet vermeyi planlıyoruz." diye konuştu.</p>

<p><strong>"Sağlıklı yaşamın yeni adresi olmayı hedefliyoruz"</strong><br />
Sağlıklı yaşamın herkes için ulaşılabilir olması gerektiğini belirten Günay, "Sağlıklı yaşam için JoyFit'in mutlaka deneyimlenmesi gerektiğini düşünüyorum. Hem zamandan tasarruf etmek hem de erişilebilir, konforlu ve bilimsel bir hizmet almak isteyen herkesi merkezlerimize bekliyoruz. Siz değerlisiniz. Bu değeri hissedebileceğiniz sistemi JoyFit'te bulabilirsiniz." şeklinde konuştu</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>RÖPORTAJLAR</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/joyfit-turkiye-yonetim-kurulu-baskani-senay-gunay</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 16:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-30-at-41839-pm.jpeg" type="image/jpeg" length="25943"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[BTP’den NATO Zirvesine İlişkin Değerlendirme]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/btpden-nato-zirvesine-iliskin-degerlendirme</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/btpden-nato-zirvesine-iliskin-degerlendirme" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Bağımsız Türkiye Partisi Sözcüsü Lütfullah Önder, Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi’ni ve organizasyon kapsamında alınan önlemleri değerlendirdi. Ankara’nın zirve hazırlıkları nedeniyle olağanüstü bir sürece girdiğini savunan Önder, “Ankara’da adeta NATO’yla nefes alır hâle geldik” dedi. Zirvenin Türkiye açısından taşıdığı önemin sorgulanması gerektiğini belirten Önder, ABD’nin Orta Doğu’daki varlığını azaltırken NATO’nun güney kanadının merkezinin Türkiye yapılmasının hedeflendiğini öne sürdü.</strong></p>

<p>Önder, “ABD’nin NATO’dan çıkmayı düşündüğü, NATO’nun güvenlik etkinliğinin sorgulandığı bir dönemde, ABD Orta Doğu’dan çekilirken NATO’nun güney kanadının merkezinin Türkiye yapılması isteniyor. Biz kendi millî senaryomuzu yazmazsak başkaları bize senaryo yazar” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Lütfullah Önder’in açıklamalarında öne çıkan başlıklar şöyle:</p>

<h3><strong>“Hayırdır, ne bu telaş?”</strong></h3>

<p>Ankara’nın NATO Zirvesi için kapsamlı hazırlıklar yaptığını belirten Önder, şehirde alınan güvenlik ve ulaşım önlemlerine tepki gösterdi.</p>

<p>Önder, şunları söyledi:</p>

<p>“Ankara NATO Zirvesi’ne hazırlanıyor. Ankara’da adeta NATO’yla nefes alır hâle geldik. Sokaklar, caddeler ve mahalleler kapatılıyor, giriş çıkışlar yasaklanıyor. Hastanelerde randevular seyrekleştiriliyor, insanların sokağa çıkmaması isteniyor. İş yerleri kapatılıyor, idari izinler veriliyor. İnsan ister istemez şu soruyu soruyor: Hayırdır, ne bu telaş? Neden bu kadar büyük bir panik içindesiniz?”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>“Millet, kendisi için yapılmayan hizmetin NATO için yapıldığını görüyor”</strong></h3>

<p>Zirve öncesinde güvenlik operasyonlarının da yoğunlaştığını ileri süren Önder, şehirde yol, asfalt ve havalimanı çalışmalarının hızlandırıldığını söyledi.</p>

<p>Önder, değerlendirmesine şöyle devam etti:</p>

<p>“Diğer taraftan operasyonlar düzenleniyor. NATO Zirvesi öncesinde TEMA Vakfı üyeleri gözaltına alınıyor, tutuklanıyor. Değnekçiler ve otoparkçılar gözaltına alınıyor. Bir taraftan da gözdağı verme süreci devam ediyor. Havalimanı inşa ediliyor, pistler yapılıyor. Yoğun ve hummalı bir çalışma yürütülüyor. Asfaltlamalar yapılıyor, yeni yollar açılıyor.”</p>

<p>Ankaralıların yapılan çalışmaları zirveyle ilişkilendirdiğini savunan Önder, “Ankaralılar artık birbirlerine, ‘Bu yol Trump için yapıldı, biz de üzerinden geçiyoruz. İktidar bize kızmaz değil mi?’ diye soruyor. Millet, kendisi için görmediği hizmetlerin ve tedbirlerin NATO Zirvesi için hayata geçirildiğini, devletin kaynaklarının bu amaçla seferber edildiğini görüyor” dedi.</p>

<h3><strong>“NATO barışın ve güvenliğin anahtarı olarak sunuluyor”</strong></h3>

<p>NATO’nun şehirdeki billboard ve pankartlarda bir barış kurumu olarak tanıtıldığını belirten Önder, iktidarın NATO’ya yönelik söylemlerini eleştirdi.</p>

<p>Önder, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Billboardlar ve pankartlarla NATO, ‘barışın anahtarı, güvenliğin anahtarı’ olarak takdim ediliyor. Millete NATO bir barış kurumu olarak anlatılıyor. Abdullah Öcalan’ı ‘barış güvercini ve kurucu önder’ olarak tanımlayan bir iktidarın NATO’yu da barışın sembolü ve anahtarı olarak millete anlatması gayet doğal.”</p>

<p>Önder ayrıca, ABD Başkanı Donald Trump’ın zirveye Cumhurbaşkanı’nın hatırı için geldiği yönündeki açıklamalarına da değinerek Trump’ın Cumhurbaşkanı ile iyi ilişkilere sahip olduğunu ve kendisine yönelik takdirini dile getirdiğini söyledi.</p>

<h3><strong>“NATO’nun güney kanadının merkezinin Türkiye yapılması isteniyor”</strong></h3>

<p>Zirvenin Türkiye bakımından neden bu kadar önemli olduğunun tartışılması gerektiğini ifade eden Önder, ABD’nin Orta Doğu’dan çekilme süreciyle NATO’nun bölgedeki rolünün yeniden şekillendirildiğini savundu.</p>

<p>Önder, şunları kaydetti:</p>

<p>“Amerika’nın NATO’dan çıkmayı düşündüğü ve NATO’nun güvenlik etkinliğinin kalmadığının konuşulduğu bir dönemde, Amerika Orta Doğu’dan çekilirken NATO’nun güney kanadının merkezinin Türkiye yapılması isteniyor. Türkiye’nin de bu sürece öncülük etmesi bekleniyor.”</p>

<p>Türkiye’nin bağımsız bir dış politika stratejisi oluşturması gerektiğini vurgulayan Önder, aksi hâlde ülkenin başka devletler tarafından hazırlanan senaryoların parçası hâline getirilebileceğini söyledi.</p>

<p>Önder, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>“Biz kendi millî senaryomuzu yazmaz ve dış politikamızda bunu dünyaya kabul ettirmeyi temel misyon hâline getirmezsek, başkaları bize senaryo yazar. NATO eliyle bu senaryolar önümüze konur ve başkalarının senaryosu ülkemizde uygulanır. Türk askerinin mevcudu her geçen gün azalırken ve neredeyse üçte bir seviyelerine düşürülmüşken, NATO’nun ülkemizdeki varlığı ve etkisi artırılmaya devam ediyor.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/btpden-nato-zirvesine-iliskin-degerlendirme</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 16:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/06/1782824942-b-t-p-den-n-a-t-o-zirvesi-a-klamas.jpeg" type="image/jpeg" length="25501"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[12. Nükleer Santraller Zirvesi İstanbul’da Başladı]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/12-nukleer-santraller-zirvesi-istanbulda-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/12-nukleer-santraller-zirvesi-istanbulda-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Türkiye, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Balkanlar’ın en kapsamlı nükleer enerji etkinliği olarak gösterilen 12. Nükleer Santraller Zirvesi-NPPES, İstanbul’da kapılarını açtı. Zirvenin açılışında konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Nükleer Enerji Genel Müdürü Salih Sarı, Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nden ilk elektrik üretiminin bu yıl gerçekleştirilmesinin hedeflendiğini açıkladı.</strong></p>

<p>Sarı, Akkuyu’nun yanı sıra Sinop ve Trakya’da planlanan iki konvansiyonel nükleer santral ile küçük modüler reaktör projelerine yönelik çalışmaların da devam ettiğini belirtti.</p>

<p>Ankara Sanayi Odası ve Nükleer Sanayi Derneği tarafından, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının destekleriyle düzenlenen 12. Nükleer Santraller Zirvesi, İstanbul Teknik Üniversitesi Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde başladı.</p>

<p>Bu yıl “Yeni Nükleer Çağ: Sanayiyi, İnovasyonu ve Net Sıfır Hedeflerini Güçlendirmek” temasıyla gerçekleştirilen zirve, iki gün boyunca nükleer enerji alanında faaliyet gösteren küresel teknoloji üreticilerini, karar vericileri, uzman konuşmacıları ve yerli sanayi temsilcilerini bir araya getirecek.</p>

<p>Zirvenin açılışında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Nükleer Enerji Genel Müdürü Salih Sarı, İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal, ABD İstanbul Başkonsolosu Michael Lally, Kanada’nın Türkiye Maslahatgüzarı Larisa Galadza, Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç ve Nükleer Sanayi Derneği Başkanı Alikaan Çiftçi konuşma yaptı.</p>

<p>Akkuyu Nuclear A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Anton Dedusenko, SNPTC Uluslararası İşler Direktörü Fei Min, AtkinsRéalis &amp; Nuclear Canada Kıdemli Başkan Yardımcısı ve CANDU International Başkanı Gary Rose ile Romanya Ulusal Nükleer Elektrik Şirketi COO’su Emil Macovei de açılış programında değerlendirmelerde bulundu.</p>

<h3><strong>“Nükleer enerji bir tercih değil, zorunluluktur”</strong></h3>

<p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Nükleer Enerji Genel Müdürü Salih Sarı, NPPES’in yalnızca bir sektör buluşması olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek zirvenin Türkiye’nin nükleer enerji yol haritasının, sanayi kapasitesinin, teknoloji geliştirme hedeflerinin ve uluslararası iş birliklerinin ele alındığı stratejik bir platform olduğunu söyledi.</p>

<p>Türkiye’nin 2035 yılına kadar 7,2 gigavat, 2053 yılına kadar ise en az 20 gigavat nükleer enerji kapasitesine ulaşmayı hedeflediğini aktaran Sarı, şöyle konuştu:</p>

<p>“NPPES’i yalnızca bir sektör toplantısı olarak değil; ülkemizin nükleer enerji yol haritasını, sanayi kabiliyetini, teknoloji geliştirme hedefini ve uluslararası iş birliklerini birlikte değerlendirebileceğimiz stratejik bir platform olarak görmekteyiz. Hedefimiz, 2035 yılına kadar 7,2 GW ve 2053 yılına kadar ise en az 20 GW nükleer kapasiteye ulaşmaktır.”</p>

<p>Nükleer enerjinin Türkiye açısından stratejik bir zorunluluk olduğuna dikkat çeken Sarı, bu enerji kaynağının arz güvenliğinin sağlanması, dışa bağımlılığın ve karbon emisyonlarının azaltılması, yüksek teknolojinin geliştirilmesi, nitelikli istihdamın artırılması ve enerji bağımsızlığının güçlendirilmesi açısından kritik önem taşıdığını ifade etti.</p>

<p>Sarı, Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nden ilk elektrik üretiminin bu yıl yapılmasının planlandığını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>“Bizim için nükleer enerji bir tercih değil; enerji arz güvenliği, ithal kaynaklara olan bağımlılığın ve karbon emisyonunun azaltımı, yüksek teknoloji gelişimi, güçlü bir sanayi ekosistemi, nitelikli yeni iş gücü ve enerji bağımsızlığı açısından bir zorunluluktur. Bu yıl içinde Akkuyu santralimizden ilk elektrik üretimini gerçekleştirmeyi hedefliyoruz.”</p>

<p>Akkuyu’nun ardından Sinop ve Trakya’da iki yeni konvansiyonel nükleer santralin hayata geçirilmesine yönelik çalışmaların sürdüğünü belirten Sarı, Akkuyu Projesi’nde yerlileştirme konusunda önemli bir seviyeye ulaşıldığını söyledi.</p>

<p>Akkuyu’da 300’ün üzerinde yerli firmanın inşaat, malzeme ve ekipman tedariki, test, sertifikasyon ve mühendislik hizmetlerinde görev aldığını ifade eden Sarı, yerli firmaların yaklaşık 12 milyar dolarlık iş hacmine ulaştığını kaydetti.</p>

<p>Akkuyu Projesi’nde elde edilen yerli sanayi tecrübesinin ve insan kaynağı birikiminin yeni nükleer projelerde daha ileri bir seviyeye taşınmasının hedeflendiğini aktaran Sarı, küçük modüler reaktörlerin de Türkiye’nin enerji stratejisinde önemli bir yere sahip olduğunu vurguladı.</p>

<p>Sarı, Türkiye’nin 2053 yılına kadar en az 5 gigavat küçük modüler reaktör kapasitesine ulaşmayı ve bu reaktörleri tasarlayan, üreten, işleten ve ihraç eden bir ülke konumuna gelmeyi amaçladığını belirtti.</p>

<h3><strong>Türkiye’nin ilk tematik nükleer teknoparkı İTÜ’de kurulacak</strong></h3>

<p>İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal, NPPES’in İTÜ’de gerçekleştirilmesinin Türkiye’nin nükleer teknolojiyi yalnızca kullanan değil, bu alanda insan kaynağı ve ekosistem geliştiren bir ülke olma kararlılığını ortaya koyduğunu söyledi.</p>

<p>Mandal, şu değerlendirmede bulundu:</p>

<p>“NPPES’in İTÜ’de yapılması, Türkiye’nin nükleer teknolojiye sadece sahip olan ya da kullanan değil, aynı zamanda bu alanda kendi yetkinliğini hem insan kaynağı hem de ekosistem oluşturma açısından geliştirmeye kararlı bir ülke olduğunun göstergesidir.”</p>

<p>Türkiye’nin ilk tematik teknoparkının nükleer enerji temasıyla İTÜ’de kurulacağını açıklayan Mandal, bunun üniversite açısından büyük bir heyecan ve önemli bir sorumluluk olduğunu ifade etti.</p>

<p>Teknoparkın yalnızca İTÜ’nün insan kaynağıyla sınırlı kalmaması gerektiğine dikkat çeken Mandal, projenin tüm nükleer enerji ekosistemini içine alacak şekilde geliştirilmesinin önem taşıdığını belirtti.</p>

<p>Prof. Dr. Mandal, Türkiye’nin kendi kendine yeten nükleer teknoloji kapasitesine sahip olabilmesi amacıyla yürütülen Nükleer Teknoloji Araştırma Merkezi kurma çalışmalarının da stratejik bir rol üstleneceğini söyledi.</p>

<h3><strong>Türkiye ve ABD arasında sivil nükleer enerji iş birliği mesajı</strong></h3>

<p>ABD İstanbul Başkonsolosu Michael Lally, Türkiye’de yapay zekâ ve veri merkezi altyapılarının hızla büyümesinin nükleer enerji talebini artıran yeni ve önemli bir unsur olduğunu belirtti.</p>

<p>Bu gelişmenin nükleer enerji ekosisteminin büyümesini hızlandırabileceğini ifade eden Lally, Türkiye’nin küçük modüler reaktörlerin devreye alınmasını mümkün kılacak düzenlemeler üzerinde çalıştığını söyledi.</p>

<p>ABD’nin bu süreci desteklediğini kaydeden Lally, Türkiye’de sivil nükleer enerji alanında yüksek nitelikli araştırmalar yapan üniversiteler bulunduğunu ve iki ülke arasındaki akademik iş birliklerinin daha da güçlendirilmesi için önemli fırsatlar olduğunu dile getirdi.</p>

<p>Lally, değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi:</p>

<p>“Yapay zekâ ve veri merkezi altyapılarının Türkiye’de hızla büyümesi, nükleer enerjiye yönelik talebin yeni ve önemli bir kaynağını oluşturmaktadır. Bu gelişme, tüm ekosistemin büyümesini hızlandırabilir. Türkiye, SMR’ların devreye alınmasını mümkün kılacak kural ve düzenlemeleri geliştirme yönünde çalışmalar yürütmektedir. Bu çalışmalar kritik önemdedir ve Amerika Birleşik Devletleri bunu desteklemekten gurur duymaktadır.”</p>

<p>Nükleer enerji ekosisteminin gelişmesi için sertifikalı elektrikçi, kaynakçı ve boru tesisatçısı gibi nitelikli teknik personele ihtiyaç duyulduğunu belirten Lally, Türkiye’deki teknik ve mesleki eğitim kurumlarının müfredatlarını bu ihtiyaç doğrultusunda güncellemesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Nitelikli Türk iş gücünün hem Türkiye’ye hem de ülkede yatırım yapmayı planlayan Amerikan şirketlerine fayda sağlayacağını vurgulayan Lally, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin 100’üncü yılında sivil nükleer enerjinin stratejik iş birliği alanlarından biri haline getirilmesi çağrısında bulundu.</p>

<p>Lally, “Önümüzdeki yıl ikili ilişkilerimizin 100. yılını kutlarken, sivil nükleer enerjiyi de Türkiye-ABD ilişkilerinin yeni ve stratejik sütunlarından biri haline getirelim” dedi.</p>

<h3><strong>Kanada’dan uzun vadeli iş birliği vurgusu</strong></h3>

<p>Kanada’nın Türkiye Maslahatgüzarı Larisa Galadza, Kanada’nın 70 yılı aşkın süredir küresel nükleer endüstrinin gelişmesine katkıda bulunduğunu ifade etti.</p>

<p>Kanadalı kuruluşların uranyum üretimi ve yakıt hizmetlerinden reaktör tasarımına, işletmeden güvenlik, düzenleme ve araştırma çalışmalarına kadar nükleer değer zincirinin hemen her aşamasında önemli roller üstlendiğini belirten Galadza, küresel nükleer enerji hareketliliğinin Türkiye açısından da önemli fırsatlar oluşturduğunu söyledi.</p>

<p>Türkiye’nin sanayi altyapısı, mühendislik kapasitesi ve üretim sektöründeki yetkinliklerinin dikkat çekici olduğunu vurgulayan Galadza, ortak inovasyon, tedarik zinciri ortaklıkları, iş gücü geliştirme, araştırma iş birlikleri ve yerlileştirme alanlarında önemli bir iş birliği potansiyeli bulunduğunu ifade etti.</p>

<p>Galadza, en başarılı nükleer enerji projelerinin bütün taraflara karşılıklı fayda sağlayan uzun vadeli iş birlikleriyle hayata geçirildiğini dile getirdi.</p>

<h3><strong>“Yerli sanayi nükleer tedarik zincirinin parçası olmalı”</strong></h3>

<p>Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç, nükleer enerjinin yalnızca elektrik üretim yöntemi olmadığını, aynı zamanda enerji arz güvenliğini destekleyen, yüksek teknolojiyi teşvik eden ve nitelikli insan kaynağı geliştiren stratejik bir kalkınma platformu olduğunu söyledi.</p>

<p>Enerji güvenliği, iklim değişikliği ve teknolojik dönüşümün aynı anda yaşandığı bir dönemde nükleer enerjinin düşük karbonlu yapısı, yüksek kapasite faktörü ve kesintisiz enerji üretimiyle yeniden küresel gündemin merkezine yerleştiğine dikkat çeken Ardıç, birçok ülkenin yeni nükleer enerji yatırımlarına yöneldiğini belirtti.</p>

<p>Türkiye’nin Akkuyu’nun ardından Sinop ve Trakya’da planlanan santraller ile küçük modüler reaktörleri kapsayan bütüncül bir nükleer enerji programı yürüttüğünü ifade eden Ardıç, hedefin 2050 yılına kadar 20 gigavat nükleer kurulu güce ulaşmak ve bunun en az 5 gigavatını küçük modüler reaktörlerden karşılamak olduğunu söyledi.</p>

<p>Ardıç, “Akkuyu ile nükleer enerjiyle tanıştık, Sinop ile nükleer teknolojiye ortak olmalıyız” dedi.</p>

<p>Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde yerlilik oranının yüzde 55’e yaklaştığını belirten Ardıç, bu potansiyelin katma değere dönüştürülebilmesi için yerli katkının sistematik bir yaklaşımla yönetilmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Ankara Sanayi Odası tarafından geliştirilen NÜKSAK ve NETBİS yapılanmalarının bu amaca hizmet ettiğini belirten Ardıç, Anadolu’daki firmaların nükleer kalite standartlarına ulaşarak küresel tedarik zincirlerine dâhil edilmesini hedeflediklerini söyledi.</p>

<p>Ardıç, 12. Nükleer Santraller Zirvesi’nin yeni yatırımlara, iş birliklerine ve Türkiye’nin nükleer enerji hedeflerine önemli katkılar sağlayacağına inandığını ifade etti.</p>

<h3><strong>Türkiye’nin nükleer ekosistem ülkesine dönüştürülmesi hedefleniyor</strong></h3>

<p>Nükleer Sanayi Derneği Başkanı Alikaan Çiftçi, nükleer enerjinin sanayi, dijitalleşme, yapay zekâ, veri merkezleri, ileri tıp, tarım teknolojileri, uzay çalışmaları ve izotop üretimi gibi geleceğin kritik alanlarını desteklediğini belirtti.</p>

<p>Nükleer enerjinin ekonomik kalkınmanın, teknolojik dönüşümün ve stratejik bağımsızlığın temel unsurlarından biri haline geldiğini ifade eden Çiftçi, Türkiye’nin yalnızca enerji tüketen bir ülke olmaktan çıkarak teknoloji geliştiren, üretim yapan ve ihracat gerçekleştiren bir nükleer ekosistem ülkesine dönüşmesini hedeflediklerini söyledi.</p>

<p>Akkuyu Nükleer Güç Santrali ile başlayan nükleer enerji yolculuğunun Sinop ve Trakya’daki yeni santral yatırımları ile küçük modüler reaktör projeleriyle devam ettiğini aktaran Çiftçi, SMR teknolojilerinin ileri imalat, modüler üretim ve ihracat kapasitesi açısından Türkiye için stratejik fırsatlar sunduğunu dile getirdi.</p>

<p>Çiftçi, nükleer güç santrallerinin yerlileştirme politikaları kapsamında Türk sanayicilerinin uzmanlıklarıyla yüksek katma değerli üretim fırsatları yakalayabileceğini belirtti.</p>

<h3><strong>Akkuyu’nun birinci ünitesinde çalışmalar hızlandı</strong></h3>

<p>Akkuyu Nuclear A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Anton Dedusenko, 2026 yılını Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin birinci ünitesinin devreye alınacağı yıl haline getirmek için çalışmaların yoğunlaştırıldığını açıkladı.</p>

<p>Birinci ünitedeki inşaat faaliyetlerinin tamamlandığını ifade eden Dedusenko, reaktöre simüle edilmiş yakıt demetlerinin yüklendiğini ve reaktör montajının tamamlandığını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ünitenin sonraki devreye alma aşamalarına hazır olduğunun doğrulanması için soğuk hidrolik testlerin sürdüğünü belirten Dedusenko, birinci ünitede tamamlanan aşamaların diğer üç ünitenin de aynı süreci izlemesinin önünü açacağını kaydetti.</p>

<p>Dedusenko, ikinci ünitede ön devreye alma çalışmalarına başlanabilmesi için gerekli iznin de alındığını belirterek santral sahasındaki çalışmaların tam hızla devam ettiğini söyledi.</p>

<p>Nükleer enerjinin istikrarlı ve düşük karbonlu bir enerji kaynağı olmasının yanı sıra iklim ve altyapı sorunlarına çözüm sunan teknolojik bir platform olduğunu vurgulayan Dedusenko, mevcut nükleer çözümlerin farklı ülke ve bölgelerin ihtiyaçlarına göre uyarlanabildiğini ifade etti.</p>

<p>Dedusenko, nükleer enerjinin iklim politikalarındaki rolüne yönelik tartışmaların son yıllarda daha somut ve odaklı hale gelmesinin önem taşıdığını dile getirdi.</p>

<h3><strong>Türkiye’de 100 yıllık ortaklık hedefi</strong></h3>

<p>AtkinsRéalis &amp; Nuclear Canada Kıdemli Başkan Yardımcısı ve CANDU International Başkanı Gary Rose, dünyanın nükleer enerji alanında yeni bir döneme ve yeniden canlanma sürecine girdiğini söyledi.</p>

<p>AtkinsRéalis’in 100 yılı aşkın geçmişe sahip olduğunu belirten Rose, Kanada Hükümeti’ne ait CANDU teknolojisinin başarıyla inşa edilebilen, işletilebilen, modernize edilebilen ve uzun vadede sürdürülebilen bir teknoloji olduğunu kanıtladığını ifade etti.</p>

<p>CANDU teknolojisini farklılaştıran en önemli özelliklerden birinin yerelleştirme kabiliyeti olduğunu söyleyen Rose, yerelleştirmenin yalnızca bir tedarik yöntemi değil, aynı zamanda ülkelerin sanayi ve insan kaynağı kapasitesini geliştiren bir kalkınma stratejisi olduğunu belirtti.</p>

<p>Rose, nükleer enerji yatırımlarının yalnızca elektrik üretmekle sınırlı olmadığını; yerli sanayinin geliştirilmesi, nitelikli iş gücünün oluşturulması, mühendislerin yetiştirilmesi ve uzun vadeli bir nükleer enerji ekosisteminin kurulması anlamına geldiğini vurguladı.</p>

<p>Türkiye’nin nükleer enerji hedeflerinin bu açıdan büyük önem taşıdığını ifade eden Rose, Türk paydaşlarla 100 yıllık bir ortaklık geliştirerek sürdürülebilir bir nükleer ekosistem ve tedarik zinciri ekonomisi oluşturmayı hedeflediklerini söyledi.</p>

<p>Bu kapsamda Türk tedarik zincirlerinin inşaat, işletme, bakım ve modernizasyon faaliyetlerine entegre edilmesinin, Türk firmalarının nükleer tedarikçi olarak yetkilendirilmesinin ve üniversitelerle iş birlikleri yoluyla insan kaynağının geliştirilmesinin planlandığını belirten Rose, Kanada’daki modeli örnek gösterdi.</p>

<p>Rose, Kanada’da bir CANDU reaktörünün ekipman ve bileşenlerinin yüzde 85’ten fazlasının yerli üreticiler tarafından sağlanabildiğini, bu modelin 250’nin üzerinde şirketten oluşan bir tedarik zincirini ve yaklaşık 90 bin kişilik istihdamı desteklediğini söyledi.</p>

<p>Benzer bir yapının Türkiye’de de hayata geçirilmesinin amaçlandığını kaydetti.</p>

<h3><strong>Çinli SNPTC’den teknoloji ve eğitim desteği</strong></h3>

<p>Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Nükleer Enerji Teknoloji Kurumu Uluslararası İşler Direktörü Fei Min, dünya standartlarındaki nükleer teknolojilerini, kapsamlı proje yönetimi tecrübelerini ve güvenli işletme alanındaki birikimlerini Türkiye ile paylaşmaya hazır olduklarını ifade etti.</p>

<p>Çin Devlet Enerji Yatırım Kurumunun yerelleştirmeyi ortak büyüme ve sürdürülebilir kalkınmaya yönelik bir taahhüt olarak gördüğünü belirten Fei Min, Nükleer Sanayi Derneği ile iş birliği içinde Türkiye’de güçlü bir yerel nükleer tedarik zinciri kurmayı hedeflediklerini söyledi.</p>

<p>İleri nükleer teknolojilerin transferi, nükleer bileşenlerin Türkiye’de üretilmesi ve Türk mühendisler ile teknisyenlere kapsamlı eğitim programları sunulması alanlarında geniş iş birliği imkânları bulunduğuna dikkat çeken Fei Min, Türkiye’nin kendi nükleer kapasitesini geliştirmesine katkı sağlamaya hazır olduklarını belirtti.</p>

<p>Fei Min, bu çalışmaların yüksek nitelikli istihdam yaratılmasına ve sanayi inovasyonunun geliştirilmesine de destek olacağını ifade etti.</p>

<h3><strong>“Gerçek yerlileştirme nükleer kalite kültürü gerektiriyor”</strong></h3>

<p>Romanya Ulusal Nükleer Elektrik Şirketi COO’su Emil Macovei, Romanya’daki Cernavodă Nükleer Santrali’nde CANDU teknolojisinin 30 yılı aşkın süredir güçlü bir güvenlik kültürü ve uluslararası düzeyde kabul gören bir performansla işletildiğini söyledi.</p>

<p>Nükleer enerji sektöründe tedarik zincirinin ikincil bir konu olmadığını vurgulayan Macovei, tedarik zincirinin güvenliğin, maliyet kontrolünün, takvim disiplininin ve kamu güveninin temel bileşenlerinden biri olduğunu belirtti.</p>

<p>Yerlileştirmenin yalnızca yerli ürün kullanım oranıyla sınırlandırılamayacağını ifade eden Macovei, gerçek yerlileştirmenin nükleer kalite güvence sistemini, dokümantasyonu, izlenebilirliği, güvenlik kültürünü ve uzun vadeli sorumluluğu anlayan nitelikli bir yetkinlik gerektirdiğini söyledi.</p>

<p>Macovei, bu yetkinliğin oluşturulabilmesi için eğitim, denetim, sertifikasyon, tecrübe aktarımı ve sürdürülebilir performansın büyük önem taşıdığını dile getirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>FUAR HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/12-nukleer-santraller-zirvesi-istanbulda-basladi</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 16:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/06/ekran-alintisi-122.JPG" type="image/jpeg" length="28244"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[“Havacılıkta Sınır Tanımayan Kadınlar”ın Yeni Konuğu Özlem Oral]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/havacilikta-sinir-tanimayan-kadinlarin-yeni-konugu-ozlem-oral</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/havacilikta-sinir-tanimayan-kadinlarin-yeni-konugu-ozlem-oral" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nın büyük ilgi gören dijital ilham arşivi “Havacılıkta Sınır Tanımayan Kadınlar”, dördüncü bölümünde Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Sabiha Gökçen Havalimanı Temsilcisi Özlem Oral’ın hikâyesini izleyicilerle buluşturuyor.</strong></p>

<p>Özlem Oral, havacılık sektöründe geçen 20 yıllık kariyerini, sivil havacılık ekosisteminde cesaretin taşıdığı önemi ve meslek hayatında edindiği deneyimleri samimi anekdotlarla anlatıyor.</p>

<p>Adını dünyanın ilk kadın savaş pilotundan alan ve kadınların havacılık sektöründeki güçlü temsiliyle geleceğe ilerleyen İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı, sektöre yön veren kadın profesyonellerin başarı hikâyelerini görünür kılmayı sürdürüyor.</p>

<p>Havalimanının kuruluşunun 25’inci yılı kapsamında hayata geçirilen belgesel serisinin yeni bölümüne, SHGM Sabiha Gökçen Havalimanı Temsilcisi ve Uçuşa Elverişlilik Daire Başkanlığı Denetçisi Özlem Oral konuk oluyor. Oral, sivil havacılıkta kamu otoritesinin üstlendiği hayati sorumluluğu ve sektörde kadın olarak var olma mücadelesini dikkat çekici açıklamalarla aktarıyor.</p>

<h3><strong>Gökyüzündeki güvenliğin görünmeyen gücü</strong></h3>

<p>Türkiye’de hava sahasının güvenliğini sağlamak amacıyla uçuş operasyonlarını, pilot eğitimlerini ve teknik altyapıyı uluslararası standartlara göre düzenleyen ve denetleyen en üst merci olan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, sahada büyük bir özveriyle çalışan denetçileriyle havacılık güvenliğinin sürdürülebilirliğini sağlıyor.</p>

<p>Özlem Oral gibi denetçilerin yürüttüğü çalışmalar sayesinde hava trafiği güvenli biçimde yönetilirken havalimanlarının uluslararası uçuşlara açık kalması ve yolcuların can güvenliğinin korunması için gerekli denetimler gerçekleştiriliyor.</p>

<p>Uzun yıllar geleneksel kodların ve erkek egemen anlayışın etkili olduğu havacılık sektöründe kadınların yalnızca ön plandaki görevlerde değil; denetim, operasyon, koordinasyon ve kamu otoritesinin temsil edilmesi gibi kritik alanlarda da güçlü biçimde yer aldığını gösteren serinin yeni bölümünde Özlem Oral’ın kariyer yolculuğu anlatılıyor.</p>

<p>Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü bünyesinde uzun yıllardır denetçi olarak çalışan Oral, kurumun farklı daire başkanlıklarında edindiği tecrübenin ardından görevini Uçuşa Elverişlilik Daire Başkanlığı’nda sürdürüyor.</p>

<p>Aynı zamanda Sabiha Gökçen Havalimanı Temsilcisi olarak görev yapan Oral, sivil havacılığın güvenli, düzenli ve sürdürülebilir biçimde işlemesinde kamu otoritesinin üstlendiği kritik sorumluluğu kendi kariyer deneyimleri üzerinden paylaşıyor.</p>

<h3><strong>“Hatasız çalışmak zorundayız, çünkü insan canı taşıyoruz”</strong></h3>

<p>Yolcular açısından havacılığın yalnızca kalkış ve iniş anlarından ibaret göründüğünü belirten Özlem Oral, arka planda sıfır hata anlayışıyla çalışan kapsamlı bir denetim mekanizmasının bulunduğuna dikkat çekiyor.</p>

<p>Kamu otoritesi adına görev yapmanın büyük bir sorumluluk taşıdığını ifade eden Oral, şunları söylüyor:</p>

<p>“Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Türkiye’deki otorite ve ben de bu otoritenin bir parçası olmaktan gurur duyuyorum. Üzerimizde büyük bir ağırlık var; her şeyi mükemmel ve hatasız yapmak durumundayız. Kararlar net verilmeli. Görev bilincimin çok farkındayım; bize güvenen insanlar var, sonuç itibarıyla can taşıyoruz.”</p>

<h3><strong>“Sabiha Gökçen’de hayat buluyorum, havacılık ancak aşkla yapılır”</strong></h3>

<p>Ankara’daki görevinin ardından İstanbul’a gelen ve Sabiha Gökçen Havalimanı’ndaki SHGM ofisinin kuruluş sürecini tek başına üstlenen Özlem Oral, 13 yıldır görev yaptığı havalimanının operasyonel hafızasında önemli bir yere sahip bulunuyor.</p>

<p>Havacılık sektöründe klasik mesai anlayışının geçerli olmadığını vurgulayan Oral, mesleğine duyduğu tutkuyu şu sözlerle dile getiriyor:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Ben asla 8-5 mesaide çalıştığımı bilmiyorum. Her şeyden ziyade emniyetli bir uçuşu sağlamakla yükümlüyüz. Zorlu hava koşullarında, sahada yüksek bir özveriyle çalışıyoruz. Bunu ancak aşkla yapabilirsin, başka türlü yapamazsın. Sabiha Gökçen’de ben hayat buluyorum; benim için orası evim gibi.”</p>

<h3><strong>“Sabiha Gökçen biz kadınlara gökyüzünün kapısını açtı”</strong></h3>

<p>Erkek egemen bir sektör olarak bilinen havacılıkta kadınların denetimden teknik görevlere, mühendislikten kritik karar mekanizmalarına kadar her alanda başarıyla yer alabildiğini gösteren Özlem Oral, belgeselde kadınlara ilham verecek bir mesaj da paylaşıyor:</p>

<p>“Sabiha Gökçen biz kadınlara gökyüzünün kapısını açtı. Biz de o kapıdan girdik; havacılıkta var olmaya ve sınırları aşmaya devam ediyoruz.”</p>

<p>Havacılık sektöründe kariyer yapmayı hedefleyen genç kadınlara bilgi, disiplin, cesaret ve kararlılıkla ilerlemeleri yönünde mesaj veren belgesel serisinin dördüncü bölümü, sivil havacılığın görünmeyen kahramanlarını dijital hafızaya taşımayı sürdürüyor.</p>

<p>Sivil havacılığın hızlı kararlar ve anlık çözümler gerektiren dünyasında sahada aktif biçimde görev yapan bir kadının izini süren bölüm, Özlem Oral’ın 20 yıla yayılan kariyerini ve operasyonun merkezinde karşılaştığı zorlukları nasıl ilham veren başarılara dönüştürdüğünü gözler önüne seriyor.</p>

<h3><strong>Özlem Oral kimdir?</strong></h3>

<p>Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü bünyesinde uzun yıllardır denetçi olarak görev yapan Özlem Oral, kurumun farklı daire başkanlıklarında edindiği kapsamlı deneyimin ardından çalışmalarını Uçuşa Elverişlilik Daire Başkanlığı’nda sürdürüyor.</p>

<p>Aynı zamanda SHGM Sabiha Gökçen Havalimanı Temsilcisi olarak görev yapan Oral, 20 yıllık havacılık kariyeri ve Sabiha Gökçen Havalimanı’ndaki 13 yıllık çalışma hayatı boyunca denetim, operasyonel koordinasyon, mevzuat uygulamaları ve emniyet kültürü alanlarında önemli bir birikim elde etti.</p>

<p>Özlem Oral, deneyimi ve çalışmalarıyla havacılığın güvenli geleceğine katkı sağlayan öncü kadın profesyoneller arasında yer alıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ŞİRKET HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/havacilikta-sinir-tanimayan-kadinlarin-yeni-konugu-ozlem-oral</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 16:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/06/1782815191-o-zlem-oral-you-tube-1280x720.jpg" type="image/jpeg" length="28338"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mutlu Makarna, TİM 1000’de Makarna İhracatının Lideri Oldu]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/mutlu-makarna-tim-1000de-makarna-ihracatinin-lideri-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/mutlu-makarna-tim-1000de-makarna-ihracatinin-lideri-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Türkiye’nin önde gelen makarna üreticileri arasında yer alan Mutlu Makarna, 2025 yılında üretim ve ihracat alanında elde ettiği başarılarla dikkat çekti. Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin açıkladığı TİM 1000 Araştırması’nda genel sıralamada 111’inci olan şirket, gıda sektöründe 3’üncü sıraya yerleşirken makarna kategorisinde Türkiye’nin ihracat lideri oldu.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ürünlerini 100’ün üzerinde ülkeye ihraç eden Mutlu Makarna, yüksek üretim kapasitesi, ihracat odaklı büyüme politikası ve uluslararası pazarlardaki güçlü konumuyla Türkiye ekonomisine katkı sunmayı sürdürüyor. Küresel pazarlarda sergilediği istikrarlı performansı üretimdeki başarısıyla destekleyen şirket, sektöründeki öncü konumunu her geçen yıl daha da güçlendiriyor.</p>

<h3><strong>İSO 500’de 147’nci sırada yer aldı</strong></h3>

<p>Mutlu Makarna, İstanbul Sanayi Odası tarafından açıklanan “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2025” araştırmasında da önemli bir başarıya imza attı. Üretimden satışlarını 17,4 milyar TL’nin üzerine çıkaran şirket, listede 147’nci sırada yer alarak Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşları arasındaki güçlü konumunu bir kez daha ortaya koydu.</p>

<p>1972 yılından bu yana faaliyetlerini sürdüren Mutlu Makarna, makarna, un ve kuskus üretimindeki yüksek kapasitesiyle hem yurt içinde hem de uluslararası pazarlarda önemli bir yere sahip bulunuyor. Üretim gücü, ihracat başarısı ve istihdama sağladığı katkıyla makarna sektöründeki liderliğini sürdüren şirket, Türkiye ekonomisine değer katmaya devam ediyor.</p>

<h3><strong>Yatırım ve istihdamla büyümesini sürdürüyor</strong></h3>

<p>Günlük 4 bin 400 ton buğday kırma, bin 850 ton makarna ve bin 600 ton buğday unu üretim kapasitesine sahip olan Mutlu Makarna, yaklaşık 900 kişiye sağladığı istihdamla bölgesel kalkınmaya da katkıda bulunuyor. Üretim altyapısına yönelik yatırımlarını sürdüren şirket, enerji alanındaki çalışmalarıyla da sürdürülebilir büyüme hedeflerini destekliyor.</p>

<p>Mutlu Makarna Yönetim Kurulu Başkanı Aykut Göymen, elde edilen sonuçların şirketin üretimden ihracata uzanan değer zincirindeki istikrarlı büyümesinin bir göstergesi olduğunu belirtti.</p>

<p><strong>Göymen, değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:</strong></p>

<p>“TİM 1000 ve İSO 500 araştırmalarında ulaştığımız başarılar, üretimden ihracata kadar tüm süreçlerimizde ortaya koyduğumuz istikrarlı büyümenin önemli bir sonucudur. Makarna ihracatındaki liderliğimizi sürdürürken Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşları arasında yer almaktan büyük gurur duyuyoruz. Bu başarıya katkı sağlayan çalışma arkadaşlarımıza, iş ortaklarımıza, tedarikçilerimize ve ürünlerimizi tercih eden tüketicilerimize teşekkür ediyorum. Mutlu Makarna olarak köklü tecrübemizi yenilikçi yaklaşımımızla birleştirerek üretmeye, istihdam sağlamaya ve ülkemizin gıda sanayisine değer katmaya devam edeceğiz.”</p>

<h3><strong>İhracat ağı 100’den fazla ülkeye ulaşıyor</strong></h3>

<p>İhracat merkezli büyüme stratejisini sürdüren Mutlu Makarna, ürünlerini dünyanın 100’den fazla ülkesindeki tüketicilerle buluşturuyor. Küresel pazarlardaki etkinliğiyle Türkiye’nin gıda ihracatına önemli katkılar sağlayan şirket, yüksek üretim kalitesini uluslararası alanda kalıcı ve sürdürülebilir bir başarıya dönüştürüyor.</p>

<h3><strong>Sürdürülebilir büyümenin temelinde kaliteli üretim var</strong></h3>

<p>Mutlu Makarna, üretim süreçlerinde kalite, verimlilik ve sürdürülebilirliği merkeze alan yaklaşımıyla büyümesini istikrarlı bir şekilde sürdürüyor. Un, irmik, makarna ve kuskustan oluşan geniş ürün portföyünü geliştirmeyi hedefleyen şirket, yenilikçi ürün çalışmalarıyla birlikte mevcut ve gelecek dönem yatırımlarına devam ediyor.</p>

<p>Mutlu Makarna, hayata geçirdiği yatırımlar ve üretim faaliyetleriyle Türkiye ekonomisine katkı sağlarken, gıda sanayisinin gelişimini desteklemeyi de sürdürüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ŞİRKET HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/mutlu-makarna-tim-1000de-makarna-ihracatinin-lideri-oldu</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 16:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/06/3b6cf391-4536-456f-8ce6-6f31f2bbc542.png" type="image/jpeg" length="20872"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anadolu’nun Üretim Gücü Golda Gıda Yatırımcılarla Buluşuyor]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/anadolunun-uretim-gucu-golda-gida-yatirimcilarla-bulusuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/anadolunun-uretim-gucu-golda-gida-yatirimcilarla-bulusuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Gıda sektöründe yaklaşık 30 yıllık deneyime sahip olan Golda Gıda, halka arz süreci kapsamında 1-2 Temmuz tarihlerinde yatırımcılardan talep toplayacak. Sürdürülebilir büyüme yolculuğunda halka arzla yeni bir döneme giren şirket, elde edeceği kaynağı üretim kapasitesini artıracak yatırımlarda ve işletme sermayesini güçlendirmede kullanmayı planlıyor.</strong></p>

<p>Gıda sektörünün köklü markalarından Golda Gıda’nın halka arzında talep toplama süreci yarın başlayacak. Misyon Yatırım Bankası ve Gedik Yatırım liderliğinde gerçekleştirilecek halka arzda talepler, 1-2 Temmuz tarihlerinde Borsa İstanbul Birincil Piyasa’da “Borsada Satış-Sabit Fiyatla Talep Toplama ve Satış” yöntemiyle alınacak.</p>

<p>Halka arz kapsamında Golda Gıda’nın çıkarılmış sermayesi 200 milyon TL’den 250 milyon TL’ye yükseltilecek. Bu doğrultuda 50 milyon TL nominal değerli pay sermaye artırımı, 37 milyon 499 bin 998 TL nominal değerli pay ise ortak satışı yoluyla yatırımcılara sunulacak. Böylece toplam 87 milyon 499 bin 998 TL nominal değerli payın satışı gerçekleştirilecek.</p>

<p>Pay başına 9,20 TL sabit fiyatla yapılacak halka arzın yaklaşık 805 milyon TL büyüklüğe ulaşması, şirketin halka açıklık oranının ise yüzde 35 olması bekleniyor. Katılım endeksine uygun olan Golda Gıda payları, Borsa İstanbul Ana Pazar’da “GOLDA” koduyla işlem görecek.</p>

<h3><strong>Anadolu’nun üretim gücü sermaye piyasalarıyla buluşuyor</strong></h3>

<p>Sermaye piyasalarının şirketlerin sürdürülebilir büyümesinde önemli bir rol oynadığını belirten Bera Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Telat Seher, uzun yıllardır üretim faaliyetlerini sürdüren ve güçlü temellere sahip şirketlerin gelişimini sermaye piyasaları aracılığıyla desteklemeyi stratejik bir yaklaşım olarak gördüklerini söyledi.</p>

<p>Halka arzların şirketlere kurumsal yönetim, şeffaflık ve hesap verebilirlik alanlarında yeni bir ivme kazandırdığını ifade eden Seher, Golda Gıda’nın halka arzının da bu anlayışın bir sonucu olduğunu belirtti.</p>

<p>Golda Gıda’nın Karaman’ın ilk, Konya’nın ise dokuzuncu halka açık şirketi olacak olmasının bölge açısından önemli bir gurur kaynağı olduğunu vurgulayan Seher, sermaye piyasalarının Anadolu’daki üretim gücünün daha görünür hale gelmesini sağlayacağına ve yeni başarı hikâyelerinin önünü açacağına inandıklarını dile getirdi.</p>

<p>Golda Gıda’nın kaliteli üretimi, güçlü ihracat ağı ve yatırım potansiyeliyle Bera Holding’in değerli şirketlerinden biri olduğunu kaydeden Seher, şirketin başarı hikâyesini yatırımcılarla buluşturmaktan memnuniyet duyduklarını söyledi. Seher, önümüzdeki dönemde büyüme potansiyeli yüksek diğer Bera Holding şirketlerini de sermaye piyasalarıyla buluşturmayı hedeflediklerini açıkladı.</p>

<h3><strong>“Halka arz büyüme ivmemizi artıracak”</strong></h3>

<p>Golda Gıda Genel Müdürü Fatih Doğan, şirketin yaklaşık 30 yıldır kalite odaklı üretim anlayışıyla faaliyet gösterdiğini belirtti. Karaman’ın Kazımkarabekir ilçesinde bulunan 1 milyon 78 bin metrekarelik entegre üretim tesisinde makarna, un, irmik, bakliyat, bisküvi ve gofret üretimi gerçekleştirdiklerini aktaran Doğan, ürünlerini altı kıtada 60’tan fazla ülkeye ulaştırdıklarını ifade etti.</p>

<p>Şirket cirosunun yarısından fazlasını makarna satışlarının oluşturduğunu belirten Doğan, toplam ihracatın yaklaşık yüzde 76’sının da makarna ürünlerinden elde edildiğini söyledi.</p>

<p>Halka arzın Golda Gıda açısından yeni bir dönemin başlangıcı olduğunu vurgulayan Doğan, şu değerlendirmelerde bulundu:</p>

<p>“Halka arzı, şirketimizin yurt içi ve yurt dışındaki büyüme hedeflerini destekleyecek stratejik bir adım olarak değerlendiriyoruz. Kurumsal yapımızı daha da güçlendirirken şeffaflık ve hesap verebilirlik anlayışımızı ileri bir seviyeye taşıyacağız. Güçlü üretim altyapımızı yeni yatırımlarla destekleyerek hem üretim kapasitemizi hem de operasyonel verimliliğimizi artırmayı amaçlıyoruz.”</p>

<h3><strong>Halka arz geliri kapasite artışı ve modernizasyona yönlendirilecek</strong></h3>

<p>Fatih Doğan, halka arzdan sağlanacak gelirin yüzde 50-60’lık bölümünün makarna, irmik, bakliyat ve bisküvi üretim hatlarında gerçekleştirilecek kapasite artışı ve modernizasyon yatırımlarında kullanılacağını açıkladı. Gelirin kalan yüzde 40-50’lik kısmının ise işletme sermayesinin güçlendirilmesine ayrılması planlanıyor.</p>

<p>Anadolu buğdayının kalitesini ve lezzetini daha geniş pazarlara taşımayı hedeflediklerini belirten Doğan, katma değeri yüksek ürün gruplarına odaklanacaklarını söyledi. Doğan, ürün çeşitliliğini artırırken yeni pazarlara açılmayı ve mevcut ihracat pazarlarındaki etkinliklerini güçlendirmeyi amaçladıklarını ifade etti.</p>

<h3><strong>2026’nın ilk çeyreğinde büyüme devam etti</strong></h3>

<p>Şirketin finansal sonuçları hakkında da bilgi veren Doğan, küresel piyasalardaki zorlu şartlara rağmen operasyonel verimliliği merkeze alan büyüme stratejilerini sürdürdüklerini belirtti.</p>

<p>Golda Gıda’nın 2026 yılının ilk çeyreğinde 685 milyon TL’nin üzerinde hasılat elde ettiğini aktaran Doğan, şirketin özkaynaklarının 3,9 milyar TL’ye ulaştığını söyledi. Aynı dönemde brüt kârın, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10 artarak yaklaşık 91 milyon TL seviyesinde gerçekleştiğini kaydetti.</p>

<p>Doğan, halka arzdan sağlanacak kaynakla kapasite artışı, modernizasyon ve verimlilik yatırımlarını hızlandırarak şirketin rekabet gücünü daha ileriye taşımayı hedeflediklerini dile getirdi.</p>

<h3><strong>Sürdürülebilirlik yatırımları sürecek</strong></h3>

<p>Sürdürülebilirliği uzun vadeli büyüme stratejisinin temel unsurlarından biri olarak değerlendirdiklerini belirten Fatih Doğan, şirketin enerji verimliliğini artırmaya yönelik önemli çalışmalar gerçekleştirdiğini söyledi.</p>

<p>Golda Gıda’nın Sıfır Atık Belgesi ve ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemi Sertifikası’na sahip olduğunu aktaran Doğan, kojenerasyon tesisi ile 1,8 megavat kurulu güce sahip güneş enerjisi santralinin de şirketin sürdürülebilirlik yatırımları arasında yer aldığını ifade etti.</p>

<p>Doğan, verimlilik ve kapasite artışını desteklemek amacıyla yeni güneş enerjisi santrali ve enerji depolama yatırımlarını da değerlendirdiklerini belirterek çevreye ve topluma değer sağlayan sürdürülebilir üretim anlayışlarını geliştirmeye devam edeceklerini söyledi.</p>

<h3><strong>“Golda Gıda sermaye piyasalarına güçlü bir başlangıç yapacak”</strong></h3>

<p>Golda Gıda’nın halka arz sürecine liderlik eden Misyon Yatırım Bankası ile Gedik Yatırım yetkilileri, şirketin sermaye piyasalarına güçlü bir başlangıç yapacağına inandıklarını belirtti. Yetkililer, bu önemli süreçte aracı kurum olarak görev almaktan memnuniyet duyduklarını ifade etti.</p>

<p>Misyon Yatırım Bankası Yatırım Bankacılığı ve Kurumsal Finansman Müdürü Taylan Özgür Toprak ile Gedik Yatırım Kurumsal Finansman Müdürü Barış Ürkün, Golda Gıda’nın güçlü üretim altyapısı, köklü marka yapısı, geniş satış ağı ve sürdürülebilir büyüme vizyonuyla sermaye piyasalarına değer katacak şirketler arasında yer alacağını vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Halka arzın şirketin kurumsal gelişimini desteklemesinin yanı sıra daha geniş bir yatırımcı kitlesine ulaşmasına da önemli katkı sağlayacağını belirten yetkililer, şu açıklamayı yaptı:</p>

<p>“Nitelikli şirketlerin sermaye piyasalarına kazandırılması, yatırımcı tabanının genişlemesine ve piyasaların derinleşmesine önemli katkılar sunuyor. Halka arz süreçlerinde önceliğimiz, yatırımcıların doğru, şeffaf ve zamanında bilgiye ulaşmasını sağlarken şirketlerin de sermaye piyasalarına güçlü ve sağlam temeller üzerinde adım atmalarına destek olmaktır. Golda Gıda’nın halka arzının şirket, yatırımcılar ve ülkemiz sermaye piyasaları için hayırlı olmasını diliyoruz.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ŞİRKET HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/anadolunun-uretim-gucu-golda-gida-yatirimcilarla-bulusuyor</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/06/f-d-f.JPG" type="image/jpeg" length="78426"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kardemir Çelik’ten ihracatta güçlü bir çıkış]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/kardemir-celikten-ihracatta-guclu-bir-cikis</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/kardemir-celikten-ihracatta-guclu-bir-cikis" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<section dir="auto">
<section dir="auto">
<p><strong>Kardemir Çelik, Türkiye sanayi ve ihracat ekosistemindeki güçlü konumunu bir kez daha ortaya koyarak önemli bir başarıya imza attı. Türkiye İhracatçılar Meclisi tarafından açıklanan “Türkiye’nin İlk 1000 İhracatçısı 2025” araştırmasında şirket, 189,9 milyon dolarlık ihracat hacmiyle Türkiye genelinde 159’uncu sırada yer aldı. Aynı zamanda çelik sektöründe 18’inci sıraya yükselerek sektör içindeki rekabet gücünü de pekiştirdi.</strong></p>

<p><strong>İhracat Performansında İstikrarlı Yükseliş</strong></p>

<p>Yarım asrı aşkın üretim deneyimini küresel pazarlara taşıyan Kardemir Çelik, ihracat odaklı büyüme stratejisi sayesinde bugün 100’ün üzerinde ülkeye ürün tedarik eden bir yapıya ulaşmış durumda. Şirket, yalnızca üretim kapasitesiyle değil, aynı zamanda farklı coğrafyalarda oluşturduğu ticari ağ ve uzun vadeli müşteri ilişkileriyle de dikkat çekiyor. TİM’in her yıl hazırladığı ihracat sıralamasında üst basamaklarda yer alması, şirketin sürdürülebilir büyüme yaklaşımının somut bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Bu güçlü performans, küresel çelik piyasalarındaki dalgalanmalara rağmen üretim sürekliliğini koruyan, kalite standardından ödün vermeyen ve ihracat kanallarını çeşitlendiren bir yapının sonucu olarak öne çıkıyor. Kardemir Çelik’in özellikle Avrupa, Orta Doğu, Afrika ve Amerika pazarlarında geliştirdiği ticari ilişkiler, şirketin ihracat hacmini istikrarlı şekilde destekliyor.</p>

<p><strong>Katma Değerli Üretim ve Stratejik Dönüşüm</strong></p>

<p><img alt="Res" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://fuardergisicomtr.teimg.com/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/06/res.jpeg" width="1600" /></p>

<p><img alt="Tesis1" class="detail-photo img-fluid" height="898" src="https://fuardergisicomtr.teimg.com/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/06/tesis1.jpeg" width="1600" /></p>

<p>Başarıya ilişkin değerlendirmede bulunan Özlem Bakırel, elde edilen ihracat performansının uzun vadeli stratejik planlamanın bir sonucu olduğunu belirtti. Bakırel, şirketin yalnızca hacimsel büyümeye değil, aynı zamanda yüksek katma değerli ürünlere yönelerek rekabet gücünü artırmaya odaklandığını ifade etti.</p>

<p>Bu yaklaşım doğrultusunda Kardemir Çelik, üretim süreçlerinde kalite standartlarını yükseltirken müşteri beklentilerine daha hızlı ve esnek yanıt verebilen bir yapı oluşturmayı hedefliyor. Şirketin ihracat stratejisinde, fiyat rekabetinden ziyade ürün çeşitliliği, teknik yeterlilik ve sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi ön plana çıkıyor.</p>

<p><strong>Yatırımlar, Dijitalleşme ve Sürdürülebilir Üretim Vurgusu</strong></p>

<p>Kardemir Çelik, büyüme stratejisini yalnızca ihracat rakamlarıyla değil, aynı zamanda üretim altyapısına yaptığı yatırımlarla da destekliyor. Şirket, enerji verimliliği projeleri, dijital dönüşüm uygulamaları ve çevresel sürdürülebilirlik odaklı üretim modelleriyle sanayide dönüşüm sürecine uyum sağlamayı amaçlıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özellikle Aliağa Bozköy’de devam eden büyük ebat profil hadde tesisi yatırımı, şirketin ürün gamını genişletme ve daha yüksek teknik kapasiteye sahip ürünler üretme hedefinin önemli bir parçası olarak öne çıkıyor. Bu yatırımın tamamlanmasıyla birlikte Kardemir Çelik’in hem iç pazarda hem de ihracat pazarlarında daha güçlü bir rekabet avantajı elde etmesi bekleniyor.</p>

<p>Tüm bu stratejik adımlar, Kardemir Çelik’in yalnızca mevcut başarısını korumasını değil, aynı zamanda küresel çelik sektöründe daha güçlü bir oyuncu olarak konumlanmasını da hedefliyor.</p>
</section>
</section></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ, ŞİRKET HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/kardemir-celikten-ihracatta-guclu-bir-cikis</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 15:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/06/tesis2.jpeg" type="image/jpeg" length="99246"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İş dünyasının en kritik rolüne odaklanan yeni bir kitap yayımlandı: PATRON]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/is-dunyasinin-en-kritik-rolune-odaklanan-yeni-bir-kitap-yayimlandi-patron</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/is-dunyasinin-en-kritik-rolune-odaklanan-yeni-bir-kitap-yayimlandi-patron" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Patronluğu yalnızca şirket yönetimi ve finansal başarı çerçevesinde değil; temsil, güven, itibar ve sorumluluk boyutlarıyla ele alan eser, iş dünyasında en az konuşulan ancak en belirleyici alanlardan birine ışık tutuyor. Dr. Arzu Aydın ve Selçuk Ergin tarafından kaleme alınan kitap, “sözleşmesi olmayan tek rol” olarak tanımlanan patronluğu; yönetim kurullarından kriz dönemlerine, kuşak geçişlerinden liderlik süreçlerine uzanan gerçek deneyimler üzerinden değerlendiriyor. Türkiye’de patronluk kavramını bütüncül bir bakışla ele alan çalışma, aynı zamanda elde edilen telif gelirlerinin tamamını kız çocuklarının eğitimine bağışlayarak sosyal sorumluluk yönüyle de öne çıkıyor.</strong></p>

<p>Şirket kurma, büyütme ve yönetme süreçlerine dair çok sayıda kaynak bulunmasına karşın, patronluğu tüm yönleriyle ele alan bu kitap, okuyucuyla buluştu. PATRON, patronluğu yalnızca ekonomik bir pozisyon olarak değil; temsil gücü, güven inşası ve itibar sorumluluğu üzerinden yeniden tanımlıyor. Temsil ve görünürlükten aile yapısı ve kuşak geçişlerine, toplumsal etkiden şirket sonrası role ve geride bırakılan mirasa kadar uzanan geniş bir çerçeve sunan eser, yazarların farklı sektörlerde patronlarla uzun yıllar boyunca edindiği gözlemlerden besleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Otuz bölümden oluşan kitapta; kriz iletişimi, zor karar anları, aile şirketlerinde kuşak değişimi ve halefiyet süreçleri, patronun iç dünyası ve düşünce liderliği gibi başlıklar ayrıntılı biçimde ele alınıyor. Gerçek kişi ve kurum isimlerine yer verilmeyen çalışmada, farklı sektörlerden süzülen ortak deneyimlerle genel bir patronluk modeli ortaya konuluyor.</p>

<p><strong>GELECEĞİN PATRONLARINA REHBER</strong></p>

<p>PATRON, yalnızca şirket sahiplerine değil; aile şirketlerinin ikinci ve üçüncü kuşak temsilcilerine, profesyonel yöneticilere, yönetim kurulu üyelerine, girişimcilere ve temsil sorumluluğu taşıyan tüm aktörlere hitap ediyor. Yazarlar, şirketlerin el değiştirebileceğini, sermayenin büyüyebileceğini ve yetkilerin devredilebileceğini ancak bir patronun bıraktığı güvenin ya da güvensizliğin kuşaklar boyunca etkisini sürdürdüğünü vurguluyor. Bu yönüyle kitap, yalnızca bugünün değil, geleceğin patronları için de bir yol haritası niteliği taşıyor.</p>

<p><strong>SOSYAL SORUMLULUK BOYUTU</strong></p>

<p>Kitap, içeriğinin yanı sıra taşıdığı toplumsal katkı anlayışıyla da dikkat çekiyor. Dr. Arzu Aydın ve Selçuk Ergin, PATRON kitabından elde edilecek tüm telif gelirlerini kız çocuklarının eğitimine destek amacıyla bağışlama kararı aldı.</p>

<p><strong>KİTAP KÜNYESİ</strong></p>

<p>Kitabın adı “PATRON” olarak belirlenirken, yazarları Dr. Arzu Aydın ve Selçuk Ergin oldu. HAYAT YAYIN GRUBU tarafından yayımlanan eser, Haziran 2026’da okuyucuyla buluştu. 424 sayfadan oluşan kitap, iş dünyasında patronluk kavramını çok boyutlu bir perspektifle ele alıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/is-dunyasinin-en-kritik-rolune-odaklanan-yeni-bir-kitap-yayimlandi-patron</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 15:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/06/p-a-t-r-o-n-n.png" type="image/jpeg" length="78912"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
