<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Fuar Dergisi</title>
    <link>https://www.fuardergisi.com.tr</link>
    <description>Fuar Dergisi, ulusal ve uluslararası fuarlar, sektörel yenilikler ve ekonomi dünyasındaki en önemli gelişmeleri takip eden profesyoneller için kapsamlı analizler, röportajlar ve özel haberler sunar.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.fuardergisi.com.tr/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>"Türkiye'nin ilk ve tek ulusal Fuar, Kongre ve Festival dergisi</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 09 Sep 2026 00:39:03 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eskişehir Tarım Fuarı Sektörü 7’nci Kez Kapılarını Açtı]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/eskisehir-tarim-fuari-sektoru-7nci-kez-kapilarini-acti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/eskisehir-tarim-fuari-sektoru-7nci-kez-kapilarini-acti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<section dir="auto">
<h2><strong>Tarım makinelerinden modern sulama sistemlerine, hayvancılık ekipmanlarından yeni nesil tarım teknolojilerine kadar geniş bir ürün grubunun sergilendiği Eskişehir Tarım, Hayvancılık ve Teknolojileri Fuarı, ETO TÜYAP Fuar Merkezi’nde kapılarını açtı. Fuar, 12 Eylül 2026’ya kadar ziyaret edilebilecek.</strong></h2>

<p>Eskişehir Tarım, Hayvancılık ve Teknolojileri Fuarı, bu yıl yedinci kez sektör profesyonellerini ve çiftçileri bir araya getirdi.</p>

<p>TÜYAP ile Türk Tarım Alet ve Makinaları İmalatçıları Birliği (TARMAKBİR) iş birliğinde düzenlenen fuara; Tarım ve Orman Bakanlığı, Eskişehir Valiliği, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ve Eskişehir Ticaret Odası (ETO) destek veriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ETO TÜYAP Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilen organizasyonda çok sayıda firma, tarım ve hayvancılık sektörlerine yönelik ürün, ekipman ve teknolojilerini ziyaretçilerin beğenisine sunuyor.</p>

<h3><strong>Tarım teknolojileri görücüye çıktı</strong></h3>

<p>Fuarda traktörler, biçerdöverler, modern sulama sistemleri, tohum çeşitleri, zirai ilaçlar ve hayvancılık ekipmanlarının yanı sıra üretimde verimliliği artırmayı amaçlayan yeni teknoloji ve çözümler tanıtılıyor.</p>

<p>Sektördeki güncel gelişmelerin yakından incelenmesine olanak sağlayan fuar, katılımcı firmalar ile çiftçiler arasında yeni ticari bağlantılar kurulmasına da zemin hazırlıyor.</p>

<h3><strong>Protokol üyeleri stantları ziyaret etti</strong></h3>

<p>Fuarın açılışında konuşan Eskişehir Vali Yardımcısı Ersin Emiroğlu, organizasyonun çiftçiler ve sektör temsilcileri için hayırlı olmasını diledi.</p>

<p>Açılış kurdelesinin kesilmesinin ardından Emiroğlu ve beraberindeki protokol üyeleri stantları ziyaret ederek sergilenen ürünler ve yeni teknolojiler hakkında katılımcı firmalardan bilgi aldı.</p>

<p>Açılış törenine Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Hasan Ünal, AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak, AK Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Mustafa Kemal Bandırma, TÜYAP Fuarlar Yapım AŞ Genel Müdürü İlhan Ersözlü, Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli, Eskişehir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Özgür Alp ve sektör temsilcileri katıldı.</p>

<p>Eskişehir Tarım, Hayvancılık ve Teknolojileri Fuarı, <strong>12 Eylül 2026 tarihine kadar</strong> ziyaretçilerini ağırlayacak.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>FUAR HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/eskisehir-tarim-fuari-sektoru-7nci-kez-kapilarini-acti</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 18:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/eskisehirde-tarim-ve-hayvancilik-sektoru-7-kez-fuarda-bulusacak.jpg" type="image/jpeg" length="37027"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Afrika’nın Fuarcılık Geleceği Nairobi’de Şekillenecek]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/afrikanin-fuarcilik-gelecegi-nairobide-sekillenecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/afrikanin-fuarcilik-gelecegi-nairobide-sekillenecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>UFI ve UNIDO’nun desteğiyle ilk kez düzenlenecek Afrika Fuarcılık Forumu, 4-5 Aralık 2026 tarihlerinde Kenya’nın başkenti Nairobi’de gerçekleştirilecek. İki günlük forum; fuar organizatörlerini, fuar merkezi işletmecilerini, kamu temsilcilerini, hizmet sağlayıcıları ve yatırımcıları aynı platformda buluşturacak.</strong></p>

<p>Afrika fuarcılık sektörünün büyüme potansiyelini, altyapı gereksinimlerini ve küresel pazardaki konumunu ele alacak Afrika Fuarcılık Forumu (Africa Exhibition Forum-AEF), 4-5 Aralık 2026 tarihlerinde Nairobi’deki Sarit Expo Centre’da düzenlenecek.</p>

<p>Exhibit Africa ve uluslararası fuarcılık danışmanlık şirketi jwc tarafından organize edilen forum, Dünya Fuar Endüstrisi Birliği UFI ve Birleşmiş Milletler Sınai Kalkınma Örgütü UNIDO’nun desteğiyle gerçekleştirilecek.</p>

<p>Delegelerin 3 Aralık’ta Nairobi’ye gelmesiyle başlayacak program kapsamında aynı akşam Kalamata’da bir karşılama yemeği düzenlenecek. Forumun konferans, saha ziyareti ve atölye çalışmalarından oluşan ana programı ise 4-5 Aralık tarihlerinde gerçekleştirilecek.</p>

<p><strong>Afrika fuarcılığı için yeni bir iş birliği platformu</strong></p>

<p>Afrika Fuarcılık Forumu; kıtadaki fuarcılık sektörünün son yıllarda kazandığı ivmenin kalıcı ve sürdürülebilir bir büyümeye dönüştürülmesi amacıyla hayata geçirildi.</p>

<p>İki günlük etkinlikte Afrika’dan ve dünyanın farklı bölgelerinden fuar organizatörleri, fuar merkezi işletmecileri, hizmet sağlayıcılar, kamu kurumları, kongre büroları, sektör dernekleri, yatırımcılar, finans kuruluşları ve danışmanlar bir araya gelecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Forumun; sınır ötesi iş birliklerini geliştirmesi, profesyonel standartları yükseltmesi ve Afrika’nın hem kıta içi hem de küresel pazarlara hizmet verecek dünya standartlarında fuarlara ev sahipliği yapmasını hızlandırması hedefleniyor.</p>

<p><strong>Küresel eğilimler ve Afrika pazarının gerçekleri konuşulacak</strong></p>

<p>AEF 2026 programında küresel fuarcılık eğilimlerinin Afrika pazarlarına etkisi, kıtanın mevcut fuar altyapısı, büyümeyi destekleyen unsurlar ve sektörün karşılaştığı temel sorunlar ele alınacak.</p>

<p>Fuarların ekonomik büyüme, ihracat, yatırım ve yerel sanayilerin gelişimi üzerindeki etkisinin kamu kurumlarına daha güçlü biçimde anlatılması da forumun öncelikli gündemleri arasında yer alıyor.</p>

<p>Program ayrıca Nairobi’nin toplantı, teşvik seyahatleri, kongre ve fuar turizmini kapsayan MICE sektöründeki potansiyelini uluslararası katılımcılara tanıtmayı amaçlıyor.</p>

<p><strong>Afrika’nın fuar altyapısı mercek altında</strong></p>

<p>UFI ve jwc tarafından hazırlanan “Dünya Fuar Alanları Haritası”nın güncel verileri, Afrika’nın fuar altyapısındaki yatırım ihtiyacını ortaya koyuyor. Raporda yer alan ve 100 bin metrekarenin üzerinde kapalı fuar alanına sahip 81 tesis arasında Afrika’dan hiçbir merkez bulunmuyor.</p>

<p>Kıtada yalnızca beş ülke raporun 50 bin metrekarelik değerlendirme eşiğini aşabiliyor. Güney Afrika, Cezayir, Fas, Mısır ve Senegal’de bulunan toplam 17 fuar merkezi, 370 bin 969 metrekarelik sergileme alanına sahip.</p>

<p>Bu rakam, tek başına 372 bin 73 metrekarelik alana sahip Messe Frankfurt’un toplam kapasitesinin altında kalıyor. Forumda Afrika’nın uluslararası organizasyonlardan daha fazla pay alabilmesi için ihtiyaç duyduğu fuar alanları, lojistik altyapı, ulaşım olanakları ve hizmet standartları değerlendirilecek.</p>

<p><strong>UFI Başkanı Wolfram Diener Nairobi’de olacak</strong></p>

<p>Forumun ilk konferans günü, sunucu Chris Kirwa’nın açılışının ardından Kenya Turizm Kurulu ve Sarit Expo Centre temsilcilerinin resmî karşılama konuşmalarıyla başlayacak.</p>

<p>UFI 2026-2027 Dönem Başkanı ve Messe Düsseldorf Başkanı ve CEO’su Wolfram Diener de katılımcılara hitap edecek.</p>

<p>jwc Başkanı ve CEO’su Jochen Witt, “Fuarcılık Sektörüne Küresel Bir Bakış ve Afrika İçin Sonuçları” başlıklı açılış konuşmasını gerçekleştirecek. UFI Bölge Direktörü Naji El Haddad ise UFI’nin 2026 yılı küresel sektör verileri üzerinden fuarların ekonomik etkisini değerlendirecek.</p>

<p><strong>Afrika’nın fuar ve merkez haritası sunulacak</strong></p>

<p>UNIDO Sürdürülebilir Yatırımlar ve Sorumlu İşletme Birimi Başkanı Stefan Kratzsch ile jwc Direktörü Lorenzo Garbujo, Afrika’daki fuar organizatörleri ve fuar merkezlerine ilişkin hazırlanan yeni çalışmanın sonuçlarını paylaşacak.</p>

<p>Araştırmanın, kıtanın önde gelen pazarlarındaki fuarları ve fuar merkezlerini karşılaştırmalı olarak ortaya koyması bekleniyor.</p>

<p>Programda ayrıca “Afrika’nın Fuarcılık Sektörü Bugün: Pazar Gerçekleri, Büyüme Etkenleri ve Kısıtlamalar” başlıklı panel düzenlenecek. Panelde Fairtrade Genel Müdürü Paul Maerz, BtoB Events CEO’su Jamie Hill, Exhibit Africa CEO’su Daniel Mesfin ve Fairteam CEO’su Nebeyu Lemma yer alacak.</p>

<p>Günün ikinci panelinde ise Afrika ülkelerinin uluslararası fuar organizatörlerinin beklenti ve gereksinimlerine nasıl yanıt verebileceği tartışılacak. Oturuma Sarit Expo Centre Genel Müdürü Carole Kadenge ve Messe Düsseldorf CEO’su Wolfram Diener’in de katılması planlanıyor.</p>

<p>İlk gün, Nairobi Street Kitchen’da düzenlenecek iş ağı oluşturma yemeğiyle sona erecek.</p>

<p><strong>İkinci gün saha ziyaretleri ve atölyeler yapılacak</strong></p>

<p>Forumun 5 Aralık’taki programı, Nairobi Ulusal Parkı ziyaretiyle başlayacak. Ardından katılımcılar Sarit Expo Centre’ı gezerek merkezin altyapısını ve operasyonlarını yerinde inceleyecek.</p>

<p>jwc Ortağı ve Operasyon Direktörü Gerd Weber tarafından “Fuar Ekosisteminin Temelleri” başlıklı bir atölye çalışması gerçekleştirilecek.</p>

<p>Programın son bölümünde ise UNIDO ve Exhibit Africa tarafından “Afrika’daki Organizatörler ve Fuar Merkezleri İçin Fırsatlar ve Gereksinimler” konulu çalıştay düzenlenecek.</p>

<p><i><strong>“Afrika, bugünden yatırım yapılması gereken bir büyüme pazarı”</strong></i></p>

<p>Exhibit Africa CEO’su Daniel Mesfin, forumun hedeflerine ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Bugün uluslararası etkinliklerin Afrika’ya gelmesini engelleyen eksiklikler için hızlı çözümler üretmek, sektörün ihtiyaçları konusunda ortak bir anlayış geliştirmek ve nitelikli fuar alanlarının daha hızlı inşa edilmesini sağlamak istiyoruz. Ayrıca dünyaya, Afrika’nın on yıl sonra değil, bugünden yatırım yapılması gereken bir büyüme pazarı olduğu mesajını vermeyi amaçlıyoruz.”</p>

<p>AEF 2026’nın, Afrika’nın fuarcılık altyapısına yönelik yatırımların hızlandırılması, kamu ve özel sektör arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi ve kıtanın uluslararası fuar pazarındaki payının artırılması açısından yeni bir buluşma noktası oluşturması hedefleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>FUAR HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/afrikanin-fuarcilik-gelecegi-nairobide-sekillenecek</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 18:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/a-e-f-2026-k-v-for-u-f-i-1200x675.jpg" type="image/jpeg" length="89561"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İbrahim Aracı: “İhracatı sadece ilk iki-üç kalem üzerinden değil, tüm kırılımlarla büyüteceğiz”]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/ibrahim-araci-ihracati-sadece-ilk-iki-uc-kalem-uzerinden-degil-tum-kirilimlarla-buyutecegiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/ibrahim-araci-ihracati-sadece-ilk-iki-uc-kalem-uzerinden-degil-tum-kirilimlarla-buyutecegiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>İKMİB Başkanı Vefa İbrahim Aracı, ihracatın artırılması için kaynakların etkin kullanılacağını belirterek, kimya sektöründe katma değerli ürünlere ve yeni ihracat alanlarına ağırlık verileceğini söyledi. Kozmetik sektörünün küresel ölçekte güçlü bir marka hâline gelmesi gerektiğine dikkat çeken Aracı, Kimya Teknoloji Merkezi’nde ise maliyetlerin düşürüldüğünü ve merkezin kendi gelirleriyle kendini çevirebilecek bir yapıya yaklaştığını ifade etti.</strong></p>

<p>İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’nde (İKMİB) yeni dönemin öncelikleri şekillenirken, ihracatın artırılması, katma değerli ürünlerin payının yükseltilmesi ve kimya sektörünün küresel rekabet gücünün geliştirilmesi öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.</p>

<p>Göreve geldikleri günden bu yana yönetim kurulu üyeleriyle yoğun bir çalışma yürüttüklerini belirten <strong>İKMİB Başkanı Vefa İbrahim Aracı</strong>, ihracatçıların daha fazla istişare içerisinde olmasını önemsediklerini söyledi.</p>

<p>Aracı, <strong>"Kendimizi bir işe adadıktan sonra tamamen işe odaklı çalışıyoruz. Göreve geldikten sonra en büyük yaptığımız iş, ihracatı artırmaya yönelik bütün kaynaklarımızı seferber etmek oldu."</strong> dedi.</p>

<p><i><strong>"İhracatı artırmak için bütün kaynaklarımızı kullanacağız"</strong></i></p>

<p>Küresel rekabetin yanı sıra bölgedeki jeopolitik gelişmelerin ihracatçılar üzerinde baskı oluşturduğunu ifade eden <strong>Vefa İbrahim Aracı</strong>, mevcut koşullara rağmen ihracatın artırılması için çalışmaların sürdürüleceğini vurguladı.</p>

<p><strong>"Elimizdeki kaynakları tamamen ihracatın artması için kullanma gayreti içinde olacağız."</strong> diyen Aracı, fuar organizasyonları ve alım heyetlerinin de yeni dönemde önemini koruyacağını belirtti.</p>

<p>Bu çalışmaların artırılarak sürdürüleceğini kaydeden <strong>Vefa İbrahim Aracı</strong>, <strong>"Fuar organizasyonlarından ve alım heyetlerinden vazgeçmiyoruz, tam tersine artırarak geliyoruz. Daha önce bulunmadığımız alanlarda ve topluluklarda bulunacağız."</strong> ifadelerini kullandı.</p>

<p>İhracatın yalnızca yüksek hacimli ana kalemlerle sınırlı kalmaması gerektiğine dikkat çeken Aracı, alt sektörlerdeki potansiyelin de değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, <strong>"İhracatımızı sadece ilk iki-üç kalem üzerinden değil, alttaki kırılımları da üste taşımaya ve onlarda da ciddi cirolar elde etmeye gayret edeceğiz."</strong> diye konuştu.</p>

<p><strong>Kozmetikte hedef: Türk markasını dünyaya taşımak</strong></p>

<p>Kimya sektöründe katma değerli ürünlerin ihracat içerisindeki payının artırılması gerektiğine dikkat çeken <strong>Vefa İbrahim Aracı</strong>, özellikle kozmetik sektörünün önemli bir potansiyele sahip olduğunu söyledi.</p>

<p>Türkiye'deki kozmetik üreticilerinin koku, sabun ve krem gibi birçok alanda önemli üretim kabiliyeti geliştirdiğini belirten Aracı, bu potansiyelin güçlü bir ülke markasına dönüştürülmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Aracı, <strong>"Bizim burada bir algı yönetimi yapmamız lazım. Diğer ihracat ve dünyada başarılı olduğumuz alanların yanında mutlaka bu ürünlerimizi de koymamız lazım."</strong> dedi.</p>

<p>Türk kozmetiğinin Anadolu'nun kültürel mirasıyla birlikte dünyaya tanıtılabileceğini belirten <strong>Vefa İbrahim Aracı</strong>, hamam ve koku kültürünün bu açıdan önemli bir değer taşıdığını vurguladı.</p>

<p><strong>"Hamam kültürü, koku kültürü... Bunların çoğu Anadolu'dan yayılmış şeyler. Biz bunları kullanmak istiyoruz. Dizi ve filmlerimizi de kullanmak istiyoruz. Bütün dünyaya bunu yaymak istiyoruz ve bunların içerisinden mutlaka bir marka çıkartmamız lazım."</strong> ifadelerini kullandı.</p>

<p>Katma değerli ürünlerin kilogram başına ihracat değerinin emtia niteliğindeki ürünlere kıyasla çok daha yüksek olabileceğine dikkat çeken Aracı, kimya sektöründe bu alanlara daha fazla ağırlık verileceğini söyledi.</p>

<p><i><strong>"16 alt kırılımın hak ettiği payı almasını sağlayacağız"</strong></i></p>

<p>Kimya sektöründeki alt kırılımların ihracat potansiyelinin de değerlendirilmesi gerektiğini belirten <strong>İKMİB Başkanı Vefa İbrahim Aracı</strong>, sektör komitelerinin bu doğrultuda çalışmalarını hızlandırdığını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bakanlıklarla da görüşmeler yürüttüklerini belirten Aracı, <strong>"O gruplara ciddi destek verip, bütçemizden destek sağlayıp onları da yurt dışında mümkün olduğu kadar tanıtıp lobi faaliyetleri yapacağız. Diğer kimyasal grubumuza giren 16 kırılımın ihracatlarının da hak ettikleri payları almasını sağlayacağız."</strong> dedi.</p>

<p><strong>Kimya Teknoloji Merkezi'nde yeni dönem</strong></p>

<p>Röportajda Kimya Teknoloji Merkezi'nin mevcut durumu ve geleceğine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan <strong>Vefa İbrahim Aracı</strong>, merkezin kuruluş sürecinde bazı sorunların yaşandığını ifade etti.</p>

<p><strong>"Kuruluş fizibilitesinde bir yanlışlık var. Bir yanlışlıklar zinciri içerisinde maalesef olmuş. Bunu kabul etmek lazım."</strong> diyen Aracı, geçmişe ilişkin değerlendirmelerden ziyade merkezin geleceğine odaklandıklarını vurguladı.</p>

<p>Sanayi ve Ticaret Bakanlıklarının yaklaşımlarıyla birlikte merkez için kapsamlı bir çalışma yürüttüklerini belirten Aracı, oluşturulan komiteyle birlikte merkezin maliyetlerinin aşağı çekildiğini ve yeni finansman modellerinin devreye alındığını söyledi.</p>

<p>Aracı, <strong>"Maliyetleri aşağı düşürdük, birtakım kuruluşlarla anlaşma yaptık. Onlardan sağladığımız finansmanla eskisi gibi sadece sponsorların döndürdüğü bir yer olmaktan çıkarttık orayı."</strong> ifadelerini kullandı.</p>

<p>Merkezin artık kendi masraflarını karşılayabilecek bir yapıya yaklaştığını belirten <strong>Vefa İbrahim Aracı</strong>, yeni finansman kaynakları üzerinde de çalışıldığını kaydetti.</p>

<p><strong>Yeni yatırımlar ve akreditasyonlar geliyor</strong></p>

<p>Kimya Teknoloji Merkezi'nde yıl sonuna kadar yeni cihaz yatırımları yapılacağını açıklayan Aracı, yeni akreditasyonların da devreye alınacağını belirtti.</p>

<p>Üniversitelerle iş birliklerinin geliştirileceğini ve ilgili kurumların desteğiyle merkezin hizmet kapasitesinin artırılacağını ifade eden <strong>Vefa İbrahim Aracı</strong>, hedeflerinin merkezin sektör tarafından daha fazla kullanılan ve memnuniyet sağlayan bir yapıya dönüşmesi olduğunu söyledi.</p>

<p>Aracı, <strong>"En geç bu yıl sonuna kadar, insanların memnuniyetini duydukları bir teknoloji merkezinden bahseder hâle geleceğiz. İnşallah bu yıl içerisinde halledeceğiz diye düşünüyorum."</strong> dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Özel Röportajlar</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/ibrahim-araci-ihracati-sadece-ilk-iki-uc-kalem-uzerinden-degil-tum-kirilimlarla-buyutecegiz</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 18:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/vefa-ibrahim-araci-2.png" type="image/jpeg" length="24942"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Arabica Coffee, MXGP Türkiye heyecanını Afyonkarahisar’da yaşattı]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/arabica-coffee-mxgp-turkiye-heyecanini-afyonkarahisarda-yasatti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/arabica-coffee-mxgp-turkiye-heyecanini-afyonkarahisarda-yasatti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Dünyanın en prestijli motokros organizasyonları arasında yer alan MXGP Türkiye, Arabica Coffee’nin desteğiyle bir kez daha Afyonkarahisar’da gerçekleştirildi. Spor, müzik, eğlence ve kahve deneyimini aynı atmosferde buluşturan organizasyon, beş gün boyunca binlerce ziyaretçiyi ağırlarken 2026 Dünya Motokros Şampiyonu da Afyonkarahisar’da belirlendi.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dünya Motokros Şampiyonası’nın Türkiye etabı olan MXGP Türkiye, 4-6 Eylül tarihleri arasında Afyonkarahisar Motor Sporları Merkezi’nde düzenlendi. Türkiye’nin öne çıkan uluslararası spor organizasyonları arasında bulunan etkinlik, dünyanın farklı ülkelerinden sporcuları ve motor sporları tutkunlarını Afyonkarahisar’da bir araya getirdi.</p>

<p>Arabica Coffee’nin destekçileri arasında yer aldığı MXGP Türkiye, yarışların yanı sıra eş zamanlı olarak düzenlenen NG Afyon Motofest ile ziyaretçilere kapsamlı bir festival deneyimi sundu. 2-6 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilen festival boyunca spor, müzik, eğlence ve çeşitli aktiviteler aynı atmosferde buluşurken Afyonkarahisar, beş gün boyunca motor sporları ve festival kültürünün önemli merkezlerinden biri haline geldi.</p>

<p><strong>Dünya şampiyonluğu Afyonkarahisar’da ilan edildi</strong></p>

<p><img alt="1788873666 Arabica2" class="detail-photo img-fluid" height="1808" src="https://fuardergisicomtr.teimg.com/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/1788873666-arabica2.jpg" width="2706" /></p>

<p>MXGP Türkiye kapsamında MXGP, MX2, EMX250 ve EMX125 kategorilerinde dünyanın farklı ülkelerinden gelen başarılı sporcular mücadele etti. Şampiyonluk yarışının kritik etaplarından biri olan Afyonkarahisar’da, MXGP kategorisinde mücadele eden Jeffrey Herlings, elde ettiği sonuçların ardından 2026 Dünya Motokros Şampiyonluğu’nu ilan etti.</p>

<p>Kariyerindeki altıncı dünya şampiyonluğuna ulaşan Herlings’in başarısı, organizasyonun en önemli anlarından biri oldu. Dünyanın 180 ülkesinde milyonlarca izleyiciye ulaşan MXGP Türkiye, Türkiye’nin uluslararası motor sporları takvimindeki yerini güçlendirirken Afyonkarahisar’ın küresel ölçekte tanıtımına da katkı sundu.</p>

<p><strong>Sporun enerjisi Arabica Coffee deneyimiyle buluştu</strong></p>

<p>Arabica Coffee, MXGP Türkiye ve NG Afyon Motofest kapsamında ziyaretçilerle buluşarak kahve deneyimini organizasyonun dinamik atmosferinin bir parçası haline getirdi. NG Afyon Motofest’in ana sponsoru olarak festivalin enerjisine eşlik eden marka, beş gün boyunca spor tutkunları, festival ziyaretçileri ve kahve severlerle bir araya geldi.</p>

<p>Motor sporlarının yüksek temposu, konserlerin ve müzik etkinliklerinin enerjisi ile festival atmosferi, Arabica Coffee’nin sosyal deneyimi odağına alan marka yaklaşımıyla aynı ortamda buluştu. Ziyaretçiler, yarış heyecanını takip ederken Arabica Coffee’nin sunduğu kahve deneyimiyle festivalin keyfini çıkarma fırsatı yakaladı.</p>

<p>Böylece Arabica Coffee, organizasyona yalnızca sponsorluk desteği sunmakla kalmayarak ziyaretçilerin etkinlik boyunca yaşadığı deneyimin de bir parçası oldu.</p>

<p><strong>MXGP ve Motofest, beş günlük festival atmosferi oluşturdu</strong></p>

<p>MXGP Türkiye ile eş zamanlı olarak düzenlenen NG Afyon Motofest, motor sporlarının yanı sıra çok sayıda etkinliğe de ev sahipliği yaptı. Beş gün boyunca gerçekleştirilen konserler ve farklı aktiviteler, festival alanını gün boyunca ziyaretçilerin buluşma noktalarından biri haline getirdi.</p>

<p>14 konser ve 50’ye yakın etkinliğin gerçekleştirildiği NG Afyon Motofest, motor sporlarını festival kültürüyle bir araya getirerek MXGP Türkiye deneyimini yalnızca yarış pistleriyle sınırlı olmayan kapsamlı bir organizasyona dönüştürdü.</p>

<p>Arabica Coffee de bu atmosferde yer alarak kahve kültürünü spor, müzik ve sosyal yaşamla buluşturduğu etkinlik çalışmalarından birini gerçekleştirdi.</p>

<p><strong>Arabica Coffee, spor ve deneyim odaklı iş birliklerini sürdürüyor</strong></p>

<p><img alt="1788873659 Arabica1" class="detail-photo img-fluid" height="2285" src="https://fuardergisicomtr.teimg.com/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/1788873659-arabica1.jpg" width="3420" /></p>

<p>Arabica Coffee, farklı ilgi alanlarına sahip toplulukları ortak deneyimler etrafında buluşturan etkinlik ve sponsorluk çalışmalarına devam ediyor. Marka, kahve kültürünü yalnızca bir tüketim deneyimi olarak değil, insanların bir araya geldiği, sosyalleştiği ve ortak anılar oluşturduğu yaşam alanlarının bir parçası olarak konumlandırıyor.</p>

<p>MXGP Türkiye ve NG Afyon Motofest iş birliği de bu yaklaşım doğrultusunda Arabica Coffee’nin spor ve festival kültürünün buluştuğu, geniş katılımlı bir organizasyonda ziyaretçilerle doğrudan temas kurmasına olanak sağladı.</p>

<p><i>Arabica Coffee adına organizasyona ilişkin değerlendirmede bulunan <strong>Sertaç Yalçın</strong>, şu ifadeleri kullandı:</i></p>

<p>“Arabica Coffee olarak insanların ortak bir deneyim etrafında buluşmasını sağlayan organizasyonların çok değerli olduğuna inanıyoruz. MXGP Türkiye ve NG Afyon Motofest’in bir parçası olarak sporun heyecanını, müziğin enerjisini ve festival atmosferini aynı ortamda deneyimlemek bizim için oldukça keyifliydi. Binlerce ziyaretçiyle bir araya geldiğimiz bu organizasyonda Arabica Coffee deneyimini farklı bir atmosferde sunma fırsatı bulduk. Organizasyonda emeği geçen tüm paydaşlara, sporculara ve bizimle bu heyecanı paylaşan herkese teşekkür ediyoruz.”</p>

<p>MXGP Türkiye’nin tamamlanmasıyla birlikte Arabica Coffee, beş gün boyunca süren yarış ve festival heyecanına kahve deneyimiyle eşlik ederken, spor ve yaşam kültürünü bir araya getiren etkinliklerdeki marka görünürlüğünü de güçlendirdi.</p>

<p>Arabica Coffee House’un organizasyondaki iletişim ve PR süreçleri MAG PR Solutions tarafından yürütüldü. MAG PR Solutions, marka adına festival sürecini ve organizasyon kapsamındaki iletişim çalışmalarını etkinlik boyunca yakından takip etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>FUAR HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/arabica-coffee-mxgp-turkiye-heyecanini-afyonkarahisarda-yasatti</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 17:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/1788873665-arabica3.jpg" type="image/jpeg" length="40807"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kayseri Kültür Yolu Festivali’nde geleneksel sanatlardan şiire uzanan zengin program]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/kayseri-kultur-yolu-festivalinde-geleneksel-sanatlardan-siire-uzanan-zengin-program</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/kayseri-kultur-yolu-festivalinde-geleneksel-sanatlardan-siire-uzanan-zengin-program" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın düzenlediği Kayseri Kültür Yolu Festivali, üçüncü gününde de sanatın farklı alanlarını bir araya getiren etkinliklerle devam etti. Müzik ve şiirin buluştuğu “Aşk Meydanı” programının yanı sıra dijitalleşme ve yapay zekâ çağında çocukların okuma alışkanlıkları, geleneksel tespih ve deri işçiliği gibi başlıklar da etkinlik programında yer aldı.</strong></p>

<p><strong>Müzik ve şiir “Aşk Meydanı”nda bir araya geldi</strong></p>

<p>Kayseri Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Aşk Meydanı” programında şiir ve müzik sanatseverlerle aynı sahnede buluştu. İnsanların duygu ve düşünce dünyasında müzik ile şiirin taşıdığı anlamın ele alındığı programda, ezgiler ve şiirlerin birlikteliği izleyicilere farklı bir sanat deneyimi yaşattı.</p>

<p><strong>Çocukların okuma alışkanlıkları dijital çağ perspektifinden ele alındı</strong></p>

<p><img alt="1788849479 Kayseri K Y F 3. G N 19" class="detail-photo img-fluid" height="2832" src="https://fuardergisicomtr.teimg.com/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/1788849479-kayseri-k-y-f-3-g-n-19.jpeg" width="4240" /></p>

<p>Kayseri İl Halk Kütüphanesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen “Dijital ve Yapay Zekâ Çağında Çocuklarda Okuma Kültürü” söyleşisine Kayseri İl Halk Kütüphanesi Müdürü Aslıhan Uygun katıldı.</p>

<p>Söyleşide teknolojinin hızla değişen kullanım alışkanlıklarının çocukların okuma kültürü üzerindeki etkileri değerlendirildi. Çocukların kalıcı ve sürdürülebilir bir okuma alışkanlığı kazanmasında öğretmenler ile kütüphaneciler arasındaki iş birliği ve etkileşimin önemine dikkat çekildi.</p>

<p><strong>Tespih yapımının geleneksel teknikleri tanıtıldı</strong></p>

<p><img alt="K A Y S E R İ" class="detail-photo img-fluid" height="912" src="https://fuardergisicomtr.teimg.com/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/k-a-y-s-e-r-i.png" width="1645" /></p>

<p>Kayseri Kale İçi Arkeoloji Müzesi’nde Mustafa Serdar Kalaycıgil’in yürüttüğü Tespih Atölyesi, katılımcılara geleneksel tespih sanatını yakından tanıma fırsatı sundu.</p>

<p>Atölyede kehribar, akik, firuze, lapis ve oniks gibi minerallerin yanı sıra kemik, boynuz, inci, sedef ve çeşitli ağaçların tespih yapımında kullanımına ilişkin bilgiler paylaşıldı. Tespihin imame, nişane ve püskül gibi bölümleri tanıtılırken, oyma ve kakma gibi süsleme yöntemleri de uygulama ve anlatımlarla aktarıldı.</p>

<p><strong>Türk deri işçiliğinin tarihsel yolculuğu anlatıldı</strong></p>

<p>Mesut Coşgun’un Kayseri Kale İçi Arkeoloji Müzesi’nde gerçekleştirdiği Deri Atölyesi’nde ise geleneksel Türk deri işçiliğinin geçmişten günümüze uzanan serüveni ele alındı.</p>

<p>Orta Asya’ya kadar uzanan deri işçiliğinin giyim ve günlük kullanım eşyalarının yanı sıra eyer ve kitap ciltleri gibi farklı alanlarda kullanıldığı aktarıldı. Atölyede ayrıca Osmanlı döneminde önemli bir zanaat dalı haline gelen deri işçiliğinin tarihsel gelişimi ve geleneksel sanatlar içerisindeki yeri hakkında katılımcılara bilgi verildi.</p>

<p>Kayseri Kültür Yolu Festivali, konser, sergi, söyleşi ve atölye gibi farklı etkinliklerle 13 Eylül’e kadar kent sakinlerini ve şehir dışından gelen ziyaretçileri kültür ve sanatla buluşturmayı sürdürecek.</p>

<p><strong>Anadolu’nun dokuma mirası 80 parçalık heybe koleksiyonuyla sergileniyor</strong></p>

<p>Sanat Melikgazi’de ziyaretçilerini ağırlayan “Kültürün Taşınan Hafızası: Heybe Sergisi”, Anadolu’nun farklı bölgelerinde yaşatılan geleneksel dokuma kültüründen örnekleri bir araya getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>70 ile 120 yıl arasında değişen geçmişe sahip 80 parçalık koleksiyonda; Çanakkale, Balıkesir, Manisa, Aydın, Konya, Kayseri’nin Yahyalı ilçesi, Niğde ve Sivas gibi farklı yörelerde üretilen çeyiz, binek, insan ve çocuk heybeleri sergileniyor.</p>

<p>Halı, cicim ve sumak gibi geleneksel dokuma tekniklerinin izlerini taşıyan eserler; yöresel motifleri, doğal boyaları ve çeşitli süsleme detaylarıyla Anadolu’nun zengin dokuma mirasını farklı coğrafyaların örnekleri üzerinden gözler önüne seriyor.</p>

<p>Festival kapsamında gerçekleştirilen etkinliklerin programı ve ayrıntılı bilgilere Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin resmi internet sitesi ile Instagram’daki @turkiye_kulturyolu hesabından ulaşılabiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Festival Haberleri</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/kayseri-kultur-yolu-festivalinde-geleneksel-sanatlardan-siire-uzanan-zengin-program</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 17:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/1788849450-kayseri-k-y-f-3-g-n-2.jpeg" type="image/jpeg" length="40716"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[30,5 milyar dolarlık eklemeli imalat sektörünün buluşmasına geri sayım]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/305-milyar-dolarlik-eklemeli-imalat-sektorunun-bulusmasina-geri-sayim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/305-milyar-dolarlik-eklemeli-imalat-sektorunun-bulusmasina-geri-sayim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Türkiye’de eklemeli imalat, 3D baskı, tasarım ve ileri üretim teknolojilerini bir araya getiren EXPO3D İstanbul için hazırlıklar tamamlanma aşamasına geldi. 17–19 Eylül 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenecek fuarda, Türkiye’den ve dünyadan yenilikçi 3D projeler, ileri teknoloji uygulamaları ve yeni nesil üretim çözümleri sektör profesyonelleriyle buluşacak. 2025 yılında 30,5 milyar dolar büyüklüğe ulaşan küresel eklemeli imalat pazarının 2033’te 169 milyar dolara çıkmasının öngörüldüğü sektörde, EXPO3D İstanbul’un 100’ün üzerinde firmaya, 120’den fazla markaya ve 10 bini aşkın profesyonel ziyaretçiye ev sahipliği yapması bekleniyor.</strong></p>

<p>Savunma ve havacılık sanayisinden otomotive, medikal teknolojilerden farklı endüstriyel alanlara kadar üretim süreçlerini dönüştüren 3D teknolojiler, fuar kapsamında kapsamlı bir şekilde sergilenecek. Türkiye’de geliştirilen öncü projelerin yanı sıra uluslararası ölçekte öne çıkan uygulamalar, yeni nesil üretim sistemleri ve ileri malzeme teknolojileri de ziyaretçilerin karşısına çıkacak.</p>

<p><strong>EXPO3D İstanbul’da 120’den fazla marka yer alacak</strong></p>

<p>Eklemeli imalat ve ileri üretim teknolojileri alanında Türkiye’nin ilk ve tek ihtisas fuarı olma özelliğini taşıyan EXPO3D İstanbul, sektörün farklı alanlarında faaliyet gösteren firmaları aynı platformda buluşturacak. Fuar alanında 3D yazıcı üreticileri, malzeme ve yazılım firmaları, otomasyon çözümleri sunan şirketler, tarama sistemleri geliştiren teknoloji sağlayıcıları ve son işlem teknolojileri alanındaki firmalar ürün ve çözümlerini tanıtacak.</p>

<p>Üç gün sürecek organizasyonda 100’ün üzerinde katılımcı firmanın yanı sıra 120’den fazla markanın yer alması ve fuarın 10 binden fazla profesyonel ziyaretçiyi ağırlaması hedefleniyor.</p>

<p><img alt="1788757262 Expo3 D G1" class="detail-photo img-fluid" height="675" src="https://fuardergisicomtr.teimg.com/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/1788757262-expo3-d-g1.jpeg" width="1200" /></p>

<p><strong>3D baskı, üretimdeki rolünü genişletiyor</strong></p>

<p>EXPO3D İstanbul Fuar Koordinatörü Yıldırım Ünverdi, organizasyonun eklemeli imalat teknolojilerindeki dönüşümü ortaya koyacağını belirtti. Ünverdi, fuarın ziyaretçilere 3D baskının prototip üretiminden seri ve nihai ürün imalatına uzanan gelişimini yakından inceleme fırsatı sunacağını ifade etti.</p>

<p>Eklemeli imalatın artık yalnızca alternatif bir üretim yöntemi olarak değerlendirilmediğine dikkat çeken Ünverdi, teknolojinin tasarım aşamasından parça üretimine, bakım ve onarımdan tedarik zincirine kadar sanayinin farklı süreçlerinde belirleyici hale geldiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Küresel eklemeli imalat pazarının önümüzdeki yıllarda yaklaşık 5,5 kat büyümesinin beklendiğini belirten Ünverdi, Türkiye’nin sahip olduğu güçlü sanayi altyapısı ve mühendislik yetkinliği sayesinde sektörde önemli bir bölgesel üretim ve teknoloji merkezi olabileceğini vurguladı.</p>

<p><strong>Akademi ve sanayi EXPO3D’de bir araya gelecek</strong></p>

<p></p>

<p>Fuar kapsamında düzenlenecek 5. Uluslararası 3D Baskı ve Eklemeli İmalat Konferansı da akademi ile sanayi arasındaki bilgi ve deneyim paylaşımına katkı sağlayacak. Yıldız Teknik Üniversitesi’nin katkılarıyla gerçekleştirilecek konferansta; yeni nesil üretim teknikleri, ileri malzemeler, endüstriyel uygulamalar ve eklemeli imalat teknolojilerindeki son gelişmeler uzman konuşmacılar tarafından değerlendirilecek.</p>

<p>EXPO3D İstanbul, fuar alanındaki teknoloji ve ürün sergilerinin yanı sıra konferans programıyla da eklemeli imalat sektörünün geleceğine ilişkin bilgi ve deneyimlerin paylaşılacağı önemli bir buluşma noktası olmayı hedefliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>FUAR HABERLERİ, ŞİRKET HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/305-milyar-dolarlik-eklemeli-imalat-sektorunun-bulusmasina-geri-sayim</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 17:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/1788757262-expo3-d-g3.jpeg" type="image/jpeg" length="51604"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[1,5 milyar dolarlık ihracat hedefini aşan maden sektörü Taşkent’te yeni fırsatlar arıyor]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/15-milyar-dolarlik-ihracat-hedefini-asan-maden-sektoru-taskentte-yeni-firsatlar-ariyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/15-milyar-dolarlik-ihracat-hedefini-asan-maden-sektoru-taskentte-yeni-firsatlar-ariyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ege Maden İhracatçıları Birliği (EMİB), Türk doğal taş sektörünün uluslararası pazarlardaki gücünü artırmak ve Orta Asya’da hız kazanan büyük ölçekli altyapı yatırımlarından daha fazla pay almak amacıyla Özbekistan’a yönelik ticari temaslarını yoğunlaştırıyor.</strong></p>

<p>Ticaret Bakanlığı koordinasyonunda ve Ege Maden İhracatçıları Birliği organizasyonuyla gerçekleştirilen <strong>“Özbekistan Doğal Taş Sektörel Ticaret Heyeti”</strong>, 7-10 Eylül 2026 tarihleri arasında başkent Taşkent’te düzenleniyor. Heyet kapsamında Türk doğal taş firmalarının Özbekistan’daki yatırım ve proje fırsatlarını yakından değerlendirmesi ve yeni ticari bağlantılar kurması hedefleniyor.</p>

<p><strong><i>Alimoğlu: “2026-2030 stratejik planımızın ilk adımını Özbekistan’da atıyoruz”</i></strong></p>

<p>Ege Maden İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Alimoğlu, Özbekistan’ın son dönemde hız kazanan altyapı yatırımları ve büyük ölçekli projeleriyle Türk doğal taş sektörü açısından önemli bir pazar hâline geldiğini belirtti.</p>

<p>EMİB’in 2026-2030 dönemini kapsayan stratejik planının ilk önemli adımını Özbekistan’da attıklarını ifade eden Alimoğlu, ülkenin sahip olduğu potansiyele dikkat çekti. Alimoğlu, Özbekistan’ın vizyoner projeleri ve güçlü altyapı yatırımlarıyla Türk doğal taş ihracatçıları için önemli fırsatlar sunduğunu belirterek, yeni dönem stratejisinin başlangıcını bu pazarda yaparak uzun vadeli ve kalıcı iş birliklerinin önünü açmayı amaçladıklarını söyledi.</p>

<p><strong>EMİB, 1,5 milyar dolarlık hedefini beş ay erken yakaladı</strong></p>

<p><img alt="1788847630 1780408741 1773234604 026 A9259" class="detail-photo img-fluid" height="1365" src="https://fuardergisicomtr.teimg.com/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/1788847630-1780408741-1773234604-026-a9259.jpg" width="2048" /></p>

<p>Ege Maden İhracatçıları Birliği, ihracat performansındaki yükselişini 2026 yılında da sürdürüyor. Birliğin son 12 aylık ihracatı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11 artış göstererek <strong>1 milyar 519 milyon dolara</strong> ulaştı.</p>

<p>Böylece EMİB’in 2026 yılı sonu için belirlediği 1,5 milyar dolarlık ihracat hedefi, yılın bitmesine beş ay kala aşılmış oldu. Ağustos ayında da güçlü bir ihracat performansı sergileyen birlik, geçen yılın aynı ayına kıyasla ihracatını yüzde 38 artırarak <strong>148 milyon dolara</strong> taşıdı.</p>

<p>EMİB, Özbekistan’a yönelik sektörel ticaret heyetiyle birlikte bu ivmeyi Orta Asya pazarına da yansıtmayı ve bölgedeki ticari varlığını güçlendirmeyi hedefliyor.</p>

<p><strong>Yangi Tashkent projesi Türk doğal taşına yeni kapılar açıyor</strong></p>

<p><img alt="1788847654 Whats App Image 2026 09 08 At 08.35.52" class="detail-photo img-fluid" height="2048" src="https://fuardergisicomtr.teimg.com/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/1788847654-whats-app-image-2026-09-08-at-083552.jpg" width="1638" /></p>

<p>Özbekistan, son yıllarda uygulamaya alınan ekonomik reformlar, artan altyapı yatırımları ve kapsamlı kentsel dönüşüm çalışmaları sayesinde Orta Asya’nın öne çıkan yatırım merkezlerinden biri hâline geliyor. Bu dönüşüm, Türk doğal taş üreticileri açısından da yeni ihracat fırsatları yaratıyor.</p>

<p>Başkent Taşkent’in gelecekteki görünümünü önemli ölçüde değiştirmesi beklenen <strong>“Yangi Tashkent” (Yeni Taşkent)</strong> projesi, sektör açısından özellikle dikkat çekiyor. Yaklaşık 20 bin hektarlık alanda geliştirilen mega proje kapsamında kamu yapıları, iş merkezleri, oteller, kültür tesisleri ve nitelikli konut alanlarının hayata geçirilmesi planlanıyor.</p>

<p>Bunun yanı sıra Özbekistan genelinde sürdürülen imar ve altyapı projeleri de mermer, traverten, granit ve işlenmiş dekoratif taş ürünlerine yönelik talebi artırma potansiyeli taşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türk doğal taşının yüksek estetik değeri, geniş ürün yelpazesi ve farklı mimari projelere uyum sağlayabilmesi, Türk firmalarının Özbekistan pazarındaki rekabet gücünü destekleyen unsurlar arasında yer alıyor. Türkiye’nin Özbekistan’a yönelik lojistik avantajları da firmaların bölgedeki projelere erişimini kolaylaştırabilecek önemli bir faktör olarak öne çıkıyor.</p>

<p><strong>15 Türk doğal taş firması Taşkent’te ikili görüşmeler gerçekleştirecek</strong></p>

<p>Özbekistan Sektörel Ticaret Heyeti kapsamında Ege Maden İhracatçıları Birliği üyesi <strong>15 doğal taş firması</strong>, Özbekistan’dan karar vericiler, iş dünyası temsilcileri, mimarlar ve ana yüklenici inşaat firmalarıyla ikili iş görüşmeleri yapacak.</p>

<p>Türk firmalarının görüşmelerde, başta Yangi Tashkent projesi olmak üzere ülkede devam eden stratejik yatırımların tedarik süreçlerinde yer alabilmek için yeni bağlantılar kurması amaçlanıyor. Heyet aracılığıyla aynı zamanda Orta Asya pazarında sürdürülebilir ve uzun vadeli ticari ortaklıkların geliştirilmesi hedefleniyor.</p>

<p><strong>Heyette yer alan firmalar</strong></p>

<ul>
 <li>
 <p><i>Alimoğlu Madencilik San. Tic. A.Ş.</i></p>
 </li>
 <li><i>Alimoğlu Mermer Granit San. Tic. A.Ş.</i></li>
 <li><i>Artistik İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.</i></li>
 <li><i>Dimer Mermer İnş. San. ve Tic. A.Ş.</i></li>
 <li><i>DN Mermer A.Ş.</i></li>
 <li><i>D-Stil Mermer Dış Ticaret İç Mimarlık San. ve Tic. Ltd. Şti.</i></li>
 <li><i>Esmer Mermer San. ve Tic. A.Ş.</i></li>
 <li><i>Fimar Mermer Madencilik İnş. Akaryakıt Turizm Tar. Ser. Hayv. Gıda Ür. Tic. San. A.Ş.</i></li>
 <li><i>Haz Mermer San. ve Tic. A.Ş.</i></li>
 <li><i>Mavideniz İth. İhr. Paz. Tic. A.Ş.</i></li>
 <li><i>Megamer Proje Mermer Mad. Dek. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.</i></li>
 <li><i>Sayın Prefabrik İnş. San. ve Tic. A.Ş.</i></li>
 <li><i>Şentaş Marble Madencilik San. ve Tic. A.Ş.</i></li>
 <li><i>Topraktan Mermer Maden Granit İnş. Tur. İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti.</i></li>
 <li><i>Uğur Mermer San. Tic. Ltd. Şti.</i></li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/15-milyar-dolarlik-ihracat-hedefini-asan-maden-sektoru-taskentte-yeni-firsatlar-ariyor</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 17:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/1788847617-1768822710-026-a9689.jpg" type="image/jpeg" length="51319"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bursa Turizm Zirvesi “Yerel Kalkınma” Temasıyla Başladı]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/bursa-turizm-zirvesi-yerel-kalkinma-temasiyla-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/bursa-turizm-zirvesi-yerel-kalkinma-temasiyla-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) ile Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) iş birliğinde düzenlenen 5’inci Bursa Turizm Zirvesi, “Yerel Kalkınma” temasıyla başladı. Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde (AKKM) gerçekleştirilen zirve; kamu kurumlarını, yerel yönetimleri, turizm sektörünün temsilcilerini ve akademisyenleri bir araya getirdi.</strong></p>

<p>Zirvenin açılış törenine Bursa Vali Yardımcısı Rıza Gençoğlu, BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, TÜRSAB Yönetim Kurulu Başkanı Firuz Bağlıkaya, Düzce Belediye Başkanı Faruk Özlü, Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Hilmi Güler, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Numan Çakır, TÜRSAB Başkan Yardımcısı ve BTSO Turizm Konseyi Başkanı Hasan Eker ile çok sayıda sektör temsilcisi katıldı.</p>

<p>Açılışta konuşan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Bursa’nın sahip olduğu turizm potansiyelinin daha yüksek ekonomik değere dönüştürülmesi gerektiğini söyledi. Kentin tarihi ve kültürel mirasının, doğal zenginliklerinin ve güçlü üretim altyapısının girişimcilik vizyonuyla desteklenmesinin önemine dikkat çeken Burkay, Bursa’nın bu alanda önemli avantajlara sahip olduğunu ifade etti.</p>

<p>Osmanlı’ya başkentlik yapan köklü tarihi, Uludağ’dan denize uzanan doğal güzellikleri ve güçlü ekonomik yapısıyla Bursa’nın çok yönlü bir potansiyel taşıdığını belirten Burkay, doğru projeler ve stratejilerle bu değerlerin kent ekonomisine çok daha fazla katkı sağlayabileceğini söyledi. BTSO olarak uzun yıllardır turizm alanında kapsamlı çalışmalar yürüttüklerini dile getirdi.</p>

<p><img alt="Btso Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay (2) 2" class="detail-photo img-fluid" height="1365" src="https://fuardergisicomtr.teimg.com/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/btso-yonetim-kurulu-baskani-ibrahim-burkay-2-2.jpg" width="2048" /></p>

<p><i><strong>“Bursa fuar ve kongre turizminde merkez olmalı”</strong></i></p>

<p>Bursa’nın yaklaşık 20 milyar dolarlık ihracatı ve 16 milyar dolarlık ithalatıyla toplam 36 milyar dolarlık dış ticaret hacmine sahip olduğuna dikkat çeken Burkay, kentin güçlü ekonomik yapısının turizm açısından da önemli fırsatlar sunduğunu kaydetti.</p>

<p>Sanayi, üretim ve ticarette güçlü şehirlerin dünyadaki örneklerine bakıldığında fuar ve kongre turizminin önemli bir ekonomik değer oluşturduğunu belirten Burkay, Bursa’nın da bu alanda merkez şehirlerden biri haline gelmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>BTSO olarak Bursa’da 20’nin üzerinde uluslararası nitelikte fuar düzenlediklerini hatırlatan Burkay, bu organizasyonlar sayesinde binlerce yabancı alıcı ve profesyonel ziyaretçinin kente geldiğini söyledi.</p>

<p>“Bu ziyaretçiler, klasik turist profiline göre çok daha yüksek harcama kapasitesine sahip. Dolayısıyla fuar ve kongre faaliyetleri, şehrin hizmet sektörüne ve ekonomik hareketliliğine doğrudan katkı sağlıyor” diyen Burkay, fuar ve kongre turizminin Bursa için stratejik bir gelişim alanı olduğunu ifade etti.</p>

<p><img alt="1 (1) 2" class="detail-photo img-fluid" height="1191" src="https://fuardergisicomtr.teimg.com/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/1-1-2.jpg" width="2048" /></p>

<p><i><strong>“Asıl hedef turistin Bursa’da daha uzun kalmasını sağlamak”</strong></i></p>

<p>Bursa’nın turist çekme konusunda önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirten Burkay, esas üzerinde durulması gereken konunun ziyaretçilerin kentteki konaklama sürelerini artırmak olduğunu söyledi.</p>

<p>“Bursa’nın turisti şehre getirme konusunda büyük bir problemi yok. Asıl üzerinde durmamız gereken konu, gelen turistin Bursa’da daha uzun süre konaklamasını sağlayabilmek” diyen Burkay, Turizm Konseyi ve sektör temsilcilerinin bu konuda yoğun çalışmalar yürüttüğünü kaydetti.</p>

<p>Burkay, hedeflerinin Bursa turizmini daha sürdürülebilir bir yapıya kavuşturmak ve kentin hem Türkiye hem de dünya turizminden hak ettiği payı almasını sağlamak olduğunu ifade etti.</p>

<p><i><strong>“Bir şehrin güçlü bir kimliği ve anlatısı olmalı”</strong></i></p>

<p>Turizmin, şehirlerin uluslararası itibarı açısından da büyük önem taşıdığına işaret eden İbrahim Burkay, Bursa’nın kendisini dünyaya doğru anlatan güçlü bir kent kimliği oluşturması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Burkay, “Turizmi bir ülkenin ve bir şehrin itibarı olarak görüyorum. Nasıl evimize gelen misafiri en iyi şekilde ağırlamak istiyorsak, şehirlerimizin de ziyaretçilerine kendilerini doğru ifade edebilmesi gerekiyor. Bir şehrin güçlü bir kimliği, dili ve anlatısı olmalı” dedi.</p>

<p>Bursa’nın bu konuda önemli bir birikime ve güçlü bir kurumsal akla sahip olduğunu belirten Burkay, kentin turizmde de hak ettiği noktaya kısa sürede ulaşacağına inandığını söyledi.</p>

<p><strong><i>Bağlıkaya: “Turizmi yerel kalkınmayla tüm yurda yaymalıyız”</i></strong></p>

<p>TÜRSAB Yönetim Kurulu Başkanı Firuz Bağlıkaya ise turizm hareketliliğinin yalnızca kıyı bölgelerinde yoğunlaşmaması gerektiğini belirterek, her kentin kendi özgün değerleri üzerinden kalkındığı bir turizm modeline ihtiyaç duyulduğunu söyledi.</p>

<p>Bursa’nın tarihi geçmişi, termal kaynakları, kış turizmi ve gastronomi kültürüyle Türkiye’nin önemli destinasyonlarından biri olduğunu ifade eden Bağlıkaya, bu potansiyelin istenilen seviyede ekonomik değere dönüşebilmesi için doğru bir destinasyon yönetimi ve etkili bir pazarlama stratejisinin gerekli olduğunu kaydetti.</p>

<p>Seyahat acentalarının destinasyonların gelişiminde önemli bir rol üstlendiğini vurgulayan Bağlıkaya, yerel dinamikler ile sektör temsilcilerinin uyum içinde çalışmasının önemine dikkat çekti.</p>

<p>BTSO ile sürdürülen iş birliğine de değinen Bağlıkaya, “BTSO ile sergilediğimiz bu güçlü ortak aklın Bursa’mızın ulusal ve uluslararası pazardaki payını çok daha yukarı taşıyacağına inanıyorum” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="3 2" class="detail-photo img-fluid" height="1365" src="https://fuardergisicomtr.teimg.com/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/3-2.jpg" width="2048" /></p>

<p><i><strong>“Bursa turizmini tek çatı altında buluşturduk”</strong></i></p>

<p>TÜRSAB Başkan Yardımcısı ve BTSO Turizm Konseyi Başkanı Hasan Eker de seyahat acentalarının turizm sektöründeki sürükleyici rolüne dikkat çekerek Bursa’da yaklaşık 350 acentanın faaliyet gösterdiğini söyledi.</p>

<p>Bursa Turizm Platformu ile sağlanan birlikteliğin önemini vurgulayan Eker, Bursa’nın çok yönlü bir turizm potansiyeline sahip olduğunu ancak bu potansiyelin katma değere dönüştürülebilmesi için güçlü bir destinasyon yönetimine, ortak akla ve etkili bir tanıtım stratejisine ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.</p>

<p>Daha önce gerçekleştirilen zirvelerde sektörün birçok sorununa çözüm üretilmesine katkı sağlandığını belirten Eker, bu yılki zirvenin de Bursa ve Türkiye turizmine somut katkılar sunmasını temenni etti.</p>

<p><i><strong>Gençoğlu: “Kamu ve özel sektör iş birliği şart”</strong></i></p>

<p>Bursa Vali Yardımcısı Rıza Gençoğlu, Bursa’nın köklü tarihi ve UNESCO tescilli kültürel değerlerinin korunmasının yanı sıra turizm standartlarının uluslararası seviyeye taşınmasının öncelikli hedefler arasında yer aldığını söyledi.</p>

<p>Yerel turizmin gelişiminde kurumlar arası koordinasyonun büyük önem taşıdığını ifade eden Gençoğlu, sürdürülebilir başarının kamu kurumları, yerel yönetimler ve özel sektörün güçlü bir iş birliği içinde hareket etmesiyle mümkün olacağını belirtti.</p>

<p>BTSO ve TÜRSAB ortaklığında gerçekleştirilen zirvenin Bursa’nın ortak turizm vizyonunu güçlendirmesi açısından önemli bir buluşma olduğunu kaydetti.</p>

<p><i><strong>“Sektörün yanındayız”</strong></i></p>

<p>Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Numan Çakır ise UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan değerleriyle Bursa’nın dünya ölçeğinde önemli bir cazibe merkezi olduğunu söyledi.</p>

<p>Yerel yönetimlerin sorumluluğunun kültürel mirası korumanın yanı sıra kentin turizm altyapısını güçlendirmek olduğunu belirten Çakır, ulaşım ve çevre yatırımlarından tarihi yapıların ihyasına, kırsal turizmden tanıtım projelerine kadar birçok alanda sektörün yanında olduklarını ifade etti.</p>

<p>Çakır, BTSO, TÜRSAB ve sivil toplum kuruluşlarıyla yürütülen koordinasyonun Bursa turizminin gelişimi açısından büyük önem taşıdığını kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Turizmin yol haritası zirvede ele alınıyor</strong></p>

<p>Açılış konuşmalarının ardından zirve kapsamında düzenlenen oturumlara geçildi. “Yerel Turizm Kalkınması” temasıyla gerçekleştirilen ilk oturumun moderatörlüğünü Gazeteci Gaffar Yakınca üstlendi.</p>

<p>Oturuma BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, TÜRSAB Yönetim Kurulu Başkanı Firuz Bağlıkaya ve Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği Başkanı Oya Narin katıldı.</p>

<p>8-9 Eylül 2026 tarihlerinde iki gün boyunca Merinos AKKM’de devam eden 5’inci Bursa Turizm Zirvesi kapsamında ayrıca “Yerel Yönetimler”, “Avrupa’da Destinasyon Yönetimi”, “Yerel Kalkınmada Sektör Görüşleri”, “Destinasyon Pazarlaması” ve “Turizm Altyapısının Önemi” başlıklı oturumlar gerçekleştiriliyor.</p>

<p>Zirve, sektör temsilcilerinin katılımıyla düzenlenecek kapanış oturumunun ardından sona erecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/bursa-turizm-zirvesi-yerel-kalkinma-temasiyla-basladi</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 17:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/4-2.jpg" type="image/jpeg" length="67107"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TGSD’den sanayisizleşme riskine karşı yeni ve bütünleşik sanayi politikası çağrısı]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/tgsdden-sanayisizlesme-riskine-karsi-yeni-ve-butunlesik-sanayi-politikasi-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/tgsdden-sanayisizlesme-riskine-karsi-yeni-ve-butunlesik-sanayi-politikasi-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD), hazır giyim ve tekstil sektörlerinde son yıllarda yaşanan daralmanın Türk sanayisi açısından önemli bir uyarı niteliği taşıdığına dikkat çekerek, sanayisizleşme riskine karşı yeni ve bütünleşik bir sanayi politikası oluşturulması çağrısında bulundu.</strong></p>

<p>2022-2026 Haziran döneminde hazır giyim ve tekstil sektörlerinde 364 bin kişilik istihdamın ve 10 bin 497 işletmenin kaybedildiğini belirten TGSD Müşterek Başkanı Toygar Narbay, Türk ihracatçısının küresel rekabette eşit şartlarda yarışmadığını vurguladı. Narbay, mevcut ekonomik modelin üretim gücünü zayıflattığını belirterek üretim, istihdam, teknoloji, finansman ve marka politikalarını ortak bir hedef doğrultusunda bir araya getirecek kapsamlı bir sanayi politikasına ihtiyaç duyulduğunu söyledi.</p>

<p>Narbay, TGSD tarafından hazırlanan politika önerileri doğrultusunda kısa, orta ve uzun vadeyi kapsayan üç aşamalı bir yol haritası da ortaya koyduklarını ifade etti.</p>

<p>Yarım asırlık birikimiyle Türkiye hazır giyim sektörünün gelişimine katkı sağlayan <strong>Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD)</strong>, sektörün mevcut görünümünü ve Türk sanayisinin geleceğine ilişkin politika önerilerini düzenlediği basın toplantısında kamuoyuyla paylaştı.</p>

<p>TGSD Müşterek Başkanları Toygar Narbay ve Dr. Ümit Özüren'in katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, Cumhurbaşkanlığı, ilgili bakanlıklar, milletvekilleri ve siyasi parti temsilcilerine de sunulan Uzgörü 2050 ve Stratejik Yol Haritası ile sektörel analizlerin ortaya koyduğu sonuçlar değerlendirildi.</p>

<p><i><strong>“Bizim yüzde 13,6, rakiplerimizin ise yüzde 3,6 FAVÖK üretmesi gerekiyor”</strong></i></p>

<p>Jeopolitik ve ekonomik gelişmelerin Türk sanayicisini küresel rakiplerine kıyasla daha dezavantajlı bir noktaya taşıdığını belirten Toygar Narbay, Türkiye'de üretim yapan şirketlerin sermayelerini koruyabilmek için çok daha yüksek kârlılık üretmek zorunda kaldığını söyledi.</p>

<p>Narbay, “Bugün Türkiye'de bir sanayicinin yalnızca sermayesini koruyabilmesi için yüzde 13,6 FAVÖK üretmesi gerekiyor. Düşük enflasyon ve faiz ortamında faaliyet gösteren küresel rakiplerimizde ise bu oran yüzde 3,6 seviyesinde bulunuyor. Aradaki 10 puanlık fark nedeniyle Türk ihracatçısı her sabah yarışa geriden başlıyor. Bu durum yalnızca hazır giyim ve tekstil sektörüne özgü değil, tüm ihracatçılarımız için geçerli” dedi.</p>

<p><i><strong>“Hazır giyim ve tekstildeki kırılma, sanayinin geleceğine ilişkin riskleri gösteriyor”</strong></i></p>

<p>Hazır giyim ve tekstil sektörlerinin, sanayideki yapısal sorunları diğer sektörlerden önce ve daha güçlü biçimde yansıtan alanlar arasında bulunduğunu ifade eden Narbay, son yıllardaki istihdam ve işletme kayıplarının dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Narbay, “2022 yılında ihracatta ulaştığımız zirvenin ardından 2026 Haziran'a kadar geçen dönemde hazır giyim ve tekstilde 364 bin kişilik istihdamı ve 10 bin 497 işletmeyi kaybettik. Büyük işletmeler küçülürken üretim ölçeğimiz, yetişmiş insan kaynağımız ve tedarik zincirimiz de zayıfladı. Hazır giyim ve tekstilde yaşanan bu kırılma, önümüzdeki dönemde diğer sanayi kollarının da karşılaşabileceği ölçek, verimlilik ve insan kaynağı sorunlarına işaret ediyor” diye konuştu.</p>

<p>Bu nedenle ortaya çıkan tablonun sanayisizleşme riskine karşı ciddi bir uyarı olarak görülmesi gerektiğini vurgulayan Narbay, üretim, ihracat, istihdam, finansman, teknoloji ve marka politikalarının aynı hedef doğrultusunda şekillendirileceği yeni bir sanayi politikasına ihtiyaç bulunduğunu ifade etti.</p>

<p><strong><i>“138 maddelik çerçeveyi sunduk, şimdi ıslıklı oka ihtiyaç var”</i></strong></p>

<p>Yeni sanayi politikasında yalnızca destek miktarının değil, kullanılan kaynakların ortaya çıkardığı sonucun da önem taşıdığını belirten Narbay, mevcut destek mekanizmalarının farklı kurumlar ve öncelikler arasında dağınık bir yapıda bulunduğunu söyledi.</p>

<p>Narbay, “Bugün tekstil ve hazır giyime yönelik desteklerin her biri belirli bir ihtiyaca karşılık veriyor ancak kaynaklar farklı kurumlarda ve farklı önceliklerle kullanılıyor. TGSD olarak yürürlükte bulunan tüm devlet yardımlarını tek tek inceledik. Mevcut 86 teşvik kaleminden iki maddeyi çıkardık, kalan 84 maddeyi sektörün ihtiyaçlarına göre yeniden tasarladık. Buna ek olarak mevcut sistemde karşılığı bulunmayan 54 yeni politika aracı geliştirdik” dedi.</p>

<p>Bu çalışmalar sonucunda toplam 138 maddelik bütünleşik bir sektörel çerçeve oluşturduklarını belirten Narbay, hazırlanan çalışmanın Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı Devlet Yardımları Genel Müdürlüğü'ne sunulduğunu söyledi.</p>

<p>Narbay, “Talebimiz, bu çerçevenin tek merkezden yönetildiği ve bir bütün olarak uygulandığı bir yapının kurulması. Ölçülebilir, izlenebilir ve performansa dayalı bir sistemle kamu kaynaklarının üretim üzerindeki etkisini artırabiliriz. Aslında oklarımız var, şimdi hepsini aynı hedefe yöneltecek bir ‘ıslıklı ok’a ihtiyaç duyuyoruz” ifadelerini kullandı.</p>

<p><i><strong>“Yeni OVP’deki rakamlar sanayisizleşme eğilimini doğruluyor”</strong></i></p>

<p>Sanayisizleşme riskine yönelik değerlendirmelerin yalnızca sektörün tespitlerinden ibaret olmadığını belirten Narbay, 6 Eylül'de yayımlanan 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program'daki verilerin de bu eğilime işaret ettiğini söyledi.</p>

<p>Narbay, “Mal ihracatımızın milli gelire oranı yeni OVP'de 2025 yılı için yüzde 17,1 iken 2029'da yüzde 14,2'ye geriliyor. Yani ekonomi büyürken mal ihracatının ekonomi içindeki payı küçülüyor. Dahası, önceki programda 2028 için yüzde 16,4'lük bir oran öngörülürken yeni programda aynı yıl için beklenti yüzde 14,5'e indirilmiş durumda. Bir yıl içinde beklentinin 1,9 puan aşağı çekilmesi, işaret ettiğimiz eğilimin resmi projeksiyonlara da yansıdığını gösteriyor” dedi.</p>

<p><i><strong>“Hazır giyim ve tekstil stratejik sektörler arasında değerlendirilmelidir”</strong></i></p>

<p>Orta Vadeli Program'da hazır giyim ve tekstil sektörlerine özel olarak yer verilmesini ve KOBİ destekleri ile istihdamı korumaya yönelik araçların programda bulunmasını olumlu karşıladıklarını belirten Narbay, sektörlerin yalnızca “emek yoğun sektörler” başlığı altında değerlendirilmesinin yeterli olmadığını ifade etti.</p>

<p>Narbay, “Programda stratejik sektörler savunma, sağlık, yarı iletkenler ve yapay zekâ gibi alanlarla tanımlanıyor. Oysa hazır giyim, kilogram başına 16,2 dolarlık birim değeriyle Türkiye'nin en yüksek birim değerli ihracat kalemleri arasında üçüncü sırada bulunuyor. Tekstil ile birlikte sağladığı 14 milyar dolarlık dış ticaret fazlası sayesinde cari açığın kapatılmasına en yüksek katkıyı sunan imalat sektörlerinden biri konumunda” dedi.</p>

<p>Teknik tekstil, akıllı tekstil ve kompozit malzemelerin savunma ve ileri malzeme teknolojileri açısından doğrudan girdi sağladığına dikkat çeken Narbay, hazır giyim ve tekstil sektörlerinin OVP'de “emek yoğun sektörler” tanımının yanı sıra “stratejik sektörler” arasında da yer alması gerektiğini söyledi.</p>

<p><i><strong>“Yanlış oyunda 18'inci, doğru oyunda birinciyiz”</strong></i></p>

<p>Türkiye'nin rekabet stratejisinin yalnızca maliyet ve işçilik üzerinden şekillendirilmemesi gerektiğini ifade eden Narbay, TGSD'nin 23 üretici ülkeyi karşılaştırdığı Küresel Rekabetçilik Matriksi'nin Türkiye'nin güçlü yönlerini açık biçimde ortaya koyduğunu söyledi.</p>

<p>Narbay, “Türkiye, işçilik ve maliyet ağırlıklı sıralamada 18'inci sırada bulunuyor. Ancak lojistik erişim, iş gücü yetkinliği, verimlilik, dikey entegrasyon, altyapı ve üretim kabiliyetinin dikkate alındığı Değer ve Erişim Endeksi'nde ilk sıraya yükseliyor. Yani yanlış oyunda 18'inci, doğru oyunda birinciyiz” diye konuştu.</p>

<p><i><strong>“Taleplerimiz kısmen karşılık buluyor”</strong></i></p>

<p>TGSD'nin yaklaşık bir buçuk yıl önce gündeme getirdiği bazı önerilerin bu yıl uygulamaya yansımaya başladığını belirten Narbay, büyük işletmelerin çalışan başına 3 bin 500 TL'lik istihdam desteği kapsamına alınmasının ve desteğin 2027-2028 döneminde de sürdürülmesine yönelik düzenlemenin Meclis'e sunulmasının önemli olduğunu söyledi.</p>

<p>Kur dönüşüm desteğinde de Ekim ayından itibaren katma değer ve net ihracat esaslı yeni bir sisteme geçileceğini hatırlatan Narbay, atılan adımlar nedeniyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a ve ilgili bakanlıklara teşekkür etti.</p>

<p><i>Narbay, sektörün diğer beklentilerini ise şöyle sıraladı:</i></p>

<p>“Net ihracata verilen kur dönüşüm desteğinin yüzde 10'a çıkarılarak üç yıl süreyle uygulanmasını, istihdam desteğinin bölgesel gelişmişlik düzeyine göre 3 bin 500 TL'den başlayarak altıncı bölgede 6 bin TL'ye ulaşacak şekilde kademelendirilmesini öneriyoruz. Reeskont faizlerinin politika faizinin yüzde 50'sine sabitlenmesi, faiz tahsilatının vade sonunda yapılması, teminat yapısının Kredi Garanti Fonu ile güçlendirilmesi ve Eximbank kredi/ihracat oranının 2018 yılındaki yüzde 16,5 seviyesine çıkarılması da finansman alanındaki beklentilerimiz arasında yer alıyor. Bu adımların birbirinden bağımsız değil, bir bütün halinde uygulanmasını istiyoruz.”</p>

<p><i><strong>“KOSGEB’in yanında BİGEB de kurulmalı”</strong></i></p>

<p>Türkiye'nin küresel rekabet avantajının hız, pazara yakınlık, güvenilirlik, esneklik ve iplikten hazır ürüne kadar uzanan bütünleşik üretim yapısından kaynaklandığını belirten Narbay, küresel talebin hem coğrafi hem de ürün bazında yeniden şekillendiğini söyledi.</p>

<p>Narbay, “Batı pazarında orta segment daralırken MENA, Afrika, Orta Asya ve Hindistan gibi yeni büyüme alanları öne çıkıyor. Bu coğrafyalarda rekabetin yoğunluğu nedeniyle yalnızca üretici kimliğiyle var olmak yeterli değil. Markalarımızla da güçlü bir şekilde yer almamız gerekiyor. Yeni rekabet modelimizi, üretim hacmini koruyarak ve artırarak daha değerli ve nitelikli üretime geçiş hedefi üzerine kurmalıyız” dedi.</p>

<p>Değer odaklı dönüşümün işletme ölçeğiyle doğrudan ilişkili olduğunu ifade eden Narbay, sektör işletmelerinin yalnızca yüzde 0,6'sının 250 ve üzeri çalışana sahip olmasına rağmen son üç yıldaki istihdam kaybının yaklaşık yüzde 42'sinin bu işletmelerde yaşandığını söyledi.</p>

<p>Narbay, küçük işletmelerin büyümesini desteklemenin yanı sıra büyük işletmelerin ulaştığı üretim ölçeğinin de korunması gerektiğini belirterek, “Bu nedenle KOSGEB'in yanında Büyük İşletmeleri Geliştirme Başkanlığı'nın, yani BİGEB'in kurulmasını öneriyoruz” diye konuştu.</p>

<p><i><strong>“Çevre ülkelerde üretim havzaları kurarak ticareti büyütebiliriz”</strong></i></p>

<p>Suriye, Kuzey Irak ve Azerbaycan hattında Türk sermayesi ve yönetimiyle üretim havzaları oluşturulmasının önemine dikkat çeken Narbay, bu modelin hem maliyet duyarlı siparişlerin alınmasına hem de Türkiye'deki üretim kapasitesinin daha etkin kullanılmasına katkı sağlayacağını söyledi.</p>

<p>Narbay, “Bu sayede maliyet duyarlı siparişleri alarak hem atıl makine parkını yeniden değerlendirebilir hem de içerideki tekstil ve yan sanayi kapasitesini doldurarak maliyetleri aşağı çekebiliriz. Yalnızca Suriye'de orta vadede 250 bin kişilik istihdam ve yıllık 5 milyar dolarlık ihracat kapasitesi öngörüyoruz” dedi.</p>

<p>Tasarım, Ar-Ge, teknik üretim ve marka yönetiminin Türkiye'de güçlendirilmesi gerektiğini belirten Narbay, Doğu'da kurulacak Özel Endüstri ve Ticaret Serbest Bölgesi aracılığıyla çevre ülkelerle ticaretin geliştirilebileceğini ifade etti.</p>

<p>Narbay ayrıca, Kamu Alımları Anlaşması kapsamında teknik tekstil, koruyucu giyim ve kurumsal kıyafet alanındaki kapasitenin uluslararası pazarlara taşınabileceğini belirterek, toplam büyüklüğü yaklaşık 1,7 trilyon dolar olan kamu alımı pazarının 50 ila 100 milyar dolarlık hazır giyim ve tekstil bölümüne erişim sağlanabileceğini söyledi.</p>

<p><i><strong>“Sanayinin 15 yıllık insan kaynağı bugünden hazırlanmalı”</strong></i></p>

<p>Sanayideki ölçek kaybının insan kaynağı sorunundan bağımsız düşünülemeyeceğini belirten Narbay, Türkiye'nin çalışma çağındaki nüfusunun büyüklüğüne rağmen iş gücüne katılımın istenilen seviyede olmadığını söyledi.</p>

<p>Çalışma çağında 66,4 milyon kişi bulunmasına rağmen iş gücüne katılan nüfusun 32,6 milyon seviyesinde olduğunu belirten Narbay, bu sayının 50 milyon seviyesine ulaşması gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Narbay, “Nüfus artışı yavaşlarken gençlerin önemli bir bölümü sanayiyi tercih etmiyor. Bunun yanında yapay zekâ, önümüzdeki 10-15 yıl içerisinde hizmetler ve ofis işlerinde önemli bir dönüşüm yaratacak. Bu alanlarda işi değişen çalışanların üretime geçebilmesi için teknik eğitim, saha deneyimi ve üretim kültürüne ihtiyaç var. Önümüzdeki 15 yılın üretim kadrolarını bugünden hazırlamalıyız” dedi.</p>

<p><i><strong>“Öngörü yapmanın bu kadar zor olduğu başka bir dönem olmadı”</strong></i></p>

<p>Toygar Narbay, toplantıda hazır giyim sektörünün güncel görünümünü de değerlendirdi. Sektörün 2025 yılını ihracat ve pazar payı kaybıyla tamamladığını hatırlatan Narbay, 2026 yılı için daha önce öngördükleri stabilizasyon sürecinin yılın ilk aylarında verilere yansıdığını söyledi.</p>

<p>Narbay, ana pazarlardaki ithalatın yüzde 10'a varan oranlarda daralmasına rağmen hazır giyim ihracatındaki kaybın yılın ilk yarısında yüzde 1,6 ile sınırlı kaldığını belirterek, bunun son üç yılın en güçlü ilk yarı performansına işaret ettiğini söyledi.</p>

<p>Temmuz ayında yüzde 0,2 artışla toparlanan ihracatın Ağustos ayında yüzde 6,9 gerilediğini ifade eden Narbay, tek bir aylık veriye bakarak genel eğilim hakkında karar verilmemesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Narbay, “Sekiz aylık kaybımız yüzde 2,2 ve toplam hazır giyim ihracatımız 10,97 milyar dolar oldu. Ocak-Ağustos dönemi son dört yılın en iyi sekiz ayı. Aynı dönemde AB'nin hazır giyim ithalatı yüzde 9,5, ABD'nin ithalatı ise yüzde 8,2 gerilerken bizim kaybımızı yüzde 2,2 seviyesinde tutabilmemiz pazar çeşitlendirmesinin sonuç verdiğini gösteriyor” dedi.</p>

<p>İhracatın üçte ikisini oluşturan Avrupa Birliği ve Birleşik Krallık pazarlarında yaşanan kayıpların Orta Doğu, Kuzey Amerika, BDT ve Rusya'daki artışlarla büyük ölçüde telafi edildiğini belirten Narbay, tekstil sektöründe ise daha olumlu bir tablo bulunduğunu söyledi.</p>

<p>Narbay, “Tekstil ihracatımız aynı dönemde yüzde 1,1 artarak 6,32 milyar dolara ulaştı. Kuzey Amerika'ya tekstil ihracatımız yüzde 19,5 arttı. Ancak bu veriler, rekabet gücümüzdeki yapısal sorunların ortadan kalktığı anlamına gelmiyor” değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>TGSD'nin çalışmasına göre 2020-2026 döneminde asgari ücretin 11,2 kat, TÜFE'nin yaklaşık 9 kat, döviz kurunun ise 6,5 kat arttığını belirten Narbay, yüksek faiz ve baskılanan kurun hem alım gücü hem de sanayicinin rekabet gücü üzerinde olumsuz etkiler yarattığını ifade etti.</p>

<p>Konkordato başvurularının yılın ilk sekiz ayında yüzde 28 azalmasına rağmen mühlet alan şirketlerin ölçeğinin büyüdüğüne dikkat çeken Narbay, kayıpların yavaşlamasına karşın bütüncül desteklerin hayata geçirilmemesi nedeniyle kalıcı bir toparlanmanın henüz sağlanamadığını söyledi.</p>

<p>Narbay, yıl sonu için 16-16,5 milyar dolar aralığındaki ihracat hedeflerini koruduklarını belirterek, 2027'nin seyrinde başta Körfez'deki gelişmeler olmak üzere jeopolitik risklerin, enerji fiyatlarının, faiz koşullarının ve AB ile ABD pazarlarındaki talebin belirleyici olacağını ifade etti.</p>

<p>“Öngörü yapmanın bu kadar zor olduğu başka bir dönem olmadı” diyen Narbay, 2027 yılı için net bir tablo çizmenin henüz erken olduğunu kaydetti.</p>

<p><strong>19. İstanbul Hazır Giyim Konferansı’nda “Made in Türkiye” vurgusu</strong></p>

<p>TGSD Müşterek Başkanı Dr. Ümit Özüren ise 13-14 Ekim tarihlerinde “Yeniden Tanımlanan Değer: Made in Türkiye” temasıyla gerçekleştirilecek 19. İstanbul Hazır Giyim Konferansı hakkında bilgi verdi.</p>

<p>Konferansta Türk hazır giyim sektörünün rekabet gücü, değişen küresel ticaret düzeni, yeni pazarlar, sürdürülebilirlik ve Yeşil Mutabakat, yapay zekâ ve dijitalleşme, yeni nesil malzemeler ve üretim teknolojileri ile küresel tedarik zincirindeki lojistik avantajların ele alınacağını belirten Özüren, uluslararası iş dünyası ve moda sektörünün önemli isimlerinin konferansta bir araya geleceğini söyledi.</p>

<p>Özüren, McKinsey'den Gemma D'Aura, Copenhagen Fashion Week Kurucusu ve CEO'su Eva Kruse, Avrupa Parlamentosu eski üyesi ve Başkan Yardımcısı Heidi Hautala, McKinsey Kreatif ve Pazarlama Direktörü Paul Bennett, konsept kostüm illüstratörü ve tasarımcısı Meleesa Lorrett ile TÜSİAD Baş Ekonomisti Gizem Öztok Altınsaç gibi isimlerin konferansta yer alacağını belirtti.</p>

<p>TGSD'nin 50 yıllık üretim ve ihracat deneyiminin yeni dönemin koşullarıyla buluşturulacağını ifade eden Özüren, konferansın temel mesajının “Made in Türkiye” kavramının yalnızca üretimle sınırlı olmayan yeni bir marka değeri olarak yeniden ele alınması olacağını söyledi.</p>

<p>Özüren, “Made in Türkiye'nin anlamını inovasyon, sürdürülebilirlik, teknoloji, tasarım, lojistik ve marka gücünün yanı sıra Türkiye'nin sahip olduğu kültürel ve yaratıcı değerlerle birlikte yeniden tanımlamak istiyoruz” dedi.</p>

<p>Konferans kapsamında Türkiye'nin marka değerini farklı disiplinlerin bakış açısıyla ele alan özel bir buluşmanın da gerçekleştirileceğini belirten Özüren, Levent Erden'in moderatörlüğünde turizmden gastronomiye, sinemadan modaya kadar farklı alanların temsilcilerinin bir araya geleceğini ifade etti.</p>

<p>Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği Başkanı Oya Narin, oyuncu, yapımcı ve marka elçisi Kerem Bürsin ile Gault&amp;Millau Türkiye CEO'su Gökmen Sözen'in katılımıyla gerçekleştirilecek bölümde, Türkiye'den doğan üretim, yaratıcılık, kültür ve yaşam biçiminin ortak bir değer anlatısına nasıl dönüştürülebileceği tartışılacak.</p>

<p>Ulusal ve uluslararası moda dünyasındaki deneyimleriyle Ece Sükan ve moda tasarımcısı Arzu Kaprol'ün de tasarım, inovasyon ve yaratıcı vizyonun Türkiye'nin güçlü üretim altyapısıyla nasıl buluşturulabileceğine ilişkin görüşlerini paylaşacağı belirtildi.</p>

<p><strong>TGSD’nin Üç Aşamalı Yol Haritası</strong></p>

<p><strong>1- Kısa Vade – Stabilizasyon Dönemi (2026-2028)</strong></p>

<ul>
 <li>
 <p><i>Net ihracata yüzde 10 döviz dönüşüm desteği sağlanması</i></p>
 </li>
 <li><i>Çalışan başına 3.500 TL olan desteğin bölgesel gelişmişlik düzeyine göre kademeli olarak artırılması</i></li>
 <li><i>Reeskont faiz oranının politika faizinin yüzde 50'sine sabitlenmesi, faiz tahsilatının dönem sonunda yapılması ve yüzde 100 KGF ile desteklenmesi</i></li>
 <li><i>Eximbank kredi/ihracat oranının 2018 seviyesindeki yüzde 16,5'e çıkarılması</i></li>
</ul>

<p><strong>2- Orta Vade – Değişim ve Dönüşüm Dönemi (2029-2034)</strong></p>

<ul>
 <li>
 <p><i>Nitelikli Tedarikçi Sertifikasyon Sistemi'nin kurulması ve üretim havzalarının segmentasyonunun yapılması</i></p>
 </li>
 <li><i>Sınır bölgelerinde üretim havzalarının oluşturulması, Doğu illerine serbest bölge statüsü kazandırılması</i></li>
 <li><i>Marka Satın Alma Fonu, ortak showroom, lojistik ve satış konsorsiyumlarının desteklenmesi</i></li>
 <li><i>Teşvik sisteminin bütüncül biçimde yeniden tasarlanması ve tek merkezden yönetilecek, NTSS ile entegre bir yapıya dönüştürülmesi</i></li>
 <li><i>Kamu alımlarına erişimin artırılması, teknik tekstil yatırımlarının desteklenmesi ve yetenek akademilerinin oluşturulması</i></li>
 <li><i>Büyük İşletmeleri Geliştirme Başkanlığı'nın (BİGEB) kurulması</i></li>
</ul>

<p><strong>3- Uzun Vade – Türkiye Markası (2050)</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i>Hazır giyim, tekstil, moda, perakende, turizm, gastronomi, dizi-film, havacılık ve spor gibi farklı sektörlerin yanı sıra tarihçi, düşünür, pazarlama stratejisti, sivil toplum kuruluşu, akademi, oda, birlik ve kamu kurumlarının yer aldığı çok yönlü bir mekanizmanın oluşturulması ve “Türkiye Markası”nın küresel konumlandırılmasına yönelik ortak bir strateji geliştirilmesi.</i></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/tgsdden-sanayisizlesme-riskine-karsi-yeni-ve-butunlesik-sanayi-politikasi-cagrisi</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 17:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/t-g-s-d-gorsel-5.JPG" type="image/jpeg" length="56311"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kimya ihracatı 8 ayda 22,8 milyar dolara ulaştı, hedef 35 milyar dolar]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/kimya-ihracati-8-ayda-228-milyar-dolara-ulasti-hedef-35-milyar-dolar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/kimya-ihracati-8-ayda-228-milyar-dolara-ulasti-hedef-35-milyar-dolar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Türkiye kimya sektörü, 2026 yılının ilk 8 ayında ihracatını geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,6 artırarak 22,8 milyar dolara yükseltti. Yılın ilk yarısında 17,1 milyar dolarla tarihinin en yüksek ilk 6 aylık ihracat performansına ulaşan sektör, ağustos ayında da 2,7 milyar dolarlık dış satım gerçekleştirdi.</strong></p>

<p>İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Vefa İbrahim Aracı, küresel ticaretteki belirsizlikler, jeopolitik gelişmeler ve artan maliyetlere rağmen sektörün 2026 yılı için belirlenen 35 milyar dolarlık ihracat hedefini koruduğunu söyledi.</p>

<p>Avrupa’nın Türkiye kimya sektörü açısından ana pazar olma özelliğini sürdüreceğini belirten Aracı, mevcut pazarlardaki konumun korunmasının yanı sıra ABD, Körfez ülkeleri, Latin Amerika ve Asya gibi alternatif pazarlarda büyümenin hedeflendiğini vurguladı. Aracı, Suriye’de ise yalnızca ihracat açısından değil, ilerleyen dönemde üretim ve yatırım alanlarında da önemli fırsatlar oluşabileceğine dikkat çekti.</p>

<p>Türkiye’nin önde gelen ihracatçı sektörleri arasında yer alan kimya sektörü, küresel ticaretteki dalgalanmalara rağmen 2026 yılında ihracat artışını sürdürüyor. İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Vefa İbrahim Aracı, sektörün yılın ilk 8 ayındaki ihracatının geçen yılın aynı dönemindeki 21,7 milyar dolardan yüzde 4,6 artışla 22,8 milyar dolara çıktığını ifade etti.</p>

<p>Yılın ilk 6 ayında 17,1 milyar dolarlık ihracatla tarihinin en yüksek ilk yarı performansına ulaşan sektör, temmuz ayında yaşanan düşüşün ardından ağustosta yeniden büyüme kaydetti. Kimya sektörü, ağustos ayında 2,7 milyar dolarlık ihracata imza attı.</p>

<p>İKMİB Başkanı Aracı, yılın kalan döneminde küresel ticaretteki belirsizliklerin ve maliyet baskısının devam etmesinin beklendiğini ancak sektörün üretim gücüne ve ihracat kapasitesine olan güvenlerini koruduklarını belirtti. 35 milyar dolarlık yıl sonu hedefinden vazgeçmediklerini ifade eden Aracı, şunları söyledi:</p>

<p>“Önümüzde çok önemli dört ay var. Küresel ticaretteki belirsizliklere, jeopolitik risklere ve üretim maliyetlerindeki baskıya rağmen sektörümüzün güçlü üretim altyapısına ve ihracat kabiliyetine güveniyoruz. Yılın son bölümünde mevcut pazarlarımızdaki payımızı artırmak, yeni pazarlarda daha güçlü bir varlık göstermek ve katma değerli ihracatı desteklemek için çalışmalarımızı yoğun şekilde sürdüreceğiz.”</p>

<p><strong>İlk 20 pazarda ihracat yüzde 12,85 arttı</strong></p>

<p>Kimya sektörünün 2026 yılının ilk 8 ayında en fazla ihracat gerçekleştirdiği ülkeler arasında İspanya 1,27 milyar dolarla ilk sırada yer aldı. İspanya’yı 1,26 milyar dolarla İtalya takip ederken, ABD 1,04 milyar dolarla üçüncü, Almanya ise 966 milyon dolarla dördüncü sırada bulundu.</p>

<p>Söz konusu dönemde İspanya’ya yönelik kimya ihracatı yüzde 47 artış gösterdi. Malta’ya ihracatta yüzde 163, Fas’a ihracatta yüzde 129, Gürcistan’a ihracatta ise yaklaşık yüzde 60 oranında artış kaydedildi. ABD pazarındaki ihracat da yaklaşık yüzde 34 yükseldi.</p>

<p>Buna karşılık Romanya’ya yapılan kimya ihracatı yüzde 29, Hollanda’ya yönelik ihracat ise yaklaşık yüzde 25 geriledi. Fransa, Ukrayna ve Rusya pazarlarında da daha sınırlı oranlarda düşüş yaşandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Vefa İbrahim Aracı" class="detail-photo img-fluid" height="1890" src="https://fuardergisicomtr.teimg.com/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/vefa-ibrahim-araci.jpg" width="2835" /></p>

<p>İKMİB Başkanı Vefa İbrahim Aracı, ülkeler arasındaki farklı ihracat performanslarının küresel ekonomik koşullar ve jeopolitik gelişmelerden ayrı değerlendirilemeyeceğini belirtti. Enerji ve hammadde fiyatları, navlun ve sigorta giderleri ile Avrupa’daki talep koşullarının sektörün ihracatını doğrudan etkilediğini ifade eden Aracı, Çin’in artan üretim kapasitesinin Avrupa pazarında oluşturduğu fiyat baskısının da rekabeti zorlaştırdığını söyledi.</p>

<p>Buna rağmen sektörün ilk 20 pazarındaki ihracatın yüzde 12,85 artış göstermesinin, Türkiye’nin güçlü olduğu pazarlardaki büyüme potansiyelinin devam ettiğine işaret ettiğini kaydetti.</p>

<p><strong>Avrupa’daki güç korunacak, yeni pazarlara açılım hızlanacak</strong></p>

<p>Avrupa’nın kimya sektörü için ana pazar olmayı sürdüreceğini vurgulayan Aracı, coğrafi yakınlık, güçlü ticari ilişkiler ve lojistik avantajların Türkiye’ye önemli fırsatlar sunduğunu ifade etti.</p>

<p>Bununla birlikte küresel ticarette yaşanan değişimlerin pazar çeşitlendirmesini daha önemli hale getirdiğini belirten Aracı, İKMİB’in yeni dönem faaliyet programında Avrupa’nın yanı sıra ABD, Körfez ülkeleri, Latin Amerika ve Asya pazarlarına yönelik çalışmaların ağırlık kazanacağını söyledi.</p>

<p>Amaçlarının Avrupa’daki mevcut konumu korurken alternatif pazarlardaki ihracat payını artırmak olduğunu dile getiren Aracı, şu değerlendirmede bulundu:</p>

<p>“Avrupa, kimya sektörümüzün ana pazarı olmayı sürdürecek. Ancak küresel ticaretteki değişim bize pazar çeşitliliğimizi daha da güçlendirmemiz gerektiğini gösteriyor. İspanya ve Fas gibi pazarlarda elde ettiğimiz artışlar, doğru pazarlarda ciddi büyüme alanı bulunduğunu ortaya koyuyor. Avrupa’daki gücümüzü korurken ABD, Körfez, Latin Amerika ve Asya’da pazar çeşitliliğimizi artırmayı hedefliyoruz.”</p>

<p><strong>Finansman maliyetleri yatırımlar üzerinde baskı oluşturuyor</strong></p>

<p>Kimya sektörünün yüksek işletme sermayesi ihtiyacı ve uzun vadeli yatırımlar nedeniyle finansman koşullarından doğrudan etkilendiğini belirten Aracı, hammaddenin önemli bir bölümünün ithalat yoluyla karşılanmasının üretim, stok ve ihracat süreçlerinde yüksek finansman ihtiyacı yarattığını söyledi.</p>

<p>Yüksek finansman maliyetlerinin yalnızca firmaların nakit akışını değil, yeni kapasite yatırımlarını, Ar-Ge çalışmalarını ve yeşil dönüşüm projelerini de olumsuz etkilediğine dikkat çeken Aracı, ihracatçı ve üretici firmalara yönelik daha seçici ve erişilebilir finansman mekanizmalarına ihtiyaç olduğunu ifade etti.</p>

<p>Eximbank ve reeskont kredilerine erişimin kolaylaştırılmasının, kredi vadelerinin sektörün üretim döngüsüne uygun hale getirilmesinin ve ihracat taahhüdüne bağlı işletme sermayesi imkanlarının güçlendirilmesinin önemine değinen Aracı, finansman kaynaklarının üretim ve ihracat kapasitesini destekleyecek şekilde yapılandırılması gerektiğini söyledi.</p>

<p>“Bugün ertelenen bir yatırım, yarın ihracatta kaybedilen rekabet gücü anlamına gelebiliyor. Beklentimiz, finansmanın üretimi, ihracatı ve katma değerli yatırımı destekleyen bir yapıda daha güçlü şekilde devreye alınması.” dedi.</p>

<p><strong>Artan maliyetler fiyat rekabetini zorlaştırıyor</strong></p>

<p>Kimya sektöründe enerji, hammadde ve diğer üretim girdilerindeki yükselişin ihracatçıların uluslararası pazarlardaki fiyat rekabetini zorlaştırdığını belirten Aracı, kur ile üretim maliyetleri arasındaki dengenin sektör açısından kritik önem taşıdığını ifade etti.</p>

<p>İşçilik, enerji ve diğer girdilerdeki maliyet artışlarının kur hareketlerinin üzerinde kalmasının, özellikle fiyat rekabetinin yoğun olduğu pazarlarda firmaların kâr marjlarını daralttığını belirten Aracı, Avrupa pazarında Çin kaynaklı kapasite fazlası ve düşük fiyat baskısının da rekabet koşullarını daha zorlu hale getirdiğini söyledi.</p>

<p>Suudi Arabistan’ın petrokimya alanındaki enerji ve hammadde avantajı ile Polonya’nın Avrupa Birliği içindeki ticari konumu ve rekabetçi üretim yapısının Türkiye açısından önemli rakip unsurlar olduğuna işaret eden Aracı, Türkiye’nin ise Avrupa ve Orta Doğu’ya yakınlığı, güçlü lojistik altyapısı, üretim kabiliyeti ve geniş ürün çeşitliliğiyle önemli avantajlara sahip olduğunu kaydetti.</p>

<p><strong>Suriye ve Irak’ta yeni ihracat fırsatları</strong></p>

<p>Yakın coğrafyada yaşanan jeopolitik gelişmelerin kimya sektörünün ihracatını doğrudan etkilediğini belirten Aracı, Rusya-Ukrayna savaşı, İran çevresindeki belirsizlikler ve bölgesel ulaşım hatlarına ilişkin risklerin enerji, hammadde, navlun ve sigorta maliyetlerini etkilediğini söyledi.</p>

<p>Bununla birlikte Irak ve Suriye’de yeniden yapılanma süreci ile artan tüketim ihtiyacının Türk kimya sektörü için yeni fırsatlar oluşturduğunu belirten Aracı, 2026 yılının ilk 8 ayında Suriye’ye 280,4 milyon dolarlık, Irak’a ise 693,9 milyon dolarlık kimya ihracatı gerçekleştirildiğini ifade etti.</p>

<p>Suriye’deki yeniden yapılanma sürecinde plastik, boya, yapı kimyasalları, izolasyon, temizlik ve hijyen ürünleri başta olmak üzere birçok kimyasal ürün grubuna ihtiyaç duyulacağını belirten Aracı, önümüzdeki dönemde ihracatın yanı sıra üretim ve yatırım alanlarında da fırsatlar ortaya çıkabileceğini söyledi.</p>

<p><i>Aracı, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü:</i></p>

<p>“Kimya sektörünü Suriye’nin ekonomik dönüşümünü ve yeniden imarını destekleyecek temel sektörlerden biri olarak görüyoruz. Yeniden yapılanmanın birçok halkasında kimyasal girdilere ihtiyaç duyuluyor. Enerji altyapısının güçlenmesi, bankacılık ve finans işlemlerinin sağlıklı işlemesi, gümrük geçişlerinin kolaylaşması ve yatırım ortamının daha öngörülebilir hale gelmesiyle Türk kimya sanayisinin Suriye’de ihracatın yanında üretim ve yatırım tarafında da daha güçlü bir rol üstlenebileceğini düşünüyorum.”</p>

<p><strong>Yeşil dönüşüm rekabetin yeni kriteri oluyor</strong></p>

<p>Avrupa’da uygulamaya alınan çevre ve sürdürülebilirlik düzenlemelerinin kimya sektöründe ihracatın koşullarını yeniden şekillendirdiğini belirten Aracı, REACH, CLP, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ve Ambalaj ve Ambalaj Atıkları Tüzüğü (PPWR) gibi düzenlemelerin karbon yönetimi, döngüsellik, izlenebilirlik ve teknik uyumu ihracatın temel unsurları arasına taşıdığını söyledi.</p>

<p>Özellikle KOBİ’ler açısından test, belgelendirme, danışmanlık ve yatırım maliyetlerinin önemli bir yük oluşturduğunu ifade eden Aracı, İKMİB’in yeni dönemde firmaların bu düzenlemelere uyum sağlamasına yönelik çalışmalarını artıracağını belirtti.</p>

<p>Avrupa’daki yeşil dönüşümün kimya sektöründe rekabetin kurallarını değiştirdiğini vurgulayan Aracı, Türk kimya sanayisinin bu süreci yakından takip ettiğini ifade ederek şunları söyledi:</p>

<p>“Türk kimya sanayisi bu dönüşümü yakından takip ediyor. Ancak özellikle KOBİ’ler açısından test, belgelendirme, danışmanlık ve yatırım maliyetleri önemli bir yük oluşturuyor. Önceliğimiz firmalarımızı yeni düzenlemelere hazırlamak, ihtiyaçlarını ilgili kurumlara taşımak ve uyum maliyetlerini azaltacak destek mekanizmalarının güçlendirilmesini sağlamak.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/kimya-ihracati-8-ayda-228-milyar-dolara-ulasti-hedef-35-milyar-dolar</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 17:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/yonetim-kurulu-1.jpeg" type="image/jpeg" length="96890"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Interfresh Eurasia Fuarı 80 Ülkeden Alıcıları İzmir'de Buluşturdu]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/interfresh-eurasia-fuari-80-ulkeden-alicilari-izmirde-bulusturdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/interfresh-eurasia-fuari-80-ulkeden-alicilari-izmirde-bulusturdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Türkiye'nin yaş meyve, sebze ve meyve-sebze mamulleri sektörünün önemli uluslararası buluşmalarından biri olan Interfresh Eurasia Sebze, Meyve, Ambalaj, Depolama, Lojistik, Tarım Makine ve Teknolojileri Fuarı, İzmir'de üçüncü kez kapılarını açtı.</strong></p>

<p>Gaziemir'deki Fuar İzmir'de düzenlenen fuar, üreticileri, ihracatçıları, sektör temsilcilerini ve dünyanın farklı ülkelerinden gelen alıcıları bir araya getirdi. Bu yıl 80'in üzerinde ülkeden 580'i aşkın kayıtlı yabancı alıcının katılımıyla gerçekleştirilen organizasyonda, 1.300'den fazla ikili iş görüşmesinin yapılması planlanıyor.</p>

<p><strong>Tarım ürünleri ihracatı 8 ayda 21,7 milyar dolara ulaştı</strong></p>

<p>Fuarın açılışında konuşan Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürü Dr. Mehmet Ali Kılıçkaya, Türkiye'nin tarım ürünleri ihracatındaki yükselişe dikkat çekti.</p>

<p>Kılıçkaya, 2026 yılının ilk sekiz ayında tarım ürünleri ihracatının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,8 artarak 21,7 milyar dolara ulaştığını söyledi.</p>

<p>Tarım sektörünün güçlü yapısında yaş meyve ve sebze sektörünün önemli bir yere sahip olduğunu belirten Kılıçkaya, 2025 yılında yaş meyve ve sebze ihracatının 3,2 milyar dolar, meyve ve sebze mamulleri ihracatının ise 2,6 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiğini hatırlattı.</p>

<p>2026'nın ilk sekiz ayında yaş meyve ve sebze ihracatının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 45 artarak 2,3 milyar dolara yükseldiğini ifade eden Kılıçkaya, meyve ve sebze mamulleri ihracatının da aynı dönemde 1,6 milyar dolar olduğunu kaydetti.</p>

<p>Böylece yaş meyve, sebze ve mamullerinin toplam ihracat hacminin yılın ilk sekiz ayında yaklaşık 4 milyar dolara ulaştığını belirten Kılıçkaya, sektörün önündeki en büyük fırsatın üretim gücünü daha yüksek katma değerli ürünlere dönüştürmek olduğunu vurguladı.</p>

<p>“Yaş üründeki güçlü üretim kapasitemizi işleme, ambalaj, teknoloji, marka ve yenilikçi ürünlerle daha yüksek katma değere dönüştürmemiz gerekiyor” diyen Kılıçkaya, önümüzdeki dönemde hedefin yalnızca daha fazla ürün ihraç etmek olmadığını söyledi.</p>

<p>Kılıçkaya, birim değeri daha yüksek, pazarlarda süreklilik sağlayan ve katma değerin daha büyük bölümünün Türkiye'de kaldığı bir ihracat yapısının güçlendirilmesinin önem taşıdığını ifade etti.</p>

<p><img alt="8.09.2026 Fd337A81 094D 4Fe6 A176 E3B1Ff7062A3" class="detail-photo img-fluid" height="210" src="https://fuardergisicomtr.teimg.com/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/8092026-fd337a81-094d-4fe6-a176-e3b1ff7062a3.jpg" width="310" /></p>

<p><strong>İzmir, dış ticaretin güçlü merkezlerinden biri</strong></p>

<p>Bu dönüşümün en önemli merkezlerinden birinin İzmir olduğuna dikkat çeken Kılıçkaya, kentin tarih boyunca Anadolu'nun dünyaya açılan önemli ticaret kapılarından biri olduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İzmir'in üretim kültürü, liman altyapısı ve güçlü ihracat ekosistemiyle Türkiye'nin dış ticaretinde öncü şehirler arasında yer aldığını belirten Kılıçkaya, 2025 yılında kentin toplam ihracatının 23,6 milyar dolara ulaştığını, bunun yaklaşık 4,3 milyar dolarlık bölümünü ise tarım ürünlerinin oluşturduğunu kaydetti.</p>

<p>Ticaret Bakanlığı olarak ihracatçıların yeni pazarlara açılmasını ve girdikleri pazarlarda kalıcı olmalarını sağlayacak kapsamlı bir destek sistemi oluşturduklarını ifade eden Kılıçkaya, fuar desteklerinden ticaret ve alım heyetlerine, UR-GE projelerinden markalaşma ve TURQUALITY programlarına kadar geniş bir alanda firmaların yanında olduklarını söyledi.</p>

<p>Tarım sektöründe 1.225 firmanın yer aldığı 48 aktif UR-GE projesinin yürütüldüğünü aktaran Kılıçkaya, tarım ve gıda alanında 48 markanın Marka ve TURQUALITY programları kapsamında desteklendiğini ifade etti.</p>

<p>Fuarların yeni pazarlara ulaşmak açısından önemli bir araç olduğunu vurgulayan Kılıçkaya, 2026 yılında tarım, gıda ve gıda teknolojileri alanında 200 fuarın bireysel katılım, 56 fuarın ise milli katılım kapsamında desteklendiğini bildirdi. Türkiye'de düzenlenen 6 fuarın da destek kapsamına alındığını belirten Kılıçkaya, ihracatçılara ayrılan kaynağın 2025 yılında 33 milyar TL iken 2026 yılında 45 milyar TL'ye yükseltildiğini açıkladı.</p>

<p><i><strong>Öztürk: “Ege Bölgesi dünyanın gıda ambarı”</strong></i></p>

<p><img alt="8.09.2026 B23Ba2D7 48E3 422F 958F Ec3F7D0Bebdb" class="detail-photo img-fluid" height="210" src="https://fuardergisicomtr.teimg.com/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/8092026-b23ba2d7-48e3-422f-958f-ec3f7d0bebdb.jpg" width="310" /></p>

<p>Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk ise Ege Bölgesi'nin Türkiye'nin tarım ürünleri ihracatındaki güçlü konumuna dikkat çekti.</p>

<p>Türkiye'nin 36,5 milyar dolarlık tarım ürünleri ihracatının 7,5 milyar dolarlık bölümünün Ege Bölgesi'nden gerçekleştirildiğini belirten Öztürk, bölgenin Türkiye'nin tarım ihracatından yüzde 21 pay aldığını söyledi.</p>

<p>Yaş meyve sebze, meyve sebze mamulleri ve kuru meyve sektörlerinin Türkiye genelinde son bir yıllık dönemde 8,5 milyar dolarlık ihracata ulaştığını ifade eden Öztürk, Ege Bölgesi'nin bu ihracattan 2 milyar 300 milyon dolarlık pay aldığını kaydetti.</p>

<p>Ege Bölgesi'nin kuru meyve ve meyve sebze mamulleri ihracatında Türkiye'nin lideri olduğunu belirten Öztürk, taze meyve ve sebze üretimi ile ihracatında da bölgenin güçlü bir merkez konumunda bulunduğunu söyledi.</p>

<p>İzmir'in Dikili, Bayındır ve Kınık ilçelerinde tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgelerine yönelik çalışmaların hızla devam ettiğini aktaran Öztürk, bu üç bölgenin sağlayacağı ivmeyle Ege Bölgesi'nin önümüzdeki beş yıl sonunda tarım ürünleri ihracatında 10 milyar dolarlık potansiyele ulaşacağına inandıklarını ifade etti.</p>

<p><strong>Interfresh, üretim ve ihracata katkı sağlayacak</strong></p>

<p>Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Balık da yaş meyve ve sebze sektörünün Türkiye ekonomisi açısından stratejik bir öneme sahip olduğunu vurguladı.</p>

<p>Sektörün üretimden ihracata, istihdamdan kırsal kalkınmaya kadar geniş bir ekonomik etki alanı oluşturduğunu belirten Balık, Ege Bölgesi ve İzmir'in güçlü üretim yapısı, ürün çeşitliliği, lojistik altyapısı ve ihracat tecrübesiyle bu yapının önemli merkezleri arasında bulunduğunu söyledi.</p>

<p>Sektörün tüm paydaşlarını bir araya getiren uluslararası organizasyonların İzmir'de düzenlenmesinin büyük önem taşıdığını ifade eden Balık, Interfresh Eurasia'nın yeni ticari bağlantıların kurulmasına ve özellikle Ege Bölgesi'nin üretim ile ihracat potansiyelinin uluslararası alıcılara daha güçlü şekilde tanıtılmasına önemli katkılar sağlayacağına inandıklarını dile getirdi.</p>

<p><strong>İzmir'de Tarım Master Planı çalışmaları sürüyor</strong></p>

<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır da açılış konuşmasında tarımın geniş ve yaşamsal bir alan olduğuna dikkat çekti.</p>

<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak tarımsal üretimin her aşamasında üreticilere destek verdiklerini belirten Yıldır, Tarım Master Planı'na yönelik çalışmaların devam ettiğini söyledi.</p>

<p>Tarımsal hizmetlerin sulamadan ekipman ve malzeme desteğine kadar üretimin her aşamasını kapsadığını ifade eden Yıldır, bu kapsamda bir Tarım Master Planı raporu hazırladıklarını aktardı.</p>

<p>Planın şu anda taslak aşamasında olduğunu belirten Yıldır, sektör temsilcilerinin ve ilgili tüm paydaşların taslağı inceleyerek görüşlerini paylaşmalarını istediklerini ifade etti.</p>

<p>Tarımda sürdürülebilirliğin önemine de dikkat çeken Yıldır, tüm alanlarda sürdürülebilirlik perspektifiyle hareket edilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Kırsalda yaşayan gençlerin yaşam ve gelecek planlarına yönelik bir araştırma gerçekleştirdiklerini de aktaran Yıldır, tarım sektöründe ciddi bir iş gücü sorunuyla karşı karşıya bulunulduğunu belirterek, bu konuda gerekli önlemlerin ve destek mekanizmalarının kısa sürede hayata geçirilmesi gerektiğini dile getirdi.</p>

<p><strong>Ersin Tatar'dan Interfresh'e destek mesajı</strong></p>

<p>Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin 5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ise KKTC'nin önemli bir tarımsal üretim potansiyeline sahip olduğunu belirterek, Interfresh Eurasia Fuarı'nın büyük emeklerle hayata geçirilen önemli bir organizasyon olduğunu söyledi.</p>

<p>Tatar, KKTC'nin uluslararası ticarette karşılaştığı zorluklara dikkat çekerek, narenciye başta olmak üzere yaş meyve ve sebze ürünlerinin dünya pazarlarına ulaştırılması konusunda destek veren herkese teşekkür etti.</p>

<p>KKTC'nin üretim ve girişimcilik kapasitesinin her geçen gün geliştiğini ifade eden Tatar, sektörün büyütülmesi, istihdamın artırılması ve ekonomiye daha fazla katkı sağlanması için yatırımların önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p>Ulusal Turunçgil Konseyi Başkanı Kemal Kaçmaz da Interfresh Eurasia'nın Türkiye'nin yaş meyve ve sebze sektöründeki üretim ve ihracat gücünü uluslararası platforma taşıyan önemli bir buluşma olduğunu belirtti.</p>

<p>Kaçmaz, fuar kapsamında kurulacak yeni iş bağlantıları ve gerçekleştirilecek ticari anlaşmaların üreticilere, ihracatçılara ve ülke ekonomisine önemli katkılar sağlayacağına inandığını ifade etti.</p>

<p><strong>Yabancı alıcı sayısı yüzde 300 arttı</strong></p>

<p>Interfresh Eurasia Fuarı Genel Koordinatörü Murat Özer ise fuarın uluslararası etkinliğini her yıl daha da artırarak yoluna devam ettiğini söyledi.</p>

<p>2018 yılından bu yana özellikle yurt dışından gelen alıcı sayısında önemli bir artış yaşandığını belirten Özer, bu yıl yabancı alıcı sayısını yüzde 300 oranında artırdıklarını açıkladı.</p>

<p>Fuar kapsamında 80'in üzerinde ülkeden 580'i aşkın kayıtlı yabancı alıcının ağırlanacağını ifade eden Özer, organizasyon boyunca 1.300'ün üzerinde ikili iş görüşmesinin gerçekleştirilmesinin planlandığını söyledi.</p>

<p>Interfresh Eurasia'yı her yıl daha ileriye taşımayı hedeflediklerini belirten Özer, fuarın uluslararası etkinliğini artırarak Türkiye'nin yaş meyve ve sebze sektörünü yurt dışında daha güçlü şekilde temsil eden önemli bir ticaret platformuna dönüştürmek istediklerini ifade etti.</p>

<p>Özer, Interfresh'in bugün itibarıyla Türkiye'nin yaş meyve ve sebze alanındaki tek fuarı olarak büyümeye devam ettiğini söyledi.</p>

<p>Bu yıl Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin fuarın partner ülkesi, Denizli'nin ise partner şehri olduğunu hatırlatan Özer, Denizli'nin güçlü üretim kapasitesiyle fuarda yer almasından duydukları memnuniyeti dile getirdi.</p>

<p>Interfresh Eurasia Sebze, Meyve, Ambalaj, Depolama, Lojistik, Tarım Makine ve Teknolojileri Fuarı, 8-10 Eylül 2026 tarihleri arasında Gaziemir'deki Fuar İzmir'de ziyaretçilerini ağırlamaya devam edecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>FUAR HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/interfresh-eurasia-fuari-80-ulkeden-alicilari-izmirde-bulusturdu</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 17:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/8092026-41c5d9e8-e72f-4458-bd59-b9c529a665fe.jpg" type="image/jpeg" length="24759"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bebe ve Çocuk Konfeksiyonunun Küresel Buluşması Junioshow Bursa Başladı]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/bebe-ve-cocuk-konfeksiyonunun-kuresel-bulusmasi-junioshow-bursa-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/bebe-ve-cocuk-konfeksiyonunun-kuresel-bulusmasi-junioshow-bursa-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) iştiraki KFA Fuarcılık ile Bebe Çocuk Konfeksiyonu Sektörü Sanayici ve İş İnsanları Derneği (BEKSİAD) iş birliğinde bu yıl 22’ncisi düzenlenen Junioshow Bursa Uluslararası Bebe, Çocuk Hazır Giyim ve Çocuk İhtiyaçları Fuarı, Bursa Fuar Merkezi’nde ziyaretçilerine kapılarını açtı. Türkiye’nin bebe ve çocuk konfeksiyonundaki önemli üretim ve ihracat merkezlerinden Bursa’nın tasarım ve üretim gücünü uluslararası platforma taşıyan fuar, yerli üreticiler ile dünyanın farklı ülkelerinden gelen profesyonel alıcıları bir araya getirdi.</strong></p>

<p>Fuarın açılış törenine Bursa Vali Yardımcısı Rıza Gençoğlu, BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, BEKSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Bayezit, BTSO Yönetim Kurulu ve Meclis üyeleri ile sektör temsilcileri katıldı.</p>

<p><strong>“Bursa, küresel başarı hikâyesi yazıyor”</strong></p>

<p>Açılışta konuşan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, bebe ve çocuk konfeksiyonu sektörünün Bursa'nın güçlü tekstil altyapısını tasarım, inovasyon ve markalaşma ile bir araya getirerek uluslararası ölçekte önemli bir başarı elde ettiğini söyledi.</p>

<p>Bursa'nın Türkiye'deki bebe ve çocuk giyim üretiminin yaklaşık yüzde 80'ini gerçekleştirdiğine dikkat çeken Burkay, kentin bugün dünya pazarlarında güçlü bir oyuncu konumuna ulaştığını belirtti.</p>

<p>Burkay, “Bebe ve çocuk konfeksiyonu sektörü, Bursa’mızın köklü tekstil birikimini tasarım, inovasyon ve markalaşma ile buluşturarak küresel bir başarı hikâyesine dönüştürdüğü en önemli alanlardan biridir. Türkiye’nin bebe ve çocuk giyim üretiminin yüzde 80’e yakınını tek başına karşılayan Bursa, tasarım gücü ve üretim kabiliyetiyle artık dünya liginde oyun kuran bir merkezdir. BTSO olarak göreve geldiğimiz ilk günden itibaren sektörlerimizin dünyaya açılmasını ve küresel pazarlardan daha fazla pay almasını temel önceliklerimiz arasında gördük.” dedi.</p>

<p><strong>“Yabancı alıcıları Bursalı üreticilerle buluşturuyoruz”</strong></p>

<p><img alt="1 (3) (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1296" src="https://fuardergisicomtr.teimg.com/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/1-3-1.jpeg" width="1944" /></p>

<p><img alt="1 (5) (2)" class="detail-photo img-fluid" height="1512" src="https://fuardergisicomtr.teimg.com/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/1-5-2.jpeg" width="2268" /></p>

<p>KFA Fuarcılık’ın uluslararası organizasyon kabiliyeti ve Ticaret Bakanlığı destekleriyle yürütülen UR-GE projelerinin ihracata önemli katkılar sunduğunu ifade eden Başkan Burkay, dünyanın farklı bölgelerinden gelen profesyonel alıcıların Bursa'daki firmalarla buluşturulduğunu söyledi.</p>

<p>Burkay, “KFA Fuarcılık’ın yurt dışındaki temasları ve güçlü alım heyeti organizasyonları sayesinde dünyanın dört bir yanından gelen profesyonel yabancı alıcıları Bursalı üreticilerimizle bir araya getiriyoruz. BEKSİAD ile sürdürdüğümüz güçlü iş birliği ve Ticaret Bakanlığımızın destekleriyle hayata geçirilen UR-GE projeleri, firmalarımızın doğrudan küresel alıcılara ulaşmasına imkân sağlıyor. Yeni sezon koleksiyonlarının sergilendiği bu platformun, yalnızca firmalarımızın sipariş hacmine değil, sektörümüzün katma değerli ihracat hedeflerine de önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz.” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>“Junioshow, sektörün dünyaya açılan en önemli vitrini”</strong></p>

<p>BEKSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Bayezit de bebe ve çocuk konfeksiyonu sektörünün Bursa markasını dünya pazarlarında daha güçlü bir konuma taşımak için çalışmalarını sürdürdüğünü ifade etti.</p>

<p>Junioshow’un sektörün uluslararası pazarlara açılması açısından önemli bir görev üstlendiğini belirten Bayezit, “Bugün 22’ncisini gerçekleştirdiğimiz Junioshow Fuarı, sektörümüzün dünyaya açılan en önemli kapılarından ve vitrinlerinden biridir. BTSO’muzun iştiraki KFA Fuarcılık’ın profesyonel organizasyon gücü ve küresel alım heyeti çalışmaları sayesinde nitelikli yabancı alıcıları Bursa’da ağırlıyoruz. Bu iş birlikleri, sektörümüzün geleceği ve sürdürülebilir büyümesi açısından büyük önem taşıyor.” dedi.</p>

<p>Bayezit, sektörün gelişimine katkı sunan BTSO, KFA Fuarcılık, BEKSİAD üyeleri ve fuarda yer alan üretici firmalara teşekkür etti.</p>

<p><strong>“Bursa, üretimi ve tasarımıyla Türkiye’nin gurur kaynaklarından biri”</strong></p>

<p>Bursa Vali Yardımcısı Rıza Gençoğlu ise bebe ve çocuk konfeksiyonu sektörünün istihdam ve katma değerli üretime sağladığı katkıyla Bursa ekonomisinin önemli yapı taşlarından biri olduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Junioshow’un ulaştığı uluslararası niteliğin önemine dikkat çeken Gençoğlu, fuarın dünyanın farklı ülkelerinden gelen alım heyetlerini Bursa’daki üreticilerle buluşturmasının hem kentin ihracat performansına hem de Türkiye'nin dış ticaret hedeflerine stratejik katkı sunduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>“Vişne Ticaret Bölgesi sektörün önemli üretim merkezlerinden biri”</strong></p>

<p>Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz da Vişne Ticaret Bölgesi'nin küçük ölçekli atölyelerden başlayarak bugün dünya pazarlarına ihracat gerçekleştiren güçlü bir üretim ekosistemine dönüştüğünü belirtti.</p>

<p>Bölgenin fiziki ve ticari altyapısının geliştirilmesi için sektör temsilcileriyle iş birliği içinde çalıştıklarını kaydeden Yılmaz, “Vişne Ticaret Bölgesi, Yıldırım’ın ve Bursa’nın istihdamına ve ihracatına büyük güç katıyor. BTSO iştirakimiz KFA Fuarcılık ve BEKSİAD iş birliğiyle düzenlenen Junioshow Fuarı da üreticilerimizin yeni pazarlara ulaşmasında önemli bir köprü görevi üstleniyor. Emeği geçen herkesi tebrik ediyorum.” diye konuştu.</p>

<p><strong>Junioshow 10 Eylül’e kadar devam edecek</strong></p>

<p>Bursa Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilen 22’nci Junioshow Bursa, <strong>8-10 Eylül 2026</strong> tarihleri boyunca ziyaretçilerini ağırlamaya devam edecek. Fuar kapsamında yeni sezon koleksiyonları sektör profesyonellerinin beğenisine sunulurken, B2B iş görüşmeleri ve yabancı alım heyeti programlarıyla Türk üreticilerin uluslararası pazarlardaki iş bağlantılarının güçlendirilmesi hedefleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>FUAR HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/bebe-ve-cocuk-konfeksiyonunun-kuresel-bulusmasi-junioshow-bursa-basladi</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 17:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/1-8-1.jpeg" type="image/jpeg" length="49006"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TMB Başkanı M. Erdal Eren:  “OVP, sektörümüz için önemli bir yol haritası niteliğinde”]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/tmb-baskani-m-erdal-eren-ovp-sektorumuz-icin-onemli-bir-yol-haritasi-niteliginde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/tmb-baskani-m-erdal-eren-ovp-sektorumuz-icin-onemli-bir-yol-haritasi-niteliginde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Başkanı M. Erdal Eren, 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program’ı (OVP) inşaat sektörü açısından değerlendirdi.</strong></p>

<p>OVP’de kamu yatırımlarının ekonomik ve sosyal fayda esas alınarak önceliklendirilmesinin sektör açısından önemli olduğunu belirten Eren, kamu yatırım programındaki rasyonelleştirme sürecinin kaynakların daha etkin kullanılması bakımından anlaşılır olduğunu ifade etti.</p>

<p>Ancak düşük ilerleme oranına sahip, durdurulmuş ya da yeterli ödenek sağlanamadığı için sağlıklı şekilde sürdürülemeyen projeler konusunda beklentilerinin devam ettiğini vurgulayan Eren, “Bu tür projelerde müteahhitlerimize tasfiye hakkı tanınmasına yönelik beklentimizi koruyoruz” dedi.</p>

<p><strong>Kademeli yatırım artışı yeni fırsatlar yaratacak</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>OVP’de 2027 yılından itibaren kamu ve özel sabit sermaye yatırımlarında kademeli bir artış öngörülmesini olumlu değerlendiren TMB Başkanı Eren, ulaştırma, demiryolu, lojistik koridorlar, enerji ve yenilenebilir enerji alanlarında planlanan yatırımların inşaat sektörü için yeni iş fırsatları oluşturacağını kaydetti.</p>

<p>Eren, kamu ihale mevzuatının uluslararası normlarla uyumlu, dijitalleşmeyi, yenilikçiliği ve sürdürülebilirliği destekleyen bir anlayış doğrultusunda güncellenmesinin de sektör açısından büyük önem taşıdığını belirtti. TMB olarak bu sürece görüş ve katkı sunmaya hazır olduklarını ifade etti.</p>

<p><strong>“Rekabette finansman kapasitesi belirleyici hale geliyor”</strong></p>

<p>Yurt dışı müteahhitlik hizmetlerinin yüksek katma değerli ihracat kapsamında desteklenmesine de dikkat çeken Eren, OVP’de yer alan ihracat finansmanının geliştirilmesi, finansman maliyetlerinin azaltılması ve Türk Eximbank’ın kurumsal kapasitesinin güçlendirilmesine yönelik hedefleri son derece değerli bulduklarını söyledi.</p>

<p>Türk müteahhitlerinin uluslararası pazarlarda daha fazla proje üstlenebilmesi için finansman imkanlarının daha da geliştirilmesi gerektiğini vurgulayan Eren, “Eximbank’ın özellikle alıcı kredileri, proje finansmanı ile garanti ve sigorta mekanizmalarının kapsam ve kapasitesinin güçlendirilmesine ihtiyaç duyuyoruz. Günümüzde uluslararası müteahhitlik sektöründe rekabet yalnızca teknik yeterlilik ve fiyat üzerinden şekillenmiyor. Projelere finansman sağlayabilme kapasitesi de rekabette belirleyici bir unsur haline geliyor. Bu nedenle güçlü ve rekabetçi finansman imkanlarının, sektörümüzün yeni pazarlardaki başarısında önemli bir rol oynayacağına inanıyoruz” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/tmb-baskani-m-erdal-eren-ovp-sektorumuz-icin-onemli-bir-yol-haritasi-niteliginde</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 17:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/1788862345-erdal-eren.jpeg" type="image/jpeg" length="71474"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Texhibition İstanbul, dünya tekstil sektörünü İstanbul’da bir araya getiriyor]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/texhibition-istanbul-dunya-tekstil-sektorunu-istanbulda-bir-araya-getiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/texhibition-istanbul-dunya-tekstil-sektorunu-istanbulda-bir-araya-getiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB), İTKİB Fuarcılık A.Ş. iş birliğiyle düzenlenen Texhibition İstanbul İplik, Kumaş ve Tekstil Aksesuarları Fuarı’na bu yıl 10. kez ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Türk tekstil sektörünün uluslararası ticaretteki gücünü, üretim kapasitesini ve yenilikçi vizyonunu bir kez daha gözler önüne serecek fuar, 9-11 Eylül tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek.</strong></p>

<p>Tekstil sektörünün önde gelen üreticilerini, tedarikçilerini, satın alma profesyonellerini ve uluslararası ziyaretçilerini aynı çatı altında buluşturacak Texhibition İstanbul’da, bu yıl 500’ün üzerinde katılımcı firmanın yer alması bekleniyor. Organizasyon kapsamında, 100’ü aşkın ülkeden 25 binin üzerinde yerli ve yabancı sektör profesyonelinin İstanbul’da ağırlanması hedefleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İplikten kumaşa, tekstil aksesuarlarından yenilikçi üretim çözümlerine kadar sektörün geniş ürün yelpazesini bir araya getirecek fuar, aynı zamanda yeni sezon trendlerinin, sürdürülebilir üretim anlayışının ve tekstil dünyasındaki yeniliklerin de önemli buluşma noktalarından biri olacak. Katılımcı firmalar, ürünlerini uluslararası alıcılarla buluştururken yeni iş birlikleri ve ticari fırsatlar için de önemli bir platform elde edecek.</p>

<p>Türk tekstil sektörünün üretim gücünü, tasarım kabiliyetini ve küresel pazarlardaki rekabetçiliğini öne çıkaracak Texhibition İstanbul’un açılışı, <strong>Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat’ın katılımıyla</strong> gerçekleştirilecek.</p>

<p>Sektörün önemli temsilcilerini, yerli ve yabancı alıcıları ve uluslararası profesyonelleri İstanbul’da buluşturacak bu önemli organizasyonun açılış töreninde siz değerli basın mensuplarını da aramızda görmekten büyük mutluluk duyacağız.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>FUAR HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/texhibition-istanbul-dunya-tekstil-sektorunu-istanbulda-bir-araya-getiriyor</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 12:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/125-ulkeden-500-tekstil-firmasi-texhibition-istanbulda-bir-araya-geldi-4kbd-cover-1.webp" type="image/jpeg" length="18736"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sabancı Vakfı 17. Sezon Fark Yaratanı Yaz Güvendi]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/sabanci-vakfi-17-sezon-fark-yaratani-yaz-guvendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/sabanci-vakfi-17-sezon-fark-yaratani-yaz-guvendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Sabancı Vakfı’nın 17. Sezon Fark Yaratanlarından Yaz Güvendi, kurucusu olduğu müzik, sanat, gözlem ve umut temelli doğa hareketi Kuş Kolektifi ile doğayla kurulan bağı sanat aracılığıyla güçlendirirken kültürel hafızanın yaşatılmasına da katkı sağlıyor. Nesli tehlike altında bulunan kuşların seslerini Anadolu’nun kaybolmaya yüz tutmuş geleneksel çalgılarıyla bir araya getiren “Miras” albümüyle çalışmalarına başlayan kolektif; konserler, atölyeler ve kuş gözlem yürüyüşleri aracılığıyla farklı yaş ve ilgi gruplarından geniş kitlelere ulaşıyor.</strong></p>

<p>Sabancı Vakfı Fark Yaratanlar Programı’nın 17. Sezonunda Fark Yaratan seçilen Yaz Güvendi’nin kurduğu Kuş Kolektifi, doğa koruma çalışmalarına sanatsal ve kültürel bir bakış açısı kazandırıyor. Kolektif, bu yaklaşımıyla daha fazla insanın doğayla bağ kurmasına ve ekolojik değerler konusunda farkındalık geliştirmesine destek oluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çocukluk ve gençlik yıllarında farklı kültürlerle iç içe büyüyen Yaz Güvendi, ilerleyen yıllarda doğayla kurduğu güçlü bağı yaşamının merkezine yerleştirdi. Çevre ve iklim krizi alanında faaliyet gösteren çeşitli sivil toplum kuruluşlarında görev alan Güvendi için Kuş Kolektifi’nin yolculuğu, Bolkar Dağları’nda gerçekleştirdiği bir saha gezisinde başladı. Bu yolculuk sırasında göremediği ancak seslerini duyduğu kuşlar, kolektifin ortaya çıkışına ilham verdi.</p>

<p><img alt="1788850119 Gorsel 5" class="detail-photo img-fluid" height="3000" src="https://fuardergisicomtr.teimg.com/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/1788850119-gorsel-5.jpg" width="4500" /></p>

<p>2025 yılında kurulan sanat, gözlem ve umut temelli doğa hareketi Kuş Kolektifi, aynı yıl nesli tehlike altındaki kuş türlerine dikkat çekmek amacıyla “Miras” albümünü dinleyicilerle buluşturdu. Albümde, nesli tehlike altında bulunan kuşların sesleri; Çeng, Kopuz, Rebab, Kam Davulu ve Ruzba gibi Anadolu’nun geleneksel çalgılarını icra eden müzisyenlerin eserleriyle bir araya geliyor. İşitsel bir deneyimin ötesine geçen “Miras”, ekolojik çeşitliliğin korunmasına dikkat çekerken kültürel mirasın yaşatılmasına da katkı sunuyor.</p>

<p>Bugüne kadar 100 binin üzerinde dinleyiciye ulaşan “Miras” albümüyle başlayan çalışmalar, zaman içerisinde konserler, atölyeler, kuş gözlem yürüyüşleri ve eğitim programlarıyla genişledi. Kuş Kolektifi, yetişkinlere yönelik etkinliklerin yanı sıra okullarda çocuklar ve gençler için düzenlediği atölyelerde Türkiye’nin kuş türlerini tanıtırken, unutulmaya yüz tutmuş geleneksel çalgıları da yeni nesillerle buluşturuyor.</p>

<p>Müzik, kuş gözlemi ve doğa farkındalığını aynı çatı altında bir araya getiren bu çalışmalar, katılımcıların hem doğayla hem de kültürel mirasla daha güçlü ve kalıcı bir bağ kurmasına katkı sağlıyor. Farklı şehirlerde gerçekleştirilen etkinlikler ve kurulan iş birlikleriyle çalışmalarını yaygınlaştıran Kuş Kolektifi, yalnızca doğayı korumaya değil, insanların doğayı deneyimlemesine, anlamasına ve onunla bağ kurmasına da alan açıyor.</p>

<p><strong>Sabancı Vakfı Genel Müdürü Nevgül Bilsel Safkan</strong>, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede, “Kuş Kolektifi ile doğa koruma çalışmalarına sanatın dönüştürücü gücüyle katkı sunan Yaz Güvendi, nesli tehlike altındaki kuşları müzik aracılığıyla daha geniş kitlelerle buluşturuyor. Bu yaklaşım, insanların doğayla bağ kurarak harekete geçmesini teşvik ederken, biyolojik çeşitliliğin korunması ve kültürel mirasın yaşatılmasına yönelik farkındalığın artmasına da katkı sağlıyor. Sabancı Vakfı olarak, sanatı toplumsal faydaya dönüştüren ve insanları doğayla daha güçlü bir ilişki kurmaya davet eden bu ilham verici çalışmayı desteklemekten büyük mutluluk duyuyoruz.” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ŞİRKET HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/sabanci-vakfi-17-sezon-fark-yaratani-yaz-guvendi</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 12:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/1788850124-gorsel-6.jpg" type="image/jpeg" length="68582"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TECNO POVA 8 Serisi Türkiye’de Satışa Sunuldu]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/tecno-pova-8-serisi-turkiyede-satisa-sunuldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/tecno-pova-8-serisi-turkiyede-satisa-sunuldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Yapay zeka odaklı teknoloji markası TECNO, oyun ve yüksek performans beklentilerine yönelik geliştirdiği yeni POVA 8 Serisi’ni Türkiye’de kullanıcılarla buluşturdu.</strong></p>

<p>Yıldızlararası uzay gemilerinden ilham alan fütüristik tasarım anlayışıyla dikkat çeken seri; güçlü donanım, uzun pil ömrü, gelişmiş kamera sistemleri, bağlantı teknolojileri ve yapay zeka özelliklerini bir araya getiriyor. POVA 8 Serisi, farklı kullanıcı ihtiyaçlarına yönelik POVA 8 Pro 5G ve POVA 8 5G olmak üzere iki modelden oluşuyor.</p>

<p>Serinin üst segment modeli POVA 8 Pro 5G, çift çipli mimarisi ve gelişmiş oyun teknolojileriyle öne çıkarken, POVA 8 5G ise 8.000mAh kapasiteli bataryası ve güçlendirilmiş bağlantı özellikleriyle uzun süreli kullanım deneyimi sunuyor.</p>

<p>Teknik özelliklerinin yanı sıra Matrix tasarımı, dayanıklılık özellikleri ve kişiselleştirilebilir LED arka paneliyle de dikkat çeken POVA 8 Serisi, performans ve tasarımı aynı platformda buluşturuyor.</p>

<p><strong>POVA 8 Pro 5G: Çift Çipli Yapıyla Yüksek Oyun Performansı</strong></p>

<p>Serinin en güçlü modeli olan POVA 8 Pro 5G, 8 çekirdekli MediaTek Dimensity 7400 Ultimate 5G işlemcisinden güç alıyor. Cihazda ayrıca grafik performansını ve kare hızlarını desteklemek amacıyla TECNO tarafından geliştirilen P1 Grafik Çipi bulunuyor.</p>

<p>Çift çipli mimari sayesinde Mobile Legends: Bang Bang, PUBG ve Call of Duty gibi oyunlarda 144 FPS’e kadar kare hızı sunabilen cihaz, Genshin Impact gibi yüksek grafik performansı gerektiren oyunlarda ise 90 FPS seviyesine ulaşabiliyor.</p>

<p>Uzun süreli oyun deneyimlerinde ısı kontrolünü destekleyen 5K IceShield Buhar Odası Soğutma Sistemi, 5.000 mm² genişliğindeki buhar odasıyla cihazın termal yönetimine katkı sağlıyor.</p>

<p>Cihazın 6,78 inçlik 1.5K HyperLux AMOLED ekranı, DCI-P3 renk gamı ve 4.500 nit tepe parlaklığıyla görüntüleme deneyimini güçlendiriyor. Islak ve Yağlı Parmak Dokunma Algılama 2.0 teknolojisi ise yağmur, ter, krem veya yağ gibi farklı kullanım koşullarında ekranın dokunmatik hassasiyetini korumaya yardımcı oluyor.</p>

<p><strong>Sony LYTIA 700C Sensörle Güçlü Kamera Performansı</strong></p>

<p>POVA 8 Pro 5G’nin kamera sisteminde, Sony ile birlikte geliştirilen 1/1,56 inç Sony LYTIA 700C OIS ana sensör yer alıyor. 2×2 OCL teknolojisi, düşük ve zorlu ışık koşullarında daha hızlı odaklama performansını desteklerken, Optik Görüntü Sabitleme sistemi de hareketli sahnelerde ve gece çekimlerinde oluşabilecek bulanıklığın azaltılmasına yardımcı oluyor.</p>

<p>Ana kameraya 8MP ultra geniş açılı kamera eşlik ederken, selfie ve görüntülü görüşmeler için 13MP ön kamera sunuluyor.</p>

<p>7,39 mm inceliğindeki gövdeye sahip olan POVA 8 Pro 5G, 6.500mAh kapasiteli bataryayla geliyor. TECNO verilerine göre cihaz, tek şarjla 27 saati aşan video izleme süresi sunabiliyor. Batarya, -20°C ile 60°C arasındaki sıcaklık koşullarında çalışabilecek şekilde geliştirilirken, 2.000 tam şarj döngüsünün ardından dahi kapasitesinin yüzde 80’inden fazlasını koruyabiliyor.</p>

<p>Dayanıklılık tarafında Corning Gorilla Glass 7i ekran koruması, SGS 5 Yıldızlı Düşme Direnci sertifikası ile IP69K, IP69, IP68 ve IP66 seviyelerinde su ve toz direnci bulunuyor. Cihazın yan tarafında yer alan One-Tap tuşu ise uygulamalara ve oyun kısayollarına hızlı erişim sağlıyor.</p>

<p><strong>POVA 8 5G: 8.000mAh Batarya ile Uzun Süreli Kullanım</strong></p>

<p>Serinin diğer modeli POVA 8 5G ise özellikle uzun pil ömrüne ihtiyaç duyan kullanıcıları hedefliyor. 8.000mAh kapasiteli bataryaya sahip cihazın, TÜV SÜD tarafından iki günlük kullanıma uygunluğu belgelendi.</p>

<p>Tek şarjla 60 saati aşan konuşma süresi sunabilen POVA 8 5G; 85 saatin üzerinde müzik dinleme, 29 saatin üzerinde YouTube kullanımı, 26 saatin üzerinde WhatsApp kullanımı ve 14 saati aşan oyun deneyimi sağlayabiliyor.</p>

<p>Uzun vadeli kullanım için geliştirilen batarya, 2.000 tam şarj döngüsünün ardından da kapasitesinin yüzde 80’inden fazlasını koruyabiliyor.</p>

<p>MediaTek Dimensity 7100 5G işlemcisinden güç alan POVA 8 5G, Honor of Kings ve Mobile Legends gibi oyunlarda 90 FPS’e kadar performans sunuyor. 144Hz göz konforlu ekran ise oyunlardan günlük kullanıma kadar daha akıcı bir görüntüleme deneyimi sağlıyor.</p>

<p>Bağlantı teknolojileri de cihazın öne çıkan özellikleri arasında yer alıyor. G1 Sinyal Güçlendirme Çipi, metro ve asansör gibi sinyalin zayıflayabildiği alanlarda hücresel sinyal gücünü yüzde 100’e kadar artırabilirken, SE1 Wi-Fi Güçlendirme Çipi 2,4 GHz Wi-Fi alım performansını yüzde 60’a kadar iyileştirebiliyor.</p>

<p><strong>Sony LYTIA 600 Kamera ile Detaylı Görüntüler</strong></p>

<p><img alt="1788849733 1200X675Px P O V A 8 Serisi Press Release" class="detail-photo img-fluid" height="675" src="https://fuardergisicomtr.teimg.com/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/1788849733-1200x675px-p-o-v-a-8-serisi-press-release.jpg" width="1200" /></p>

<p>POVA 8 5G, Sony ile birlikte geliştirilen 50MP Sony LYTIA 600 ana kamerayla geliyor. Gelişmiş ışık alım kapasitesine sahip sensör, farklı çekim koşullarında daha canlı ve detaylı görüntüler elde edilmesine yardımcı oluyor.</p>

<p>2x kayıpsız yakınlaştırma özelliği ise görüntü kalitesinden ödün vermeden detaylara yaklaşma imkanı sunuyor. Cihazın ön tarafında ise selfie ve görüntülü görüşmeler için 13MP kamera bulunuyor.</p>

<p><strong>Serinin Ortak Özelliği: Alive Matrix Display</strong></p>

<p>POVA 8 Pro 5G ve POVA 8 5G modellerinin ortak tasarım unsurlarından biri LED Bildirim Ekranı, yani Alive Matrix Display oluyor.</p>

<p>Yarı saydam arka paneli interaktif bir deneyime dönüştüren sistem; gelen aramalar, bildirimler, müzik, oyun ve şarj durumu gibi farklı kullanım senaryolarına ışık animasyonlarıyla tepki veriyor.</p>

<p>49’dan fazla hazır ışık senaryosu sunan sistem, kullanıcıların kendi ışık animasyonlarını oluşturmasına da imkan tanıyor. Böylece cihazların arka paneli kişisel tercihlere göre özelleştirilebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Günlük Kullanıma Yönelik Yapay Zeka Özellikleri</strong></p>

<p>Her iki modelde de TECNO’nun “Pratik Yapay Zeka” yaklaşımı kapsamında geliştirilen çeşitli yapay zeka araçları bulunuyor.</p>

<p>AI YouTube Özeti, uzun videoları önemli noktalar ve zaman çizelgesiyle daha kısa özetlere dönüştürürken, AI Gürültü Engelleme özelliği görüşmeler ve ses kayıtlarında arka plan gürültüsünün azaltılmasına yardımcı oluyor.</p>

<p>Fotoğraf düzenleme tarafında kullanılan AI LightMaster 2.0 ise görsellerdeki istenmeyen parlama, yansıma ve gölgelerin düzenlenmesini kolaylaştırıyor.</p>

<p>Cihazlarda ayrıca AI Sağlık Asistanı, AI Yazma ve AI Tema Oluşturucu gibi araçlar da yer alıyor. AI Sağlık Asistanı, cihaz kamerası aracılığıyla gerçekleştirilen hızlı yüz taraması üzerinden cilt altındaki kan akışı değişimlerini analiz ederek kan basıncı, oksijen seviyesi ve kalp atış hızı gibi bazı temel verileri değerlendirebiliyor.**</p>

<p>AI Yazma özelliği; metin düzenleme, özetleme ve içerik geliştirme süreçlerine destek olurken, AI Tema Oluşturucu kullanıcıların kişiselleştirilmiş telefon temaları hazırlamasına olanak sağlıyor.</p>

<p><strong>Güncel Yazılım ve Uzun Süreli Destek</strong></p>

<p>POVA 8 Pro 5G ve POVA 8 5G, Türkçe dil desteğine sahip HiOS 16 işletim sistemiyle kullanıcılarla buluşuyor.</p>

<p>TECNO, her iki model için iki büyük Android işletim sistemi güncellemesi ve üç yıl boyunca güvenlik güncellemesi desteği sunuyor. Kullanıcılara ayrıca üç yıl süreyle 256 GB ücretsiz TECNO bulut depolama alanı sağlanıyor.</p>

<p>Seçili pazarlarda ise 2 TB bulut depolama alanını içeren üç aylık Google AI Plus uzatılmış deneme fırsatı da sunuluyor.</p>

<p>TECNO POVA 8 Pro 5G ve POVA 8 5G; yüksek performans, uzun pil ömrü, gelişmiş görüntüleme özellikleri, güçlü bağlantı teknolojileri, yapay zeka destekli araçlar ve kişiselleştirilebilir tasarım anlayışıyla Türkiye’de kullanıcıların farklı ihtiyaçlarına yönelik iki yeni akıllı telefon seçeneği olarak satışa sunuluyor.</p>

<p><i>FPS, 1.5K çözünürlük ve HDR desteği; oyuna, oyun sürümüne, ayarlara ve kullanım koşullarına göre değişiklik gösterebilir. Tüm oyun adları ve ticari markalar ilgili hak sahiplerine aittir.</i></p>

<p><i>AI özelliklerinin kullanılabilirliği bölgeye göre değişiklik gösterebilir.</i></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ŞİRKET HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/tecno-pova-8-serisi-turkiyede-satisa-sunuldu</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 12:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/1788849730-2-p-o-v-a-8-pro-5-g-1.jpg" type="image/jpeg" length="56311"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[KOBİ'ler siber suçluların radarında: Türkiye'de en çok BT ekipleri hedef alınıyor]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/kobiler-siber-suclularin-radarinda-turkiyede-en-cok-bt-ekipleri-hedef-aliniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/kobiler-siber-suclularin-radarinda-turkiyede-en-cok-bt-ekipleri-hedef-aliniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Kaspersky, küçük ve orta ölçekli işletmelere (KOBİ) yönelik gerçekleştirdiği yeni küresel araştırmanın sonuçlarını açıkladı. Araştırma, tehdit aktörlerinin motivasyonlarını ortaya koyarken, siber saldırıların işletmeler üzerinde yaratabileceği yıkıcı sonuçlara dikkat çekiyor. Bulgular, KOBİ'lerin karşı karşıya olduğu riskler karşısında gelişmiş ve ihtiyaçlara yönelik siber güvenlik çözümlerine duyulan ihtiyacın giderek arttığını gösteriyor.</strong></p>

<p>KOBİ sektöründe görev yapan BT ve BT güvenliği uzmanlarıyla gerçekleştirilen araştırmaya göre, küresel katılımcıların yüzde 58'i, Orta Doğu ve Afrika (META) bölgesindeki katılımcıların ise yüzde 82'si son bir yıl içerisinde en az bir siber olay yaşadı. <strong>Türkiye'de bu oran yüzde 58 olarak kaydedildi.</strong></p>

<p>META bölgesindeki diğer ülkelerde ise siber olay yaşadığını belirtenlerin oranı Mısır'da yüzde 99, Suudi Arabistan'da yüzde 93 ve Güney Afrika'da yüzde 78 oldu. Türkiye'deki oran diğer META ülkelerine kıyasla daha düşük görünse de, KOBİ'lerin siber saldırılarla karşılaşma riskinin önemli ölçüde devam ettiğini ortaya koyuyor.</p>

<p><strong>En fazla zarar veren tehditler</strong></p>

<p>Katılımcıların en fazla zarar veren tehditler arasında gösterdiği saldırı türlerinin başında kimlik avı saldırıları geliyor. Yazılım ve web uygulamalarındaki güvenlik açıklarının istismarı, kitlesel kötü amaçlı yazılım saldırıları, fidye yazılımları, harici uzaktan erişim yoluyla gerçekleştirilen saldırılar ve yapay zekâ güvenlik açıklarını hedef alan tehditler de öne çıkan riskler arasında yer alıyor.</p>

<p>Siber olayların en ciddi sonuçlarından biri olarak <strong>maddi kayıp</strong> dikkat çekiyor. Dünya genelindeki katılımcıların yüzde 22'si, META bölgesindeki katılımcıların ise yüzde 26'sı yaşadıkları en ciddi siber olayın maddi kayba yol açtığını belirtti.</p>

<p><strong>Türkiye'de en ciddi siber olayın sonucu olarak maddi kayıp yaşayanların oranı da yüzde 26 oldu.</strong> Bu oran Suudi Arabistan'da yüzde 35, Güney Afrika'da yüzde 16 ve Mısır'da yüzde 15 olarak kaydedildi.</p>

<p><strong>Siber suçluların hedefinde değerli veriler var</strong></p>

<p>Araştırma, saldırganların doğrudan maddi kazancın yanı sıra veri hırsızlığına da yoğun şekilde odaklandığını ortaya koyuyor. En sık hedef alınan bilgiler arasında müşterilere ait veriler yüzde 35, finansal kimlik bilgileri ve hukuki belgeler gibi hassas kurum içi bilgiler yüzde 38, çalışanlara ait kimlik bilgileri yüzde 25 ve kuruluşların iş stratejileri yüzde 23 oranında yer aldı.</p>

<p><strong>Türkiye'deki katılımcıların yanıtlarında ise müşterilere ait kişisel verilerin çalınması yüzde 35, çalışanlara ait kişisel verilerin çalınması da yüzde 35 ile saldırganların en sık karşılaşılan motivasyonları arasında ilk sırada yer aldı. Bunları yüzde 30 ile para sızdırılması izledi.</strong></p>

<p>Bu tablo, siber suçluların yalnızca doğrudan finansal kazanç elde etmeyi değil, aynı zamanda paraya dönüştürülebilecek veya gelecekte gerçekleştirilecek saldırılarda kullanılabilecek değerli verileri ele geçirmeyi hedeflediğini gösteriyor.</p>

<p><strong>Türkiye'de en fazla BT ekipleri hedef alınıyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırma verileri, siber suçluların öncelikli hedefleri arasında teknik ekiplerin bulunduğunu ortaya koyuyor. En ciddi saldırıların yüzde 61'i BT departmanlarını, yüzde 46'sı ise BT güvenliği birimlerini hedef alıyor.</p>

<p><strong>Türkiye verileri de benzer bir tabloya işaret ediyor. En fazla hedef alınan departmanlar yüzde 61 ile BT, yüzde 39 ile BT Güvenliği ve yüzde 22 ile Araştırma ve Geliştirme (Ar-Ge) oldu.</strong> Muhasebe ve finans departmanları ise yüzde 24 ile öne çıkan hedef alanlar arasında yer aldı.</p>

<p>Araştırmaya göre, en ciddi siber olaylarda ortalama üç departman aynı anda etkileniyor. Dikkat çeken bir diğer bulgu ise KOBİ'lerin müşteri hizmetleri kanalları üzerinden saldırıya uğrama oranının yüzde 21 ile orta ölçekli şirketlerdeki yüzde 15 ve büyük işletmelerdeki yüzde 17'lik oranın üzerinde olması.</p>

<p><strong>Türkiye'de eğitim ve çok faktörlü kimlik doğrulama öne çıkıyor</strong></p>

<p>Son dönemde yaşanan siber ihlaller, şirketleri süreçler, insan kaynağı ve teknoloji alanlarında ek güvenlik önlemleri almaya yöneltti.</p>

<p>Küresel ölçekte kuruluşların öncelikli adımlarının başında yüzde 24 ile BT güvenliği izleme çözümlerinin devreye alınması geliyor. Bunu yüzde 23 ile üçüncü taraflara yönelik uyumluluk gerekliliklerinin güçlendirilmesi ve kimlik bilgisi yönetimi uygulamalarının geliştirilmesi izliyor.</p>

<p><strong>Türkiye'de ise tüm çalışanlar için zorunlu BT güvenliği eğitimlerinin başlatılması veya güncellenmesi ile çok faktörlü kimlik doğrulamanın devreye alınması yüzde 39 ile ilk sırada yer alıyor.</strong> Bunları yüzde 35 ile parola politikalarının oluşturulması veya güncellenmesi takip ediyor.</p>

<p>Küresel ölçekte kuruluşların yüzde 22'si ise tüm çalışan cihazlarında güvenlik yazılımlarının devreye alınmasına ve BT ekiplerinin uzmanlığını geliştirmeye yönelik özel eğitimlere yatırım yapmaya odaklanıyor.</p>

<p>Kaspersky Birleşik Platform Ürün Grubu Başkanı <strong>İlya Markelov</strong>, araştırma bulgularına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:</p>

<p><i>“Siber olaylar, küçük ve orta ölçekli şirketlerde büyük holdinglere kıyasla çoğu zaman çok daha yıkıcı izler bırakıyor; hatta kısıtlı kaynaklara sahip bu işletmeler için doğrudan bir varoluş tehdidine dönüşebiliyor. KOBİ'lerin farklılaşan yoğun tehditler, operasyonel sınırlamalar ve ticari büyüme hedefleri karşısında acil olarak ölçeklenebilir ve ihtiyaçlarına özel geliştirilmiş çözümlere ihtiyacı var. Bu segmentteki amiral gemimiz Kaspersky Next Optimum, büyüyen işletmelerin esnek ve uzman seviyesindeki bir güvenliğe kolayca erişebilmesi için tasarlandı. Kullanıcılar, yeni özelleştirilebilir ek Güvenlik Modülleri sayesinde ana ürünün yeteneklerini genişleterek ortaya çıkan yeni risk ve ihtiyaçlara karşı savunma hatlarını güçlendirebiliyor.”</i></p>

<p><strong>KOBİ'lere siber güvenlik için dört önemli öneri</strong></p>

<p>Siber olayların yol açabileceği kayıpların riskini en aza indirmek amacıyla Kaspersky, küçük ve orta ölçekli işletmelere şu adımları değerlendirmelerini öneriyor:</p>

<ul>
 <li><strong>İhtiyaçlara uygun gelişmiş güvenlik çözümlerinden yararlanın:</strong> İşletmenin bütçesine, büyüklüğüne ve sektörel gereksinimlerine uygun çözümler tercih edin. Kaspersky Small Office Security Premium, uç noktalarda kötü amaçlı yazılımlar ve fidye yazılımları dahil gelişmiş tehditlere karşı koruma sağlarken çalışanlara yönelik güvenlik farkındalığı eğitimlerine de erişim sunuyor. Bu özellikleriyle özellikle mikro işletmeler için öne çıkıyor. Daha gelişmiş güvenlik yeteneklerine ihtiyaç duyan küçük ve orta ölçekli işletmeler ise gelişen saldırıları önleme, tehditleri erken aşamada tespit etme, olayları araştırma ve müdahale etme özellikleri sunan Kaspersky Next Optimum çözümünü değerlendirebilir.</li>
 <li><strong>Günlük yedekleme yapın:</strong> Yedekleme süreçlerini günlük operasyonların bir parçası haline getirerek kritik bilgileri olası acil durumlara ve fidye yazılımı saldırılarına karşı güvence altına alın.</li>
 <li><strong>Dahili güvenlik süreçleri oluşturun:</strong> Kurumsal kaynaklara ve bulut hizmetlerine erişim için sıkı erişim kontrolleri uygulayın. Çalışanların işten ayrılması durumunda erişim yetkilerinin BT ekipleri tarafından zamanında kaldırılmasını sağlayın.</li>
 <li><strong>İnsan kaynaklı riskleri yönetin:</strong> Teknik güvenlik önlemlerini, güvenli internet kullanımı ve parola güvenliği konusunda düzenli çalışan eğitimleriyle destekleyin. Yeni yazılımların yüklenmesi için BT onayını zorunlu hale getirin. Çalışanların sürdürülebilir siber güvenlik alışkanlıkları kazanmasına yardımcı olmak için etkileşimli çevrim içi eğitimler ve simüle edilmiş kimlik avı kampanyaları sunan güvenlik farkındalığı çözümlerinden yararlanın.</li>
</ul>

<p><strong>Kaspersky, GITEX AI Türkiye 2026'da</strong></p>

<p>Kaspersky, 9-10 Eylül 2026 tarihlerinde düzenlenecek <strong>GITEX AI Türkiye 2026</strong> kapsamında KOBİ'lerin karşı karşıya olduğu temel siber güvenlik sorunlarına ilişkin değerlendirmelerini paylaşacak. Şirket ayrıca kuruluşların güvenliklerini güçlendirmelerine yardımcı olabilecek yaklaşım ve teknolojiler hakkında katılımcılara bilgi verecek.</p>

<p>Kaspersky, Türkiye pazarındaki iş ortaklarından Redington Türkiye ile birlikte etkinlikte <strong>H2-B50 numaralı stantta</strong> yer alacak. Etkinlik boyunca Kaspersky uzmanları; müşteriler ve iş ortaklarıyla bilgi güvenliğindeki temel zorluklar, yeni ortaya çıkan siber güvenlik trendleri ve modern güvenlik teknolojileri üzerine görüş alışverişinde bulunacak.</p>

<p>Ziyaretçiler, mevcut güvenlik önceliklerini Kaspersky uzmanlarıyla değerlendirme ve şirketin siber güvenlik çözümleri hakkında daha ayrıntılı bilgi alma fırsatı bulacak.</p>

<p><i>Küresel araştırma; Brezilya, Meksika, Kolombiya, Fransa, Almanya, İtalya, İspanya, Rusya, Hindistan, Endonezya, Malezya, Çin, Tayland, Vietnam, Mısır, Güney Afrika, Suudi Arabistan ve Türkiye olmak üzere 18 ülkeden 1.800 katılımcıyla gerçekleştirildi. Toplam örneklem içerisinde KOBİ segmenti 616 temsilci ile yer aldı.</i></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ŞİRKET HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/kobiler-siber-suclularin-radarinda-turkiyede-en-cok-bt-ekipleri-hedef-aliniyor</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 11:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/1788849415-k-a-s-p-e-r-s-k-y-l-o-g-o.jpeg" type="image/jpeg" length="23603"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ATF Turizm Medya Ödülleri İçin Başvurular Başladı]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/atf-turizm-medya-odulleri-icin-basvurular-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/atf-turizm-medya-odulleri-icin-basvurular-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Uluslararası Antalya Turizm Fuarı (ATF), Türk turizmini haberleri ve fotoğraflarıyla kamuoyuna taşıyan basın mensuplarını ödüllendirmeye hazırlanıyor. Gazetecilik ve görsel çalışmalar aracılığıyla turizm sektörüne değer katan isimleri desteklemek amacıyla düzenlenen ATF Turizm Medya Ödülleri 2026 için başvuru süreci, 1 Eylül 2026 itibarıyla başladı.</strong></p>

<p>Katılımın ücretsiz olduğu ödül programına başvurular, <strong>11 Ekim 2026 saat 23.00’e kadar</strong> gerçekleştirilebilecek.</p>

<p>ATF Turizm Medya Ödülleri; Türkiye’nin turizm destinasyonlarını, insanını, kültürel mirasını, doğal güzelliklerini ve turizm ekonomisini kamuoyuna nitelikli içeriklerle aktaran gazetecilik ve fotoğraf çalışmalarını daha görünür hale getirmeyi hedefliyor. Ödüller aynı zamanda sektörde yaşanan değişim ve dönüşümü başarılı bir şekilde ele alan çalışmaları da desteklemeyi amaçlıyor.</p>

<p><strong>Yarışma kategorileri ve başvuru koşulları</strong></p>

<p><strong>Yılın Turizm Haberi</strong> kategorisinde; yazılı ve dijital basında yayımlanan haber ve araştırmaların yanı sıra röportaj ve söyleşiler, televizyon içerikleri, video çalışmaları ve podcastler değerlendirilecek. Bu kategoriye, son iki yıl içerisinde bir yayın kuruluşunda görev yaptığını belgeleyen veya ilgili basın meslek örgütlerine üye gazeteciler başvurabilecek.</p>

<p><strong>Yılın Turizm Fotoğrafı</strong> kategorisinde ise destinasyon, misafirperverlik ve insan, kültür, miras ve gastronomi ile sürdürülebilir turizm ve doğa temalarını ele alan fotoğraflar yarışacak.</p>

<p>Daha önce yayımlanmış fotoğraflarla başvuru yapılabilecek ancak başka bir yarışmada ödül kazanmış eserler değerlendirmeye alınmayacak.</p>

<p><strong>Seçici kurul önemli kurumların temsilcilerinden oluşacak</strong></p>

<p>Başvurular, alanında önemli kurumların temsilcilerinin yer aldığı seçici kurul tarafından değerlendirilecek. Kurulda; <strong>Antalya Gazeteciler Cemiyeti (AGC), Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi, Turizm Yazarları ve Gazetecileri Derneği (TUYED), Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD)</strong> ve <strong>Türkiye Foto Muhabirleri Derneği (TFMD)</strong> temsilcileri bulunacak.</p>

<p><strong>Değerlendirme ve ödül süreci</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Seçici kurul, başvuruları değerlendirmek üzere <strong>12 Ekim 2026 tarihinde Antalya’da</strong> bir araya gelecek.</p>

<p>Yarışmada ayrıca, derece sıralamasından bağımsız olarak konusu, yaklaşımı veya yarattığı etkiyle öne çıkan bir haber ya da fotoğraf çalışmasına <strong>“Jüri Özel Ödülü”</strong> verilecek.</p>

<p>Kazananlar, <strong>26–28 Ekim 2026 tarihleri arasında ANFAŞ Antalya’da gerçekleştirilecek Uluslararası Antalya Turizm Fuarı kapsamında</strong>, <strong>27 Ekim 2026 tarihinde düzenlenecek ödül töreninde</strong> açıklanacak.</p>

<p>Dereceye giren basın mensuplarına plaket ve onur belgesi takdim edilirken, ödül alan eserler ve sahipleriyle gerçekleştirilecek özel röportajlar <strong>GM Turizm ve Yönetim Dergisi</strong>'nde yayımlanacak.</p>

<p><strong>Başvurular tek adımda tamamlanıyor</strong></p>

<p>Herhangi bir üyelik ya da şifre gerektirmeyen başvuru süreci, hızlı ve kolay bir şekilde tamamlanabilecek. Adaylar gerekli bilgileri doldurduktan sonra haber bağlantılarını ekleyerek veya fotoğraflarını yükleyerek başvurularını <strong>11 Ekim 2026 saat 23.00’e kadar</strong> iletebilecek.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>FUAR HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/atf-turizm-medya-odulleri-icin-basvurular-basladi</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 18:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/mailing-6.jpeg" type="image/jpeg" length="45102"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İklim Hedefleri Finansmanla Buluşuyor: COP31 Öncesi İstanbul’da Güçlü Diyalog]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/iklim-hedefleri-finansmanla-bulusuyor-cop31-oncesi-istanbulda-guclu-diyalog</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/iklim-hedefleri-finansmanla-bulusuyor-cop31-oncesi-istanbulda-guclu-diyalog" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Sıfır Atık Vakfı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Birleşmiş Milletler Türkiye iş birliğinde düzenlenen “COP31’e Doğru: İklim Finansmanı Politika Diyaloğu”nda, iklim eyleminin finansmanı ve Türkiye’nin yeşil dönüşümünü destekleyecek finansman mekanizmaları kapsamlı şekilde ele alındı.</strong></p>

<p>Sıfır Atık Hareketi Kurucusu, Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin öncülüğünde ortaya konulan sıfır atık yaklaşımı; israfın önlenmesi, kaynakların verimli kullanılması, sürdürülebilir üretim ve tüketim modellerinin yaygınlaştırılması ve döngüsel ekonominin güçlendirilmesini esas alıyor. Bu yaklaşım, iklim eylemiyle birlikte ele alınan bütüncül dönüşüm anlayışının önemli başlıklarından biri olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum’un liderliğinde Antalya’da gerçekleştirilecek COP31’e hazırlık sürecinde de sıfır atık yaklaşımının; iklim hedeflerinin hayata geçirilmesi ve sürdürülebilir dönüşümün finansman boyutunun güçlendirilmesi açısından önemli bir rol üstlenmesi bekleniyor.</p>

<p>Bu kapsamda düzenlenen “COP31’e Doğru: İklim Finansmanı Politika Diyaloğu”, İstanbul Finans Merkezi’nde bulunan Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü’nde gerçekleştirildi.</p>

<p>COP31’e giden süreçte Türkiye’nin iklim finansmanı kapasitesini geliştirmek, kamu ve özel sektör yatırımlarını iklim hedefleriyle daha güçlü biçimde buluşturmak ve ulusal ve uluslararası finansman aktörleri arasındaki iş birliğini artırmak amacıyla gerçekleştirilen toplantı; kamu, finans sektörü, uluslararası kuruluşlar, özel sektör, akademi ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getirdi.</p>

<p>Programa; Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, Birleşmiş Milletler Türkiye Mukim Koordinatörü Dr. Babatunde Ahonsi, Birleşmiş Milletler Genel Sekreter Yardımcısı ve UNDP Politika ve Program Desteği Bürosu Direktörü Marcos Neto, Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Jean-Christophe Carret, Asya Altyapı Yatırım Bankası Başkan Yardımcısı Ajay Bhushan Pandey, Ziraat Bankası Genel Müdürü Alpaslan Çakar ile Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş katıldı.</p>

<p>Toplantıda ayrıca Ziraat Bankası, VakıfBank, Halkbank, Türkiye İş Bankası, Türk Eximbank, QNB ve Akbank temsilcilerinin yanı sıra üniversiteler, TİKA, büyükelçilikler, uluslararası kuruluşlar, özel sektör, sektör dernekleri ve sivil toplum kuruluşlarından temsilciler yer aldı.</p>

<p><i><strong>“Kamu Kaynaklarının Etkisi Artırılmalı, Özel Sermaye Harekete Geçirilmeli”</strong></i></p>

<p><img alt="3 (2)-1" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://fuardergisicomtr.teimg.com/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/3-2-1.jpeg" width="1600" /></p>

<p>Programın açılışında konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, iklim finansmanındaki temel konunun ülkelerin iklim taahhütleri ile bu hedeflerin hayata geçirilmesi için ihtiyaç duyulan finansman arasındaki açığın kapatılması olduğunu söyledi.</p>

<p>İstanbul’un kıtaları, insanları ve fikirleri birbirine bağlayan bir köprüler şehri olduğuna dikkat çeken Şimşek, bu özelliğin iklim finansmanı açısından da anlamlı olduğunu belirtti.</p>

<p>Birçok ülkenin kapsamlı iklim hedefleri ortaya koyduğunu ancak asıl zorluğun bu hedefleri uygulamaya geçirmek olduğunu vurgulayan Şimşek, kamu finansmanının önemli bir rol üstlendiğini ancak tek başına yeterli olmadığını ifade etti.</p>

<p>Şimşek, “Hiçbir maliye bakanının elinde fazladan birkaç milyar dolar yok. Dolayısıyla temel mesele, kamu kaynaklarının etkisini nasıl artıracağımız ve özel yatırımcıların yatırım yapma konusunda güven duymasını nasıl sağlayacağımızdır” dedi.</p>

<p>Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefinin ülkenin iklim politikalarına yön verdiğini belirten Şimşek, Ulusal Yeşil Finans Stratejisi’nin de bu hedef doğrultusunda önemli bir yol haritası sunduğunu kaydetti. Şimşek, stratejinin kamu kurumları, düzenleyici kuruluşlar, bankalar ve şirketlerin iş birliğiyle hayata geçirildiğini söyledi.</p>

<p><i><strong>“İklim Finansmanı Ekonomik ve Finansal Politika Yapımının Merkezinde”</strong></i></p>

<p>Birleşmiş Milletler Türkiye Mukim Koordinatörü Dr. Babatunde Ahonsi ise iklim finansmanının artık iklim tartışmalarının yalnızca bir parçası olmadığını, ekonomik ve finansal politika yapımının merkezine yerleştiğini vurguladı.</p>

<p>Ahonsi, “Temel soru artık iklim eylemine yatırım yapmamız gerekip gerekmediği değil. Asıl soru, iklim hedeflerini yatırımlara, yatırımları da gerçek dünyada sonuçlara dönüştürmek için ihtiyaç duyduğumuz finansmanın ölçeğini, hızını ve niteliğini nasıl artıracağımızdır” ifadelerini kullandı.</p>

<p>İklim değişikliğinin yalnızca çevresel bir sorun olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Ahonsi, iklim krizinin aynı zamanda sistemik, ekonomik ve finansal riskler oluşturduğuna dikkat çekti.</p>

<p>Ahonsi, iklim değişikliğinin mali dengelerden borç sürdürülebilirliğine, finansal istikrardan altyapıya, gıda ve enerji güvenliğinden işletmelere ve geçim kaynaklarına kadar geniş bir alanı etkilediğini ifade etti. Bununla birlikte düşük karbonlu ve iklim dirençli ekonomiye geçişin önemli yatırım fırsatları da sunduğunu söyledi.</p>

<p>İklim hedeflerinin hayata geçirilmesi için finansal sistemlerin iklim amaçlarıyla daha tasarım aşamasında uyumlu hale getirilmesi gerektiğini vurgulayan Ahonsi; düzenleme, vergilendirme, yatırım kararları, risk yönetimi, sermaye piyasaları, şeffaflık ve proje hazırlama süreçlerinin birlikte ele alınmasının önemine işaret etti.</p>

<p><i><strong>“İklim Finansmanı, İklim Eylemini Hayata Geçirecek Güç”</strong></i></p>

<p>Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş da iklim finansmanının iklim politikalarının yalnızca tamamlayıcı bir unsuru olmadığını, bu politikaların hayata geçirilmesini sağlayan temel güç olduğunu belirtti.</p>

<p>“Bugün burada yalnızca iklim finansmanını konuşmak için değil, iklim eylemini finanse edilebilir, uygulanabilir ve ölçülebilir bir değişime dönüştürmek için bir aradayız” diyen Ağırbaş, iklim krizinin artık geleceğe ilişkin bir mesele değil, günümüzün önemli ekonomik sorunlarından biri haline geldiğini söyledi.</p>

<p>Ağırbaş, “Finans, iklim politikasına eklenen bir unsur değildir. Finans, politikayı uygulamaya geçirecek güçtür” dedi.</p>

<p>Sıfır Atık Hareketi’nin küresel ölçekte yaygınlaşmasında Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin liderliğinin önemine değinen Ağırbaş, Türkiye’nin sıfır atık vizyonunun küresel bir harekete dönüşmesinde ortaya konulan yaklaşımın önemli bir perspektif sunduğunu ifade etti.</p>

<p>Değişimin, toplumun tüm kesimlerinin ortak bir hedef etrafında bir araya gelmesiyle kalıcı hale gelebileceğini belirten Ağırbaş, aynı anlayışın iklim finansmanı alanına da taşınması gerektiğini vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kamu kaynakları, özel sermaye, uluslararası finans kuruluşları ve yeni finansman modellerinin aynı sistem içerisinde buluşturulmasının önemine dikkat çeken Ağırbaş, iklim hedeflerine ulaşmak için güçlü ve kapsayıcı bir finansman ekosistemine ihtiyaç olduğunu söyledi.</p>

<p><img alt="1 (10)-4" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://fuardergisicomtr.teimg.com/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/1-10-4.jpeg" width="1600" /></p>

<p><strong>İklim Finansmanında Ortak Çözüm Zemini</strong></p>

<p>Programın devamında Türkiye’nin iklim finansmanı kapasitesinin geliştirilmesi, kamu kaynakları ile özel sermayenin daha etkin şekilde bir araya getirilmesi ve yatırım yapılabilir iklim projelerinin artırılmasına yönelik başlıklar ele alındı.</p>

<p>Bir günlük üst düzey yuvarlak masa toplantısı formatında gerçekleştirilen politika diyaloğunda, Türkiye’nin iklim finansmanı ekosisteminin güçlendirilmesine yönelik altı tematik çalışma grubu oluşturuldu.</p>

<p>Çalışma gruplarında; Finansal Düzenleme ve Taksonomi, Yeşil Finans Araçları, Finanse Edilebilir Proje Havuzları, Karma Finansman ve Risk Paylaşım Araçları, Özel Sermayenin Harekete Geçirilmesi ile Sürdürülebilirlik Raporlaması, Güvence ve Güvenilir İklim Verisi başlıkları değerlendirildi.</p>

<p>Bu kapsamda Türkiye’de iklim finansmanına erişimin önündeki engeller, mevcut ve potansiyel yatırım fırsatları ile finansman araçlarının daha etkin kullanılmasına yönelik çözüm önerileri masaya yatırıldı.</p>

<p><strong>COP31’e Giden Yolda Somut Politika Önerileri</strong></p>

<p>“COP31’e Doğru: İklim Finansmanı Politika Diyaloğu” kapsamında ortaya konulan değerlendirme ve önerilerin, Türkiye’nin iklim finansmanı alanındaki politika ve uygulamalarına katkı sağlaması hedefleniyor.</p>

<p>Diyalog sürecinde geliştirilen politika önerilerinin COP31 Başkanlığı, COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Ofisi, uluslararası finans kuruluşları ve çok taraflı kalkınma bankalarıyla paylaşılması planlanıyor.</p>

<p>Programın ayrıca Türkiye’nin 12. Kalkınma Planı (2024-2028) ile Ulusal Yeşil Finans Stratejisi ve Eylem Planı (2026-2030) doğrultusunda; yeşil büyüme, iklim dayanıklılığı ve sürdürülebilir finansman alanlarında yürütülen çalışmalara katkı sunması amaçlanıyor.</p>

<p>COP31’e doğru İstanbul’da gerçekleştirilen politika diyaloğu, iklim hedeflerinin gerekli finansman kaynaklarıyla buluşturulması, yatırım yapılabilir projelerin geliştirilmesi ve kamu, özel sektör ile uluslararası finans dünyası arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi açısından önemli bir ortak çalışma zemini oluşturdu.</p>

<p>Toplantı, Türkiye’nin sürdürülebilir, düşük karbonlu ve iklim değişikliğine daha dayanıklı bir geleceğe yönelik dönüşüm sürecinde finansmanın merkezi rolünü bir kez daha ortaya koydu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/iklim-hedefleri-finansmanla-bulusuyor-cop31-oncesi-istanbulda-guclu-diyalog</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 18:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/2-1-4.jpeg" type="image/jpeg" length="55696"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ATO Başkanı Baran, 2027-2029 Orta Vadeli Programı’nı değerlendirdi]]></title>
      <link>https://www.fuardergisi.com.tr/ato-baskani-baran-2027-2029-orta-vadeli-programini-degerlendirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.fuardergisi.com.tr/ato-baskani-baran-2027-2029-orta-vadeli-programini-degerlendirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program’ın (OVP), makroekonomik istikrarın güçlendirilmesi, enflasyonla mücadelede kararlılığın sürdürülmesi ve kamu maliyesinde disiplinin korunması açısından umut verici olduğunu belirtti.</strong></p>

<p>Küresel ticarette daralmanın, bölgesel gerilimlerin ve korumacılık eğilimlerinin arttığı bir dönemde Türkiye ekonomisinin önümüzdeki üç yıllık yol haritasının netleşmesinin iş dünyası açısından büyük önem taşıdığını ifade eden Baran, programın ekonomide öngörülebilirliği artıracağını söyledi.</p>

<p>Baran, “Küresel ticarette daralmanın, bölgesel gerilimlerin ve ticaret korumacılığının arttığı bir dönemde Türkiye ekonomisinin yol haritasının netleşmesi, öngörülebilirliğin artırılması açısından son derece kıymetli. Programda ortaya konulan rakamlar, ekonomide dengelenme ve dezenflasyon sürecinin devam ettiğini gösterirken, hedeflere ulaşma sürecinin daha önce öngörülenden daha uzun bir zamana yayıldığına da işaret ediyor. Fiyat istikrarını sağlama yönünde ilerlerken reel sektörün üretim ve rekabet gücünün korunması büyük önem taşıyor” dedi.</p>

<p>ATO Başkanı Gürsel Baran, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklanan 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program’a ilişkin yazılı bir değerlendirmede bulundu. Programın; küresel belirsizliklerin, jeopolitik risklerin ve enerji fiyatlarındaki gelişmelerin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerinin arttığı bir dönemde hazırlandığına dikkat çeken Baran, üç yıllık ekonomik yol haritasının ortaya konulmasının iş dünyasının geleceğe daha sağlıklı bakabilmesi açısından önemli olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>Enflasyonda hedefe ulaşma süresi uzadı</strong></p>

<p>Enflasyonla mücadelede Mayıs 2024’teki yüzde 75,5 seviyesinden önemli bir mesafe alındığını belirten Baran, yeni OVP’nin dezenflasyon sürecinin daha önce öngörülenden uzun süreceğine işaret ettiğini söyledi.</p>

<p>Baran, “2026 yılı sonu enflasyon tahmininin yüzde 28,4 olarak güncellenmesi, önümüzde hâlâ kat etmemiz gereken önemli bir mesafe olduğunu gösteriyor. Yeni programda enflasyonun 2027’de yüzde 21’e, 2028’de yüzde 13,5’e ve 2029’da yüzde 9’a gerileyerek yeniden tek haneye ulaşması öngörülüyor. Dolayısıyla enflasyonla mücadele, önümüzdeki üç yıl boyunca ekonomi politikalarının ana gündemlerinden biri olmaya devam edecek” diye konuştu.</p>

<p>Dezenflasyon sürecindeki gecikmede küresel ve jeopolitik gelişmelerin etkili olduğunu vurgulayan Baran, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın da konuşmasında bu etkinin yaklaşık 7 puan olarak hesaplandığını ifade ettiğini hatırlattı.</p>

<p>Enerji ve emtia fiyatlarında yaşanan artışların üretimden ulaştırmaya kadar ekonominin birçok alanında maliyet baskısı oluşturduğunu belirten Baran, bu gelişmelerin ticaret ve ihracat üzerinde de etkili olduğunu söyledi.</p>

<p>“Fiyat istikrarının sürdürülebilir büyümenin temel şartlarından biri olduğunu biliyoruz” diyen Baran, şöyle devam etti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Enflasyonla mücadeleyi destekliyor ve bu süreçte alınan mesafeyi son derece kıymetli buluyoruz. Ancak tek haneli enflasyon hedefine ulaşma sürecinin uzadığı bu dönemde üretim, yatırım, istihdam ve ihracat gücümüzü korumamız gerektiği de göz önünde bulundurulmalıdır.”</p>

<p>Baran ayrıca, dezenflasyon sürecinin yükünün yalnızca özel sektörün omuzlarında kalmaması gerektiğine dikkat çekerek, kamudaki tasarruf tedbirleri ile harcama disiplininin de kararlılıkla sürdürülmesinin önemine işaret etti.</p>

<p><strong>Finansmana erişim</strong></p>

<p>Reel sektörün son dönemdeki en önemli gündem başlıklarından birinin finansmana erişim olduğunu hatırlatan Baran, OVP’de bu konuya ilişkin somut mekanizmalara yer verilmesini memnuniyetle karşıladıklarını belirtti.</p>

<p>Baran, “İş dünyası olarak uzun süredir finansmana erişimin kolaylaştırılması, kredi kanallarının üretim, yatırım ve ihracata daha güçlü biçimde yönlendirilmesi ve özellikle KOBİ’lerimizin işletme sermayesi ihtiyaçlarının gözetilmesi gerektiğini dile getiriyoruz. Yeni OVP’de bu ihtiyaçların doğrudan karşılık bulmasını önemli görüyoruz” dedi.</p>

<p>İmalat Sanayisini Güçlendirme Programı kapsamında finansmana erişimin kolaylaştırılması, yatırım, üretim ve ihracata yönelik seçici kredi imkânlarının geliştirilmesi ile KOBİ’lerin teminat ve işletme sermayesi sorunlarının hafifletilmesine yönelik adımlara dikkat çeken Baran, 250 milyar TL büyüklüğündeki İmalat Sanayisi Finansman Desteği Programı’nın reel sektör açısından önemli bir kaynak oluşturacağını söyledi.</p>

<p>Baran, “Bu süreçte açıklanan kaynakların işletmelerimize hızlı, etkin ve ihtiyaçlara uygun koşullarla ulaştırılması, işletmelerimizin faaliyetlerinin ve sürdürülebilirliğinin korunması açısından büyük önem taşıyor” diye konuştu.</p>

<p><strong>Enerji maliyetleri ve dış denge</strong></p>

<p>Küresel gelişmelerin Türkiye’nin dış dengesi üzerindeki etkilerinin OVP rakamlarına da yansıdığını belirten Baran, enerji ithalatı tahmininin 63 milyar dolardan 71 milyar dolara, dış ticaret açığı tahmininin ise 96 milyar dolardan 105 milyar dolara yükseltilmesine dikkat çekti.</p>

<p>Baran, “Enerjide dışa bağımlılığın yalnızca cari denge açısından değil, enflasyon ve sanayimizin rekabet gücü bakımından da ne kadar önemli olduğunu bu rakamlar bir kez daha ortaya koyuyor. Enerji verimliliğinin artırılması, yenilenebilir enerji yatırımlarının hızlandırılması ve kritik girdilerde yerli üretim kapasitesinin geliştirilmesi, orta ve uzun vadede ekonomimizin dış şoklara karşı dayanıklılığını güçlendirecektir” dedi.</p>

<p>Türkiye’nin zorlu dış talep koşullarına rağmen yıllıklandırılmış ihracatını Ağustos itibarıyla 280 milyar dolar seviyesine taşımasını önemli bir başarı olarak değerlendiren Baran, orta ve yüksek teknolojili ürünlerin toplam ihracat içerisindeki payının yüzde 44,1’e yükselmesini de ihracatın niteliği açısından olumlu bulduklarını ifade etti.</p>

<p>Türkiye’nin en önemli ihracat pazarlarında yaşanan yavaşlamanın ihracatçı üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çeken Baran, Avrupa Birliği ile Orta Doğu-Kuzey Afrika bölgesinin toplam ihracatın yaklaşık üçte ikisini oluşturduğunu hatırlattı.</p>

<p>Baran, “Bir taraftan finansman maliyetleri, diğer taraftan enerji ve iş gücü maliyetleri, öte yandan ana ihracat pazarlarımızdaki talep koşulları işletmelerimizin rekabet gücünü doğrudan etkiliyor. Bu nedenle OVP’de Eximbank desteklerinin, ihracat sigortası imkânlarının ve ihracat finansmanının güçlendirilmesine yer verilmesini son derece önemsiyoruz. Mevcut pazarlardaki gücümüzü korurken, yeni pazarlara erişimimizi de artırmak zorundayız” diye konuştu.</p>

<p><strong>Mesleki eğitim vurgusu</strong></p>

<p>OVP’de 2026 yılında yüzde 8,1 olarak tahmin edilen işsizlik oranının 2029’da yüzde 7,6’ya indirilmesinin ve üç yıllık dönemde yaklaşık 2,1 milyon ilave istihdam oluşturulmasının hedeflendiğini hatırlatan Baran, iş gücü piyasasındaki yapısal sorunlara da dikkat çekti.</p>

<p>Reel sektörün özellikle ara kademe ve nitelikli teknik personel bulmakta güçlük yaşadığını belirten Baran, işsizlik ile işverenlerin ihtiyaç duyduğu çalışanı bulamaması sorununun aynı anda yaşanmasının mesleki eğitim ile iş gücü piyasası arasındaki bağın daha da güçlendirilmesi gerektiğini gösterdiğini söyledi.</p>

<p>Baran, “İşsizlikle işverenlerin eleman bulma sorununun aynı anda yaşandığı bir tablo, mesleki eğitim ile iş gücü piyasası arasındaki bağın daha da güçlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. OVP’de sektör-okul iş birliklerine ve mesleki eğitime yapılan vurguyu bu nedenle çok kıymetli buluyoruz” dedi.</p>

<p>OVP’nin hazırlanması sürecinde iş dünyasının görüşlerine başvurulmasını da önemli bulduklarını ifade eden Baran, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında gerçekleştirilen istişarelerin kamu ile özel sektör arasındaki diyaloğun sürdürülmesi açısından değer taşıdığını belirtti.</p>

<p>Baran, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:</p>

<p>“Orta Vadeli Program’ın ortaya koyduğu hedefleri ülkemizin geleceği açısından önemsiyoruz. Bundan sonraki süreçte belirleyici olan, hedeflerin kararlılıkla uygulanması ve reform takviminin hayata geçirilmesi olacaktır. 2027-2029 Orta Vadeli Programı’nın ülkemize, milletimize ve iş dünyamıza hayırlı olmasını diliyorum.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.fuardergisi.com.tr/ato-baskani-baran-2027-2029-orta-vadeli-programini-degerlendirdi</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 17:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://fuardergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/fuardergisi-com-tr/uploads/2026/09/4d23c65b-0c13-46a2-9e0a-fbfa9b13ccfb-1.webp" type="image/jpeg" length="18203"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
